KURDUN(BÖRÜ) TÜRK DESTANINDAKİ YERİ
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 13 Kasım 2019, 21:05:20


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: KURDUN(BÖRÜ) TÜRK DESTANINDAKİ YERİ  (Okunma Sayısı 5676 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
K A L K A N
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.927


YAŞAMIMIZI DÜŞÜNCELERİMİZ YÖNETİR


« : 15 Mart 2010, 22:52:15 »

KURDUN(BÖRÜ) TÜRK DESTANINDAKİ YERİ I
Kurdun Türk destanlarındaki yeri Bahaeddin Ögel’in çalıŞmalarında ayrıntılı yer almış iken;
Bozkurt, Gök kuyruklu kurt, Gök Kurt, Gök yeleli kurt (Uygur Oğuznâmesinde, Boz yeleli tecrübeli
korkunç kurtlar), Böri-Tigin/Bor Çıgın (Cengiz Han’ın oğlu), Kurt/börü (Belki de çok eski zamanlarda
Türklerde bir Totemdi, Hunlar çağında bir töz’dü. Göktürk çağında daha ziyade bir semboldü.),
Başkurt/Başkırt (Oğuz Han’a düşman halklar arasında gelmektedir.), Al börü/Al pörü (Altay
mitolojisinde, insanüstü cesarete sahip olan kutsal kahramanlarla, insanlara iyilik getirmeyen kötü ruhlara
verilen bir ad veya sıfattır. Al-pörü ‘Korkunç kurt’, alyı ‘Korkunç ve sihirli orman’ gibi), Al Kurt
(Kitanlardan Çin’e gelen tavus, tavus, kaplumbağa gibi kurt da ak idi), Kurt Ana (Kurt Ana ile ilgili
efsaneler, Kurt Ata ile ilgili efsanelerden daha yeni idiler.), Kurt ata (Kurt Ataya sahip şamanlar pek
makbul sayılmıyordu), Kurttan hamile (Cengiz Han Destanı’nda Alan Koa gece evinde yatarken odasına
parlak bir ışık girer ve o bu ışıktan gebe kalır. Işık daha sonra bir kurda dönüşür.), Kurt hizmetçi
(Göktürk Hakanlarının muhafız erlerine börü, kurt denirdi.) ve Tanrının habercisi (Altay Türkleri
ağaçkakan kuşunun Tanrı ile aralarındaki elçi) olduğuna inanıyorlardı. şamanların bazıları kartal veya
herkes kuşu olabiliyorlardı. Her birinin kılığına girdiği bir hayvanı vardı ve buna hubilgan deniyordu.
Yakut Türkleri bazen kurt veya tilkiden medet umar; bu iki hayvanın bol bol resimlerini yaparlardı. Kurt
şekline girme ‘Methamorphose’ olayına Altay ve Sibirya Türk destanlarında da sık sık rastlanıyordu. Bir
destanda 13 kız 13 kurt oluveriyordu.) Kurt Totem “Sibirya’da ongon sayılan hayvanların derileri
soyulup içleri dolduruluyordu. Hâlbuki Hun çağına ait kurtların derileri soyulmuş fakat içleri
doldurulmamıştır. Öyle anlaşılıyor ki, Kurt, M.Ö. II. Asırda bile iptidai totem mahiyetini tamamen
kaybetmişti. Kurt Türk halklarında kutsal bir tılsım veya arma haline gelmiştir. Nitekim Moğol
halklarındaki Ongon sözü de Çağatay Türklerinde ‘Tamga’ veya ‘arma’ anlamında kullanılmaya
başlanmıtır. Oğuz boylarını temsil eden av kuşlarından mürekkep ongonlar, Sibirya şamanizmindeki
iptidai manalarını çoktan kaybetmiş olmalıydılar. Kurt yiğit, Kurt alp/Kaskır Alp, ayrıca Kurt Dağı,
Kurt Derisi, Kurt Dili, Dişi Kurt, Kurt gözlü (Kırgız edebiyatında Manas gök gözlü, kır bıyıklı olarak
tasvir edilmiştir.), Erkek Kurt, Kurt kılından yüzük, Kurt Derisi (Ürgel yıldızının gökyüzünde açtığı
deliği kapatmak için bir bahadır 30 çift kurt derisinden bir eldiven yaptırır.), Kurtlu arma,
Kazıkurt/Kazıgurt (Oğuz ilinin gün doğusundaki dağlardan biri), kurt-koyun, kurt-tilki gibi kurtla
ilişkili isim ve isim tamlamaları vardır ki bir kısmı doğrudan inanç içeriklidirler. Bunlardan; Kurt dili
(Manas’ın okları kurt dilli kır oklardı), Kurt gözlü, Kurt kılından yüzük (Atilla’nın karısının yüzüğü
kurt kılları ile kaplıdır.), Kurt Mağarası, Kurt Yiğit ve Kurt Alp’in, tespiti bizim için yeni olmutur.1
“Aemirem bu derenin kurdu var
Her yiğidin gûna gûna derdi var
Balam küsmü ne virane yurdu var
Benim derdim hiçbir derde benzemez”
Erzurum türküsünde geçen ‘derenin kurdu’ tanımlaması ile kastedilmi olan bize göre derede
yaayan ve insanları parçalayabileceinden çekinilen kurt değildi. Bu zahiri belirlemenin yanı sıra, dere
sahipli idi ve o sahip bir kurttu. Zira Türk halk inançlarında, sahipler arasında kurdun da bulunduğunu,
“derenin kurdu” gibi “dağın kurdu”, “kalenin kurdu”, “ormanın kurdu”, “kalenin kurdu” tanımlamaları ile
özel bir kurttan bahsedildiğini diğer bulgular arasında da görüyoruz. Mesela, tamamen yanan bir
ormandan veya köyden en son ayrılan “köyün kurdu” olur.2 Umulmadık bir hareketin beklenilmeyen bir
kimse tarafından yapılması “hangi dağın kurdu öldü” deşimi anlatılırken bize göre burada anılan kurttur.
Altay dağlarında, Kurt Dağı adını taıyan birçok tepenin bulunması, Kurt Dağı Eyaleti’nden bahsedilmi
olması 3 üzerinde durulan anlamda bir mana ifade eder mi? Belirli uluslardan beherinin; bir kutsal daı,
bir kutsal bitkisi ve bir kutsal hayvanının olduu inancı bu noktada bir anlam ifade edebilir.
Kurt – Totem ve Kurt-Töz konusunda Celal Beydili de açıklama yapmaktadır. Arkaik dönemlere
ait kendisine has bir tapınma ekli olan ve kabile ve klanlarda görülen totemizme ait çok sayıda kuram
vardır. Etnik coğrafi anlamda, daha ziyade Avusturya, Afrika ve Amerika kabileleri arasında görülmütür.
Her klanın ayrı bir totemi vardı ve o klandan gelenler o totemi kutsal sayıp onun soyundan geldiklerine
inanırlardı. Türklerdeki ‘Kurt ata’ inancı ise herhangi bir kılan veya kabilenin deil tüm Türk soyluların
atası idi. Eski Türklerde kurt hiçbir zaman totem olmamıtı. Oğuz boylarının çadırlarındaki tözler totem
değildiler ve Selçukluların çift başlı kartı ise totemizmle ilgisi olmayan uğur getireceğine inanılan
birtakım semboller veya tılsımlardı. Totemist toplumlarda her klanın cet saydığı bir totem var iken
Türklerde sadece bozkurt vardır. 4 Tös-Töz, Sibirya Türk halk inançlarında ataların göstergesi olan bir
varlık. Moğolların “ongon” Tuva ve Uryanhay Türklerinin “eren”, Yakut Türklerinin “tangara” ve
“emeget” dedikleri putlara Yenisey ve Altay Türkleri “tös” yahut “töz” diyorlardı. Altaylarda her
oymağın bir “aru töz”ü vardı.5
Buryatlarda Tavşan’ın koşucu, Kuğu’nun şekline girinilen/hubilgan, Kartal’ın elçi ve kurt’un da
habercileri olduğuna inanılır. 6 Çorum’un Alevi inançlı Müslüman halkının dedelerinden Kurt Baba ile
Seyit Sultan savaş zamanında Kandil Baba’ya haber taşıyarak muhabereyi sağlıyorlardı. Kurdun üst
seviyedeki haberlemede görev üstlendiği inancında bir devamlılık vardır.
Kutsala habercilik yapma, haber yapanın kılığına girebilme ve kılığına girilebilenin resmini
yapma konusunda yaşayan bir inanç ve uygulama da Kafkasya’daki Türk kültürlü halklarda yaadığını
görebiliyoruz. Karaçaylar tahta karyolalarına kurt resmi çiziyor, mahkemede davalı olmaları halinde
duruşmaya gitmeden evvel bu kurt resmine bakıyor veya ellerini ona sürüyorlardı. 7
Ülger Yıldızı ile ilgili anlatıda olduğu gibi Kurt derisinin hikmetine Anadolu Türk kültür
coğrafyasında da inanılır. Büyü yapıldığı için zifafta baarılı olamayan gençler, Hakkâri yöresinde kurt
derisinde murat alırlar. Kurt kafasının esnetilmi derisinden geçirilmiş hasta bebeklerin şifa bulacaklarına
inanılır.8 Kurt derisinde olağan üstülük arama inancında da bir sürekliliğin olduğu söylenebilecektir.
Anadolu’da Kars ve çevresinde çocuk kırklanacağı zaman kırk suyuna fasulye tanesi gibi
sayılabilir şeylerden 40 adet konur. Bunlardan en makbulü bir çift kurutulmuş kurban veya kurt gözüdür.
Kurt gözü kurban gözü ile eş değerde algılanmış olup, Al Karısı ve benzeri gibi görünmeyen tehditlere
karşı koruyucu olduğuna inanılmıştır. Kurt gözünün mistik gücü de mitolojik dönemden günümüze kadar
gelebilmiştir.9
Kurt kılı, Atilla’nın eşinin yüzüğünde olduğu gibi, Anadolu bilhassa Doğu Anadolu halk
inançlarında da itibarlı bir yere sahiptir. Erkek çocuk daha bebekken burnu delinerek deliğinden kurt kılı
geçirilir ise, o çocuğun cesur olacağına inanılır. 10
Bizim kurt adı ile ilgili çalımalarımızda kurdun; Börü, Canavar, Asina, Gök börü gibi çeşitli
kullanım şekilleri ve Kurtalan, Kara kurt, Kurt kale, Kurt Dere gibi yer adı; Börü can, Börü bek, Hacı
kurt, Kurtman, Kurtça, Kurt veli, Kurt seyit, Kurtçepe gibi insan ismi; Kurt Oyunu, Kurt Ebe Oyunu gibi
oyun isimlerinde yer aldığına, kurtpençesi gibi ilaç isimlerinde de kurt ismine rastlandığına dair
tespitlerimiz olmuştu. 11
Bu arada Eski Türk inançları, Eski Türk inanç Sistemi, Tengricilik, Gök Tanrı inanç Sistemi,
şamanizm veya Kamizm nedir veya ne değildir türünden hususları bir yana, aralarındaki ortaklıklar ve
farklılıklar da keza bir tarafa; Türklerin eski dinleri ile ilgili çalışma yapacak olanlar, Bahaeddin Ögel’in
çalışmalarında sorularına cevap bulabilirler. Ayrıca bu inanç isimlendirmelerinin hepsinde de
çalışmamıza konu olan kurt içerikli inançlar vardır.
Bahaeddin Ögel 1924 yılında Elazığ’da Harputlu bir esnaf ailenin çocuğu olarak dünyaya
gelmiştir. O, kardeşlerinin en büyüğü idi. Tarihçi oluşunda Harput’un zengin tarihi dokusunun ve
annesinin etkili olduğu ifade edilir. “Türkiye’de bir çok insanın Türk kültürü, Türk dünyası,, Türkistan ve
Orta Asya Türk kültür Tarihi gibi konularda ilgilenmek şöyle dursun, sözünü dahi etmeğe cesaret
edemedikleri veya lüzumsuz buldukları dönemlerde Ögel, bu konuların uzmanı olarak yazılar kaleme
almış, üniversite kürsülerinde dersler vermiş, tezler yönetmiş, yayımlamıştır. şu anda onun araştırma
konusu bugün Türk insanını yakından ilgilendirmektedir”12
Bahaeddin Ögel ilk ve ortaokulu memleketinde, liseyi Malatya’da okuduktan sonra, 1941 yılında
DTCF’ye kaydolur. Fakülte öğrenciliği sırasında bölümünün derslerinin dışında arkeoloji ve Çin dili ve
edebiyatı dersleri de alır. 1945 yılında DTCF’den mezun olur. Daha sonra Moğolca ve Farsçayı
çalımalarında yaralanabilecek kadar öğrenir. Bu dönemde Türkçe ve Almanca makaleler
yayınlamaktadır. Mezuniyetten sonra Erzurum Lisesi’nde öğretmenlik ve alanı ile ilgili aratırmalar
yapar. Bu dönemde de bölgenin kültür tarihi ile ilgili makaleleri yayımmaktadır. 1947 yılında Hasanoğlan
Köy Enstitüsü’ne tayini çıkar. Buranın yüksek kısmı kapatıldığı için Millî Eğitim Bakanlığı bursunu
kazanarak Prof. Dr. W. Eberhard’ın yönetiminde doktora öğrencisi olur. “Uygur Devletinin Kuruluşu”
konulu tezi ile 1948 yılında tarih doktoru olur. Alanı ile ilgili araştırma ve yayınları devam eder. Aynı yıl
mezun olduşu fakültenin Tarih Bölümü Genel Türk Tarihi Kürsüsü’ne stajyer asistan olur. 1950–1952
yılları arasında askerliğini yaparken doçentliğe de hazırlanır ve 1952 yılında doçentlik yabancı dil
imtihanını kazanır. 1953 yılında iran’da alanı ile ilgili çalımalarda bulunur.
Bahaeddin Ögel, aynı yıl Almanya’ya gitti. Hamburg Üniversitesi, Münih Üniversitesi ve Maine
Üniversiteleri’nde alanın otoriteleri ile temasları oldu. Türk kültür tarihi araştırmaları için uyguladığı
metodu burada edindi. Türkiye’ye dönünce, 1955 yılında tarih doçenti oldu. 1957 yılında mezun olduğu
fakültede Türk Tarih Kürsüsüne doçent olarak atandı. 1959 yılında burslu araştırmacı olarak tekrar
Almanya’ya gitti. Almanya’dan 1961 yılında dönen Bahaeddin Ögel Çin’e gidemeyince Taiwan
Hükümeti kanalı ile misafir öretim üyesi statüsü ile 1962–1963 yılarında Taiwan’da çalıştı ve Sino-
Turcia adlı eserini burada yayınlayıp, akabinde Japonya’da sahasıyla ilgili temasları oldu. Daha sonra bu
çalışma hocanın profesörlük tezi olacaktır. 1964 yılında Türkiye’ye döndü.13
Ankara Gençlik ve Spor Akademisi (1976–77), Kara Harp Okulu (1977–78), A.Ü.Fen
Fakültesi’nde (1982–1984) ders veren Bahaeddin Ögel, Atatürk ilkeleri ve inkılâp Tarihi, A.Ü. Türk
inkılâp Tarihi Enstitüsü, Gazi Üniversitesi inkılâp Tarihi, Fırat Üniversitesi’nde (1978–82) keza alanında
dersler verdi. Zaman zaman idari görevlerde bulundu.
Bahaeddin Ögel hocamın Türk kültürünün tarihi ile ilgili çalımalarında, Çin’de 3 yıl kalmı
olmasının etkisi muhakkak ki, büyük olmutur. “islamiyet’ten Önceki Türk Kültür Tarihi, Türk Mitolojisi
I-II, Türklerde Devlet Anlayşı, Türk Kültürünün Gelişme Çağları, Hunlar I-II gibi eserleri bu teşhise
şahitlik etmektedirler. Keza 20 cilt olarak planlanmış iken 9 ciltte kalmış olan Türk Kültür Tarihine Giriş
isimli eseri de, bu konuda bir başka dev kanıttır. Bu eseri; Türklerde yaylak-kışlak hayatı, ziraat kültürü,
ev kültürü, yemek kültürü, giyecek ve süslenme, tuğ ve bayrak, ordu ve ordugâh, otağ ordu ve aile
disiplinin temelleri, devlet ve ordu mehteri, halk musikisi gibi konuları ihtiva etmektedir. Bahaeddin
Ögel, 1924’de başlayan hayatından, 07 Mart 1989 tarihindeki son nefesine kadar Türk kültür tarihini
adeta yaayarak araştırmıştır 14
Günümüzde sadece günümüz Türkiye’sinde değil, Türk kültür coğrafyasının her kesiminde ve
sadece ana dili Türkçe olan halklar değil, Türklük araştırmaları arttıkça kendisini daha yakından tanıma
imkânı bulan ortak medeniyetin halkları da Türklük araştırmaları yapmaktadır. Siyasî iktidarların değişen
siyasî tercihleri bir şekilde Türklük anlayışlarına, giderek Türklük araştırmalarına doğal olarak
yansımaktadır. Ancak Soğuk savaş'tan sonra Türk hükümetleri kültür akrabalarına karşı kültürel kimlik
arayışında da ilgisiz kalmamışlardır. ilgili bakanlıkların çalışmaları doyurucu olmasalar da bu gerçeğe
şahitlik yapmaktadır. Sivil toplum kuruluşlarının araştırmalarının yanı sıra, Türk üniversitelerinde tarih,
sosyoloji, arkeoloji, filoloji, halkbilimi alanlarında bölümler kurulmuş, lisans ve lisansüstü programlar
açılmış, araştırma merkezleri oluşturulmuştur. Bunlar yayın faaliyetleri ve kültür ölenleri ile donatılmı,
Aynı coğrafyanın halkları ortak üniversiteler tesis edip öğrenci ve öğretici mübadelesi uygulamaya
başlamışlardır.
Bahaeddin Ögel bütün bu arayış ve uygulamaların zorlukların kişisel gayretler ile aşıldığı
dönemin bir alp ereni idi. Hocamla Türk Devlet Anlayışı isimli kitabının yazılma döneminde daha yakın
ilişki içerisinde olduk. Bu yıllar Cumhuriyet Dönemi Türk Tarihi ile daha yakından ilgilendikleri yıllardı.
Bu yıllar, Türk devletinin devlet yönetimi konusunda, Türk devlet yönetiminin aksakallardan dinlemeye
daha fazla ihtiyaç olduğu dönemdi. Hocam sadece üniversite kürsüsünden öğrencilerine, yayınları ile tüm
Türk halkına seslenmekle kalmıyor, her danııldıında resmi zevata aksakallık da yapıyordu. Ünlü “On
altı Türk Devleti” içerikli takvim hocamın hocalığı, Türk Kültürü Araştırma Enstitüsü araştırmacı
kadrosunun desteği ile ve bizlerin asistanlığı ile yapılabilmiştir.
Bu takvimde imparatorluk olabilmiş Türk devletleri haritaları ile gösterilirken; ayrıca bu
haritalarda başkentleri, ülke sınırları, resmi ile birlikte kurucuları, kuruluş ve yıkılış tarihleri de
belirtiliyordu. Takvimde halkın mensup olduğu din, kullandığı alfabe, resmi dili dönemlerindeki ünlü
kültürel olaylar, insanlık kültürüne katkıları ve yıkılış sebepleri de kısa açıklamalarla anlatılmakta idi. Her
sahifesinde Atatürk’ün bir vecizesi vardı. Atatürk’ün doğumunun 100. yılı münasebeti ile çıkarılışı 1981
yılına tarihlenmişti. Bu benzeri yayınlarla gençliğe kendisine güven hissi verilmek isteniyordu. Gençliği
12 Eylül’e getiren sebepler arasında gençliğin geçmişini bilmeyişinin de katkısı olduğuna inanılıyordu.
Konulan teşhise göre gençler kendi kültürlerinden uzaklatırıldıkları için millî olmayan fikir akımlarına
ve giderek çatımaya sürüklenmişlerdi. Bu tür çalımalarla ‘Çok devlet, hatta imparatorluk kurmaktan
daha önemlisi onu koruyabilmek yaşatabilmektir. Kurulan devletlerin büyük çoğunlukları iç kargaşalar ve
kardeş kavgası sonucu yıkılmıştı. Birlikte yaşamakta olan halklar eserlerinin kıymetlerini bilmelidirler.’
Mesajı verilmek isteniyordu.
Bu arayış M. Kemal Atatürk’ün, “Büyük devletler kuran ecdadımız büyük ve şümullü(kapsamlı,kapsamı geniş olan)
medeniyetlere de sahip olmuştur. Bunu aramak, tetkik etmek, Türklüğe ve cihana bildirmek bizler için bir
borçtur. Türk çocuğu ecdadını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır.”
açıklaması ile temellendiriliyordu.
Gençlik olayları emperyalizmle de irtibatlandırılıyor; iç çalkantıların, gençliğin düşman
kamplara ayrılmış olmasının dış çıkar çevrelerine menfaat sağladığı üzerinde duruluyordu. Tırmanmaya
başlayan etnik milliyetçilik şark Meselesi’nin yeni tezahür şekli olarak algılanıyordu. Bu dönemde
birlikte yaşayan halkların inkârına değil, millî kültürel kimliğin oluturucusu olduklarının izahının
gerektiğine inanılıyordu. Zira sınıfsız toplum iddiası ile yapılan bir kısım mücadele sınıf mücadelesine
dönütürülmütü. Vatanın bir kısım evladı bölgecilii mücadelesine esas edinmi bölgelerinin kimlik
farkı nedeniyle sömürüldüğünü savunuyor, karşı görüşte olanlarla aralarında ciddi çatışmalar
olabiliyordu. şark Meselesi’nin yeni sahnelenii için üniversite gençliği vasat olarak seçilmişti. Farklı
kimliğe mensubiyet iddiası çeşitli yayınların yapılmasında Sevr mimarı ülkelerce de destekleniyordu. Bu
yayınlarda bölge halkına farklı bir millî tarih, millî dil millî kültür verilmek isteniyor, Türk millî kültürel
kimliği ihtilaflı kimliklere bölünmek isteniyordu. Bununla bağlantılı olarak, ‘hâkim ulusun mağdur halkı’
intibası verilmek isteniyordu. ‘Yaratılmak istenilen kimliğe mensup olanların siyasî, iktisadî, kültürel
sömürüye mahkûm edildikleri, bu mahkûmiyete farklı oluşlarının yol açmış olduğu’ dayatılıyordu.
Çelişki kimlik farklılığı üzerine kuruluyor ve çözüm, ‘ezen kimliğe mensup olanların yönetiminden
kurtulmak olduğu’ eklinde gösteriliyordu. Bu kurtuluşun bazı kesimlerde rejim değişikliği ile (sosyalist
veya islamî); bazı kesimlerde, demokratik yöntemlerle ve bazı kesimlerce de iddet yöntemiyle
olabileceğine inanılıp etkinlikler sürdürülmüş, giderek üstünlük şiddet yanlılarının eline geçmişti.
Bu dönemde yaanılan olaylar Anadolu Türklüğünün kültürel kimliğinin tekrar masaya
yatırılmasını gündeme getirmiştir. Tarih, dil, sosyoloji, kültür ve benzeri alanların bilginleri kültürel
kimliği tartışmaya başladılar. Birlikte yaşayan halkların ortak eserleri olan cumhuriyetin çatısı altında,
inkâra sapılmadan, birliği yitirmeden, nasıl yaanabileceği konusunda eserler vermeğe başladılar.
Bu çalışmalarının sürdüğü yıllarda Bahaeddin Ögel hocamız, ‘Millet ve Milli Birlik Bilinci’ adlı
kitap münasebeti ile yaptığı açıklamalarında Türkiye ve Türkiye dışındaki aynı kültürlü halklar
konusunda görüşlerini açıklamaktadır. Bu münasebetle; “Türk lehçelerinin karılıklı lügatleri yapıldığı,
Türk el sanatları, toponomisi, onomastiği, halk oyunları ve folklorun dier sahalarıyla ilgili çalımalara
ciddi bir şekilde devam edildiği taktide, Büyük Türk Dünyası’nın çeitli kesimleri arasındaki saklı
kültürel gerçekler ortaya çıkacak; ayrı parçalar görünümü arz eden Türk kültürünün bir bütün olduğu
anlaılacaktır. Bu çalımalar kısa zamanda semeresini verirken; Bir tarafta esir Türk ellerinde
uygulanmakta olan ‘milliyetini unutturma’ faaliyeti geçerliliğini yitirecek, diğer taraftan Türkiye’de
kültür bölücülüğü yaparak mahalli kültür kesimlerinden farklı milliyetler yaratmaya çalıanlar etkisiz hale
getirilmiş olacaklardır.” demektedir. 15
Biz hocamıza kültür komisyonlarında yaptığımız asistanlık yıllarından ve bilgi öleni türü
faaliyetlerde kendisinden alabildiğimiz irfanı paylaştığımız ortak anıları ölümü münasebeti ile yazmı
olduğumuz bir yazıda anlatmaya çalışmıştık. 16
Esasen bir kültür stratejisi dâhisi olan Atatürk’ün DTCF projesi ile TTK ve TDK projelerinin
hedeflerini aynılık ve ayrılıklarıyla tartımak Atatürk’ün kültür milliyetçiliini anlamak için fevkalade
gereklidir, kanaatini taşıyoruz. Türkiye Cumhuriyetini sadece ve yalnız başına ana dilli Türkçe olan halk
kurmamış, Cumhuriyet, ana dili farklılıklarına rağmen bir kültür ve eğitim dili olan Türkçeyi millî dil
olarak kabul eden halklar tarafından birlikte kurulmuştur. Bu eserin altında, Anadolu’ya Balkanlardan
Orta Doğu’dan ve Kafkasya’dan gelen ve kader birliği yapmış olan Türk kültürlü halkların da imzası
vardır. Bu ortaklık demokratik olma adına demografik yoğunlukla orantılı olacaktır. Türk kültür
coğrafyası Anadolu ve onun ilgili yakın çevresi ile sınırlı değil aynı zamanda ata vatan-ana vatan
meselesidir. Bu itibarla Anadolu’yu araştırma çalışmaları, Anadolu’daki Türk kültürlü halkları kültür
akrabaları olan diğer halklardan soyutlayarak sağlıklı biçimde yapılamaz.
inceleme konumuz itibariyle sıklaştırılacak doku halk kültürü ve özelde de halk inançları
kültürüdür. Halk inançları kültürü-halk kültürel kimliği-millî kimlik bağlamında yapılacak
antiemperyalist kültür strateji araştırmalarında, halk inançlarına diğer ilmî disiplinlerden destek
sağlanılması gerekecektir. Bu ihtiyaç bilhassa uluslar arası ilişkilerde geliştirilecek yeni strateji metotları
için gereklidir. Halk inançları çalışılırken anonim olması bakımından bir halk felsefesinin olduğundan
bahsedilemeyecektir. Felsefe rasyonelken, irrasyonel olan inanç ve bilhassa sınırlarını kolay
belirlenemeyen irrasyonel halk inançlarının ilmîliği nasıl izah edilebilecektir. Felsefe okul kurucusunun
görüşleri ile kimlik edinirken, halk bilgelerinin aksakalların akpürçeklerin birtakım birikimlerine duyulan
ihtiyacı ne nispette karşılayabilecektir. Felsefe, hurafeden gerçeşi ayıklarken halk inançları çok kere
hurafe içerikli de olabilmektedir. Bu noktada halk inançları felsefe için bir araştırma vasatı veya
kaynaklık niteliği taşıyabilecek midir?


KAYNAKÇA
Aşan, Abdulkadir Yuvalı Muhammed Beşir (1995), (Hazırlayanlar) Prof. Dr. Bahaeddin Ögel, Türk Dünyası
Araştırma Vakfı, İstanbul.
Beydili, Celal (2005), Türk Mitolojisi Ansiklopedik Sözlük, çeviren; Eren Ercan, yurt Yayınları, Ankara.
Çobanoğlu, Özkul (2001), Türk Dünyası Ortak Atasözleri Sözlüğü, Atatürk kültür Merkezi, Ankara.
Kalafat, Yaşar, Hocam Bahaeddin Ögel, Türk Kültürü Dergisi, S. 320, Ankara.
Kalafat, Yaşar (2007), Türk Kültürlü Halklarda Halk inançları I, Türk Kalk irfanında Kurt, Lalezar, Ankara.
Kalafat, Yaşar, “Dedem Korkut’un Kurdu”, Prof. Dr. Cihat Özönder Armğanı ‘baskıda’
Kalafat, Yaşar, “Sarı Saltuklular”, Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
www.yasarkalafat.info

Kaypanov, Bilal (2000), “Karaçay Türklerinin Börü ‘Kurtla’ ilgili Töreleri” As-Alan, Moskova, 2000.
Ögel, Bahaeddin (1989), Türk Mitolojisi, C. I, ‘Kaynakları ve Açıklamaları ile Destanlar’ Türk Tarih Kurumu,
Ankara.
Seferoğlu Ş.K.-H.Başbuğ (1995), Millet ve Milli Birlik Bilinci, Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü, Ankara.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

SEN  TANRI   DEĞİLMİSİN ,  ADINI    YARGILATMA
SANA   TANRI   DEYİNCE ,  DİNİMİ     SORGULAMA
YA  ADAM  ET  BUNLARI , YA  BERABER  YAŞATMA
KANI  BOZUK  OLANLAR  "TÜRK'ÜM" DİYEMESİNLER
𐱃𐰀𐰴𐰾𐰃𐰤 𐰴𐰀𐰞𐰴𐰀𐰣
K A L K A N
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.927


YAŞAMIMIZI DÜŞÜNCELERİMİZ YÖNETİR


« Yanıtla #1 : 15 Mart 2010, 22:54:33 »

KURDUN(BÖRÜ) TÜRK DESTANINDAKİ YERİ II
Bu yıllarda biz Anadolu Türk halk kültürünün de, Anadolu halkı arasında bir kültür köprüsü
oluşturdukları üzerinde çalışıyorduk. Anadolu dışındaki Türk kültür coğrafyası ile hocamın
çalışmalarındaki bulgulardan hareketle teyit etmeye kalkıp, hocamın da bu alandaki çalışmalara bizzat
katılmasını isteyince hocamız “Ben anahtarı, metodu sizlere taşıdım, kapının tam açılması için yeni
çalışmaları da sizler yapın” anlamında açıklamalar yaparlardı. Hocam eserlerinde yaşayan sözlü kültür
örneklemelerine başvurduğu da olur, ancak onların yapılmasını adeta ilgili disiplinlere bırakırdı.
Biz çalışmamızın bu bölümünde, atasözlerinden hareketle kurt içerikli 12 ayrı atasözünü
Türkiye, Kuzey ve Güney Azerbaycan, Osmanlı, Uygur, Gagavuz, Çuvaş Kırgız, Kazak Tatar Başkurt
gibi farklı Türk lehçelerine ait 240–250 özlü sözle karşılaştırmaya çalışacağız. Türk lehçelerine göre
atasözü seçimini Ö. Çobanoğlu’nun bir esrinden 17 yapıp bizim sözlü kültür verilerimizdeki bilgilerle
karşılaştırdık.
Kurda konuk giden köpeğini yanında götürür (Türkiye Türkçesi)
Kurdun konaklığına get, köpeği de ardından apar (Kazak Türkçesi)
Börünen dost olsan, itin yanında olsun (Kırım Türkçesi)
İt ilen yoldaş ol ama çomağı elinden yere koma (Kaşkay Türkçesi)
Kurda mihman bolsan, köpünin yanında bolsun (Türkmen Türkçesi)
İt bilen yoldaş bolsan kolindin tayak çüşmisun (Uygur Türkçesi)
Kurdun adı kötü, arada tilki var, baş keserler (Türkiye Türkçesi)
Şagal bar başını iyer, gurdun adı yamandır (Türkmen Türkçesi)
Çakal var ki, baş keser, kurdun adı bedmandır (Kazak Türkçesi)
Çakal var baş kopardı Türkün adı yamandı (Kerkük Türkçesi)
Tilki var baş koparır, kurdun adı pislige çihib (Güney Azerbaycan Türkçesi)
Kurdun ağzı yese de kan yemese de kandır (Türkiye Türkçesi)
Börinin avzı jese de kan, jemese de (Kazak Türkçesi)
Börinin yesa ham oğzi kan, yemese ham ağzi kan (Özbek Türkçesi”
Başkırdın avızı yesen de kan, yemesen de kan (Nogay Türkçesi”
Kurdun oğlu kuzu olmaz (Türkiye Türkçesi)
Börinin balası böri bolur (Kıpçak Türkçesi)
Kurt enügi yine kurt olur (Oğuz Türkçesi)
Kurt eniği köpek olmaz (Bulgar Türkçesi)
Böriden eçki pütpes (Altay Türkçesi)
Birönün bari kök (Afgan Türkçesi)
Kurt/it ağzından kuzu/kemik alınır mı? (Türkiye Türkçesi)
Kurt avın komaz (Oğuz Türkçesi)
Kaşkar savarençen surah kayalla tuhas suk (Çuvaş Türkçesi)
Canavar azından kuzu alınmaz (Gagavuz Türkçesi)
Suskici huçanan peerisçen me (Hakas Türkçesi)
Kurtağzından olmaz sumuk çıhardan (Kaşkay Türkçesi)
Kurt zayıflığını ite bildirmez dişini gösterir (Türkiye Türkçesi)
Börü arıklığın bildirmes itke tişin ircaytır (Altay Türkçesi)
Börü kartlığın belletmez itke tişin akşaytır
Böri arığın bildirmez üçün itge tügün çüyre aylandıra erdi (Karaçay Türkçesi)
Böri arıklığın bildirmes, sırtnı cünin kampaylar (Karakalpah Türkçesi)
Kurt dumanlı havayı sever (Türkiye Türkçesi)
Kurd dumanlu gün ahtarur (Güney Azerbaycan)
Börünün azıgı boranda (Karaçay Türkçesi)
Kurt eniği yine kurt olur (Türkiye Türkçesi)
Böri beri kök (Afganistan Türkleri)
Börinin balisi böre (Uygur Türkçesi)
Kurt uşağı kurt olar (Kaşkay Türkleri)
Kurt kocayınca ite maskara olur (Türkiye Türkçesi)
Aslan kartaysa çıçkan uyasan közetler (Altay Türkçesi)
Kocalanmış kurt, çüpeğin maskarası olur (Balkar Türkçesi)
Büri kartaysa itler külkisi bula, imiş. (Tatar Türkçesi)
Kurtla koyun dost olmaz (Türkiye Türkçesi)
Kurt koylarga çoban bolmas (Kıpçak Türkçesi)
Kaşkar ketevençe putek surah kurayman (Çuvaş Türkçesi)
Kuuda kuzu emanet edilmes (Deliorman Türkçesi)
Gurt bilen goyun guda bolmaz, guda bolsa da goyun gülmez (Türkmen Türkçesi)
Kurt komşusunu yemez/Kurt kurdu, it iti yemez (Türkiye Türkçesi)
Böri konşisin cemes/it itni aşamas (Altay Türkçesi)
Kaşkara kaşkar simest (Çuvaş Türkçesi)
İt itni aşamas (Kumuk Türkçesi)
Böri hamsayiga ala karamas (Özbek Türkçesi)
Kurt tüyünü değiştirir huyunu değiştirmez (Türkiye Türkçesi)
Böri kılın taslasa da, kılığın taslamas (Nogay Türkçesi)
Tilkü tügün taşlar, huyun taşlamaz. (Kırım Türkçesi) 18
Bizim halk inançları çalışıcısı olarak tespitlerimiz arasında ise;
“Aç kurt gibi saldırmak”
“Ardından yüz köpek havlamayınca kurt, kurt sayılmaz”
“Kurda konuk giden köpeğini yanında götürür”
“Kurdu ormandan açlık çıkarır”
“Kurdun adı çıkmış tilki var baş keser”
“Kurdun ağzından kuyruk alınmaz”
“Kurt komşusunu yemez”
“Kurtla koyun kılıçla oyun olmaz”
“Kurtla ortak olan koyunun payı ya tırnak ya bağırsak”
“Kurktan korkan koyun saklamaz”
“Keçi kurttan kurtulsa gergedan olur.”
“Keçiye rakı içirmişler kurdun evini sormuş”
“İl ogrusuz dağ börüsüz olmaz”
“Kurt tüyünü değiştirir ama huyunu asla”
“Kurt kurtluğunu eninde sonunda yapar”
“Kurttan kuzu doğmaz”
“Zamanında gözünün kurdunu kırmazsan gün olur o senin baını kırar”
“Kurttan kulağı Eksik”
“Kurtla kıyamete kadar”
“Kurt koyunun pahalı olduğunu bilmez”
“Tüylü koyunu kurt yemez”
“Kurt ile Koyun ateş ile su”
“Kurdu koyunla barıştırmak”
“Ne kurdu gör ne kulhuyu/Ihlası oku”
“Kurtlar ile kuşlar ile Mevla’yı çağırmak”
“Kurda kuşa yem olmak”
“Kurt kurdu yemez”
“Kurdun ağzını bağlayan da açan da ona rızkını verendir.”
“Kurt yüzü mübarektir”
“Ağzı bağlı kurt emin kurttur”
“Kurt uluyanda gökten Kudret helvası yaşar”
“İt kurt gibi ulur ise uğursuzluk getirir”.
“Kurdun yol kesmesi zafer alametidir.”19 2007)”
“Kurt komşusunu talamaz”, “Komşu kurdu beni talasın” atasözlerinin geçmişlerine gidilirken;
“Böri koşnısın yimes”i belirtmekte ve bu konuyu Güvahî’den bir beyitle yâd etmektedir:
“Çün incitmez meseldir konşusun kurt,
Sen incitmek neden olanı hem yurt” 20
Güvahi’nin “kurt” tanımı ile bizim “Türk” tanımımız arasında çok ince ve fakat çok sağlam olan
aynı zamanda geçmite bilhassa tasavvuf ehlince gündeme getirilmi olan bir ba bir ilinti vardır. Biz
Türk’ü töre bağlantılı bir yaşam biçimi olarak düşünüyoruz. Türklük, özelde de mistik boyutu da olan bir
ilişkiler bütünüdür. Türklüğü kişioğlu ile Tanrı, kişioğlu ile kişioğlu, kişioğlu ile canlı ve cansız çevresi,
kişioğlu ile resmi idari yönetim ilikileri bütünü olarak düünüyoruz. Genceli Nizami, Mevlana, Yunus
Emre ve dierlerine göre Türklük güzellik ve Türk güzel demekti. Türkçe güzel dil, Türkeli güzel yurt,
Türk töresi adalet ve demokrasi içerikli idi. Türk sesi, yüzü, işi, ilişkileri güzel demekti. Türk
yağmalayan, çapulculuk yapan haksız kazanç edinen, tembel olan deildi. Kişioğlu güzelliklerle
bezendiği nispette Türk olabiliyor veya Türklükten uzaklaıyordu. Kurt komusunu incitmez iken, halk
tefekküründe kurda itibar eden bir halk, hem inciten ve hem de Türk olabilir mi idi?

KAYNAKÇA
Aşan, Abdulkadir Yuvalı Muhammed Beşir (1995), (Hazırlayanlar) Prof. Dr. Bahaeddin Ögel, Türk Dünyası
Araştırma Vakfı, İstanbul.
Beydili, Celal (2005), Türk Mitolojisi Ansiklopedik Sözlük, çeviren; Eren Ercan, yurt Yayınları, Ankara.
Çobanoğlu, Özkul (2001), Türk Dünyası Ortak Atasözleri Sözlüğü, Atatürk kültür Merkezi, Ankara.
Kalafat, Yaşar, Hocam Bahaeddin Ögel, Türk Kültürü Dergisi, S. 320, Ankara.
Kalafat, Yaşar (2007), Türk Kültürlü Halklarda Halk inançları I, Türk Kalk irfanında Kurt, Lalezar, Ankara.
Kalafat, Yaşar, “Dedem Korkut’un Kurdu”, Prof. Dr. Cihat Özönder Armğanı ‘baskıda’
Kalafat, Yaşar, “Sarı Saltuklular”, Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
www.yasarkalafat.info

Kaypanov, Bilal (2000), “Karaçay Türklerinin Börü ‘Kurtla’ ilgili Töreleri” As-Alan, Moskova, 2000.
Ögel, Bahaeddin (1989), Türk Mitolojisi, C. I, ‘Kaynakları ve Açıklamaları ile Destanlar’ Türk Tarih Kurumu,
Ankara.
Seferoğlu Ş.K.-H.Başbuğ (1995), Millet ve Milli Birlik Bilinci, Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü, Ankara.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

SEN  TANRI   DEĞİLMİSİN ,  ADINI    YARGILATMA
SANA   TANRI   DEYİNCE ,  DİNİMİ     SORGULAMA
YA  ADAM  ET  BUNLARI , YA  BERABER  YAŞATMA
KANI  BOZUK  OLANLAR  "TÜRK'ÜM" DİYEMESİNLER
𐱃𐰀𐰴𐰾𐰃𐰤 𐰴𐰀𐰞𐰴𐰀𐰣
Kaan Ulas
OTAĞ BEKÇİSİ
Türkçü BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 5.022


Madem ki Türküz; o halde Türk gibi yazarız.


« Yanıtla #2 : 01 Nisan 2016, 23:01:52 »

Türklüğün sembolü BOZKURT.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

ATSIZCA, ATSIZCILIK
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.444 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.007s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.