TÜRKLER HAKKINDA HER ŞEY!
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 18 Kasım 2017, 07:33:15


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1] 2 3 ... 14
  Yazdır  
Gönderen Konu: TÜRKLER HAKKINDA HER ŞEY!  (Okunma Sayısı 133787 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Efrasyap
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 23



« : 18 Nisan 2009, 17:50:06 »

''İnsanlari yücelten iki büyük meziyet vardır: Erkeğin cesur kadının namuslu olması. Bu iki meziyetin yanında hem erkeği hem kadını şereflendiren bir meziyet vardır. İcabında tereddütsüz canını feda edebilecek kadar vatanına bağlı olmak. İşte Türkler bu meziyetlere ve fazilete sahip kahramanlardır. Bundan dolayıdır ki Türkler öldürülebilir lakin mağlup edilemezler"
Napoleon Bonaparte - Fransız İmparatoru

"Türklerden bahsediyorum... Düşmanına saldırırken amansız bir kasırgaya korkunç bir denize ve insafsız bir yıldırıma benzeyen Türk; dost yanında ve silahsız düşman karşısında bir seher yelidir berrak bir göldür. Gönül açan bu yeli yıldırma göz kamaştıran bu gölü coşkun bir denize çevirmek tabiatı da inciten bir gaflet olur."
Tasso - İtalyan Şair

"Bütün milletler arasında en namuslu ve dostluk kurmada tereddüt edilmeyecek olan yalnızca Türklerdir. Henüz yabancı tesiri altında kalmamış olan bir köye gidecek olursanız; gerçek misafirperverliğin ne demek olduğunu orada görüp öğrenirsiniz."
William Martin

"Irk ve millet olarak Türkler bence geniş imparatorluklar içinde yaşayan kavimlerin en asili ve başta gelenedir. Dini sosyal ve örfi faziletleritarafsız kimseler için birer takdir ve hayranlık kaynağıdır."
Lamartine-Fransız Yazar şair ve Devlet adamı.

"Poltava'da esir oluyordum. Bu benim için bir ölümdü kurtuldum. Buğ nehri önünde tehlike daha kuvvetli olarak belirdi; önümde su ardımda düşman tepemde cehennemler püsküren güneş... Su beni boğmak düşman beni parçalamak güneş beni eritmek istiyordu; yine kurtuldum. Fakat bugün esirim Türklerin esiriyim. Demirin ateşin ve suyun yapamadığını onlar bana yaptılar esir ettiler. Yalnız ayağımda zincir yok zindanda da değilim; istediğimi yapıyorum. Fakat bu defa da şefkatin asaletin nezaketin esiriyim. Türkler beni işte bu elmas bağa sardılar. Bu kadar alicenap bu kadar asil bu kadar nazik bir milletin arasında hür bir esir olarak yaşamak bilsen ne kadar tatlı."
Demirbaş Şarl -İsveç Kralı (Ruslardan kaçıp Osmanlıya sığınmıştır)

"Türkler ölmeyi biliyorlar hem de iyi biliyorlar. Ben de ölmeyi bilen bir milletin yenilmeyeceğini bilecek kadar tecrübeliyim. Burada hiç yoktan ordular kurmak ve bu orduları ölüme sürüklemek mümkün. Bu imkanlardan bol bol faydalanıyorum. Fakat meydana getirdiğim orduları sendeleten bir engel var: Türklerin yaşayan hatıraları!
Üç-dört yüzyıl önce her kudreti ve her milleti yenen Türkler şimdi de silinmez hatıralarıyla her teşebbüsü sendeletiyorlar. Hemen her yürekte bu korkuyu seziyorum. Demek ki yalnız Türkleri değil onların tarihini de yenmek lazım. Bu durumda ben Türklerin düzinelerle milleti idare etmelerindeki sırrı da anlıyorum. Onlar milletleri bir kere yeniyor fakat kazandıkları zaferleri ruhlara ve nesillere nakşedebiliyorlar."
M. Montecuccoli (Avusturyalı Komutan)

"Seceat ve cesaret bakımından Türklerden üstün; büyük hedeflere ulaşmak bakımından da onlardan dirayetli hiç bir kavim yoktur. Cenab-ı Hak onları aslan sıfatında yaratmıştır."
İbn-i Hassul

''Türk asillerin asilidir. yapma olmayan gösterişi bulunmayan bu pek yüce asalet ona tabiatın hediyesidir.''
Pierre Loti

''Türklerin yalnız sonsuz bir cesareti değil iradeleri sersemleştiren bir sihirbaz zekası vardır. İşte Türk bu zekasıyla zafer kazanır uygarlıklar yaratır ve insanlık dünyasında en şerefli hizmeti başarır. Zaten Avrupa'nın yarısını yüzyıllarca boyunduruk altına almak başka türlü mümkün olamazdı.''
Çarnayev(Rus Komutan)

''Silahlı milletin en canlı örneği Türklerdir. Bu diyar köylüsünün orak katibinin kalem ve hatta kadınlarının etek tutuşunda silaha sarılmış bir pençe kıvraklığı vardır. Türk ata biner gibi oturur keşfe yollanan asker gibi uyanık yürür.''
Moltke

''Türkler bir ırk ve bir millet olarak yeryüzünün en şerefli insanlarıdır.''
La Martine

''Savaşın zevkini almak isteyen herkes Türklerle savaşmalıdır.''
Towsend (İngiliz Komutan)

''Doğulu önderler milletlerinin başından ayrılmayarak her hükümetin temeli olan şu iki kanunu hakkıyla yapıyorlar: iyi yola götürmek ve kötülüklerden korumak. Bu asil hareket Ruslardan fazla özellikle Türklerde göze çarpıyor.''
Auguste Comte

''Türk kadınlarının en büyük süsü Türk oluşlarıdır. Onlar süslenmek için elmas veya zümrüt takınmıyorlar belki üzerlerinde taşıdıkları o taşları süslemiş ve kıymetlendirmiş oluyorlar. Çünkü her Türk kadını canlı bir inci ve paha biçilmez bir pırlantadır.''
Lady Mary Wortley Montagu

''Türk'ün güzel yüzünü kuvvetli endamını pırıltılı kostümünü zarif tavırlarını kibar gülüşünü aslanca kükreyişini fırçayla göstermek mümkündür. Fakat pek güç olan Türk'ün özünü göstermektir. Bu öz ayışığı gibi görülür fakat gösterilemez.''
Decamps (fransız ressam)

''Türkler yaman binicidirler. Türkler hücumunda düşmanı bir yaprak gibi çevirip bozarlar.''
Câhiz (Arap Bilgini)

''Türklerin yürekleri temizdir. Onlarda batıl fikirler basit düşünceler yoktur.''
Semame İbn-i Eşreş (Arap Bilgini)

''Türkler kahramandırlar. Dostlarına zarar vermezler. Fakat kazanç getirirler.''
Comenius (Çek Bilgini)

''Türklerin biricik sevdikleri şey hak ve hakikattir. Ve hiçbir haksızlık yapmadıkları halde haksızlığa uğramışlardır.''
William Pitt (İngiliz Devlet Adamı)

''Türk Heredot'tan Tevrat'tan çok eski yüzyılların tanıdığı bir ulustur.
Sadelik içinde görkemi sükunet içinde ihtişamı tahakküm kabul etmeyen bir
yüreklilik alabildiğine geniş bir fetih aşkı sonsuz bir teşebbüs kabiliyeti bölgelere uymaktan çok bölgeleri kendine uydurma zevki ve alışkanlığı Türk milletinin asırlar dolduran tarihinde açıkça görülür.''
(Ünlü Tarihçi) Hammer

''Türkler kahramadırlar dostlarına zarar vermezler. Yüce Türk milleti tuttuğu eli bırakmaz sözünden dönmez iyi ve kötü günlerde dostundan ayrılmaz. Böyle bir ulusla el ele vermek yeryüzünde her zorluğu yenmek için sonsuz bir güç ve yetenek kazanmak demektir.''
Comenius (Çek Bilgini)

''Türkler muhakkak ki Avrupa tarihinin ve yakın Asya tarihinin bildiği en halis efendi millettir.''
Kayzerling

''Her Türk'ün bakışında silahın ruha verdiği güveni görmek mümkündür. O hayata ve olaylara güvenle bakmayı öğrenmiştir.''
Molkte

''Kılıcı insafsız bir beceriyle kullanan Türk'ün eli yendiği insanların yarasını sarmakta da ustadır.''
Lord Byron

''Türk korkmaz korkutur. Bir şey isterse onu yapmadıkça vazgeçmez. Hangi işe el atarsa başarır.''
Semame İbn-i Eşreş

''Türkçeyi öğrenmek benim için büyük bir mutluluk oldu. Çünkü Türk'ü anlamak için kendisiyle mutlaka tercümansız konuşmalıdır. Tercüman ışığı örten zevksiz bir perde oluyor.''
Gelland (Fransız Bilgini)

''Türk askeri cesurdur. Anavatanını sever ve onun için gerekirse çekinmeden canını feda eder.''
Albert Einstein

''Artık Türklerle savaşmam. Onlar çok cesur ve iyi insanlar.''
Andreas Phitiades

''Dünyada iki bilinmeyen vardır. Biri kutuplar diğeri Türkler.''
Albert Sorel

''Türk toplumunda kişisel nitelik ve değer dışında hiçbir şeye önem verilmez.''
Baron Büsbek

''On ulusun on yiğit adamının gücü tek bir kimsede toplansa yine bir Türk'e bedel olmaz. Türklerin en çok konuştuğu şey savaştır zaferdir. Eğlenceleri ise attır silahtır. Türklerin doğrulukları ve namuslulukları ne kadar övülse yeridir.''
Charles Mcfarlene

''Türk milleti ikibin yıldır profesyonel askerdir. Bütün Türklerin mesleği askerliktir.''
Donaldson

''Dünyanın hangi ordusuna sorarsanız sorun Türk askerinin karşısında düşünmenin hiç de kolay olmadığını veya olamayacağını size söyler.''
Donaldson

''Türklerle dost ol ama düşman olma.''
Gianni de Michelis

''Dünyada Türklerden başka hiçbir ordu bu kadar süre ayakta duramaz.''
Hamilton

''Türklerden başka dini ve vatanı uğruna canını vermeye hazır asker yoktur.''
Hamilton

''Türkler devlet yıkmakta ve devlet kurmakta birinci sınıf ustadır. Ülkeleri değil kıtaları altüst etmişler ve korkunç saldırışlar arasında sarsılması hiç de kolay olmayan egemenliklerini yaratmışlardır.
Tarih Türklerden çok şey öğrendi. Onların elinden çıkma öyle eserler vardır ki uygarlık için birer süs olmaktadır.''
Hammer

''Çanakkale'de başarılı olamadık. Nasıl başarılı olurduk ki? Zira Türkler yuvasına girilmiş aslanların hiddetiyle cüret ve cesaret kahramanlığı ile savaşıyorlardı. Böyle bir millet görmedim.''
Sir Julien Corbet

''Türk gibi ölüme gülerek bakan bir eri başka hiçbir ulusta bulamazsınız.
Yalnız ona iyi bir komutan gerektir.''
Mulman

''Toplumsal düzenin Türkler arasında kurmuş olduğu ilişkilerin hepsinde temiz yüreklilik ve iyi niyet hakimdir. Vatandaşların birbirlerine karşı borçlu oldukları işlemleri yapma ve yerine getirmeleri için başka ülkelerde olduğu gibi senetleşmeye yani yazılı belgeye ihtiyaçları yoktur. Çünkü onların övülmeye değer hallerinden biri de verdikleri söze genellikle sadık kalmaları ve karşılarındakini aldatmaktan güveni suistimal etmekten çekinmeleridir.''
Monradgea D'ohsson

''Kendi ulusuna karşı bu kadar dürüst ve cömert olan müslüman Türkler hangi mezhebe bağlı olursa olsun aynı dürüstlüğü yabancılara karşı da yapar ve yerine getirirler. Bu noktada müslümanla müslüman olmayan arasında hiçbir fark gözetmezler.''
Monradgea D'ohsson

''Türk'ü anlamamak için tarihe göz yummak gerekir. Haksız saldırılar ve adi iftiralar önünde Türk'ün vakur kalışı kuşku yok ki körlerin gerçeği eşyayı anlamadıklarını düşündüklerinden ve körlere acıdıklarındandır. Bu soylu davranış o adi iftiralara ne açık bir cevap oluyor.''
Pierre Loti

''Türk'ün ahlaki seciyesi çocukluğunda aldığı iyilik telkinleriyle değil çevrelerinde fenalık görmemek suretiyle oluşur.''
Thomas Thorsten

"Türklerin ruhu yeniden parlayacak ve silah kullanmak için doğan bu kahraman milletin tarihi eski ışığını bulacaktır."
Feldmareşal von Moltke -Alman Genelkurmay Başkanı

"TÜRKLER SİZE DOKUNMADIKÇA SİZ DE ONLARA SAKIN DOKUNMAYIN."
Hz. Muhammed

"Hz.Peygamber Miraca çıktığında yeryüzünde sonsuz atlılar görür ve Cebrail 'a sorar;
Ey Cebrail bunlar kimlerdir ?
Cebrail cevap verir:Bunlar Türklerdir , sizlerden sonra müslümanlığı koruyup kollayacak milet işte bunlardır......."

YN: VAY VAY VAY, DEMEK ÖYLEYMİŞ Sırıt



TANRI TÜRK'Ü KORUSUN
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Türk budur. Yıldırımdır. Kasırgadır, dünyayı aydınlatan güneştir
KÜR-AÇİNA
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 366


Kurt Katun


« Yanıtla #1 : 27 Ağustos 2009, 23:04:25 »

  MANAV TÜRKLERİ

  ANLAMI:


  Manavlar, özellikle Batı Anadolu'da yoğunlaşan Türk soylu halk. Türkologlara göre manavlık, Anadolu'da ilk yerleşik hayata geçen Türkleri tanımlamada kullanılan bir sıfattır.

  Manavlar, yazılı eski kaynakların cemaatler bölümünde “Manavlar”, “Manavlı”(Manavlu), “Manavlar Parakendesi” biçiminde ve Yörükân Taifesi’ne bağlı bir topluluk olarak gösterilmektedir.[ Türkay, Cevdet; BAŞBAKANLIK ARŞİVİ BELGELERİNE GÖRE OSMANLI İMPARATORLUĞU’NDA: OYMAK, AŞİRET VE CEMAATLER, Tercüman Kaynak Eserler Dizisi: I, İstanbul, 1979, s.576 ] Ayrıca farklı kaynaklarda Manav; “Batı Anadolu’ya dışarıdan gelen (göçmen/muhacir) ve göçebelikten yerleşmiş (Yörük) nüfus dışında eskiden yerleşmiş köylere” köylülere verilen ad veya “Yerli Halk”, “Yerleşik Türk/Türkmen Topluluğu” ya da “Yerli olan, muhacir olmayan” ve yahut “hareketli nüfusa karşın yerini değiştirmeyen, devamlı olarak orada oturan topluluk üyeleri olarak tanımlanmaktadır. Yani Manav; “bir yere sonradan gelenleri, yerleşik olanlardan ayırt etmek için kullanılan” ve “Türkçe dışında dil bilmeyen” topluluk anlamında kullanılan bir kavramdır

  Anadolu'ya göç ederek gelen Türklerden bazıları yerleşik hayata geçerek tarım faaliyetlerinde bulunmaya başlamışlardır. Buna bağlı olarak manavlık,
“Batı Anadolu’ya dışarıdan gelen (göçmen/muhacir) ve göçebelikten yerleşmiş (Yörük) nüfus dışında eskiden yerleşmiş köylere / köylülere verilen ad veya “Yerli Halk”, “Yerleşik Türk / Türkmen Topluluğu” ya da “Yerli olan, muhacir olmayan” ve yahut “hareketli nüfusa karşın yerini değiştirmeyen, devamlı olarak orada oturan “Türkçe dışında dil bilmeyen” topluluk üyeleri” olarak tanımlanmaktadır.

  Manavların günümüzde geleneksel yapılarını iyi korudukları, en önemli yerleşim alanı Taraklı İlçesi ve köyleridir. Kitle iletişim ve ulaşım araçlarının nispeten daha geç ulaştığı bu bölüm, diğer yerleşim alanlarına göre geleneğini daha fazla muhafaza etmiştir. Aşırı geleneksel anlayışa delil olarak yörede anlatılan söylencede: Akşemseddin’in, Fatih Sultan Mehmed’in yanından ayrıldıktan sonra, yerleşmek için yer ararken yanında bulunanlar O’na Taraklı’yı önerdiğinde, O’nun da, “Taraklı’nın Kıblesi Kapalı” diyerek bu öneriyi geri çevirdiği anlatılmaktadır. Akşemseddin’in, Taraklı halkını çekingen ve geleneksel bulunduğuna yönelik olarak anlatılan söylence, yöre halkı tarafından günümüzde de dile getirilmektedir.

  Batı Anadolu’ya ve Taraklı yöresine, Manavların (Yerli Türklerin) ilk yerleşimin 1291 tarihinden hemen sonra yapıldığı sanılmaktadır. Ayrıca Yıldırım Bayezıd döneminde İstanbul’un alınması amacıyla yapılan kuşatma kaldırılırken, yapılan anlaşma gereği Sirkeci’de bir Türk mahallesi kurulması şartına uygun olarak Göynük ve Taraklı’dan 760 hane Manav İstanbul’a yerleştirilmiştir.Yani İstanbul’a yerleştirilen ilk yerli Türklerin, bu yöreden giden “Manavlar” olduğu kaynaklarca da doğrulanmaktadır.


  Manav Sözcüğü

  Manav kelimesi, öz-Türkçe bir sözcüktür. Manav deyimine Orhun kitabelerinde de rastlanmaktadır. Bey anlamına gelmektedir. Manav sözcüğünün; Türkistan’daki Kazak-Kırgız ve Sibirya’daki Yakut (Saha) Türklerinde kullanılan, koruyucu soylu kişi ve boy beyi anlamına gelen “Manap” ve “Manag”dan geldiği sanılmaktadır.
 
  Eski Türkçe de “v” sesinin olmamasından dolayı, “Manap” sözcüğündeki “p” ve “Manag” sözcüğündeki “g” sesinin yumuşayarak “Manav” sözcüğünün ortaya çıktığı düşünülmektedir. (Örneğin; berim=verim, takuk=tavuk, kagun=kavun vb gibi.) “Manap”ın; Çağatay Türkçesi’nde “asilzâde, asâlet, beyzadelik”, Kırgız Türkçesi’nde “feodal kabilelik üst tabakasının mümessili” veya “Kırgız Lideri”, Kazak Türkçesi’nde “ağa, bey” ile “Manag”ın; Yakut (Saha) Türkçesi’nde “koruyucu, güdücü, bakıcı” anlamlarını taşıması ve de Türkistan’ın kuzey bozkırlarında yaşayan Kırgız ve Kazakların boy ve oymak başlarına “Manap” demeleri ile 1860’larda Kırgızlardan Bugu (Geyik) kabilesi ve Sari Bağış boylarının başlarında Manapların yer alması olguları da, “Manavlar=Yerli Türk/Türkmen” görüşünü desteklemektedir. Kırgızistan'daki Manas destanında yer alan ve soylu beylere verilen Manap ifadesi Manavların Manas destanıyla ilgili olduklarını da gösterir.
Bazı köylerde yapılan araştırmalarda , Balkanlar'dan Anadolu'ya geçen ve Bizanslılar tarafından Batı Anadolu'ya tampon maksatlı yerleştirilen Kuman-Kıpçak-Peçenek Türklerinin Oğuz Türkleriyle kaynaşmasıyla ortaya çıkan Türk grubu olduğu görüşünü benimseyen Türkologlar da mevcuttur.

  Manavların Karakteristik Özellikleri:

  Manav Türkleri, uzun yıllar Rum köyleri ile komşuluk yapmışlar ve uyumlu kişilikleriyle onlarla iyi geçinmeyi başarabilmişlerdir. Ancak kız alıp verme konusunda son derece tutucu davranıp Rumlarla kaynaşmamış ve kendi geleneklerini koruyabilmişlerdir.

  Birinci Dünya savaşı sonucunda Osmanlı'nın gittikçe toprak kaybetmesiyle, eski Osmanlı topraklarından Boşnak, Arnavut, Çerkez , Laz, Gürcü gibi anadili Türkçe olmayan göçmenler ile Muhacir diye adlandırılan ve Balkanlar'dan gelen Türk kökenli gruplar Anadolu'ya göçmüşlerdir. Bu dönemde yerli köyler kendilerini göçmenlerden ayırmak anlamında Manav olduklarını belirtmeye başlamışlardır.
Manavlar dışa açılmayı pek tercih etmediklerinden uzun yıllar bu Müslüman göçmenlerle dahi evlilik yapmamışlardır. Manavlar geleneklerine bağlı olduklarından daha çok köy yaşamını tercih etmişlerdir. O yüzden şehirlerde manav sayısı daha azdır.


  Manavların Yaşadığı Yerler:

  Manavlar ağırlıklı olarak Marmara bölgesinde; Sakarya, Düzce, Eskişehir, Bilecik, Bursa, Kocaeli, Balıkesir ve Çanakkale civarında yaşamaktadır. İstanbul'un Anadolu yakasındaki eski yerleşimlerden ( bugün kentleşmiş eski köylerden) bazıları da (Şile, Ağva, Ömerli) Manav yerleşimleridir. Ayrıca; Tekirdağ, Manisa, İzmir, Antalya-Manavgat, Konya, Afyon, Uşak, Kütahya, Bolu, Ankara-Nallıhan, Bolu, Zonguldak, Kastamonu, Mersin, Isparta ve Yalova'nın birçok köyünde, kendilerini Manav olarak ifade eden Türkler yaşamaktadır. Ayrıca Güneydoğu Anadolu’nun Çermik ve Çüngüş ilçelerinde de Manavlar olduğu bilinmektedir.

  Manavların Yaşayış Tarzları

  Manavların gelenek-görenek itibariyle ve yaşam biçimi itibariyle incelendiğinde, kültür bakımından Yörükler ile çok büyük bir farklılık olmadığı görülmektedir. Farklılaşma noktası, yerleşikliğin getirdiği özelliklerde görülür.
Manav köyleri genelde düzlük ve ova yerleşmeleridir. Manav köyleri plansız ve gelişigüzel oluşmuş köylerdir. Genelde dağınık ve meydanı olmayan köylerdir. Evler derme çatmadır. Belirli bir plan yoktur. Köylerdeki ve evlerdeki plansızlık göçebe hayatın en büyük izleridir. Köyler genelde, her gelenin plansızca yerleştiği bir öbek şeklindedir

  Güney Marmara'daki manav köyleri ile Antalya, Bergama ve Mersin civarındaki manav köylerinde gerekse Kastamonu manav köylerinde; "bengi", "mengi" veya "bengü" adı verilen "Şaman" izlerinin bulunduğu ritüelleşmiş oyunlara rastlanmaktadır. Bu veri, Anadolu'daki Manavların ortak özelliklere sahip olduğu ve Orta Asya kültürüne sahip olduğunu göstermektedir.

  Manav köylerindeki "Eşikte yani kapıda oturulmaz", "eşiğe basılmaz", "yanan ateş söndürülmez" biçimindeki manav inanışlar, Şaman dönemini izlerini yansıtmaktadır.

  Manav köylerinde şehirlerde kullanılmayan eski öz-Türkçe sözcüklere de rastlanır: "bengi", "bengü", "mengü", "künge", "kiğiz", "katun", "yavuz", "yavuklu", "eybek", "yaşmak", "pörtlek", "zorbek", "aka", "ani" gibi...

  Özellikle Eskişehir, Bilecik, Konya ve Sakarya manav köylerinde oyunlar Yörüklerde olduğu gibi "kaşık"la oynanmaktadır.

  Tüm manav köyleri dini açıdan "Sünni-Hanefi"dir.

  ALINTIDIR.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Karlı dağların ardında biri yaşarmış...
K A L K A N
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.928


YAŞAMIMIZI DÜŞÜNCELERİMİZ YÖNETİR


« Yanıtla #2 : 22 Kasım 2009, 14:05:37 »

                            ACUN'da  AT

  Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
Free Image Hosting At site" border="0
                         
                                                        

        
Gerçekten de atların insanlık tarihini değiştirecek pek çok şeyi diğer evcil hayvanlara göre daha fazla yaptıkları söylenir. Bir zamanlar kaşifleri yeni bölgelere ve orduları büyük fetihlere taşımışlardır. Şöhretli günleri geçmişte kalsa da bu toynaklı yaratıklar bizi büyülemeye devam ediyor ; öyle ki doğası gereği atlar kışkırtıcı ayrıntılarıyla kendilerini ispat ediyorlar. Çocukların , kendi boylarının on katı olan aygırların üzerine binerek hızla yarış yaptıkları , mongolya bozkırlarından tekerlekli sandalyeye mahkum insanların eyer üzerinde yeni bir özgürlük yakaladıkları yine atlardır. Atlara fısıldayanların sanatlarına göz attığımızda , usta binicilerin yumuşak dokunuşlarıyla , vahşi şahlanan bir atı heybetli bir gösteri sanatçısı olarak görürüz.

Günümüzde bildiğimiz at , “ equus coballus” diye bilinen oldukça farklı bir atadan evrimleşerek gelişmiştir. 50 milyon yıldan uzun bir süre önce küçük, Tilki boyutlarında meyve ve yapraklarla beslenen bir hayvan kuzey Amerika ormanlarına gitti. Vücudunun kavisli arka tarafı omuzdan sadece yaklaşık bir ayak yüksekliğindeydi. Uzun kuyruğu ile küçük , uzun burunlu başı , köpek benzeri bir hayvan görünümü veriyordu. Yumuşak ayakları ; her ayak parmağının ucundaki tırnak yerine gelişmiş küçük toynaklarının dışında bir köpeğinkine benziyordu. İlginçtir ki , modern atlarda bir ayak parmağı toynak haline gelmiş ve diğeri bacağın üst kısmında tümsek izi olarak kalmıştır. Bir asır önce fosil avcıları , bu yaratığın kemiklerini ilk keşfettiklerinde ona atın ilk görünüşü anlamına gelen “ eohippus” adını verdiler ve onun günümüzdeki ata öncülük eden evrimsel bir zincirin ilk halkası olduğuna inandılar. Gerçekten de birçok müze ve kitap , atların yavaş yavaş daha büyük hale geldiğini , çok tırnaklılardan modern toynaklılara doğru olan değişimini ve sert çayır otlarını öğütebilecek uzun dişleri kazanmasını gösteren sergi ve resimler sunarlar. Bugünlerde , araştırmacılarda atın evriminin daha detaylı bilgi ve resimleri mevcuttur ve ilk At’a daha az renkli bir isim vermişlerdir. Bugünün atlarının , o daha küçük atalarından geliştiği konusuna katılmakla beraber , gelişim yolunun daha farklı olduğunu düşünüyorlar. Diğer yandan, Paleontolojist’ ler atlarının atalarının boyutlarının değiştiğini gösteren fosiller açığa çıkarmışlardır. Yaklaşık bir milyon yıl önce , dünyanın etrafında düzlüklerde , geniş sürüler halinde dolaşan pony boyutlu hayvanlar mevcuttu. Muhtemelen bugünün vahşi atlarının davranışlarına benzer hareketleri vardı. Akıcı kuyruklarını sineklik ve işaret bayrağı olarak kullanıyorlar, havayı düşmanlarını veya yiyecek sezmek için kokluyorlardı. 10 000 yıldan daha kısa bir süre önce , bu at benzeri türlerin çoğunun nesli Mamut gibi diğer hayvanlarla birlikte tükenmiştir. Nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte , iklim koşulları yada avlanma olabileceği düşünülmektedir. Tek kurtulanlar Asya’daki atlar (Przewalski atları) ile birkaç çeşit zebra olmuştur. Kuzey Amerika da ise bu atlar tamamen silinmiştir.
1500’lü yıllarda İspanyol kaşiflerince Amerika’ya getirilmiş olan atların başıboş dolaşmaları fırsatı sağlanmış ve zaman içerisinde geniş sürüler üretilmiştir. Bugün bile on binlerce vahşi at Batı Amerika da dolaşmaktadır. Sürülerin kendi yerlerini yok etmelerini engellemek için Amerikan hükümeti her yıl yüzlercesini alıkoyar. Bazı at sahiplerine göre , vahşi doğmuş bir ata binme şansını yakalamak bir hayalin gerçekleşmesidir.
Atın en saygı duyulan ve büyüleyici hayvan dostlarımızdan biri olması , çok eski bir ilişkinin devamıdır…
AT ve TARİHİ
At yaklaşık 55 milyon yıl önce ortaya çıktığından beri birçok evrimsel değişim geçirmiştir. Bütün evcil atlar “Equus Caballus” denilen bir hayvan cinsinin üyeleridir. Farklı at benzeri türler , bir zamanlar orta Asya da gezinen vahşi atlardan doğmuştur ki bu atların günümüzde hayatta kalmayı başaran tek örneği Przewalski de denilen Mongolion vahşi atlarıdır. Bu atların soyunun tükendiği sanılıyordu ; ancak Colonel Nikolai Przewalski adlı bir Rus kaşif tarafından 1881’de Gobi çölünde bu atların yaşadığı keşfedilmiştir. Günümüzde bu hayvanlar , iyi düzenlenmiş doğa parklarında bulunmaktadır. Bu atların artık yabani olarak yaşamadıkları düşünülmektedir.Przewalskide, evcil at kromozomlarından 2 kromozom eksik olarak bulunmaktadır ve ayrı bir at ırkıdır. Günümüzde yaşayan 5 tane daha At familyasına dahil bulunan cins vardır. Düzlük Zebrası , Dağ Zebrası , Grevy Zebrası , Afrika Eşeği ve Asya Vahşi Eşeği . Bazı türlerin çok kısa bir zaman önce soyu tükenmiştir. Güney Afrika da yaşayan Zebra benzeri bir hayvan olan “Guagga” 1870’lerde avcılar tarafından yok edilmiştir. Bu 6 tür de birbirleriyle çiftleşebilir. Ancak her türün hücrelerinde farklı sayıda kromozom olduğu için bazı çiftleşmeler sonucu doğan yavrular kısırdır. (örnek olarak erkek eşekle , kısrağın çiftleşmesiyle oluşan katırı verebiliriz.) Her nasılsa Przewalski atları ile evcil atların birleşmesiyle oluşan yavrular doğurgandır. Przewalski atı veya Mongolian atı ; MÖ. 3000 civarında Rus bozkırlarında evcilleştirilen ilk atlardır. İlk Equus , yaklaşık 60 milyon yıllık evrimden sonra , günümüzdeki atları atası haline gelmiştir
Batılılar'ın Ari ırkın üstünlüğünü kanıtlamağa çalışan İndo-Germen kuramına göre, Hint-Avrupalılar'ın çok eski dönemlerde Çin'in Kansu bölgesine değin bütün Orta Asya'ya yayıldıkları ve aslında göçebe (bozkırlı) oldukları, atın ilk kez onlarca evcilleştirildiği, dünyanın ata binme sanatını onlardan öğrendiği öne sürülür. Bu aslında Batılılar'ı yüceltmeye dayanan köksüz bir kuramdır. Bugünkü Batılılar'ın ataları ne tarım kökenli, ne de göçebe kökenli olmayıp asalak ekonomiye (avcılık ve toplayıcılık) bağlı olduklarından, Batılılar atalarını yüceltmek ve kendilerine daha yüksek bir kültür kökeni sağlamak için bu kuramı icad etmişlerdir. Batılılar'ın atın üzerinde önemle durması, bu hayvanı evcilleştirip binmenin insanlığın kültür geçmişinde çok ileri bir hamle olmasından ileri gelir.
Evcil atın kökeninin -kuramsal olarak- kalıntıları Orta Asya'daki Cungarya'da ortaya çıkarılan kısa kalın bacaklı, büyük ve öne doğru eğik başlı "Equus Przewalsky" olduğu öne sürülmüştür. Ancak, eski çağlarda bir değil birçok türden yaban atı yaşamış olup, bunlar arasında Bozkır Kültürü'ndeki (Türkler'in yarattığı kültür) savaşçı çobanlarca binek ve savaş atı olarak kullanılan at, "Przewalsky" cinsi değil, küçük gövdeli, uzun ve ince bacaklı, mağrur bakışlı, sert tırnaklı batı bozkırları cinsidir. Asya Hunları "Przewalsky Atı" nı bilir ama bu atı yalnızca araba ve yük hayvanı olarak kullanırlardı. Kalın bacaklı, hantal gövdeli "Przewalsky Atı" koşu sırasında çeşitli yönlere doğru hızlı dönüş yapmağa elverişli değildi. "Bozkır Atı" nın ise, özellikle savaşlardaki seri ve karmaşık manevra hareketlerine kolayca alışabilen bir gövde yapısı vardı.
Asya'daki ilk at kalıntıları, Türk anayurdu bölgesindeki Afanasyevo Kültürü (MÖ 2500-1700) ile onun bir gelişmesi olan, aynı bölgedeki Andronovo Kültürü'nde (MÖ 1700-1200) görülmüş ve Andronovo Kültür Çevresi'ne giren yerlerde hep at kalıntıları ile karşılaşılmıştır. Çeşitli bilginlerin araştırmalarının ortaya koyduğu kanıtlara göre bu iki kültür, Türkler'in eski ataları tarafından yaratılmış olup Andronovo ve Afanasyevo kültürlerine ait insan iskeletleri Türk = Turan tipini temsil etmektedir
Başka kültür çevrelerinin kalıntılarında bulunmuş at iskeletlerinin fonksiyonel bir değeri yoktur. Örnek olarak bugünkü Türk toplumunu ve kediyi ele alalım. Bundan binlerce yıl sonra bugünkü Türkler'in yaşamış olduğu topraklarda arkeolojik bir inceleme yapılsa, birçok kedi iskeleti ile karşılaşılır. Ama bu iskeletler, kedinin Türkler tarafından evcilleştiridiğini, Türkler'in yaşamında kedinin sosyal ve/veya ekonomik bir unsur olduğunu kanıtlamaz. Önemli olan, kedinin Türk yaşamında fonksiyonel bir değer kazanıp kazanmadığıdır. İşte, atın fonksiyonel bir değer kazanması, ancak Türkler'in öz ve kendi yarattıkları kültürleri olan "Bozkır Kültürü" nde görülmektedir. Bozkır Kültürü'nde rol onayan baş etken biniciliktir. Binicilik ihtiyacının yerleşik-köylü kültürlerde değil, geniş otlakları ve uzak su başlarını hızla dolaşmak zorunda olan Bozkır Kültürü'nde duyulacağı açıktır. Bozkır Kültürü'nde, ilk başta kalabalık sürüleri kollamak gibi bir araç olan binicilik, kısa sürede askerî bir değer kazanarak bozkır savaşçılığının temeli olmuş, at da savaş atı tipine doğru geliştirilmiştir. Andronovo Kültürü'nün yaratıcısı olan savaşçı Proto-Türkler'in çevreye egemen olmağa başlaması, dünya savaş tarihinde 3500 yıllık "Savaş Atı Çağı" nı açmıştır. Hun Türkleri, Çin topraklarında atlı savaşın bilinmediği bir zamanda kendi özgün kültürleri ile göründüklerinde, savaş atlarını da yanlarında getirmişlerdi. Böylece savaş atı, doğuya doğru yayılmış ve Orta Asya ile Doğu Asya'da savaş atı yetiştiriciliği ilk olarak Hunlar'ın yayıldıkları Şan-Si bölgesinde görülmüştür.
Atın binek hayvanı olarak kullanılması, dünya tarihinde çok önemli bir aşama olup tarıma bağlı hayvancılığın çok üstünde bir kültür atılımıdır. Avcılık yaşamından hayvanları evcilleştirmeğe geçek ilk ırk Türkler'dir. At, Türkler tarafından evcilleştirilmiş, Türkler ata binen ilk insanlar olmuştur. Kapanda-Yüs bölgesinde (Afanasyevo-Andronovo kültür çevresi) yapılan kazılarda, MÖ 3. bine tarihlenen mezarlarda ağızlarında demir gem izleri bulunan at iskeletlerine rastlanmıştır. Atın, Ön Asya ve İndo-Germen kavimlerinin tarihinde önemli bir yeri olmadığı gibi Moğollar'da da sonradan yer almıştır. Moğollar aslen bir bozkır kavmi değil, orman kavmi idi. Fakat daha sonraları Bozkır Kültürü'ne katılmışlar, Türkler'le birlikte bu kültürün uygulayıcısı olmuşlardır. Dolayısıyla, Moğol yaşamında atın yer edinmesi Türk Kültür Çevresi'ne yani Bozkır Kültürü'ne geçmeleriyle başlar. Bütün bunlara karşılık, en eski çağlardan beri Türkler'in siyasal, dinsel, ekonomik ve toplumsal yaşamında at merkezî bir rol oynamaktadır. Türkler, yetiştirdikleri atın etini yerler, sütünden millî içkileri olan kımız'ı yaparlar, onu kurban olarak sunarlar, yabancı ülkelere ihraç ederek gelir sağlarlardı. Özellikle Çin, atı Türk ülkelerinden sağlardı. Çinliler, sadece Gök Türk çağında, ayrı adlarla anılan 11 cins Türk atından söz etmişlerdir.
Çin belgelerine göre, Hun Türkleri'nden önce Çin'in kuzey kavimleri atlı savaş yöntemini bilmiyorlardı. Çinliler de atı önceleri yalnızca savaş arabalarında kullanmakta olup MÖ 4. yüzyılda Türkler'le ilk karşılaştıkları zamana kadar Atlı Bozkır Kültürü'nü bilmemekteydiler. Çin tarihlerine göre Türkler her yıl at güreşi düzenler, birinci gelen atın soyunu türetirlerdi. Çinliler, Türk atlarının güzelliğine ve gücüne hayrandılar. En güzel Türk atlarına "Kan Terleyen Atlar" adı verilirdi.
Bozkır Türk'ü, yaşamında çok önemli bir yeri olan, özel ad ve sanlar verdiği ve törenle gömdüğü atı zeka sahibi, gökten inmiş, kutsal bir hayvan olarak düşünmüştür. Asya'daki en eski atlı defin, Andronovo Kültürü'nde görülmektedir. Atlı defin törenleri, Andronovo Kültürü'nden dünyaya yayılmış, bu kültürün soyundan gelen Hun ve Avar Türkleri'nce de Germen ve Islav kabilelerine öğretilmiştir. Köl Tigin Yazıtı'nın doğu yüzünün 32-40. satırları ile küzey yüzünün 2-9. satırlarında Gök-Türk orduları başkomutanı Köl Tigin'in bindiği atlar, adları ile belirtilir. O çağdan beri Türkçe'de "at" olarak söylenen sözcük, Asya Hunları'nın evcilleştirdiği hayvanlardan söz eden MÖ'ki Çin kaynağı Shi-Ch'i'de -Çin ağzına uydurularak- k'utti, k'uai-t'i olarak belirtilmektedir. Çince kaynak bu Hun'ca sözün anlamını "daima büyük bir güç ile sıçramaya istekli" diye açıklamıştır. Türkçe'de "at" sözcüğünden türemiş atım, atlamak, atılmak, atmak vb sözcüklerde aynı anlam bugün de korunmaktadır.
Türkler, Ön Asya ve Anadolu'ya göç edince at kültürlerini de birlikte getirmişlerdir. İlk İslam döneminde Esb-i Türk (Türk Atı) ünlü idi. At, Selçuklular ve Osmanlılar zamanında da Türk kültüründeki müstesna yerini korumuştur. Kastamonu Beğliği'nin yetiştirdiği atlar dünyaca ünlü olup Arap atlarından üstün bulundukları için, her biri bin altından satılıyordu. Türk at kültürü ile birlikte iğdiş, ulak, yam, yamçı, yağız, yılkı vb Öz Türkçe sözcükler Arapça ve Farça'ya geçmiştir.

KURIKANLAR ve TÜRK AT KÜLTÜRÜ

Gök Türk Yazıtları'nda adları sık sık geçen Kurıkanlar, Baykal gölünün batısında yaşarlardı. Kurıkanlar'dan kalmış kaya resimleri arasında Gök Türk yazısı ile yazılmış Türkçe yazıtların bulunması, Kurıkanlar'ın bir Türk boyu olduğunu göstermektedir. Kimi araştırmacılarca Oguz Türkleri'nin bir boyu sayılan Kurıkanlar, Gök Türk döneminde Sahalar'ın (Yakutlar'ın) güneyinde, Gök Türkler'in de küzeyinde bulunuyorlardı. Çin kaynakları, Kurıkanlar'ın çok büyük ve güçlü olan, boyunları deve boynuna benzeyen atlarının bulunduğunu yazarlar. Kurıkanlar'dan kalmış kaya resimlerinde de uzun boyunlu güzel atların bulunması Çin kaynaklarını desteklemektedir. Kurıkan kaya resimlerinde atların yeleleri tarak ağzına benzer bir biçimde kesilerek süslenmiş, boyunlarına da bir püskül asılmıştır. Bu tarak biçimindeki at yeleleri Altaylar'daki Gök Türk, Kırgız çevrelerinde bulunduğu gibi, Hunlar'ı temsil eden Çin kabartmalarındaki at yelelerinde de bulunur. Türkler, atın yelelerine astıkları bu süslere bonçuk, monçuk (boncuk) derler.
Kurıkan kaya resimlerindeki kimi atların eyerlerinin arka kaşları oldukça yüksektir. Türklerde eyerlerin bu ön ve arka yastıklarına köpçük adı verilirdi. Bazan da öngdünki yalıg, kidinki yalıg, yani "ön eyer kaşı, arka eyer kaşı" diye adlandırılırdı. Resimlerde, atların bazılarının kuyrukları düğümlenmiştir. At kuyruğunu bağlama geleneği Türkler'e özgüdür. Alp Arslan da, Malazgirt Meydan Savaşı'nda atının kuyruğunu bağlamıştı. Türkler, at kuyruğunu iple bükme ya da bağlamaya sırtlamak derlerdi. Harezmşahlar döneminde yazılmış Türkçe sözlüklerde "tügdi atnın kuyrugın" şeklinde deyimlere rastlanır. At kuyruğunu bağlama geleneği Kırgızlar'da, Hunlar'ı temsil eden Ho-Chü-P'ing dikilitaşında, Çin ressamı Han-Kan'ın yapmış olduğu bir Hun portresinde ve sair Türk boylarında da görülür. Bu gelenek daha sonra Moğollar'a da geçmiştir.
Kurıkan Türkleri'nin kaya resimlerimlerinde atlara bazan üç kişinin bindiği görülür. Birden çok kişinin ata binmesi adeti öteki Türk boylarında da vardı. Türkler, at üzerine ikinci bir kişinin binmesi için ayrılan yere sugarsuk, atın arkasına binene de köçük derlerdi.
MS 983-985 yıllarında Uygur başkentine giden Çinli elçi Wang Yente, Uygur Türkleri'nde mülkiyetin at renklerine göre düzenlendiğini belirtir. Peçenek Türkleri'nde de benzer biçimde, boylar atların renkleriyle vurgulanır. Sekiz boydan oluşan Peçenekler'in atlara bağlı olarak aldıkları adlar şöyledir:1. Yavdı Erdim: Parlak Erdem. Parlak atları olan Erdem boyu.2. Kürekçi Çor: Gök (Mavi) Çor. Gök (mavi) atları olan Çor'un boyu.3. Kabukşın Yula: Ağaç kabuğu renginde atları olan Yula'nın boyu.4. Suru Kül-Bey: Boz atları olan Kül-Bey'in boyu.5. Kara Bay: Kara atları olan Bay'ın boyu.6. Boru Tolmaç: Koyu renkli atları olan Dilmaç'ın boyu.7. Yazı Kaban: Kaban boyu (net değildir).8. Bula Çoban: Alaca atları olan Çoban'ın boyu.  
Yukarıda Peçenek boylarının adlarında geçen Çor, Yula, Bay, Dilmaç, Çoban (Çaban) terimleri kişi adı değil, unvandır. Mesela Çoban, koyun güden anlamında değildir.

Facebook'a Ekle
Kayıtlı

SEN  TANRI   DEĞİLMİSİN ,  ADINI    YARGILATMA
SANA   TANRI   DEYİNCE ,  DİNİMİ     SORGULAMA
YA  ADAM  ET  BUNLARI , YA  BERABER  YAŞATMA
KANI  BOZUK  OLANLAR  "TÜRK'ÜM" DİYEMESİNLER
𐱃𐰀𐰴𐰾𐰃𐰤 𐰴𐰀𐰞𐰴𐰀𐰣
K A L K A N
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.928


YAŞAMIMIZI DÜŞÜNCELERİMİZ YÖNETİR


« Yanıtla #3 : 22 Kasım 2009, 14:09:57 »

Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın

TÜRK ORDUSUNDA AT


Hun Türkleri, binicilik ve savaş eğitimlerine daha çocukken başlar; önce koyuna, sonra taya, en sonra da ata binilerek süvarilik öğrenilirdi. 4-6. yüzyıl Roma ve Batı kaynaklarına göre "Daha yeni yürümeğe başlayan Hun çocuğunun yanında eyerlenmiş bir at hazır bulunurdu", "Hunlar at üstünde yerler, içerler, konuşurlar, alış-veriş yaparlar, uyurlardı", "At başka kavimleri yalnızca sırtında taşır, ama Hunlar at üstünde ikamet ederlerdi". 7-10. yüzyıl Bizans kaynaklarına göre "Türkler sanki at üstünde doğmuşlardır, sanki yerde yürümesini bilmezler". Çin kaynaklarına göre, en iyi at eğiticisi olan Asya Hunları, kimsenin dokunamadığı yaban atlarını yakalayıp evcilleştirirlerdi. Benzeri bilgilere Çin, Roma, Bizans, Rus, Süryani, İslam vb kaynaklarda 14. yüzyıla değin rastlanır.

Hun, Gök-Türk, Selçuklu, Türk-Moğol ve Osmanlı kaganlıkları (=imparatorlukları) at üzerinde yaşayarak ve savaşarak kurulmuştur. Türkler yaşın (=şimşek) gibi hızlı atlarıyla kolaylıkla fetihler yapar, uzak-yakın ülkeleri ele geçirirlerdi. Ağır zırhlı orduları baskın ve ani saldırılarla şaşkına çevirir, girişimi daima elde bulundurarak düşman saflarını bozar, sonunda da yok etme saldırısını başlatırlardı. Bu durum, zaferin az bir kayıpla kazanılmasını sağlardı. Bundan ötürü Ortaçağ kaynakları, Türk savaşçılarının "kasırga gibi birdenbire görünüp, kuşlar gibi uzaklaştıklarını" şaşkınlıkla tasvir etmişlerdir. Eski Türkler'in atlı birlikleri, çağımızın zırhlı birlikleri gücündeydi.

Büyük çoğunluğu okçu atlılardan kurulu Türk orduları, atın sağladığı hız ile ağır ve kütle muharebesi yapan yabancı ordular karşısında üstünlük kazanırlardı. Bozkır savaş yönteminin iki önemli özelliği vardı: sahte geri çekilme ve pusu. Yani kaçarmış gibi geri çekilerek, düşmanı çember içine almak için pusu kurulmuş yere çekmek. Kurt Oyunu ya da Türk yurdunun eski adından ötürü Turan Taktiği adı verilen bu savaş oyununun temel faktörü at ve atın sağladığı süratti. Atın sağlamış olduğu sürat olmasa bu taktik uygulanamazdı. Türkler, Bozkır döneminde ve daha sonra da (1071 Malazgirt, 1369 Niğbolu, 1526 Mohaç, Kurtuluş Savaşı'ndaki bir çok çarpışma vb) bu taktiği büyük bir beceri ile uygulamışlardır.

Göçebe Türk kaganlıklarında at, askeri gücün kaynağı idi. Bundan ötürü Türkler, çok sayıda at yetiştirirlerdi. MÖ 49 yılında bir Hun ailesinin 7000 atı, MS 83 yılında da başka bir ailenin 20.000 atı olduğu saptanmıştır. Gök Türk han ve beğlerinin de at sürüleri sayısızdı, yüzbinlere varıyordu. Gök Türkler çağında, Kırgız ve Basmıl Türkleri'ne komşu olan bir Türk boyu adını atlarının renginden almıştı. Bunların Oguzlar'dan Alayondlu boyu olduğu anlaşılıyor. Nitekim 8. yüzyıldan kalma Tibetçe bir belgede Alayondlu (Ha la-yun long) boyunun kalabalık ve zengin olup, en iyi Türk (Drugu) atlarını yetiştirdiği bildirilir.

Türk atlıları, savaş alanında atların renklerine göre belli kanatlarda yer alırlardı. MÖ 201'de Çin imparatoru Kao-ti'yi kuşatan Motun'un (Mete) savaş düzeni de böyle idi ve doğuda boz atlılar, batıda kır atlılar, küzeyde yağız atlılar, güneyde doru atlılar yer almıştı. Savaşa girecek atların kuyruklarının kesilmesi de eski Türkler'de yaygın bir gelenekti. Çetin savaşlara girmek üzere hazırlanan savaşçılar atlarının kuyruklarını kesip tuğ yaparak kendilerinin fedai olduklarını ilan ederlerdi; savaşçı savaşta ölürse, kesilmiş olan atının kuyruğu mezarına dikilirdi. Zafer için Tanrı'ya yapılan eski at kurbanlarının bir tür devamı olan bu gelenek, daha sonraları atın kuyruğunu düğümleme biçiminde devam etmiş, Osmanlılar'ca da uygulanmıştır. Ayrıca aynı gelenek (savaşa giden savaşçının atının kuyruğunu düğümlemesi) Kuzey Amerika Kızılderilileri'nde de vardı.

Eski Türkler'de kutsal Türk sancağı tuğ idi. Türk devletinin ve bağımsızlığınının simgesi olan tuğ'un başına at kuyrukları bağlanırdı. Tuğ dört bölümden oluşurdu: süslenmiş tuğ direği; direğin başına bağlanmış at kuyrukları; tuğ başı (direğin başına konulur ve kuyrukların bağ yerini gizlerdi); tuğ başının üzerine konulan kurt başı.

ESKİ TÜRK DİNİ ve MİTOLOJİSİNDE AT

Eski Türkler'de Gök Tanrı ve atalara kurban olarak hayvan kesilirdi. Kurban, hayvanın erkeğinden olurdu. Dede Korkut Kitabı'nda yiğitler koyundan koç, deveden buğra, attan aygır kırdırırlar yani kestirirler. En geçerli kurban olan at iskeletlerine Bozkır Türk boylarından kalma sinlerde (mezarlarda) rastlanır. Bundan ötürü Asya Hun, Gök-Türk, Avrupa Hun ve Avrupa Avarları'nın mezarlarında bol oranda at iskeleti bulunmuştur. Çin kaynakları Hun kaganının her yıl dağda, göğe at kurban ettiğinden söz ederler. Bu kurban törenlerinde özellikle ak at kullanılırdı. Gök Tanrı'ya kurban verme işlemleri Proto-Türk ve Hun dönemlerinde olduğu gibi, Gök Türk döneminde de sürmüştür. Bu dönemde av sırasında at, vurularak da kurban edilirdi.


Yanlış olarak kurgan diye adlandırılan (kurgan Eski Türkçe'de korunulacak yer, kale anlamına gelir; Eski Türkler mezara sin, gömüt, bark gibi adlar verirlerdi) Eski Türk mezarlarında, ölüye öteki dünyada hizmet etmesi için gömülmüş atlara rastlanmıştır. Çok kez yas belirtisi olmak üzere atların kuyrukları kesilmiş ya da düğümlenmiştir. Atın kurban edilmesi İbn Fadlan'ın seyahatnamesinde de anlatılır. Kesilmiş ağaçlar üzerinde mezarın başına asılan at, ölünün uçmağa (=cennete) giderken bineceği attır. Müslümanlık döneminde de kimi Türk hükümdarları atıyla birlikte gömülmüş ya da atının tek başına gömülmesi için -tıpkı islam öncesi dönemde olduğu gibi- mezar yapılmıştır.

Türkler'le ilgili birçok efsane ve destanda at, sahibinin yakın arkadaşı, zafer ortağı ve en değerli varlığı olarak geçer. At, Türk kozmolojisine göre su unsurunun hayvan biçimli timsalidir. Su kökenli atlar denilen sudan çıkan kanatlı atları anlatan efsaneler bu unsurla ilgilidir. Ayrıca, ak atların üzerinde beneklerin bulunması da uğurlu sayılmakta olup yine bu unsurla ilişkilidir. Başka bir efsanevi at ise gök kökenli atlardır. Bu atlar kanatlı olarak düşünülmüşlerdir. Atla ilgili mitolojik motifler İslamlık'tan sonra da devam etmiştir. Hz. Muhammed'i miraca çıkaran Burak, Kur'an'da betimlenmemesine karşın, insan yüzlü ve gövdesi benekli bir at biçiminde tasvir edilmiştir.



Türk destanlarında at en önemli unsurlardan biridir. Bir çok destanda at, alp'ın (alp= kahraman, yiğit, şovalye) hem bu dünyada silah arkadaşı olduğu için, hem de öldükten sonra öteki dünyada yoldaşı olacağı için ayrı ve eşsiz bir değer taşır. Türkler atların denizden çıkan, dağdan inen ya da gökten, yelden, mağaradan gelen kutsal aygırlardan türediğine de inanırlardı. Çin kaynaklarında Hunlar'ın Asya'nın en güzel, en uzun koşan atlarını yetiştirdikleri kaydedilmiştir. Cins atına binen Motun (Mete) Han'a kimse yetişemezdi. Kırgız Türkleri'nin destan kahramanı olan Manas'ın ak-kula donlu, soylu güzel atına da kimse yetişemezdi. Oguz Kagan Destanı'nda Oguz'un çocukluğu "At sürüleri güder, ata biner idi" sözleri ile övülüyordu. Oguz Kagan, ilk kahramanlığını da at sürülerini ve halkı yiyen canavarı öldürerek göstermişti. Yine Buz Dağı'na kaçan atını bulup getiren bir beğ'e Karluk adını vermiş, onu beğlere baş yapmıştı. Böylece Karluk Türkleri'nin ad alışında da bir at rol almış oluyordu. Eski Türkler'in at'a verdikleri önem atasözü ve deyimlerine de yansımıştı; "Yayan erin umudu olmaz", "At işler, er öğünür", "At, Türk'ün kanadıdır", "Türk, çadırda doğar, at üstünde ölür", "At ölümü, er ölümü olmasın", "Kuş kanadı ile, er atı ile", "At'a kuyruk, yiğide bıyık yakışır", "Atı kuyruklu olanın sözü buyruklu olur" sözlerini sık sık söylerlerdi. Bir Türkmen atasözünde ise şöyle denilir: "Sabah kalk atanı (=babanı) gör, atandan sonra atını gör".

Savaşlarda atlar binicisine göre giydirilir ve zırhla donatılırdı. Savaştan önce at yarışları düzenlenir, savaş sonrasında at en değerli ganimetlerden sayılırdı. Oguz Kagan, güney akınları sırasında sayısız atı ganimet olarak almıştır. Semetey de, babası Manas ölünce onun atını ve eşyasını alır. At yarışlarına bütün Türk boylarınca çok önem verilirdi. Yarışa katılmak, kazanmaktan daha önemliydi. Kahramanlar aygıra binerlerdi. Çünkü Türk atlarının aygırları makbuldü. Aygır olmayan atı Türkler iğdiş ederlerdi. Böylece atlar daha dayanıklı olurdu. Türkler'in iğdiş edilmiş bu atları Arap ülkelerinde de kullanılırdı.

Alpların ölümünde at onların vefalı bir arkadaşı ve yoldaşıdır. Manas'ın ilk ölümünde atı yas tutmuş, yemeden içmeden kesilmiştir. İli ırmağı boyunda yaşayan Türk boylarının Er Töştük Destanı'nda, Er Töştük'ün karısının Çal-Kuyruk adlı kutsal bir atı vardır. Bu at'a Tanrı bin at gücü vermiştir. Er Töştük'le konuşur, ona akıl verir. Şeytan, Er Töştük'ü öldürünce o diriltir. Birçok serüvenden sonra karı, koca ve atları üç kişi olarak mutlu günler yaşarlar. Manas Destanı'nda, Almam Bet Kalmuklar'ca öldürülünce atı Sarıala, savaş alanında yelesinden ve kuyruğundan ayrıldığı, zayıfladığı halde, perişan durumuna bakmadan, sahibinin ölüsünü düşmana bırakmayıp Talas'a getirir.

Türk destanlarında atın kişilik kazandığı görülür. Kırgız Türkleri, güzel ve cesur atlara Gök Kurt anlamında "Gök Börü" derlerdi. Köroğlu'nun ünlü kır atı, bir insan gibi dokuz ay dokuz günde doğmuştur. Bir insan gibi zeki ve anlayışlıdır. Köroğlu'nun yiğitleri ile birlikte tutsak edilince, kimse kendisini almasın diye kör ve topal taklidi yapar. Dede Korkut Destanları'nda Bamsı Beyrek, zındandan çıkıncaya değin kendisini 16 yıl bekleyen atına şöyle seslenir:

At demezem sana
Kardaş direm
Kardaşımdan ileri

Türk destan ve efsanelerinde at kutsaldır, gücünü de Tanrı verir. Yakut Türkleri'nin Er Sogotoh Destanı'nda sarı at, kutsal ve güçlüdür. Er Sogotoh güney seferine çıktığında Kan Irmağı'nı geçemez, atı uçarak onu ırmağın ötesine geçirir. Er Sogotoh'un atı gibi Köroğlu'nun atı da yüzer. Bir keresinde düşmanları Köroğlu'nu izlerken o atını derin bir suya salar; düşmanları boğulur, atı yüzerek onu kurtarır. Köroğlu'nun atının ayakları koşarken yere değmez; babası atın ahırda beslenirken biraz ışık görmüş olduğunu, ışık görmeseydi kanatlı olacağını söyler. Kır At'ın ayağına koşarken çamur bulaşmaz; yelden tez gider, kuş gibi uçar, yüksek kale duvarlarını aşar, gökte uçan kuşu kovalar. Manas Destanı'nda Almam Bet de atıyla, uçan serçeyi yakalar. Köroğlu Destanı'nın sonunda, Kır At ölünce Köroğlu kendini savunmaz. Çünkü Kır At'tan sonra ona yaşamak gerekli değildir; başını katillere uzatır...

Oguzlar'da atların başları çok kez koç ve toklu başlarına benzetilirdi. At türünü anlatmak için de yund sözü kullanılırdı. İyi at için kullanılan deyim, eskiden ve şimdi olduğu gibi, yügrük/yögrük sözüdür. Oguz destanlarında soylu atlardan bidev atlar olarak söz edilir ve bu atlar "bidev atlar ısın görüp okradıkta" deyimi ile övülür. Ancak, Dede Korkut Destanları'nın öz atı Kazılık Atıdır. Kazılık atı "yelesi kara" diye vasıflandırılır ve sık sık anılır. Bu at, Oguz Türkleri'nin ünlü dağı olan, yaz-kış karı buzu erimeyen Kazılık Dağı'nın koyak ve eteklerinde yetiştiği için bu adla anılmıştır.

Türkler'in ata karşı duydukları sevgi inançlarına da yansımıştı. Aşağıda Türkler'in atla ilgili inançlarından örnekler vardır. Bunlara Anadolu Türkleri de dahil olmak üzere çeşitli Türk boyları arasında hala inanılmaktadır.


At, bir evin önünde başı eve doğru bağlanırsa soluğu ile o eve bereket ve uğur getirir.
Bir kişi sabahleyin gün doğmadan kır ata binerek bir dereden yedi kez geçerse ona büyü etki yapmaz.
Bir evde at olursa o eve cin, şeytan girmez.
Atın gözü yaşarırsa ya sahibi ya da sahibinin yakınlarından biri ölecek demektir.
At başı suya atılırsa yağmur yağar.
Nazardan korunmak için eve at başı asılır.
At'ın soluğu hastalığa iyi gelir.

Şaman törenlerinde at, kamı/şamanı gökyüzüne çıkaran binek ve kurbanlık hayvan olarak önem kazanmıştır. Şaman davulu da her zaman at olarak nitelendirilmiştir. At, Gök Tanrı'nın simgelerinden biri olarak önem kazanmış ve kurban olarak da ona sunulmuştur. Şamanist mitolojide at, kam'a/şaman'a göğe çıkma olanağı sağladığı için çoğu kez kanatlı olarak düşünülmüştür. Şaman göğe çıkmak için, ak at yelesinden yapılmış çelenkleri ağaçlara asar. Çengiz Han'ın kam'ı Teptengeri, ruhlarla konuşmak için görünmezlerden gelen bir boz ata binip göklere çıkardı. Kimi Türk toplulukları ise ruhların atlarını, Dünya'nın eksenini oluşturan Demirkazık'a (Kutup Yıldızı'na) bağladıklarına inanırlardı.

Bunca sözden sonra konuşmamızı eski bir Türk atasözünü, yeryüzüdeki bütün Türkler ve bütün Türk boyları için dua niyetiyle söyleyerek bitirelim:

AT ÖLÜMÜ, ER ÖLÜMÜ OLMASIN
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

SEN  TANRI   DEĞİLMİSİN ,  ADINI    YARGILATMA
SANA   TANRI   DEYİNCE ,  DİNİMİ     SORGULAMA
YA  ADAM  ET  BUNLARI , YA  BERABER  YAŞATMA
KANI  BOZUK  OLANLAR  "TÜRK'ÜM" DİYEMESİNLER
𐱃𐰀𐰴𐰾𐰃𐰤 𐰴𐰀𐰞𐰴𐰀𐰣
K A L K A N
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.928


YAŞAMIMIZI DÜŞÜNCELERİMİZ YÖNETİR


« Yanıtla #4 : 21 Aralık 2009, 19:46:54 »

ORHON YAZITLARI’NDAKİ AT İSİMLERİ ÜZERİNE*

PENTTI AALTO
Çev.: Erhan AYDIN
(Türk Dili 587, Kasım 2000, 453-457)
Moğollar ve Türkler, Hunlar zamanından beri gerçek anlamda binicilikte usta
halklar olarak ün yapmışlardır. Önemli dil belgesi olarak kabul edilen Orhon
Yazıtlarında, eğer yaya olarak gidilmek mecburiyetinde olunsaydı o zaman biz bunu
büyük bir yoksulluğun işareti olarak kabul edecektik. etü. yadı-γ, tü. yayıγ, kar. yayaw,
koyb. çazıγ, çuv. śuran, yak. satī “yaya”= mo. yada-gu, kalm. yadū “fakir, yoksul”
(Ramstedt, KW 213b). Orhon Yazıtları’nda da böyle anlatılır. Örnek: I E 27-28 “her
yere gitmiş olan halk öle yite, yaya ve çıplak olarak dönüp geldi”. Tonyukuk
Yazıtı’nda da (satır 4) “bunlardan (üçte) iki kısmı at ile (üçte) bir kısmı da yaya...”.
Burada Türk halkının yoksulluğu ve mutsuz durumunda ordunun bir amaç uğruna
oluşturduğu birliğe işaret edilir. Bunun bir büyük anlamı daha vardır. Tabii ki at,
halkın bütün taktik ve stratejilerinin belirlendiği savaşlarda elde edilir. Bu demektir ki,
süvarinin en büyük ihtiyacı böylelikle sağlanmış olur. Batıda daha geç zamanlarda,
mesela büyük Friedrich ve Napoleon da ondan yararlanmışlardır. Atlar ve onların
bakımları başarılı bir operasyon için daima ön şarttır, krş. I E 39 “bizim ordumuzun ne
atı ne de azığı vardı”. Düşman atlarının niteliğine göre planlar ve savaş taktikleri
hazırlanır ve sonra da kendine özgü taarruz gerçekleşirdi. “biz az idik, kötü durumda
idik; (onlar) bizi yenmek için geldiler” II E 32’ de olduğu gibi. Krş. Haenisch YC 193,
194, 199 vs. Savaşlarda, düşmanın iyi cins atlarının öldürülmesi ya da ganimet olarak
alınması hedeflenir. “Tangut halkını yok ettim, çocuklarını (gençlerini), kadınlarını,
atlarını ve bütün varlıklarını o zaman aldım, ele geçirdim” cümlesinde olduğu gibi II
E 24. Yine II E 38’de de “Türk halkı açlıktan eziyet çekiyordu, ben o at sürüsünü
alarak, onları doyurdum, besledim”.
Atların anlamı üzerine eşsiz ve dokunaklı övgüler söz konusu iken, askerin
binek hayvanı olan atlar Türk halkının sadece savaştaki kahramanlıklarında değil,
bilakis Türkler atlarının ölümü veya yaralanmasını bile anlatırlar. Örnek I E 33 ol at
anda ölti, “o at orada öldü” ve I E 36 ol tägdükdä Bayırqunuη aq adγırıγ udl(u)qın
sıyu urtı “Bu saldırıda Bayırkunun aygırı (atı) uyluk kemiğini kırdı”, krş. Thomsen
ZDMG 78 (1924), s.137. Çok enteresandır ve dikkat edilmelidir ki atların her zaman
gerçek adları vardır. YC’de ve daha geç hem Moğol hem de Türklerde atlar sadece
farklı renklerle adlandırılırdı. Öyle ki YC I 3’te Dajir boro qojar külügüd agtastu
bülüe, Burada Haenisch açıkça Çin yazısı işaretlerine dayanarak “büyük ve koyu gri
iki iğdiş edilmiş aygır” şeklinde tercüme etmiştir. Ramstedt’e göre dajir’de ses
değişimi vardır. etü. yaγız “kahve rengi, toprak rengi”1 için örnek I N 5 ve 8. Buna
uygun olarak mo. boro = etü. boz “gri”, bkz. I E 32, 33 ve 37 (krş. Ramstedt, KW 51b)
İlk yazıtta Kültegin’in atı (I E 32) şöyle anlatılır.2 äηilki tadıqıη çurıη boz [...
önce (hücum etti) çurın Tadıqı (?) üstünde gri [at (?) ....]. Tadıq belki = tajik “Farslı,
Tacik”. Barthold’a göre (Dersler s.42, Not. 59) Tonyukuk Yazıtı’nda “Arap” anlamı
vardır. Belki Türkler atı ganimet olarak alıyorlardı? Onun ölümünden sonra Kültegin
yeni bir binek atı aldı: I E 33 ikinti Işbara yamtar boz atıγ binip tägdi. Ol at anda ölti,
Thomsen MSFOu V, s. 109’da metni şöyle tercüme eder: “En second liev il monta le
cheval fut tué là”, fakat ZDMG 78, s. 151’de “ O Işbara Yamtar’ın gri atına binerek
hücum etti” O, bir at adı olarak dikkati çekmek istiyorsa da bu genitiv eki taşımayan
bir addır. Vámbéry de MSFOu XII (1898), s.53’te metni aynı şekilde anlar. Hem onun
äşäbara yamtar okuyuşu hem de “dört nala koşan, atik, gri renkli at” şeklindeki
tercümesi hayal ürünüdür. Radloff ise Işbara kelimesine önce boy adı olarak dikkati
çekmiş fakat sonra bu tahmininden vazgeçmiştir. (krş. Alttürkische Inschriften
Sözlüğü’nde de farklı görüşler vardır). Bizim fikrimize göre bu ad Hintlilerle Türk
halkının kültür birliği anlayışına enteresan bir katkı sağlar. Biz Işbara kelimesini Eski
Hintçe īšvara ya bağlıyoruz. 1. Sıfat. “varlıklı, zengin”; 2. İsim. “bay, hükümdar, kral”
vs. ( PW I, 854) ve yamtar ı eski Hintçe yantar (<√ yam “ tutmak, dizginlemek” vs.) 1.
“Sağlamlaştırıcı, verici, veren”; 2. (Yalın olarak) “süren (atı, taşıtı), muktedir, vali vs.”
(PW VI, 60). Atın binicisi olarak īšvara-yantar “binici olarak hükümdar” anlamında
bir kavram idi. Mesela vasudeva ile “vasu tanrılara sahip”, “vasu hükümdara sahip”
(PW VI, 848) karşılaştırılabilir. īšvara kelimesi, İhe-Hüşötü mezar taşında geçen,
Işbara-Bilge Küli-çur adında da mevcuttur.
Marquart’ın T’oung- Pao’da yayımlanan [XI (1910), s.663] makalesinde ilk
Bulgar hükümdarlarından Espereriχ (M. 664-691) adını Işbarurıγ olarak okuması
üzerine, Tuna Bulgarlarının Kronolojisini inceleyen Mikkola [JSFOu XXX, 33
(1914)] da īšvara yı hükümdarın atının sürücüsü olarak açıklamıştır. O, böylece Çince
Sa-po-lio Jep-hu şeklinde transkripsiyon edilen Türk Kağanı Işbara yabgu ile
karşılaştırmıştır. (bkz. Theophyl. Simok. VII, 8, 6).
Yamtar adı Orhon Yazıtları’nda II E 40 bir ünvan olarak geçer: Tudun
Yamtarıγ “Tudun Yamtar ı (ben gönderdim)”. Vámbéry, Tudun kelimesini Avarlara
gönderilen bir büyük kişinin ünvanı olarak açıklar. Onun bu kelimeyi “bilgin, alim” (
<tud- “bilmek”) şeklinde anlamlandırması pek az inandırıcıdır. Çünkü Etymologicum
Magnum 764, 24 (Oxford 1848)’de Toύδoυvoι: oί τoπoτηςηταì παςà Toύςxoıς olarak
geçer ve DU CANGE ‘de Gloss. Med. Et inf. Graec (Lyon 1688) ‘de τoύδoνvoι
şeklinde geçer ve “locum, tenentes, vicarii” şeklinde tercüme edilir. Eğer kelimenin
Türk menşeli olduğu iddia edilecek olursa tut- “tutmak, yakalamak” fiili ile bağlantılı
olabilir. Şayet Işbara burada bir at adı değilse3 I E 33’te olduğu gibi yamtar tabii ki
“muktedir, vali” kelimeleriyle tercüme edilmelidir.
Biz Orta Asya’daki erken Hint tesirini hesaba katmak mecburiyetindeyiz.
Sözgelimi Orhon Yazıtları’nda Maqaraç ünvanına işaret edilir.I N 13: Türgäs
qaγanda Maqaraç tamγaçı ... kälti “Türgiş-Kağan’dan Maqaraç adlı bir damgacı
geldi”. Bu isim, Thomsen’in Turcica’sında (MSFOuXXVII, 1916, s.14) açıklandığı
gibi Eski Hintçede açıkça Mahārāj’dır. Barthold, Çin kaynaklarına göre bu kişinin
Buddhist mabetleri inşa etmek istemiş olduğunu fakat Buddhist öğretinin Türk
halkının savaşçı niteliğine olumsuz etkisi olmasından ötürü vezir Tonyukuk tarafından
reddedildiğini anlatır.4
I N 5 ve 6 Kültegin azman aqıγ binip oplayu tägdi “Kültegin Azman beyaz
atına binerek hücum etti” cümlesindeki azman adının eski Hintçe ajma = grec. őγμος
“career, march, road, course, train; geçiş, yol, sefer (at için) ve ajman = lat. agmen
“career, passage, battle, geçiş, yol” ile bağlantısının olmaması mümkün değildir. (bkz.
PW I 75 ve Monier-Williams, Sanscrit-English Dict., Oxford 1899). Thomsen ZDMG
78, s. 171’de bu adı şöyle açıklar: “Beş veya altı yaşında iğdiş edilmiş at”.
Vámbéry’nin etimolojisinde (s. 62), bu kelime ona göre Farsçadır (asman “taş veya
gök yüzü”, Bartholomae, Altiranisches Wb. 207, Strassburg 1904). Onun, Sibirya’nın
Ruslarca işgali esnasındaki Asmanek şahıs adıyla bağlantı kurması hiç de inandırıcı
değildir.
Alp-şalçı5 adı için de çok kere ilginç açıklamalar sunulmuştur. I E 40 Alp-şalçı
aq atın binip tägmiş “(Kültegin) Alp-şalçı adlı beyaz atına binerek hücum etmiş”. I N
2 ve I N 4’te de benzeri vardır. Buranın devamında ol at anda tüş[di] “o at orada
düştü” cümlesi vardır. Bu adın birinci kısmı tabii ki tıpkı Alp-Arslan ve Alp-Tegin
özel isimlerinde olduğu gibi etü. alp “alp, kahraman” şeklindedir. (Radloff Wb. I,
430), bkz. Enzykl. des Islams I, 336 ve 337), krş. alpaγu, alpaut “kahraman vs.)
örnek olarak I N 7.
İkinci bölümünde şüphesiz tü. fail eki -çi ~ -çı (Gabain s. 60) vardır. Fakat şal
kelimesi için hiçbir etimoloji bulunamadı. (bkz. Gabain s. 336). Belki mümkün değil
ama bizim görüşümüze göre bu eski Türkçe şekil jala “yönetmek” kalm. zal- (örnek:
mörı djolā zalχσ “bir atı idare etmek”, Ramstedt KW 465a) olduğu gibi jiluga ismi,
kalm. djolā “dizgin, gem”, buradan jilugaduqçi, kalm. djolātşı “at arabası sürücüsü, at
bakıcısı, sürücü” (Ramstedt KW 114b) ile bağlantı kurulabilir. Kelime başı j- sesi -p
ile bitiyorsa ş- olur. Böylece eski Hintçe īšvara-yantar’ın Türkçeye tercümesi Alpşalçı’dır.
Orhon Yazıtları’nın geriye kalan at isimlerinden biri ögsiz “öksüz, annesiz” dir.
I N 9 Kültegin Ögsiz aqın binip “Kültegin Ögsiz adlı beyaz atına binerek” cümlesi
tamamen açıktır. I E 33’teki kädimlik adı için karar vermek zordur. Üçinç Yäginsilig
bägiη Kädimlig torıγ at binip tägdi “Üçüncü saldırıyı Yeginsilig Bey’in kahverengi atı
Kädimlige binerek gerçekleştirdi” şeklinde anlam çıkar. Bu kelime harfi harfine
“elbiseli; giyimli” <kädim “elbise, giysi” şeklindedir (Radloff Wb II, 1139).
Vámbéry’nin kidimlik “rahvan giden at” (s. 54) şeklindeki okuyuşu pek inandırıcı
değildir. Belki atın kırmızıya çalan kahverengi adı ile bir ilişkisi vardır.
I E 35 ve 36’da Bayırqu adı ya atın adı ya da (atın) sahibinin adı olarak
değerlendirilir. (krş. Thomsen MSFOu V, s. 157, Not. 44). Bundan başka bu kelime I
E 34 ve I S 46 te Oğuz boyunun adı olarak geçer. (krş. Gabain s. 301b). Aynı şekilde
Az adı hem I N 5 ve 8 Kültegin Az yaγızın binip “(Kültegin) Yağız (toprak rengi,
siyaha çalan kahverengi) Azına binerek (hücüm etti)” cümlesinde at adı hem de bir
halkın adı olarak geçer.7 (I N 2 ve 3 Az-bodun).
I E 37’de Kültegin başγu boz at binip tägdi “ Kültegin Başγu adlı boz ata
binerek hücum etti” cümlesinde geçen başγu adının anlamı ve etimolojisi de tam bir
bilinmezdir. Tabii ki -γu eki isimden isim yapan ek -qu~ -kü, -γu~ -gü eki ile özdeştir.
(Gabain s. 62) ve baş da etü. baş “baş, başlangıç, ilk, en üst” kelimesiyle herhangi bir
anlam ilişkisinde olmalıdır.
Orhon Bölgesindeki Eski Türkçe yazıtlar Türk halkının hükümdarlarının
otobiyografisi ve raporlarıdır. Kimi zaman duygu yüklü anlatım biçimi seçilir. Batıda
bazı kere ifade edilen ama bu Şamanist göçebe kavimde hiçbir maddî barbarlığa
rastlanmadığı da bir gerçektir. Bu hükümdarlar hem başarılarını hem de
başarısızlıklarını anlatırlar ve hükümdarların görevlerine uygun olarak (Barthold s. 16)
yazıtlar duygu yüklü ve kahraman bir eda ve heyecanla anlatıldığı halde Türk
kağanları asla düşmanlarının kanlarının akıtılmasıyla övünmezler, bilâkis yenilgi
zamanlarında kanlarının nehir gibi akmasından ve kemiklerinin dağ gibi yığılmasından
bahsederler (I E 24). Halbuki Asur Krallarına ait, kanların akıtılmasıyla övünen
belgeler ve raporlar mevcuttur. Atların da insanların dolayısıyla savaşçıların sadık
dostu olduğunu dikkate almamız gerekir ve tabii ki bütün bunları, bu sade millete
dikkatleri çekmek için, kanıt olarak verebiliriz.

* Bu yazı Finnisch-Ugrische Forschungen, c.29, (1946), s.127-133’ te Zu den Pferdenamen der Orchon-
Inschriften adıyla yayımlanmış olup Türkiye Türkçesine Almanca aslından Arş. Gör. Erhan Aydın tarafından





çevrilmiştir.
1 Dajir usun “kahverengi su” gibi yer adlarında YC 102, 109, 111, 117, 197. At isimleri hakkında krş. qubi “açık
kahverengi at” YC 55, 90, 29v, 205, 36v.
2 Krş. Kültegin yadaγın oplayu tägdi “ Kültegin yaya olarak hücum etti” eminiz ki çok az bilinen bir hücum
şeklidir.
3 Hem īšvara hem de yantar Toharca metinlerde de geçmektedir. Bkz. Schulze-Sieg-Siegling, Tocharische
Grammatik, Göttingen 1931. Orhon Yazıtları’ndaki yamtar yazılışı tabii ki yam- kökündeki benzeşme sebebiyle
(analoji) açıklanabilir. Krş. yama “gem, dizgin”, Schmidt agm 306a.
4 Türk halkının Hintlilerle ticaret vesilesiyle bir ilişkinin mevcut olduğuna ve Uygurcadaki sart gibi ödünç
kelimelere işaret edilir. (bkz.Qudatqu Bilik, 163, 22 vs. ve geç Moğolcada vs). Artık Radloff bu kelimenin Hint
menşeli olduğunu kabul eder (bkz. Enzykl. des Islams IV, 188a). Biz de bunun temel şekline hiçbir yerde
tesadüf etmedik. Tabii ki Eski Hintçe sārtha : 1. Sıfat “görevlendirmek”; 2. İsim “Seyyar mağaza, karavan”,
buradan sārthapāla: “Karavanın koruyucusu” ve sārthavāha: Karavanın sürücüsü (PW VII 956). Kelime
Toharcada da mevcuttur.
5 Vámbéry, I N 2’de geçen ibarenin töpçi aqın okunması gerektiğini iddia etmiştir. Thomsen de ZDMG 78, s.
153’te Alp-aşlaçı okuyuşunu benimsemiştir.
6 Yazının Almanca aslında I S 5 yazılmış ise de doğrusu I S 4 olmalıdır. (Çevirenin notu).

KAYNAKLAR VE KISALTMALAR
JSFOu : Journal de la Société Finno-Ougrienne.
MSFOu : Mémoires de la Société Finno-Ougrienne.
PW : Böhtlink-Roth, Sanskrit Wb. I- VII, St-Petersburg 1855- 1875.
YC :Yüan-Ch΄ao Pi-Shi, Yayımlayan: E. Haenisch, Leipzig 1937, Sözlük 1939,
Tercüme 1941.
ZDMG : Zeitschrift der Deutschen Morgenländischen Gesellschaft.
BARTHOLD, W., 12 Vorlesungen über die Geschichte der Türken Mittelasiens, Die
Welt des Islams 1932.
VON GABAİN, A., Alttürkische Grammatik, Leipzig 1941.
RADLOFF, W., Versuch eines Wb. der Türk-Dialecte I- IV, Petersburg 1893- 1911.
RADLOFF, W., Die Alttürkischen Inschriften der Mongolei, Petersburg 1895- 1899.
RAMSTEDT, G. J., Kalmückisches Wörterbuch, Helsinki 1935.
THOMSEN, V., “Inscriptions de l’Orkhon déchiffrées”, MSFOu V (1896).
THOMSEN, V., “Turcica” MSFOu, XXXVII (1916).
THOMSEN, V., Alttürkische Inschriften aus der Mongolei, ZDMG, 78 (1924), s.121
v.d.
VAMBERY, A., Noten zu den alttürkischen Inschriften der Mongolei und Sibiriens,
MSFOu XII (1898).
Vorlesungen von Herrn Prof. G. J. Ramstedt und Herrn Prof. A. M. O. Räsänen.
7
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

SEN  TANRI   DEĞİLMİSİN ,  ADINI    YARGILATMA
SANA   TANRI   DEYİNCE ,  DİNİMİ     SORGULAMA
YA  ADAM  ET  BUNLARI , YA  BERABER  YAŞATMA
KANI  BOZUK  OLANLAR  "TÜRK'ÜM" DİYEMESİNLER
𐱃𐰀𐰴𐰾𐰃𐰤 𐰴𐰀𐰞𐰴𐰀𐰣
TürkcüKasirga
Ziyaretçi
« Yanıtla #5 : 27 Aralık 2009, 17:08:15 »

Irklar: 6. yüzyıla kadar dünyada 7 ırk (yedi düvel) olduğu sanılıyordu. Çin, İran-Fars, Hint, Moğol, Slav, Türk ve Yunan-Roma. 13. yüzyılda ise Yunus Emre'nin de bir şiirinde belirttiği gibi 72 millet olduğuna inanılıyordu. 18. yüzyılda yapılan bir sınıflamaya göre ırklar: Ari Beyaz Irk-Anglo Sakson (İngiliz), Arap, Cermen (Alman), Fars, Hind, Kızılderili, Latin, Sarı Irk (Çin), Siyah ırk (zenci), Slav ve Turan olarak sınıflandırılmıştır.
İnsanlar günlük hayatlarında 100 resmi dil ile 1000-6000 arasında lehçe, diyalektik, ağız ve şiveyle konuşmaktadır. Dünyada en çok konuşulan diller sırasıyla, İngilizce, Çince, Hintçe ve İspanyolca'dır.

DÜNYA DİLLERİ

Diller, ses, şekil ve kelime öğelerinin benzerliklerine göre dil ailelerini oluşturur.

A- Bantu Dilleri Ailesi:

Masai, Tutu, Tutsi, Zulu...

B- Çin Dilleri Ailesi:

Çin, Laos, Vietnam,Taylant

C- Hint-Avrupa Dilleri Ailesi

l -  Hint Grubu: Afgan-Peştun, Sanskritçe, Urduca.

2-  Anglo-Sakson Grubu: İngilizce

3-   Cermen Grubu: Almanca

4-   İrani Grup: Farsça, Kürtçe, Oset (Alan), Soğd, Sard, Tacik, Taliş, Tat.

5-    Latin Grubu: Fransızca, İtalyanca, İspanyolca.

D- Kafkas Dilleri Ailesi

a)  Kuzeybatı Kafkas Dilleri:

1-    Abaza-Abhaz

2-    Abzah

3-    Adige

4-    Çerkes-Çerkez

5-    Kabardey

6-    Şapsığ

b)   Doğu Kafkas Dilleri:

Dağıstan'da 32 ayrı  etnik grup yaşıyor   Bu  halklar  30-80  arası  dil-lehçe konuşuyor

1-   Avar-Andi Grubu: Ahvah, Andi, Arçin, Avar, Baqva, Botli, Çamatul, Dido, Godober, Kapuçin, Karati, Tindi

2-   Lak-Dargi Grubu: Dargi, Kaytak, Kubaçi, Lak

3-   Samur Grubu: Ağul, Buduğ, Hınallık, Kirı, Lezgi, Rutul, Tabasaran, Tsahur.

a)   Orta Kafkas Dilleri: Nah-Veynah Grubu:

      İnguş, Kist, Çeçen.

d)    Güney Kafkas Dilleri (Kart ve Luri Grupları):

1 - Gürcüce Dialektleri: Gurya, Hevsur, İmer, İngilo, Mtiul, Psav,Raca, Tuş.

2-     Acaraca

3-     Lazca

4-     Megrelce

5-     Svanca

E- Sami Dilleri Ailesi

1-     Arapça

2-     İbranice (Yahudice, Dağ Yahudicesi)

F- Ural-Altay Dil Grubu Ailesi:

a)    Altay Dil Grubu: Eklemli dillerden sonu ekli, fiilli dil.

1-     Turan Dil Grubu: Halaç, İdil Kıpçak, Karluk, Oğuz, Uygur.

2-     Moğol Dil Grubu: Moğol, Avar, Buryat, Kalmuk, Tunguz.


b)    Ural Dil Grubu:

1-     Fin-Ogur Grubu: Fince, Macarca (Hungary), Komi, Mari.

2-     Eston

3-     Samoyet

TÜRKÇE - TÜRK DİLİ

Türkçe, Ural-Altay dil grubunun Altay ailesinden morfolojik sıralamaya göre "Eklemeli Diller", kelime yapısı bakımından da "Sonekli" dil grubundadır. Altay dil grubunu oluşturan diğer diller ise, Japonca, Korece, Moğolca ve Tuzguzcadır. Türk dilini, bütün lehçe ve şiveleriyle bugün, 120-300 milyon insan konuşmaktadır. Türkçe dünya sıralamasında sekizinci dildir. İlk ana Türk Boyları; Halaç, Karluk, Kıpçak, Oğuz ve Uygurlardır. 1071 yılında 30’a çıkan bu Türk boyları sayısı, günümüzde bölünmeler sonucu 48'e ulaşmıştır.  “TÜRKÇE;konuşulduğu, söylendiği, duyulduğu, okunduğu, gibi yazılan yazıldığı gibi okunan bir dildir’’

48 TÜRK BOYUNUN KONUŞTUĞU TÜRK LEHÇE, ŞİVE VE AĞIZLARI:

Türkçe 5 ana grup ve 48 Lehçeye ayrılmaktadır.

A- Çuvaş Grubu:

1-      Aşağı Çuvaş Ağzı

2-      Yukarı Çuvaş Ağzı

B- Halaç Grubu:

l -  Halaç Ağzı

2- Kaşgay

C- Kıpçak Grubu:

1-     Altay

2-     Abakan Ağzı

3-     Baraba Ağzı

4-     Balkar

5-     Başkırt

6-     Batı Sibirya Tatarcası

7-     Karaimce- Karay

8-     Karaçay

9-     Karakalpak

10- Karagas Ağzı-Kakasayca

11- Kazak

12- Kazan Tatarcası

13- Kırım Tatarcası

14- Kırgız

15-  Kıpçak Özbekçesi

16-  Kumuk

17-  Nogay

18- Özbekçe

19-  Salar

20-  Sarı Uygur

21-  Soyon (Tuba)

22-  Şor-Kemer

23-  Uygurca

 D- Oğuz Grubu:

l -    Anadolu Türkçesi-İstanbul Şivesi

2-     Ahiska- Mesket Ağzı

3-     Azerice

4-     Balkan-Trakya Ağzı

5-     Gagauz

6-     İnallı Ağzı

7-     Karluk

8-     Kırım Osmanlıca'sı

9-     Karapapak

10- Türkmen

11-Terekeme

E- Saha Grubu:

l - Dolgan Ağzı

2- Yakutça- Sahaca

KIPCAK LEHCESI

a-   Diyalekt, Şive ve Ağızlar

1-     Altay, Kırgız, Nogay, Teleüt

2-     Balkar, Karaim, Karaçay, Kumuk, Kuman.

3-     Kazan Tatarı, Mişer Tatarı, Kıreşin, Kırımçak, Sibirya Tatarı, Çöllü Kırım.

b-  Kıpçak Lehçesiyle Konuşan Türk Boylarının Yaşadığı Yerler:

1-        Altaylar, Batı Sibirya, Batı Tanrı Dağları, Orta Asya Pamirleri, Kıpçak Bozkırları-Stepler, Ural, İdil (Volga) Havzası, Kuzey Kafkasya, Kırım.

2-        Karaim Türkleri; Ukrayna ve Litvanya.


TÜRK YAZI DİLİNİN KOLLARI VE DÖNEMLERİ:


a-  Eski Türkçe: Sözlü ve Yazılı Türk Edebiyatı:

l -  Sözlü  Edebiyat   Dönemi:   Destan,   Ağıt,   Türkü,   Cır,   Yazıt-Kitabe:   İlk çağlardan İ.Ö. 5. veya İ.S 6. yüzyıla kadar olan dönem. İskit-Saka, Hun.

2-     İ.Ö. 5. yüzyıldan veya İ.S. 6. yüzyıldan itibaren 12. yüzyıla kadar olan devre: Orhun-Göktürk, Uygur, Kırgız

3-     Hakaniye Türkçesi-Kaşgar: Uygur ve Karluk (8.nci-13.yy.)

b-  Türkistan Türkçesi: İslamiyetten etkilenen Türkçe (10.-15 yy.)

1-     Kuzey Türkçesi: Kıpçak-Tatar, Ayrıca Kıpçak Edebiyatı; 868-969, 1250-1382 yıllan  arasında Mısırda ve  1206-1525  yıllarında da Hindistan'da önemli eserler vermiştir.

2-     Doğu Türkçesi; Çağatay-Harzem-Özbek.   Çağatay  Edebiyatı;   1525-1858 yılları arası Hindistan'da etkili olmuştur.

c-  Batı Türkçesi:

1-     Azerbaycan Türkçesi: Kuzey, Güney Azerbaycan ve Irak (Kerkük, Musul, Erbil) özellikle 15. yüzyıl altın çağıdır.

2-     Batı Oğuzca:

a-   Selçuklu Türkçesi: Farsça etkisinde (1040-1308)

b-  Osmanlı Türkçesi: Arapça ve Farsça etkisinde (1299-1928)

c-   Anadolu Türkçesi: Sade bir yaşam sürdüren Türk halkının konuştuğu arı Türkçe. 1928'de Türk Harf Devrimi yapılarak Latin alfabesi alındı. Türk Dil Kurumu kurulup, öztürkçecilik hareketi başlatıldı.


DİLİN ALT BÖLÜMLERİ:

Lehçe, Dialekt, Şive, Ağız, Aksan
.
LEHÇE: Dilin eski kollarıdır. Lehçede ses, şekil ve kelime ayrılığı bulunur, örneğin: çuvaşça ve oğuz lehçeleri. 5 veya 7 Türk dili lehçesi vardır. Bunlar; Çuvaş , Halaç, İdil, Kıpçak, Karluk, Oğuz ve Saha-Yakut.

ŞİVE: Dilin tarih akışı içinde kollara ayrılmasıyla oluşur Ses ve şekil ayrılığı bulunur. Örneğin; Kırgızca, Kazakça, Özbekçe gibi. 48 Türk dili şivesi vardır. Anadolu Türkçesini İstanbul şivesi temsil etmektedir

AĞIZ: Dilin ulusal sınırlar içinde ve son zamanlarda oluşan ses ve şekil değişiklikleridir. Günlük konuşma ile yazı dili arasındaki farktır. Trakya, Burdur, Kütahya ağızları gibi. Örneğin; Adanalıyım-Adanalıyık, Gidelim-Gidek, Ne ile-Nasıl-Neyle, Ne yapıyorsun-Nörüyon, ne edeceksin-netcen, bigele gibi.

Yörüklerle (Aydınlı) aynı lehçe, şive ve ağızı kullanan Türk boyları: Avşar, Bayat, İğdir, Karaevli, Yabır-Yapar ve Yazır gibi Oğuz Boyları ile diğer Türk boy ve topluluklarından: Abdal, Bekdik, Çayhan-Çayan, Evci, Gagavuz, Karay-Karaimler, Manav,Tahtacı ile Kuzey Afganistan-Güney Türkistan Türkleri.
 
TÜRKLERİN KULLANDIĞI ALFABELER
  
 1-  Orhun Alfabesi: Türk boylarının damgaları ile Anadolu'da Yörük obalarının kullanmakta olduğu sembol ve enlerden (tanıtıcı bellik ve ongun işaretlerinden) meydana gelmiştir. Harfler, Türk oymak ve obalarının doğal çevrelerinden ve günlük hayatta kullanılan ok, yay gibi eşya ve aletlerden örnek alınarak geliştirilmiştir. İskit, Hun ve Göktürklerce kullanıldığı bilinmektedir. Işıkgöl yakınlarında bir İskit mezarında bulunan gümüş tabak üzerindeki Orhun yazısının, İ.Ö. 5. yüzyıla ait olduğu belirlenmiştir. Ayrıca 552-744 yılları arası Orhun vadisine dikilen abide yazılarında da Orhun alfabesi kullanılmıştır. Yenisey Kırgız yazıtları harfleri de Orhun alfabesidir. Kuzey İtalya ve Tuna havzasında ele geçen Etrüsk ve Avrupa Hun dönemine ait eşyalar üzerinde de Orhun yazısı görülmektedir. Orhun alfabesi 38 harflidir. Göktürk yazısı da denilmektedir.

2-  Uygur Yazısı: İranlı Soğdlardan alınan bir alfabedir 14 harflidir. 745-1209 yılları arası kullanılmıştır. Bu alfabeyle yazılmış bir çok kitap ve duvar yazısı günümüze ulaşmıştır.

3- Sanskritçe-Eski Hind Alfabesi: Budizm ve Maniheizm ile ilgili bazı dini metinlerin yazılmasında Sanskritçe yazısı kullanılmıştır

4-  Arap Alfabesi: İranlılar (Sasaniler) Halifeler döneminde (632-661) müslüman olunca soğd Alfabesini bırakarak Arap Alfabesini aldılar ve bunda bazı değişiklikler yaparak, örneğin   Arapçada olmayan "P" harfini ekleyerek yeni Fars alfabesini oluşturdular. Türkler Arap alfabesini Farslardan - Samanilerden aldı (840-1090). Bu alfabeyi almada, Uygur ve Karluk Türklerinin İslam dinine girmeleri etkili olmuştur. Arap alfabesi 29 harflidir. Fars alfabesi ise, üç yeni harf ilavesiyle (P,N,Y) 32 harflidir. Karluk Türkleri 751 yılında Arap ordularıyla işbirliği yaparak Çin'e karşı savaştılar. Selçuklu ve Osmanlı Türk devletleri de resmi yazışma harfleri olarak Arap alfabesini kullandı. Okur-yazar oranı %2.5 ile 6 arasıydı.

5-  Kiril Alfabesi: SSCB'ye bağlı olarak yaşayan Azeri, Kazak, Kırgız, Özbek, Tatar, Türkmen gibi Türk boy ve topluluklarının eğitim-öğretim ve yazışmalarında; Kiril Slav alfabesi kullanımı 1920-1928 yılında zorunlu hale getirildi. Böylece Batı Türkistan, İdil, Balkanlar ve Kafkasya'da yaşayan Türkler, Kiril Alfabesini kullanmaya başladılar. 1991 yılında bağımsız olan 5 Türk Cumhuriyeti yetkilileri, Latin alfabesine geçmeyi planlıyorlar!

6-    Grek-Yunan Alfabesi: 1826-1915 yıllarından ve özellikle de1923 tarihli Lozan Antlaşmasından sonra, Yunanistan'ın Batı Trakya bölgesinde bırakılan Türklerin eğitim-öğretim ve resmi yazışmalarında kullandığı alfabe.

7-    Latin Alfabesi: 23.04.1920 tarihinde kurulan Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti, batıyla ilişkileri geliştirmek ve memleketteki okur-yazar oranını arttırabilmek için; 1928 yılında Latin alfabesine geçti. Eğitim-öğretim ve resmi yazışmalarda Latin alfabesini kullanma zorunluluğu getirdi. Bu yeni Türkçe alfabe 29 harflidir. İngiliz alfabesindeki Q , W ve X harfleri yoktur.

8-    Çin Alfabesi: Çin Hükümeti, hakimiyeti altında bulunan Doğu Türkistan Türklerine, 1949 yılında Çin alfabesini kullanma zorunluluğu getirdi. Çin alfabesi 50 bin harf karakterli şekil kelimeden oluşmaktadır. Türklerin, Hunlar ve Göktürkler döneminde de isteğe bağlı olarak Çin alfabesini kullandıkları bilinmektedir. Normal yazışma için 2-3 bin harf-kelime yeterli olmaktadır.

TARİH BOYUNCA TÜRKLERİN GİRDİĞİ DİNLER:

1-  GÖK DİNİ: Tek Tanrılı, tek yaratıcılı Hanif dini inancı. İskit, Hun ve Göktürkler ile İ.Ö. Çinlilerde Gök dine inanmakta idiler  Daha sonra Konfuçyünizm, Taoizm ve Budizm inancını kabul ettiler.

2-   BUDİZM: Bazı Türk kabileleri 7. yüzyıldan sonra Budizme girdiler. Türkler Buda adını Burkan olarak kullandılar.

3-   MANİ-MANİHEİZM: Uygurlar 762 yılında Mani dinine girdiler.

4-   MECUSİLİK: Bu dini kabul eden Türk Uruğlar’da oldu. Mazdeizm - Ateşperstlik

5-   ŞAMANİZM:  Doğa güçlerine saygı, büyü ve mistik ağırlıklı Şamanist inancı. Türkler, Moğollardan aldılar. Bazı Türk toplulukları bu inanca girdiler.

6-   YAHUDİLİK(MUSEVI): Hazar Devletine tabi Karay Türklerinin bir kısmı Yahudiliğin Karaim mezhebine girdiler.

7-   İSLAMİYET: İslam dini Türkler arasında 751 yılından itibaren yayılmaya başladı. Fars Samanilerin ve Müslüman tüccarların etkisiyle 632-661 yılından beri kişisel olarak Türkler arasında İslam dinine girenler oluyordu. Karluk ve Uygur Türkleriyle, Türkmenlerin toplu olarak İslam dinine girmeleri 840 yılından sonradır. Abbasiler döneminde (750-1258) Türklerin büyük çoğunluğu İslam dinine geçmişlerdir. Ancak Araplar , sevinecek yerde Türkleri ayırmış ve dışlamıştır. Örneğin Irak ve Suriye’deki  Türklerin durumu ve Suudi Arabistan’ın haç sırasındaki tutumu. Araplara göre; Türkten evliya, imam olmaz. İslam düşmanı münafıklar; sahte hadis uydurarak , Müslümanları; Alevi ve Suni olarak ikiye daha sonrada 72 fırkaya bölmüştür. Kuran’da , Hz. Muhammet ve 4 Halife döneminde Alevilik, Sunilik mezhep , tarikatçılık ve tasavvuf  yoktur. Bunlar sonradan uydurulmuş , bidat ve hurafedir.

Kıpçak Kazan Hanı: Almış Han, 921’de Müslüman oldu ve 944 yılında Hacca gitti. Karahanlı hükümdarı Saltuk Buğra Han da, ilk Müslüman olan Türk liderlerindendir.

8-    HRİSTİYANLIK: Türklerden 9. ve 10. yüzyılda Hristiyanlık dinine girenler oldu. Rusların etkisiyle Hristiyanlığa geçen Türkler Ortadoks mezhebine tabi oldular

GÜNÜMÜZ TÜRK DÜNYASININ İNANÇ DURUMU:

 A- Farklı İnançlara Sahip Türk Boy ve Toplulukları:

1-            Altay Türkleri: Budist ve Hıristiyan

2-            Çuvaşlar: Hıristiyan

3-            Dolgan: Şamanist

4-            Gagauz: Hıristiyan-Ortodoks

5-     Hakas: Hıristiyan

6-            Karay: Yahudi-Karaim  Mezhebi

7-     Kreşin: Hristiyan

8-     Kırımçak: Hristiyan

9-   Saha-Yakut: Hristiyan ve Şamanist

10-  Tuva-Tıva: Budist

11-  Tofa: Şamanist

B- Şii-Caferi Türkler

l -  Azeriler

2- Terekeme

3- Irak Tılafer Türkmenleri

C- Alevi ve Bektaşi İnancındaki Türk Boy ve Toplulukları:

1-  Abdal: Adana, Kayseri, İçel-Mut-Silifke, Karaman, Kırşehir, Konya-Ereğli

2-            Bayat: Hacıbektaş ilçesi halkı, Çorum.

3-            Bayındır: Akkoyunlu oymağı

4-            Çepni: (Karadeniz Çepnileri Sünni) G.Antep, Balıkesir, Kırşehir-Çiçekdağı

5-            Evci: Adana-Tufanbeyli, Kırşehir, Afyon.

6-            Şahseven: İran

7-            Tahtacı: Adana, Mersin, Antalya, Balıkesir.

D- İslam Dininin Ehli Sünnet Mezhebinin Hanefi Kolundan Olan Türk Boy ve Toplulukları:

A, B, ve C maddelerinde sayılan Türk boy ve toplulukları dışındaki diğer Türkler İslam dininin Hanefi koluna mensupturlar Kazak, Kırgız, Tatar, Uygur ve Yörük gibi.

E- Türk Tarikatları: Kurucu din adamları Arap soylu ancak mensuplarının çoğunluğu Türk olan dini felsefi topluluklar.

1- Yesevilik: 12. yy. Ahmet Yesevi-Türkistan. (1103-1166)

2-  Haydari, Haydariye; 13. yy. Horasan.

3-  Babailik, Babailer: 13 yy. Amasya, Baba İshak.

4-  Bektaşilik: 13 yy. Nevşehir, Hacıbektaş Veli. (1208-12070)

5-  Mevlevilik: 13 yy. Konya Mevlana Celalettin Rumi. (1207-1273)

6-   Ahilik: 13 yy. Kırşehir Ahi Evran Veli.

7-   Süleymancılık; Süleyman Hilmi Tunahan (1880-1960). Kadiri, Nurculuk, Makşilik, Rufailik gibi tarikatlar ise kürt ve arap tarikatıdır.

MİLLETLERİN ADI

 A- Yabancı Ülke ve Halklara, Türklerin verdiği ve Kendilerinin Kullandığı Adlar:

Acem, Sard, Tat: İranlı, Fars, Pers, Tacik, Soğd, Soğdak

Arnavutluk: Albania.

Almanya: Germany, Deutschland.

Cezayir: Algeria

Hollanda: Nedherlands.

İsviçre: Switzerland.

Kürt: Kürdara, (Araplar ise Ekrat.)

Makedonya: Macedonia.

Mısır: Egypt.

Macaristan: Hungary, Ungar, Hongrie, Magyar.

Sırbistan: Serben, Serbia.

Hırvat: Croatia

Suriye: Syria.

Yunanistan: Greece, Greek, Griechen, Helen, (Araplar ise Rum), Hellas.

İspanya: Spain.

İngiltere: England, Grand Britain.

İsveç: Swedan.

Polonya, Lehistan: Poland.

Hindistan: İndia.

Çin: China.

Gürcü: Georgia

Lübnan: Lebanon.

Ermeni: Armenia.

Eston: Eesti.

Cingen: Çenkeri, Çığan, Roman,Cipsi, Gitano, Sigoyna

B- Coğrafi Yer Adları:

Avrupa: Europe.

Ege Denizi: Aegean Sea.

Anadolu: Anatolia.

Hazar Denizi: Caspua, Caspian Sea, Khabar

Trakya: Thrace, Thracien, Thrazien. Toros Dağları: Taurus (Boğa burcu anlamında, Latince.)

C- 1) Yabancıların Türklere Verdiği Adlar (İ.Ö. ve İ.S. Dönemlerde): Tuku, Tukyu, Tukuye, Toukiue, Tuchüeh, Tures, Tucüe, Tik : Çinliler. Turuha: Hintliler. Targita: Yunanlılar.

Etrüsk: İtalyanlar, (Etrüskler; Kuzey İtalya İ.Ö.: 1000-100 yılları.). Etrak-Terakime: Araplar. Etrüsklere ,Yunanlılar; Tir, Tiren.

Trak-Thrace: Makedonlar, Yunanlılar,(Traklar; İ.Ö: 500-300). Tur-Turan-Türkan: İran-Farslar. Turco, Turchetto, Turcica: İtalyanlar. Turuk-Turukki: Kafkas Halkları. Turken, Türck, Türkei-Turkay: Almanlar, Turks, Türkei, Türkischen: İngilizler.

U.S.A. da Türk kelimesinin söylenişleri : Türkiş, Törkiş, Törki, Tırki, Türkey

Türko: Çeçen. Turquie: Fransızlar. Turgi: Estonlar. Török: Macar. Turco-Türco: Yunan

2) Yabancıların Türk Boy ve Devletlerine Verdiği Adlar: Ahiska Türklerine: Caxa (Slavlar), Saka (İranlılar-Persler). Mesket Türklerine: Skyth (Yunanlılar)-Massaget

İskit (Kafkas Halkları)

Sakles-seklap (Medler)

Kuman ve Kıpçaklara: Kerman (Bizanslılar ve Farslar: Kirman)

Kun (Macarlar).

Chardeş (Ermeniler). Pomak (Bulgarlar; Yardımcı anlamında.)

Peçeneklere: Beçenağ (Tibetliler)

Besenyo (Macarlar.) -Peçenyağ - Beçeneg (Bulgarlar.)

Bissenus (Latinler) -Bazdinağ - Patzinak (Yunanlılar)

Polovtsi (Ruslar,Sarışın anlamında)

Akhunlara: Yehta (Çinliler), Hunlara: Bun (Oset-Alanlar).

Oğuzlara: Tork (Ruslar). Uz (Bizans).

Gagauz (Romanyalılar ve Moldovalılar). El Guz, Guzziye (Araplar)

Kirghizie (Fransızlar)
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
TürkcüKasirga
Ziyaretçi
« Yanıtla #6 : 27 Aralık 2009, 17:08:58 »

TÜRK BOY ADLARI VE DEVLETLERİ İLE

Oğuz Kelimesinin Tarih içindeki Söyleniş Biçimleri:

 Oğuz: Guz, Guzziye, El Guzz. Kara Guz, Sir Tokuz Oğuz, Üç Oğuz, Uğuz, Oyguz, Ögüz, Toğuz, Uz, Gagauz, Uzbek.

Avşar: Afşar (İranlılar-Farslar.)

Horzum: Harzem, Harezm, Horezm, Kharezem, Harizm.

Türkmen: Türkoman, Turcoman, Türkmanend, Terek, Terakime, Terekeme

Uygur: Uighur, Ouighours, Oigurs, Huihu, Uiqurica, Hui.

Hazar: Hazari, Hezer, Hazer, Kazar, Khazarica, Caspıo, Khabar.

Akhun: Eftalit, Abdal-Abdel, Hayta-Haita, Yehta.

Hun: Huingnu, Hiyongnu, Hsiungnu, Hunni, Hienyun, Hui, Huna, Hsiehli, Bun.

Göktürk: Köktürk, Ashihna.

Halaç: Kalaç, Khalaç, Kaoçi (Çinliler).

Tatar: Tartar,(Batılı  Araştırıcılar) Tata-Dada (Çinliler.) (Tatar;Ruslar)

Selçuk (-lu devleti): Seljoucides, Seljukides, Seljik.

Osmanlı: Ottoman, Devlet-i Ali Osmani.

Çinliler, Türk Hakanlarına; Shanyü, Teomana; Touman, Mete'ye; Maotun, Bumin'e ise Tümen demektedir.

Çinliler, Kırgız'lara: Kırıs, Hırgıs, Circis demektedir.

Yorum: Kanatlı hayvanlardan bir tavuk cinsine: Türkiye Türkleri: Hindi, Mısırga, USA'lılar: Turkey (Törki)- Turkey Chıcken. Yine biz darıya: Mısır deriz.

Başkurt- Başkırt Türkleri kendilerine Başgort, Türkçeye ise Töröksa demektedir.

Oğul, oğlu kelimesini: Ruslar; Ev-Of, Sırplar; İç, Bulgarlar, Ov-Ova, Ermeniler; Yan, Araplar ise; Bin ve ibni şeklinde kullanmaktadırlar.

En, An: Farsçada çoğul ekidir. Yörük-Yörükan: Yörükler.




24 OĞUZ BOYU:

 -          Oğuzlar: 24 Türk Boyunun bir araya gelerek oluşturduğu siyasi ve idari birliktir. Bozoklar ve üçoklar olarak iki "büyük ana kola ayrılır.

-          24 Oğuz Boy Adının Değişik Söyleniş Ve Anlamları;

1-         Afşar-Avşar-Uşar (Çevik, ava istekli, çok çabuk davranan)

2-         Alayuntlu-Alayunt-Ulayuntluğ-Alayurt-Yunt (ala atlı, ala kısraklı, iyi  atlı)

3-         Alkaevli – Alkabölük – Halkaavlu – Alkaravlı – Alka - Avluca (başarılı, uzlaşır, her yere, şeye yarar.)

4-         Bayat  (öfkeli, gururlu, devlet nimet sahibi)

5-         Bayındır-Bayundur-Bayandur: (tatlı, zengin ve nimet sahibi)

6-         Beğdili-Beğdeli-(Berendili-Bekdik)-Beğtili-Baydili: (sözü kuvvetli olan, sözü  değerli.)

7-         Büğdüz–Bükdüz–Bunduz – Bekder – Büydüz - Büğüz (görevli, hizmet edici.)

8-         Çavdır, Çavuldur - Çavundur - Çuvaldar - Çayıldır - Çavdâr - Çandır (namuslu, nüfuz ve ün sahibi.)

9-         Çepni-Çete-Çetmi-Çetni-Çetme-Çitme (kahraman, yiğit, gözü pek)

10- Dodurga-Tutırga-Totırka-Tödürge-Todurga (Yurt almak ve kurmakta "bilgili,  mülki yasası  olan)

11-          Düğer – Tüger – Düğzer – Döğer – Dökör – Töker – Düver - Döver (Yuvarlak, değirmi, kovan, sürüp çıkaran ve güç bulmak için bir yere gelen).

12-          Eymir-Eymür-Eymur-İmirli-Aymur-(Çok zengin, ulu).

13-          Iğdır-îğdir,  İkdir-Yiğdir-İydir  (Büyük ulu, yiğit, iyilik eden.)

14-          Kargı-Kargın-Karkın  (zengin sofralı, doyurucu).

15-          Karaevli-Karabölük-Karaat  (Karaçadırlı).

16-          Kayı-Kaya-Kayığ-Kayhan  (Sağlam, kuvvetli, metin, güçlü).

17-          Kınık-Kanık  (Aziz, kıymetli, alçakgönüllü, saygıdeğer).

18-          Kızık-Kızıklı, Kazık,Çarıklı  (Sağlam, çaba gösteren, güçlü, kuvvetli)

19-          Peçenek-Becenek-Beçene-Biçene-Peçene (Yapıcı, becerikli, çalışkan, iyi vuruşan).

20-          Salar-Salur-Salgur (Kurnaz, saldıran, kılıç sallayan)

21-          Yabır-Yaparlı-Yaperli-Yapar (önüne çıkanı yıkan, deviren, zorluk­lara, güçlüklere rağmen işini beceren)

22-          Yazır-Yazgır-Yazar-Yazırlı  (halk ağası, il sahibi, il ağası)

23-          Yuva-Yıva-Yava-Ava-Yıvva-Yuvalı  (atar, iter, hakim, derecesi herkesten üstün)

24-          Yüreğir-Yüreğil-Üreğir-Ülker-Üreğil-Üregür (her zaman iyilik eden bağışlayan, becerikli)




İLK DÖNEM TÜRK TARİH VE MEDENİYETİ


A- Orta Asya'nın Sözlü ve Yazılı Kültür Dönemleri

a- Türkler İ.Ö. 1200-600 yıllarında Altaylar, Minusink Vadisi, Sibirya, Urallar ve Kıpçak bozkırlarında tarih sahnesine çıktılar. Bu dönem Karasuk kültürü olarak adlandırılmıştır. İskit Türkleri etkinlik göstermişlerdir. Türkler çadırlarda kalarak Konar göçer hayvancılık yapmaktadırlar

b- İ.Ö. 600-400 yıllarında Yenisey ve İrtiş ırmakları kıyılarında, Baykal, Balkaş Gölü ve Orhun havzasında görüldüler ve Ötüken'e yerleştiler. Bu döneme proto-Türk kültürü denilmektedir, Kagnılı-Kanglı Türk boyları bu dönemde ön plandadır. Türkü, destan gibi sözlü Türk edebiyatı dışında bu döneme ait Orhun alfabesiyle yazılan, yazılı Türk edebiyatı örnekleri de bulunmuştur.

c- İ.Ö. 400-İ.S. 216 yıllarında Türkler Yenisey, Orhun havzası, Ötüken, Tanrı ve Aladağlar, Abakan, Selenga, Yedisu, Talas, Hazar'ın Kuzey Doğusu, Tula Havzası, Işık Göl, Altay-Pazırık'da hüküm sürdüler. Bu dönemde Çin'in kuzeybatısındaki Kansu ve Ordos bölgesinde yurt tutup yerleştiler. Bu döneme, Taştık veya Hun kültür dönemi denilmektedir. Çin yıllıklarına göre İ.Ö. 318 yılında Hunlar'la Çinli'ler barış antlaşması imzalamıştır. Türk Hakanı Teoman İ.Ö. 220-209 yıllarında Hun Başbuğu olmuş, yerine Oğlu Mete Han geçerek Î.Ö. 209-174 yıllarında Hunlara Hakanlık yapmış. Türk boylarını bir araya getirerek Türk Birliğini kurmuştur.

d- 350-557 yıllarında Akhunlar, Batı Türkistan-Maveraünnehir, Horasan, Afganistan ve Kuzey Hindistanda devlet kurdular. Hakanları Eftal, Toraman Tekin, Kula. Yazılı anıt diktiler.

e- Göktürkler: 552-630: Bumin Kağan bağlı olduğu Moğol Juan Juan devletine başkaldırarak; Kırgız, Oğuz, Tatar ve Uygur Türk boylarının katılımıyla oluşturduğu bir federasyonla tarihteki ilk Türk adını taşıyan, Göktürk Devletini kurdu. 582'de Doğu ve Batı olarak ikiye ayrıldılar. 630'da Çin yönetimine girdiler. 681-744: İlteriş Kutuluk Kağan Çin'den bağımsızlıklarını elde ederek 2. Göktürk Devletini kurdu. Türkler: Kapağan Kağan, Bilge Kağan ve Gültekin döneminde altın devirlerini yaşadılar. Göktürkler, Orhun Vadisine; Orhun Türk Alfabesi ve bazıları Çin alfabesiye yazılmış (732) abide ve balbal diktiler.

f-   Tatarlar (630-1552): Tukay ve Almas Kağan, Hazar Denizi Kuzey ve Doğusu. İdil Havzası ve Karadeniz'in kuzeyinde Tatar Devleti'ni kurdu. Tatar Devletini meydana getiren; Karay, Balkar, Peçenek, Kuman, Azeri, Kumuk, Başkurt, Çuvaş ve Tatar Türkleri; Tatar Hanlığı döneminde yerleşik hayata geçtiler.

g- Uygurlar (744-840): Kutluk Bilge Kağan, Doğu Türkistan'da Uygur, Karluk ve Yağma Türk boylarını bir araya getirerek Uygur Devletini kurdu. Yerleşik hayata geçen ilk Türk boyu uygurlardır. Şehirciliği başlatmışlar ve zengin bir Türk Edebiyatı meydana getirmişlerdir.


B- Hunlar

 Hun Kelimesi; insan kişi, halk anlamındadır. Kavimler birliği adı olarak kullanılmıştır. Çin kaynaklarına göre İ.Ö. 4. yüzyılda Çin'in kuzeyinde yaşayan göçebe bozkır kavimleri, Çin'e karşı birleşerek; Federe veya Konfederatif tarzda örgütlenmiştir. Hun birliğinin çekirdeğini İskit Türkleri oluşturmuştur. İ.Ö. 220 yılında Hun birliği yönetimi, Mete'nin uruğu Tuku'lara geçmiştir. Hun birliğine katılan halklar. Fin-Ogurlar, Macarlar (Mağyar-Hungar), Moğollar, Tibetliler, bazı yazarlara göre Slav Bulgarları ile Doğu ve Batı Türkistan'da yaşayan diğer Türk Boyları. Çinli'ler, Hunlara ; Hsiungnu, Hou, Hui diyorlardı. Çin şehirlerine yapılan Hun akınlarını durdurabilmek için 2000 km. uzunluğunda set yaptılar. Çin Setti İ.Ö. 214 yılında tamamlandı

Hunlar İ.Ö. 318 yılında Çin ile antlaşma yaptılar. Hunlar İ.S. 48 yılında kuzey ve güney olarak ikiye bölündüler. Sienpiler İ.S. 156 yılında Kuzey Hun Devleti'ne son verdi. Son Güney Hun Devleti de İ.S. 216 yılında Çinlilerce yıkılınca, bağlı halkların bir kısmı, Çin Egemenliğine girmeyip batıya yöneldi ve üç yeni Hun Devleti kuruldu.

a)      Hanedanı Moğol olan Batı Hun Devleti (147-156); Hakan Panu

b)      Hanedanı Macar olan Avrupa Hun Devleti (375-469): Balkanlar, Tuna havzası. Rua, Muncuk, Oktar ve Attila (434-452).

c)      Hanedanı Türk olan Akhun Devleti (350-557): Batı Türkistan ve Afganistan'da kuruldu.Aksuvar, Toraman.


TÜRK YAZITLARI:

 1)      Kazakistan'ın Almatı şehri yakınlarında Isıkgöl'ün Kuzeyindeki Esik Kasabasındaki bir kurgandan İ.Ö. 5. yüzyıla ait olduğu belirlenen; bir iskit Türk Prensine-Tekinine ait altın eşyalar ve gümüş tabak üzerine Orhun alfabesiyle yazılmış Türkçe yazı çıktı. Bu yazı "Tigin yirmiüçünde öldü, Isık halkının başı sağolsun" şeklindedir.

2)      Altay Dağlarının Pazırık Vadisinde İ.Ö. 3. yüzyılda yapıldığı belirlenen bir Hun halısı ve altın İşlemeli at eyeri bulundu. Bu halının dokuma tekniği ve desenleri ile Manisa Gördes Halısı arasında büyük benzerlik vardır. İki halıda aynı ilmek tekniği kullanılarak dokunmuştur.(BK.Pazırık)

3)      İ.Ö.119 yılında yazılmış, Türkçe Sagu-Ağıt-Yakım. Hun Türkleri bir savaşta Çinlilere yenilip, bir kısım ülke topraklarını yitirince söylenmiş, Çin Devlet arşivinde bulunmaktadır. (Çin Hanları; İ.Ö.11. yüzyıldan beri olaylarla ilgili yıllık, günlük tutturup, devlet arşivinde korumuşlardır.) Bu ağıttan bir deyiş.

" Yençidağını yitirdik, Kadınlarımızın güzelliğini aldılar.

   Silan yaylalarını yitirdik, Hayvanlarımızın otlağını aldılar."

4)      Macaristan'ın Miklot Köyünde, Orhun Alfabesi ve Peçenek Türkçesiyle üzerine kitabe yazılmış, İ.S.  11. yüzyıla ait altın bir tabak bulundu. Macaristan'da 5.-10. yüzyıllara ait Kumanlara ait eşyalar bulunmuştur. Bunların üzerinde Orhun Alfabesi harflerinden oluşan işaretler vardır.

5)      Akhunlar (358-557), Hindistan'ın Gwalior şehrinde yazılı anıt diktiler.

6)      Orhun Anıt ve Kitabeleri: Göktürkler 552-735 yılları arasında, Orhun Vadisinde 732 adet yazılı abide balbal diktiler. Ahlattaki Selçuklu mezar taşlarının bazıları, Orhun abidelerine benzemektedir. En önemlileri, 735'de dikilen Bilge Kağan Anıt Kitabesi ile Gültekin ve Tonyukuk Abideleridir.

7)      749-859 yılları arasında Uygur Türkleri, Selenga Havzasında,Sineusu ve Karabalgasun Kitabelerini dikmiştir.

8  )     Yenisey Kitabeleri, 10. ve 11. yüzyılda Kırgız, Çiğil ve Karluk  Türklerince dikilmiştir.

Türk Heykel ve Resimleri:
 1)      İ.Ö. 2. yüzyıldan kalma bir Türk mezarı olan Kurat Kurganında Kartal kabartması vardır

2)      732 yılında Orhun Vadisinde dikilen Bengütaştaki Göktürk Komutanı Gültekin büstünün başlık kısmının önyüzünde, kanatları açık bir kartal figürü kabartması var. Bu kartal figürü, Selçuklu bayrağındaki kartalın, Türklerce kullanımının çok eskilere dayandığını gösterir.

3)      Altaylarda 6-7. yüzyılda çizildiği sanılan kaya resimleri bulundu. Bunlar efsanevi uçan Gökatların resimleridir.

4)      744-845 yılları arasında Uygurlar, mağara duvarlarına Mani diniyle ilgili bir çok duvar resmi yapmışlardır. Bu resimler günümüze kadar ulaşmıştır.

5)      Günümüzde T.C. Devletini temsil eden bayraktaki Ay ve Yıldız'ın kullanımı da çok eskilere dayanmaktadır.1800 yılından sonra Osmanlılarla ilgili çekilen film ve resimlerde, Osmanlı Devleti'ni temsil eden bayrak ay yıldızlıdır. Osmanlılar döneminden kalan bina ön yüzlerindeki Osmanlı devlet armalarında yıldız işlenmiştir. Ancak Ay Yıldızın, devlet sembolü olarak Türklerce çok daha eski dönemlerde de kullanıldığı sanılmaktadır. Örneğin: Kazakistan’ın Tengiz bölgesindeki mezar taşları üzerinde, Kırgızistan’daki eski bir camide, Kuzey kafkasya’daki Balkar Türklerinin mezar taşlarında, Bosna Hersek’teki Boşnak mezar taşlarında bulunan Ay Yıldız simgesi büyük bir olasılıkla Türklerin eski tek tanrılı Gök Dini ile ilgilidir. Selçukluların bayraklarında çift başlı, kanadı açık, kartal simgesi kullanıldığı, Selçuklu mimarı eserlerinde görülmektedir. Ay Yıldızın, Selçuklu öncesi Türk Devletleri'nce ongun olarak kullanıldığı sanılmaktadır.



TÜRK HALK EDEBİYATI

A- Türk Destanları:
 Sözlü olarak günümüze kadar gelen Türk destanları sayısı yüzü bulmaktadır. Türkü, destan ve orta oyunu gibi sözlü Türk edebiyatı ürünleri çok zengindir. Sözlü edebiyat ürünleri 12. yüzyıldan itibaren derlenip yazılmaya başlanmıştır. Bazı Türk Destanları:

1)      Alper Tunga Destanı: İ.Ö. 7. yüzyılda yaşadığı bilinen Alper Tunga ile ilgili bilgileri; Kaşgarlı Mahmut Divanı Lügatit Türk adlı eserinde yine İranlı yazar (1010 yıllarında yaşamış) Firdevsi'nin Şehnamesinde bulabiliriz. Medler zamanında yaşamış ve İ.Ö. 626'da ölmüştür. Hükümet merkezi bu günkü Nahçivan’dır.

2)      Oğuz Destanı; İ.Ö. 5 yüzyılda Oğuz Kağan'ı ve Oğuzları anlatmaktadır.(496-436)

3)      İskit Hakanı Tomris Hatun (İ.Ö- 626): Oğlunu hileyle öldürten Med Kralını yendi. Tarihçi Heredot (İ.Ö. 490-425) yazdığı Heredot tarihinde bu konuyu da anlatıyor.

4)      Uygur Türklerinin Türeyiş ve Göç Destanları

5)      Hakan Su veya Şu Destanı: İ.Ö. 4. yüzyıi,330 yılında Makedonyalı Büyük Iskenderle antlaşma yapmış. Saka Hakanlığının başkenti Balasagun idi. Kaşgarlı Mahmud'un Divanı Lügat Türkünde bu destan özet olarak geçer.

6)      Kırgız Türklerinin Manas Destanı: 10. yüzyılın olaylarını işliyor. Dünyanın en uzun metinli destanı.

7)      Ergenekon Destanı

8  )      Erlik Han Destanı

9)      Tuva Destanı

10)  Ural Batır-Başkırt Destanı ve Tatar İdegey Destanı

11)  Alıp Manaş-Altay Destanı

12) Dede Korkut Hikayeleri, 3. ve 10. yüzyıl Oğuzlarının yaşantılarını anlatır.

B- Türk Halk Müziği Çeşitleri:
Türk halk müziğine; Tatarlar Türkü, Nogaylar Cönk, Kırgızlar Cır, Kerkük Türkmenleri Hoyrat demektedirler.

Anadolu'da Söylenen Halk Müziği Türleri:

1-     Ağıt-Yakım-Sagu

2-     Atışma

3-     Azeri Havası- Mahnı

4-     Barak

5-     Bozlak

6-     Boğaz Havası: Kadınlarca gırtlaktan söylenir. Ezgi

7-     Destan

8-     Deyiş

9-     Gurbet Havası

10- Gazel

11- Hoyrat – Kerkük Türkmenleri

12- Kına Havası

13- Koçaklama

14- Koşma

15- Maya

16- Mani

17- Mugam (Azeri)

18- Ovşama

19- Teke Zortlatması

20- Türkü

21- Uzun Hava

22- Yayla Havası, Varsağı

23- Yol Havası

24- Zeybek Havaları
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
TürkcüKasirga
Ziyaretçi
« Yanıtla #7 : 27 Aralık 2009, 17:14:03 »

KARAHANLl DÖNEMİNDEN BİR ŞİİR:

"Ağdı Kızılbayrak

Doğdu kara toprak

Yetişip geldi oğrak

Savaşıp geçtik biz..."

 

BİR UYGUR OZANINDAN DÖRTLÜK:

"Uygur açıp gözünü

Tanıtıp koy özünü

Ne zaman olsa ölüm

Cesur söyle sözünü..."

 

TÜRKİSTANLI ÇOLPAN’DAN BİR DÖRTLÜK:

"Ağlama yurdum

Gerçi bu gününde yoksa da bahar

Gölgesi gönlümde

Parlayıp yanar..."

AŞIK PAŞA:

Türk diline kimesne bakmaz idi

Türklere her giz gönül akmaz idi

Türk dahi bilmez idi bu dilleri

İnce yolu ol ulu menzilleri...**

AŞIK SAİD- LASTİK SAİD:

"Arapça isteyen Urbana gitsin

Acemce isteyen İrana gitsin

Frengiler Frengistana gitsin

Biz ki Türküz, bize Türki gerekir..."

HALK OZANI KOÇYİGİT KÖROĞLU-RUŞEN ALİ:

Ben bir Köroğluyum dağda gezerim.

Esen rüzgarlardan hile sezerim.

Köroğluyum kayaları yararım

Halkın kılıcıyım hakkı ararım

Şahtan, padişahtan hesap sorarım

Uykudan uyanan katılır bana..."

"Yiğitler silkinip ata binende

Derelerde aç kurtlara ün olur..."

 

HALK OZANI KARACAOĞLAN:  ( 1606-1670)

"Yıkılmış dilberin mamur elleri

Susmuş bülbül söylemiyor dilleri

Dağılmış sümbülü solmuş gülleri

Yüzüne dökülmüş teller perişan..."

"Coşkun sular gibi akıp durulma

Kuru gazel gibi esip savrulma

Nerde güzel görsen çevrilme

Bizim elde cana kıyar beğler var..."

 

HALK OZANI DADALOĞLU: ( 1785-1868)

"Dadaloğlu’mda der zatından zatı

Çekin eyerleyin gökçe kıratı

Göçmek değil bizim ilin muradı

Akyare gitmemiz güman görünür..."

"Hakkımızda devlet etmiş fermanı

Ferman padişahın dağlar bizimdir..."

 

M.EMİN YURDAKULDAN’DAN:

‘’Ben bir Türküm;dinim, cinsim,uludur

  Sinem,özüm inanç ile doludur

  İnsan olan Tanrının, vatanın kuludur

  Türk balası, evde olurmaz, giderim…’’

 

DOĞU TÜRKİSTANDA ÖĞRENCİ ANDI;

‘’Ulusumuz TÜRK

  Dinimiz İSLAM

  Vatanımız TÜRKİSTAN

  Ecdadımız TURAN…’’

‘’Ben Türküm, özüm Türk oğlu Türk

  Yurdum Türkistan, vatanım Turan

  Üzülerek gezdim Türk yurtlarını:hepsi viran

  Yoksul, cahil,ezilen insanlar;hepsi türk…’’



TÜRKİSTAN’A GENEL BİR BAKIŞ

a) Doğu , Güney ve Batı Türkistan ile Orta Asya Türk Şehir Adlarından Örnekler

1-     Ahiska

2-     Aksu

3-     Astana

4-     Almatı

5-     Belh

6-     Buhara

7-     Balasagun

8-     Beşbalık

9-     Barçınlı

10- Bağraş

11- Barkul

12- Cent

13- Çerçen

14- Farap

15- Gazne

16- Harzem

17- Hoten

18- Herat

19- Hami

20- Keş

21- Kuça

22- Kaşgar

23- Karaşar

24- Karabalasagun

25- Karacuk

26- Karaganda

27- Merv

28- Ordubalık

29- Özkent

30- Ötüken

31- Semerkant

32- Sütkent

33- Turfan

34- Talas

35- Taşkent

36- Tokmak

37- Urgenç

38- Urumçi

39- Yarkent

40- Yenikent

41- Yenisey

42- Yedisu

 

 

b) Türkistan’daki Türklerin Ad Verdiği Akarsular

1-     Aksu

2-     Argun

3-     Angora

4-     Bulungir

5-     Ceyhun

6-     Hoten

7-     İdil (Volga)

8-     İli

9-     İrtiş

10- Kaşgar

11- Kama

12- Manas

13- Orhun-Orkun- Orhan

14- Özü (Dinyeper)

15- Selenga

16- Sarısu

17- Seyhun

18- Tarım

19- Terek

20- Tula-Tolo

21- Yayık (Ural)

22- Yenisey

23- Yarkent

 

c) Türkistan Dağları

1-     Altay-Altın

2-     Aladağ

3-     Karakurum

4-     Karanlık

5-     Pamir

6-     Sayan

7-     Tanrı (Tienşan-Çinçesi)

 

d) Türkistan Çölleri ve Stepler

1-     Açlık-Kıpçak-Kırgız-Kazak Bozkırı

2-     Karakurum Çölü

3-     Taklamakan Çölü

4-     Gobi

 

e) Türkistan Gölleri

1-     Aral

2-     Bağraş

3-     Baykal

4-     Balkaş

5-     Boğda

6-     Hazar

7-     Isıkgöl

8-     İbinur

9-     Karaburan (Lopnor)

10- Sayram

11- Ulunker

 

f) Türkistan Havzaları

1-     Çungarya-Çu-İli

2-     Fergana Vadisi

3-     İdil

4-     Kaşgarya

5-     Maveraünnehir - Zerefşan

6-     Tarım

7-     Turfan Çukurluğu

 

f)    Türkistan Ovaları:

Altay, Büyükyıldız, İli, Küre, Küçükyıldız, Turfan, Tokkuztara
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
TürkcüKasirga
Ziyaretçi
« Yanıtla #8 : 27 Aralık 2009, 17:15:08 »

ÖZTÜRKÇE ADLAR:

 a) Kazak Türklerinin Çocuklarına Koyduğu Adlardan Örnekler

1-     Alptekin

2-     Akteke

3-     Ayembet

4-     Abay- Ablay

5-     Alaş

6-     Abak

7-     Batır

8-     Barsbey

9-     Buğra

10- Can

11- Kubanbay

12- Canbey

13- Canbek

14- Canımhan

15- Canaltay

16- Candar

17- Erkin

18- Kanber

19- Kunanbay

20- Oraz

21- Tekin

 

b) Türklerin Macar ve Moğollardan Alarak Çocuklarına Verdikleri Adlardan Örnekler.

1-     Atilla – Attila - Atila

2-     Arık

3-     Batu

4-     Berke

5-     Batur

6-     Cengiz

7-     Çağatay

8-     Edige

9-     Esen - Esmen

10- Giray

11- İlhan

12- Kubilay

13- Mengü

14- Noyan

15- Oktay

16- Olcay

17- Polat

18- Timuçin

19- Toktamış

c) Timur ve Selçuklu Dönemi Türk Adlarından Örnekler

1-     Aktimur

2-     Aydın

3-     Akça

4-     Aykent

5-     Aybike

6-     Aksuvar

7-     Aksungur

8-     Aybey-aybeğ

9-     Atsız

10- Arslan

11- Artuk

12- Alp

13- Alper

14- Alparslan

15- Baysungur

16- Baykara

17- Balaban

18- Bars-Baybars

19- Baytekin

20- Çağrı

21- Doğan

22- Dursun

23- Demirtaş

24- Erkin

25- Ertan

26- Ertuğrul

27- Gündüz

28- Güner

29- Gökbörü

30- Gürkan

31- Hatun

32- Hakan

33- İlbilge

34- İldeniz

35- İnal

36- İltutmuş

37- İstemi

38- Kağan

39- Korkut

40- Kutuz

41- Kutluk-Kutlu

42- Kılıç-Kılıçarslan

43- Karaman

44- Oğuz

45- Orhan-Orhun-Orkun

46- Özbek

47- Saltuk

48- Sevinç

49- Sungur

50- Suyunbike - Süyümbike

51- Sülemiş

52- Sökmen

53- Sarıhan

54- Selçuk

55- Sancar-Sencer

56- Türkan

57- Turan-Turhan

58- Tekine

59- Turgut

60- Toraman

61- Tekin

62- Tanrıverdi

63- Turgay

64- Tuğtekin

65- Tuğrul

66- Tutuş

67- Timur

68- Timurtaş

69- Tuğluk

70- Tomris Hatun

71- Tamer

72- Uluğbey

73- Umur

74- Ulaş

75- Ünal

76- Yağmur

 

 

 

d) Hun, Göktürk, Uygur ve Diğer Türk Devletlerinden Popüler Türk Adları:

1-     Akşit

2-     Argun

3-     Aydoğdu

4-     Alptekin

5-     Aytekin

6-     Ayhan

7-     Akbaş

8-     Akkuş

9-     Almış

10- Ayaz-Ayas

11- Baytaş

12- Beydoğdu

13- Beydoğan

14- Berk

15- Bumin

16- Buğra

17- Buğa

18- Bilik

19- Barak

20- Bilge-İlbilge

21- Ceyhun- Ceyhan

22- Çolpan

23- Deniz

24- Demir

25- Erdem

26- Ertaş

27- Gündoğdu

28- Gökhan

29- Günhan

30- Gültekin

31- İşbara

32- İstemi

33- İlteriş-İlter

34- Kutalmış

35- Kürşat

36- Köymen

37- Kegen

38- Korkmaz

39- Kaya

40- Karahan

41- Kayır

42- Mete

43- Menteş

44- Manas

45- Oraz

46- Ödemiş

47- Sebüktekin

48- Seyhun- Seyhan

49- Sevindik

50- Tolun

51- Terken

52- Tekiş

53- Tapar

54- Türker

55- Teoman - Duman

56- Tarkan

57- Tağmaç

58- Yakut

59- Yıldızhan

e) Ad Olarak Anılan Askeri ve İdari Unvanlar, Rütbeler

1-     Akay

2-     Atabey

3-     Aygucu

4-     Bahşi

5-     Başbuğ

6-     Bek- Bey- Bay- Beğ

7-     Erkin

8-     Er

9-     Hakan

10- Han

11- İlteber

12- İdikkut

13- İlteriş-İlter

14- Kül Erkin-Gül

15- Kağan

16- Şad-Şadpıt

17- Tarduş

18- Tanrıkut

19- Tekin:Prens

20- Tarkan- Tarhan- Tarhun

21- Yabgu

22- Tanju-Tanhu-Sanyü

f) Anadolu'nun Fethini Gerçekleştiren Selçuklu Hanları:

1-     Çağrı Bey (1021): Ermenistan, Gürcistan, Van

2-            Musa Yabgu'nun Oğlu Hasan Bey: (1046)

3-            Yakuti Bey: (1048) Azerbaycan

4-            İbrahim Yınal: (1048) Hilvan

5-     Kutalmış: (1048) Irak

6-            Tuğrul Bey: (1048) Muradiye-Erciş, (1055) Irak, (1058) Cizre

7-            Alparslan (1064) ve (1071)- Malazgirt ve G. Doğu Anadolu

8-            Alparslan'ın Oğlu Ayas-Ayaz Bey: 1071-1078 Çukurova Yöresi

9-            Kutalmışoğlu Süleyman Şah: 1078

10-     Kutalmışoğlu: Polat Bey, Mansur Bey, Alp İliğ

11-     Melik Tutuş: Suriyeyi aldı   1092

12-     Kılıçarslan: Süleyman Şah'ın Oğlu (1092,1097)

13-      Sultan Melikşah: 1086

 

g) 1021 - 1028 - 1036 - 1048 - 1054-1071-1074-1080-1083-1084-1085-1176-1280 Anadolu'ya Akın Yapan Selçuklu Ordu Komutanları:

1-     Artuk Bey

2-     Afşinbey (K. Maraş Yör.)

3-     Ahmet Şah

4-     Aytekin Bey

5-     Bozan Bey

6-     Buka (1048)

7-     Çaka Bey (1080 İzmir)

8-     Çavlı Bey

9-     Dinar Bey

10- Dokak Bey

11- Danişmend Gazi (1097)

12- Duduoğlu

13- Dilmaçoğlu

14- Emir Karatekin

15- Emin Sunduk-Sandık

16- Emir Çubuk

17- Emir Saltuk

18- Emir Buldacı

19- Emir Çavlı

20- Göktaş (1048)

21- Gevherayin

22- Gümüştekin

23- Kızıl Sarı

24- Kızıl (1048-1060)

25- Muncukoğlu (1084)

26- Mehmet Bey

27- Menteşe Bey

28- Mansur Bey

29- Mengücek

30- Porsuk Bey

31- Savtekin

32- Türkmen Bey

33- Tutak Bey

34- Taranoğlu

35- Yağıbasan


A- a) Avrupalı Türkoloğlara Göre:

 l-  Halaç(Kalaç)

2-      Kanıklı

3-      Karluk

4-      Kıpçak

5-      Oğuz

6-  Uygur

b) Kaşgarlı Mahmud'un Araştırmalarına Göre 11. yy. Türk Boyları

1-    Basmil

2-    Başkırt

3-    Cumul

4-    Çaruk

5-  Çiğil

6-  Hatay (Kuzey Çin Türkleri)

7-  Iğrak

8-  Kayı

9-  Kıpçak

10-Kırgız

11-Oğuz

12-Peçenek

13-Salar, Şato (Tabgaç, Tibetlere komşu Türkler)

14-Tuhsi

15-Tangut (Pamir yöresi Türkleri)

16-Tatar

17-Uygur

18-Yabaku

19-Yağma

20-Yemek

c) Camiüt Tevarihte

1-    Halaç

2-    Kanglı (Kanıklı)

3-    Karluk

4-    Kıpçak

5-    Oğuz (Türkmen)

6-     Uygur

d) Neşri'ye Göre:

1- Ağaçeri

2- Aykırı (Ayperi)

3- Halaç

4- Kanglı

5- Karluk

6- Kıpkaç

7- Uygur

B- a) 6. Yüzyıl Türk Boyları: Bu dönemlerde adı geçen, etkili olan Türkler;

1-  Basmıl

2-  Bayırku (Bayır Bucak Türkleri-Yir Bayırku)

3-  Çiğil

4-  Halaç

5-  Karluk

6-  Kanglı

7-  Kırgız

8-  Onok

9-  Oğuz

10-SirTarduş

11-Tatar

12-Töles

13-Türkeşler (Kara ve Sarı)

14-Uygur

15-Yağma

b)  7-9. Y.Y- Türk Boyları:

1-  Balkar

2-  Basmıl

3-  Karay, Karaçay

4-  Karluk

5-   Kumuk

6-   Kırgız

7-   Kıpçak

8-   Kuman

9-    Kimek

10-  Oğuz(Uz-Gagauz)

11-  Peçenek

12-  Salar-Salur

13-  Tatar

14-  Türkeş-Türgiş

15-  Uygur-Sarı Uygur

c)  12. YY. Türk Boyları

1-  Harzem (Horzum)

2-   Karluk

3-   Kırgız

4-   Kıpçak

5-   Kuman

6-   Özbek

7-   Şato Türkleri

8-   Tatar

9-   Türkmen

10-  Uygur

11-  Uz


TÜRK BOYLARI SOY GRUBU

 A) KARLUK

-       Çiğil

-       Halaç

-       Hakas

-       Mişer

-       Özbek

-       Saha (Yakut-Kırıkan)

-       Tohsi

-       Tuva

-       Uygur

-       Yağma

B) KIPÇAK

-       Altay

-       Balkar

-       Başkurt

-       Çuvaş

-       Karaçay

-       Kumuk

-       Kuman

-       Noğay

-       Şor (Kemer)

-       Tatar

C) OĞUZ

-       Azeri

-       Gagauz

-       Kaçar

 BOZKIR VE YAYLA TÜRKLERİ – GÖÇEBE TÜRKLER (1690):

-       Avşar

-       Çiğil

-       Halaç

-       Kaşkay

-       Kazak

-       Kırgız

-       Onok

-       Türkmen

-       Türkeş

-       Tohsi

-       Yağma

-       Yörük

TÜRK BOYLARI DİL GRUBU

-       6 Türk lehçesi

-       20 Türk şivesi

-       34 veya 48 Türk dili ağzı var.

A) GÜNEY

-       Azeri

-       Avşar

-       Gagauz

-       İnallı

-       Kaşkay

-       Türkmen

-       Tohsi

-       Yörük

-       Yağma

B) BATI

-       Balkar

-       Baraba

-       Başkurt

-       Batı Sibirya Tatarcası

-       Kırım Tatarcası

-       Karay

-       Karaçay

-       Kumuk

-       Kazan Tatarcası

C) MERKEZ

-       Karakalpak

-       Kazak

-       Kırgız

-       Kıpçak

-       Kuman

-       Nogay

D) DOĞU

-       Özbek

-       Sarı Uygur

-       Salar

-       Uygur

E) KUZEY

-       Altay

-       Çuvaş

-       Dolgan

-       Hakas

-       Karagas

-       Mişer

-       Saha

-       Şor

-       Tuva

F) TÜRKİYE ŞİVE VE AĞIZLARI

-       Burdur

-       Denizli

-       Muğla

-       Çukurova

-       Elazığ,

-       Urfa

-       Erzurum

-       İstanbul

-       Trakya

-       Trabzon

-       Rize

Macar Araştırıcı Armin Vambery Türkleri Beş ana grupta toplanmıştır. (1985 yılında yayınladığı Antropolojik ve Etnolojik ilişkilerinde Türk Halkı Adlı eser)

A) SİBİR TÜRKLERİ

-       Altaylı

-       Baraba-Tobol Tatarı

-       Çalım Tatarı

-       Dağ Tatarı

-       Kacints

-       Kobol

-       Karagas

-       Kamasin

-       Kızıl

-       Kumandı

-       Sagay

-       Soyot

-       Şor

-       Teleüt

-       Yakut (saha)

 

B) ORTA ASYA TÜRKLERİ - TÜRKİSTAN

-       Kırgız

-       Kazak

-       Uygur (Doğu Türkistanlı)

-       Karakalpak

-       Özbek

-       Türkmen

C) VOLGA TÜRKLERİ (İDİL-URAL)

-       Başkurt

-       Çuvaş

-       Kazan Türkleri – Tatarlar

 

D) KAFKAS TÜRKLERİ

-       Nogay Tatarları

-       Karaçaylar

-       Kırım Tatarları

-       Kundurlar

-       Kumuklar

 

E) BATI TÜRKLERİ

-       Azeri

-       İran Türkleri

-       Türkiye Ve Balkan Türkleri


ORHUN ABİDELERİNDE (725, 732 ve 735’te dikildi) ADLARI GEÇEN VE GÖKTÜRK (KUTLUK) DEVLETİNİ (552-745) OLUŞTURAN TÜRK BOYLARI VE DİĞER MÎLLETLER;


A)     Türk Boyları:

1-     Az (Uz) veya As

2-     Basmıl

3-     Çikler (Kıpçaklar: Uygurlarla Kırgızlar arasındaki bölgede)

4-     Tatar, Dokuz Tatar, Otuz Tatar

5-     İzgil

6-     Karluk  (Orhun nehrine göre güneyde yaşıyorlar)

7-     Kırgız (Kırkız)

8-     Kurıkan, Üç Kurıkan (Yakut-Saha)

9-     Oğuz; Üç Oğuz, Dokuz Oğuz, Tongra, Yır Bayırku, Ediz, İki Ediz (Çadırlı), (Kuzeyde yaşıyorlar)

10-    On Ok.

11-    Sir, Altı Sir (Siri Derya nehrine adlarını vermişler)

12-    Tarduşlar (Batı Göktürkleri: 6 Oymak)

13-     Tölis (Doğu Göktürk)- Talas

14-     Türgiş (Türkeşler) (Batıda)

15-     Uygur

B)     Tabi (Bağlı) veya Komşu Milletler:

1-     Avar (Apar)

2-     Bizans (Pürüm, Doğu Roma, Rum)

3-     Bökli Çöllü Halk (Gündoğusunda)

4-     Çin  (Tabgaç ve Mançur)

5-     Çungarlar

6-      İranlılar: Soğd, Altıçup, Soğdak, Berçik, Persli, Tacik.

7-      Kıtay (Kıtany-Hıtay) (Doğuda)

8-      Tangut

9-      Tatabı (Doğuda)

10-    Tibet (Tüpüt)

11-    Tokar (Tohar)

12-    Tuygut (Toygut)

ORHUN ABİDELERİNE GÖRE GÖKTÜRK HANEDANININ BAĞLI OLDUĞU TÜRK BOYU:

 a) "... İlsizleşmiş, Kağansızlaşmış milleti,cariye olmuş, kul olmuş milleti (Çin'e), Türk töresini bırakmış milleti, ecdadımın töresince düzenlemiş, yetiştirmiş. Talas, Tarduş milletini orda tanzim etmiş, yapguyu, şadı orda vermiş."

"b) "Türgiş Kağanı Türküm, milletim idi. Bilmediği için "bize karşı yanlış hareket ettiği, ihanet ettiği için, Kağanı öldü. Buyruğu, beyleri de öldü. On Ok kavmi eziyet gördü"

c) "Ecdadımızın tutmuş olduğu yer,su, sahipsiz olmasın, kalmasın diye Az milletini tanzim ve tertip edip. ..Bars Bey idi, Kağan adını burda biz verdik, küçük kız kardeşim prensesi verdik."

d) "On Ok oğluna, .yabancına kadar bunu görüp bilin."

e)     "Köğmenin yeri, suyu sahipsiz kalmasın diye Az, Kırgız kavmini düzene sokup geldik.  Savaştık... ilini geri verdik.

f)     "Türk, Oğuz Beyleri, milleti işitin: Üstte gök basmasa, altta yer delinmese, Türk Milleti, ilini töreni kim bozabilir? "

g)     "Türküm için, milletim için iyisini öylece kazanıverdim. "

h)  "Dokuz Oğuz milletim idi. Gök, yer bulandığı için, ödüne kıskançlık değdiği için düşman oldu. Bir yılda dört defa savaştım."

ı) "Türk Bilge Kağanı ...Sir, Dokuz Oğuz, îki Ediz, Çadırlı Beyleri,milleti üzerine Kağan oturdum."

i) "On dört yaşımda Tarduş Milleti üzerine şad oturdum."

j) "Basmıl; idik Kut soyumdan olan kavim idi."

k) "Güneyde Karluk milletine doğru ordu sevk et deyip, Tudun Yamtarı gönderdim.,,. Karluk valisi yok olmuş.... Halk kütlesi kağanım geldi deyip övdü..."

1) "Türgiş Kağanı (Göktürk Halkı için): Benim milletim ordadır",

"Türk milleti yine karışıklık içindedir", "Oğuz yine sıkıntıdadır" demiş.

m) "Türk Bilge Kağanı, Türk Sir Milletini, Oğuz Milletini besleyip oturuyor."

n) "Doğuda Kadırkan Ormanına kadar, Batıda Demirkapıya kadar kondurmuş, ikisi arasında pek teşkilatsız Göktürk'ü düzene sokarak..."

o) "Tanrı kuvvet verdiği için babam Kağanın askeri kurt (böri) gibi imiş, düşmanı koyun gibi imiş."

ö) ",... Türk Milletinin.,,, dört tarafı hep düşman imiş..."

p) "İl veren Tanrı, Türk milletinin adı sanı yok olmasın diye..."

r) "Türk Tanrısı, mukaddes yeri, suyu Öyle tanzim etmiştir. Türk milleti yok olmasın, millet olsun diye...."

8. YÜZYIL TÜRK BOYLARI

 1.       Az (Uz-Uzbek-Özbek) veya As (Astragan şehri)

2.       Basmıl

3.       Çik

4.       Ediz(HieThie-Hayta)

5.        İzgil (Eskil)

6.       Karluk (Harluhiyye)

7.       Kırgız

8.       Kimek (Baya)

9.       Oğuzlar: Üç ve Dokuz Oğuzlar (Kun, Tonra ve Yağma)

10.    Onoklar

11.    Tatar

12.    Türkeşler: Kara ve Sarı Türkeşler

13.    Tarduş

14.    Tolis-Taliş-Talas

15.    Uygur: Sarı ve On Uygur

16.    Yır Bayırku (Bayır Bucak Türkmenleri)- Yabaku (Payeko)

 

ONOKLAR (Batı Göktürkleri)

1-     Barsganlar

2-     Çaruk (Çarıklı-Cırıklı)

3-     Ezkil (İzgil-Ezkiş-Ezgiş-Ekiz-Eskil)

4-     Halaç-Kalaç

5-     Kara (Türkeşler)

6-     Koşu

7-     Oğrak (Kara Yığaç)

8-     Peçenekler

9-     Sarı (Türkeşler)

10-  Türkmenler (Oğuz-Uz)

 

KARLUK BOYLARI

1-     Biskil (Baskil)

2-     Çiğil (Çiğli)

3-     Bulak

4-     Kol Erkin (Gül Erkin)

5-     Tuhsi (Toksi-Tohsi)

6-     Beyştan

7-     Haym (Haymana)

8-     Beriş

 

PEÇENEK BOYLARI

1-     Çor

2-     Çopan (Çoban)

3-     Gölbeğ (Kulpey)

4-     İrtim-İrtiş

5-     Kangar

6-     Kanbay

7-     Kopun

8-     Talmat

9-     Yula

 

X. YÜZYIL TÜRKİSTAN TÜRKLERİ

 

1-     Çiğil

2-     Ezgiş

3-     Halaç- Hallaç- Kalaç

4-     Harizm-Harzem-Harezm-Horzum

5-     Karluk

6-     Kıpçak

7-     Kırgız

8-     Kimek

9-     Oğuz-Uz (Türkmenler)

10-       Peçenek

11-      Tohsi

12-      Uygur

13-      Yağma

 

XI. YÜZYIL TÜRK BOY VE OYMAKLARI

1-     Çigil

2-     Oğuz

3-     Yağma

4-     Tahsi (Karluk-Kara Îrtiş-Tuhsi)

5-     Halaç-Halaciyye-Kalaç: Kaşkay Eli, Sahili, Save

6-     Kimek-Kimekra-İki îmek: Ankaz, Balandur, Bayavut, Eclat, Han, Hifçak (Ifçak-Hıpçak), İmak, İmi, Karkara, Yasgan, Yasu, Yemek (İmek)

7-     Kıpçak-Kıfçak: Çuğrak, Küçet

8-     Kanglı-Cangle-Kuman: Kanıklı, Kanlı, Kangıles (Kınık)


ALTAY YÖRESİ TÜRKLERİ

A- Altayların Yenisey Bölgesinde Yaşayan Türk Boyları:

1-     Abakan Türkleri: (Araştırmacılara göre 19 yy.daki  yaşantı ve kültürleri Anadolu Yörüklerine benziyor)

2-     Altay Türkleri

3-     Abakan Minusink Tatarları

4-     Hakas Uruğları: Beltir, Hoybal, Kızıl, Sagay, Sayan, Şor, Tuva, Uryanhay

5-  Tuva Uruğları: Oregay, Uri anchay

 

B- Abakan Türk Uruğları:

1-     Aba Kızıl

2-     Beltir

3-     Kaş

4-     Kızılkaya

5-     Koybat

6-     Kamasın

7-     Küerik

8-     Sagay

9-     Sor

10- Tuba

 

KARAKALPAK TÜRKLERİ

A- Karakalpakların Kolları

1-     Kıtay

2-     Kıpçak

3-     Keneges

4-     Mangıt

5-     Muiten

6-     Kongrat

B- Karakalpak Uruğları

l -    Açamaylı

2-     İstek

3-     Karakoylu

4-     Karasingir

5-     Oymavut

C- Karakalpak Şehirleri: Bunlar Uruğ Adları Olabilir

1-     Akmangıt

2-     Çimbay

3-     Karauzyak

4-     Karatav

5-     Kongrat

6-     Moynak

7-     Nukus

8-     Şumanay

9-     Tahiataş

10- Törtkül-Dörtgül

11- Üstürte




UYGURLAR (744-840)

 Uygur oymak adları Çin kaynaklarından alınmıştır. Çinliler; Çin’deki Müslümanlara günümüzde de "Hui" demektedir. Araplara; Tashih, İranlılara; Possu, Hintlilere; Hsitien, Hunlara; Hsiungnu, Göktürklere; Tuchueh, Uygurlara ise Huiho ve Weiwu demişlerdir. Yörük "boylarından Horzum ve Honamlı adları Çinlilerin verdiği bir isim olabilir,

A)    Uygur Uruğ ve Budunları:

1-    Ayabire (Huyewu)

2-    Baya Sığır (Moko  Hsichi)

3-    Ebirçeg-Abırçak (Awucho)

4-    Hazar  (Hoşa)

5-    Huguzu  (Huvussu)

6-    Kaochang-Kaoche-Shachou,  Hoço

7-    Kürebir-(Hu)

8-    Ötügen-Idıkkut

9-    Sarı Uygurlar (Salar)

10-   Turfan

11-   Uturgar (Hutuko)

12-   Yağmurgar (Yuvuku)

13-    Yağlakar


B) Uygur Federasyonuna Bağlı Türkler:

1-     Basmıl

2-     Çik (Kırgızlara Komşu)

3-     Dokuz Tatar (Selenga Irmağı "boyunda, Oğuzların doğusunda)

4-     Karluk Grubu

5-     Kırgızlar  (Kuzeyde)

6-     Oğuzlar  (Orhun Bölgesi)

7-     Şato (Sha-To)   (Sarı Uygur, Çin ve  Tibet'e komşu)

8-     Töles Boy ve Oymakları:   Buğu,   ..

9-     Türgeşler  (Türkeşler)   (Batıda oturuyorlar.)

 

C )       Uygurlara Tabi veya Komşu Diğer Kavimler: Çin, Kıtan (Liao), Mançu, Moğol,   Samanoğulları (Fars), Soğd, Tangut (Hsi Hsia), Tibet, Tunguz.

 

D )       Dokuz Oğuz Oymakları: (Oğuzlar Orhun, Selenga Irmakları boyunda otururken, 840 yılında Siriderya boylarına göç ederek Maveraünnehire yerleşmişlerdir. )

1-       Apusse

2-       Bayırku  (Payeku)

3-       Bükü (Puku)

4-       Ediz  (Atie)

5-       Hun (Hsiungnu)

6-       Kipi

7-       Kulunvuku

8-       Sigar  (ssechie)

9-       Tongra  (Tunglo)

 

E)   Uygur Devletini Oluşturan Türk Boy ve Toplulukları: (744-840)

1-     Uygur: Sir, Tarduş- Sarı Uygur

2-     Adiz (Ediz)

3-     Basmil

4-     Bayırku

5-     Çabiş (Çöbe)

6-     Ekşid (Akşid)

7-     Gön

8-     İske (İskit)

9-     Karluk

10- Tongra

11-  Tokuz Oğuz

 

F)    Uygur Oymakları ve Boyları:

l -    Avuçay

2-     Ayavirden-Ayavır

3-     Bakasıkır

4-     Gasar-Karsar

5-     Koğursu

6-     Koorsuk

7-     Kuttugur

8-     Tora-Tolu-Turlımyıvar

9-     Uyur-Uturkor

10-   Yağma: Yabutkar, Taryat, Kara yağma

11-    Yağlakar

12-    Bulak-ElkeBulak

 

G)   Karahanlı Devletini Oluşturan Türk Boyları (840-1137):

1-     Argular

2-     Çiğil

3-     Karluk

4-     Uygur

5-     Yağma

 

H)  Kıpçak Türk Boylan: (Kıpçak-Kıfçak, Kimek-Yemek)

a-  Kuman-Kun

b-  Kırgız

c-  Kazak

d-  Tatar



Facebook'a Ekle
Kayıtlı
TürkcüKasirga
Ziyaretçi
« Yanıtla #9 : 27 Aralık 2009, 17:21:14 »

TATAR TÜRKLERİ (l 7 YY.)

 A- Yerleşim Bölgelerine Göre:

1-     Abakan

2-     Baraba

3-     İli Havzası

4-     Karaorman

5-     Kazan-İdil

6-     Kırım

7-     Kumandı

8-     Kondoma

9-     Lebed

10-  Miras

11- Sibirya

12- Tara-Kurdak

13- Tom

 

B- Abakan Tatar Boyları:

1-     Altay-Yenisey-Minusink Tatarları

2-     Aba-Kızıl

3-     Beltir

4-     Hakas

5-     Kamasin

6-     Kaş

7-     Kızılkaya

8-     Koybat

9-     Küerik

10- Sagay

11- Şor

12-  Tuba

 

C- Kırım Tatar Boyları ve Elleri:

a-  Tatar Boyları

l -      Argun

2-      Barın

3 -     Kıpçak

4-      Şirin

b-  Tatar Elleri

1-            Arslanbek Eli

2-            ÇekişkEli

3-            Doy Eli

4-            Nevruz Eli

c- Tatar Oymakları

1-   Bardaklı

2-   Batlı

3-   Mankıtlı

4-   Mansurlu

5-   Nakşıvanlı

6-   Olanlı

7-   Orlu

8-   Sacunlu

9-    Şirinli

d- Kırım Hanlığına Tabi Türk Boyları:

1-   Tatar

2-   Balkar

3-   Kırımçak- Kıreşin

4-   Kuman

5-   Nogay: Ulu Kiçi, Saydak, Urumbet

6-   Kıpçak

7-   Gagauz

8-   Stavropol Türkmeni

9-   Karay-Karaim

10-  Kumuk

11-  Karaçay

Kazak Yazar H. ALTAY'ın Araştırmalarına Göre (1917-1952) Kazak Türk Boy ve Kolları


A- Ulu Cüzün Boyları ve Bağlı Kollar

1-     Alban

2-     Dulat

3-     Kanlı

4-     Suvan

5-     Üysin

 

B- Küçük Cüzün Boy ve Kolları:

1-     Alimoğlu: Karasakal, Kete, Şömeköy, Törtkara

2-     Bayoğlu: Alsın, Sekti, Serkeş, Tana

3-     Yediruv: Çağalbaylı, Kerderi, Tabın, Tama

 

C- Orta Cüz Boy ve Kolları:

1-     Argın: Kuvandık, süyindik ve Momın.(Momın ise; Beğendik ve Şegendik)

2-     Kıpşak: Bucay, Köldeneng, Kökmurın

3-     Kongırat:

a-    Köktinulu: Algiy, Batıkey, Karaköse, Köbek, Koyaşağası

b-    Kötenşi: Başman, Baylar, Cansar, Cetimler, Kuyıskansız, Mangıtay, Tokbolat, Tınay

4-     Nayman: Bağanalı, Ergenekti, Karagerey, Kökcarlı, Matay, Sadır, Sarcomart,

5-     Terstangbalı, Türtuvıl

6-     Uvak: Sarı, Sarman, Şoğa

7-     Kerey: Cadık, Cantekey, Castaban, İteli, Karakaş, Könsadak, Merkit, Molkı, Sarbas, Şerivşi, Şıbaraygır, Şigmoyın.

 

 

D- Kerey Uruğlarına Bağlı Kazak Oymakları:

1-    Atanbay                                     22-Elgeldi

2-    Altanbay                                     23- İtkara

3-    Abak                                           24- Köten

4-    Akan                                           25- Kidir

5-    Aytuğan                                       26- Kökey

6-    Akbaktı                                         27- Koşan

7-    Altantuman                                    28- Kurman

8-    Barlıbay                                        29- Koçaş

9-    Bektemir                                        30- Kocabergen

10-   Bektaş                                          31-Kulatay

11-   Börte                                            32- Kultanbolat

12-   Barak                                            33- Naymangul

13-   Baykara                                         34- Ötemiş

14-   Çank                                             35-Sarı

15-   Caka                                             36-Satıbaldı

16-   Caman                                           37-Suğıl- Şuğul

17-   Cırgalı                                            38-Tavsar

18-   Cansarı                                          39-Tokay

19-   Esen                                              40- Temir (Demir)

20-   Esenbay                                         41-Töleke
  
21 -  Esenbel


W. RADLOF'un Araştırmalarına Göre Türk Boyları (1859-1871):

 a-  Türk Boyları

1-   Altay

2-   Kazak

3-   Karakalpak

4-   Kırgız

5-   Özbek

6-   Soyon

7-   Şor

8-   Tatar

9-   Teleüt

10-  Törböt

11-  Türkmen

 

b-  Altay Türklerinin Kolları (24 Boy)

1-      Anuy

2-      Başkaus

3-      Çuy-Çuyu

4-      Çarış

5-      Çoros

6-      Çargış

7-      Çolışman

8-      Duvoyedan

9-       Katunya

10-     Kuğu

11-     Koksu

12-     Mayma

13-     Telengit

14-     Tölös

15-     Ulan

16-     Urusul

17-     Uba

 

c-  Kırgızlar

1-     Buğular

2-     Kara Kırgız

3-     Sarı Bağışlar

4-     Sollular

 

d-  Özbekler

1-     Allat

2-     Bataş

3-     Behrin

4-     Calayır

5-     Kanagaz

6-     Kıpçak

7-     Kongrat

8-     Mangıt

9-     Ming

 

e-   Tatarlar

1-     Abakan

2-     Baraba

3-     İli Havzası

4-     Karaorman

5-     Kazan - İdil

6-     Kırım

7-     Kumandı

8-     Kondoma

9-     Lebed

10-   Miras

11-   Sibirya

12-   Tara-Kurdak

13-   Tom

 

f-   Zerefşan Vadisi Türkmenleri

1-     Kara Abdal

2-     Nakrut


ÖZBEK URUĞLARI-OYMAKLARI

1-     Arlat

2-     Barın

3-     Bataş

4-     Burkut

5-     Hıtay

6-     Kanglı

7-     Kıpçak

8-     Kırk

9-     Kıneges

10-   Kongrat

11-   Ming

12-   Muyten

13-   Mangıt

14-   Nayman

15-   Saray

16-   Tuyaklı (Toyaklı)

17-   Uçuruğ

18-   Yüz
 

ALTAY OYMAKLARI

1-     Çamal

2-     Çay

3-     Kan Oozı

4-     Köş Agaş

5-     Köksü Oozı

6-     Mayma

7-     Onday

8-     Sabalin

9-     Turaçak

10-    Ulagan

11-    Ululu Altay
 

BAŞKIRT URUĞLARI

1-     Bürgen

2-     Hun Kıpçak

3-     Kara Kıpçak

4-     Karagay Kıpçak

5-     Tamyan

6-     Tungavur

7-     Usergen

YAKUT-SAHA-KURIKAN URUĞLARI

1-     Betarus

2-     Betun

3-     Borogon

4-     Kangalas

5-     Megin

6-     Namas


DİĞER SİBİRYA HALKLARI (Türklerle Komşu Fakat Türk Değil)

1-     Evenki

2-     Fin-Ugor:Aır, Çirmiş, İso-Ves, Mukşı, Yuğra-Vogul. Fino-Ugric

3-     Komi

4-     Mari-El

5-     Moğol

6-     Mordov

7-     Tchovch

8-     Tunguz (Tunghu)

9-     Udmurt (Türk boyu olduğu ileri sürülüyor;Besirman-Busurman)

10- Çüngar
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1] 2 3 ... 14
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.11 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.012s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.