KARAÇAY MALKAR TÜRKLERİ
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 21 Ekim 2019, 04:14:13


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: KARAÇAY MALKAR TÜRKLERİ  (Okunma Sayısı 12086 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Buga Yaktu
Türkçü BOZKURT

ileti Sayısı: 4.112


Türk var oldukça,Türkçülük ateşi de yanar durur.


« : 03 Aralık 2013, 02:18:54 »

Kafkas dağlarının en yüksek zirvesi Elbruz (Mingi Tav) ve çevresindeki yüksek dağlık arazide yaşayan Karaçay-Malkarlılar, tarih boyunca Kafkasya'da hâkimiyet kuran Kimmer, İskit, Hun, Bulgar, Alan, Hazar, Kıpçak gibi proto-Türk ve eski Türk kavimleri ile çeşitli Kafkas halklarının etnik ve sosyo-kültürel bütünleşmesinden ortaya çıkmış bir Kafkasya halkıdır.

Yaşadıkları bölge doğuda Çerek ırmağının kaynak havzasından batıda Laba ırmağının kaynak havzasına kadar uzanan ve Kafkas dağlarının en sarp ve yüksek bölümünü meydana getiren dağlık arazidir.

Karaçaylılar ve Malkarlılar birbirinden farklı etnik kökene, dile, kültüre ve tarihe sahip iki ayrı halk değil, aynı dil, kültür ve tarihi paylaşan bir Türk boyudur. Karaçay ve Malkar adları bu boyun yaşadığı iki coğrafî bölgenin adlarıdır.

Karaçay-Malkar Kafkasya'nın Orta Kafkaslar olarak bilinen merkezî kısmında yer almaktadır. Yalnızca Kafkasya'nın değil, Avrupa'nın da en yüksek dağları Karaçay-Malkar toprakları içindedir. Bunların başlıcaları Mingi Tav (Elbruz 5.642 mt), Dıh Tav (5.203 mt), Koştan Tav (5.145 mt), Uşba, Dombay Ölgen gibi zirvelerdir.

2.200 metreye kadar çam, ladin ve köknar ormanlarıyla kaplı olan Karaçay-Malkar dağlarının daha yukarı kısımlarında otlak ve çayırlar yer alır. 3.000 metreden yukarı kısımlar buzullarla kaplıdır. Bazı vadilerde buzulların 2.000 metreye kadar indiği görülür. Kafkasların en büyük buzulları olan Alibek, Amanavuz, Uzunkol, Ullukam, Tonguzorun, Azav, Bızıngı, Dıhsuv buzulları bu bölgede yer alır.

Kafkasya'nın en büyük ırmakları Mingi Tav (Elbruz) buzullarından doğmaktadır. Bunlardan Hurzuk, Ullu Kam ve Uçkulan ırmakları birleşerek Karaçay'ın Uçkulan köyü yakınlarında Koban (Kuban) adını almaktadır. Karaçay dağlarından doğan Duvut, Teberdi, Arhız, Morh, Zelençuk (İnçik), Laba, Urup ırmakları da Kuban ırmağını beslemektedir. Biyçesın yaylasından doğan Hudes, Calankol, Amankol, İndiş, Mara ırmakları da Kuban ırmağına sağ taraftan (doğu yönünden) karışırlar.

Mingi Tav (Elbruz) buzullarından doğan Malka ve Bashan ırmakları, daha doğudan doğan Çegem, Holam-Bızıngı ve Çerek ırmakları ile beraber Terek ırmağına karışırlar. Karaçay'ın kuzeyindeki Biyçesın yaylasından doğan Kuma (Gum) ırmağı da Hazar denizine dökülür.

Karaçay-Malkar bölgesinin kuzeyindeki düzlüklerde Adigey-Kabardey-Abaza bölgeleri yer alır. Güney kısımları baştan başa Kafkas sıradağları ile kaplıdır ve dağların arkasında Abhazya ve Gürcü-Svanetya bölgeleri ile komşudurlar. Tonguzorun, Mahar, Kluhor, Morh, Sançar adlı dağ geçitleri Karaçay-Malkar'ı Abhazya ve Gürcü-Svanetya bölgelerine bağlar. Doğularında ise Osetya yer almaktadır.

Kendilerine Tavlu (Dağlı) adını veren Karaçay-Malkarlılar, ayrıca kendi aralarında kendilerini yaşadıkları vadilerin adlarına göre Karaçaylılar, Bashanlılar, Çegemliler, Holamlılar, Bızıngılılar ve Malkarlılar olarak çeşitli zümrelere ayrırlar. "Balkar" adı Bashan, Çegem, Holam, Bızıngı ve Malkar vadilerinde yaşayan dağlıları tek bir isim altında toplamak isteyen Sovyet yönetimi tarafından uydurulmuş sunî bir etnik isim ve millet adıdır. Karaçay-Malkarlılar ayrıca kendileri için "Alan" adını kullanır ve birbirlerine "Alan" diye hitap ederler.

Karaçay-Malkarlılar günümüze gelene kadar Avrupa ve Rus kaynaklarında çok çeşitli adlarla anılmışlardır.

1404 yılında Kafkasya'da bulunan başpiskopos Johannes de Galonifontibus Karaçaylılara "Kara Çerkesler" adını vermiştir. 1635 yılında A.Lamberti de Karaçaylılara "Kara Çerkes" adını vermiştir (Tavkul 1993:50). Tatarlar da Karaçaylılara "Kara Çerkes" adını verirlerdi.

Karaçay-Malkarlılara kendi dillerinde "Dağlı" anlamına gelen "Kuşha" adını veren Kabardeyler onları yaşadıkları bölgelere göre "Karçaga Kuşha", "Çegem (Şecem) Kuşha" ve "Balkar Kuşha" olarak adlandırırlardı.

19. yüzyıl sonlarında Rus literatüründe Karaçay-Malkarlılar için "Gorskiy Tatar" (Dağlı Tatar), "Gortsı (Dağlı) ve "Dağlı Kabardeyler" adları kullanılırdı.

Kafkas halkları Karaçay-Malkarlılar için değişik etnik isimler kullanmaktadırlar. Adigeler Karaçaylılar için "Karaşey" ve "Kuşha", Abhazlar "Akaraç", Abazalar "Karça", Gürcü-Svanlar "Mukrçay", Osetler "Asi", Gürcü-Megreller "Alani" adlarını kullanırlar. Gürcüler de onlara "Karaçioli" derler. Malkarlılar için Gürcüler "Basiyani", Gürcü-Svanlar "Sabir", Abhazlar "Azuho", Osetler "Asson", Kabardeyler "Balkar" ve "Kuşha" adlarını kullanırlar.

Karaçaylılar "Karaçay" adının efsanevi cedleri "Karça"nın adından geldiğine inanmaktadırlar. Halk arasında yaşayan efsaneye göre, Elbruz dağının doğusundaki Bashan vadisinde yaşamakta olan Karça, burada savaşmak zorunda kaldığı Kabardeylerin baskısı sonucunda, beraberindeki Adurhay, Budyan ve Navruz klanlarıyla birlikte Elbruz dağının batısında yer alan Kuban ırmağının kaynak havzasındaki bölgeye, yani günümüzdeki Karaçay topraklarına göç eder. Karça'nın kabilesine Tram, Hubiy, Özden ve Botaş soyları da katılmıştır. Bu arada, savaştıkları Kabardeylerle aralarında kan davasının sürmemesi için, Kabardey prenslerinin Kaytuk soyunun Tohçuk (Dohşuk) sülalesinden ve yine Kabardeylerin Tambiy sülalesinden iki delikanlı Kafkas geleneklerine uygun olarak Karça'nın kabilesine katılırlar. Bunların soyundan Karaçay'da iki büyük soy ortaya çıkar. Karça adı zamanla değişerek Karaçay şeklini alır.

Karaçaylılar Elbruz dağının batı eteklerinde, Kuban ırmağının kaynak havzasında yer alan Hurzuk, Uçkulan, Kart Curt köyleri ile, daha batıdaki Duvut, Teberdi, Morh, Ishavat, Urup, Laba ırmaklarının yukarı kısımlarında yer alan köylerde yaşarlar. Mara, Cögetey, Zelençuk vadilerinde de Karaçay köyleri yer almaktadır.

Malkarlılar Elbruz dağının doğu eteklerindeki Bashan vadisi ile daha doğuya doğru yer alan Çegem, Holam-Bızıngı ve Malkar (Çerek) vadilerinin yukarı kısımları ile Köndelen, Aksuv, Hasaniya, Kaşha Tav, Karasuv, Gerpegej köylerinde yaşamaktadırlar.

Karaçaylılar hakkında Avrupa kaynaklarındaki ilk bilgiler 1404 yılında Kafkasya'da bulunan Johannes de Galonifontibus'un notlarıdır. Galonifontibus "Kara Çerkesler" adını verdiği Karaçaylılar hakkında şu bilgileri verir:

"Çerkesya ya da Zikia adı verilen ülke, Karadeniz'in arkasındaki dağların eteklerinde uzanır. Burada iki değişik halk yaşar. Yüksek dağların üzerindeki vadilerde yaşayan halk "Kara Çerkesler"dir. Aşağılarda deniz kenarında yaşayanlar ise "Beyaz Çerkesler"dir. Kara Çerkesler'i hiç kimse ziyaret etmez. Onlar da tuz ihtiyaçlarını karşılamanın dışında dağlarını asla terketmezler. Kara Çerkesler'in kendilerine özgü bir dilleri vardır".

1635-1653 yıllarında Kafkasya'da bulunan İtalyan misyoner A.Lamberti Karaçaylılar için şunları yazmaktadır:

"Kafkas'ın kuzey eteklerinde Karaçaylılar (Karaçioli'ler) yada Kara Çerkesler adı verilen halk yaşar. Onlara bu ad yaşadıkları dağlarda gök daima bulutlu ve karanlık olduğundan verilmiştir. Dilleri Türk dilidir, fakat hızlı konuştuklarında anlamak zordur. Beni hayrete düşüren şey, bu kadar garip dilleri konuşan çeşitli milletlerin ortasında Karaçaylılar Türk dilinin saflığını nasıl korumuşlardır? Kafkaslar'ın kuzeyinde eskiden Hun Türkleri yaşamışlardır. Karaçaylılar da Hunlar'ın bir dalıdır. Şimdiye kadar eski dillerini korumuşlardır".

1643 yılında Terek bölgesindeki Rus ordusu komutanı M.İ.Volinskiy yazdığı bir raporda "Malkar" köyleri ve Beştav (Pyatigorsk) yakınlarında yaşamakta olan "Karaçaylı Çerkesler" hakkında bilgi vermektedir.

19. yüzyıl başlarında Kafkasya ve Gürcistan'ı gezen Avrupalı bilimadamı J.Klaproth Karaçaylılarla ilgili şu bilgileri vermektedir:

"Adigeler (Çerkesler) bunlara Karçaga Kuşha derler. Tatarlar ise Kara Çerkes adını verirler. Onlar Kabardeyler'den önce Kabardey'e yerleşmişlerdi. Karaçay adını beyleri Karça'nın adından alırlar. Mingi Tav dedikleri Elbruz dağının kuzey eteklerinde yaşarlar. Karaçaylılar Kafkasya'nın en güzel milletlerindendirler. Beyaz tenleri, siyah gözleri, belirgin güzel hatları ve mükemmel bir vücut yapıları vardır. Göçebe Tatar ve Nogaylar'da görülen basık suratlar, çekik gözler onlarda görülmez. Moğol ırkları ile bir karışımları yoktur. Gürcülere benzerler.

Karaçaylılar komşuları Çerkes (Adige) ve Abazaların aksine, hırsızlık ve dolandırıcılık nedir bilmezler. Cömert ve çalışkandırlar.

Genel olarak Kafkasya'daki en uygar toplum oldukları söylenebilir. Beylerine son derece bağlıdırlar. Fakirlere karşı cömerttirler. Zenginler fakirleri hor görmezler, onlara öküzlerini ödünç verirler.

Bashanlılar Bashan ırmağının yukarı kısımlarında yaşarlar. Çegemliler Çegem ve Şavdan ırmaklarından Bashan'a uzanan yüksek karlı dağlarda yaşarlar. Malkarlılara Kabardeyler Balkar Kuşha, Gürcüler Basiyani derler. Bunlar Çerek, Psigon, Aruvan ırmakları kıyılarında otururlar. Bızıngı da Malkar sayılır. Yüksek yerlerde yaşarlar. Bunlara çok tehlikeli yollardan sonra ulaşılır".

1848 yılında Karaçay'da bulunan Rus tarihçisi G.Tokarev onların etnik kökenlerini Kıpçaklar'a bağlar. Bu konuda Tokarev şunları yazmaktadır:

"Bu topraklarda Komanlar (Kuman-Kıpçaklar) yaşamışlar. Onlar kendi beylerine piramit şeklinde sivri çatılı evler inşa etmişler. Koban (Kuban) ırmağının adı şüphesiz Komanlar'dan kalmıştır. Karaçaylılar Kafkasya'nın en güzel milletlerinden biridir. Bunların yüzleri Tatar, Moğol ve Nogaylarla hiçbir benzerlik göstermez. Karaçaylılar Adige (Çerkes)'lerden önce Kabardey'e yerleşmişlerdir. Kendi ağızlarından Bashan (Baksan)'dan çıktıklarına dair rivayetler dinledim".

1850'li yıllarda Karaçay'da bulunan Rus askerî görevlisi V.Şevstov şunları yazmaktadır:

"Karaçaylılar Elbruz dağının eteğinde, yüksek yerlerde yaşarlar. Sayıları çok olmasa da çok yiğittirler. Kendileri hiçbir zaman düşmana mağlup olmazlar. Onların düşman komşuları Kuban'ın karşı tarafında Başilbiy, Tatar, Abzeh, Şapsığ, Natuhay, Besleney, Ubıh ve Abazalar, sol taraflarında ise Kabardeyler'dir".

1870'li yıllarda Rus idarecisi olarak Karaçay'da bulunan G.Petrov, onlar hakkında şu bilgileri vermektedir:

"Karaçaylılar'ın çoğu orta boylu, sağlam yapılı, esmer, geniş omuzludur. Bütün dağlılarda fark edilen açık, hayat dolu gözleri vardır. Karaçaylılar dağlarından ayrıldıklarında hüzünleniyorlar, solan çiçeklere benziyorlar. Düz yerler onlara çirkin görünüyor".

1890'li yıllarda Karaçay'da bulunan N.Aleksandroviç Ştof, Karaçaylılar'ın müslüman oluşları ile ilgili şu bilgileri vermektedir:

"17. yüzyılın başındaki savaşa kadar Karaçaylılar, derin dağ vadilerinde putperest olarak yaşamışlar. Kırım Hanı Kafkasya'da islam dinini yaymak için iki bölük asker göndermiş. Zelençuk ırmağı kıyısındaki Adige (Çerkes) köylerini islam dinine sokmuşlar. Kuban ırmağının başında ise şimdiye kadar hiç kimseye boyun eğmeyen Karaçaylılar'a rastlamışlar. Yurtlarını, hürriyetlerini korumak için Karaçaylılar "Marca" adlı kutsal putlarından güç alarak düşmanlarına karşı koymuşlar. Kırım Hanı'nın askerleri islamiyeti Karaçay'a zorla kabul ettiremeden geri dönmüşler. İslamiyet ancak 18. yüzyıl sonunda Karaçay'a girmiş".

A.Byhan Karaçaylılar'ın müslüman oluşlarını şöyle yazmaktadır:

"Mezarlıkları taş duvarlarla çevrilidir. Teberdi yöresinde mezarların üzerinde piramit ya da daire biçiminde kalın taşlar vardır. İslamiyet 1782 yılından sonra Karaçaylılar arasında yayılmaya başlamıştır. İslamiyeti benimsemelerine rağmen doğa üstü güçlere inanırlar. Kendilerine göre dağ tanrıları vardır. Eliya bunların en önemlisidir. O'nun şerefine törenler düzenler, dans ederler, kurban keserler. Diğer Kafkas toplumlarında olduğu gibi kutsal ağaçları ve kutsal su kaynakları vardır".

1886 yılında Elbruz dağına tırmanmak için Bashan vadisinin yukarı kısmında yaşayan Karaçay-Malkar soylarından Orusbiy'lerin köylerine gelen Rus araştırmacı S.Davidoviç, Dağlı Kabardeyler adını verdiği Karaçay-Malkar halkı için şunları yazmaktadır:


Sovyetler Birliği döneminde ikiye ayırılan Karaçay-Malkar halkı Kafkasya'da yer alan Karaçay-Çerkes Özerk Bölgesi ve Kabardin-Balkar Özerk Cumhuriyeti sınırları içinde yaşamaktaydı. Günümüzde Karaçaylılar Rusya Federasyonuna bağlı Karaçay-Çerkes Cumhuriyetinde, Malkarlılar ise Kabardin-Balkar Cumhuriyetinde yaşamaktadırlar. Karaçaylılar yaklaşık 180 bin kişilik bir nüfusa sahip iken, Malkarlıların nüfusu da 100 bine yakındır.

Karaçay-Malkarlılar Kafkasya dışında, 1943-1944 yıllarında sürgüne gönderildikleri Orta Asya'da, Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan'da yaklaşık 20 bin kişilik bir nüfusa sahiptirler. 1886 ve 1905 yıllarında Türkiye'ye göç eden Karaçay-Malkarlılar da Türkiye'de yaklaşık 20 bin kişidirler. Bunun dışında, Suriye'de Şam civarında 1500, Amerika Birleşik Devletlerinde de yaklaşık 5 bin Karaçay-Malkarlı yaşamaktadır.

Doç.Dr.UfukTavkul
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Türkçülük, din gibi derin, tasavvuf gibi mistik bir sistemdir. Ondaki ihtişamı ve bu uğurda ölmekteki ululuğu ancak ruhunda istidat olanlar duyabilir.
Buga Yaktu
Türkçü BOZKURT

ileti Sayısı: 4.112


Türk var oldukça,Türkçülük ateşi de yanar durur.


« Yanıtla #1 : 03 Aralık 2013, 02:26:13 »


        MALKAR HALKINA YAPILAN ZULÜM
Nazilerin, ülkeden geri püskürtülmesinden bu yana 1 yıldan fazla bir zaman geçmişti. Malkar Türkleri, hayatlarını yeniden tanzim etmek için canla başla uğraşıyorlardı.

Bir gece yarısı, yarım saat içinde, topyekün bir halkın öz yurdundan sürgün edilebileceği hiç kimsenin aklının ucuna bile gelmiyordu...

8 Mart, Malkarlıların yas günüdür. Bu gün, Stalin soykırımının zulmüne uğrayan Malkar halkının ağladığı acı bir gündür.

50 yıl önce, SSCB Devlet Güvenlik Komitesinin kararıyla; Malkar halkı, yüzyıllardır yaşadıkları öz yurtlarından Orta Asya’ya sürgün edildiler. Kısa bir süre önce aynı zulmü Karaçaylılar, Kalmuklar, Çeçen-İnguşlar da görmüşlerdi. 1930’lu yılların sonlarına doğru Kore asıllılar, Alman asıllılar ve Kırım Türkleri de aynı akıbete uğramışlardı. Sürgüne tabi tutulanların sayısı yaklaşık 3.200.000 kadardır.

Malkarlıların sürgünü hakkında, Kabardey-Balkar Komünist Partisi I. Sekreteri Z.D. Kumehov anılarında şunları anlatıyor:

“25 Şubat’ta, saat 9.00’da Kobulov beni çağırdı. Yanında Beriya, Serov, Bziava ve Filatov vardı. Bziava ve Filatov, Kabardey-Malkar OSSC’nin Güvenlik Komitesi Halk Komiserliğinin Başkanlık görevlerini yapmışlardı. Beriya çok kızgındı. Beni görünce Kabardey-Malkar OSSC’ye küfürler yağdırdı. Elbruz dağını Almanlara verdiniz diye bağırarak hışımla ayağa kalktı. Biraz düşünceli bir tavırla, Kabardey-Malkar OSSC’deki Malkarlıları sürgün edeceğiz dedi. Ben, ülkedeki siyasi durumu kısaca rapor ettim. Beriya, Kabardey-Malkar SSC [s.51] hainler yuvası haline geldiği için bu hainlerin sürgün edilmesine karar verildi diye ekledi... 2 Mart 1944 tarihinde Nalçik şehrine özel bir trenle Beriya geldi. Kobulov ve Mamulov da onunla birlikteydi. Ben, Bziava ve Filatov onları tren garında karşıladık. Daha sonra bir otomobile binerek Elbrus dağına doğru yol almaya başladık. Beriya, bana [Kumehov’a] dönerek, Elbrus çevresini Gürcüstan’a ilhak etmeyi düşünüyoruz. Malkarlıları buradan süreceğiz.

Kabardeyler buraları gerektiği gibi değerlendiremezler. Bu yüzden en doğrusu Gürcüstan’a bağlamak dedi...”

Anılarından anlaşıldığına göre , Z.D. Kumehov, Malkarlıların sürgünü için hazırlık yapıldığını, 1944 yılının 2 Martından itibaren biliyordu.

Devletin başında olan kişi [Kumehov] o sırada ülkede olup biten her şeyden mutlak haberdardı. Bu yüzden tüm gerçekleri olduğu gibi söylemesi gerekirdi. Doğrusu da buydu. Ancak, Kumehov anılarında bazı gerçekleri göz ardı etmiş ve yazmamış.

Z.D. Kumehov, doğrusunu söylemek gerekirse, bu konuda çok hatalıdır ve suçludur. Çünkü gerçekleri söylemediği için, Malkarlıların sürgün edilişinde onun büyük payı vardır. Bunun için de kendisini temize çıkarmak için anılarında bu konuya hiç değinmiyor.

Meşhur tarihçi A. Nekriç: “Bürokratların uyguladığı kararlar mutlak surette Stalin’in ve onun çevresinde bulunanların bilgisi dahilindeydi düşüncesini bir kenara bırakmak gerekir. Rusya’nın bürokrasisinin uzun bir geçmişi vardır. Rusya bürokrasi konusunda çok tehlikeli ve tecrübelidir. Ta ki, Bizans zamanında bile Moskova’daki papazlar kendilerine Çar tarafından iletilen buyrukları çoğu zaman sümen altı yaparak Çarı uyutmayı başarmışlardır. Eski Rusya’da işler kağıt üzerinde ustalıkla yapılıyordu” diyor...

Halkların sürgünü hakkında alınacak kararlar ve yapılacak uygulamalar bir günlük iş değildi. Bu yüzden çeşitli makam ve birimlerden gelecek bilgilerin iyice değerlendirilmesi gerekirdi. Bu bilgiler; Komünist Partisinden, Devlet Güvenlik Komitesinden ve Genel Kurmay Başkanlığından geliyordu. Sözgelimi, Kalmukların sürgünüyle ilgili, Kalmukya Komünist Partisi I. Sekreteri P.F. Kasatkin’in, SSCB Komünist Partisine gönderdiği rapor, Kalmukların sürgünü için çok önemli bir sebeptir. Ki, SSCB yetkililerine sadece P.F. Kasatkin’den gelen rapor bile yeterliydi.

Aynı şekilde, Kırım’da Komünist hareketlerinin lideri olan A.N. Mokroskov ile A.V. Martınov’un, Kırım Türkleri ile Almanlar arasındaki işbirliğini anlatan raporları da, Kırım Türklerinin sürgünü için sebep gösterilmişti.

20 Şubat 1944’te, SSCB İçişleri Bakanlığı Halk Komiserliği-Güvenlik Komitesi Başkanı L.P. Beriya, özel bir trenle Çeçenistan’ın başkenti Grozni’ye geldi. Yanında General İ.A. Serov, General B.Z. Kobulov ve SSCB Gizli Polis Teşkilatı şeflerinden S.S. Mamulov da vardı. Çeçen-İnguşların sürgünüyle L.P. Beriya bizzat kendisi ilgilenmek istiyordu. Bununla birlikte Kabardey-Malkar OSSC’deki durumu da yakından incelemek istiyordu.

Çok geçmeden, Kabardey-Malkar’daki durumu anlatan bir rapor sunuldu kendisine. Rapor iki bölümden oluşuyordu. Birinci bölümünde; Malkar’ın Elbrus, Çegem, Holam-Bızıngı, Çerek bölgelerinde yaşayan halkın nüfusları ve bu bölgeler hakkında ayrıntılı bilgiler yer alıyordu. Raporun ikinci bölümü şöyle bir cümleyle başlıyordu: “Malkarlıların, SSCB ve Komünist Partisinin büyük yardımlarına rağmen, Almanlarla işbirliği yaptıkları anlaşılmıştır.” Rapor, ikinci bölümünün başında verilen bu cümleyi destekler mahiyetteki bilgilerle sürüp gidiyor. Sözgelimi, Malkarlıların Komünist devrime karşı olumsuz tutumları, milliyetçi eğilimleri, II. Dünya Savaşı sırasında ordudan firar ederek çeteler kurdukları hakkında bilgiler yer alıyordu.

Raporun sonuç bölümünde yazılanlar şunlardı: “Bütün bu bilgilerden de anlaşılacağı üzere, Malkarlıların, Kabardey-Malkar OSSC’den sürgün edilmeleri uygun olacaktır...” Raporun altında Kabardey-Malkar OSSC Komünist Partisi I. Sekreteri Z.D. Kumehov, Kabardey-Malkar OSSC İçişleri Bakanlığı Halk Komiseri K.P. Bziava ve Kabardey-Malkar OSSC Devlet [s.52] Güvenlik Komitesi Başkanı S.İ. Filatov’un imzaları vardı.

Bu rapor, Kabardey-Malkar OSSC’nin diğer üst düzey yetkililerine gösterilmeden, doğrudan Beriya’ya, 24 Şubat’ta Orconikidze’de verildi. Aynı gün Beriya, Stalin’e bir telgraf çekti:

“Çeçen-İnguşların sürgün edilmesi işi tamamlandıktan sonra; bu iş için görevlendirilmiş olan askerlerin bir bölümünün Malkarlıların sürgünü için Kuzey Kafkasya’da kalmalarının uygun olacağını düşünüyorum. Bu operasyonun 15-20 Mart’a kadar tamamlanmasını göz önünde bulunduruyorum. Eğer siz de uygun görürseniz, Moskova’ya dönmeden önce Malkarlıların sürgün işini de tamamlamak istiyorum. Emirlerinizi bekliyorum...”

Beriya, 24 Şubat’ta Orconikidze’ye doğru yola çıkıyor. Burada bir toplantı yapıldı. Toplantıya, Kabardey-Malkar’ın Komünist Partisi I. Sekreteri Z.D. Kumehov, Orconikidze Bölge Komitesi Sekreterliğinin Muhasip Yardımcısı Çomay Uyanayev de çağrılmıştı. Kabardey-Malkar Yüksek Sovyet Şurası Başkanı İsmail Ulbaşev bu sırada Moskova’da bulunuyordu. Çomay Uyanayev onun yerine çağrılmıştı.

Stalin, Beriya’nın telgrafına ertesi gün cevap vererek, Beriya’nın görüşlerine katıldığını, gerekenin yapılmasını bildiriyor. 25 Şubat’ta, Beriya ve Kumehov, Orconikidze’de buluşuyorlar. Beriya, Malkarlıların sürgün edilmesi yönünde karar alındığını Kumehov’ bildiriyor. Çomay Uyanayev, Malkarlı olduğu için, toplantıya alınmıyor.

Toplantıda, Kumehov da konuştu. Herhalde Bziava ve Filatov’la birlikte, Malkarlıların sürgün edilmesinin uygun olacağını söylemişlerdi.

26 Şubat 1944 tarihinde, SSCB’nin NKVD’sinden [İçişleri Bakanlığı Halk Komitesi Başkanlığı] “Kabardey-Malkar OSSC’den Malkarlıların sürgün edilmesiyle ilgili işler hakkında” bir emir çıktı. Bu emrin altında L.P. Beriya’nın da imzası vardı. Yapılacak işler şunlardı:

“Operasyon için beş komite kurulacaktır. Birinci komite Elbrus bölgesinde kurulacak ve Aşağı Baksan’da teşkilatlanacaktır. Bu komitenin başına General Petrov, yardımcılıklarına Albay Drojenko ve Binbaşı Afanasenko getirilecektir. İkinci komite Çegem bölgesinde kurulacak ve Aşağı Çegem bölgesinde teşkilatlanacaktır. Komitenin başına General Proşin, yardımcılıklarına Albay Partshaladze ve Albay Şevtsov getirilecektir. Üçüncü komite Holam-Bızıngı bölgesinde kurulacak ve Kaşhatav köyünde teşkilatlanacaktır. Komitenin başına Yarbay Şestakov, yardımcılıklarına Yarbay Krasnov ve Yarbay Kamenev getirilecektir. Dördüncü komite Çerek bölgesinde kurulacak ve Kospartı köyünde teşkilatlanacaktır. Komitenin başına Devlet Güvenlik Komitesi Komiserlerinden Klepov, yardımcılıklarına Albay Alekseyev ve Yarbay Hapov getirilecektir. Beşinci komite Nalçik’te kurulacak; Taşlı-Kala, Habaz ve Kiçibalık’ta teşkilatlanacaktır. Komitenin başına Devlet Güvenlik Komitesi Yarbaylarından Zolotov, yardımcılıklarına Milis Gücü’nden Albayı Egorov ve Albay Harkov getirilecektir. Operasyonun planlanması ve icrası General Piyaşev tarafından yönetilecek, yardımcılıklarına Kabardey-Malkar OSSC İçişleri Bakanlığı Halk Komiseri ve Devlet Güvenlik Komitesi Albayı Bziava ile Albay Filatov ve General Sladkoviç getirilecektir.

Operasyonun icrası için NKVD’nin şu birimlerinden faydalanılacaktır: Moskova Piyade Birliğinin 10’uncu bölümü, 23’üncü Askeri Birliğin 263, 266, 136, 170’inci bölümleri, 3’üncü Zırhlı Birlikler, Moskova Askeri Yüksek Teknik Okulundan muhtelif branş ve sayıda personel, Saratov Askeri Yüksek Teknik Okulundan muhtelif branş ve sayıda personel, Orconikidze’deki sınır birlikleri, velhasıl hepsi 17 bin asker görevlendirilecektir...”

[s.53] Bunlardan başka, bu iş için NKVD ile NKGB [Devlet Güvenlik Halk Komitesi - Meşhur KGB’nin babası]’den 4 bin kişi görevlendirilmesine karar verildi. Ayrıca Malkarlıların sürgünü için NKVD’nin 244’üncü bölümünün de görevlendirilmesine karar verildi. NKVD’nin askeri birliklerinin 1 Mart 1944 tarihinde Nalçik’te olmaları gerekiyordu. Operasyon birlikleri ise 5 Mart günü Nalçik’te olacaklardı. Operasyon komitelerinin başkanlarına verilen emir şöyleydi:

“Malkarlıların yaşadığı köyler kuşatıldıktan sonra, raporlardaki listelerde bildirilmiş olan, Sovyet düzenine karşı olan kişiler tutuklanacaktır. Bu işler tamamlandıktan sonra Malkarlılar sürgün edilecek...”

Bütün bu gerçekleştirilecek olan zulmün yetkili ve sorumluları arasında şu isimler vardır: SSCB’nin NKGB’sinin 3. Başkanı ve Devlet Güvenlik Komitesi’nin 3. Komiseri Milşteyin, Moskova 1. Piyade Askeri Birliklerine Bağlı Zırhlı Birlikler Komutanı İlinskiy, SSCB’nin NKVD’sinin askeri komutanlarından General Bıçkov, Moskova 1. Piyade Askeri Birliklerinin Muhaberat Komutanı Fedünskiy, SSCB’nin NKVD’sinin Lojistik Birlikler Komutan Yardımcısı Yarbay Brodskiy...

Operasyonun 10 Mart 1944 tarihinde başlatılması kararı alındı. Operasyon, NKVD’nin 29 Ocak 1944 tarihli kararnamesine dayandırılacaktı. Malkarlıların sürgün işinde; 5 General, Devlet Güvenlik Komitesinden 2 Komiser ve 17 bin askerden oluşan askeri birlikler, NKVD ve NKGB’den 4 bin asker görevlendirilmişti. Askeri birliklerin büyük çoğunluğu daha önce Çeçen-İnguşların sürgününde görev yaptıkları için bu işte tecrübeliydiler!..

Beriya, 29 Şubat 1944 tarihinde Stalin’e bir telgraf daha gönderiyor:

“Malkarlıları sürgün etme çalışmalarının hazırlıkları 10 Mart’a kadar tamamlanmış olacak. 15 Mart’ta Malkarlılar sürgün edilecek. Biz şimdi buradaki [Çeçen-İnguş] işlerimizi bitirmek üzereyiz. Buradan Kabardey-Malkar’a geçeceğiz. Orada bir gün kalacağız ve işimiz bittikten sonra doğrudan Moskova’ya döneceğiz...”

2 Mart 1944’te Beriya özel bir trenle Nalçik Şehrine geldi. Yanında yine General Kobulov ile General Mamulov vardı. Kumehov, Filatov ve Bziava’nın refakatiyle Elbrus çevresini dolaştılar. Baksan ve Tırnavuz bölgelerini incelediler. Beriya sürekli kendi kafasından planlar yapıyordu. Kuzey Kafkasya’nın sınırlarının değişeceği kesindi. Bu iş öncelikle Çeçen-İnguş ve Karaçay-Malkarlıların öz yurtlarından sürgün edilmesiyle başlamıştı. Amaç belliydi: Bu halklar kendi topraklarından bir daha geri dönmemek üzere zorla çıkarılacak ve onların toprakları başkalarınca paylaşılacaktı...

Daha Malkarlıların sürgününe bir gün kala, 7 Mart 1944 tarihinde, Kurp bölgesinin büyük bir kısmı Kabardey-Malkar OSSC’den alınmıştı. Buna halkın bir itirazı olamamıştı. Çünkü devletin başındakiler böyle uygun görmüşlerdi!..

Beriya ve Kumehov, Malkarlılara ait olan toprakların nasıl paylaşılacağı konusuna mutabakat sağladılar. Daha sonraları, 8 Nisan 1944 tarihinde SSCB Yüksek Sovyet Şurasının bir kararnamesiyle bu mutabakat kanuni bir güçle pekiştirilmiştir. Elbrus ve çevresi Gürcüstan SSC’ye, geri kalan topraklar da Kabardeylere verildi.

Beriya, Moskova’ya döndükten sonra, Malkarlıları sürgün edilmesi kararını SSCB Devlet Güvenlik Komitesinin görüş ve onayına sundu. 5 Mart günü, Devlet Güvenlik Komitesi, Stalin’in başkanlığında toplanarak kararını açıkladı:

“Kabardey-Malkar OSSC’de yaşayan bütün Malkarlıların [Kazakistan SSC’ye 24 bin, Kırgızistan SSC’ye 15 bin] sürgün edilmesi uygun görülmüştür...”

Malkarlıların sürgün edilmesiyle ilgili bu karar, Çeçen-İnguşların sürgün edilmesi hakkındaki 31 Ocak 1944 tarihli karara eklenmiştir.

5 Mart 1944 tarihinde askerler; Malkarlıların yaşadığı yerleri kuşattılar. Halka, “Askerlerin dinlenmek için geldikleri” söyleniyordu. Halk da bunun için ellerinden [s.54] geldiği kadar askerlere misafirperverlik etmeye çalışıyordu!..

NKVD’nin kararnamesi 7 Mart günü Bziava’nın eline ulaştı. Bziava vakit kaybetmeden, gelen emri General Piyaşev’e ve Filatov’a iletti.

Aynı gün, Z.D. Kumehov bir toplantı yaptı. Toplantıya katılan Malkarlı yöneticiler: Çerek Bölgesi I. Sekreteri C. Zalihanov, Holam-Bızıngı Bölgesi I. Sekreteri M. Attoyev, Çegem Bölgesi I. Sekreteri M. Babayev, Elbrus Bölgesi I. Sekreteri C. Nastayev’di.

Kumehov ilk önce General Serov’a söz verdi. Serov, sözü uzatmadan hemen konuya girdi ve Bölge I. Sekreterlerine, ellerinde bulunan bütün dökümanların teslim edilmesini ve halklarıyla birlikte sürgüne hazır olmalarını söyledi...

Ertesi gün, yani 8 Mart 1944’te, sabaha karşı saat 6.00’da Malkar halkı sürgün için apar topar uyudukları yataklarından kaldırıldılar...

Böylelikle, 8 Mart günü Malkarlılar güneşin doğuşunu göremediler. Tan ağarmadan, askerler ellerindeki otomatik tüfekleriyle halkı tren istasyonlarına yığarak hayvan vagonlarına doldurdular. Oğulları, kocaları, kardeşleri, babaları cephede savaşırken, bu “halk düşmanları”nın adı “vatan haini”ne çıkmış ve çok uzun bir yolculuk için hayvan vagonlarına doldurulmuşlardı. Nereye ve niçin gidiliyordu? Hiçbir cevap yoktu...

11 Mart 1944 tarihinde Beriya, Stalin’e bir telgraf gönderdi:

“Malkarlıların sürgün işi başarılı bir şekilde tamamlanmıştır. Kazakistan SSC’ye ve Kırgızistan SSC’ye toplam 37.713 Malkarlı sürgün edilmiştir...”

Sürgün edilenlerin büyük çoğunluğu ihtiyarlar, kadınlar ve çocuklardan oluşuyordu. Eli silah tutan erkekler henüz cepheden dönmemişlerdi...

14 Mart 1944 tarihinde, SSCB Komünist Partisinin Polit Bürosu toplantısında, Beriya “başarıyla sonuçlanan iş” hakkında bilgi verdi. Beriya, Malkarlıların sürgün işinin kanuni dayanaklarını da sağlama almak için hazırladığı kararnameyi, 7 Nisan 1944 günü Stalin’in uygun görüş ve onayına sundu.

8 Nisan 1944 tarih ve 117/6 sayılı, Malkar Türklerinin hayatını kökten değiştirecek kararname kabul edildi ve imzalar atıldı:

Kabardey-Malkar OSSC’de Yaşayan Malkarlıların Sürgünü ve
Kabardey-Malkar OSSC’nin Kabardey OSSC’ye Dönüştürülmesi Hakkında SSCB Yüksek Sovyet Şurasının Kararnamesi


Faşist Almanlar, Kabardey-Malkar OSSC’nin topraklarını işgal ettiği sırada; Malkarlıların büyük çoğunluğunun vatana ihanet ederek Almanlarla işbirliğine girdikleri, Kızıl Asker’e karşı savaştıkları, Faşist işgalcilere karşı yol rehberliği yaptıkları, Kızıl Asker düşmanları yurttan kovduktan sonra, Malkarlıların Sovyet düzenini yıkmak için çalıştıkları ve bunun için Alman teşkilatlarına katıldıkları tespit edilmiştir.

Bu yüzden, SSCB Yüksek Sovyet Şurası şu kararları almıştır:

1. Kabardey-Malkar OSSC’de yaşayan Malkarlıların başka bölgelere sürgün edilmesine ve sürgün yerlerinde SSCB Halk Komiserlerinin uygun göreceği işlerde çalıştırılmalarına,

2. Malkarlıların sürgün edilmesinden sonra, Kabardey OSSC’nin az topraklı kolhozlarının bu bölgelere [Malkar] kaydırılmasına,

3. Kabardey-Malkar OSSC’nin Kabardey OSSC’ye dönüştürülmesine,

4. Gürcüstan SSC’nin Yukarı Svanetya bölgesine Nagornıy ve Elbrus bölgelerinin güneybatı kısımlarının ilhak edilmesine, böylelikle Rusya SFSC ile Gürcüstan SSC arasındaki sınırların yeniden düzenlenerek; Elbrus dağının ormanlık tarafında Burun-Taş geçidinden Balık nehri boyunca 2.877 rakıma kadar olan yerler, bundan sonra güneydoğu tarafında Kırtık geçidinden İslam-Çat nehri boyunca 3.242 rakıma kadar olan yerler, Yukarı Baksan’dan batı yönüne, [s.55] Kırtık nehri boyunca güney doğu tarafına ve Adır-su nehrinden Mishok geçidine kadar olan yerler...

M. Kalinin
SSCB Yüksek Sovyet Şurası Başkanı

A. Gorkin
SSCB Yüksek Şurası Sekreteri

Nisan, 1994; Kremlin, Moskova.

Sürgününe karar verilen halklarla ilgili kararnameler, anayasaya veya diğer yasalara aykırı olabiliyordu. Bu yüzden de, önce halklar sürgün ediliyor, daha sonra bununla ilgili kararname çıkarılıyor ve anayasa ve yasalar buna uygun hale getiriliyordu. Yüksek Sovyet Şurasının, Malkarlıların sürgünüyle ilgili kararnamesi de 1946’da kabul edilmiştir...

Stalin’e “tapınıldığı” dönemlerde, kimileri Malkarlıların bu soykırımı hakkettiklerini söylediler! Onlara göre Malkarlılar suçluydular ve cezalandırılmalıydılar!

Komünist Partisinin 50. Yılında yapılan 20. Toplantısında: “Malkarlıların iftiraya kurban gittiği, suçsuz yere sürgün edildikleri” açıklandı.

14 Kasım 1989 tarihinde, SSCB Parlamentosu: “Zorla sürgün edilen halkların, kanun dışı yollarla ve haksız yere sürgün edildikleri ve iade-i itibarları” hakkındaki görüşlerini deklare etti.

Böylelikle, SSCB’nin Yüksek Sovyet Şurası, 1930-40’lı yıllarda sürgün edilen bu halklardan özür dilemiş oldu.

Yukarıda verilmiş olan 1944 tarih ve 117/6 sayılı kararnamenin çıkarılmasına sebep olarak; Kumehov, Bziava ve Filatov’un hazırlayıp imzaladıkları rapor ve Beriya’nın hazırladığı belgeler gösterilmektedir. Yüksek Sovyet Şurası da bu belgeleri göz önüne alarak Malkarlıların sürgün edilmesine, topraklarının başkalarınca paylaşılmasına karar veriyor.

Bütün bu zulmün gerçekleşmesinde, Kabardey-Malkar OSSC'nin o dönemde, devletin başında bulunan kişilerin sorumluları asla yadsınamaz. Sözgelimi ilginç bir örnekle karşılaştıralım: Doğıstan Komünist Partisi I. Sekreteri Daniyalov, cezalandırılabileceği riskini göze alarak, Stalin'in huzuruna çıkıyor ve Dağıstan halklarının sürgüne tabi tutulmamasını istiyor. Stalin, Daniyalov'un bu isteğini kabul ediyor ve Dağıstanlılar da sürgünden kurtulmuş oluyorlar.

Haksız yere “vatan hainleri” suçlamasıyla karalanarak sürgün edilen halklar yıllarca nice zorluklar içinde yaşadılar. 16 Nisan 1991 tarihinde Rusya SFSC: “Sürgüne tabi tutulan halkların aklanması ve iade-i itibarı hakkındaki” kanunu kabul etti. Malkarlılar bu kanunu 47 yıl beklemişlerdir. Ancak, bu kanuna bağlı olarak, sürgüne tabi tutulan halkların, sürgünden önce sahip oldukları hakların ve toprakların aynen kendilerine iade edilmesi de gerekmektedir...

II. Dünya Savaşı sırasında, ABD Başkanı Rosvelt, Amerika’da yaşayan bütün Japon asıllı vatandaşları kamplara toplayarak izolasyona tabi tutmuştu. Uzun yıllardan sonra, yine ABD Başkanların R. Reagan, Rosvelt’in bu uygulamasından dolayı Japon asıllı vatandaşlarından özür diledi. Bugün ABD parlamentosu, izolasyona tabi tutulan her Japon asıllı vatandaşına her yıl 20 bin dolar tazminat ödemektedir. Neden? Çünkü savaş sırasında haksız yere zulüm gördükleri için... Demokrasinin faziletlerinden biri de, geç de olsa doğruya ulaşmaktır...

Malkarlılar, 1944 yılında uğradıkları zulmü, tarihleri boyunca görmediler. Bunun için, Malkarlıların sürgünü hakkında konuşanların, yazıp çizenlerin biraz daha dikkatli olmaları gerekir. Bir kısım siyasetçiler, “Malkarlılar üzülebilir” diye hiç düşünmüyorlar. Sürgüne tabi tutulan halkların iade-i itibarlarını onaylamayanlar bile var! Bununla ilgili kanunun niçin çıkarıldığını düşünmek bile zor geliyor onlara! Halkların zorla sürgün edilmesi bir insanlık suçu ise, hakları ve toprakları zorla ellerinden alınan bu insanlara, haklarının ve topraklarının iadesine -kendileri de çok iyi bildikleri halde- niçin engel olmaya çalışıyorlar! 16 Kasım 1991 tarihinde, Kabardey-Malkar ÖC’nin Yüksek Sovyet Şurası toplantısında, bu konuyla ilgili tartışmalar sürerken, Rusya Federasyonu’nun “iade-i itibar” hakkındaki kanununu niçin kabul etmek istemiyorlar! Bugün, [s.56] Kabardey-Malkar ÖC’de yaşanan haksızlıkların altında yatan asıl nedenler işte bunlardır.

1944 yılının Mart ayı, Malkar Türklerine çok büyük zulümler, haksızlıklar, çözülmesi çok zor problemler bırakıp geçti...

Bugün bizler; parlamenteriyle, siyasetçisiyle, topyekün halk olarak, her şeyi enine boyuna inceleyerek değerlendirmeliyiz. Kabardey-Malkar ÖC’nin Başkanı ve parlamentosu, Malkar Türklerinin iade-i itibar hakkını göz önüne alarak, ellerinden zorla alınmış hakların iadesini düşünerek çözümler üretmeye başlarsa, Kabardey-Malkar ÖC’de her şeyin olumlu yönde gelişmeye başladığını herkes görecektir.

Hacı-Murat Sabançı, Malkar Türklerine Yapılan Zulüm,
Çeviren: Adilhan Adiloğlu, Bilig Dergisi, Sayı: 6,
Ankara, 1997, s. 50-56
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Türkçülük, din gibi derin, tasavvuf gibi mistik bir sistemdir. Ondaki ihtişamı ve bu uğurda ölmekteki ululuğu ancak ruhunda istidat olanlar duyabilir.
Kaan Ulas
OTAĞ BEKÇİSİ
Türkçü BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 4.965


Madem ki Türküz; o halde Türk gibi yazarız.


« Yanıtla #2 : 15 Eylül 2018, 15:28:58 »

Bu Otağ'da daha o kadar çok okuncak böyle değerli yazılar var ki..
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

ATSIZCA, ATSIZCILIK
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.065 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.007s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.