KÜR ŞAD ADININ ETİMOLOJİSİ VEYA TÜRK TARİHİNDE KÜR ŞAD ADLI BİR KİŞİ VAR MIDIR?
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 24 Kasım 2017, 19:23:27


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: 1 [2] 3 4 ... 10
  Yazdır  
Gönderen Konu: KÜR ŞAD ADININ ETİMOLOJİSİ VEYA TÜRK TARİHİNDE KÜR ŞAD ADLI BİR KİŞİ VAR MIDIR?  (Okunma Sayısı 100264 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
BOZKURT KEMAL
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 300


Yaşadıkça Türkçüyüz Hedef Turan.....


« Yanıtla #10 : 25 Temmuz 2009, 14:30:17 »

Bir kahramanlık, kendini bekleyen tehlikelerin büyüklüğü ve çokluğu nispetinde kıymet kazanır. Kurtuluş ihtimallerinin sıfır veya sıfıra çok yakın olduğunu btlerek, millet yolunda, kutsal bir dâva uğrunda, mücadeleden yılmayanlar, insanlığın üstüne yükselirler ve âdeta ilâhlaşırîar.

Fâni bir hayatın esiri olarak günün birinde sönmeye mahkûm bulunan insanoğlu, yeryüzüne, daima ebedileşmek imkânlarıyla birlikte doğar. Maddî sevkıtabiilerden ruhunu biraz kurtababilmiş olanlar, her zaman tarihte yer almak ve gönüllerde taht kurmak ihtimallerine sahiptirler. Cemiyete hizmet ve tabiata hükmetmek ihtirasları, insanları, şahikalara doğru yükselten, en emin yollardır. Böyle çetin fakat asîl bir yolu seçmiş olan kahramanlar, yaşadıkları devirler içinde bir meşgale gibi parlar ve milletlerine ışık ve ruh verirler.

Üzerinden ne kadar çok zaman geçmiş olursa olsun, insanlığın üstüne yükselen böyle varlıklar, tazeliklerini ve hayatiyetlerini daima muhafaza ederler. Tarih sayfaları karıştırılarak, mazinin derinliğine doğru bakıldığı zaman, bunlar önümüzde âbide gibi yükselirler ve millete ışık saçarak yol gösterirler. Tarihimizden değil, uzak Türk tarihinden, büyük bir kahramanlık olayından bahsedeceğim. Bu olay geçmişin unutma örtüsü altında kalmış çok parlak, parlak olduğu kadar da çok hâzin bir harekettir ve İsa'dan sonra 600'ncü yılda meydana gelmiştir.

O sıralarda Japon denizinden, Hazar denizine kadar uzanan ve Çin'i, İran'ı, Bizans'ı titreten Gök­ türk İmparatorluğu, entrikalar yüzünden Doğu ve Batı olmak üzerer ikiye ayrılmıştır. Doğudaki devletle Batıdaki devletin arası, saraya ve orduya sokulmaya muvaffak olan, Çinliler vediğer yabancılar yüzünden iyice açılıyor. Doğu Göktürk devletinin başında bulunan Kara Kağan kendinden önce hakan olan ağabesini zehirleyen Çinli yengesiyle evlenmekte mahzur görmüyor ve bu katil kadının fettanlığının esiri olarak Çinlilere alet oluyor. Bu yüzden Göktürk devieti, birçok parlak muharebelere rağmen yıkılıyor ve o bölgede bulunan Türkler Çinlilere esir düşüyor. Çinliler Türkleri Çin'e hicret ettirerek şehirlere dağıtılıyorlar. Bu arada Kara Kağan'la kardeşinin iki oğlunu ve diğer Türk ileri gelenlerini Çin'in merkezi bulunan SİYANGFÜ şehrine götürerek orada ikamete memur ediyorlar.

Çok geçmeden Kara Kağan orada tutsak olarak ölüyor. Bunun üzerine Çinliler rehine olarak Kara Kağan'ın kardeş çocuklarından Tung Yabgu'yu Çin sarayına hapsediyorlar Serbest bulunan Kara Kağan'ın dieğr yeğeni KÜRŞAD ise hergün Türleri kurtarmak için çareler arıyor. Tam bu sırada diğer Türk beyleri de gizli toplantılar yaparak, Çinlilere isyan edip Çin imparatorunu öldürmeye ve böylece, yere düşen gök bayrağı yeniden yükseltmeye karar veriyorlar. Bunun için çok yiğit olan ve herkes tarafından çok sevilen Kürsad ı kendilerine Hakan seçiyorlar. Fakat bunu duyan Kürsad ihtilâle baş olmayı, saldıranların en önünde dövüşmeye! kabul etmekle be­ raber, Hakanlığı reddediyor, "Millet için dövüşmek ve bu uğurda gerekirse ölmek bana yeter. Hakanlık sarayda hapis bulunan amcamın oğlunun hakkıdır," diyor. Birçok yalvarmalara rağmen Hakanlığı

kabul etmiyor. Böylece herkes, uzun tartışmalardan sonra Kürsad in feragat örneği olan ısrarı karşısında onun teklifinin kabul etmek zorunda kalıyor. Ertesi akşam saraydan dışarıya gezmeye çıkacak olan Çin Hükümdarını öldürmeye ve hep beraber Çin sarayını basarak Tungu Yabgu'yu kurtarıp Hakan ilân etmeye ve yeni bir Türk devleti kurmaya karar veriyorlar. Baskın gecesi sözleşilen zamanda, Çin sarayının etrafında toplandıkları vakit, aksi bir talih eseri olarak bardaktan boşanır gibi bir yağmur yağmaya başlıyor. Yağmurun altında biraz bekledikten sonra, Çin Hükümdarının bu akşam dışarı çıkmaktan vazgeçtiğini öğreniyorlar. Bunun üzerine, Çinlilerin bu teşebbüsten herhangi bir şekilde haberdar olmalı ihtimaline karşı, baskının başka bir akşama bırakılmasını doğru bulmuyorlar. Bu ihtimâli önlemek, için baskının geciktirilmeden hemen o gece yapılmasını uygun görüyorlar.

Kürsad arkadaşlarının adlannı bir, bir okuyarak hepsini yoklama ediyor. Türk milletinin en ileri gelenlerinden 40 Bey'in orada hazır olduklarını görüyor. Artık daha fazla beklemeden Çin İmparatorunun sarayına saldırıyorlar. En önde yalnız Kürsad yürüyor... Sarayı binlerce Çin askeri muhafaza etmektedir. Saldıranlar ise yalnız kırk kişi... Yıldırım gibi düşdüğü yeri yakan, kasırga gibi düştüğü yeri yıkan, kasırga gibi önüne geleni süpüren 40 kişi... Birkaç dakikada dış kapıdaki muhafızları tepelediler, sarayın bahçesine doldular ve oradan iç kapıya yüklendiler. Orayı da geçtiler... Şimdi İmparatorun dairesine doğru yürüyorlar. Fakat bu Çinli askerler ne kadar da çok... İlerden, geriden sürü, sürü saldırıyorlar. 4O kahramandan ikişer, üçer yaralanıp düşenler ver. İşte nihayet İmparatorun dairesine ulaşabildirler. Fakat odalar bomboş. Hiç kimseler yok. Acaba İmparator bu kadar çabuk nasıl da kaçabilmiş?

Ne ise uzunboylu düşünmeye meydan yok. Geri dönmek lâzım. Kürşad, ""ahırlara doğru çekileceğiz" diye buyruk veriyor ve ahırlara doğru yol alıyorlar. Fakat her adımda karşılarında yüzlerce Çinli peyda oluyor, dövüşe dövüşe yürüyorlar. Beş on Çinli yıkılıyor ve bir kahraman devriliyor. Nihayet kırklardan ancak ondördü ahırlara ulaşıyor. Kendileri yürüyüp gidinceye kadar vakit kazanmak için, üç kişi ahır kapılarında artçı olarak bırakılıyor. Diğer onbir kişi atlara binerek Vey ırmağına doğru dörtnal koşuyorlar. Fakat geriden düşmanın süvari alayları geliyor. Yorgun ve yaralı onbir kişi, ırmağın kenarına vardıkları zaman, akşamdanberi yağan yağmurlar yüzünden kabaran suların köprüleri söküp götürdüğünü görüyorlar. Sekiz saat önce, geçit veren sular, şimdi geçilmez olmuşutr. Düşman durmadan yaklaşıyor, saldıranlar sürüler halinde bin­ lerle geliyorlar. Karşılarında yalnız onbir kişi var... Yağmur durmadan yağıyor. Arasıra çakan şimşekler gerilmiş yüzlerini, büyümüş gözlerrini aydınlatıyor. Ellerinde kılıçları, Türk'e yaraşan bir fütursuzlukla atlarının üstünde dimdik duruyorlar ve ölünceye kadar çapışmak üzere düşmanını yaklaşmasını bekliyorlar.

Artık düşman yaklaşmışür. Göğüs göğüse atılıyorlar ve çarpışmaya başlıyorlar. Onbir kahramandan herbiri birer birer devriliyor. En son da Kürşad gün doğarken 4O yarasından kanlar sızarak can veriyor ve gözleri açık olarak cesedi atının üstünde dimdik kalıyor. Bu esnada Vey ırmağının suları deli deli akıyor ve yağmur yağmaya devam ediyordu.

Bu kahramanlık menkıbesi birkaç gün içinde Çin'de bulunan bütün Türklere yayılıyor ve onlar arasında bir kurtuluş ruhu ve bir ihtilâl havası yaratıyor. Çok geçmeden de hepsi birden isyan ederek Kürşad m yolundan hürriyet istiklâle kavuşuyorlar. Türk tarihi, uzak ve yakın böyle kahramanlık olaylariyle doludur. Kahramanlık Türklüğün başlıca vasıflarından biridir. Şairlerimizden birinin dediği gibi Türk milleti için :

"Kahramanlık ne yalnız bir yükseliş demektir.

Ne de yıldızlar gibi parlayıp sönmemektir.

Ölmezliği düşünmek boşuna bir emektir.

Kahramanlık: Saldırıp bir daha dönmemektir." KURT

Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
 
Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
KÜR-AÇİNA
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 366


Kurt Katun


« Yanıtla #11 : 25 Temmuz 2009, 15:42:02 »

Cihan Tarihinin En Büyük Kahramanı Kürşad

Yedinci asrın ilk yarısından Gök Türk Kağan sülâlesi arasındaki şahsî ihtiras ve entrikalar yüzünden devlet parçalanmak tehlikesine maruz kalmış ve nihayet işe Çinin fesadı da karışarak Gök Türk ülkesinin şark kısımları 630'da Çinin eline geçmişti. Bu arada Kieli Han da Çinliler için bulunmaz bir nimet olduğundan Kieli Han ile ona tâbi olan bütün Türkleri Çine getirdiler. Parça parça Çine dağıtarak milliyetlerini unutturmak, Çinlileştirmek siyasetini takip eltiler. Kieli Han esareti izzetinefsine yediremeyerek kederinden 634 de öldü. Bunun üzerine esir Türklerden birkaçı da teessürlerinin şiddetinden intihar ettiler. Çinlilerin Türk ırkını kökünden kurutmak üzere aldıkları tedbirleri gören Gök Türk hükümdar sülâlesinden KÜRŞAD Türk devletini yeniden diriltmek için 639 da gizli bir ihtilâl cemiyeti kurdu. 40 Türk bu cemiyete girdi. Türk devletini yeniden kurmak için Çin împaratorunu öldürmeyi ve Çin sarayında esir bulunan Türk prenslerinden Holuku'yu Türkeli'ne Kağan ilân etmeyi kararlaştırdılar. Geceleri şehri gezmek âdeti olan Çin İmparatorunu sokakta öldüreceklerdi. Fakat ihtilâlin yapılacağı gece hava bozulduğundan İmparator Tay-tsung sarayından dışarı çıkmadı. Kür Şad, ihtilâl gecikirse farkına varılacağından çekinerek geceleyin împaratorun muhafızlarına saldırdı. Gayet kahramanca ve çok sert bir çarpışma oldu. Türkler azlık olduklarından çekilmeye mecbur kaldılar. İmparatorun ahırına hücum ederek en iyi atlara binip kaçtılar. Kür Şad bir ırmağı geçerken yakalandı ve Öldürüldü. Bu işte dahli olmayan Holuku cenup vilâyetlerine sürüldü. Fakat imparatorluğun merkezindeki bu hareket Çinlileri o kadar korkuttuk ki Türkler'i Çinlileştirmekten filân vazgeçerek onları San ırmağın şimaline nakledip yalnız ismen kendilerine tâbi olmalarıyla iktifaya mecbur kaldılar, Bu surette 681'deki Türk istiklâlinin tohumu atılmış oldu.

Tarih, Kür Şad hakkında işte bu kadar söylüyor

Cihan tarihinde, bilhassa Türk tarihinde birçok kahramanlar görülmüştür. Bunlardan bazılarının ünü dünyayı tutmuş, kimi büyük fütühat yapmış, kimi şanlı bir müdafaanın kahramanı olmuştur. Fakat bununla beraber tarih en büyük kahramanlarını bile çok defa ufak tefek kusurlarını kaydetmiştir. Meselâ son asırlarımızın kahramanlarından Fatih, Yavuz ve Kanuni o kadar büyük oldukları halde ne kadar da küçüklükler yapmışlardır.Şanlı Fatihin sırf şehvet için yaptığı ahlâksızlar, kahraman Yavuzun şahsi ikbal için işlediği cinayetler ve büyük Kanuni'nin kadınlara âlet olarak düştüğü büyük yanlışlıklar olmasaydı hiç şüphesiz bunlar bizim gözümüzde daha büyük insanlar olacaklardı.Yine bazı kahramanlar da gelmiştir ki önceleri büyük yararlık gösterip milleti yükselttikleri halde sonraları fenalığa sefahate dalmışlar ve iyi namlarıyla birlikte hayatlarını da vererek bunu ödemişlerdir.Kapağan Kağan buna iyi bir örnektir. Kür Şad'a gelince o bunların hiç birine benzemez. Kür Şad ne büyük ülkeler almış, ne yüksek kanunlar koymuş, ne de yoksul milleti zengin etmiştir. Fakat bununla beraber o cihan tarihinin, hiç şüphesiz, birinci kahramanıdır. Tarihin herhangi bir yaprağına sıkışmış bir kaç satarlık malumattan Kür Şad'ın büyük rolünü çıkarabilmek güçtür. Bunun için, büyük şöhretlilerin yanında bazen ünsüzlerin de pek büyük fedakârlıklar yapabileceğini düşünmek lâzımdır. Tarih, adını bile bilmediğimiz birçok kahramanlar yetiştirmiş olabilir.Irak cephesinde tek başına bir İngiliz süvari alayıyla çarpışmak cesaretini gönlünde bulan topal bir Türk piyade neferi gibi bir millete şan verecek erler bulunur.Fakat zaman ve mekân şartlarını da nazara dikkate alınca bunlardan hiç birisinin Kür Şad'a yetişeceği teslim olunur. Arkasını kendi ordusuna veya ülkesine dayayınca, birkaç misli düşmanla çarpışmak, herkes için olmasa bile yapılabilecek bir kahramanlıktır. Keni menfaatını milli menfaatle birleştirerek mevki ve şeref için kabadayılık edecek insanlar da çoktur. Fakat ne mevki ne de şerefi düşünmeden, sırf millet için ve kendi kanı pahasına başkasını tahta çıkarmak üzere çekilen kılıcın sahibine saygı ile baş eğmek lâzımdır.

Kür Şad, Kağan sülâlesindendi. Bu büyük kahramanlığı yaptıktan sonra kendisini Kağan oturtmak isteyebilir, kahramanlığa meftun olan Türk milleti de bunu ondan esirgemezdi. Fakat kahramanlık gibi feragatin de timsali olan Kür Şad bunu düşünmedi bile....

40 kişiyle, esir bulundukları kuvvetli bir memleketin hükümdarına saldırmak her kırk kahramanın yapacağı işlerden değildir. Düşmanlarla çevrili olan esirlerin kuvvei mâneviyesi hürlerinki gibi sağlam değildir. Böyle olduğu halde bu büyük işe teşebbüs edebilmekle Kûr Şad ve onun temsil ettiği 40 Türk cihan tarihinin en büyük kahramanları olmak hakkını kazanmışlardır. Onların bu hareketine çılgınlık diyecek zavallılar bulunabilir. Çünkü kahramanlıktan nasibi bulunmayanlar ve hiç olmazsa kahramanlığı takdir edecek kadar asil seciyeli olmayanlar için kahramanlık budalalıktır. Fakat mensup bulunduğu milleti kurtarmak için hayatını harcayıp toprağa düşmek, kartal gibi göğe yükselmek demektîr ki zahife gibi yerde sürünenler bunun mânâsını anlayamazlar.

Millet yolunda ölen Namık Kemal bir kahramandır. Şahsiyetini milli varlık içinde eriten Gök Alp da öyledir. Türkistan'da miili şuuru uyandırmak için ölmek kararını veren ve Rus makinalısına yürüyen Enver Paşa da belki onlardan daha büyük bir kahramandır. Fakat bunların hiçbiri Kür Şad gibi büyük bir maksatla ve onunki kadar güç şartlar içinde olarak çarpışmamışlardır. Hükümdarlara sokakta suikast yapan anarşistler görülmüştür. Fakat esir oldukları memleketin sarayına saldıracak fedailer hiç bir yerde çıkmamıştır, Kür Şad'ın bu hareketi hiçbir netice vermeden sönseydi bile yine o en büyük kahraman sıfatına lâyık olacak ve bu hareketiyle torunları olan biz, bugünkü Türklere edebi bir şan ve şeref kazandırmış bulunacaktı. Halbuki bu misli görülmeyen kahramanlık Çinlileri o kadar korkuttu ki onlar Çin'de esir bulunan bütün Türkleri bir an önce Türkeli'ne göndermekten başka bir şey düşünmediler. Bu suretle, denilebilir ki, Türkleri esaretten kurtaran, Kür Şad'ın kahramanca saldırışı olmasaydı Çinliler, tabii, Türkleri Çin'de alıkoyarak Çinlileştirmek siyasetinde muvaffak olacaklardı. Ve belki de bugün yer yüzünde büyük Türk milleti bulunmayacaktı. Bir millete ileri atılış gücünü verebilmek için Kür Şad gibi serden geçti yiğitler gerektir, Bu türlü gözünü daldan budaktan sakınmayan erler boşu boşuna ölseler bile milletlerinin ruhuna soktukları duygu ile en müspet neticeyi almış sayılabilir. Çünkü bunlar millet için birer örnek ve birer remiz olurlar.

Kür Şad ve 40 arkadaşının ölümünden beri 13 asır geçti. Bu 13 asırda Türk milleti ne savaşlar, ne felâketler, nasıl korkunç hengâmeler, neler geçirdi; yalnız bir iki tanesi büyük ve sağlam milletleri devirecek ne acı bozgunlar tattı.Fakat işte o millet dipdiri ve ayakta duruyor. Yine kim olursa olsun dövüşe hazırdır. Denilebilir ki Türk milletine bu güç kaynağını veren şey ondaki Kür Şadlık ruhudur. Kür Şad'ı kutlularsak Kür Şadlık ruhunu yüceltmiş oluruz.

Büyük geçmişinden ilham alan yüksek tahsil gençliğinin, büyüklerimiz için günler yapmasını bütün samimiyetimle alkışlarken, büyük Namık Kemal'le büyük Gök Alp'ın ruhlarına, kendindeki büyüklükten yalnız bir parçasını tevarüs ettirmiş olan en büyük Kür Şad için de ayrı bir gün yapmalarını , biraz daha yaşlı bir arkadaş sıfatıyla, diler ve beklerim. Yüksek tahsil gençliği gibi Namık Kemal ve Gök Alp'ın ruhunu pek çok ve Kür Şad'ın ruhunu biraz sevindiren yüksek duygulu bir kütleden bunu beklemek hakkımızdır.

Kür Şad 639'da öldü. Beş yıl sonra yani 1939 da, onun ölümünün tam 1300. yılında büyük bir Kür Şad günü için şimdiden hazırlık yapılsa, onun hayatı için bir piyes yazılsa ve büyük adına Üniversite meydanında tek parçalı sade bir taşla kırık bir kılıçtan ibaret bir âbide dikilse nasıl olur? Üniversite bir ilim ocağıdır. Fakat şunu unutmamalıdır ki bir millette önce kahramanlar yetişir, ondan sonra şâirler gelir, âlimlerse daha sonra meydana çıkar. Üniversite bir ilim yeri, Kür Şad da ömründe ok ve kılıçtan başka bir şey kullanmamış bir asker olabilir. Lâkin şunu da kabul etmek lâzımdır ki arkadaşım Orhan Şâik'in dediği gibi:

En yüksek eserler kılıçla ve düşman kanıyla yazılmış olanlardır.

KOPUZ, 1939, Sayı: 3
HÜSEYİN NİHAL ATSIZ


Dileğimiz odur ki ;Cihan Tarihinin En Büyük Kahramanı KÜR ŞAD Atamıza layık bir TÜRK olalım. Tanrı utandırmasın.


Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Karlı dağların ardında biri yaşarmış...
ATTİLABİLGEHAN
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 973



« Yanıtla #12 : 25 Temmuz 2009, 18:06:02 »

 :GokTurk:EVET KÜRŞAT ATA BU VE DAHA FAZLASI. ONA VE ÇERİLERİNE ESEN OLSUN. ONU ANIMSIYORUZ. AMA ŞU ÇOK ÖNEMLİ HER DÖNEMDE İÇ VE DIŞ YAĞILARLA ZORLU BİR SAVAŞ VERİYORUZ. İÇERDEKİLER DAHA BİR BELA. OLMAZ OLASICALAR. UĞURSUZLAR. TTKY
 GökTürk GökTürk GökTürk GökTürk GökTürk GökTürk GökTürk GökTürk GökTürk GökTürk GökTürk GökTürk GökTürk
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
SELENGA
Ziyaretçi
« Yanıtla #13 : 25 Temmuz 2009, 22:41:17 »

Kahraman KÜRŞAD ve Çerilerinin Ruhlar'ı şad olsun ..




Şimdi beni ezenler, demek soyumu bilmez
Bozgunun ardındaki mutlak toyumu bilmez
Demek beni bilir de, deli huyumu bilmez
Çin'de kırkbir çeriyle ihtilal yapan kimdi?
Peki o uslanmaz kan hangi bedende şimdi?

Ali KINIK
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
İsbara Alp
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 17



« Yanıtla #14 : 04 Ağustos 2009, 15:26:37 »

Kür Şad Atanın Bahadırlığını Sözle Anlatmaya Kalksam Kelimeler Anlamsız Kalır..

Yanlız Nihal Atsız Bozkurtların Ölümü Adlı Kitabında Çok Güzel Anlatmış..

Hatta Okuyan Arkadaşlar Bilirler Yapılan Ok Yarışması , Çin Seddinde Yapılan Savaş Onun Bahadırlığını Anlatmaya Yeter..
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Yürekli-kam
Ziyaretçi
« Yanıtla #15 : 17 Ağustos 2009, 21:21:37 »

Teoman Yabgu'nun Kuzey Asya'da Büyük Türk Hakanlığı'nı kurduğu yıldan, Milattan önce 220 yılından, 854 yıl geçmişti. Milad'ın 634. yılında Büyük Türk Hakanlığı, mühim bir kriz devresine girmişti. Bu çağda, Büyük Türk Hakanlığı'nın başında Göktürk hanedanı bulunuyordu. Türklerin en büyük ve an'anevi düşmanı, Çin İmparatorluğu idi. Göktürk hanedanından gelen 10. Büyük Türk Hakanı Çuluk Kağan Çinliler , bir Çin prensesi olan eşi İçing Hatun eliyle zehirletmişlerdi. 621 de zehirlenerek ölen Çuluk Kağan'ın yerine kardeşi Kara Kağan geçti ve İçing Hatun'la, yani dul yengesiyle evlendi. Kara Kağan, zayıf bir şahsiyetti. Çinli eşinin entrikalarıyla büsbütün yanlış hareketler yapmaya başladı. üst üste gelen soğuklar ve kıtlık yılları da Türk illerinde büyük zararlar meydana getirdi. Bu durumdan faydalanan Çinliler, kuzeye, Türk ülkelerine büyük bir ordu gönderdiler .Kara Kağan yenildi. 100.000 Türkle beraber Çinlilere esir oldu. 4 yıl Çin'de yaşadı Kederinden öldü.

Çinliler, Kara Kağan'ın yerine Doğu Göktürk prenslerinden Sirba Kağan'ı Türk imparatoru ilan ettiler .Sirba Kağan, bir kukladan ibaretti. Hayatı 9 yüzyıla yaklaşan Türk devletinin, Çin'e tabi olduğunu kabul etmek mecburiyetinde kaldı. Yüzyıllarca Çin'in ve bütün Asya'nın efendisi olan Türkler , bu utandırıcı boyunduruktan silkinmek için fırsat gözlüyor , kendilerine bir lider arıyorlardı. Bu lider , ortaya çıkmakta gecikmedi. Bu kahraman, Çuluk Kağan'ın küçük oğlu, İçing Hatun'un üvey oğlu ve Kara Kağan'ın yeğeni, genç bir Türk imparatorluk prensiydi. Adı Kür Şad'dı. 40 kişilik bir ihtilal komitesi kuruldu ve Kür Şad'ı, çeşitli meziyetlerinden ötürü komitenin başbuğu seçti. Çinliler'i Türk yurdundan kovmak ve Çin'de esir yaşayan Türkleri kurtarmayı amaç edinen bu ihtilal komitesi başarı kazanırsa, Kür Şad hakan olmayacak ve siyasetten çekilecekti. Zira ihtilal tamamen milli bir gaye ile yapıldığından, hiç bir Türk'ün gönlüne şüphe düşmemesi lazımdı. Kür Şad'ın imparator olmak gayesiyle başa geçtiği söylenmemeliydi. Nitekim önce komite üyelerinden birkaçı, Kür Şad'm müstakbel hakan olarak ilan edilmesini teklif etmiş, fakat bu teklif, Kür Şad tarafından kesinlikle reddedilmişti. Bunun üzerine, ihtilal başarıya ulaşırsa, Kür Şad'ın ağabeyinin oğlu, yani yeğeninin hakan yapılması kararlaştırıldı.

Bu sıralarda Çin'de 18. imparatorluk hanedanı olan Tanglar'dan 2. imparator Li Şih-min hüküm sürüyordu. Li Şih-min 40 yaşında ve 13 yıldan beri tahtta idi. Çin, 50 milyon nüfusuyla dünyanın en kalabalık devletiydi. Kuzey Çin'de boyunduruk altında yaşayan yüz binlerce Türk, her an yok edilmek tehlikesiyle karşı karşıyaydı.

Türk ihtilal komitesinin planı şöyleydi : İmparator Li Şih-min esir edilecek, Türk illerine kaçırılacak, sonra Çin sarayında esir bulunan Türk ileri gelenleri ve Çin boyunduruğundaki Türk topraklan ile değiştirilecekti. İhtilal başarıya ulaşır ulaşmaz, yani Çin İmparatoru ele geçirilir geçirilmez, bütün Türkler ayaklanacaklar , rastladıkları Çinli'yi öldürüp istiklal kazanacaklardı.

Çin İmparatoru'nun her gece kılık değiştirerek başkenti Çangan şehrinde dolaştığı, Türkler tarafından haber alınmıştı. Bir sokak baskınıyla İmparator'un esir edilmesi, oldukça kolaydı. Ancak bu işin yapılması kararlaştırılan gece, aksi bir tesadüfle, büyük bir fırtına patlak verdi. İmparator sarayından çıkmadı. Kür Şad, gecikilirse ihtilalin duyulacağından ve Türklerin kılıçtan geçirilmesinden korktu. Akıl almaz bir cesaretle, imparatorluk sarayını basıp İmparator'u silah kuvvetiyle ele geçirmek kararını verdi. Arkadaşlarının, Çinliler'le kıyas kabul etmez derecede iyi silah kullanmalarına güveniyordu.

Gerçekten o gece 40 Türk asilzadesi, Çin imparatorluk sarayını bastı. Pek kanlı bir vuruşma oldu. Yüzlerce Çinli muhafız, 40 Türkün keskin nişancılığı ve vuruş mahareti karşısında can verdi. Türk okları ve kılıçlan, yıldırımlar gibi yağıyor ve değdiği yerden sütunlar halinde kan boşanıyordu. Ancak Çin İmparatoru'nun hassa kuvvetleri, yerden mantar bitercesine çoğalıyor , bir ölü muhafızın yerini on kişi alıyordu. Öyle bir an geldi ki, Kür Şad, İmparator'un ele geçirilmesine imkan olmadığını anladı. Sarayı terk etmek emrini verdi. Ancak yaya olarak kaçmaya kalkışmak delilikti. Mutlaka binecek at bulmak icap ediyordu. Sarayı basan Türkler , sokaklarda göze çarpmamak için atsız gelmişlerdi. Tek yol, sarayın has ahırını basıp at ele geçirmekti. Öyle yapıldı. İmparatorun has ahırına giren Kür Şad ve 39 arkadaşı, seyisleri öldürdüler .Buldukları atlara atladılar . Bütün muhafız duvarlarını parçalayarak saraydan çıkıp gittiler. Şehir surlarının bir kapısını zorlayıp Çin başkentinden de çıktılar. Ancak arkalarından bütün bir Çin ordusu geliyordu. Vey ırmağı kıyısına gelince, amansız takip, korkunç bir vuruşma ha!ini aldı. Irmağa varan Kür Şad ve 39 yoldaşı, suyu geçemeden çinli1er tarafından durduruldular .Birkaç yüz Çin askeri, Türk oklarıyla vurulup düştü. Fakat 40 Türk’te artık değil dövüşecek, yay çekip kılıç savuracak takat kalmamıştı. Göz yaşartıcı, pek haşmetli bir kahramanlık sahnesi içinde, güneşin ışınları karanlığın perdesini yırtmaya başladığı anlarda Kür Şad ve 39 arkadaşı, canlarını mümkün olduğu kadar pahalıya satmak için, son gayretlerini harcadılar Her dakika bir Türk, Vey ırmağının san topraklar üzerine seriliyordu. Bir an için çevresine bakmak fırsatı bulan ve vücudunda düşman silahı değmemiş yer kalmayan Kür Şad, kendisinden başka kılıç sallayan kimse göremedi. Arkadaşlarının hepsi ö1müştü. Son kılıcını savurdu. Şanlı atalarını, Teoman'ı, Oğuz Han'ı, Bumin ve İstemi Kağanlar'ı hatırına getirdi. Gözlerini yumdu ve 39 arkadaşının vefalı göğüslerine doğru düştü.

Bütün Türk illerinde, hiç bir kuvvet tarafından karşı konulmasına imkan olmayan bir İstiklal rüzgarı esti. 639 yılının karanlık ve fırtınalı bir gecesinde 40 Türkün hayalden dahi geçirilemeyen baskını,Çinlileri kalplerinin derinliklerine kadar titretti.Türkler, Kür-Şad’ın kardeşleri ve yeğenleri , pek şanlı Göktürk hanedanından yeni başbuğlar buldular.İstiklal ülküsü, yeniden taşarak, bütün Çini basmak, yine Asya’nın efendisi olmak derecesinde coştu.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Yürekli-kam
Ziyaretçi
« Yanıtla #16 : 17 Ağustos 2009, 21:22:47 »


Ve O KUTLU GÜNDEN BİR KESİT;

Kür Şad vaktin geldiğini hesaplamıştı. Arkadaşlarını adlarıyla çağırarak yoklamağa başladı:

- Binbaşı Bögü Alp!

- Buyur!

- Yüzbaşı Yamtar!

- Buyur!

- Yüzbaşı Yağmur!

- Buyur!

- Yüzbaşı Üçoğul!

Kür Şad bu seslenişe cevap alamadı. Bir an sustuktan sonra tekrarladı:

- Yüzbaşı Üçoğul!

Yine cevap yoktu. Üçoğul gelmemişti. Üzerinde durmıyarak yoklamağa devam etti:

- Onbaşı Gök Börü!

- Buyur!

- Onbaşı Ay Kutluk!

- Buyur!

- Onbaşı Emen!

- Buyur!

Şimdi sıra yeni onbaşılara, Kür Şad’ın onbaşılık verdiği genç Türk beğlerine gelmişti:

- Onbaşı Sungur!

- Buyur!

- Onbaşı Göktaş!

- Buyur!

- Onbaşı Barmaklak!

- Buyur!

- Onbaşı Kızıl Buka!

- Buyur!

- Onbaşı karabudak!

- Buyur!

- Onbaşı Çıgay Börü!

- Buyur!

- Onbaşı Tanrıvermiş!

- Buyur!

Beğler bitmiş, sıra karabuduna gelmişti:

- Kara Ozan!

- Buyur!

- Gümüş!

- Buyur!

- Yumru!

- Buyur!

- İl Kaya!

- Buyur!

- Çağrı!

- Buyur!

- Kalalduruk!

- Buyur!

- Utar!

- Buyur!

- Tunga!

- Buyur!

- Küçlük!

- Buyur!

- Ilaçın!

- Buyur!

- Yeke!

- Buyur!

- Arbuz!

- Buyur!


- Abı!

- Buyur!

- Turumtay!

- Buyur!

- Tuğrul!

- Buyur!

- Çobayıkmış!

- Buyur!

- Kaban!

- Buyur!

- Toluk Tüge!

- Buyur!

- Alp Aya!

- Buyur!

- Çengşi!

- Buyur!

- Öküş Kara Açkı!

- Buyur!

- Yığaç!

- Buyur!

- Kutan!

- Buyur!

- Yırım!

- Buyur!

- Badruk!

- Buyur!

- Tokuş!

- Buyur!
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
ATTİLABİLGEHAN
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 973



« Yanıtla #17 : 18 Ağustos 2009, 01:08:44 »

  GökTürk  ESEN OLSUN O KAHRAMAN YİĞİTLERE... 1250 YILDIR ONLARI ANIYORUZ NE MUTLU!  KURT
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
Motun_TR
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 384


Atsız' ın Çerisi


« Yanıtla #18 : 18 Ağustos 2009, 14:22:49 »

Eğer Atsız Ata' nın bu kitabını okumayan, okumaya fırsatı olmayan andalarım varsa mutlaka okumalarını tavsiye ederim.
Bağımsızlık uğruna canlarını veren Kür Şad ve o yiğit çerileri gibi olmayı Tanrı bize nasip etsin.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Yürekli-kam
Ziyaretçi
« Yanıtla #19 : 18 Ağustos 2009, 17:39:54 »

Eğer Atsız Ata' nın bu kitabını okumayan, okumaya fırsatı olmayan andalarım varsa mutlaka okumalarını tavsiye ederim.
Bağımsızlık uğruna canlarını veren Kür Şad ve o yiğit çerileri gibi olmayı Tanrı bize nasip etsin.


Kim ne derse desin o kitapları bilhassa bozkurtların ölümü ve dirilişini okumayan Türk Türkçü olamaz,çünkü o ruhun tadını alamaz o kitaplar bu ruhu Türk soylulara veriyor okurken Dışarı çıkıp çinli avlayasın geliyor,ya urungunun finali ağlamayan varmı aranızda.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: 1 [2] 3 4 ... 10
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.073 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.011s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.