Osmanlı Hukuku: Şerîat ve Örf
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 13 Kasım 2019, 15:32:44


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Osmanlı Hukuku: Şerîat ve Örf  (Okunma Sayısı 2741 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Anamaslı
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 10



Site
« : 23 Ocak 2011, 00:30:28 »

 "Her kim Allah'ın inzâl etdiği ile hükmetmezse işde kâfirler onlardır." Mâide Sûresi, 44. âyet (1)

 

İslâmiyet, yukarıdaki âyet gereğince kânun olarak sâdece şerîatı kâbûl etmekdedir. Müslüman bir hükûmdâr kânûn koyucu sıfatını takınamaz, sâdece şerîatın koruyucusu olabilir.

 

Türk - Mogol devlet anlayışı ise bunun tam tersidir. Hükûmdâr, kânûn koyucudur. "Çingiz yasası" buna en büyük örnekdir. Osmanlılarda da bu Türk - Mogol geleneği sürmüşdür. Bu yüzden Fâtih, ataları döneminden kalma kânûnları da toplayarak bir kânûn-nâme yapdırmışdır (Kânûn-nâmenin başında Fâtih der ki; "Bu kânûn-nâme atam ve dedem kânûnudur, benim dahi kânûnumdur, evlâd-i kirâmım neslen ba'de neslin bununla 'âmil olalar"). Bununla birlikde, Fâtih devrinde örf ve şerîat çatışması kesin bir şekilde meydana çıkmış olup, Bayezid-i Velî şerîatın mümessili olarak tahta çıkmışdır (2). Bayezid, babası Fâtih'in İtalyan ressâm Bellini'ye yapdırdığı resmini şerîata aykırı bularak satdırmışdır (Bu resim, önce İtalya'ya gitmişdir. Bugün ise British Museum'dadır). Aynı zamanda, Topkapı Sarayı'nın duvarlarına yapılmış olan freskoları da sökdürüp, pazarda satdırmışdır (3).

 

Fâtih'in kânûnların ve nizâmların uygulanmasında ve devlet çıkarlarıyla ilgili meselelerdefazlasıyla sert ve şiddetli hareket etdiği bizzât çağdaşları tarafından ifâde edilmişdir. Kânûnun uygulanmasında kendi oğulları için bile ayrıcalık tanımazdı. Kânûnun ve adâletin yerine getirilmesi, sonuçda hükûmdârın irâdesinin ve otoritesinin tam uygulanması demekdi. Bununla berâber, özellikle malî sahada aldığı ve sert bir şekilde uyguladığı radikal önlemlerin onun idâresine karşı derin bir hoşnutsuzluk yaratdığı, ölümünde herkesin geniş bir nefes aldığı muhakkakdır. Sağlığında, Istanbul Fâtihi'ne ve imparatorluğun enerjik kurucusuna kimse karşı gelecek güçde değildi. O, ulemânın bazı girişimlerine karşı şiddetle tepki göstermişdir (4).

 

16. yüzyılın sonundan itibâren ulemâ, örfî kânûnlara ve yönetim alanına daha çok karışmaya başlamışdır. Kânûnî Süleyman döneminde Şeyhülislâm Abussuûd Efendi, örfî kânûnları ve yönetim düzenlerini 9. yüzyıl fukuhâsına göre şerî prensiplerle yorumlamaya çalışdı. Eskiden yalnızörfî kânûn konusu olan sorunlar, ondan sonra gitdikçe daha çok istiftâ (=fetvâ alma) konusu olmaya başladı. 16. yüzyıl sonundaki bunalım döneminin sonucunda, I. Ahmed devrinde toplanıp düzenlenen Kânûnnâme-i Cedîd, daha çok fetvâlarla dolu bir deri hâlini almışdır (Fâtih ve Kânûnî kânûn-nâmelerinde bir tek fetvâya rastlanmaz). Bu şerîatçılık yönetimi, bürokratların yeni durumlar karşısında serbest çalışmasını kısıtladı ve Sünnî tutuculuğu güçlendirdi (5).

 

Devşirme sisteminin de şerîat ile doğrudan bir ilişkisi vardır. Ulemâdan Çandarlı, devlet elinde toplanan çok sayıda pencik (=penc-i yek) oğlanlarından sultan kapısında yeni bir asker, "yeniçeri" yapma fikrini ortaya atan kişidir (6). Kemâl Paşazâde de devşirme sistemini över ve "Gılmanın hepsi pâdişâhın kapısında eşit olduklarınında hiçbiri diğerlerinin üstüne çıkmayı ve saltanat iddiâsında ulunmayı aklından geçirmez" der (7). Bu devirde ulemâ, vezirliği yalnız pâdişâh kullarına mahsûs bir makam saymakda idi (Cool. Kezâ ulemâ, yeniçeri isyânlarında her zaman " Şeriat isterük!" diyen yeniçerileri desteklemişdir (Bu yüzden II. Mahmûd, Yeniçeri Ocağı'nı kaldırmadan evvel ulemânın desteğini almışdır).

 

Kânûnî Süleyman, "halife-i rûy-i zemîn" sıfatıyla devletinin iç siyâsetine ve kânûnlarına şerîatı tam anlamıyla hâkîm kılmak zorunluluğunu hissediyordu. Şerîatı temsil eden ulemânın örfü temsil eden ümerâ ve kütt3ab yanında üstünlüğü sorusu daha Yavuz Selim devrinde kuvvetle ortaya atılmışdı. Şeyhülislâm Ali Cemâlî'nin bu bakımdan önemli bir rol oynadığı anlaşılmakdadır. Yavuz Selim, onun devlet işlerine, örf sahasına karışmasına şiddetli tepki gösterdi ise de, Ali Cemâlî şeyhülislâmların devlet içinde üstün mevkiini hazırlayanların başında gelmekdedir. Ondan sonra, Kemâl Paşazâde ve Abussûd (1545 - 1573 arasında şeyhülislâm) o zaman kadar yalnız sultanın irâdesine dayanılarak çıkarılan kânûnları ve örfî müesseseleri şerîata uydurmak için harcadıkları çaba ile, devlet idâresini şerîleşdirmede önemli rol oynadılar. Abussuûd'un arazi kânûnu ve arazi vergileri hakkındaki yorumu, bundan sonra Osmanlı kânûnlarına kılavuz oldu. O, Kıbrıs'ın fethinde, âşârın sekizde bir yerine, hâracî toprak üzerinden alınan beşde bir kuralını idâreye kâbûl etdirdi. Eskiden örfî kânûn konusu olan meselelerin, 17. yüzyılın kânûnlarında gitdikçe daha ziyâde istiftâ (=fetvâ alma) konusu olması, hattâ sancak kânûnlarında şerîatın dikkâtle uygulanmaya çalışılması, bu akımın sonucudur. Şerîatçılık siyâsetinin Osmanlı toplumunun kalıplaşmasında ve kültür iktibâslarına kapanmasında başlıca rol oynadığı iddiâ edilmekdedir. Ulemânın şerîatçılığına karşı devlet ve toplumun ihtiyaçlarını daha serbest bir şekilde göz önüne alan pratik ve pragmatik idâreciler olarak bürokratlar, küttâb, mücâdele edecek ve yeniliklerle reformların öncüsü olacaklardır (9).

 

 Mehmet ÇALIŞKAN

 

KAYNAKÇA:

 

1) İsmail Hakkı İZMİRLİ, Ma'âni-i Kur'an, 1927

 

2) Halil İNALCIK, "Mehmed II", İslâm Ansiklopedisi

 

3) Halil İNALCIK, Devlet-i Aliyye, sf. 130

 

4) Halil İNALCIK, Devlet-i Aliyye, sf. 120

 

5) Halil İNALCIK, Devlet-i Aliyye, sf. 193

 

6) Halil İNALCIK, Devlet-i Aliyye, sf. 57 - 58

 

7) Halil İNALCIK, Devlet-i Aliyye, sf. 350

 

Cool Taşköprülüzâde, Şakâ'ik-i Nu'maniyye

 

9) Halil İNALCIK, Devlet-i Aliyye, sf. 147

 

 
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

"Bizim için Hüseyin’in Kerbela’daki ölümü değil, Kür Şad’ın Çin’deki, Genç Osman’ın İstanbul’daki ve Osman Batur’un Altaylardaki ölümü daha ilgi çekici, daha acıklı ve daha şanlıdır." H. Nihâl ATSIZ

Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.046 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.01s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.