SEMERKANT'IN ARAPLARDAN İSTİRDAT EDİLMESİ
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 23 Ekim 2019, 20:06:43


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: SEMERKANT'IN ARAPLARDAN İSTİRDAT EDİLMESİ  (Okunma Sayısı 4365 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
fahrettin öztoprak
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 87



« : 28 Nisan 2010, 22:44:06 »

-4-
Göktürkler Arapların Semerkant valisi Sırrıtetıbni’yi öldürdüler. Bu kumandan Kuteybe’nin en güvendiği kimselerden biriydi. Emrindeki askerlerin de çoğu kılıçtan geçirilmiştiler. Arap ordusuna karşı toplumunu korumak için canını vermekten bile çekinmeyen Akşit Oğuzbek’i seven halkın desteğine sahip bulunan Semerkant da, böylelikle 713 yılında Araplardan istirdat edilmiş,(15) böylelikle, yüzyıllardır Türk toprağı olarak kalmış ve daha yüzyıllar boyunca da Türk toprağı olarak kalacak olan Maveraünnehir’de işgal altında bir şehir, bir kale, bir kasaba bile kalmamıştır. Belazuri, Kuteybe ve Guzek’in evlatlarından bahsettiğine, Taberi de Muhtar Oğuzbek’ten söz ettiğine göre, Gültekin 713 yılında Semerkant’ın başına Oğuzbek’in bu oğlunu getirmişti. Böylece Semerkant Araplardan boşaltılmıştı ama, Arap tarihçileri bunu ört bas etme yoluna gidiyorlar. Güya Oğuzbek, şehrin Arap valisi Süleyman b. Ebissırrı’ye varmış, “Biz Kuteybe’nin zulüm ve kadrine uğradık” demiş ve halifenin adaletine sığındıklarını belirtmiş, vali durumu Şam’a bildirmiş, Emevi halifesi de; “Sana emirnamem geldikten sonra onları şehrin kadısına havale et. Bu işi takip etmekten geri kalmaz” diye emir göndermiş. Davaya bakılmış ve Arapların Semerkant şehrini boşaltmasına karar verilmiş. O zamanki halife de Abdülazizoğlu Ömer imiş. Yıl 713. O sırada halife olan ise Velid b. Abdülmelik. Yani Ömer değil. Bu şahıs, yani Ömer ancak 717 yılında, Süleyman’ın vefatı ile halife olacak. Ömer’in halife olması için daha dört yıl var. Şöyle deniyor: “Halife Ömer’in adaletinden Oğuz Bek değil İslam dini kazanmıştır. Yerli halk, Oğuz Bek’in değil İslamiyetin safına geçmeyi ve Müslüman ahali Arap idaresinin yanında yer almayı” seçmiştir. Arap idaresinden ve baskısından kurtulmak için halkın Oğuzbek’in liderliğinde şikayeti var, bu şikayeti Arap valisi Emevi halifesine iletiyor ve mahkeme sonucu şehrin boşaltılmasına karar veriliyor, ondan sonra da halkın Oğuzbek’i değil, Arap idaresini tercih ettiği söyleniyor. Buna inananlar inanıyor. Aşağı Türkistan Araplar tarafından boşaltıldı da deniyor. Bu da Gültekin’in başarılarını destekler mahiyettedir.
Araplar şehri zapt ettikten sonra bu şehre vali tayin eden tabii ki Kuteybe! Böyle bir durumda valinin Oğuzbek’i pek dinleyeceğini zannetmiyorum. Durumu Kuteybe’ye bildirir ve o da Akşit Oğuzbek’in işini görür. Bir şikayet olmuş ise, durum bundan farklı olmaz. Bir kere onların şikayetinde memleketlerinin zorla ellerinden alındığını söyleme hakları var mıydı? En az dört yıl süren bir kuşatma ile Araplar kaleyi zapt ediyorlar. Ya şehrin boşaltılması… Aslında şehir Kül Tigin tarafından istirdat edilmiştir. Ancak bundan sonra bazı istenmedik nahoş olaylar meydana geldi. Göktürklerde kağanlık mücadelesi başlamıştı
Gültekin, 712 yılından, İnal Kağan da 714 yılından beri Maverünnehir’dedir. Türk Bilge Kağan, Kül Tigin Yazıtı’nda Tonga Tigin’in cenaze töreninde Alpagu ve onun on erini öldürdük diyor. Babası Meço Kapağan, İnal Kağan’a bu tigin ve diğer komutanlarını alıp, Beşbalık’a saldırmasını ve burayı Çinlilerin elinden kurtarmasını emretmiş; Çin kaynaklarına göre 714 yılındaki kuşatmada Tonga Tigin burada, kaledeki çarpışmalarda ağır yaralanarak ölmüş. Tonga Tigin’in Kül-Tigin’in ölümünden bir yıl önce öldüğü de söyleniyor, ama kimse 715 yılının ne olduğunun farkında değil. Meço Kağan İlteriş Kağan’ın kardeşi. Kül Tigin de Meço Kağan gibi Türk Bilge Kağan’ın kardeşi. İkisi de küçük kardeş. Meço Kağan bir yıl sonra ölüyor…
Kültigin, ne olursa olsun Maverünnehir’den çekilmek istemiyordu ama, o yıl, yani 714 yılında bir şeyler oldu ki, Ötüken’e dönmek mecburiyetinde kaldı. Bu Tunga Tigin’in, veyahut Meço Kapağan Kağan ailesinden birinin ölüm haberiyle ilgili olabilir. Demek ki bir şeyler var. Türklerde ölen beyin cenaze töreni en az altı ay sonra yapılıyor(16) deniyor. Demek ki bir husumet var. Bu husumet yeni kağanın kim olacağı kavgası da olabilir. Bu Alpagu, sakın İnal Kağan’ın kendisi olmasın! Tonyukuk Yazıtı’nda onun adı açık olarak İnal Kağan olarak belirtilmişti. Bunu daha önce görmüştük. Meço Kapağan ailesinden bazı kimselerse, taht kavgası sonucu Çin’e sığınmışlar. 715 yılında, Tunga Tigin’in cenazesinde Bilge Kağan ve Kül Tigin’in yapmış olduğu baskın bize bir şeyler açıklayabilir mi? Bu baskın kime karşı yapılmış? Alpagu adlı biri var. O ve on eri bu iki kardeş tarafından bir anda katledilmiş. Peki, bu neden yapılmış? 715 yılında yaşanan, Meço’nun ölümüne de neden olan olay… Demek ki Gültekin kargaşanın üstesinden gelmiş.

f) Kuteybe Fergane’de Öldürülüyor
Sıra Fergane’de, bu şehrin kalesini kuşatmış bulunan Kuteybe’deydi. Türkler Arapların din adına içmeğe, hatta yemek yemeğe bile karışmalarını, alabildiğine zulüm ve yağma yapmalarını anlayamamıştılar. Araplara karşı Hıristiyan Çit Türkleri bile, doğuda çok meşgul bir halde bulunan Doğu Göktürk Kağanlığı’ndan yardım istemişlerdi. Çünkü Kuteybe’nin gayretiyle Batı Göktürk Kağanlığı’nda isyanlar da baş göstermişti. Gültekin’in meydana çıkışı yine böyle bir anda oldu. Tacikler,(17) yani Müslüman Araplar rahat durmuyordular. Çinle irtibat kurmak istedikleri gibi, Göktürklere başkaldırmak isteyen isyancıları da kışkırtıyorlardı. Kuteybe, Haccac’a taze kuvvetler istediğini, bu kuvvetlerle Türkistan’ı fethedeceği gibi, Çin’e de ulaşabileceğini mektubunda bildirmiş, Haccac da ona yeni takviye kuvvetlerini göndermişti. Böylece Araplar Fergane’ye üzerine yürümüştüler. Kuteybe, şehre girmiş ve kalesini kuşatmıştı. Bu kalenin bir kahramanlık destanı yazdığı söylenir. Türk ölülerini toprağa vermeye, harp nedeniyle kimsenin vakti yoktu. Sefid Bulan adlı bir Türk kızı diğer Türk kızlarını da yanına alarak bu ölüleri gömdü. Çinlilerle birleşen Araplar Türkistan’ı feth etmek için buralara gelmiştiler.
Kuteybe, aslında 713 yılında Fergane üzerine ilk seferini yapmış, bunu 715 yılında tekrarlamış, bu sırada Haccac’ın ve Halife Abdülmelikoğlu Velid’in ölüm haberlerini almıştı. Durumu iyi değildi. Kaşgar’ı kuşatmak için bile Fülanoğlu Kesir komutasında bir ordu gönderen, anlaşmaya gelen Fergane hükümdarı Basık’ı da Nizak Tarkan gibi halleden oydu ama... Bu arada Kuteybe’yi korkutan ve kara kara düşündüren bazı olaylar meydana gelmişti. Emevi halifesi Abdülmelikoğlu Velid’in vefatı ile, Emevilerin başına onun kardeşi Süleyman 715 yılında halife olmuştu. Kuteybe’nin bununla arası iyi değildi. Onun kardeşi Abdülaziz’in halife olmasını Şam’a bildirmiş, hakkında bazı girişimlerde de bulunmuştu. Bu nedenle kara günlerin gelip çattığının farkındaydı. Beklemekten başka da yapacak bir şeyi yoktu. Çünkü Haccac da ölmüştü. Onun bu ölümüne üzüldü. Ancak Kuteybe, başına geleceklere karşı hiçbir tedbir almamıştı. Arap şefleri ile konuşur, değerli armağanlar verir, böylece onları kendi tarafına çekebilirdi.
Dahası Kuteybe’nin önemsenmeyecek belirli bir gücü de vardı. Normalde, adam kazanmak gibi yapması gereken şeyleri yapmamıştı. Aksine o, bir Cuma hutbesinde, “Ne olacak, sizler Arapsınız. Ama nasıl Arapsınız? Allah böyle Araplara (bin kere) lanet etsin! Zaten Araplar küfür ve nifakta en şiddetli, kavimlerin bile boy ölçüşemeyeceği bir kavimdir. Oysa, ben sizi Arabistan’ın yavşan otu ve ılgın ağacı biten yerlerinden topladım. Ellerinizi ve avuçlarınızı ganimet ve servetle doldurdum. Türk aristokrat ailelerinin çocuklarını, Semerkant hükümdarlarının asilzadelerini sizlere hizmetçi kıldım! Oysa, bütün bu iyiliklerime karşılık siz, bunlar da ne ki? demekle yetindiniz, nankörlük ettiniz!” demişti.(18)
“Ey Horasan halkı” diye başlayan daha önceki bir hutbesinde Kuteybe, “Hani, nerede o attığı zaman oku ile insanı gözünden vuran (Türk) okçuları? Hani, nerede Semerkant ülkesi hükümdarları? Nerede (Türk) Tarhanları (Nizekler, Guzekler)? Nerede Türkeşler ve Toharistan hükümdarlarının asilzadeleri? Onlar bugün 12.000 kişiden fazla idi. Onlardan birine bir ok bile isabet etmemişti!” demiş, sonra şöyle devam etmişti: “Oysa bu Türk büyükleri, Arap kabile şeflerine göre daha çok tehlikeli, onlara göre daha asil, kılıç kullanmada onlardan daha maharetli, düşmanların saldırılarına karşı koymada onlardan daha güçlü”ydü.
Hutbenin birinin Fergane’de verildiği doğru. Ancak şehirde mi, yoksa dışında, ordugahta mı? Z. Kitapçı kaynaklara her ne kadar Fergane’nin içinde, camide dese de, hitabete bakıldığında, bunun ordugahta verildiği anlaşılıyor. Çünkü kulanılan hitap cemaatte sırf Arapların bulunduğunu gösteriyor. Diğer hutbe ise şehirde verilmiş. Ancak burası neresi? Bu hutbenin verildiği yer Semerkant Arap camisi. O, hutbede Türkeşlerden ve Toharistanlılardan da bahsetmiş. Hatta bunlardan kendine yardım edenlerin sayılarını bile vermiş. İkinci kumandan Ebisuudettemimioğlu Veki’ye biat eden Araplar, Kuteybe’nin çadırına yürümek için hazırdılar. Kuteybe, Arap şeflerinden birini bile yanına çekememiş, en güvendiği adamı, haddinden fazla hilekar ve sinsi Hayyan en-Nabti de isyancıların safına katılmıştı. Atının hırçınlaşması ve tepinmeye başlaması ile bu hayvana binemeyen Kuteybe hışımla çadırına döndü. İçeri giren askerler onun başını 715 yılında uçurdular. Bu kesik baş Şam’a, Halife Süleyman’ın sarayına götürülüp gösterildi. Halife, Kuteybe’nin başını görünce, “Ben bunun böyle olmasını istememiştim” demekten kendini alamadı.(19)
İsyan eden Araplar Kuteybe’yi çadırından çıkararak onu öldürmüştüler. Çünkü Gültekin ve ordusu karşılarındaydı. Her an saldırabilir, bir tane Arap kalmayıncaya kadar yok edebilirdi. Onlar bunu Gültekin’in canlarını bağışlaması için yapmıştılar. Kuteybe’nin hutbelerini gerçi çok dinlemişlerdi ama, şimdi bu sözlerin birine bile kulak asacak değillerdi. Türkler tam yarım asır süren bir boğuşmadan sonra Arapları Maveraünnehir’den Hazar kıyı boylarına defettiler

Dipnot Açıklamaları
15- Türkler Semerkant hariç Maveraünnehir’deki bütün şehirleri yeniden ele geçirmiş, Buhara’nın yönetimine de birini getirmişlerdi. Kuteybe, Merv’e dönmüştü. Fuat Köprülü bu hususta çok haklı. Onun haklı olmasının diğer sebebi de şudur: Kuteybe, Merv’e dönünce Semerkant’ı kaybettiğini öğrenmiş, gücüne de kaybeden ordularını takviye etmek, zinde kuvvetlerle yeniden fetihlere girişmek istemiştir. Bu kuvvetler gelince, ordunun birini Şaş’a, yani Taşkent’e gönderdi, kendisi de diğer ordunun başında Fergane’ye ilerledi, hatta o Hocend’e kadar geldi, Hocend önlerinde Türklerle çarpıştı. Kaşan’a geldi, beklemeye başladı. Burada Taşkent’ten başarısız dönen ordu ona katıldı. Kış yaklaştığı için Arap orduları Merv’e döndüler.
16- “Türk geleneklerine göre beyin ölümüyle cenaze töreni arasında kalan altı aydan biraz fazla zaman süresi için” şunlar söylenir: “Kişi ilkbaharda ya da yazın ölmüşse, gömülmesi için ağaç yapraklarının sararıp dökülmesi beklenir. Eğer sonbahar ya da kış mevsiminde ölmüşse, yaprakların yeşermesi ve ağaçların çiçek açması beklenir.”
17- Araplar Maveraünnehir’e geldiği zaman Zerefşan havzasında Soğdlular ve Türkeşler vardı. Türkler burada hakim unsurdular. Zaten Zerefşan nehrinin döküldüğü gölün adı Türkçe, eskiden Karagöl idi. Kül Tigin Yazıtı’nda deniyor ki:: “Az kavmi düşman kaldı. Karagöl’de harp ettik. Kültigin (o zamanda) otuzbir (yaşını) yaşıyor idi” Yine deniyor ki: “Kül Tigin o savaşta otuz yaşında idi. Alp-salçı’(ya) atılarak hücüm etti. İki eri takip”etti. Kaçan o “iki eri mızrakladı. Karluku öldürdük, yendik. Az milleti düşman oldu. Karagöl’de savaştık. Kül Tigin otuz bir yaşında idi.”
Türk Bilge Kağan’ın yazıtında, doğu tarafı kısmında, 41. Satırda “tezip” kelimesi var. Güneydoğu cephesinde 1. Satırda, günümüz Türkçesiyle bile anlaşılabilecek bir cümle var. Burada “tagip” ve “tagi” kelimeleri var. Bunu okuyanlar “ulaşıp” ve “kadar” olarak çevirmiş. İki kelimenin anlamına bir sözüm yok. Yalnız aslında kökü aynı, yani “tag” olan iki kelime var. “Tezik” ve “tezip” kelimelerine bakarsak, kökü “tez” olan yine iki kelimeyi görürüz. Bu kelime “taz” olarak da okunabilir. Yani “Tazik” ve “Tazip”… Türkçede “tazı” kelimesi vardır. Bunun anlamı “iyi kaçan”dan gelir, köpek cinsinden, avı iyi kovalayan demektir. Tezik (veyahut Tazik)’in Müslüman Araplara dendiğini daha önce görmüştük. Tezip (yani Tazip) kelimesi ise “kaçtı” anlamına geliyor. Tacik kelimesi Tazik’ten gelmektedir. Tezip kelimesi. 41. Satırdan önce, 37. ve 38. satırda da geçiyor. Türk Bilge Kağan, otuziki yaşında kardeşiyle ülkesi için beraber çalıştığını söylüyor. Bu yıl 715’tir.
18- Fergane önünde, ordugahta, bir Cuma namazında verdiği hutbe Kuteybe’nin ne kadar kızgın ve öfkeli bulunduğunu gösteriyor. Irak’tan takviye kuvveti alan ve bu askerlerle müteşekkil güçlü bir ordunun kumandanı olan o, daha ne istemekteydi? Bunun açıklanışı gayet basittir. Çünkü Arap ordusu Fergane önünde de başarısızdı. Kuteybe bunun farkına varmış, hırsını Arap askerleri ve onların
19- Mevali Türk Birliği’nin komutanı Hayyan en-Nabti, (yani Hayyan en-Nebati) için şöyle denir: “Kuteybe’ye bir çok Türk büyüğünü kandırmada ve onları Kuteybe’nin tuzağına düşürmede müşavirlik eden bu adam”

Fahrettin ÖZTOPRAK, Babailer, Balkan Türkleri ve Şeyh Bedrettin, Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı, İstanbul 2010
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.049 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.012s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.