İzmir ve Çaka bey destanı...
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 10 Nisan 2020, 02:13:58


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: İzmir ve Çaka bey destanı...  (Okunma Sayısı 5881 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
ATABEK
Ziyaretçi
« : 19 Kasım 2009, 11:07:28 »

Ege'nin İncisi
İZMİR

Batı Anadolu şehirlerini, efsane, hikâye ve destanlarıyle dile getirirken, Ege sahillerinin incisi, güzel İzmir'le söze başlamak, önsöze İzmir'den girmek, yada söz yumağının ipini İzmir'den çekmek gerek...

Önce, İzmir adının efsanelerinden, İzmir'in kuruluşundan söz edelim:

Bir zamanlar, Anadolu'yu kasıp kavuran, baskınlar yapan, şehirleri yağma ederek tüm erkekleri kılıçtan geçiren bir "Amazonlar Çetesi" varmış. Bunlar, erkeklerin egemenliğinden kurtulmak için, onlara isyan eden savaşçı kadınlarmış.

Dal gibi vücutlu Amazonlar, atlara çıplak biner, oklarının yaylarını daha iyi çekebilmek için sağ göğüslerini kestirirlermiş!.. bundan dolayı, kendilerine "memesiz" anlamına gelen Amazon adı verilmiş.

Esir ettikleri erkekleri köle gibi, ağır hizmetlerde kullanır, bir süre sonra da zevk için öldürürlermiş..

İşte böyle bir Amazonlar Çetesi, bir gün Ege sahillerinde dört nal at koştururken İzmir körfezi kıyılarına gelmiş. Burayı çok beğenerek bir şehir kurmaya karar vermişler.

Başkanlarının adı Zmirna olduğu için, yeni kurdukları şehre de Zmirna adını vermişler. Bu ad, zamanla "İzmir" olmuş...

Mitoloji, İzmir adını bu efsaneye bağlar. Bazıları da İzmir adını, babası krala âşık olan, bu yüzden de ilâhlar tarafından mersin ağacı şekline getirilen "Zmirna= Smirna" adlı genç ve güzel bir kızın hayat hikâyesiyle birleştirir. Her iki efsanede de, İzmir'in eski adının "Smirna" olduğu üzerinde karar kılar...

İskender'in At Başı

Gerçekten de İzmir'in eski adı, Smirna'dır. Tarihçiler, İzmir'in Efesliler tarafından milâttan bin yıl önce kurulduğunu, eski İzmir'in bugünkü Bornova ile Bayraklı arasında olduğunu söylerler. İzmir, ikinci defa, bugünkü yerinde Büyük İskender tarafından kurulmuş. Hikâye edildiğine göre, rüyasında İskender'e:

- Sabahleyin kalk, atının başı hizasında bir şehir kur!... demişler...

O da sabahleyin kalkmış, atına atlamış, onun istediği yöne dört nal sürmüş, at koşa koşa İzmir körfezine gelerek orada durmuş. İzmir şehri burada kurulmuş.

Bazıları derler ki, İzmir körfezi bir at başına benzediği için İskender, burayı seçmiş ve şehrini kurmuş.

İzmir körfezinin güneyindeki tepeye Kadifekale Tepesi, eski adı ile Pagos Dağı denir. Eskiden kalenin giriş kapısı üzerinde, şehrin Amazonlar tarafından kurulduğunu ifade eden Amazon Smirna'ya ait, mermerden bir kadın heykeli varmış. Türkler, buna Saba Melikesi Kaydafa adını vermişler. Kaleye de Kaydafa Kalesi demişler. Bu isim zamanla Kadifekale olmuş. Efsaneye göre, Saba Melikesi Kaydafa, adamlarını toplamış:

Adamlar, dünyayı gezmiş, dolaşmış, sonunda, Kadifekale'nin bulunduğu tepede karar kılmışlar. Bir de kale yaparak şehirlerini kurmuşlar. Saba Melikesi Kaydafa, kırk gemisiyle Yemen'den kalkmış, İzmir körfezine gelmiş. Gerçekten de manzaraya doyum olmuyormuş. Burayı çok beğenen Kaydafa, kaledeki şehre yerleşmiş ve ömrünün sonuna kadar mutluluk içinde yaşamış.

Çaka Bey'in Destanı

İzmir'i İzmir yapan, bu güzel şehri 1076 yıllarına doğru fetheden, Anadolu Selçuklu devletinin kurucusu Kutalmış oğlu Süleyman, ondan sonra da Çaka Bey'dir.
 

Bir Türk beyinin oğlu olan Çaka Bey, Orta Asya'da bindiği atının dizginlerini Ege sahillerinde çekmişti. Gençti, güçlüydü, gözünü budaktan sakınmazdı ama, tecrübesizdi. Bu yüzden de Bizanslılarla yapılan bir savaşta, Bizans komutanı Kabalika Aleksandr'a esir düşmüştü.

Anadolu, Türk akıncıları tarafından şehir şehir, oba oba fethediliyor, Türkleşiyordu. Ege sahillerine gelindiği ve İzmir'in fethedileceği bir sırada Çaka Bey'in esir edilişi, gerçekten bütün Türk beylerini üzmüştü. Ama, herkes onun er geç, sağ salim ordusunun başına döneceğine ve fetihlerini sürdüreceğine inanıyordu.

Bizanslılar, Çaka Bey'i esir aldıktan sonra, onu, imparatora bir savaş hediyesi olarak sundular. İmparator, Çaka Bey'den ve onun mertliğinden, efendiliğinden pek hoşlanmıştı. Yanına aldı, kendisine yüksek rütbeler verdi. Çaka Bey, sarayda bir prens muamelesi görüyordu. Rumcayı öğrendi. Onun Bizans sarayında kaç ay, kaç yıl kaldığını bilenimiz yok... Bildiğimiz tek şey, 1081 yılında Bizans sarayından kurtularak, tekrar İzmir'e, ordularının başına döndüğü ve yeni fetihlere giriştiğidir. Hem bu sefer, karalar az gelmiş gibi denizlere açılıyordu. Kırk gemilik bir donanma kurmuş, bu gemilere demir pazılı leventler doldurarak Ege adalarına yürümüştü. Kısa sürede Midilli, Sakız, Sisam ve Rodos adalarını fethetti. Bizans'ın en güçlü komutanlarının idaresinde bulunan tecrübeli donanmaları, bu donanmaları dolduran kiralık denizciler, Çaka Bey'in kırk parçalık donanması karşısında eriyor, yanıyor, kayboluyordu. Türkler, güçlerini yalnız karada değil, Çaka Bey'le ve onun öncülüğü ile denizde de gösteriyordu.

Çaka Bey, denizde ve karada zaferler kazanıyor, Anadolu fethini tamamlanıyordu. Onun bütün hedefi, Bizans'ın kalbi ve beyni olan İstanbul'du. İstanbul'u almak, onu Türkleştirmek... İşte fetihlerin en büyüğü, en kutsalı buydu...

Bizanslılar onun maksadını anlamışlardı. Çaka Bey'i ortadan kaldırmak gerekiyordu. Önce, İznik Sultanı ve Çaka Bey'in damadı Kılıç Aslan ile Çaka Bey'in arasını açmak l-âzımdı. Çaka Bey, Kılıç Aslan'la birleşir, Bizans üzerine yürürse, Bizans'ın hali haraptı. Bunu biliyor ve tedbirini önceden almak istiyorlardı. Bizans imparatoru Aleksios, Kılıç Aslan'a gönderdiği bir mektupta:

"Senin sultanlığın babadan ve dededen kalmadır. Halbuki kayınpederin Çaka, senin yerine göz dikmiştir. Senin tahtına oturacaktır. Buna izin vermemeli ve uyanık olmalısın..." diye yazmış, onu Çaka Bey aleyhine kışkırtmıştı. :

Kılıç Aslan, Çaka Bey'i sarayına davet etmiş, verdiği bir ziyafette onu öldürtmüştü. Böylece Çaka Bey, düşmanlarının haince tuzağına düşmüştü.

İzmir Fatihi Çaka Bey öldü. Ama fetih destanlarının sonu gelmedi. Anadolu fetihleri, Fatih Sultan Mehmet'e kadar aralıksız sürdü.

Çaka Bey'den sonra İzmir'in ikinci fatihleri 1320 yılında Aydınoğulları oldu. 1344 yılında Rodos şövalyeleri İzmir'in iki kalesinden birini, aşağı kaleyi almışlardı. İzmir, 1403 yılında tekrar Aydınoğullarının, daha sonra da Osmanlıların eline geçti. Artık İzmir, bundan sonra, Türklerden başkasının değildi ve olamazdı.
 
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Abılay Han
ULAK
Normal Üye
****
ileti Sayısı: 219



« Yanıtla #1 : 26 Mart 2020, 05:19:54 »

İzmir'in Çaka Bey tarafından fethinin 939. yıl dönümü kutlu olsun!
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Men Türk evladıyam, derin aklım, zekam var,
Ne vahtacan çiynimizde gezecekdir yağılar?
Ne kadar ki, hakimlik var, mahkumluk var, ben varam,
Zülme garşı isyankaram, ezilsem de susmaram!
AtsızcıTürk
BOZDOĞAN
ULAK
Normal Üye
****
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 318


Emperyalizm Kut'lu bir düşüncedir.


« Yanıtla #2 : 26 Mart 2020, 12:03:24 »

Ahmet Haldun Terzioğlu'nun Çaka Bey isimli romanını okuyabilirsiniz kandaşlar.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Ben o vahşi kanı bilirim. Onu on metrelik toprağa da gömsen yine oradan da çıkarak ordular yaratır ve dünyayı kana boğar.
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.213 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.014s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.