Türk Savaş Sanatı ve Turan Taktiği
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 16 Ekim 2019, 18:49:37


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Türk Savaş Sanatı ve Turan Taktiği  (Okunma Sayısı 10948 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
tokuzoguz
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 57


« : 22 Haziran 2010, 16:10:14 »

TÜRK SAVAŞ SANATI

Mancınığı bulanlar ve savaşta ilk kez kullananlar Türklerdir.Islıklı okun mucidi Mete’dir. Güreşi spora kazandıran Türklerdir. Güreş (Küreş) Türkler için bir prestij, savaşa hazırlık, güç kazanma gibi nedenlerle çok popülerdi. Güreş yıllar sonra Judonun esin kaynağı olmuştur.Türkler savaş sanatına yüzlerce strateji ve taktik kazandırmışlardır.Ulu Başbuğumuz Tanrıkut Mete muhteşem ordusunu 10’luk, 100’kük, 1000’lik ve 10.000’lik birliklere bölerek zamanımızda ki ordulara ilham kaynağı olmuştur.Atı ilk evcilleştirenler ve terbiye etmek sureti ile savaşlarda kullananlar Türklerdir.At koşum takımlarını, üzengiyi, eyeri, gemi bulanlar ve ilk kullananlar Türklerdir.Kılıç yapımında kullanılan tekniklerden biri olan çelik dövme tekniği ‘’Bulat’’ ı bulanlar Türklerdir.Atalarımız savaşta ve barışta at vazgeçilmez rüzgar kanatlı yoldaştır.

Türkler savaşta genelde kılıç, kama, hançer, ok, yay, kalkan kullanmışlardır. Gürz, balta, topuz, kargı ve mızrağı hareket kabiliyetleri kısıtlandığı için fazla kullanmamışlardır. Miğfer, zırh ve tulgada pek tercih etmedikleri savaş silahlarıydı.

Türklerin bir kısmı ok sadağına ‘’Şato’’ derlerdi. Çinliler ise aynı kelimeyi ‘’çöl’’
manasında kullanırlardı. Belkide Çinlilerin Cengiz Hana ‘’Şato Türkü’’ demelerinin sebebi budur. Çünkü Moğolların başkenti ve yönetim merkezi Karakurum çölündeki bir bölgeydi. Şatoların zaten bir Türk boyu olduğu biliniyor.

Baltayı genelde denizci kavimler kullanırdı.Örnek olarak İskandinav kavmi olan Vikingler (Normanlar). İsveç, Norveç, Danimarka ve Grönland’ın güneyinde bulunan İslandalıların ataları olan Vikingler akarsularda da hareket kabiliyeti olan hafif gemilerini herhangi bir yerde rahatlıkla yapabilmek için baltaya ihtiyaçları vardı. Bu yüzden baltayı aynı zamanda bir savaş silahı olarak kullanma pratiğini de geliştirmiş olabilirler.

Vikingler atlı kavim değildi. Türkler gibi atlı bozkır savaşçılarının balta gibi ağır ve darbe sayısı az ama etkili bir silahı kullanmaları düşünülemezdi. Aynı zamanda balta ağır zırhlı askerlerin zırhlarını ve miğferlerini delmek için kullanılan bir silahtı.


TURAN TAKTİĞİ

Okçu süvarilerden kurulu Türk savaş birlikleri at sayesinde sağladıkları sürat sayesinde sıkı saflar teşkil eden, ağır hareketli ve kütle savaşı yapan yabancı ordular karşısında daima üstünlük sağlamakta idiler.

Türk birlikleri savaşın ve muharebe sahasının icaplarına göre, aldıkları emri icrada kendi insiyatiflerini kullanmakta tam serbestlik içinde mütemadiyen dağılırlar, birleşirlerdi. Bozkır savaş şeklini bilmeyenlere “nizamsız ve telaşlı” gibi görünen bu akıcılık Türk ordularının en büyük avantajı idi. İşte bu esas üzerine kurulu Bozkır muharebe usulünün iki mühim hususiyeti vardı: Sahte ric'at ve pusu. Yani kaçıyor gibi geri çekilerek düşmanı çenbere almak üzere, pusu kurulan mahalle kadar çekmek. Bu savaş usulüne, Türk yurdunun kadîm adından dolayı “Turan taktiği” denilmektedir. Türkler kazandıkları büyük savaşların çoğunda bu taktiği tatbik etmişlerdi (Hatta daha sonraki çağlarda bile: 1040 Dandanakan, 1071 Malazgirt, 1396 Niğbolu, 1526 Mohaç vb bu taktik kullanılmıştır.)

Fertleri bir askerlik havası içinde yetiştiren bozkır Türk halkına bu sürekli başarıları sağlayan başlıca hususlardan biri, aynı zamanda savaş hazırlığı vasfında olan, daimi spor hareketleri idi. Ata binmek, ok atmak herkesin tabii meşgalelerinden idi. At yarışları, cirit, gülle atma, güreş, doğancılık (yırtıcı kuşlarla avlanma) vb. mücadele azmini keskinleştirirdi.
Kadınların da iştirak ettikleri çeşitli top oyunları (futbol, golf ve polo'ya benzer nevileri) Hunlar'dan beri Türkler arasında oynanmakta olup Gök-Türkler çağında Çin'e de yayılmıştı. Fakat Türkler'in en mühim sporu avcılıktı. Bilhassa vahşi ve zararlı hayvanın avı ile sonuçlanan sürek avları gerçek bir savaş manevrası mahiyetini taşıyordu.

Çin kaynaklarına göre M.Ö. 62 yılında Hun hükümdarının idaresinde tertiplenen böyle bir sürek avına 100 bin süvari katılmıştı. Diğer bir sürek avında 700 li’lik (aş. yk. 350 kilometre) bir çevre kuşatılmıştı. Altaylar'da çok eskiden beri bilinen kayakçılık, bazı araştırıcılara göre, oralardan her tarata yayılmıştır.

Bu suretle sağlamlığını ve kudretini koruyan Türk orduları yabancılar tarafından ilk taklit edilen Bozkır müessesesi olmuştur. Türk akınlarına karşı imparator Şi-huang-ti'nin inşa ve ikmal ettirdiği (M.Ö. 214) meşhur Çin şeddi maksada kafi gelmeyince, orduda ıslahat hızlandırıldı. Önce, 20 sene uğraşılarak, Hun usulünde 163 bin kişilik bir ordu hazırlandı. Daha sonra da 300 bin kişiyi Hun usulünde yetiştirdiler.

Atlı birlikler teşkili yolu ile Türk silahları, bozkır Türk süvari elbisesi olan ceket, pantalon ve Hun başlığı ile çizme Çin'e girdi. Sürek avları da orada görülmeğe başladı ve bu ıslahat ve taklitler Gök-Türkler çağında da devam etti.

Romalılar da 5. yüzyıl boyunca ordularını Türkler'inkine uydurmağa çalıştılar. O zamanlardan itibaren yay Roma askerlerinin baş silahı oldu (İngiltere'nin Wales bölgesinde bulunan Romalılar'ın Hun tarzında yay imalathanesi). Bu suretle ceket, pantolon da ilk defa Batıda göründü ve sonra yayıldı.

Romalılar gömlek giymesini de o sırada Türkler'den öğrenmişlerdi. Türk süvariliği ve teçhizatı en çok tesirini Bizans'ta gösterdi. Orada yalnız taklit ile kalınmamış, bizzat imparatorlar tarafından bu hususta eserler de yazılmıştı.

Ordusunda Türk usulüne göre geniş islahat yapan imparator Herakleios (ölm. 641)'un “Tactica” adlı eserinde, 700 yılına doğru Mauriacus tarafından yazılan “Strategikon” adlı eserde, diğer imparator Leon Phyiosophos (ölm. 912)'un yine “Tactica” adını taşıyan kitabında Gök-Türk, Avar, Bulgar, Peçenek, Türk (Macar)'lerin silahları, teçhizatı, savaş usulleri tanıtılmakta ve Bizans ordusunda islahat lüzumu belirtilmektedir.

Ruslar daha Kiyef knezliği devrinden itibaren Hazar, Peçenek ve Kuman tesirinde, Balkan Islavları, Tuna Bulgarları aracılığı ile hem eğitim, hem teçhizat yönlerinden Türk tarzında askerî güçlerini meydana getirmişlerdi. Cengiz Han da, 1206'da “han” ilanını müteakip devletini teşkilatlandırırken, önce ordusunu Türk usulünde düzenlemiş, yani rütbe hiyerarşisi yerine kabile ünitesi ve hizmetin çeşidine göre kuvvet mevcudu değişen eski Moğol adetini terk ederek, onbaşısından tümen beğine kadar kendi kabilesi (Manghol = Moğol) noyan'larından ve nö-kör'lerinden tayin ettiği 10'lu sistem üzere büyük ve disiplinli ordusunu kurmuştur.

Buraya kadar ana çizgileri ile görüldü ki: Özel mülkiyet, serbest çalışma, imtiyazsızlık; hükümranlık karizma'ya dayanmakla birlikte töre hükümlerinde ifadesini bulan zımnî anlaşma (kanunî meşruiyet), askerî karakter, hayvancılık ve imperium Bozkır devletinin özellikleridir. Bu devlette en mühim mesele, İl'in bütünlüğünü korumak için zarurî kanun mevzuatının, gelişmiş hürriyet eğilimi ile bir ahenk içinde tutulmasını sağlamaktı. Bu son derecede güç bir işti.

Töre sınırlamaları ile şahıs hak ve topluluk menfaatlerinin çatışmasını önleyerek sosyal düzeni yürütebilmek yüksek idare kabiliyeti istiyen bir husustu. Devlet başkanının, cesareti ve askerî bakımdan kifayeti yanında tedbirli, ihtiyatlı ve ileri görüşü, yani eski deyimle “hakîm” olması da gerekiyordu. Tatbikatta bu, gördüğümüz gibi, Türk ülkelerinde umumiyetle daima yeni şartlara göre düzenlenen törenin tam olarak yürürlükte tutulması, imparatorluk durumunda ise toplumda halkı tedirgin etmiyen sosyal ve kültürel alışkanlıkların muhafaza edilerek, ancak huzur bozucu uygulamaların ortadan kaldırılması şeklinde tecelli ediyordu. Töre'nin hakim bulunmadığı yerde Türk İl’i dağılıyor, diğer taraftan İl-hakanlıkların çöküş anlarında, kendi geleneklerine dokunulmayan, yabancı kütleler birer toplum bütünü halinde tekrar ortaya çıkıyorlardı.

“Hakim” tabiri eski Türkçe’nin köklü kelimelerinden olan “bilge” sözü ile karşılanmıştır. Türk İl’inde başarıya ulaşan Türk hükümdarlarına devlet adamı ve hatta hâtunlara “bilge” sıfatının verilmesi, bilgelik’in Türk idarecilerinden istenen başlıca şart olduğunu gösterir.

Türkler uzun bir tarihî hayatın tecrübeleri ile kazandıkları bu siyasî terbiye sayesinde, yabancı ülkelerde de karşılaştıkları sosyal ve iktisadî güçlükleri yenerek, kütleleri memnun edici siyasî teşkilatlar kurmağa muvaffak olmuşlardır. Başarının sırrı, Türk bozkır siyaset anlayışındaki, halk ile işbirliği halinde topluluk menfaatlerini koruma prensibinden ibaret bu “bilgelik” kavramında aranmalıdır. İşaret edilen prensip, aynı zamanda, “Türkler’de devlet toprakları hükümdar ailesinin ortak malıdır” şeklindeki kanaatin yanlışlığını ortaya koyar. Bu tarz, tipik Moğol devlet anlayışıdır ki, Türk ile Moğol’ birbirinden ayırmayan bazı araştırıcılar tarafından Türkler’e yakıştırılmış ve yaygınlaşmıştır. Türk Devleti’ndeki, açıklamağa çalıştığımız ülke kavramı ve meşruiyet telakkisi (kut) karşısında, hanedan mensuplarının çeşitli bölgelere tayinleri, yurt’u şahsî mülk sayarak bölüşme değil, idarî sorumluğu ortaklaşa yüklenme olarak kabul edilmek gerekir.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
1Olur1000Diriliriz
Ziyaretçi
« Yanıtla #1 : 30 Temmuz 2012, 03:10:23 »

Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Bozkurt58
Ziyaretçi
« Yanıtla #2 : 10 Mayıs 2018, 10:09:55 »

Turan taktiğini bir gayr-ı nizami harp taktiği olarak düşünmek gerek. Asimetrik harp ile hala zor baş edilioyr. Bakın Amerika neden Vietnam'da o kadar kayıp verdi. Binlerce yıl önce kullandığımız stratejiyle bize kafa tutmaya çalışan embesillere de kürt denir. Gerilla ve Terör'ü biz ortaya çıkarmışızdır. Ve bununla da sadece daha iyi bir gerilla taktiğiyle başa çıkılır. Götü boklu kübalı komolar bize bu sanatı öğretemez!
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.054 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.011s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.