Mason Halife Beşinci Murad
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 17 Kasım 2019, 08:21:14


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Mason Halife Beşinci Murad  (Okunma Sayısı 4717 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Kagan_Bahadir
Ziyaretçi
« : 26 Mart 2011, 01:47:12 »


Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın




MASON HALİFE BEŞİNCİ MURAD

Tarih dünü anlama sanatı olduğu kadar, bugünü okumaya da yardımcı olan bir araçtır. Günlük meselelerden fırsat buldukça tarih ile ilgilenmek her insan için gerekli olabilecek bir uğraştır.

Tarihin tozlu sayfaları karıştırıldığında birbirinden ilginç olaylar karşımıza çıkar. İlginç olaylardan biri de bir Mason olan Sultan Beşinci Murad’ın Müslüman milletlerin halifesi olarak Osmanlı tahtına geçmesidir.
Osmanlı sultanlarının en kısa süre tahtta kalan hükümdarı olan Beşinci Murad, son dört padişah gibi Sultan Abdülmecid’in oğludur. 1840 yılında doğmuştur. Annesi bir rivayete göre Fransız, bir rivayete göre de Gürcü olan Şevkefza Sultan’dır. Yalnızca doksan üç gün tahtta kalan Sultan Beşinci Murad’ın isminin bu kadar fazla geçmesinin nedeni herhalde Mason oluşundan kaynaklanır.

Sultan’ın kısa taht öyküsüne geçmeden önce ondan önceki padişah Abdülaziz’in tahttan inişi üzerinde durmakta yarar vardır. Abdülaziz, Abdülmecid ile kardeştir. Yani Beşinci Murad’ın amcasıdır. Abdülaziz tahtta iken Osmanlı reform çalışmalarında önemli yollar kat etmiştir. Sultan Abdülaziz tahtta iken, Avrupa ülkelerine seyahatte bulunmuş, bu seyahatlerine Beşinci Murad ve İkinci Abdülhamid gibi isimleri de götürmüştür. Hatta bugün birçok yerde gördüğümüz sakalsız Abdülhamid resmi o seyahat esnasında çekilmiştir.

Abdülaziz sayesinde Avrupa gören Beşinci Murad’ın bu camiadan fazlasıyla etkilendiğine şüphe yoktur. Nitekim Avrupa seyahatinden sonra Mason localarıyla yakın ilişkide bulunmuş ve yapılan tören ile şehzade iken Mason olmuştur. Aynı şekilde ilerleyen günlerde de kardeşi Şehzade Nurettin Efendi de Mason olmuştur.
Abdülaziz’in 30 Mayıs’ta tahttan indirilmesi ile birlikte en büyük şehzade olan Beşinci Murad’a tahtın yolu açılmıştır. Abdülaziz’in tahttan indirilmesi hazin bir olaydır. Abdülaziz, önce yükselen sesleri yatıştırmak için elebaşı paşaların makamlarını yükseltmiş, sonra da o yükselttiği makamların darbesiyle tahttan indirilmiştir.
Tahttan indirilince sonunun Üçüncü Selim gibi olacağını kestiren Abdülaziz, Topkapı’dan naklini istese bile nakledildiği yerde de öldürülmekten kurtulamamıştır.

4 Haziran 1876 tarihinde iki bileği birden kesilmiş olarak bulunan Sultan Abdülaziz, düşündüğü sonun kurbanı olmuştur. Tahttan indirildikten sonra hakaret niteliğinde resimleri çekilen Abdülaziz’in buna dayanamayarak intihar ettiği söylenir ama uzmanlar bugün o açılarla iki bileğin birden intihar eden kişi tarafından kesilemeyeceğini ifade etmektedir. Abdülaziz’in oğlu Şehzade Yusuf İzzettin Efendi’nin ölümü de ayrı bir esrar konusudur.

Sultan Abdülaziz’in tahttan indirilmesiyle, tahta Mason bir hükümdar geçer. Sultan Beşinci Murad Masonluk kimliğini elbette tahtta iken kullanmamıştır ama bu tanımı reddettiğine dair de elimizde bir belge yoktur. Bu konuda yayınlanan belgelerde, Beşinci Murad’ın derecesinin olağanüstü şekilde yükseltildiği Masonların kendi aralarındaki yazışmalarından anlaşılmaktadır.

Abdülaziz’in tahttan indirilip yerine Beşinci Murad’ın geçmesi şüphesiz Mason localarında sevinçle karşılanmış bir olaydır. Ancak Abdülaziz’in öldürülmesinden sonra Beşinci Murad’da ruhsal sorunlar çoğalmıştır. Ölüm korkusu yaşayan ve sonunun amcası gibi olacağını düşünen Beşinci Murad bir türlü bu ruhsal sorunlardan kurtulamamıştır. Çerkez Hasan’ın Abdülaziz’in intikamını almak amacıyla başlattığı olayların, belki de kendine dokunacağını düşünen Beşinci Murad en sonunda akli dengesini kaybetmiştir. Doktorlar tarafından incelenen ve rahatsızlığı raporlarla ilan edilen Beşinci Murad’ın hal-i hazırda olan rakibi İkinci Abdülhamid, meşrutiyet yanlılarına Beşinci Murad’ın akli problemleri nedeniyle ilan edemediği meşrutiyeti saltanatı sırasında ilan edeceğinin sözünü verir. Bu yönde açıklamalar yapar ve meşrutiyet yanlılarının desteğini kazanır. Bütün bu gelişmeler üzerine Sultan Beşinci Murad tahttan indirilerek yerine İkinci Abdülhamid getirilir. Nitekim Abdülhamid verdiği sözü tutar ve meşrutiyeti ilan eder. Ama yalnızca doksan üç gün tahtta kalabilen Beşinci Murad’ın akıbeti iyice karışmıştır. Abdülhamid’in en ufak bir hareketinde koz olarak kullanılabilecek olan Beşinci Murad, Abdülhamid’in himayesindedir ama muhaliflerin de adeta gözbebeğidir. Özellikle akıl sağlığının yerine geldiği duyulmaya başlanınca Abdülhamid sert önlemler alır. Öyle ki gazetelerde “Murad” isminin fazla tekrarını bile yasaklar. Bütün bunlar tarihe “Ali Suavi vakası” olarak geçen olayın akabindedir.

Beşinci Murad, tahttan indirildikten sonra da hayatını tahtta iken de ilgilendiği müzik ile geçirir. Kıymetli besteleri bugün bile herkesçe bilinmektedir. İyi bir dil eğitimi olan ve içkiyle de arası iyi olan Beşinci Murad’ın kısa süren taht macerası çalkantılı olaylara sahne olmuştur. Kuşkusuz isminin öne çıkarılmasında Mason oluşunun ve Masonlarca sevilmesinin de tesiri vardır.
Bugün sülalesinden en çok tanınan isim, yazar olarak bilinen Kenize Murad’dır. Kenize Murad, Sultan Beşinci Murad’ın torununun çocuğudur.

KAĞAN BAHADIR
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
ISBARA ALP
Ziyaretçi
« Yanıtla #1 : 26 Mart 2011, 01:52:28 »

Masonsa siktiret İbneyi!
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Genç Börü
Genç Börü
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 508


TANRI TÜRK'Ü KORUSUN


« Yanıtla #2 : 02 Nisan 2011, 16:31:18 »

Aslında bence tam mason olduğu da bence tartışılabilir çünkü Osmanlı'da din önemliydi ve bir padişahın dinini satması bana biraz mantıksız geldi.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

TANRI TÜRK'Ü KORUSUN
Kagan_Bahadir
Ziyaretçi
« Yanıtla #3 : 02 Nisan 2011, 16:39:18 »

Aslında bence tam mason olduğu da bence tartışılabilir çünkü Osmanlı'da din önemliydi ve bir padişahın dinini satması bana biraz mantıksız geldi.

Bütün tarihçilerin mutabık olduğu, kayıt belgelerinin herkesçe bilindiği bir gerçekliktir. Yani öyle "Fatih hıristiyan mıydı?" türünden dedikodu değildir.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
açina
Ziyaretçi
« Yanıtla #4 : 02 Nisan 2011, 16:45:38 »

Dindar görünüp de bugün dinin yasakladığı her türlü kirli oynun içinde olanlara bakarak, Osmanlıda da dinin ardına gizlenerek her türlü kirli oyun dönmüştür. Bu yüzden her dindarım diyene aldanma bozkurt. En basit örneği bugün açıklanan YGS deki kopya skandalı. Hırsızlıktan hiç bir farkı olmayan bu durum aylarca her türlü fedakarlığa katlanarak hazırlandıkları gençlerin emeğini çalmaktan başka nedir? müslüman(!) fetoşun dersnelerine gidip emek hırsızlığı ile sınav kazananlar din kisvesi altında yarın önemli kadrolarda her haltı yiyecekler.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Genç Börü
Genç Börü
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 508


TANRI TÜRK'Ü KORUSUN


« Yanıtla #5 : 02 Nisan 2011, 23:55:51 »

Haklısınız andalar. Osmanlınında pis yüzünü bizler biliyoruz diğer Türkler nedense bilmek istemiyor Osmanlıyı sütten çıkmış ak-kaşık görüyor. Banada mantıksız gelmişti ama sizin sözlerinizden sonra haklısınız gibi geldi. Tarihte her şey olabiliyor.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

TANRI TÜRK'Ü KORUSUN
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.052 Saniyede 23 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.014s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.