KARLUKLAR
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 21 Ekim 2019, 04:13:57


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: KARLUKLAR  (Okunma Sayısı 2588 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Buga Yaktu
Türkçü BOZKURT

ileti Sayısı: 4.112


Türk var oldukça,Türkçülük ateşi de yanar durur.


« : 03 Ocak 2015, 16:28:15 »

İslam Öncesi Türk Tarihinde boy gösteren Eski Türk boyları sisteminin
öne çıkanlarından biri de Karluklardır. Onlar Çin kaynaklarında Gök Türk
hanedanına yakın gösterildikleri için Töles boy grubu içinde değil ayrı büyük
bir boy olarak anlatılmışlardır. Doğu Gök Türk devletinin zayıflaması ve
yıkılması diğer boy grupları olduğu gibi onların da önünü açmıştır. Yani
bağımsız hareket etmek fırsatı bulmuşlardır. II. Gök Türk devletinin
zayıflaması üzerine Uygurlar ve Basmıllarla işbirliği yaparak bağımsızlık için
adım atsalar da Uygurların hakimiyetini kabul etmek durumunda kaldılar.
Daha sonra güney batı istikametine göç ederek Tanrı dağları havalisinde
yerleştiler. Karahanlı ve Gazneli gibi iki büyük devletin kurulmasına katkı
sağladılar.
Aslında tarih sahnesinde ilk göründükleri sırada Karluklar(Ho-luo-lu),
Altay Dağlarının batısında Pu-ku-chen Suyu kenarında gösterilmektedir
.
Burası onların ilk yurtları olmayabilir. Ancak, 630 yılından önce Karlukların
yaşadığı bölge konusunda bize fikir vermektedir. Zaten daha sonra Tarbagatay
bozkırlarında yayıldıkları karıştıkları tarihi olaylardan anlaşılacaktır.
Bilindiği gibi 627 yılını takiben Doğu Gök Türk ülkesinde büyük bir
boylar hareketi oldu. O sırada Batı Gök Türk ülkesi hükümdarı T’ung
Yabgu’ya bağlı olan Sir Tarduşlar en kuvvetli boy idi. T’ung Yabgu ile
anlaşamayan Sir Tarduşlar, Doğu Gök Türk ülkesine göç ederek İl Kagan’a
tabi oldular. Böylece Tanrı Dağlarının kuzeyi boşaldı. Bu yüzden daha
kuzeyde Altayların güney eteklerinde yaşayan Karlukların, boşalan
Tarbagatay bozkırlarına yayılma fırsatı doğdu. Yine söz konusu fırsatı
değerlendirip kuvvetlendiklerini söylemek mümkündür.

Karluklar için başka bir dikkat çekici özellik yukarıda da sık sık işaret
ettiğimiz 605 yılı dolaylarına ait Töles boyları listesinde adlarından
bahsedilmemesidir. Yani Karluklar, Töles grubuna dahil edilmemiş olup, Gök
Türk hanedanına yakın boylardan biri şeklinde gösterilmiştir. Altay Dağlarının
güney etekleri Gök Türklerin tarih sahnesine kesin olarak ilk çıktıkları yerdir.
Karlukların da ilk zikredildikleri bölge orasıdır. Dolayısıyla Karluklar, Gök
Türklere yakın en azından akraba bir boydur. Üstelik Karluklar, Töles boyları
arasında değil, Türgişler gibi Gök Türk hanedanından gösterilirler.
 Neticede Karlukların Gök Türklerin bir kolu olduğunu söylemek mümkündür.

Karluklar, 627 yılından sonra bağlı oldukları Batı Gök Türk Devletinin
hükümdarı T’ung Yabgu’ya isyan ettiler. Batı Gök Türklerinin önemli
boylarından biri olduğuna işaret edilen Karlukların baş kaldırması çok kuvvetli
bir durumda olan T’ung Yabgu’nun gücünü sarstığı zayıflamasına yol açtığı
sonucunu ortaya çıkarmaktadır
.
Kaynaklarda Karluk adına bundan sonra 648 yılına kadar rastlanmaz.
Doğu Gök Türk ülkesine Sir Tarduşların 646’ya kadar hâkim olmaları, Batı
Gök Türk ülkesinde hanedandan gelen beylerin birbirleriyle taht için mücadele
etmeleri, Karlukları Çin’in dikkatinden kaçırmıştır. Doğu Gök Türk Devleti
630 yılında yıkılınca bilindiği gibi Sir Tarduşlar, Çin tarafından tanınarak
bağımsızlıklarını ilân etmişlerdi. Bir kısım Gök Türk ahalisi de onlara
bağlanmıştı. Ancak, bu grup hanedandan gelen Ch’e-pi adlı beyi kagan
yaparak kendi başlarına geçirmek istedi. Buna cesaret edememesine rağmen
Ch’e-pi ortaya çıkan siyasî anlaşmazlıklara dayanamadı ve kaçarak Altay
Dağlarının kuzeyinde üç tarafı sarp kayalarla çevrili bir yere sığındı. Üç bin
süvariyle onu arkasından takip eden Sir Tarduşlar yakalayamadılar. Kendini
oraya sığınarak kurtaran Ch’e-pi, toprağı düz, bol otlu bu geniş yerde gücünü
artırdı. Zaten söz konusu bölge onun eskiden idare ettiği saha idi. Askerlerinin
sayısı otuz bine ulaştığında oradan çıkarak etrafa siyasî otoritesini yaymaya
başladı. Batısında To-ta-ling’de bulunan Karluklar, Yenisey Nehri kaynaklarındaki
Kırgızlar ilk bağlananlardı. Sık sık Sir Tarduşların sürülerini yağma
ediyordu.
 Daha sonra Çinliler Orta Asya’da hiçbir gücün büyüyüp,
kendilerine rakip olmalarına izin vermek istemediklerinden harekete geçtiler.
Ch’e-pi’nin kendilerine bağlanmasını reddedince gönderdikleri elçilerden Han
Hua, Karlukları kendi tarafına çekerek onu ortadan kaldırmak istedi. Ancak,
kendisi için kurulan tuzağın farkına varan Ch’e-pi, oğlu Chih-pi Tegin’i onun
üzerine yollayıp öldürttü. Arkasından diğer Çinli general elçi An T’iao-ch’e da
imha edildi. Çin imparatoru bu sefer Kao K’an adlı generali Ch’e-pi’nin
üzerine yolladı ve bu general önce Uygur ve Bugu (Pu-ku) gibi boylarla
işbirliği yaptı. Arkasından Karlukların reisi Ni-shu Kül İlteber ve Ch’u-muk’un’ların
erkini Bagatur da Ch’e-pi’yi terkedip, Çin ordusunun tarafına
geçtiler. Çin, Uygur, Bugu, Karluk ve Ch’u-mu-k’un’lardan müteşekkil ordu
A-hsi Dağına ulaştı. Rakiplerinden korkmayan Ch’e-pi, kendisine bağlı olan
bütün halkı savaşa davet etti. Ancak, hiç kimse savaşmak istemeyince yanına
hatununu ve birkaç yüz süvari alarak Altay Dağlarına kaçtı. Fakat, Çinliler onu
takip ederek yakaladılar. Başkent Ch’ang-an’a getirerek imparatora sundular;
ancak öldürülmeyip hayatı bağışlandı.
Neticede T’ang hanedanı kendisine karşı Doğu Gök Türk ülkesinde
başlatılan bir başka bağımsızlık hareketini daha bastırmış oluyordu.
Arkasından bu ülke coğrafyasında yaşayan bütün boylarla doğrudan temasa
geçti. Boy idarecilerine Çince unvanlar boyların yaşadığı yerlerde de askerî
valilikler kuruldu.
 Karluklar da teşekkül halinde bulundukları üç boy ile
Çin’deki T’ang imparatoruna bağlandılar. Akabinde 657 yılında Çinliler Mouluo
kabilesine Yin-shan askerî valiliği, Ch’i-ssu kabilesine ise Hsüan-ch’ih
askerî valiliği adı verildi. Sonradan Ch’ih-ssu boyu bölündü ve Chin-fu eyaleti
kuruldu. Adı geçen Karluk boylarının reisleri ise askerî vali (Tu-tu) tayin
edildiler. Daha sonra söz konusu kabilelerin üçü de güneye doğru hareket etti.
Vardıkları yer muhtemelen Tanrı Dağları silsileleri idi. Epey kuvvetli hale
gelmiş olmalılardı ki; onlar hakkında “Batı Gök Türk ve diğer küçük devletler
onlardan korkar hale gelmişti” ifadesi vardır10. Bundan sonra “Üç Kabile
Yabguluğu” unvanını aldılar. Bu unvan onların siyasî ve askerî bakımdan
oldukça kuvvetlendiklerini göstermektedir. Her ne kadar Karluklar, Ch’e-pi
ihanet edip Çinlilerin tarafına geçtiler ve daha sonra onlardan unvanlar
aldılarsa da bazı gruplarının ayrı hareket ettiği müşahede edilmektedir. Şöyle
ki, 650’den sonra Çin’e karşı isyan eden Batı Gök Türk beyi A-shih-na Holu’ya
bağlı boylar arasında Karlukları görmemiz mümkündür. Ch’u-yüe,
Ch’u-mi, Ku-su ve Nu-shih-pi’ler gibi Karluklar da Batı Gök Türk Devletinin
doğu tarafında yer almışlardı. A-shih-na Ho-lu, 652’de Karluk ve benzeri
boylarla Turfan’ı işgal etmişti. Bu boylar 654 yılında Çin ordusu kumandanı
Liang Chien-fang ve Uygurlar tarafından mağlup edildiler. Az önce de
belirttiğimiz gibi 657 yılı Karlukların tam olarak Çin’e itaat ettiği tarihtir.
Belki de artık en az dört ayrı kola bölündükten sonra bir daha birleşemeyip,
güçlenmediler.

Çin imparatoru Kao Tsung, 666 yılında kutsal T’ai Dağına ibadet
etmeye gittiği sırada Karlukların reisi Ch’i-li Tudun ve otuzdan fazla boy reisi
de yanında bulunuyordu. Bu boy reislerinin hepsinin törene katılması Çin
imparatoru tarafından memnuniyetle karşılanmış, bundan dolayı tören yazıtına
isimleri yazılmıştı.

Bu tarihten sonra çok uzun sayılabilecek bir süre Karlukların adına Çin
kaynaklarında rastlanmaz. Ancak, 711 yılında Çin’e elçi göndermelerinden
bahsedilir. Yaklaşık 46 yıllık devrede Karluklar nerede oldu ve ne yaptı
şeklindeki bir soruya her halde onların 682’de kurulan II. Gök Türk Devletine
itaat ettikleri yönünde cevap vermek mümkündür.

708 yılından sonra Çinlilerin tahriki ve özellikle Kapgan Kagan’ın
zalimce idaresi yüzünden çok sayıda boy bağlı oldukları II. Gök Türk
Devletine karşı isyan etmeye başlamışlardı. İşte bunlardan birinde 711 yılında
hem Kapgan’a başkaldırdıkları gibi hem de Çin ile temas ettiler.
Karluklar 666’da Çin kaynaklarında en son göründükten sonra, ancak
714’te yeniden yer almaya başladılar. Bu yılın 7. ayında bazı Türgiş kabileleri
(On Ok- On Kabile)16 ile birlikte Karluklar da Çin’e bağlılıklarını
bildirmişlerdi. Chiou-pi-she She-po-lo başkanlığındaki 12 kişilik heyet Liangchou’da
Çin imparatoruna vassal olmuşlardı. Bu olaya kızan Kapgan Kagan,
onların yaşadığı bölgeleri yağmaladı. 715 yılının 1. ayında Karluklar, Pei Takan
(Tarkan) adlı önemli bir devlet adamlarını göndermişlerdi. Karşılığında
Çin imparatoru da ona “gerçekten cesur” ve Ko bölgesi prensliği gibi unvanlar
verdikten sonra sarı ve mor renkteki balık şeklinde bir para çantasını hediye
olarak verdi. Bütün dostça gelişen Karluk-Çin münasebetlerinin neticesinde üç
ay sonra üç Karluk boyunun bir gurubu bütün ahalisiyle T’ang imparatoruna
iltica etti. Tabii ki, Çinliler kendilerine sığınanları menfaatleri doğrultusunda
kullanacaktı. Karlukları A-shih-na Hsien isimli bir Gök Türk beyi
kumandasında Türgişlerin üzerine gönderdi. Ancak, Türgişler kendilerini
başarı ile savundu (719’a kadar). Sonra Karluklar, Kapgan Kagan’ın Azların
üzerine tertip ettiği sefer sırasında Karagöl’de ona karşı hücumda bulundular.
715 yılında Tamıg Iduk Baş’ta yine Gök Türklere saldırdılar. Kül Tegin’in
üstün başarılar gösterdiği savaşta Karluklar ağır bir bozguna uğradılar20 ve bu
yüzden 4.ayda tekrar gidip Çin’e bağlandılar. Ağır darbeler alan Karluklara,
T’ang hanedanı ve onlara sığınan Gök Türk beyi A-shih-na Hsien yardım
etmeye çalıştılar. Karlukların, II. Gök Türk Devletine karşı ayaklanmaları
durmak bilmiyordu. 716’da Kül Tegin bir defa daha Karagöl’de Karlukları
mağlup etti.
Kapgan’ın 716 yılında ölümü üzerine onun idaresi de son buluyordu.
Dolayısıyla devlete bağlı boylar da huzura kavuşmuş oluyorlardı Buna rağmen
Çinlilerin tahrikleri neticesinde bazı isyanlar çıktı. 720’de yapıldığı tahmin
edilen savaşta Karluklarla Gök Türkler arasında Çin’e yakın yerlerde
çarpışmalar meydana geldiğinde Tudun Yamtar’ın idare ettiği Gök Türk
ordusu Karlukları bir kez daha yendi. Bu hadiseden 742’ye kadar Gök
Türklerle Karluklar arasında bir çatışma olduğu ifade edilmemektedir. Çin
hesabına başka varlık gösteremeyen Karluklar 728 yılının 9.ayında
Türgişlerden yüksek düzeyde bir memur ve Karluklardan İ-nan-ch’u Pei gibi
bazı beyler Çin sarayına gelmişlerdi. Bu esnada diğerlerine olduğu gibi
Karlukların reisine de Chung-lang-chiang unvanları verilirken, mor elbiseler
ve gümüş süslü kemerler hediye edildi.

Bilindiği gibi 734’te Bilge Kagan’ın ölümünden sonra II. Gök Türk
Devleti gerilemeye yüz tutmuş, kısa zamanda başa geçen kaganların
yetersizliği sebebiyle devlet idaresi çatırdamıştı. Dolayısıyla sayı ve nüfuz
bakımından kuvvetli olan boylar hareketlenmeye başladı. Bunlardan Karluklar
diğer ikisi Basmıllar ve Uygurlar idi. Üç boy devlet adamlarının birbiri ile
mücadele ettiği II. Gök Türk Devletine karşı isyan edip kagan Ku-tuo’yu
öldürdüler. Zafer kazanıldıktan sonra ittifakla Basmılların reisi Hsie-hsiechih’yı
kaganlık makamına oturttular. Uygurlar, doğu (Sol) kanat
yabguluğunu alırken, Karluklar (Sağ) batı yabgusu olmuşlardı.

 Uğradıkları bozguna rağmen Gök Türkler tamamen yok olmamışlar ve Wu-su-mi-shih’yı
kagan seçmişlerdi. Çinliler Wang Chung-ssu’yı göndererek, Gök Türklerin
arta kalanlarını yok etmeye çalıştı. Adı geçen Çinli general, Karluklar,
Uygurlar ve Basmılları saldırtarak, 744’te tamamen Gök Türkleri ortadan
kaldırttı.

Bu arada Uygurlar, Çinlilerle özel (gizli) olarak temasa geçmiş ve
ardından Karluklarla birleşerek Basmıl Kagan’ı Hsie-hsie-chih’yı
öldürmüşlerdi. Neticede Karluklar Sol Yabguluğu yani daha yüksek mertebe
olan kesimi teşkil ettiler. Üstelik Uygur Devletinin öncü kuvvetini meydana
getiriyorlardı.

Uygur-Karluk dostluğu daha fazla devam etmedi. Altaylarda oturan
Karluk gurubu, Uygurlara saldırmaya niyetlenince 746-747 yılında mağlup
edildiler ve batıda Türgişlerin bölgesine kaçtılar. 751 yılında Bolçu’da bir
kere daha Uygurların hükümdarı Bayan Çor’un baskınına maruz kaldılar.

Arkasından Basmıllarla anlaşan Karluklar, yine Uygurlara savaş açtılarsa da
netice alamadılar. Daha sonra Türgişler ve Karluklar tekrar hücuma kalktılar.
Fakat Bayan Çor Kagan, Basmıl ve Karlukları Yogra Yarış’ta yenmeyi
başardı. Buna rağmen bazı kişiler kaçıp Karluklara sığınınca bir savaş daha
olmuş, nihayet başsız kalanlar Türgişlere sığınmışlardı. Bunun sonrasında
Uygurlarla Karluklar arasında son bir savaş daha cerayan etmiş, Karluklar bir
daha onların karşısına çıkamamışlardı. Bahsettiğimiz son savaşların kesin
tarihini tesbit etmek mümkün değil ise de bunların 751-759 arasında olduğunu
söylemek imkânımız vardır. Çünkü bilindiği gibi Şine Usu Yazıtı Bayan Çor
adına 759 yılında dikilmiştir.

Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Türkçülük, din gibi derin, tasavvuf gibi mistik bir sistemdir. Ondaki ihtişamı ve bu uğurda ölmekteki ululuğu ancak ruhunda istidat olanlar duyabilir.
Buga Yaktu
Türkçü BOZKURT

ileti Sayısı: 4.112


Türk var oldukça,Türkçülük ateşi de yanar durur.


« Yanıtla #1 : 03 Ocak 2015, 16:35:57 »

Her ne kadar Uygur Devletine itaat etseler de daha başlangıçta 746
yılının 10. Ayında Tun-a-pao-i-chien Çor’u elçi göndererek, Çin’e olan
bağlılığını arz etti. 751 yılının 3. ve 11 aylarında yine elçi gönderdiler.
Karluklar, Uygurlarla mücadele ederken Çinle yakınlaşmayı sürdürüyorlardı.
Belki T’ang hanedanıyla olan dostluklarını göstermek için 753 yılı Tun Bilge,
9.ayda, T’ang imparatoruna karşı isyan etmiş olan A-pu-ssu’yu yakalayıp Çin
sarayına sundu. Hâlbuki A-pu-ssu isyan ettikten sonra yenileceğini anlayınca
Karluklara sığınmış, onlar da onu hiç bekletmeden Çin başkentine
göndermişlerdi. İmparator da onlara bir fermanla yüksek Çin unvanlarını
takdim etti. Aynı yılın 12. Ayında Karluklar kendi memleketlerinin
mahsullerini sunmak için elçi göndermişler, karşılığında Çinliler de 754
yılının 5. Ayında bir mektup yollamışlardır.

Bundan sonra ancak, 791 yılında Çin kaynaklarında Karluklara ait bilgi
vardır. Bu kayda göre Tibetlilerle ittifak yapan Karluklar, birlikte Kagan Stupa
(Beşbalık’ın kuzeyi)’yı aldılar. Zaten artık Onların Çinlilerle komşuluğu
kalmamıştır.11. ve 12.asırlarda Kuku Nor civarında görülen Karluk
bakiyelerinin bunlar olduğu sanılmaktadır.

Türgişlerin, batıda zayıflayıp yıkılışa gitmeleri üzerine onların bıraktığı
boşluğu Karluklar doldurmaya başladı. 712 yılında Kapgan, Batı Gök Türk
ülkesine doğru yaptığı seferde Sarı Türgiş siyasî birliğine ağır bir darbe
vurmuştur. Altayların güneyindeki Karluklar da yavaş yavaş güneye doğru
kaydılar. Bu arada 716’da Karagöl’de Kül Tegin’in hücumuna maruz
kalmışlardı. Karluklar, buna rağmen Tokmak civarına yerleştiler ve
Türgişlerle işbirliğine gittiler. Neticede iki Türgiş devleti ortaya çıktı. Biri
Tokmak’ta diğeri 717’de Talas’ta kurulan Kara Türgiş devleti idi
.
Taşkent’te idarecisi Batı Gök Türk hanedanından gelen ve Tudun
unvanını taşıyan devlet kuzeyde Sır Derya kıyısındaki Kara Türgiş devletiyle
740’tan sonra çatışmaya başladığında doğudaki Karlukları kendine müttefik
yaptı ve üstünlük sağladı. Neticede Taşkent’te İ-nai-t’ou-tu-ch’iu-le idaresinde
yeni bir siyasî birlik kuruldu. Yeni kurulan devlette Karluklar da görev almışlar ve Yabgu olmuşlardı. Ancak, çok geçmeden Taşkent şehir devletçiği Çin’in vassalı olduğunu kabul etti.

751 senesinde Orta Asya tarihinin akışını değiştirecek bir hadise
meydana geldi. T’ang imparatoru adına Doğu Türkistan’ı idare eden Kao
Hsien-ch’ih, Taşkent Tudununu hapse attı. Tudun’un oğlu batıdaki diğer
devletçiklere kaçarak durumu anlattı. Bunun üzerine Doğu Türkistan’ı Çin’in
elinden kurtarmak için Arap kuvvetlerini ikna ettiler. Akabinde adı geçen Çinli
vali yaklaşık 350 km.lik bir yürüyüşten sonra Talas şehrine yaklaştı. Atlah
denilen mevkide Arap ordularıyla Çin ordusu beş gün süren bir savaş yaptılar
(Temmuz 751). İşte bu çarpışmaların şiddetli anında Isık Göl Karlukları,
Arapların tarafını tutarak Çin’e karşı cephe aldılar. Neticede önden ve arkadan
saldırıya maruz kalan Çin ordusu yenilip geri çekildi.
Bundan sonra serbest kalan Tanrı Dağlarının kuzey silsileleri Isık Göl
tarafları ardından Talas Seyhun boylarına doğru Karluk grupları yayıldı.
Ağırlık merkezleri artık Batı Türkistan idi. Tokmak, Evliya-ata ve diğer
şehirleri ele geçirdiler. 766’ya doğru bir Karluk devleti kuruldu.

Bu arada Toharistan’da 710 yılından itibaren Karluk ismi İslâm
kaynaklarında görülür. Söz konusu tarihte Bedehşan’da oturup Kuteybe
tarafından öldürülen Eftalit Tarkan’ı Neyzek’in emrinde bir Karluk
yabgusundan söz edilmektedir. 737’de de Arap kumandanı Esed’in faaliyetleri
dolayısıyla bir Karluk yabgusundan bahis vardır. Ona mağlup olan Türgiş
kaganı Su-lu, Toharistan’a giderek Karluk yabgusunun yanına sığındı. 809
yılında Feyzabad yakınındaki Vascirt adlı yerde Karlukların varlığı
bilinmektedir. X. asırda İbn Rüsteh, Amu Derya’nın kollarından Vahşab
civarında Karlukların yaşadığını zikretmektedir. Hududül-alem’de ise
Karlukların Hilend ve Belh’e kadar yayıldıkları bildirilmektedir. XII. Asırdaki
olaylarda Buhara Karlukları, Karahanlı Devletinde adları geçer ve Çağaniyan
ile Tirmiz, Nahşab, Kiş’de Karluklar Batı Karahanlı hükümdaları ile
savaşırlar. Celaleddin Harezmşah, Gazne’ye geldiğinde karşısında yine
Karlukları bulmuştur. Onların reisi Seyfeddin Hasan kendisine itaat etmişti. O Moğollardan kaçarken topraklarının bir kısmını Seyfeddin Hasan’a bıraktı.
Aynı asrın sonunda onların Belh ve Tirmiz’e kaydıkları anlaşılmaktadır.
Çin’in Tanrı Dağları civarından elini çekmesi, bu havalide ve kuzeyde
yaşayan boyların işine yaradı. Bundan sonra Tokmak (Suyab) ve Talas
bölgesine gelen Karluklar, Türgişlerin Nu-shih-pi boyunun bulunduğu sahaları
ve Batı Gök Türklerinin eski merkezlerini ele geçirmişlerdi ve başkentleri
Balasagun idi. Tuo-lu ve diğer Türgiş boyları onlara tabi olurken 766-775
yılları arasında Kaşgar’ı aldılar. Fergana’yı da Abbasîlerin elinden alıp,
Oğuzlarla ittifak ederek, Peçenekleri yendiler. Tibetlilerle işbirliği yaparak
Beşbalık’ın kuzeyindeki Kagan Stupa şehrini işgal ettiler. Kısacası 766’yı
takip eden yıllarda müstakil bir Karluk Devleti söz konusudur.

Aslan İl Türgig bu esnada onların hükümdarı idi ve Kaşgar, Yarkent ve
Talas bölgelerini yönetiyordu (780 sıraları). Adı geçen hükümdarın bir unvanı
da Burguçan idi. 791 yılında Karlukların Tibetlilerle işbirliği yapıp Kagan
Stupa’yı almasından sonra Karlukların Uygurlarla çarpışması görülmemekle
beraber 821 yılına ait Kara Balasagun Yazıtının Çince kısmında 791-812
tarihleri arasında Uygurlara mağlup oldukları bildirilmektedir. Uygurlar,
topraklarının taciz edilmesine karşı 791’de Karlukları bozguna uğrattılar. 812
muhtemel tarihli hadisede ise ülkesine tecavüz eden Karlukları, Uygur
hükümdarı Fergana’ya kadar hükümdarlarını ülkesini terk etmeye mecbur
etmiştir. Neticede çok sayıda esir yakalayan Uygur hükümdarı ganimetle
ülkesine dönmüştür. Bundan sonra Uygur kaganı Chin-chu-chi-huei’i bir
kısım Karlukların üzerine yabgu tayin etti.

840 yılındaki Kırgız baskını sonrasında bir kısım Uygur, Hsi-shih-pangt’e-le
liderliğinde Karluklara sığındı. Diğer yandan IX. asrın ikinci yarısından
sonra Tanrı Dağlarının doğu kısmına gelen Uygurlar da Karlukları tehdide
başladı. Hudud’ül-Alem’e göre İli ve Isık Göl havalisindeki savaşlarda kesin
netice elde eden taraf olmadı49. Aynı devirde Kırgızlar da kuzeyden sürekli
Karlukları taciz ettiler. Onların Bancul kasabası Kırgızların eline geçmişti.
Tibetlilerle 791’de ortak hareket ederek Kagan Stupa’yı ele geçirmişlerdi. 817-836 arasında kralları Ralpa-can devrinde bir Karluk elçisi Tibet kralını ziyarete gitti. Bundan sonra genelde ilişkileri dostça gelişti.

Batı yönünde Karluklar tabiki Abbasîlerle münasebete girişecekti.
Fergana’yı ele geçiren Karluklar bir süre sonra buralarını kaybetti. 772’de
tekrar işgal ettiler. 775’te Halife Mehdi’nin üstünlüğünü tanıyanlar arasında
Karluk Yabgusu da vardı. Aynı yabgu 792-793’te Fergana’yı ele geçirince
üzerine gelen Amr b. Cemil’i yenmeyi başarmış, ancak Yahya el-Bermekî’yi
durduramamıştı. Daha sonra patlak veren Rafi b. Leys isyanına Karluklar da
katıldılar. 809’da Karluklar ve diğer Türk boyları Rafi’yi terketti. Halife
Memun zamanında bu tip mücadeleler devam etti. Abbasîler Karluk
yabgusuna arazisi üzerinde mülkiyet tanımak zorunda kaldılar (811). 816’da
Otrar’da Karluklar, vezir Fadl b. Sahl’a karşı ağır bir hezimet aldılar. Karısı ve
çocuklarını esir olarak veren Karluk yabgusunun kendisi Kimek ülkesine
kaçtı. 822’de Fergana Karluklar tarafından bir kez daha işgal edildi ise de
Horasan valisi tarafından geri alındı. Karluklar IX. asrın ikinci yarısında
zayıflamaya başladılar. Kendi içlerinde karışıklığa sürüklendikleri gibi
doğudan gelen Uygurların hücumları da onları sarsmış, nihayet Samanî
devletinden İsmail b. Ahmed’in 893 yılında Sır Derya’nın doğusuna yaptığı
seferde 10 bin Karluk öldürmesi onlara ağır bir darbe vurmuştur. Talas şehri
dahi Samanîlerin eline geçerken Tunguz adlı Karluk hükümdarının hatunu
dâhil on beş bin kişi elde etti.

893’ten sonra, Karluklara bir başka darbe Oğuzlar tarafından vurulmaya
başlandı. Bu arada Oğuz Yabgusunun dahi öldüğü savaşlar yapıldı. Kaşgar
şehri tarafında da Yağmalarla savaş devam etmekte idi. 943’e doğru
Kaşgar’dan hareket eden Karahanlı hükümdarları Çu vadisine girerek
Karluklara son verdiler.

Hudud’ül-alem’de Karluklara ait on beş yer ismi gösterilmiştir. Karluk
ülkesinin doğusunda Tibet’in bazı kısımları, Yağma ve Dokuz Oğuz sınırları,
güneyinde Yağmaların bazı kısımları ile Maveraünnehir ülkesi, batısında
Oğuz sınırları ile kuzeyinde Tuhsi, Çigil, Dokuz Oğuz ülkeleri vardı. Burası
mamur, mutedil iklimi olan bir yerdi. Karlukların kendisi hoş ahlaklı ve
medeni insanlardı. Eski zamanlarda Karluk hükümdarları Cabguy veya Yabgu unvanını alıyorlardı. Onların bir kısmı avcı, bir kısmı çiftçi, bir kısmı çobandı.
Zenginlikleri koyut at ve çeşitli kürklerdi. X. asırda Çırçık Irmağının, Narın
Irmağının kenarında Karlukların Basham bölgesi bulunuyordu. Yine aynı
asırda Karluk hükümdarları Atasagun unvanını taşıyordu.

Büyük Uygur Kağanlığı yıkılınca (840) Karlukların siyasi nüfuzu
artmış, neticede bu bölgede kurulan Karahanlı devletinin esas kütlesini
meydana getirmişlerdir. Hatta Pendname’nin bildirdiğine göre Gazneli
devletinin kurucusu Sebük Tegin, bir Karluk şehri olan Barshan’dan
çıkmıştır. Karluklar zamanla Karahanlı devletine cephe almışlardı. Bu durum
doğudan gelen Karahıtayların işini kolaylaştırmıştır. Özellikle Katavan
(Katvan) savaşında olumsuz etki yaptıkları ve 1137 yılından sonra onların
Horasana kadar sokulmalarına sebep oldukları bilinmektedir.

627 yılında Gök Türk hanedanına yakın bir boy olarak tarih sahnesine
çıkan Karluklar uzun süre Altay - Tanrı dağları arasındaki geniş Tarbagatay
bozkırlarını mekân tuttular. Gök Türk hanedanıyla fazla bir bağları
kalmadığı gibi aksine çoğu kez çatıştılar. Uygurların Devletinin kuruluşuna
yardımda bulundular. Ancak, onlarla da araları pek iyi gitmedi. Arkasından
Tanrı Dağları havalisinde yayıldılar. Karahanlı Devletinde önemli roller
oynadıkları gibi Gazneli Devletinin kurulmasına katkı sağladılar. İlerleyen
yüzyıllarda Fergana bölgesi onların yoğunlaştığı alan oldu. Böylece Doğu
Özbekistan'ın onların yurdu haline geldiği söylenebilir. Devamında Kuzey
Afganistan da onların yayılma alanlarından biri haline geldi.

Prof. Dr. Ahmet Taşağıl
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Türkçülük, din gibi derin, tasavvuf gibi mistik bir sistemdir. Ondaki ihtişamı ve bu uğurda ölmekteki ululuğu ancak ruhunda istidat olanlar duyabilir.
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.06 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.01s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.