İkinci Meşrutiyette İlk Borç
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 10 Aralık 2019, 11:13:57


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: İkinci Meşrutiyette İlk Borç  (Okunma Sayısı 1669 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Gök Alp
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 121


« : 26 Ocak 2010, 23:13:55 »

Hükümet, çarkı işletebilmek için her şeyden evvel paraya muhtaçtı. Meşrutiyetten evvel Osmanlı İmparatorluğu bütçe mefhumundan mahrum bir halde yaşıyordu! Meşrutiyet, muntazaman aylık vermeyi, taahhütlerine sadık kalmayı en tabii bir vazife bilmişti. Halbuki, hükümetin sarf ettiği para kadar geliri yoktu. İmparatorluğun Hicaz, Yemen gibi bir çok yerleri vergi vermiyordu. Yabancılar tamamen vergiden muaf bir halde yaşıyorlardı. Ordunun kuvvetlendirilmesi, idari ıslahat, isyanları bastırmak için yapılan sevkiyat, donanmanın biraz yenilenip canlandırılması gibi işler paraya ihtiyaç gösteriyordu. Bütün bunları borçsuz temin etmeye imkan yoktu. Fakat borç almak da kolay bir iş değildi. O zamanlar dünyanın sarrafı vaziyetinde bulunan Fransa'da maliye uleması, dünyayı adeta paylaşmış sayılabilirdi. Hangi memleketlere, hangi mali grubun para vereceği aralarında belli idi! Bu gruplar kendi hükümranlıkları altına aldıkları memleketleri bir sağmal inek gibi istismar etmeyi pek tabii bir hak sayıyorlardı.

Osmanlı İmparatorluğu bu bakımdan "Bankı Osmanî-i Şahane" grubunun tabiyet altında idi. Bu grup, Avrupa'da "Genç Türkler" diye anılan İttihat ve Terakki'nin milli şeref ve haysiyet gibi iddialarını hayretle karşılanacak bir küstahlık görüyor; Düyun-u Umumiye'nin kontrolünden kurtulmak istediğini kat'i surette baltalamayı düşünüyordu. Avını pençesinden kaçırmamaya azmetmiş, vahşi ihtirası ile İttihat ve Terakki'ye kendini bildirmek zamanı geldiğine hükmetmişti! Onun için hükümet Paris piyasasından on milyon liralık kadar borç alma teşebbüsünde bulunduğu zaman, ilk konulan şart Osmanlı Bankası'nın "Tresorie géneral" mevkiine geçmesini istemekten ibaret olmuştu.

Hükümetin bütün ödemeleri, bu Osmanlı Bankası marifetiyle yapılacaktı! Bundan başka borç, Düyun-u Umumiye'nin kefaletiyle akdedilecekti, yani İttihat ve Terakki, yabancıların mali kontrolüne ve hakimiyetine nihayet vermek emelinden vazgeçerek, Fransız maliyecilerinin hakimiyet boyunduruğuna girecekti.

Borçtan elimize geçen paralarla, Avrupa'ya vereceğimiz askeri ve saire siparişler yalnız Fransa'dan satın alınacaktı. Yani Fransızlar, sağ elleriyle verdikleri paraları, sol elleriyle bizden geri alacaklar ve aynı zamanda Genç Türkleri milli şeref ve haysiyet, istikadi istiklal gibi en meşru ve mukaddes ideallerden vazgeçireceklerdi.

Avrupa siyasetine hakim olan ve paraya muhtaç memleketleri birer köle, yer yer sömürge halinde istismar etmeye alışmış bulunan bu müthiş, korkunç ve insafsız kapitalist kuvvete karşı, Cavit Bey, milli şeref ve istiklal idealinin bütün hararet ve kuvvetiyle ve adeta çılgınlık denilecek bir cür'et ve azim ile mücadeleye girişti. Paris'te, önce büyük bir manevra kudretiyle karşımızdaki düşman cephesinde bir gedik açmaya muvaffak oldu. Fransız maliyecileri arasında mevcut gizli rekabetten istifade ederek, başka bir Fransız grubunu, Türkiye işlerine alakadar etmeye ve onlarla bir borç müzakeresi neticelendirmeye muvaffak oldu. Bu borç, Meşrutiyet hükümeti için büyük ve şanlı bir zafer teşkil ediyordu. Faiz miktarı yüzde dörttü! Tahvillerin piyasaya ihraç seviyesi yüksekti. Aynı zamanda, Düyun-u Umumiye'nin kefilliği bertaraf edilmişti.

Meşrutiyet idaresi, sırf hükümetin itibarı üzerine kurulu bir borç yapmaya muvaffak oluyordu. Osmanlı Bankası grubu ile cereyan etmiş olan müzakerelerin neden yarıda kaldığını Paris'te çıkan "Action" gazetesi şu suretle hülasa etmişti: "Cavit Bey, ötedenberi tuttuğu meslekte ısrar etti. Yeni borca hususi teminat vermediği gibi, imtiyaz ve sipariş işlerini de borçtan katiyyen ayrı tutmakta sebat gösterdi (kararlı durdu)! İşte bundan dolayı Bankı Osmanî müessesesiyle cereyan eden müzakereler kesildi."

Meşrutiyet hükümetinin zalim ve hain yabancı maliyecilerinin esaretinden kurtulmak teşebbüsü, ecnebi parasına kölelik için gazetelerde ve mahfellerde (toplantı yerlerinde) İttihat ve Terakki aleyhine müthiş kıyametler kopardı. Bu hücum yalnız Türkiye hudutları haricinde kalmıyor, kendi memleketimizin içinde bile pervasızca ve yüzsüzce meydana çıkıyordu.

Yabancı para kuvvetinin, Osmanlı İmparatorluğu içinde ne kadar hakimane, müteazzımane (büyüklük taslayan) ve yüzsüzce hareket etmek iddiasında bulunduğunu gösterecek halderdendir ki, "Bankı Osmanî-i Şahane", Maliye Nezareti ile muhaberesinde bile Fransızca kullanırdı. Cavit'in, Osmanlı Bankası'na Maliye Nezareti ile yapacağı muhaberelerin bundan sonra Türkçe olmasını tebliğ etmesi bile, bir isyan ve itiraz dalgası yükseltti. Paris gazeteleri bu işe karıştılar. "Gil Blas" gazetesi şu tehditte bulundu: "Osmanlı Hükümeti, Yunanistan ve Bulgaristan'a karşı belli ki blöf yapabilir. Fakat Fransa'ya karşı böyle bir teşebbüs hiçbir şeye yaramaz."

Görülüyor ya, vatanımız için "Bankı Osmanî-i Şahane" adını taşıyan resmi bankadan, hükümetle muhaberelerinde, hükümetin resmi dilini kullanmayı istemek Fransa'ya karşı bir teşebbüs mahiyetini alıyordu. Fakat İttihat ve Terakki'nin Türklük idealine ve vatanın şeref ve istiklalini temin gayesinde imanlı bağlılığı bu gibi yaygaralardan yılmadı! Bankı Osmanî-i Şahane ister istemez Türkçe muhabereyi kabul etti.



Hüseyin Çahit Yalçın, 1936, On Yılın Hikayesi
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.062 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.013s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.