ŞADAPIT UNVANI HAKKINDA
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 21 Ekim 2019, 11:57:40


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: ŞADAPIT UNVANI HAKKINDA  (Okunma Sayısı 1826 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Buga Yaktu
Türkçü BOZKURT

ileti Sayısı: 4.112


Türk var oldukça,Türkçülük ateşi de yanar durur.


« : 29 Ocak 2015, 13:38:01 »

Eski Türk tarihi ve kültürünün araştırılmasında başta gelen kaynaklarımız
Kök Türkçe yazılı abidelerdir. Burada İslamiyet öncesi Türk tarihini ve özellikle
de Kök Türk dönemini ayrıntılı bir şekilde görmek mümkün olmakla beraber,
Türk kültürünün bütün unsurları hususunda da bilgi sahibi olabiliriz.
 Kök Türk harfleriyle yazılmış belgelerden siyasi-idari ve askeri unvanlar
ile terimlerin aydınlanmasında da faydalanıyoruz. Bu yazıtlarda geçen ve menşei
konusundaki tartışmaların henüz sona ermediği bir unvan da “şadapıt”tır
(TıpDş). Ancak bunun kökeni ve anlamıyla alakalı münakaşalara geçmeden
evvel bu askeri ve idari terimin hangi Türkçe kaynaklarda zikredildiğine
bakmamız yerinde olur. Bu unvan Kök Türklerin ilk, yani kuruluş dönemine ait
olan Bugut Yazıtının ikinci satırında, Köl Tigin ve Bilge Kagan kitabelerinde
kaydedilmiştir. Adı geçen kaynaklarda bu unvan diğer bazı sanlarla birlikte
anılmaktadır ki; her üçünde de kagana ve dolayısıyla devlete bağlılığını bildiren
önemli beylerin adlarının sayılması vesilesiyle zikrediliyor. Aynı zamanda,
şadapıtın hiyerarşik düzen veya sosyal yapıdaki derecesinin de kimden önce,
kimden sonra olduğu belirlenmiş durumdadır. Yazıtlardan çıkan neticeye
bakacak olursak; şadapıtlık ya da şadapıtlar, tarkanlardan önce geliyor. Ama bir
hususu da gözden kaçırmamak gerekir, o da; şadapıtların ve tarkanların başında
bir “apa tarkan”, yani ordu komutanı, bir nev’i baş kumandan yer alıyor.

Belki şadapıtlar ona bağlıydılar. Bir ikinci mevzu da; şadapıtların ve tarkanların
konumları anlatılırken, Köl Tigin ve Bilge Kagan yazıtlarında, şadapıtların
yerinin sağda (güney), tarkanların mevkisinin solda (kuzey) olduğu ortaya
çıkıyor. İşin doğrusu buradaki “biriye” ve “yırıya” tabirleri coğrafi bir durumu
mu veyahut da kurultayda (yani mecliste) bu şahısların oturdukları yeri mi (Türk
sosyal ve idari yapısındaki orun-ülüş meselesi) ifade ediyor, bunu kesinlikle
ayırt edebileceğimizi sanmıyoruz. Fakat bir ihtimal, şadapıtların vazifeli olduğu
bölgeler kastediliyor olabilir, buna da dikkat çekmek istiyoruz .

Bugün “şadapıt” unvanı üzerine yapılan çok ciddi ve teferruatlı bir
çalışmadan söz etmek mümkündür ki; o da, A.Bombaci’nin 1976 senesinde
yayınlanan makalesidir.

 Bombaci, Klyaştornıy’in kendisine gönderdiği Bugut
ile alakalı makalesinden ve Clauson’un sunduğu bir yazıdan yola çıkarak bu
çalışmayı kaleme almıştır. O, şadapıt unvanının Kök Türkçe yazıtlarda geçtiği
yerleri belirtiyor ve Radloff, Malov, Györffy, Kotwitcz, Clauson, Doerfer,
Humbach, Henning vs. gibi araştırmacıların bu konudaki görüşlerini ve
tekrarlarını da incelemesinde belirtiyor. Bütün bu araştırmalarda, genellikle
şadapıt kelimesi “şad” unvanıyla ilişkilendiriliyor ve Kök Türkçe yazıtlarda bir
askeri-idari unvan olarak gözüken şadapıt, farsça bir kökene dayandırılıyor.
Kendisi de aşağı-yukarı bu görüşte olup; Türklerdeki onlu sistemle alakalı bir
kurumun İran’dan alınmış ismi olarak, yorumda bulunuyor. Gerçekten “şad” ve
“şadapıt” kelimesi yabancı bir dilden alınmış olabilir; ama özellikle ecnebi
araştırmacılar ve onların tesirinde kalan bazı Türk ilim adamlarının da, Türklere
ait bütün kültür unsurlarını bir farklı menş’e dayandırma eğilimi bulunduğunu
da göz-ardı etmemek gerekir.

A.Bombaci’nin bu yaklaşımıyla beraber, şadapıt konusunda fikir beyan
eden birkaç kişinin görüşüne daha müracaat edecek olursak; Klyaştornıy-Livşiç,
makalelerinde yaptıkları açıklamada “şadapıt”ın şad ile bağlantısına dikkat
çekiyorlar, ama kesin bir sonuca varmıyorlar. Gabain kelimeyi farsçadaki “şad”
ve “pati”den getiriyor; “asilzadeliğin yüksek bir sınıfı” diyor. Clauson da, “şad”
ve “apıt”ın birleşmesinden meydana geldiğini ve muhtemelen şadın maiyeti
olarak ele alıyor.
 Yabancı araştırmacılar, bu gibi konularda devamlı
birbirlerinden atıflarda bulunurlar, ancak şadapıt hususunda bir Türk olan
B.Ögel’in fikrini maalesef görmezlikten gelmişlerdir. Ögel’e göre şadapıtlar;
Köl İç Çor, Apa Tarkan gibi komutanlara bağlı şadlardır, yani garnizon
komutanlarıdır.
 Kelimenin menşeinin nerden geldiği bir yana, şimdiye kadar
manası hakkında B.Ögel’den daha mantıklı bir yaklaşımda olanına
rastlamadığımızı da söylemek isteriz.
Unvanın ortaya çıkışı konusunda da en tutarlı iddia Gy.Györffy’nin
görüşüdür ki, biz de onun gibi iki ayrı kelimeden türemiş olduğu taraftarıyız;
onlar da “şad” ve “apa”dır. Fakat mana olarak, “şadapıt”ı illaki ikiye
parçalayarak “şad” ve “apalar” diye düşünmeden, pekala şad-apa; yani “büyük
şadlar”ın çoğulu şeklinde anlamak da mümkündür, ki burada –t zaten eski
Türkçe ve Mogolcada çoğul ekidir.

Bu sanın yazıtlarda ne vesileyle geçtiği meselesine gelecek olursak;
önceden de belirttiğimiz üzere, kelime üç kitabede zikrediliyor. Bunlardan
Bugut Yazıtının diğerlerinden daha eski olduğunu bilmekteyiz. Adı geçen
belgede Mo-kan Kagan’ın ölümünden sonra, belki de kısa bir müddet devletin
başında görülen Mahan Tigin’in hanlığının onaylanması esnasında şadapıtların,
tarkanların, kurkapınların ve sengünlerin ona destek vermesi sebebiyle anılıyor.
Köl Tigin ve Bilge Kagan kitabelerinde ise, şadapıt unvanı Bilge Kagan’ın başa
geçmesi olayı ve sonrasında ona gelip, bağlılığını bildirenler sayılırken isimleri
söyleniyor. Dolayısıyla şadapıtlar (şad-apa) devletin askeri gücünü elinde

bulunduran kesimin arasında yer alıyor. Buradan çıkan bir sonuçta; tahta çıkış
törenlerinde (cülus) protokolü oluşturanlardan, bir bölümdür.
Şimdi Türk devlet yapısı hususunda bir izahta bulunalım. Malum olduğu
üzere Türk devleti gökten yere doğru uzanan bir hiyerarşik düzen halinde var
olmuştur. Bu bakımdan gökte herşeyin sahibi, yeri-göğü yaratan, kaganlık
“kutu”nu veren, iyileri mükafatlandıran, kötüleri de cezalandıran, Türk milletini
koruyup, gözeten bir Tanrı vardır. Mesela, Bumın ile İstemi’yi Tanrı tahta
çıkarırken, Türk milleti yok olmasın diye, İl-teriş ile İl-Bilge Katun’u halk
içerisinden çekip, yükselten O’dur. Halk kaganı terk ettiği zaman Tanrı onları
cezalandırmıştır. Savaşlar onun sayesinde kazanılmıştır. Tanrı Kut’a ve Ülüg’e
layık olmayanların elinden de bunları almıştır. Yani Tanrı Türk milletinin
geleceğini belirleyen en yüce varlıktır. Durum böyle olunca Tanrı’nın da
yeryüzündeki temsilcisi Türk kaganıdır. Türk düşüncesinin bu özelliği sadece
İslamiyet öncesiyle sınırlı değildir; İslamiyetten sonra da geçerli olmuştur.
Selçuklu ve Osmanlı sultanları da kendilerini Tanrı’nın yeryüzündeki bir
memuru yahut da gölgesi olarak görüyorlar; Tanrı adına onun adaletini dünyada
hakim kılmaya çalışıyorlardı.

Devlet düzeni içerisinde kagandan sonra katun gelir. Günümüz
Türkçesinde ise bu adı “kadın” şeklinde görmekteyiz. Katunlar, kaganlar gibi
töre ile katunluk makamına oturuyorlar ve kagan ile beraber hükümet
ediyorlardı. Türk tarihinde devlet başkanlığı ve ordu komutanlığı yapmış çok
dirayetli kadınların olduğunu herkes bilmektedir. Bunlar sayılmakla bitmez.
Kagan ve katunın ardından idari yapıda yabgu ve şadlar yer alıyorlardı. Yabgu
sadece bir kişidir ve kagandan sonra ülkenin yönetimini üstlenecek olan
veliahtlar bu unvanı taşırlar. Umumiyetle kaganın büyük oğludurlar, ama zaman
zaman bazı istisnai durumlarda kardeşler ve amcalar da yabgu tayin edilebilir.
Şadların sayısı ise daha fazladır. Büyük oğulun dışındaki çocuklar, amcalar,
yeğenler vs. şad olarak atanabilir.
Kök Türkçe kitabelerden, Türklerde dört esas yön olduğunu ve
görevlendirmelerin de buna göre yapıldığını biliyoruz. Eski Türkler, bu dört ana
cenah için tört bulung deyimini kullanıyorlar ve yönleri doğuya yüzlerini
çevirerek sayıyorlardı. Bu yönlere göre, kagan devletin merkezinde yer alıyordu.
Doğuya ve batıya ise tiginler (yani hükümdar ailesinden gelenler) tayin
edilirlerdi. Başlangıçta doğuya atanan tigin Tölös Şad unvanını alırken, batıda
görevlendirilen tigin de Tarduş Yabgu unvanını taşımıştır. Yukarıda da ifade
ettiğimiz gibi şadların sayısı genellikle birden fazla olduğu için, dört ana cihete
devletin merkezine bağlı şadlar (tiginler) gönderilebiliyordu. Bununla beraber
ülkenin değişik yerlerine, yani bağlı kavimlere ve topraklara merkezden
atamalar olduğu gibi, yerinden de vazifelendirmeler yapılıyordu.

Yeniden Kök Türkçe kaynaklara müracaat edecek olursak; şadapıtların
veyahut da kelimeyi açmaya kalkışırsak şad-apaların (yani büyük şadların; yaşça
büyük amcalar, yeğenler, Tarduş Yabgu ve Tölös Şad’ın dışında kalanlar)
görevli olduğu bölgeler herhalde devletin batı, güney ve güney-doğu tarafları
olsa gerek. Batı bölgelerinin idaresi hiç şüphesiz kaganın büyük oğlu veya
kardeşi durumundaki Tarduş Yabgu’nun elindedir. Onun emri altında önce Köl
İç Çor, arkasından da şadapıtlar (şad-apa) bulunuyordu (kisre Tarduş begler, Köl İç
Çor başlayu, ulayu şadapıt begler). Doğudaki baş yöneticinin Tölös Şad olduğunu
düşünmekteyiz. Onun arkasından da Apa-Tarkan ve yine şad-apalar geliyordu
(öngre Tölös begler, Apa-Tarkan başlayu, ulayu şadapıt begler).
Neticede şunları söyleyebiliriz ki; “şadapıt” terimi iki ayrı kelimeden
teşekkül etmiştir. Ve bunlardan birisi olan “şad”, herne kadar yabancı
kökenliyse de, “apa” binlerce yıllık Türkçe bir sözdür. Dolayısıyla bazı
meseleler yeterince incelenmeden, birilerinin yaptığı gibi, hemen Türk muhitinin
dışında aranmamalıdır. Şadapıtlık veya Şad-apalık görüleceği üzere Türk devlet
teşkilatının bir unsuru ve kültürünün de bir parçasıdır.

Prof.Dr. Saadettin GÖMEÇ
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Türkçülük, din gibi derin, tasavvuf gibi mistik bir sistemdir. Ondaki ihtişamı ve bu uğurda ölmekteki ululuğu ancak ruhunda istidat olanlar duyabilir.
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.055 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.006s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.