Şah İsmail Hatayi'nin Bir Şiirinde Çaldıran Savaşı
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 12 Aralık 2019, 11:33:24


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Şah İsmail Hatayi'nin Bir Şiirinde Çaldıran Savaşı  (Okunma Sayısı 5268 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
turatbek_aytmatov
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 703


KIRGIZ TÜRK


« : 25 Kasım 2010, 22:08:43 »


Alay alay geldiler
Koşan koşan durdular
İkinci gelen bir top
Atıldı ana saldılar
Eskerler örüledi
Çakmaklar kuruladı
Ol kafir Melhuçoglu
Şah üstüne duruladi
Hey al kana al kana
Kızıl kanlar çalkana
Melhuçoğlu kılıç urdu
Şahım aldı kalhana
Şah anda bindi ata
Yezitler döndü mata
Şah bir kılıç urdu ki
Kelleden indi ata
Melhuçoğlu attan düştü
Şah anda geriye kaçtı
Beş yüz elli tüfekçi
Şah’ın ardına düştü
Ün edüben gittiler
Şah’ın ardından yettiler
Sultan Ali Mirza’mı
Bu kavgada tuttular
Dört yanın uladılar
Ciğerciğim dağladılar
Sultan Ali Mirzam’ın
Ağ ellerin bağladılar
Bindirdiler atına
Göt(ür)düler inkar katına
İnkar bir sual sordu
Bakınca suratına
Sağ mısın esen misin
Ciğerciğim kesen misin
Koca Haydar zül olası
Şah dedikleri sen misin
Elifim var kaddim var
Bir İskender hadd’im var
Ben Şah’ın kurbanıyım
Şah olmaya ne haddim var
Seni attan indirmiyem
Gül benzin soldurmuyam
Gel Şah’a şek getür sen
Vurup boynun öldürmeyem
İşte geldim yanına
Sığındım Sübhan’ıma
Ben Pire şek getürmem
Lanet senin canına
Şunu atından indirin
Gül benzini soldurun
N’oldu benim cellatlarım
Vurun boynun öldürün
Cellatlar aralandı
Ciğerler parelendi
Sultan Ali İmirza’m
Bu kavgada parelendi
Gönül hüma kuşudur
İşitenler naşidir
Baş verip ser kurtarmak
O da Mervan işidir
Çöl olası Çaldıran
Altun kadeh kaldıran
Hatayi’m ağlar gezer
Musahibin aldıran
(İbrahim Arslanoğlu: Şah İsmail Hatayi ve Anadolu Hatayileri. İstanbul 1992: 411-412)
Yorumlar (0)
Şah İsmail ve Gülizar Hanım
Posted by Uluhan | Şah İsmail | Çarşamba 1 Nisan 2009 08:32
Şah İsmayıl ve Gülzar Xanım
Destan üstadnâme ile başlar. Kanhedar bölgesinde Adil Şah isimli, adaletli, sevilen bir padişah yaşar. Adil Şah’m çocuğu ol-mamaktadır. Bir gün sarayına bir misafir gelir; Şah ona hürmet gösterir, izzet ikram eder. Konuk giderken Adil Şah’a bir elma verir ve yarısını kendisinin yansını da kadınının ye-mesini öğütler. Şah ile kadını elmayı paylaşıp yerler ve bir süre sonra bir oğulları dünyaya gelir; adını İsmayıl koyarlar.
tsmayıl bir gece rüyasında gördüğü kıza vurulur ve sevdiğini bulmak üzere atasından izin alır, helalleşip yola düşer. Yolda RemdanPeri adlı bir kıza rastlar. Peri ona düşmanları olduğunu ve İsfehan’a kaçtığını söyler. İsmayıl Remdan Peri’nin düşmanları ile vuruşarak onları yener ve Peri’nin tutsak olan kardeşlerini de kurtarır. Onu bu vilayete şah yaparlar. Ama, İsmayıl Remdan Peri’nin büyük kardeşini kendi yerine padişah yapıp, kendisi öz yoluna devam eder. Ancak, Remdan Peri onu yalnız bırakmaz; İsmayıl’in Gülizar isimli bir sevgilisi olduğunu ve onun için yollara düş-tüğünü bildiği halde ondan el çekmez. Epeyce gittikten sonra bir yol ayrımına geldiklerinde Şah İsmayıl der:
- Biz uzaq yolla getsek vaxt azdır.
Axı indiler Gülzar’ın toyu olmalıdır.
Odur ki, kese yolla get- meliyik.
Ne olar olar, xeyir Allah’dan.
Onlar kese yolla getmeli olurlar. Bir qalaya rast gelirler. Bu da kimin qalası olsa yaxşıdır? Hele te-lesmeyini tez bilseniz, tez qocalarsmız. Yolcular yolla getmek isteyirler ki, bir atlı kestirir onların ba-şının üstünü:
- Aye, a nenesi ağlar qalmışlar, lap vaxtında gelmişiniz. İki kelle çatmır ki, minarem baş olsun, indi sizi de o dünyaya göndererem. Siz bilirsiz mi ki, her burdan keçen baş vermelidir?
Şah İsmayıl gözleri yaşarana qeder güldü ve sonra dedi:
- Qoçaq, adam söz dememişden bir ölçüb biçer. Men de senin kimi adamam. Ne bilirsen kimin başı üzülecek. Bu qız da bacımdır. Sözün nedir?
Erep Zengi bir deli ne’re çekib aldı, görek ne dedi:
Erepzengi:
Harayadır yolun, ay dili qafil?
Deyesen yetişib ecelin senin.
Hayır dua almısan mı anandan?
Nefes çekmeye yox macalm senin.
Şah İsmayıl:
Çekerem qılıcı qalarsan başsız
Yoxtu igitlerden xeberin senin.
Yurdunda sarımsaq ekib gederem,
Viraneye döner seherin senin.
Erepzengi:
İqitler serinden yapıram qalal,
Ne’re çeksem cesmin boyanar qana.
Men adı belliyem, sen çolpa bala,
Bellidir yetişib zavalın senin.
Şah İsmayıl:
Meydana girmemiş xeddini aşma,
Özünden çıxaraq hedyanî danışma.
Kelle kelleleşme, file dolaşma,
İstesen de çatmaz teherin senin.
Erepzengi:
Men Erepzengiyem, alsan sen zerbe,
Başın Şarka düşer, cesedin qarbe.
Bacına deymerem, getsin xebere,
Anana danışsın ehvalrn senin.
Şah İsmayıl:
Sen kimiler bizde sayılır zayii
Yatmısan röyada, yazıqsan ayıl,
Öldürecek seni bil Şah îsmayıl,
Bu gün qaralacaq sabahm senin.
Beli, söz tamam yetdi. Her iki pehlivan el atdı qılıca. Gılıctan iş aşmadı, el atdılar nizeye/ gürze, emuda, şeşpere. Hiç birinden bir iş hasıl olmadı. Hava qaraldı, axşam düşdü, Erepzengi el saxladı:
- Cavan oğlan, besdi, davamız qalsm sabaha. Sabah Allah ya sene verer, ya mene. İndi ise sen de, bacın da menim qonağımsmız. Size otak vermek menim borcumdur. Erepzengi Şah İsmayıl’a, bir de Remdan Periye bir otaq verdi. Özü ise getti öz otağına. Remdan Peri Şah İsmayıl’la çantalarında olan çö-rekten yeyip qurtaran kimi Şah İsmayıl o qeder yorulmuştu ki, küt getti. Remdan Peri ise yat-madı, Şah İsmayıl’in keşiyini çekdi. Allah’a dua eledi ki, sabah Şah İsmayıl qalip gelsin. Sabaha yaxm remi attı ki, görek bu işin axırı nece ola-caq. Ona eyan oldu ki Erepzengi qızdır. Öz özüne inanmadı. Bir de remi attı, öyledir ki, var, Erepzengi qızdır. Artıq sabah açılırdı. Bu zaman Şah İsmayıl da ayıldı:
- Peri, sen hele yatmamısan? deye xeber aldı. Remdan Peri dedi:
- Yox İsmayıl, men yatmadım ki, düşmene etibar olmaz. Men senin keşiyini çekmişem. Atalar sözü var axı: “Ehtiyat da, döğüşün bir terefidir.”
Şah İsmayıl yuxulu gözleri ile Remdan Perini süzdü. Üreyinde olan mehebbeti bire min arttı bu Peri’ye. Bir istedi Peri’ni basıp qumral gözlerinden doyunca öpsün. Yadına düşdü ki, axı ant içmişdi ki, qayıdıb gelene qeder bacı qardaş kimi dolanmalıdırlar. Üreyi demirci küresi kimi yandı. Aldı görek bu münasibetle nece deyir, eşitenler sağ olsun.
Aldı Şah İsmayıl:
Bu qaddi kametle, bu kemalinle,
Qelbimi odlara qalayan perim.
Ele baxma can üzüldü, a zalim,
Saçın gerdenine dolayan perim.
Sen mene yar mısan, qardaş mısan de?
Bir yol yolcusu mu, sırdaş mısan de.
Bu çetin yollarda yoldaş mısan de,
Ürek ateşimden sen de yan perim.
Şah İsmayıl sensiz bağlayar qara,
Xesret qalsa işti sen tek dildara,
Qısmet olsa yetsem nazlı Gülzar’a,
Senden heç dönmerem a Remdan perim.
Remdan Peri de Şah İsmayıl’m niyetini başa düşmüşdü. Yanaqları mehebbetten od tutub ya-nırdı. Ne etmek olur ki? Benövşe kimi boynunu burmuşdu. Sebrini boğdu. Axı hele qarşıda çetin anlar var idi. Sesi titreye titreye dedi:
- Hele karşıda seni döyüş, güleş gözleyir. Sonra Allah kerimdi. Men sene bir sır açacağam. Allah qoysa sen qalip geleceksen. Men yatmayıb remi atmışam. Erepzengi qızdır. Sen güleşende ceht et ki, onun döşlerinden dut. Bele etsen, o tez yıxılacaq.
Şah İsmayıl eşittiqlerine inanmaq istemirdi. Hem Remdan perinin meharetine heyran olmuşdu, hem de Erepzengin’in quvvetine. Eğer doğrudan da erepzengi qızdırsa daha ona heç bir zaval yoxdur.
Beli, sabah açıldı. Üzünüze hayırlı sabahlar açılsın. Herkes meydana cem oldu. Erepzengi’yle Şah İsmayıl güleşmeye başladı. Şah İsmayıl macal vermedi, zırhlı paltarın altmda Erepzengi’nin me-melerine yapışdı. Erepzengi da bayaq4 dizlerini qoydu yere. Şah İsmayıl Erepzengi’nin arxasını yere vurdu. Xenceri onun boğazına çekdi. Erep-zengi bir ah çekti. Şah İsmayıl onu qolundan tutub kaldırdı. Dedi:
- Ne olub, qoçaq, bir can nedir ki, ondan ötrü bele ah çekirsen? Erepzengi dedi:
- Yox, ele deyil. Men bir canın qorxusundan ah çekmirem. Men eht etmiştim ki, kim meni bassa ona ere gedeceyem. İndi görürem ki, sen meni öl dürmek isteyirsen. İxtiyarın var. Öldürebilersen. Men onsuz da seni bassaydım, öldüreceydim. Ama sen etibarsızlık etdin. Menim qız olduğumu har dan bilmisense sene sözüm yoxdur.
Şah İsmayıl gülerek:
- Goçaq, sen yaxşı bilirsen ki, kimden de daldalanabilsen, Allah’tan gizilenebilmezsen. İndi de görüm seni ne mecbur edip ki, bu cür qorxulu işle meşqul olursan? Axı pehlivanlıq qadm işi deyil. Bu qeder insan öldürmeyin, qan tökmeyin menası nedir?
Erepzengi dedi:
- Adam dedikte, men ancaq kişileri öl- dürmüşem. Bunun sebebi var. Vaxdıyle men de bir şah qızı olmuşam. Atamız ölenden sonra qar- daşımm himayesinde qaldım. Bir az keçenden sonra qardaşım meye, qumara qurşandı. Atadan qalan bütün varidatını uduzdu. Bir gün de qırx nefer yoldaşıyla bize yığıştılar. Yene oynadılar. Her şeyi uduzan qardaşım meni de uduzdu. Men işi bele görende onların çayına, yemeyine bi- huşdarı qarıştırdım. Onların hamisi bihuş ol dular. Men de onların başını kesip buraya qaçtdım. Üreyimde kişilere olan nifret mene fil gücü verib, hamıya galib gelmişem. Deyirler exi, her şahın bir devranı olur. Deyesen menim de devranım buraya kimi imiş. İndi ihtiyar senindir, öldürersen ne yaxşı, qebul edersen ne yaxşı.
Şah İsmayıl gördü Erepzengi haqlıdır, odur ki, aldı görek nece deyir, eşidenler sağ olsunlar.
Aldı Şah İsmayıl:
Erepzengi, bu dünyada,
Hamı bir cür kişi deyil.
Yaxşılıq çox çetin işdir,
Her namerdin işi deyil.
Aslında düzler de var,
Gül çiçekti, düzlerde var.
Lale, nergiz düzlerde var,
Bunlar ki, düz daşı deyil.
Şah İsmayıl sever merdi,
Vurar, qırar her namerdi,
Kişi yakjız çeker derdi,
Bu ki zenen başı deyil.
Erepzengi gülümsedi. Bu, gülüşden çox bağışla demeye benzeyirdi.
Erepzengi dedi:
Şah İsmayıl, bağışla, eşitmemisen ki, ilan vuran ala çatıdan da qorxari.
Beli, ezizlerim, dost kimi süfre açtılar. Yediler, içtiler. Şah ismayıl sağında Remdan Peri’ye, so-lunda Erepzengi’ye baxdı, üreyi dağa döndü, bu zalimlerin biri o birinden gözel idi. Aldı Şah İsmayıl:
Bir ovcunun iki ovu,
Bir o yanda bir bu yanda.
Ürek ister qovhaqovu,
Bir o yanda, bir bu yanda.
Mestane tek dayanıplar,
Al qumaşa boyanıplar,
Mest oluban uyanıplar,
Bir o yanda bir bu yanda.
Çox düşmüşem qavga, gala,
Bend olmadım yüzde hala,
Zaliım ister canım ala,
Bir o yanda bir bu yanda.
Evvel çağırdım Allah’ı,
Kömeyim şahların şahı,
Menaşiqin var penahı,
Bir o yanda bir bu yanda
Gör neler gelir xeyale,
Bes eyler Şah İsmayıl’a,
Ürek ister mehman ola,
Bir o yanda, bir bu yanda.
Erepzengi’yle Remdan Peri birbirine baxıb güldüler. Şah İsmayıl asıl heqiqeti açıb Erep-zengi’ye danışdı. Onu Remdan Peri’yle tanış eledi. Onun Remdan olduğunu bilenden sonra Erep-zengi barmağmı dişledi. Demek, menim qız ol-mağımı sene bu xanım deyib. Remdan Peri gülümsedi:
- Yoxsa üreyinden değil? Ele ömrün boyu qan içen olacaqdm?
Erepzengi de gülümsedi, dedi:
- Şah İsmayıl, o sen deyen yol çox qorxulu yoldur. Sen tek getsen men dözebilmerem. Men de seninle gedeceyem. Ölünce senden dönen deyilem. Sen hara, biz de ora.
Şah İsmayıl istedi, razı olmasın, sonra baxdı ki, yox sedaqetli dostla yaxşı yoldaştan adama zerer deymez. Odur ki, razılaşdı. Her üçü atlara suvar olup İsfahan’a teref yol aldılar.
Gece günüz at sürdüler, yolun damarın qır-dılar. Dağ adlayıp düz geçtiler. Bulaklardan su iç-tiler. Ta ki, gelip çattılar İsfehan manalına. Gece idi, şehrin gireceyinde bir qapmı döydüler.
Bir qarı qapım açtı. Onları eve davet etti. Otu- rub ordan burdan sohbet edirler. Garı nene bun ların haradan gelip haraya gettiklerini nece xeber alır, Şah İsmayıl nece cevap verir, biz deyek siz eşidin.
Aldıqarı:
A bey balaları, a beyzadeler,
Yolunuz hayana, hara gedirsiz?
Allah bednezerden qorusun sizi,
Yolunuz hayana, hara gedirsiz
Şah İsmayıl:
Başına dolanım, ay qan nene,
Eller adlamışıq, bele gelmişik,
Qavga çox görmüşük, bu yollar boyu,
Düşmüşük borana, sele gelmişik.
Qarınene:
Yönünüz haradır, yolunuz hara?
Neden yüz tutmuşuz bizim diyara?
Bizlerde derd çoxdur, güzarans qara,
Yolunuz hayana, hara gedirsiz?
Şah İsmayıl:
Biz hamımız olmalıyıq mihriban,
Allaha xoş geler mihriban olan,
Nene sizde var mı bir Gülzar ceyran
Onu getirmekçün, ele gelmişik.
Qarı nene:
Qırx günlük toyundan gedip dört haf te,
Ondan sohbet gedir bil bu terefte,
Toyunda seslenir saz, qaval, def te,
Yolunuz hayana, hara gedirsiz?
Şah İsmayıl:
Sene qurban olum men döne döne,
İlacım sendedir, sende, ay nene.
Gülzar’ımdan bir xeber getir mene,
Bağbanam xebere güle gelmişem.
Aldı qarı:
Men Gevher qarıyam, taparam bir yol,
Sırrın beyan etme, bilmesin sağ, sol,
Nişanesi var mı, söyle ey oğul?
Yolunuz hayana, hara gedirsiz?
Şah İsmayıl:
Şah oğluyam ismimdir Şah İsmayıl,
Görceyin Gülzar’ı men oldum mail,
Bir üzük nişane, eşgi hemayıl,
Haqqa sığmmışam, ele gelmişem.
. Sazla dedikleri kimi sözle danışıp derdleştiler. Axırda qarı nene dedi:
- Ay oğul, bir aydır, Gülzar xanımin toyudur. Zor ile onu aparabilmezsiniz. Tek bir tedbir var, onu da men bilirem. Xerci senden, men düzelderem.
Şah İsmayıl dedi:
- Nene, ne qeder xerç desen mende. Amanın günüdür, kömek ele.
Şah ismayıl bunu deyip qarınm qucağma bir kese qızıl basdı. Qarı qızılları gören kimi gözleri ışıldadı. Cavanlıkta göz mehebbetten ışıldayar, ko-calanda devlet görende. Odur ki, qarı Gülzar Xanım’m Şah İsmayıl’a verdiyi üzüyü alıp barmağma daxdı. Sonra dedi:
- Bax, men ne edeceyemse özüm bilirem. Bu gün heç. Axşam qaranlıq düşende xazır olun. Allah qoysa Gülzar Xanım özü gelecek sizin ya nınıza. Ondan sonrasını özünüz bilersiz.
Bunu deyip qarı üz qoydu Baxış Bey’in evine teref. Garı gelip qapının ağzında dayanır, onu içeri bıraxmırlar. Yasavullar qarıya deyirler ki, ay arvad senin burda ne azarın var. Get toy evine. Xanım xestedir, heç keşi yanma bıraxmır. Qarı işi ele görende hileye el atır, deyir:
- Men Gülzar Xanım’a pay getirmişem. Rehmetlik nenemin üzüyüdür. Ona yadigâr ve- receyem. Menim heç kesim yoxtur. Neynirem ki?
Gülzar Xanım’a xeber gedir ki, bes bir qarı sene üzük getirib buraxak gelsin, yoxsa yox.
Gülzar işin ne yerde olduğunu o saat başa düşür ve deyir:
- Buraxm gelsin. O, menim rehmetlik anamın dostu olub.
Beli, qan gelir içeri. Gülzar qızlara izin verir ki, siz gedin bir qeder gezişin, men de bu nene ile bir qeder sohbet edim.
Gızlar Allah’dan isteyirler ki, bağ seyrine çıxsmlar. Garı ile Gülzar’ı evde qoyub bağa qaçırlar. Garı üzüyü Gülzar Xanım’a verir. Gülzar Xanım’m üreyi nane yarpağı kimi, ilk defa görüşe gedende buse alan, oğlan nefesini duyan gözellerin üreyi kimi esmeye başladı. Barmaqlarmı tazyanes edip sazı duvardan aldı, sinesine basdı. Nar üstünde saz durar mı, qoz üstünde qoz durar mı? Aldı ne dedi, siz sağ olasız.
Aldı Gülzar:
Ay imanı kâmil mehriban nene,
Üzük gönderenden mene bir xeber,
Bu könlüm saraym xeyli zamandır,
Derdlere salandan mene bir xeber.
Aldı Gevher qarı:
O da senin kimi dözebilmeyir,
İltimas gönderip, bizdedi indi.
Aşqm ümmanmda üzür gemi dek,
Hele batmayıptır üzdedir indi.
Gülzar xanım:
Sene nene deyim, yoxsa ki hele,
Yollara düşüp mü qavgaya gala?
Özü yalqız gelip, yoxsa qoşunla?
Nişane verenden mene bir xeber.
Gevher qarı:
Kapımı döydüler bu subhu seher,
İlk xoroz banmda yatmıştı seher,
Koşuna beraber gelip üç nefer,
Güç qılıçda deyil, sözdedir indi.
Gülzar Xanım:
Gülzaram, qalmadı taqetim daha,
Gorxuram bu sırrım yetişer şaha,
Nene, seni tapşıraram Allah’a,
Qelb evim örenden mene bir xeber.
Gevher qan:
Gevher’in sözüne eylesen emel,
Yetersen arzuna bu gün, ya seher,
Sene getirmişem, qızım, xoş xeber,
Atlar yol gözleyir, düzdedir indi.
Garı sazla dediyi kimi, sözle de Gülzar’ı başa saldı:
- Qızım, men Şah İsmayıl’la şartlaşip işin ce mini ona baaş salmışam. Sabah tezden sen evden çıxsan, şüphelenerler. Bu gece gerek siz qoşulup qaçasız. Onun yolu beledir, qızım: Sen menim paltarımı gey eğnine. Men ise senin libasını geyinim. Durum pencerenin qarşısmda. Sen belini büküp düş aşağı. Yeni qarısan. Görseler deyersen ki, yasavulları yoxlayırdım. Görmeseler qapıcıların qarşısmdan geçende mene el ele. Ele bilecekler ki, sen qarısan. Men de sene el ederem. Qapını da içeriden bağlayaram. Ele bilirler ki, men yatıram. Yeni sen. Sonrası Allah kerimdi. Düz gedersen bizim evin qarşısına.
Beli, ezizlerim, Gülzar Xanım belini büküb qarı nenenin paltarmda gelip geçir qapıcıların qarşısından. Gapıda duranlar ne hakdasa  mubahese edirdiler. Adamın işini Allah düzeldende bende kimdir ki? Gülzar Xanım özünü yetirdi qarmm evine. Atlılar hazır durup Gülzar’ı gözleyirdiler. Tez herkes öz atım mindi. Şah İsmayıl’la Gülzar xanım hesretliler kimi birbirine şarmaşdılar. Ele bil ki, sarmaşıq güle sarmaşmışdı. Daha gözlemek vaxtı deyildi. Gülzar Xanım Şah İsmayıl’la bir ata suvar oldular. Sür hasür, qaça-qov gelib çattılar Erepzengi’nin ima-retine. Erepzengi dedi:
- Şah İsmayıl, biz yaxşı iş görmedik, o yazıq qarmı öldürebilerler. Goy men gayıdım o qarmı qurtarım.
:.
Şah İsmayıl razılaştı. Ama Remdan Peri razı ol-madı. O dedi:
- Men indice remi atıp gördüm ki, qarı da-lımızca gelir. Harda olsa indilerde gelip çıxar.
Ele de oldu. Bir de gördüler ki, qarı özünü ye-tirdi. Attan düşen kimi yere yayıldı. Sümüyüi gö-rünen barmaqlarmı tezyane edib görek Şah Ismayıl’a ne deyir:
Düşman alay alay düzülüba gelir,
Durmak vaxti deyil, durmayın gedek,
O qeder leşker var sayı bilinmir,
Bu qalsm bir yana durmayın gedek.
Gülzar libasında çıxdım aradan,
Mene kömek oldu böyük Yaradan.
Gördüm qoşun gelir qaçtım odadan,
Elnizi alqana vurmayın gedek.
Bu Gevher’in canıdır size qurban,
Men qoca qarıyam sizsiz növcavan,
Razı deyilem axa nahaq qan,
Arx sizi aparsa sel sayın gedek.
Gevher qarı sazla dediyi kimi sözle de dedi:
- Ay balalarım, Gülzar gedenden sonra sehere qeder gözledim. Seher tezden çıxdım gördüm qapıcı baxır. Döndüm bağa teref. O ele bildi ki, men Gülzar Xanım’am, bağa girdim. Gördüm arxamca gelir. Tez özümü verdim qaranlıq yere. Davdak oğlu qaz kimi yanımdan geçti. Men geri gayıdıb qapıdan çıxtım. Özümü eve çattırmıştım ki, seher açıldı. Birce saat yattım ve hay-harayaz oyandım. Ne görsem yaxşıdır. Goşun düzelip hücuma hazır. Özümü bilmezliye vurub bir neferden xeber aldım ki, ne var, ne olub? Mene dediler ki, ay yazıq, dün yadan xeberin yoxtur. Demezsen bu gece Gülzar hanımı qaçırıplar. İndilerde qoşun dallarıyca ge decek. Men işi bele görende bir at minip yola dü zeldim. Heç bilmedim ki, at kimindir. Allah geçsin günahımdan. Deyirdiler Zal Bey yaman hirslenip. And içip ki, yerin altında da olsalar tapacağam.
Şah İsmayıl soruşdu: : Ay nene, Zal Bey kimdir?
- Kim olacaq, Gülzar Xanım’ın adaqlısı. Düz bir aydır qapılarmda toy çalınır. Eh, ne deyim, Allah rehmet elesin deyenleri. Düz deyipler ki, gelin atlandı, gör kime uyuştu.
Erepzengi bir qarı neneye, bir Şah İsmayıl’a baxdı. Aldı görek nece deyir, eşidenler sağ olsun.
Aldı Erepzengi:
Ne qeder gelse de qoşun, pehlivan,
Gıraram, qoymaram qala birisi,
İster Zal olmasın, Rüstem Zal olsun,
Goymaram ki, qısas ala birisi.
Minare düzelmir, mene baş gerek.
İtler zencir yeyir, hayli leş gerek,
Bir hemleden yıxılsın beşbeş gerek,
Keserem çıxmazlar yola birisi.
Dolanmışam Rum’u, Kayser, Fireng’i,
Çoxuyla etmişem cedeli, cengi,
Goşuna bes eyler bir Erepzengi,
Baxabilmez sağa sola birisi.
Söz tamama yeter yetmez her tereften Zal Bey’in qoşunu qalanı muhasereye aldı. Erepzengi tez dava libasını geydi. Şah İsmayıl qoymadı.
Dedi:
Hele axıldan istifade edek. Olmasa sonra çı-xarıq meydana. Allah ya onlara verer, ya bize.
Şah İsmayıl qalanın qullesine çıxıb ucadan dedi:
- Zal Bey, görürem davaya gelmisen. Özün de bir qoşunla iki neferin üstüne hücum çekmisen. Men ise Gülzar X:anım’ın dalıyca tek gelmiştim. O meni sevir, men de onu. Haqsever olsaydın zorla qız almaq eşqına düşmezdin. Bu birincisi. İkincisi, axıllı serkerde boş boşuna qoşun qırdırmaz. Onu yaxşı bil ki, Erepzengi ile men sizin hamınıza be- raberik. Gel nahaq qan dökmeyek. Sizden bir peh livan çıxsm, bizden de bir pehlivan. Hangi terefin pehlivanı qalip gelse Gülzar xanım olsun o terefin.
Zal Bey bir söz demedi. Goşun ehli yer-beyerden qışqırdılar ki, razıyıq, razıyıq.
Beli, ezizlerim, meydan sulandı. Şah İsmayıl dava libasında çıxtı ortaya. Zal Bey ise özü çıx-madı. Goşundan bir yeke pehlivan buraxtı ortaya. Bele ki, Şah İsmayıl onun karşısında uşağa ox-şayırdı. Bu pehlivanın adı Qoç pehlivan idi. Qoç pehlivan o qeder ağır idi ki, altındaki at yüriyebilmirdi. Şah İsmayıl Ağyah ele seyirtti ki, Qoç pehlivan terpenmiye imkan tapmadı. Şah İs-mayıl’ın zarbesine devam getirebilmeyen Goç peh-livan pendir motalı kimi yere dığırlandı. Onun sinesinden qan fışqırırdı. Bele olanda Şah İsmayıl üzünü Zal beye dutup dedi:
- Zal bey, sertimize göre, Gülzar Xanım bi zimdir. Men ise bele istemirem. Sizden kim Gülzar Xanım’ı isteyirse o ortaya çıxsm. Men onunla döyüşmek isteyirem.
Zal Bey gördü ki, daha iş işten geçip. Odur ki, ireli yeridi. Düz deyipler ki, döyüşün evveli öceş-meks sonu dövüşmek olar.
Aldı Şah İsmayıl:
Titreyib qarşımda döyme gözünü,
Dağların daşlarm seli menem men.
Şah babamdan min nesihet almışam,
Onun son ümidi eli menem men.
:
Aldı cevabında Zal Bey:
Tülkü tek qarşımda döyme gözünü,
Misir’in, Ecem’in fili menem men.
Bir ne’rem kâr eyler sen tek çaqqala,
İğitlerin vuran eli menem men.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

KIRGIZ TÜRK
KUDAY TÜRKÜ KORGOSUN!!!
LAİKLİK TÜRKÇÜLÜĞÜN DİREĞİDİR!!!
hun_turk58
or-ok-on
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 419


Rehber KAN, hedef TURAN


« Yanıtla #1 : 25 Kasım 2010, 22:52:03 »

 Şiirleri gerçekten de güzel. Şiirlerini öz Türkçe yazmasından ötürü  ruhumuza daha da tesir ediyor.
  Malhuçoğlu dediği sanırım bizim bildiğimiz adıyla akıncı beği Malkoçoğlu olsa gerek. Ne yazık, bu savaşta nice bozkurtlar kendi kendilerini hiç etti. Tanrı bize böyle bir yıkıntıyı bir daha yaşatmasın.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

--"Biz dogrudan dogruya millet severiz ve Türk milliyetçisiyiz. Cumhuriyetimizin dayanagı Türk toplulugudur. Bu toplulugun fertleri ne kadar Türk kültürüyle dolu olursa, o topluluga dayanan cumhuriyet de o kadar kuvvetli olur." Atatürk
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.061 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.01s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.