Kadim Türkler - İsenbike Togan
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 13 Kasım 2019, 14:45:57


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1] 2
  Yazdır  
Gönderen Konu: Kadim Türkler - İsenbike Togan  (Okunma Sayısı 7543 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Anamaslı
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 10



Site
« : 23 Ocak 2011, 00:28:50 »

TÖRELERİN ESİRİ OLMAYAN KADİM TÜRKLER

 

Kadim Türklerde kağanlı bodunların hayatı çok sert koşullarda geçiyordu. Devamlı savaş hazırlıkları içinde bulunan bu topluluklarda, kağnılı arabalardan çok atlar ve atlılar hâkimdi. Başkalarının gözetimi ve korumacılığı içinde geçen soy, boy hayatına kıyasla çok daha sert ve savaşçı koşullarda devam eden bu hayat tarzında, savaşlarda da telefat veriliyordu. Bu durumda ailelerin kendini devam ettirmesi önemli bir sorun teşkil ediyordu.

 

O günlerdeki durumu anlamak için, kaynağımıza (Zhoushu: Çin'de 636'da yazımı tamamlanmış yirmidört sülale tarihinden biri) dönelim.

 

Burada verilen bilgilere göre Kadim Türkler örgülü saçlarını arkaya atar; giyimlerindeki düğmeleri bugün kadın ceketlerinde olduğu gibi soldan iliklerlerdi. Çinliler ise düğmelerini bugün erkeklerin yaptığı gibi sağdan iliklerler ve yenleri geniş ve bol kıyafetler giyerlerdi. Hayvancılık ve avcılıkla geçinen ve devamlı hareket halinde olan atlılar, böyle geniş yenli kıyafetler giyerlerse oraya buraya takılırlardı; onun için de Kadim Türklerin yenleri dardı. Evleri ise, kubbeli otağlar ve keçeden çadırlardı.

 

Öte yandan bu ağır yaşam koşulları içinde güçlü olmak, zorluklara boyun eğmemek gerekiyordu. Bunu da doğal olarak yaşlılar değil de gençler daha iyi yapabiliyorlardı. Onun için de soy, boy toplumunda yaşlıların hâkimiyeti varken, burada yaşlılara değil gençlere değer veriliyordu. Kaynağımıza göre bu topluluklar kendi menfaatlerine uygun davranmak zorunda idiler; dolayısıyla birine sadakatle bağlı kalmak yerine kendi çıkarları doğrultusunda saf değiştirmekten çekinmezlerdi. Onlar törelerin esiri değil, kendi kararlarını verebilen atlılardı. Değişik yerlerden gelmiş olmalarından dolayı, soy, boy toplumundaki gibi görkemli düğün törenlerinde değil, cenaze merasimlerinde biraraya gelirlerdi. Cenaze günü kadın ve erkeklerin hepsi en güzel kıyafetlerini giymiş, takılarını takmış bir şekilde mezar etrafında toplanırlardı. Herkes böyle birarada iken, genç bir erkek birinden hoşlanırsa veya zaten hoşlandığı biri varsa, cenazeden eve döndüğü vakit o kızın evine adam gönderip kızı nazikane bir şekilde istetirdi. Oğlanın anne babasının bu türlü evlenme işlerini ayarlamadıkları bu ortamda, kızın anne-babası da çoğu kere rızalarını bildirirlerdi. Demek ki gençlere değer verilen bu toplum, gençlerin kendi eşlerini seçmelerini onaylıyordu.

 

Soy, boy toplumunda müşterek ata, soy atası etrafında oluşan törenler, burada yoğ merasimleri ve ölümle ilgili perakende törenler haline dönüştüğü için, törenlerde evli kadına aile içinde önemli görevler düşmekte idi. Herhalde kadının ruhsal dünyadaki yerinin doğduğu evde değil de kocasıyla beraber çocuklarını büyüttüğü evde olması ve kadının ocağın sahibi olması bu türlü yaşam koşulları ile oluşmuş olmalıdır. Hani "baba ocağı" deriz ama "koca ocağı" demeyiz; zira o ocak koca ocağı değil, kadının kendi ocağıdır. Koca, evin oğlu olarak ocağı bekler, ama ocağı kadın yakar ve ocak etrafındaki törenleri yönetir. Böyle bir ortamda, bir kadının kocası savaşta ölünce, o zaman kaynağımızın dediği "yenge ile evlenme" ortaya çıkar. Antropologlar "levirate" dedikleri bu tür uygulamaların, ata soylu, malvarlığının özel mülk şeklinde olduğu, poligaminin mümkün olduğu, oturulan mekanın koca evi ve kayınların evi olduğu ve mirasın baba hayatta iken oğullar arasında paylaşıldığı ve yüksek başlık parasının öndediği toplumlarda görüldüğünü belirtirler. Burada söz konusu olan bölük bölük atlılardan oluşan bodunlar, başlık parası hariç yukarıda sayılan özelliklere sahip görünüyorlar. Boy, soy toplumunda başlık parası ve çeyizin büyükler tarafından tespit edildiğini ve gençlerin buna uymak zorunda olduğunu belirtmiştik. Burada ise evlenme gençler arasında karar verilen bir olay karşımıza çıkıyor, anne babanın bu tür uygulamaları yapmadıkları açıkça belirtiliyor. Halbuki antropoloji çalışmalarında daha çok bu yüksek başlık parasını geri vermek zor olacağı için yengenin ailesine geri gönderilmediği görüşü hâkimdir.

 

Burada başlık parası olmadığına göre, meseleyi miras ve ocak açısından değerlendirmemiz gerekiyor. Herkesin kendi ocağını tüttürdüğü bu ortamda yardım ve dayanışma soy veya geniş akraba toplumundan değil, ocak kardeşinden beklenmektedir.

 

Prof. Dr. İsenbike TOGAN
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

"Bizim için Hüseyin’in Kerbela’daki ölümü değil, Kür Şad’ın Çin’deki, Genç Osman’ın İstanbul’daki ve Osman Batur’un Altaylardaki ölümü daha ilgi çekici, daha acıklı ve daha şanlıdır." H. Nihâl ATSIZ

Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
shaman
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bayan
ileti Sayısı: 137



« Yanıtla #1 : 23 Ocak 2011, 01:06:41 »

"Kaynağımıza göre bu topluluklar kendi menfaatlerine uygun davranmak zorunda idiler; dolayısıyla birine sadakatle bağlı kalmak yerine kendi çıkarları doğrultusunda saf değiştirmekten çekinmezlerdi. Onlar törelerin esiri değil, kendi kararlarını verebilen atlılardı."

Bu araştırmayı yapan pek sayın!!! Prof. Dr. İsenbike Togan hanımefendiye bir kaç cümle söylemek istiyorum; Türk yaşlısıyla, genciyle, kadınıyla, kızıyla töreye bağlı yaşayan topluluktur. Bu toplulukta töre neyi gerektiriyorsa onu yaparlar, hiç kimse kendi çıkarı uğruna değil yaşadıkları topluluğun çıkarları uğruna savaşlar verip kanlar dökerlerdi. Gençler at üstünde savaşlar verirlerken yaşlılarda onlarla birlikte olurlar, hatta gerektiğinde, kadınları ve kızları bile at üstünde savaşlara katılan bir yaşamları vardır. Türe, sıra, saygı esasında yaşayan topluluklardır. Biraz Türk Tarihi araştırdığınızda en basitinden interneti kullandığınızda bile karşınıza bunlar çıkar.


"Koca, evin oğlu olarak ocağı bekler, ama ocağı kadın yakar ve ocak etrafındaki törenleri yönetir. Böyle bir ortamda, bir kadının kocası savaşta ölünce, o zaman kaynağımızın dediği "yenge ile evlenme" ortaya çıkar."

Gelelim buna; koca ocağı beklemez sürekli savaşlarla haşırneşirdir. Kadın ise evin hakimidir ve evde onun sözü geçer. Türk kadını erkeğinle eşit statüdedir. Kaç, göç olayları olmaz. Erkeğin karar vermesi gereken konularda kadınına danıştığı da bilinen bir gerçektir. Türklerde tek eşlilik vardır. Eşi ölen kadın bir daha asla evlenmez... Hele yenge ile evlenme Türklerde asla yoktur. Bu anlatılan adet Türkün türesine ters fakat kürt soyluların sürekli yaptığı birşeydir. Anadoluda hala kürtlerin hakim olduğu bölgede abinin yada kardeşin karısı ölünce evdeki bekar erkek çocuk yengeyi alır. Bari bir paylaşım yapıyorsunuz doğru düzgün yapın. Neyin ne olduğunu bilerek yapın. Biraz araştırma yapmak bu kadar zormu geliyor size, okuyup ha bu prof ise böyle demişse doğrudur deyip gelip burada insanlara sunmak biraz abesle iştigal etmektedir.

Tekrar ediyorum, Türk; türesine, sırasına, saygısına bağlıdır. Biz Türküz Türk kanı taşıyoruz Türk'ün tarafındayız, ama görünen o ki siz pek de o tarafa uymuyorsunuz. Hele hele yukarıdaki pek sayın!!!! prof.un hangi kaynakları kullandığını bile yazmaya yanaşmamanız düşüncelerimi daha da bir haklı kılıyor.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

TÜRK'ÜZ TÜRK'ÇÜYÜZ ATATÜRKÇÜ'YÜZ BAŞBUĞUMUZ ATATÜRK, YOL GÖSTERİCİMİZ NİHAL ATSIZ... TANRI TÜRK'Ü KORUSUN VE YÜCELTSİN... ARKASINDA OLMASAYDI ŞANLI BİR MAZİ BU MİLLETTEN ÇIKAR MIYDI BÜYÜK BİR "GAZİ"
Anamaslı
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 10



Site
« Yanıtla #2 : 23 Ocak 2011, 01:11:06 »

İsenbike Togan, Zekî Velîdî'nin kızı olduğu gibi Türkiye'nin sayılı İslâm öncesi Türk târîhi uzmanlarındandır. Siz, bugünkü kendi değer yargılarınızla bakıyor olabilirsiniz; fakat levirate yâni yenge ile evlilik vardı. Hattâ "Bozkurtların Ölümü"nde de yazdığı üzere sırf bu yüzden, kaganı zehirleyen Çinli yengesi ile evlenmek zorunda kalanlar bile vardı.


Facebook'a Ekle
Kayıtlı

"Bizim için Hüseyin’in Kerbela’daki ölümü değil, Kür Şad’ın Çin’deki, Genç Osman’ın İstanbul’daki ve Osman Batur’un Altaylardaki ölümü daha ilgi çekici, daha acıklı ve daha şanlıdır." H. Nihâl ATSIZ

Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
Yürekli-kam
Ziyaretçi
« Yanıtla #3 : 23 Ocak 2011, 01:14:08 »

Yenge ile evlilik hala bizim törelerde sürüyor, biz ayıplıyoruz belki ama bu bir gerçek.

Bu konuyu hakikatle bir ele almak gerekiyor derim ben.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
shaman
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bayan
ileti Sayısı: 137



« Yanıtla #4 : 23 Ocak 2011, 01:18:17 »

Eğer konumuz yazılmış romanlar ise evet haklısın Gülümseme) Ama biz vesikalı Türk Tarihinden bashsediyorsak lütfen biraz araştır başkalarının gözüyle ve beyniyle değil kendi zekanla bir yerlere var.
Sayın prof. Zeki Velidi Togan'ın kızı olabilir. İslam öncesini sanırım fazla okumaktan karıştırmış kendileri. Gönderdiğiniz iletilere daha dikkat edin. Kaldı ki fikirler her zaman aynı olamaz. Bana kaynak gösterin, Eski Türklerde Yengesiyle evlenen birini gösterin bütün bildiklerimi ve söylediklerimi burada tekzip ederim.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

TÜRK'ÜZ TÜRK'ÇÜYÜZ ATATÜRKÇÜ'YÜZ BAŞBUĞUMUZ ATATÜRK, YOL GÖSTERİCİMİZ NİHAL ATSIZ... TANRI TÜRK'Ü KORUSUN VE YÜCELTSİN... ARKASINDA OLMASAYDI ŞANLI BİR MAZİ BU MİLLETTEN ÇIKAR MIYDI BÜYÜK BİR "GAZİ"
Yürekli-kam
Ziyaretçi
« Yanıtla #5 : 23 Ocak 2011, 01:22:14 »

Memlekette bize uzaktan akraba olan, benim lise 3. sınıftan bir arkadaşım vardı, adı Celal. Bu arkadaşım Liseyi bitirdikten sonra bir kıza delicesine aşık oldu, dayısının kızı idi.
Alamadı kızı, daha doğrusu buna vermedi dayısı, ikiside zengindi ama dayı daha zengindi ve kızıda Amerikadaki baldızının oğlu ile everdi.
Celalin babası çocuğunun bu durumuna çok üzüldüğünden köyden güzel bir kızla everdi oğlunu, aradan çok geçmedi Celal Veremden öldü, arkada ikide çocuk bırakarak.
Celalin babası namus içerde kalır diyerek celalin bir küçüğü ile yengesini everdi ve bunada kimse karşı çıkamadı, Törede var dediler.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
shaman
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bayan
ileti Sayısı: 137



« Yanıtla #6 : 23 Ocak 2011, 01:30:33 »

Türkiye kozmopalit bir ülke biliyorsun yürekli kam, bu hangi törede var ona bakmak lazım. Türkün yazılı bir türesi yok, hiç bir zaman da olmadı, bundan sonra da olmayacak. Ama hala bu türeyi yaşatan büyükler sözlü aktarımla bu güne kadar getirdiler ve biz de o türeyi çocuklarımıza ve yaşamımıza aktararak devam ettirmekteyiz, onlarda çocuklarına aktaracak.

Anadoluda töre denince birçok toplumun iç içe geçmesinden meydana gelen farklı farklı töreler var. Bunları araştırmak gerektiğini düşünüyorum, ama şunu kesin biliyorum ki Türklerde tek eşlilik vardır. Eşi ölen bir kadın bir daha asla evlenmez, ne evdeki bekar kaynıyla ne de başka bir erkekle. Çocuklarının başında onları büyütür ocağını tüttürür. Evin büyük oğlu da evin reisi makamına oturur, karar mekanızması anası olmasına rağmen onun da erkek olarak fikrine saygı gösterilir.

Hatta Türklerde yakın akrabayla evlilik de yoktur. Şimdi hatırlayamıyorum ama bazı kaynaklar -ki eğer istersen daha sonra tekrar bakar yazarım- aynı obada yaşayanların akraba olma olasılığı yüzünden kız alıp vermeyi bile yasaklamıştır. Evlenecek delikanlılar ya da kızlar başka obalardan seçiliyorlardı. Bu şekilde okumuştum Ortaasya tarihi adlı bir kitapta yazıyordu.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

TÜRK'ÜZ TÜRK'ÇÜYÜZ ATATÜRKÇÜ'YÜZ BAŞBUĞUMUZ ATATÜRK, YOL GÖSTERİCİMİZ NİHAL ATSIZ... TANRI TÜRK'Ü KORUSUN VE YÜCELTSİN... ARKASINDA OLMASAYDI ŞANLI BİR MAZİ BU MİLLETTEN ÇIKAR MIYDI BÜYÜK BİR "GAZİ"
Anamaslı
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 10



Site
« Yanıtla #7 : 23 Ocak 2011, 01:31:49 »

Eğer konumuz yazılmış romanlar ise evet haklısın Gülümseme) Ama biz vesikalı Türk Tarihinden bashsediyorsak lütfen biraz araştır başkalarının gözüyle ve beyniyle değil kendi zekanla bir yerlere var.
Sayın prof. Zeki Velidi Togan'ın kızı olabilir. İslam öncesini sanırım fazla okumaktan karıştırmış kendileri. Gönderdiğiniz iletilere daha dikkat edin. Kaldı ki fikirler her zaman aynı olamaz. Bana kaynak gösterin, Eski Türklerde Yengesiyle evlenen birini gösterin bütün bildiklerimi ve söylediklerimi burada tekzip ederim.

Bozkurtların Ölümü'ndeki Kara Kağan'ın gerçekteki adı İllig Kagan'dır. Romandaki Çuluk Kağan ise gerçekte "Chula Kagan"dır ve onu zehirleyerek öldüren "I-ch'eng Katun" daha sonra İllig Kagan'la evlenmiştir. İsterseniz Göktürk târîhçisi Ahmet Taşağıl'ın kitâbına bakabilirsiniz. Belgeye dayalı târîhden gem vuruyorsunuz; fakat kendi değer yargılarınıza göre târîhi şekillendirmeye kalkışıyorsunuz. İçiniz rahat etsin diye İsenbike Hanım'ın makâlede yazdıklarını Ahmet Taşağıl'ın makâlesinde yazdıklarıyla karşılaştırayım:

"Bir erkek bir kızı sevdiğinde akrabalarından birini kızın ailesine göndererek teklifte bulunurdu. Ölen babaların, amcaların, erkek kardeşlerin eşleriyle evlenme (leviratüs) vardı. Bu yolla, ortada kalan eşlerin zor duruma düşmeleri önlenirdi. Bir başka ifade ile ailenin bütünlüğü korunmaya çalışılırdı. Dışarıdan evlenme (egzogami) vardı." --- Prof. Dr. Ahmet TAŞAĞIL, GÖK-TÜRKLER’DE İDARİ VE SOSYAL YAPI

Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
http://ahmettasagil.wordpress.com/makaleler/gok-turklerde-idari-ve-sosyal-yapi/


W. Eberhard, Çin’in Şimal Komşuları, Ankara 1942, s.76 vd.; Ögel, s.241-248; Kafesoğlu, s.216.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

"Bizim için Hüseyin’in Kerbela’daki ölümü değil, Kür Şad’ın Çin’deki, Genç Osman’ın İstanbul’daki ve Osman Batur’un Altaylardaki ölümü daha ilgi çekici, daha acıklı ve daha şanlıdır." H. Nihâl ATSIZ

Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
shaman
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bayan
ileti Sayısı: 137



« Yanıtla #8 : 23 Ocak 2011, 01:34:46 »

Biz hiç bir şeyi kendi değer yargılarımıza göre şekillendirmiyoruz. Eğer öyle olsaydı şimdi herşey çok başka olur. Ama siz ne biliyorsanız onu yazın sizin tarihçilerinizle benim tarihçilerimin bakış açıları farklı herhalde. Özür dilerim ben bu güne kadar hiç Türk Tarihi okumadım sayın, nasıl biliyorsanız öyle yazın. Konuyu uzatmak da istemiyorum.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

TÜRK'ÜZ TÜRK'ÇÜYÜZ ATATÜRKÇÜ'YÜZ BAŞBUĞUMUZ ATATÜRK, YOL GÖSTERİCİMİZ NİHAL ATSIZ... TANRI TÜRK'Ü KORUSUN VE YÜCELTSİN... ARKASINDA OLMASAYDI ŞANLI BİR MAZİ BU MİLLETTEN ÇIKAR MIYDI BÜYÜK BİR "GAZİ"
Yürekli-kam
Ziyaretçi
« Yanıtla #9 : 23 Ocak 2011, 01:39:26 »

Türkiyenin bazı yerleri Kozmopolit olabilir buna bir sözüm yok Ay kız ama biz sapına kadar tekiz, belliyiz ve varız ve gene sapına kadar da Türküz.
Türk'te Namus candan da öteden gelir ki bu benim ailemde fiyatı kan ile ölçülür. Ele almış olduğumuz ailede en az benim Türk olan kanım kadar kanları Türktür ve törecidirlerde, onlarda Töre dinleri gibidir belki daha da ilerde gelir, yaşamlarını dahi Türk Töresi gereğince yaşadıklarını ben biliyorum, gereçkten bazı davranışlarını zamanımıza uyarladığımızda yadırgamıyor değilim fakat işin gerçeklerini de göz ardı edemeyiz, eğer bu anlattığım olay daha önceleri yaşanmamış olsa idi kesinlikle bu gibi durumun yaşanması mümkün olamazdı, onlar gördüklerini yaşıyorlar, Töre Gelenek te bu değilmidir.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1] 2
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.049 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.011s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.