Osmanlı-Azerbaycan İlişkileri
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 11 Aralık 2019, 14:23:36


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Osmanlı-Azerbaycan İlişkileri  (Okunma Sayısı 7056 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Bögü:Alp
Atsız'ın İzinde
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.991


Döğüşen Türk, oyanan Türk, kalkan Türk!


Site
« : 11 Haziran 2015, 23:52:52 »

Birinci Dünya Savaşı'nın ilk yıllarında Osmanlılar, Transkafkasya
Müslümanlarıyla Teşkilat-ı Mahsusa vasıtasıyla bağlantı kurmaya çalışıyorlardı.
Transkafkasya Müslümanlarının bağımsız devletini oluşturma tasarımı, eski Difai üyelerinin çevresinde gündeme geldi. Feth Ali Han'ın yeğeni Aslan Han Hoyski,
temsilci olarak gizlice sınırı geçip, Şubat 1915’te Enver Paşa'nın Erzurum
karargahına vardı. Bu ziyaretin amacı, Bakü, Gence, Erivan guberni-yalarıyla Terek
ve Dağıstan'ı kapsayacak bir cumhuriyetin kurulması yolunda Osmanlının onayını
almaktı.1 Bu devlet Kafkaslarda değişik milletleri içine alacak Türklerin çoğunlukla
bulunacağı İsviçre benzeri bağımsız bir devlet olarak düşünülmekteydi. Bu görüş,
Enver Paşa tarafından olumlu karşılandı. Bu tasarı, Azerbaycan'ın Osmanlı
devletiyle birleşmekten çok, tercihinin bağımsız bir devletten yana olduğunun açık
bir göstergesiydi.
Ancak Türkiye'nin Rusya'ya mütemadiyen yenilmesi, bu projenin
gerçekleştirilmesini geciktirdi. Savaşın son döneminde, Azerbaycan ulusal
hareketini canlı tutan sadece Osmanlı topraklarında yaşayan siyasi mültecilerin
çalışmalarıydı. "Rusya mahkumu Müslüman Türk-Tatarların hukukunu müdafaa
komitesi" içinde faal olan Agayev ve Hüseynzade'nin barış görüşmelerinde Rusya
Müslümanlarının haklarını korumak üzere büyük devletlere yapılan başvurularda da
imzaları bulunuyordu.2
Osmanlı Devleti ile Güney Kafkasya Komiserliği arasında 4 Aralık 1917
yılında imzalanan 14 maddelik Erzincan Mütarekesi, bir taraftan Ermenilerin
dayandıkları Rus askerlerinin Kafkasya'dan çekilmesinde, diğer taraftan ise
Azerbaycan topraklarının Ermenilerin tecavüzünden korunmasında önemli rol
oynadı.3 1917’nin sonlarında ve 1918’nin başlarında Ermenilerin Erivan vilayetinin
Müslüman köylerinde başlattıkları saldırılar Osmanlı Ordusunun ileri hareketine
sebep oldu.

AZERBAYCAN TÜRKLERİNİN YARDIM TALEBİ

Kafkasya Türkleri 1917 yılında Osmanlı Devleti’nden yardım istemek için
iki temsilci heyeti gönderdiler. Bu heyetlerden birincisi Ekim 1917'de Musul'a
giderek Osmanlı Ordusundan yardım talebinde bulundu. 6. Ordu Komutanlığı,
Kafkasya'daki durumu yerinde incelemeleri için 3 subayı gelen bu heyetle birlikte o
bölgeye gönderdi. Kafkasya'ya gönderilen subaylardan Muzaffer Efendi Musul'a
döndüğünde, Kafkaslarda yeni durumun teşkilatlanmak için uygun olduğunu
bildirdi.
İkincisi, Gence'de kurulmuş olan "Azerbaycan Milli Komitesi" Naki
Keykurun'u "Kafkas Murahhası" olarak İstanbul'a göndermiştir. Naki Keykurun,
İstanbul’da Enver Paşa, Talat Paşa, Halil Paşa (Menteşe) ve Padişah Sultan Reşat
ile görüşmüş ve Osmanlı Devleti'nden askeri yardım isteğinde bulunmuştu. Naki
Keykurun, Paşalarla görüşmesinde şöyle demiştir:

"… Azerbaycan halkı sizden yardım bekliyor. Milletimiz müstakil
olmaya azmetmiştir. Siz kardeş elinizi bize uzatınız, bize yardım
ediniz. Müstakil olalım. Siz bizi çekip kendi tarafınıza yıkmayınız,
ayakta duralım. Bize büyük askeri kuvvet göndermeyiniz. Bize askeri öğretmenler ve çavuş kadrosu gönderiniz. Bizde az bir zamanda
büyük askeri kuvvet kurma imkanı vardır. Türk olduğumuz için
istenen kuvvet kanımızda mevcuttur…."


1918 Haziran ayının sonuna doğru Azerbaycan Meclis Başkanı Mehmet
Emin Resulzade İstanbul'a gelerek, Enver Paşa ile yardım hususunda yeniden
görüşmelerde bulunmuştur. Bu arada aralarında esnaf, din adamları gibi halkın
çoğunluğunu teşkil eden ve hiçbir siyasi düşünceye sahip olmayan kesimden
temsilciler de, Batum'da, 3. Ordu Komutanı Vehip Paşa'ya müracaat ederek yardım
talebinde bulunmuşlardır.

OSMANLI DEVLETİNİN KAFKASYA SİYASETİ

Brest-Litovsk Antlaşması arifesinde Osmanlı Hükümeti Kars, Ardahan ve
Batum’un Türkiye’ye ilhakından başka Azerbaycan ve Dağıstan’ı içine alacak biçimde
bir İslam devleti meydana getirmeyi öngören istekler ortaya koymuştur. Enver Paşa,
Bolşeviklerin ihtilal bildirisinde yer alan “Rusya’da yaşayan her millet, kendi
mukadderatına hakim olabilecek” sözünü Azerbaycan’ın ve Dağıstan’ın ileride
bağımsız birer devlet olarak ortaya çıkacağı şeklinde değerlendirmiştir. Enver Paşa,
Kafkaslardan Osmanlı topraklarına yönelebilecek yeni bir Rus tehdit ve istilasına karşı
Kafkas Müslümanlarını içine alacak büyük bir tampon devlet meydana getirmeyi ve
Osmanlı Devleti'ni, Rusya'nın şerrinden ancak böyle bir oluşumla kurtarabileceğini
düşünmüştür. Bu projenin ilk aşamasını, Bakü'yü, Kızılların elinden kurtararak,
Azerbaycan'ı istiklaline kavuşturmak oluşturuyordu.5
3 Mart 1918'de imzalanan Brest-Litovsk Antlaşması Osmanlı Devleti'ne önemli
çıkarlar sağlamış, Doğu Anadolu ile birlikte Kars, Ardahan ve Batum uzunca bir
zamandan sonra yeniden anavatana katılmıştır. Bu tarihi gelişmenin ortaya çıkardığı
fırsat, Enver Paşa ve kabinesine "Turancılık" siyasetinin yeniden uygulamaya
konulması için ikinci bir harekat imkanı vermiştir.
Enver Paşa'nın Kafkas siyasetiyle iki önemli husus gerçekleştirilmiş olacaktı.
Birincisi: Hemen hemen bir asırdır Rusya'nın boyunduruğu altında yaşayan Azerbaycan
ve Dağıstan Türkleri Rus ve Ermeni zulmünden kurtarılacak, ikinci husus olarak da
Sovyet Rusya ile Osmanlı Devleti arasında bir "İslam devleti" kurulmak suretiyle araya
bir set çekilmiş olacaktır.
Enver Paşa, Birinci Dünya Savaşı'nın sonlarına gelinmesine rağmen, diğer Türk
cephelerini zayıflatmak pahasına Kafkas Cephesi'ne büyük önem vermiş ve kuvvet
ağırlığını bu cepheye kaydırmıştır. Osmanlı savaş sona ermeden ve Sovyet Rusya iç
işlerini düzeltme fırsatı bulmadan Kafkaslarda yeni kurulan Türk devletini mümkün
olduğu kadar güçlendirmeyi amaçlamaktadır. Böylece Sovyet Rusya ile hem hudut
olma tehlikesi ortadan kalkacak hem de Savaşın sonunda Kafkaslardan Türk birlikleri
çekilmek zorunda kalsalar bile, en azından 1877 sınırı kuvvetlendirilecektir. Azerbaycan’ı ve onun tabii başkenti olan Bakü’yü kurtarmak, Enver Paşa tarafından kutsal bir ülkü olarak benimsenmiştir. O, bu görevi bir aile işi olarak algıladığından, amcası Halil Paşa’yı Şark Orduları Grubu Komutanlığı’na, kardeşi Nuri Paşa’yı da “Kafkas İslam Ordusu” Komutanlığı’na getirmiştir. Hatta Enver Paşa
Azerbaycan'ı fikren kalkındırmak ve eğitim sistemini millileştirmek için Osmanlı
Devleti'nin, siyasi ve askeri zorluklar içinde bulunduğu ve cephelerde savaşın bütün
şiddetiyle sürdüğü bir dönemde öğretmenler göndermiştir.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

«Dünyada en büyük iftiharım, Türk yaratıldığımdır!»
Bögü:Alp
Atsız'ın İzinde
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.991


Döğüşen Türk, oyanan Türk, kalkan Türk!


Site
« Yanıtla #1 : 11 Haziran 2015, 23:57:07 »

TRABZON KONFERANSI (14 MART 1918)[/b]

Brest-Litovsk Antlaşması’na göre Kars, Ardahan ve Batum sancaklarından
Rusların çekilmeleri gerekmektedir. Rus ordusu dağıldığı için bu sancaklar
boşaltılmış, fakat onun mirasına konan Ermeniler Kars ve Ardahan’ı, Gürcüler ise
Batum’u işgalleri altında tutuyorlardı. Osmanlı Devleti, merkezi Tiflis olan, Ermeni,
Gürcü ve Azerilerin teşkil ettiği “Mavera-yi Kafkas Hükümeti”nden bu sancakların
boşaltılmasını istedi. Ancak “Mavera-yi Kafkas Hükümeti”nden bu istek
doğrultusunda herhangi bir hareket görünmediği gibi Brest-Litovsk Antlaşması’nı da
tanımadıklarını açıkladılar. Osmanlı Devleti bu sırada askeri harekatı devam
ettirmekle birlikte soruna siyasi platformda bir çözüm bulmak için “Mavera-yi Kafkas
Hükümeti” temsilcilerini görüşmelerin yapılacağı Trabzon’a çağırdı. “Mavera-yi
Kafkas Hükümeti”inin meclisi olan Seym, on biri delege olmak üzere kırk üç kişilik
bir heyeti Gürcü Akaki Çhenkeli başkanlığında Trabzon’a gönderdi. Heyette
Azerbaycanlı temsilciler, Hacinski (Müsavat), Xasmemmedov (Müsavat), Haydarov
(Müslüman Sosyalist Blok), Mir Yakub Mehtiyev (İttihad) ve Elekber
Şeyhülislamzade (Himmet-Menşevik) bulunmaktadır. Görüşmelerde Osmanlı
Hükümeti’ni Adliye Nazırı Halil (Menteşe) ile Albay Hüseyin Rauf (Orbay) temsil
etmektedir.
Resmi görüşmelerden önce genel durumu gözden geçirmek maksadıyla,
Kafkas heyetinden bazı Müslüman delegelerle Hüseyin Rauf Bey arasında bir
görüşme yapılmış ve hangi partiden olursa olsun Kafkas Müslümanlarının Osmanlı
ordusunun Kafkaslara girmesini bekledikleri ifade edilmiştir. Görüşmede Mir
Yakub Bey Mehdiyev’in barış görüşmelerinin ancak Mavera-yi Kafkas
Hükümeti’nin kendisini resmen bağımsız bir hükümet olarak ilan etmesiyle
mümkün olabileceği görüşünü, Albay Hüseyin Bey de paylaşmıştır.
Trabzon görüşmelerinin uzaması ve çıkmaza girmesinden rahatsız olan
Albay Hüseyin Rauf Bey Kafkas heyetine 6 Nisan 1918’de bir ültimatom vererek;
Mavera-yi Kafkas Hükümeti’nin Sovyet Rusya’dan ayrılarak bağımsızlığını ilan
etmesini ve şartsız olarak Brest-Litovsk Antlaşması’nın Kafkasları ilgilendiren
hükümlerini kabul etmesini bildirmiştir.
Müslüman üyelerinin Osmanlı şartlarının kabulünü tavsiye etmesiyle
Transkafkasya delegasyonu içinde ayrılık ortaya çıkmış ve Seym Meclisi üç
toplumun temsilcilerinin birbirlerini suçladıkları şiddetli tartışmalara sahne
olmuştur. Bunun üzerine Yusufbekov, Müslümanların Türkiye'ye karşı
savaşacağının düşünülemeyeceğini belirtmiştir.

BATUM KONFERANSI (11 MAYIS 1918)

Osmanlı Devleti’nin isteği doğrultusunda “Mavera-yi Kafkas Hükümeti”
bağımsızlığını ilan ederek Gürcü Çhenkeli’nin başkanlığında aralarında Hacinski ve
Resulzade'nin bulunduğu Azerbaycanlı, Gürcü, Ermenilerden meydana gelen bir
heyet görüşmelerin yapılacağı Batum’a geldi.
Batum’da görüşmelerin başlaması, cephedeki çarpışmaları durdurmaya
yetmemiştir. Gürcülerle Ahıska ve Ahilkelek bölgelerinde çarpışmalar olurken
Gümrü ve Karakilise zapt edilmiştir. Bu başarılarla adı geçen bölgelerde Ermeni
katliamı da önlenmiştir. Türk birlikleri Tiflis ve Erivan istikametinde ilerleme
kaydetmelerine rağmen Mavera-yi Kafkas Osmanlının isteklerini kabul etmemesi
üzerine Halil Menteşe Bey, 26 Mayıs 1918’de Çhenkeli’ye bir nota vermiştir.
Notada, Bakü ve çevresinde yüz binlerce Türk ve müslümanın, kendilerini inkılâpçı
adlandıran haydutların kanlı pençelerinde inlediği, hiç bir hükümetin sınırlarının
yakınında böyle cinayetlerin cezasız olarak artmasına tahammül edemeyeceğini ve
Osmanlı Devletinin ahalisiyle, aynı ırk ve dinden olan bu insanların emniyetini
üstlendiğini belirtilmektedir.7
Osmanlı Devleti, kalıcı bir barışın yapılabilmesi için Mavera-yi Kafkas
Konfederasyonu’nu teşkil eden her toplumun kendi bağımsız devletlerini ilan
etmelerini istemektedir. Zaten milli çıkarları birbirleriyle çatışan bu üç toplumun
zoraki gerçekleşen bu beraberliği devam ettirme hususunda istekleri de
zayıflamıştır. Temeli çok zayıf olan Kafkas Konfederasyonu’nun Azerbaycan
kanadı milli ve dini bağları bulunan Osmanlı Devleti ile her konuda fikir birliği
içinde olduğunu göstermektedir. Böylelikle 26 Mayıs 1918’de “Mavera-yi Kafkas
Cumhuriyeti” kendisini feshetmiş ve 28 Mayıs 1918 tarihinde de Azerbaycan
bağımsızlığını ilan etmiştir.
Bağımsızlığın ilanıyla birlikte Seym’de bulunan Azerbaycanlı üyelerden bir
“Milli Meclis” meydana getirilmiş ve başkanlığına Mehmet Emin Resulzade
seçilmiştir. Azerbaycan Cumhuriyeti’nin başkenti geçici olarak Gence olmuştur.
Çükü, Sovyet İnkılâbı Komiteleri ve Ermeni Taşnakları Bolşevik Ermeni Şaumyan
liderliğinde Bakü’de 12000 müslümanı öldürmüşler, halkın yarısını şehirden
sürmüşler8 ve yönetimi ellerine geçirmişlerdir.

AZERBAYCAN OSMANLI DOSTLUK VE İŞBİRLİĞİ ANLAŞMASI
( 4 HAZİRAN 1918 )


Osmanlı Devleti ile Azerbaycan arasında Trabzon Konferansı’nda başlayan
yakınlaşma ve dostluk Batum görüşmelerinde iyice artmış ve iki devlet arasında 4
Haziran 1918 tarihinde Dostluk ve İşbirliği Anlaşması imzalanmıştır. Yapılan
antlaşmanın birinci maddesinde; Osmanlı Devleti ile Azerbaycan arasında sürekli
bir kardeşlik ve dostluğun var olacağı vurgulanmakta, ikinci maddesinde;
Azerbaycan’ın, Gürcistan, Ermenistan ve Osmanlı Devleti ile olan sınırları ayrıntılı
biçimde belirlenmektedir. Antlaşmanın diğer önemli maddeleri şunlardır

− Azerbaycan Cumhuriyeti tarafından istenildiğinde Osmanlı Devleti intizam
ve asayişi temin etmek için bu ülkeye asker gönderebilecek,
− Azerbaycan Cumhuriyeti sınırları içerisinde hiçbir çetenin kurulmasına ve
faaliyetine meydan vermeyecek,
− İki taraf demir yollarının işletilmesi ve kullanılmasında birbirine kolaylık
gösterecek.


Esas antlaşma metnine ek olarak askerlik işlerine ait anlaşma da yapılmıştır.
Azerbaycan Cumhuriyeti Osmanlı Devleti ve onun müttefikleriyle savaşan
devletlerin bütün memurlarını sınır dışı ederek, savaş devam ettiği müddetçe bunları
devlet hizmetine almayacaktır.
Osmanlı Devleti'nin Azerbaycan'la imzaladığı antlaşmalar bir “tahakküm”
niteliği taşımadığı gibi “zorunlu himaye” ve “sömürgecilik” gibi medeni ve insani
olmayan hükümler de içermemektedir. Osmanlı Devleti yeni kurulan ve işgal
altında bulunan Azerbaycan Cumhuriyeti'ni siyasi ve askeri alanda desteklemiş, onu
meşru bir devlet olarak tanımış, ayakta durmasına yardımcı olmuştur. Nahçıvan ve
Karabağ yoluyla coğrafi yakınlaşmanın da tesis edilmesiyle gelecek için tam bir
dayanışma, yardımlaşma ve ortak düşmanlara karşı güç birliği meydana
getirmenin temelleri atılmıştır.
Bu anlaşma, Azerbaycan'ın siyasi çevrelerince aynı şekilde anlaşılmamış ve
çeşitli yönlerden tartışılmıştır. Bu Anlaşmanın Azerbaycan'ın bağımsızlığına gölge
düşürmesi ve Azerbaycan’ı Türkiye'ye bağımlı duruma getirdiği iddia edilmiştir. Bu
iddialara karşı F. Kazımzade "Struggle for Transcaucasus (1917-1921)" adlı
eserinde şöyle demektedir: "Azerbaycan bu mukavele ile hiçbir şey kaybetmedi,
aksine, Türkiye’nin yardımını kazandı".9
Batum görüşmeleri sonunda Mavera-yi Kafkas Hükümeti'nin dağılmasıyla
kurulan üç ayrı devletle birlikte Kafkaslarda yeni bir dönem başlamıştır.

KAFKAS İSLAM ORDUSUNUN KURULMASI VE BAKÜ'NÜN
KURTARILMASI


Ermeni ve Bolşevik birlikleri her yerde duruma hakim olmuşlar, diledikleri
gibi terör estirip, katliam yapıyorlardı. Bakü'deki Bolşevik Şaumyan idaresi
Azerbaycan'ın Gence istikametindeki topraklarını işgale başlamıştır. Azerbaycan
topraklarına giren Ermeni kuvvetleri ve bunlarla takviye alan Azerbaycan
Ermenileri Karabağ ve Gence havalisinde terör estirip, İran-Azerbaycan yolunu
kesmeye çalışıyorlardı. Bu şekilde doğudan ve batıdan aynı unsurun istilasına
maruz kalan Azerbaycan Hükümeti, Gence'de çok az milis kuvvetiyle çaresizlik
içinde bu tehlikelere karşı koymaya çalışmaktadır.
18 Mart 1918'de, Bolşevik, Rus ve Ermenilerin Bakü'de binlerce Türkü
katletmeleri ve bu katliamların genişleyerek bütün Azerbaycan'a yayılmaya
başlaması Türk ordusunun müdahalesini zorunlu hale getirmiştir.10 Ancak,
Almanya’nın Azerbaycan'da başlatılacak bir harekata karşı çıkacağından, kurulacak
orduya Azerbaycan halkından teşkil edilmiş bir kuvvet görüntüsü verilmesi gerekmektedir. Kurulan orduya da "Kafkas İslam Ordusu" adının verilmesi
Almanya'yı şüphelendirmemek için seçilmiş bir yoldur.
Enver Paşa, Azerbaycan ve Dağıstan'ı kurtarmak amacıyla kurmayı düşündüğü
"Kafkas İslam Ordusu" Komutanlığı'na Nuri Bey'i getirdi. Aynı zamanda Padişah V.
Mehmet Reşat tarafından kendisine Kafkas İslam Orduları Komutanı olduğunu ve
Kafkaslar'da Padişah adına askeri ve siyasi faaliyetlerde bulunabileceğini bildiren bir
ferman verildi. Azerbaycan'ın vaziyeti süratle hareket edilmesini gerektirmekteydi.
Nuri Paşa beraberindeki subay ve astsubaylarla birlikte Azerbaycan topraklarına
girdiğinde halk tarafından coşkuyla karşılandı. 25 Mayıs 1918'de halkın sevgi
gösterileri arasında Gence'ye gelen Nuri Paşa kısa sürede Gence’de mülki ve askeri
otoriteyi sağlamıştır.11
Nuri Paşa, Azerbaycan'ın başka bölgelerine de mülki ve askeri işleri düzenlemek
için birer subay göndermiş, böylece kaza ve nahiyelerdeki mevcut teşkilata çekidüzen
verilerek memurların görev yapmaları sağlanmıştır. Bu çalışmalarla kısa zamanda
asayiş temin edilmiş, Kazak, Zagatala, Ağdam, Ağdaş, Cebrail, Karabağ mıntıkalarıyla
Zengezur'un doğu kısmını içine alan yerlerde mülki ve askeri otorite tesis edilmiştir.
Azerbaycan halkı, Bolşevik Rus ve Ermeni tecavüzlerine karşı korumasız bir
durumda idi. Gence'de 1000 kişilik Milli Kolordu adında bir birlik vardır. Ancak bu
Milli Kolordu'nun subaylarından yalnız 23'ü Müslüman, geri kalanı ise Çarlık
Ordusundan kalan Rus subaylarıdır. Görüldüğü gibi Azerbaycan Milli Kolordusu'nun
gerçekte milli bir niteliği bulunmamaktadır.12 Bu ordunun mevcut haliyle başarı
kazanamayacağı açıktır. Diğer yandan Türk subaylarının gayretleriyle yerli halktan
teşkil edilecek kuvvetlerle Azerbaycan'ın kurtarılması mümkün görülmemektedir. Bu
durumda "Kafkas İslam Ordusu"nun esas kısmını düzenli Türk birliklerinden meydana
getirip, onları Azerbaycanlı milislerle takviye etmek gerekmektedir.
Ermeni çeteler, Azerbaycan'ın her tarafında zulüm ve katliam yapmakta olup,
Bakü'de bulunan Bolşevik Rus Ermeni idaresi de harekete geçerek Azerbaycan
topraklarını batı istikametinde işgal etmeye başlamıştır. Bu durumda Azerbaycan'a
gelmiş bulunan Türk subaylarının çalışmalarıyla yerli halktan birlikler meydana
getirerek, onlara askerliği ve savaşmayı öğretmek uzun bir zaman içinde
gerçekleştirilebilecek bir faaliyetti. Yalnızca küçük milis kuvvetlerinden ibaret olan
"Kafkas İslam Ordusu"nun iyi donatılmış, muharebe kabiliyeti yüksek bir tümenle
takviye edilmesi gerekiyordu. Bu arada Batum'da bulunan Azerbaycan liderlerinden
Mehmet Emin Resulzade, 4 Haziran 1918'de imzalanan Dostluk ve İşbirliği
Antlaşması'nın 4. maddesine istinaden bir Osmanlı birliğinin Azerbaycan'a yardımını
talep etmiştir. Bunun üzerine Osmanlı Devleti, Azerbaycan Hükümeti'nin bu isteğini
kabul ederek en cesur ve kabiliyetli, şimdiye kadar şan ve şerefle kendisini kanıtlamış 5.
Kafkas Tümenini, Albay Mürsel Bey komutasında yardıma göndermiştir.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

«Dünyada en büyük iftiharım, Türk yaratıldığımdır!»
Bögü:Alp
Atsız'ın İzinde
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.991


Döğüşen Türk, oyanan Türk, kalkan Türk!


Site
« Yanıtla #2 : 11 Haziran 2015, 23:58:49 »

Kafkas İslam Ordusu Komutanı Nuri Paşa Azerbaycan'a geldikten kısa bir süre
sonra milli bir Azerbaycan Ordusu meydana getirmek için ciddi bir çalışma içine
girmiştir. Azerbaycan Cumhuriyeti'nde ordu teşkil etme işlerini "Kafkas İslam Ordusu"
tanzim ve idare edecektir. Oluşturulacak tabur, alay ve tümen komutanları Osmanlı subayları olacak, daha sonra bunların yerlerini yetişecek olan Azeri Türk subayları
alacaktır.13
Böylece yeni kurulan Azerbaycan Cumhuriyeti'nin dayanabileceği düzenli bir
silahlı gücü olacaktır. Bölgeden Osmanlı birliklerinin çekilmesi ihtimaline karşı
doğacak boşluğu Azerbaycan Kolordusu dolduracaktır.
Bakü'de üslenmiş olan Kızıl Ordu karşısında düzenli bir kuvvet
bulunmadığından taarruzlarına devamla Gence’nin 160 km doğusunda Kürdemir’e
kadar ilerlemiştir. Çoğu Ermenilerden oluşan diğer bir kol da kuzeyden, Şamahı
üzerinden İslam köylerini yakıp yıkarak ve müslümanları öldürerek, Kürdemir’e doğru
ilerlemektedir.14
Bu arada Andranik’in Nahçıvan’a gelerek taarruz hazırlığı yapması ve
bölgedeki müslüman köylerinde katliamla yapması üzerine II Kafkas Tümeni’ne 14
Temmuz 1918 tarihinde Nahçıvan’ın zapt edilmesi görevi verilmiştir. Türk Ordusu
20 Temmuzda Ermeni savunmasını yararak Nahçıvan’a girmiştir.15
Kızılların Gence yönündeki ilerleyişi İslam ordusu tarafından 4 gün süren
Gökçay savaşıyla durdurulmuş ve ardından Müslüman kuvvetlerin karşı saldırısı
başlamıştır. Müslüman kuvvetlerin ilerleyişi Temmuz ayının sonlarında Bakü'nün
dış mahallerine ulaşmış ve uzun süren kuşatmadan sonra şehir, sokak
çarpışmalarına girilmeden ve fazla zayiat verilmeden teslim alınmıştır.
Mehmetçiğin Türk tarihine altın harflerle yazılacak büyük fedakarlığı
sonucunda Azerbaycan'ın milli kuvvetleri kendi başkentlerine giriyorlardı. Altı
aylık kanlı ve elemli bir esaret hayatı geçiren Türk ve Müslüman ahalinin yüzü
gülüyor ve Kurban Bayramı gibi mesut bir günde, 15 Eylülde, Bakü tekrar gerçek
sahiplerinin eline geçiyordu.16
Osmanlı birliklerinin Azerbaycan’a girmesinin niteliğini, Azerbaycan
Cumhuriyeti Milli Meclis Başkanı Mehmet Emin Resulzade’nin Bakü’nün
kurtuluşu münasebetiyle 20 Nisan 1920 tarihli Azerbaycan Gazetesi’nde yazdığı
“Hak Yerini Tutan Gün” adlı makalesi, konuyu tartışmaya meydan bırakmayacak
şekilde açıklamaktadır: “Türk Ordusunun Azerbaycan ve Bakü üzerinde müdahalesi
ve işgali söz konusu değildir. Çünkü Enver Paşa Türk ordularının Azerbaycan’da
muhafaza edilmesinin masraflarını karşılamak için ayda 50.000 lira verilmesini
istemiştir. Ayrıca Azerbaycan temsilcilerinden mümkün olduğu kadar acele bir
ordunun kurulmasını istemiştir. Müdahaleci bir ordu kesinlikle müstemlekesine
borç vermez. Eğer Türk ordusu müdahaleci olsa idi neye göre Azerbaycan’ın,
özellikle Bakü’nün ahalisi şehrin, “Merkezi Hazar Diktotaryası” ve İngilizlerden
kurtarılması için savaşlarda şehit olmuş Türk askerleri için abide dikilmesine
yardım topluyordu.” Sonuç olarak şu söylenebilir ki; Türk ordusu sayesinde
Azerbaycan bağımsızlığına kavuşmuş ve iki yıl bağımsız kalmıştır. 15 Eylülde
Bakü’yü Ermeni ve Ruslardan alarak gerçek sahiplerine veren Türk ordusunun bu
hareketi Sovyet Rusya’daki Komünist Merkezi Hükümeti tarafından öfke ile karşılanmıştı. Sovyet Rusya bu kritik dönemde rahatça kullanabileceği Bakü
petrolleri üzerindeki sınırsız tasarruf hakkını kaybetmişti. Bu yüzden Komünist
yazarlar Türk ordusunun Azerbaycan’a yardımını istila ve işgal şeklinde çarpıtarak,
yazdıkları eserlerde düşmanca değerlendirmelerde bulunmuşlardır.
Bakü’nün kurtarılmasıyla Azerbaycan’ın kurtuluşu tamamlanmış ve
Gence’de çalışmalarını sürdüren Azerbaycan Hükümeti Bakü’ye nakledilmiştir.
Bakü’ye taşınan Hükümet, Osmanlı Türklerinin yardımıyla kurumlaşma
çalışmalarını hızlandırmıştır. Azerbaycanlı yöneticiler çalışmalarında Osmanlı
subaylarından yardım gördükleri gibi, Türkiye’den öğretmenler ve diğer sahalarda
katkısı olacak personel sağlayabiliyorlardı.
1918 yılı sonbaharında Türkiye'nin Azerbaycan Cumhuriyetine gönderdiği
yardım daha da arttı. Bunda Azerbaycan Devletinin Osmanlı, Gürcistan ve
Ermenistan Devletlerinde olağanüstü bakan-elçisi A. Topcubaşı'nın 1918 yılı Ekim-
Kasım aylarında İstanbul'daki görüşme ve temasları önemli rol oynamıştır.17
Azerbaycan Hükümeti’nin ve Türk askerinin aldığı önlemler sayesinde
Bakü’de süratle emniyet ve düzen sağlanmıştır. Azerbaycan Hükümeti’nin Bakü’ye
taşınmasıyla Başbakan Feth Ali Han Hoyski bir Hükümet Bildirisi yayınladı. 20
Eylül 1918 tarihini taşıyan bildiride şu hususlar yer alıyordu: “Ahali bunu bilmelidir
ki, soylu Türk milletinin kahraman ve fatih askerlerine şu emir verilmiştir;
cinayetle, yağma ve çapulla meşgul olanları nerede görseler tutuklasınlar. Türk
Azerbaycan Hükümeti’nin şan ve şerefine yaraşmaz ki onun başkentinde günahsız
adamların hak ve hukukuna tecavüz edilsin.”
Bakü’nün geri kazanılması üzerine Başvekil Talat Paşa 23 Eylülde Almanya
ile gizli bir protokol imzalamıştır. Bu protokole göre Osmanlı hükümeti
Azerbaycan’ı tahliye edecektir. Buna karşılık Almanya da Azerbaycan’ın
bağımsızlığını tanıyor ve Rusya tarafından da tanınmasını temin edecektir.18


TÜRK BİRLİKLERİNİN AZERBAYCAN’I TAHLİYE ETMESİ

İttihat ve Terakki önderleri Türkiye ve Rusya arasındaki bölgeye dost ve
bağımsız uluslar yerleştirme tasarılarını sürdürürken, Osmanlı Devleti toptan
çöküşün sınırına gelmiştir. Osmanlı Devleti 30 Ekim 1918’de müttefiklerle
Mondros Ateşkes Anlaşmasını imzaladılar. Anlaşmaya göre Osmanlıların tüm
bölgeyi terk etmeleri ve Transkafkasya demir yollarının denetiminin müttefiklere
geçmesi öngörülmektedir.
Mütareke şartları gereğince İngiliz Generali Thomson, Nuri Paşa’dan şehrin 17
Kasım tarihine kadar tahliyesini istemiştir. 29 Kasımda Azerbaycan’da bulunan
Osmanlı birliklerinin komuta heyeti Gence’de toplandı. Burada A. Ağaoğlu
komutanlara hitaben yaptığı konuşmada Azerbaycan’a gelen Türk ordusunu “erkeğe”,
Azerbaycan’ı ise “kıza” benzetmiş, bu erkek ve kızın birleşmesinden bir “çocuğun”
doğduğunu belirterek, bu çocuğu Osmanlı Devleti’nin bir “anne” şefkatiyle beslemeye
ve büyütmeye ahdettiğini belirtmiştir. Mondros Mütarekesi’nden sonra Osmanlı birliklerinin çekilmesiyle
Azerbaycan'daki Türk unsuru yok olmamıştır. Azerbaycan'da görev yapan eski Osmanlı
ordusu mensupları ve öğretmenler Türklerin varlığının en görünür işaretiydiler. Mustafa
Kemal müttefiklere karşı Bağımsızlık Savaşına giriştiğinde, Anadolu Türkleri yerel halk
arasında tekrar saygınlığını kazanmıştır.19
Osmanlı Birliklerinin Azerbaycan'daki misyonu bazı çevreler tarafından
basit ve garezli olarak; Azerbaycan'ın Osmanlı Devleti’nin sömürgesine çevrildiği
devir ya da Türklerin Bakü’yü işgali20, gibi değerlendirilmiştir.
Gerçekte ise Türk askerleri Azerbaycan'a onun milli hükümetinin daveti ile,
belirli anlaşmalara uygun olarak gelmişler, Azerbaycan'ın bağımsızlığını ve arazi
bütünlüğünün korunmasına yardımcı olmuşlar ve bu yolda binlerce şehit
vermişlerdir.
Türkiye’nin göstermiş olduğu siyasi ve askeri yardım, bölgenin Müslüman
ahalisi ve bütün halk, aynı zamanda Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti
yöneticileri tarafından yeteri derecede değerlendirilmiştir.
F. Hoyski 17 Kasım 1918’de Azerbaycan Parlâmentosunun açılışında bu konuda
şunları söylemiştir:21

"İçişlerimizin çok düzensiz olduğu bir zamanda hükümet asayişi
sağlamada aciz bir durumdaydı; ne askeri gücümüz vardı, ne de
silahımız, böyle olunca durum içte düzeltilemezdi. Dış bir güce ihtiyaç
duyularak Türkiye'ye müracaat edildi. Türkiye Azerbaycan
Anlaşmasının bir maddesine göre memleketimize gerekli olduğu
durumda düzenimizin korunması için Türkler bize asker vermeliydiler.
Biz bazı şartlardan dolayı dışarıdan yardım almak için başka millet ya
da devlete müracaat edemezdik. Etsek te bir sonuç alamazdık. Onun
için de aynı din ve milletten olduğumuz Türkiye'ye müracaat edildi."


Sovyet tarihçilerinin bölgenin Müslüman ahalisinin Osmanlı birliklerin-den
rahatsız olmalarına ve kötü muamele görmelerine ait iddiaları, çok sayıda arşiv
belgeleri ve sözlü tarih kaynakları tarafından reddedilmektedir.22
Erivan Eyaleti Müslümanlarının Azerbaycan Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu 'na
gönderdikleri 2 Aralık 1918 tarihli bildiride şöyle yazmaktadır: "Andranik'den sonra
Türkler geldiler ve üç ay kadar kazada herkes sakin yaşadı. Türkler Kafkasya’dan
gittikten sonra bizim durumumuz öncekinden de kötü oldu".
Nahçıvan Milli Komitesi’nin Başkanı Cafergulu Han da bu konuda şöyle
demektedir: "Türkler gittiler, yine Müslüman köy ve kasabalarının yok edilmesi,
hiçbir günahı olmayan Azerbaycanlı kadın ve çocukların dövülmesi ve
öldürülmesinin kanlı sayfaları tekrar edilmeye başladı. Erivan'da Ermeniler
tarafından ölüme mahkum edilmiş onbinlerce müslümanın yürek parçalayan
feryatları göklere yükseldi."23

12 Kasım 1920 tarihinde Müttefikler Azerbaycan'ı tanıdılar. Bu hadise
Azerbaycan'la birlikte, işgal altında bulunan İstanbul'da da kutlandı. Türk Ocağı'nın
Darülfünun Salonu’nda tertip ettiği toplantı, kardeşlik namına, en samimi
tezahürlere vasıta oldu. Aynı zamanda bu olayı kutlayan Azerbaycan Parlâmentosu
Türkiye'ye karşı minnettarlığını kaydederek, hürriyet ve istiklal yolunda canını feda
eden Anadolu kahramanlarına borçlu olduğunu unutmuyordu.24
Dönemin uluslararası konjöktüründeki karmaşa, bu iki kardeş milletin
uluslararası platformdaki -kendi dışında- dost ülke tespitinde tezatlık yaratmıştır.
Çünkü bir taraftan Anadolu Türklüğü varoluş mücadelesi verdiği Batılı Emperyalist
devletlere karşı Sovyetleri; diğer taraftan ise Azerbaycan – sistemi ne olursa olsunkurtulmak
istediği Rus istibdadından kaçış için İngiltere’yi dost olarak görmektedir.25
Bu zıtlığa rağmen, Azerbaycan Cumhuriyeti İstanbul'da elçi bulundurduğu gibi
mücahit Anadolu Türkiyesi ile de ilişki kurmak için girişimlerde bulunmuştur. Fakat
bu ilişkiler tabii yoluna girmeden Azerbaycan Kızıl Rus istilasına uğramıştır.
Azerbaycan’da Türk Bağımsızlık Savaşı’na sempati duyanların sayısı oldukça
fazlaydı. Bu sempatizanlar oldukça geniş bir yelpaze oluşturuyorlardı; pan-islamistler,
solcular vs. Yusufbekov’un ikinci kabinesi, bu yaygın sempati hisleri doğrultusunda,
Aralık 1919’da Mustafa Kemal’e para yardımında bulunmuştur.26 Ayrıca Nesib
Bey’in emriyle Mehmed Ali Ahmetzade Bey tarafından 1920 yılında 19 bin Osmanlı
Lirası ve bir milyon Fransız Frankı Ankara’ya teslim edilmiştir.27
Atatürk’ün Azerbaycan’a karşı duyduğu ilgiyi İngiliz gizli belgelerinde
görmek mümkündür. 15 Mart 1920 tarihli Amiral Sir Robeck’den Lord Curzon’a
gönderilen bir resmi yazıda Mustafa Kemal’in Azerbaycan Hükümeti ile gizlice
temasta olduğu şöyle ifade edilmektedir: “Azerbaycan Hükümeti ile Türk
Milliyetçileri temas halindedir. Bu nedenle Azerbaycan’a silah vermeyelim.”28
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

«Dünyada en büyük iftiharım, Türk yaratıldığımdır!»
Bögü:Alp
Atsız'ın İzinde
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.991


Döğüşen Türk, oyanan Türk, kalkan Türk!


Site
« Yanıtla #3 : 12 Haziran 2015, 00:00:53 »

NAHÇİVAN’IN AZERBAYCAN’A VERİLMESİ

Türkiye, askeri kuvvetleri Kafkasya'dan çekilmesine ve bağımsızlıklarını
kaybetme tehlikesiyle karşılaşmasına rağmen yine de Azerbaycan'a yardımda
bulunmuştur. Yani Osmanlı askeri kuvvetleri Güney Batı Azerbaycan'dan
çekildikten sonra Kasım 1918'de Nahçıvan'da kurulmuş Araz Türk Cumhuriyeti'nin
Başkanlığı Türkiye'nin yardımından faydalanmıştır.29 Araz Hükümeti çekilmekte
olan 9. Ordu kumandanlığından halkı müdafaa etmek için gerekli olan silah, yedek
parça, asker ve araç temin edebilmiştir.30
Araz Hükümeti yıkıldıktan sonra bölgede kurulan İngiliz Valiliği Nahçıvan’ı
Ermenistan’a hediye etti.31 Nahçıvan’ın Ermenilere verilmesi ve bu bölgede
Türklere yapılan zulümler kısa zamanda Türk ve Azerbaycan makamlarını harekete
geçirdi. Nahçıvan’ın Türkiye ve Türk Dünyası açısından önemini çok iyi bilen Kazım Karabekir Paşa, bölge insanının kurtuluş mücadelesine destek olmak için o
mıntıkada komutanlık yapmış olan Yüzbaşı Halil Bey’i küçük bir birlik ile
Şahtahtı’ya gönderdiği gibi, Azerbaycan da kendi toprağı olarak kabul ettiği
Nahçıvan’a askeri ve maddi yardımda bulunuyordu. Nahçıvan halkı küçük de olsa
aldığı destek ve istiklal sevdası ile kısa sürede Ermeni hakimiyetine son verdi. Halil
Bey, Kazım Karabekir’in onayı ile Nahçıvan’ın Azerbaycan’a bağlandığını ilan etti
ve bölgede Amerikan Valiliğinin kurulmasını engelledi.
3 Aralık 1920 tarihinde imzalanan Gümrü Anlaşması ile hemen hemen
bugünkü Nahçıvan’ın sınırları çizildi ve bölge “şimdilik” kaydıyla Türkiye
yönetimine bırakıldı. Diğer taraftan 1 Aralık 1921’de Sovyet Rusya’nın isteği ile
Azerbaycan’ın Nahçıvan ve Zengezur’u “komünist yoldaşlığı hatırına”
Ermenistan’a hediye etmesi Türkiye’nin büyük tepkisine sebep oldu. Kazım
Karabekir Paşa ve dolayısıyla Nahçıvan’daki “ Türk Kızıl Müfreze Kumandanı”
Binbaşı Veysel Bey’in aktif çalışmaları sonucunda Nahçıvan’ın Ermenistan’a
bağlanması engellendi. Nihayet 16 Mart 1921 tarihli Moskova ve 13 Ekim 1921
tarihli Kars Anlaşmaları ile Nahçıvan ikinci bir devlete bırakılmamak kaydı ile
Azerbaycan himayesinde özerk bir bölge haline getirildi.32
Türkiye Azerbaycan’da kısa sürede gelişen olaylara ve birbirine zıt sistem
değişikliklerine rağmen Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünün sağlanma-sına gerek
askeri gerekse siyasi yardımda bulundu. Nahçıvan’ın Türk kapısı olduğu ve
Zengezur’un Anadolu ve Azerbaycan’ı birleştiren stratejik bir koridor olduğu
düşüncesi iki ülke arasındaki ilişkilerde en önemli etken oldu.33


SONUÇ

1918-1920 yıllarında Azerbaycan ve Osmanlı Devleti samimi ve sıkı bir
işbirliğine girmişlerdir. Osmanlı Devletinin savaşta olduğu bir dönemde
Azerbaycan’daki Müslümanların ve Türklerin hayatlarını Ermeni ve Bolşevik
zulmünden kurtarmak için yapmış olduğu askeri ve siyasi yardım takdir edilecek
niteliktedir. Bu yardım şartlar göz önüne alındığında ancak kardeşin kardeşe
yapacağı fedakârlıktan başka bir şey değildir.
Türk Ordusu Azerbaycan'a imzalanmış birtakım anlaşmalar çerçevesinde ve
Azerbaycan Hükümetinin daveti ile gelmiş, Azerbaycan'ın bağımsızlığının ve arazi
bütünlüğünün korunmasına yardımcı olmuştur.
Sovyet döneminde Osmanlı Devletinin Azerbaycan’a yapmış olduğu yardım
çarpıtılsa ve Türk ordusu işgalci, sömürgeci olarak adlandırılsa da Azerbaycan’ın
en yetkili devlet adamları ve en önemlisi Azerbaycan halkı, Türk ordusunun
muzaffer Mehmetçiklerine gereken değeri ve ihtiramı göster-mektedir.


KAYNAKÇA
- Azerbaycan Sovet Ensiklopediyası, Bakü maddesi, 1.cilt
- Azerbaycan Xalq Cumhuriyyeti (1918-1920) Parlament I, Azerbaycan Neşriyyatı, Baku-1998
- Birinci Dünya Harbinde Türk Harbi Kafkas Cephesi 3ncü Ordu Harekatı, Cild II,
Ankara Genel Kurmay Basımevi, Ankara-1993
- Feteli Xan Xoyski, Heyatı ve Fealiyyeti, Azerbaycan Neşriyyatı, Baku-1998
- GENÇ, R., “Nahçivan Özerk Cumhuriyeti”, Yeni Türkiye, Temmuz-Ağustos 1997, Yıl 3,
Sayı 16.
- KEYKURAN, N., Azerbaycan İstiklal Mücadelesinde Hatıralar (1905-1920), İlke
Kitabevi Yayınları, Ankara-1998
- MCCARTHY J., death and exile the etnic cleansign of Ottoman Muslim, 1821-1922,
Darwin Press INC, United States of America-1995
- MEHMETZADE, M. B., Milli Azerbaycan Hareketi, (yayına hazırlayan: Ahmet Karaca),
Azerbaycan Kültür Derneği Yayınları, Ankara-1991
- MUSAYEV, İ., Azerbaycanın Naxçıvan ve Zengezur Bölgelerinde Siyasi Veziyyet ve
Xarici Dövletlerin Siyaseti (1917-1921-çi iller), Bakı Universiteti Neşriyyatı, Baku - 1998
- -------------------, Azerbaycan-Türkiye İlişkileri (1917-1922), Bakü Üniversitesi Yayınevi,
Bakü - 1998
- NESİBZADE, N., Azerbaycanın Xarici Siyaseti (1918-1920), Ay-Ulduz Neşriyyatı, Baku-
1996 s.146
- RESULZADE, M. E., Kafkasya Türkleri, (Hazırlayan: Yavuz Akpınar, İrfan Murat
Yıldırım, Selahattin Çağın), Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı, İstanbul - 1993
- SÜNBÜL, T., “Atatürk ve Azerbaycan”, Uluslararası İkinci Atatürk Sempozyumu,
Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Atatürk Araştırma Merkezi, Ankara-1996
- SWIETOCHOWSKI, T., Müslüman Cemaatten Ulusal Kimliğe Rus Azerbaycanı 1905-
1920 (çeviren: Nuray Mert), Bağlam Yayınları, İstanbul-1988
- YÜCEER, N., Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı Ordusu’nun Azerbaycan ve Dağıstan
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

«Dünyada en büyük iftiharım, Türk yaratıldığımdır!»
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.067 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.011s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.