Türk Kültürü ve Tarihinde At ( sayfa 2 )
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 06 Aralık 2019, 04:20:04


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Türk Kültürü ve Tarihinde At ( sayfa 2 )  (Okunma Sayısı 3005 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Başak kız
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 56


ZAFERE GİDEN YOLDA ÇEKİLEN ÇİLE KUTSALDIR..


« : 18 Eylül 2009, 19:29:02 »




ESKİ TÜRK DİNİ ve MİTOLOJİSİNDE AT


Eski Türkler'de Gök Tanrı ve atalara kurban olarak hayvan kesilirdi. Kurban, hayvanın erkeğinden olurdu. Dede Korkut Kitabı'nda yiğitler koyundan koç, deveden buğra, attan aygır kırdırırlar yani kestirirler. En geçerli kurban olan at iskeletlerine Bozkır Türk boylarından kalma sinlerde (mezarlarda) rastlanır. Bundan ötürü Asya Hun, Gök-Türk, Avrupa Hun ve Avrupa Avarları'nın mezarlarında bol oranda at iskeleti bulunmuştur. Çin kaynakları Hun kaganının her yıl dağda, göğe at kurban ettiğinden söz ederler. Bu kurban törenlerinde özellikle ak at kullanılırdı. Gök Tanrı'ya kurban verme işlemleri Proto-Türk ve Hun dönemlerinde olduğu gibi, Gök Türk döneminde de sürmüştür. Bu dönemde av sırasında at, vurularak da kurban edilirdi.


Yanlış olarak kurgan diye adlandırılan (kurgan Eski Türkçe'de korunulacak yer, kale anlamına gelir; Eski Türkler mezara sin, gömüt, bark gibi adlar verirlerdi) Eski Türk mezarlarında, ölüye öteki dünyada hizmet etmesi için gömülmüş atlara rastlanmıştır. Çok kez yas belirtisi olmak üzere atların kuyrukları kesilmiş ya da düğümlenmiştir. Atın kurban edilmesi İbn Fadlan'ın seyahatnamesinde de anlatılır. Kesilmiş ağaçlar üzerinde mezarın başına asılan at, ölünün uçmağa (=cennete) giderken bineceği attır. Müslümanlık döneminde de kimi Türk hükümdarları atıyla birlikte gömülmüş ya da atının tek başına gömülmesi için -tıpkı islam öncesi dönemde olduğu gibi- mezar yapılmıştır.

Türkler'le ilgili birçok efsane ve destanda at, sahibinin yakın arkadaşı, zafer ortağı ve en değerli varlığı olarak geçer. At, Türk kozmolojisine göre su unsurunun hayvan biçimli timsalidir. Su kökenli atlar denilen sudan çıkan kanatlı atları anlatan efsaneler bu unsurla ilgilidir. Ayrıca, ak atların üzerinde beneklerin bulunması da uğurlu sayılmakta olup yine bu unsurla ilişkilidir. Başka bir efsanevi at ise gök kökenli atlardır. Bu atlar kanatlı olarak düşünülmüşlerdir. Atla ilgili mitolojik motifler İslamlık'tan sonra da devam etmiştir. Hz. Muhammed'i miraca çıkaran Burak, Kur'an'da betimlenmemesine karşın, insan yüzlü ve gövdesi benekli bir at biçiminde tasvir edilmiştir.




Türk destanlarında at en önemli unsurlardan biridir. Bir çok destanda at, alp'ın (alp= kahraman, yiğit, şovalye) hem bu dünyada silah arkadaşı olduğu için, hem de öldükten sonra öteki dünyada yoldaşı olacağı için ayrı ve eşsiz bir değer taşır. Türkler atların denizden çıkan, dağdan inen ya da gökten, yelden, mağaradan gelen kutsal aygırlardan türediğine de inanırlardı. Çin kaynaklarında Hunlar'ın Asya'nın en güzel, en uzun koşan atlarını yetiştirdikleri kaydedilmiştir. Cins atına binen Motun (Mete) Han'a kimse yetişemezdi. Kırgız Türkleri'nin destan kahramanı olan Manas'ın ak-kula donlu, soylu güzel atına da kimse yetişemezdi. Oguz Kagan Destanı'nda Oguz'un çocukluğu "At sürüleri güder, ata biner idi" sözleri ile övülüyordu. Oguz Kagan, ilk kahramanlığını da at sürülerini ve halkı yiyen canavarı öldürerek göstermişti. Yine Buz Dağı'na kaçan atını bulup getiren bir beğ'e Karluk adını vermiş, onu beğlere baş yapmıştı. Böylece Karluk Türkleri'nin ad alışında da bir at rol almış oluyordu. Eski Türkler'in at'a verdikleri önem atasözü ve deyimlerine de yansımıştı; "Yayan erin umudu olmaz", "At işler, er öğünür", "At, Türk'ün kanadıdır", "Türk, çadırda doğar, at üstünde ölür", "At ölümü, er ölümü olmasın", "Kuş kanadı ile, er atı ile", "At'a kuyruk, yiğide bıyık yakışır", "Atı kuyruklu olanın sözü buyruklu olur" sözlerini sık sık söylerlerdi. Bir Türkmen atasözünde ise şöyle denilir: "Sabah kalk atanı (=babanı) gör, atandan sonra atını gör".

Savaşlarda atlar binicisine göre giydirilir ve zırhla donatılırdı. Savaştan önce at yarışları düzenlenir, savaş sonrasında at en değerli ganimetlerden sayılırdı. Oguz Kagan, güney akınları sırasında sayısız atı ganimet olarak almıştır. Semetey de, babası Manas ölünce onun atını ve eşyasını alır. At yarışlarına bütün Türk boylarınca çok önem verilirdi. Yarışa katılmak, kazanmaktan daha önemliydi. Kahramanlar aygıra binerlerdi. Çünkü Türk atlarının aygırları makbuldü. Aygır olmayan atı Türkler iğdiş ederlerdi. Böylece atlar daha dayanıklı olurdu. Türkler'in iğdiş edilmiş bu atları Arap ülkelerinde de kullanılırdı.

Alpların ölümünde at onların vefalı bir arkadaşı ve yoldaşıdır. Manas'ın ilk ölümünde atı yas tutmuş, yemeden içmeden kesilmiştir. İli ırmağı boyunda yaşayan Türk boylarının Er Töştük Destanı'nda, Er Töştük'ün karısının Çal-Kuyruk adlı kutsal bir atı vardır. Bu at'a Tanrı bin at gücü vermiştir. Er Töştük'le konuşur, ona akıl verir. Şeytan, Er Töştük'ü öldürünce o diriltir. Birçok serüvenden sonra karı, koca ve atları üç kişi olarak mutlu günler yaşarlar. Manas Destanı'nda, Almam Bet Kalmuklar'ca öldürülünce atı Sarıala, savaş alanında yelesinden ve kuyruğundan ayrıldığı, zayıfladığı halde, perişan durumuna bakmadan, sahibinin ölüsünü düşmana bırakmayıp Talas'a getirir.

Türk destanlarında atın kişilik kazandığı görülür. Kırgız Türkleri, güzel ve cesur atlara Gök Kurt anlamında "Gök Börü" derlerdi. Köroğlu'nun ünlü kır atı, bir insan gibi dokuz ay dokuz günde doğmuştur. Bir insan gibi zeki ve anlayışlıdır. Köroğlu'nun yiğitleri ile birlikte tutsak edilince, kimse kendisini almasın diye kör ve topal taklidi yapar. Dede Korkut Destanları'nda Bamsı Beyrek, zındandan çıkıncaya değin kendisini 16 yıl bekleyen atına şöyle seslenir:

At demezem sana
Kardaş direm
Kardaşımdan ileri

Türk destan ve efsanelerinde at kutsaldır, gücünü de Tanrı verir. Yakut Türkleri'nin Er Sogotoh Destanı'nda sarı at, kutsal ve güçlüdür. Er Sogotoh güney seferine çıktığında Kan Irmağı'nı geçemez, atı uçarak onu ırmağın ötesine geçirir. Er Sogotoh'un atı gibi Köroğlu'nun atı da yüzer. Bir keresinde düşmanları Köroğlu'nu izlerken o atını derin bir suya salar; düşmanları boğulur, atı yüzerek onu kurtarır. Köroğlu'nun atının ayakları koşarken yere değmez; babası atın ahırda beslenirken biraz ışık görmüş olduğunu, ışık görmeseydi kanatlı olacağını söyler. Kır At'ın ayağına koşarken çamur bulaşmaz; yelden tez gider, kuş gibi uçar, yüksek kale duvarlarını aşar, gökte uçan kuşu kovalar. Manas Destanı'nda Almam Bet de atıyla, uçan serçeyi yakalar. Köroğlu Destanı'nın sonunda, Kır At ölünce Köroğlu kendini savunmaz. Çünkü Kır At'tan sonra ona yaşamak gerekli değildir; başını katillere uzatır...

Oguzlar'da atların başları çok kez koç ve toklu başlarına benzetilirdi. At türünü anlatmak için de yund sözü kullanılırdı. İyi at için kullanılan deyim, eskiden ve şimdi olduğu gibi, yügrük/yögrük sözüdür. Oguz destanlarında soylu atlardan bidev atlar olarak söz edilir ve bu atlar "bidev atlar ısın görüp okradıkta" deyimi ile övülür. Ancak, Dede Korkut Destanları'nın öz atı Kazılık Atıdır. Kazılık atı "yelesi kara" diye vasıflandırılır ve sık sık anılır. Bu at, Oguz Türkleri'nin ünlü dağı olan, yaz-kış karı buzu erimeyen Kazılık Dağı'nın koyak ve eteklerinde yetiştiği için bu adla anılmıştır.

Türkler'in ata karşı duydukları sevgi inançlarına da yansımıştı. Aşağıda Türkler'in atla ilgili inançlarından örnekler vardır. Bunlara Anadolu Türkleri de dahil olmak üzere çeşitli Türk boyları arasında hala inanılmaktadır.


At, bir evin önünde başı eve doğru bağlanırsa soluğu ile o eve bereket ve uğur getirir.
Bir kişi sabahleyin gün doğmadan kır ata binerek bir dereden yedi kez geçerse ona büyü etki yapmaz.
Bir evde at olursa o eve cin, şeytan girmez.
Atın gözü yaşarırsa ya sahibi ya da sahibinin yakınlarından biri ölecek demektir.
At başı suya atılırsa yağmur yağar.
Nazardan korunmak için eve at başı asılır.
At'ın soluğu hastalığa iyi gelir.

Şaman törenlerinde at, kamı/şamanı gökyüzüne çıkaran binek ve kurbanlık hayvan olarak önem kazanmıştır. Şaman davulu da her zaman at olarak nitelendirilmiştir. At, Gök Tanrı'nın simgelerinden biri olarak önem kazanmış ve kurban olarak da ona sunulmuştur. Şamanist mitolojide at, kam'a/şaman'a göğe çıkma olanağı sağladığı için çoğu kez kanatlı olarak düşünülmüştür. Şaman göğe çıkmak için, ak at yelesinden yapılmış çelenkleri ağaçlara asar. Çengiz Han'ın kam'ı Teptengeri, ruhlarla konuşmak için görünmezlerden gelen bir boz ata binip göklere çıkardı. Kimi Türk toplulukları ise ruhların atlarını, Dünya'nın eksenini oluşturan Demirkazık'a (Kutup Yıldızı'na) bağladıklarına inanırlardı.

Bunca sözden sonra konuşmamızı eski bir Türk atasözünü, yeryüzüdeki bütün Türkler ve bütün Türk boyları için dua niyetiyle söyleyerek bitirelim:

AT ÖLÜMÜ, ER ÖLÜMÜ OLMASIN



Alıntıdır
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.082 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.038s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.