Sümerlilerin dini inançları‏
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 07 Aralık 2019, 07:18:55


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Sümerlilerin dini inançları‏  (Okunma Sayısı 4755 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Boran
Ziyaretçi
« : 13 Nisan 2011, 23:13:45 »

Sümer Dini:

İ.Ö. IV. binyılda Aşağı Mezapotamya’da yaşayan halkların inançları. Sümer dünyası XIX. yüzyılda keşfedilinceye inanç alanının temel bilgilerinde bir hayli değişiklikler olmuştur. Türkistan bozkırlarından Dicle’yle Fırat deltasına inen bu çok becerikli ve bilgili ulus, bölgelerinin kuzeyinde yaşayan Akad’ları da etkileyerek, olağan üstü bir uygarlık geliştirmiştir. Sumer dini Tanrı’nın evrenkurucu olduğu ve dünyayı yönetme işini (İslâm’daki Azrail, Cebrail vd. gibi) meleklere bıraktığı  bir dindi. Dünyada, evrende, doğada görülen, hissedilen her nesnenin bir söz sahibi yöneteni (iklincil Melek Tanrı) vardı. Bunlar insan görünümünde, fakat insanüstü güçleri olan ölümsüz varlıklardı. İnsanlar gibi, onlann da çocuklan ve eşlerinden oluşan aileleri bulunuyordu. Bu aileler sonsuz erke sahip bir Baştanrı altında toplanmışlardı. Batılılarca sonradan Tanrı adı verilen bu ikincil-lokal güç sahibi bu melekler de insanlar gibi sever, üzülür, kızar, kıskanır, kavga eder, kötülük yapar, hastalanır, hatta yaralanabilirlerdi. Yer, Gök, Hava, Su Erkleri olan bu ikincil Tanrılar veya melekler yönetici ve koruyucu erklerdi.

Her şehrin bir koruyucu erki vardı. O, şehrinin iyi yaşam sürmesinden sorumlu idi. Onun gücü, şehrinin iyi veya fena olduğuna göre değişirdi. Bunlara aynı zamanda diğer şehirlerde de ibvadet edilirdi. Bu şehir Erkleri, evrenin yönetimini aralannda bölüşmüşlerdi. Bu erklere ait listelerde 1500 kadar ad bulunması, Sumerlilerin ne kadar çok Erk veya Meleğe inandıklarını göstermektedir.

Bu erkleri insan şeklinde algılamalan, Erkleri şehirlerin dışında evren ve doğadan sorumlu olarak geliştirmeleri ve onlanrıuyumlu bir sistem içine almalan, Sumerlilerin önemli ruhsal başanları olarak kabul edilmektedir. Bu erkler yalnız evrende sözsahibi olarak değil, insanların yaşamlarına da giren birer unsur olarak kabul edilirlerdi.

Örneğin;

Yorulmak bilmeden gezen Güneş Erki (Tanrısı) Utu, her şeyi görür, adaleti korur, insanlara yardım eder, ciğer falı bakanlann piridir.

Bilgelik ve Su Erki (Tanrısı) Enki, insanlann ve sihirbazların koruyucusu idi.

Venüs yıldızını simgeleyen Erk (Tanrıça) İnanna, âşıklann ve savaşçılann koruyucusu idi.

Sumer’de ERrkler istediklerini yapar; insanlara ne istediklerini bildirmez. Ancak insanlar onlara, kendilerinden istenileni sorarak öğrenebilir. Bu, kurban edilen hayvanlann karaciğerlerindeki işaretlere göre anlaşılırdı. Bu işaretlerin ne olduğu, neyi anlattığı, bu hususta yazılmış kataloglarda bulunur; rahipler ona göre onlan yorumlardı. Ayrıca rüya ile de Erk (İkincil Tanrı) istediğini bildirir. Sözkonusu erkin yapılacak bir işi uygun görüp görmediğini anlamak isteyen; mabede gider, kurban keser, dua eder ve uykuya yatar. Gördüğü rüyanın olumlu veya olumsuz olduğunu da ancak rahip yorumlar.

Sumerliler, bu Erkler (Tanrılar) dünyası üzerine pek çok efsane geliştirmişler; şiirler yazmış, ilahiler bestelemiş, törenler düzenlemiş ve bütün bunlan yazıya geçirerek zamanımıza kadar ulaşmasını sağlamışlardır. Onlann kurduklan din, yavaş yavaş tektanrıya dönüşerek, bugünkü dinlerin temelini oluşturnuştur. Fakat bu arada diğer Erkler de tamamıyla yok olmayarak bu dinlerde melekler, şeytanlar, cinler olarak varlıklarını korumaktadır. Patesi ya da Ensi adını verdikleri rahip-krallarla yönetiliyorlardı. Bugün için onlardan daha öncesi bulunmadığına ve bilinmediğine göre, keşfedildikleri tarihe kadar başka uluslara maledilen birçok uygarsal ve inançsal buluşların onların ürünü olduğu kabul edilmektedir. Onlardan kalan Gılgamış Destanı’yla Enuma Eliş (Gökyüzünde) adlı yaratılış efsanesi, başka uluslara maledilen birçok inançların Sümer kaynaklı olduklarını kesin olarak meydana çıkarmıştır.

Örneğin artık bilinmektedir ki Yahudilerin sanılan Tufan tasarımı onlarındır.

 Suriyelilerin Adonis’e dönüştürdükleri Babillilerin Tammuz’u onalrın Dumu-zid’idir.

 Samilerin Anu ve daha sonra Yunanlıların Uranus’a dönüştürdükleri tanrıların babası olarak isimlendirdikleri erk, onların An’ıdır.

 Akdeniz’in ünlü Kybele‘si onların Ki(Toprak ana)’sidir.

 Samilerin ilkin İştar ve Asarte’ye dönüştürdükleri erk,  onların İnanna’sıdır.

Samilerin Sin’i onların Nanna (Ay-tanrı) ve Şamaş’ı onların Utu(Güneş erki)’sudur.

 Samilerin Ea’sı onların Enki‘sidir.

Yunanlıların Hades’i onların Kur(Ölüler ülkesi)’u ve Elysion’u onların Dilmun(Cennet)’udur.

Yunanlıların Persephone’si onların Ereşkigal’idir.

 Yunanlıların ünlü yedi bilge’si Mezapotamya’nın en eski yedi kentine uygarlığı getiren Sümer bilgeleridir. Bu örnekler daha da çoğaltılabilir.

Sümer uzmanlarından N.K. Sandars şöyle demektedir: “Gılgamış, elbette bir İskender, bir Odysseus, bir Herakles, bir Samson, bir Dermot ya da Gawain değildir. Ama Gılgamış’ın öyküsü anlatılmamış olsaydı bu kahramanların hiçbiri şimdiki ölçüde hatırlanmazdı.” Çünkü çeşitli tasarımların ortaya koyduğu bu kahramanlar Sümer’li Gılgamış’tan pek çok şey almışlardır. Sandars’ın da belirttiği gibi örneğin “ortaçağın İskender’inde Gılgamış’ın birçok özelliğini bulabiliriz”. Dermot’la dövüşen vahşi adam, Gılgamış’la dövüşen Enkidu’nun tıpkısı denilebilir. Birçok erkleri (Tanrılar) Anadolu’ya maleden Halikarnas Balıkçısı (Cevat Şakir Kabaağaçlı) bile “Büyük ana tanrıçanın sevgilisi Attis’in menşeini bulmak için Sümer’lere gitmeli”(Anadolu Tanrıları, İstanbul 1962, s. 89) der ve onu Sümer’lerin Dumu-zid’ine bağlar.

Samiler, Mezapotamya’yı istila edince SümerErklerini  tanrılarını benimsemişler, ne var ki onların adlarını ve özelliklerin çoğunu değiştirmişlerdir. Kaldı ki Mezapotamya’nın çeşitli kentlerinde de ortak erkler aynı adla anılmazlardı. Ayrıca, her kentin koruyucu özel bir erki (Tanrısı) da vardı. Kimi kaynaklarda bu adlar birbirlerine karıştırılmış ve Sümer erkleri  çoğunlukla Sami dilindeki adlarıyla tanıtılmıştır.

Sümer erklerinin adlarını yeniden düzenleyen Prof. Kramer’e göre önce su vardı. Tanrı An (Gök. An-sar: Tüm gök)’la Ki (Toprak. Ki-sar: Tüm dünya) bu sudan doğdular.

 Onların birleşmesinden Enlil (Hava) adlı erk meydana geldi, gökle toprağın arasını doldurdu. Enlil, karanlık göğü aydınlatmak için Nanya (Ay) adlı erki yarattı. Nanna da Utu (Güneş)’yla İnanna (Aşk ve savaş)’yı yarattı.

Samilerde bu tanrılar Sin (Nanna), Şamaş(Utu) ve İştar(İnanna) adlarıyla anılırlar. Enlil ilkin An (Samilerde Anu)’ın buyrukalrını yerine getiriyordu, sonra dünyayı Ki’nin elinden alarak yönetmeye başladı, daha sonrada An’ın yerine geçti ve bütün evrenin egemeni oldu, aynı zamanda Nippur kentinin koruyucusuydu.

An’la Ki’den doğan bir başka erk de tatlı suların ve bilgeliğin tanrısı Enki (Samilerde Ea. Prof. Kramer “An’ın çocuğu olduğu söylenebilir” demekle yetiniyor.  

Enlil toprağın egemenliğini eline geçirdiği sırada İnanna’nın ablası  Ereşkigal adı erk-meleği Kur(Yeraltı ülkesi)’a kaçırmıştı. Bu yeraltı ülkesinde Annunaki(yargıçık yapan ve An’ı soyundan gelen yeraltı tanrıları)’ler vardı. Ülkenin kapısını Neti (Samilerde Nedu) bekliyordu.

Gılgamış Destanı’nda bunlardan başka şu erklerin adları anılmaktadır:

Adad (Fırtına yağmur erki),

Antum (An’ın karısı),

Absu (erkleri (Tanrıları) meydana getiren su),

Aruru (Yaratıcı erk ki  Endiku’yu kilden yarattı),

Aya (Utu’nun şafağı ve gelini),

Belit-Şeri (Yeraltı yargıçlarının zabıt katibi),

Dilmun (Sadece erkler-melekler (ikincil tanrılar )gidebiliyor, bir de tufan’dan kurtulup ölümsüzleştirilen Utnapiştim ya da başka bir anlatımdaki adıyla Ziusudra orada yaşıyor),

Dumuzi (Ya da Dumu-zid. Samilerde Tammuz ya da Temmu. Verimlilik tanrısı, Çoban demekti. İnanna’nın da kocası),

Endukugga ve Nindukugga (erkek ve dişi Yeraltı erkleri. Enlil’in ana-babası),

Enkidu (Aruru’nun yarattığı yabanıl yaratık. Daha sonra hayvanların koruyucu erki oluyor).

 Enugi (Sulama erki),

 Haniş (Kötü havayı haber veren göksel varlık),

 Humbaba ya da Huvava (Sedir ormanı bekçisi canava, Anadolu’lu bir Erk {tanrı} olduğu sanılıyor),

İgigi (Göksel  Erklerin (tanrıların) ortak adı),

İnsan-akrep (Erklerin {Tanrıların} karşıtı. Su tarafından erklerle savaşmak için bir çokları yaratılmış. Güneşin battığı yerde nöbetçi),

İrkalla (Ereşkigalin bir başka adı),

 İşullana (An’ın bahçıvanı. Aşkına karşılık vermediğinden ötürü İnanna tarafından köstebeğe dönüştürüldğüne inanılırdı),

Lugabanda (Çoban-tanrı. Aynı zamanda kral. Gılgamış’ın babası ya da koruyucusu),

 Mammetum (Alınyazısı-erki {Tanrısı}),

Namtar (Uğursuzluk şeytanı, hastalık getirici. Yeraltı ülkesinin başpapazı),

 Nergal (Yeraltı erki. Ereşkigal’in kocası),

 Ningal (Ay erkinin { tanrısının} karısı, güneşin annesi),

Ningirsu (Ninurta’nın eski adı. Verimlilik erki),

Nirnurta (Ningirsu’nun yeni adı. Savaş ve bereket erki),

 Gizzida ya da Ningizzida (Bereket erki {tanrısı}. Hayat ağacının efendisi olarak niteleniyor. Büyü de yapıyor. Daha sonra Dumu-zid’le birlikte göğün kapısını bekliyor),

Ninhursag (Ana tanrıça. Ki’nin başka adı. Enki’nin karısı),

Ninki (Ninhursag ya da Ki’nin bir başka adı olduğu sanılıyor. Destanda Enlil’in annesi),

 Ninsun (Bilgelik erki. Lugulbanda’nın karısı ve Gılgamış’ın annesi),

 Nisaba (Tahıl-tanrıçası),

Puzur-Amurri (Utnapiştim’in dümencisi),

 Samukan (Sığırların koruyucu erki {tanrısı}),

 Siduri ya da Sabit (Şarap yapımcı erk. İnanna’nın bir başka adı olabileceği de öne sürülüyor),

 Silili (Göksel kısrak, göksel aygırın da annesi),

Şullat (kötü hava habercisi. Haniş’in bir başka biçimi)

Şulpay (Şölen yöneticisi erk)

 Ubara-Tutu (Utnapiştim’in babası, mitolojik kral),

 Utnapiştim (Sümerlilerin Ziusudra’sına Samilerin verdiği ad. Ünlü tufan kahramanı),

Urşanabi (Utnapiştimin’in kayıkçısı. Dilmun’a gitmek için ölümcül suları hergün geçiyor),

 Yedi bilge (Yedi kente uygarlık getiren getiren Sümer bilgeleri)

 S.Kemal Ermetin
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Boran
Ziyaretçi
« Yanıtla #1 : 13 Nisan 2011, 23:14:45 »

Erkek ve dişi erkler (Tanrılar ve Tanrıçalar)

Ab-zu: Yeraltı tanrısı. Apsu(ya da Absu)’da denir. İlk insanlar, yaşamın sarmal gelişimini mevsimlerde izlemişler, doğum-ölüm döngüsünü yeraltı sularına bağlamışlardır. Yeraltı suları, ilkbaharda bütün doğaya canlılık verirler, yazın göklere doğru yükselirler, sonbaharda yağmurlarla yeniden insanın yaşadığı toprağa düşerler, kışın da toprağın altındaki yerlerine dönerler. Bu döngü her yıl böylece tekrarlanır. Su mevsimi gelince, her yl doğayı yeniden canlandırır. Bu yüzden Ab-zu, canlandırıcı bir erkdir.


Akrep İnsanlar: Akrep insanlar ülkesi. Tufan varsayımının ilk biçimi Sümerler’in Gılgamış öyküsünde anlatılır. Tufandan kurtularak ölümsüzlüğe kavuşan Utnapiştim’in oturduğu yer, Akrep ülkesini aştıktan sonra varılan yerdir. Gılgamış, ölümsüzlüğe ulaşmanın çaresini öğrenmek için büyük dedesi Utnapiştim’e gitmek için bu ülkeden geçer.

An: Göksel erk.  Anum da denir. Savaş erki (tanrısı) İştar’ın kocasıdır. Yunanlıların Zeus’uyla eşdeğerdir, tanrılar tanrısıdır. Sümer inançlarında Enlil (toprak) ve Enki (okyanus) ya da Ea’yla birlikte büyük tanrılar üçlüsünü kurarlar.

Anşar: Gökyüzü erki. Yeryüzü erki Kişar’la birlikte dişi yılan Lakamu’yla erkek yılan Lakmu’nun çocuklarıdır.

Annunaki’ler: göreceli olarak daha az güçlü erklerdir. Bunlar Tanrı Marduk’tan kendilerine bir hizmetçi vermesini istemişler, o da insanı yaratmış.

Arallu: Cehennem ülkesi. Sümer inançlarına göre, cehennem ülkesini yöneten önce dişi erk Ereşkigal’miş, sonra çok güçlü bir erk ( tanrı) olan Nergal onunla evlenerek cehennem ülkesinin kralı olmuş.

Aruru: Sümerliler’er özgü erk (tanrı). Sümerlerin ünlü Gılgamış destanında adı geçen, A-Ru-Ru biçiminde de yazılıyor. Uruk kentinin genç kızları, nişanlılarını sabahtan akşama kadar çalıştıran kral Gılgamış’ı ona şikayet ederler. O da Gılgamış’ı başka konularda oyalasın diye Enkidu’yu yaratır.

Boğa: Bolluk ve güçlülük simgesi. Hayvan tapımının en önemli tanrısal hayvanlarından biri olan boğa’ya Sümer inanaçlarında rastlamakla birlikte boğanın kutsallığı inancının öncelikle Ön-Türk kültürü olmak üzere hemen bütün inançlara ihrac edildiği görülür. Bütün mitolojilerde boğa, dölleme ve kuvvet olarak erkek gücünü simgeler. Sümerlerde boğa, erkek insan başlı olarak tasarımlanmıştır. Boğa kutsallığı bütün  dinlerinde süregelerek Antikçağ Yunan ve Roma inançlarına kadar gelmiştir. Boğa eski Yunan’da Zeus’ün, Roma’da Jüpiter’in simgesidir.

Ea: Su erki. Enki adıylada anılır. Sümer-Akad inançlarında evrenin ana öğesi su’dur. Daha açık bir deyişle Sümer evreni gök (An), toprak (Enlil) ve su (Enki) olmak üzere üçe ayırmakla beraber bunların temel ve tümünün yaratıcı öğesi olarak su’ya kutsallık atfetmişlerdir. Bu bakımdan, Ea büyük Erkdir (yaratıcı tanrı), göğü ve toprağı o yaratma görevi ile donatılmıştır, aynı zamanda bilgeliktir ve bundan ötürü de büyüsel etkiler onun yardımıyla elde edilir, yaşam kaynağı olduğundan,  bolluğu da simgeler. Sümer tapınaklarında Ea’nın bizzat kendisi inancına bağlı  olarak bir kap içinde kutsal su bulundurulurdu, bu sudan içen hastaların iyileşeceğine ve güçsüzlerin güçleneceğine inanılırdı. Tapınak rahipleri de balık biçiminde giysiler giyerlerdi.

Hıritiyanların İsa’ya tasarladıkları balık niteliğinin de kaynağı Sümerlerin bu inancı olsa gerektir. Sümer inançlarında Ea’dan önce, bir su ilkesi olan Ab-zu (ya da Ab-su) inancı alır. Anadolu’da eski dilde suya AB denmekteydi.

Enkidu: Gılgamış’ın arkadışı. Engidu biçimindede yazılmaktadır. Kimi incelemeciler onun bir insan olmadığını, belki de bir aslan olduğunu ileri sürmektedirler.(Örneğin, Bkz. Challaye, Dinler Tarihi, İstanbul 1960, s. 116). Vücudu kıllarla kaplı, çok bilgeli bir varlık olduğuna inanıulırdı. Bir başka anlatıma göre de kralı olduğu kenti kalkındırmak isteyen Gılgamış, ülkesinin bütün erkeklerini işe koşar. Kadınlar kocalarını, genç kızlar nişanlılarını göremez olmuşlar. Bu yüzden kralı, tanrı Aruru’ya şikayet etmişler. Kadınları haklı bulan tanrı da krala bir arkadaş yaratarak onu başka serüvenlere yöneltmek istemiş ve Anum’a benzeyen toprak vücutlu, çok iri ve vahşi Enkidu’yu yaratmış. Bu yaratık Gılgamış’ın yaşamında büyük çapta etken olanlardan biridir ve sonunda da onun uğrunda ölür. Öyküye göre İştar, krala aşık olur. Ama onun bütün sevgililerini öldürdüğünü bilen Gılgamış, İştar’a yüz vermez. İştar da ondan öç almak için üstüne azgın bir boğayı saldırtmır. Gılgamış ancak Enkidu’nun yardımıyla boğayı altedebilmiş. Buna çok kızan İştar da Enkidu’nun canını almış. Enkidu’nun ölümü, Gılgamış’ın ölümden korkup ölümsüzlüğü aramasının nedenidir. Bir başka anlatıma göre de Gılgamış, ölüler ükesinde arkadaşıyla görüşür. Enkidu’nun ona ölümün ne denli kötü olduğunu anlatması, Gılgamış destanı’nın en şiirli bölümüdür.

Enlil: Yeryüzü erki. Bel ya da Belum adıyla da anılır. Baal’le birlikte bütün bu adlar, Mezapotamya’nın en büyük erkini  dile getiren anlamdadır. Enlil,  Anum’un oğluydu, zamanla babasının yerine geçerek baş erk yerine yükseldi. Yeryüzüne hakim olan, onu yönetenin o olduğuna inanılırdı. Sümer inançlarında bir tufan meydana getirerek insanları cezalandıran da odur. Atmosfer güçlerini de o yönetir; şimşekler fırtınalar, onun buyruğundadır. Karısı Ninlil ya da Belit’le birlikte Elam dağlarında oturur. Nippur sunağı ona adanmıştır. Özellikle sümerler en çok onu saymışlar ve en çok ondan korkmuşlar. Ne var ki Mezapotamya’nın çok uzun tarihinde birçok erkler  zamanla yer değiştirmekte, oğullar babalarının yerini almaktadır. Belli bir zamanda hangi erk (tanrı) sayılıyorsa, bütün erklerin onun tarafından yaratıldığına inanılmaktadır.

Ereşkigal: Yeraltı ülkesi dişi erki. Yeraltı ülkesi erki Nergal’in karısıdır. Sümer inançlarına göre, ilkin cehennemi (Arallu) tek başına Ereşkigal yönetirmiş, erklerin bir şölenine çağrılınca cehennemden ayrılamadığı için kendi yerine bir temsilci göndermiş, bütün erkler (tanrılar) bu temsilciyi ayağa kalkıp selamlamışlar, sadece Nergal yerinden kıpırdamamış, bunu duyan ve çok kızan Ereşkigal, Nergal’i yakalatıp cehenneme getirmiş, ama Nergal, cehennemin içini altüst ederek Ereşkigal’i tahtından indirip cehennemin kralı olmuş ve Ereşkigal’le evlenmiş.

Kingu: Devler ve canavarlar ordusunun komutanı. Torunlarına kızan Tiamat, devlerden ve canavarlardan bir ordu kurarak tanrılara saldırır, bu ordunun başına getirdiği korkunç dev Kingu’ya kaderin iplerini verir. Bütün erkler (tanrılar) da  kendilerini savunmak için  Marduk’u başkomutan yaparlar. Marduk devleri yakalayıp cehenneme gönderir, kaderin iplerini de Kingu’dan alarak kendi boynuna takar. Marduk’un büyük ve evrensel eğemenliği böylece başlar.

Kişar: Yeryüzü erki. Ünlü Sümer erkleri Anum, Enlil ve Ea, onun gökyüzü erki  Anşar’la birleşmesinden doğmuş ya da oluşmuştur. Kişar dişi, Anşar erkektir.

Lakmu: Erkek-yılan. Dişi-yılan Lakamu’yle birlikte dünyaya gelmiş. Sümerlilerin yaratılış tasarımlarını anlatan Enuma Eliş (Gökyüzünde) adlı yapıta göre (bu yapıtın İ.Ö. VII. yüzyılda yazıldığı sanılıyor) bu iki yılan Apsu’yla Tiamat’ın birleşmesinden olmuşlar. Bu iki yılanın birleşmesinden de Aşar ile Kişar dünyaya gelmiş. Yeryüzüyle gökyüzü böylece oluşmuş.

Lilitu:Dişi gece demonu. Rüzgârla gelen felâketler, hastalıklar, veba ve ölümden sorumlu görülmekle birlikte, belki de daha fazla insanların cinsel yaşamlarına müdahalede uzmanlaştıklarına inanılır.
Moummou: Sonsuzuk erki. Kimi metinlerde Apsu’yla Tiamat’ın oğlu, kimi metinlerde de Apsu’nun veziri olarak gösterilmektedir. Mummu biçiminde de yazılıyor.

Nana: Kybele’nin adlarından biri. Nina ve İnnina da denir. Akad’lar kendi dillerinde onu aynı anlamda İştar sözcüğüyle çevirmişlerdir. Ana, Anne  ve Anna sözcükleri de bu kökten türemedir. Mezapotamya mitolojisinde Nane adıyla Enzu’nun ve kimi yerde de An’ın kızı olarak gösterilir, aşk ve savaş tanrıçası sayılır. İ.Ö. V.I. yüzyılda Babil’de Annumitu adıyla anılmıştır.

Ningirsu: Savaş erki. Urningirsu da denir. Enlil’in oğludur. Anu’nun kızı olan Bo’yla evlidir. Dişi erk Bo, dişi erk İştar’dan önce Lagaş bölgesinin toprak-ana’sıydı. bunuın yirmi dört çeşit silahı varmış ki bunlardan herbiri bir devi simgelermiş. Ningirsu’nun annesi de Ninlil adını taşır ve Enlil’in karısıdır.

Ninhur Sag: Kış bölgesi erki. İ.Ö.III. b.nyılda bu erk etkin olmuştur. Ninlil ile kardeş çocuklarıdır.

Ninlil: Enlil’in karısı. Nirginsu’nunda annesidir.

Pazuzu: Ateş-perisi. Kuş ayaklı, kanatlı ve insan ellidir. Hastalıkları iyi ettiğine inanılır. Hastaların boynuna onun resmini taşıyan muskalar asılırmış. İkircikli özelliği olarak güneydoğudan estirdiği rüzgârlarla vebayı da beraberinde getirdiğine inanılan demon.

Sin: Ay erki. Sümerlilerin en büyük kozmik erkidir. Güneş erki  Şamaş’la yıldız erki  İştar’ın babasıdır. Evren erki  Enlil’le evren dişil erk Ninhil’in oğludur. Akad’lar, eski Araplar ve Hitit’lerce ibadet edilmiştir. Tevrat’ta da onun sözü edilir ve peygamber İbrahim’in çıktığı kent olan Ur’da onun egemen olduğu anlatılır. Sin, Sümer inançlarında birinci büyük erkler (tanrılsr) üçlüsündendir. Kimi incelemeceiler bunu Mezapotamya’ya göçeden Sami ulusların etkisiyle bağlarlar.

Şullat: Fırtına ve kötü hava habercisi erk.

Tiamat: Tuzlu su erki. Tatlı su erki Aapsu (ya da Ab-zu)’yla birlikte evrenin yaratılmış  ilk varlıklarıdır. Sümerlilerin Enuma Eniş (Gökyüzünde) adlı yaratılış efsanelerinde evrenin bomboş olduğu bir ön zamanda bu iki varlığın bulunduğu belirtilir. Evren, bütün erkler ve insanlar bu iki varlıktan, eşdeyişle su’dan meydana gelmiştir. Tatlı ve tuzlu suların birleşmesinden ilkin erkek yılan Lakmu (Lagma biçiminde de yazılıyor)’yla dişi yılan Lakamu (Lagama biçimindede yazılıyor) doğuyor.Bunların birleşmesinden de Anşar (Gök. An-sar biçiminde de yazılıyor) ve Kişar (Toprak. Ki-sar biçiminde de yazılıyor) meydana geliyor. Erkler (melekler) ve insanlar işte bu gökle yerin birleşmesinden doğuyorlar.

Temmuz: Sümer’lerin Dumuzi’sinin Sami’lerdeki adı. Tamuz ve Tammuz biçimlerindede yazılır ve söylenir. Kaynağı Sümer erki Dummuzi olan Temmuz giderek Anadolu’da Attis ve Adonis’e dönüşmüştür. Bütün bunlar bitkilerin ölen ve yeniden dirilen erkleridirler. Bu tasarım, doğanın sonbaharda ölüp ilkbaharda yeniden canlanışını simgeler. Bu erkler de doğa gibi, sonbaharda ölüp ilkbaharda yeniden dirilerek aşk ve bereket getirirler. Sonbaharda ölümleri aşk yüzündendir, kışı yeraltı ölüler ülkesinde geçirişleri aşk yüzündendir, ikbaharda yeryüzüne dönüşleri aşk yüzündendir. Sümerllierden Yunanlılara kadar çeşitli bölgelere ad değiştirerek süregelen bu temel efsanede aşk ve şehvet doğurganlığın, bereketin, bolluğun simgesi sayılmıştır. Doğal yılın en verimli ayı sayılan Temmuz ayı da adını burdan alır. Bu tanrının karısı da Sümerlerde İanna ya da İnanas, Samilerde İştar ya da Aştart ya da Aştoret’tir. Kimi anlatımlarda yeraltı ülkesine giden Temmuz değil, Aştart’dır. Orada tutuklanmış, bu yüzdende yeryüzünde aşk ve bereket kalmamıştır. İnsanların ve hayvanların üremesi durmuş, bitkiler açmaz ve tohum vermez olmuştur. Tanrı tarafından yetkilendirilen erkler de  bunu önlemek için kadınsı bir erkeği yeraltına göndererek Aştar’ın yeniden yeryüzüne dönmesini sağlamıştır. Akad anlatımlarındaysa İştar, genç kocası Temmuz’u aramak için yeraltı evrenine iner. Sümer anlatımlarında İnanna, yeraltı evlerinden çıkabilmek için, kocası Dumuzi’yi rehin bırakır. Ama bütün bu anlatımlarda erkek ve dişi erkler  kış aylarını yeraltında, yaz aylarını yeryüzünde geçirirler; ölür ve yine dirilirler, ölmekle doğadaki canlılığa son verir ve dirilmekle doğayı canlandırırlar.

Utu: Güneş erki. Ut da denir. Mezapotamya metinlerde Babbar, Asur ve Hitit metinlerinde Şamaş adıyla anılır. Adalet erki  Kittu ve hak erki Meşarru onun çocukları olarak tasvir edilirler. Sümer zincirinde ilkin var bulunan su’dan An (Gök) doğuyor, sonra Ki (Toprak) ve bunalrın birleşmesinden Enlil (Hava) doğuyor, işte Nana(Ay)-Utu (Güneş), İnanna (Aşk ve savaş) onun çocuklarıdır.

Utnapiştim: Sümerlilerin Nuh’u. Babil diliyle yazılan tabletlerde bu adla anılan tufan kahramanına Sümer’lerin Ziusudra dedikleri sonradan anlaşılmıştır. Utnapiştim’e Sümer’lerin
Nuh’u demekten daha iyisi Nuh’a Yahudilerin Ziusudra’sı demektir, çünkü bu öbüründen onbeş yüzyıl öncedir. Şurrupak kentinde kral, bilge ve rahipmiş. Adının sözcük anlamı “hayatı gören”dir. Ubara-Tutu’nun oğlu olarak tasvir edilir. Tufan’ı atlattıktan sonra ölümsüzlüğe kavuşan ve erklerce Dilmun(Cennet)’da yaşamasına izin verilen Utnapiştim aynı zamanda atası bulunduğu Gılgamış’a ünlü su baskınını şöle anlatır: İnsanlar çoğalıp gürültü yapmaya başlamışlar. Tanrıların gözüne uyku girmez olmuş. Bunun üzerine insanları yok etmeyi planlamışlar. Tanrı Ea “önceden verdiği sözü tutarak” bu karardan Utnapiştim’i haberdar etmiş ve bir gemi yapmasını sağlamış. Geminin yapımı bitince tufan patlamış. Öğlesine korkunç bir kasırga başlamışki “tanrılar bile korkularından göğün en yüksek katına kaçmışlar, orada sokak köpekleri gibi titreyerek duvar dibine sinmişler”. Altı gün ve altı gün gece boyunca gök ve yer birbirine karışmış. Öyle ki ” cennetin ve cehennemin tanrıları ağlayışıp durmuşlar”. Yedinci gün başladığında tufan yatışmış, Utnapiştim’in gemisi de Nisir dağının tepesine oturmuş. Orada gemiden inip adak kurbanını kesmişler. “Tanrılar tatlı kokuyu alınca dağın başına sinekler gibi üşüşmüşler”. Tufan’ın düzenleyen tanrı Enlil çok kızmış, tanrı Ea’ysa kendisinin haber veridiği yadsımış ve “bilge kral Utnapiştim olacakları düşünde görmüş” deyip işin içinden sıyrılmış. Çaresiz kalan tanrılar toplanmışlar ve Utnapiştim’le karısına ölümsüzlük bağışlayıp “çok uzakta” yaşaması için Dilmun’a yerleştirmişler. Bu yüzden Sümer’ler ona Uzaktaki de derler.

S. Kemal ERMETİN
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
ISBARA ALP
Ziyaretçi
« Yanıtla #2 : 13 Nisan 2011, 23:19:18 »

Biraz sonra görürsün sen Boran!  Sümerlerin dini inaçlarını Peynir
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Boran
Ziyaretçi
« Yanıtla #3 : 13 Nisan 2011, 23:32:57 »

Biraz sonra görürsün sen Boran!  Sümerlerin dini inaçlarını Peynir

   Ağabey . Ben de başta bunları Türk kabul etmiyordum ama Hunlardan ileriye gidemiyoruz o zaman ve ilk pili bulmuşlar, elektroliz yapmışlar -3000 ler de . Sümerler iyidir ve Türktür. Ayrıca İlmiye Çığ'ı sevmem Atsız'ı sevmezmiş moruk. Gülümseme)
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.061 Saniyede 20 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.015s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.