II. Abdülhamid'in Hususi Hayatı
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 16 Ekim 2019, 11:29:19


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: II. Abdülhamid'in Hususi Hayatı  (Okunma Sayısı 5790 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Kagan_Bahadir
Ziyaretçi
« : 11 Şubat 2012, 11:25:48 »

II. ABDÜLHAMİD’İN HUSUSİ HAYATI

10 Şubat, Sultan II. Abdülhamid’in vefatının yıldönümüydü. Sanıldığının ve öğretilenin aksine Abdülhamid, bir “kızıl sultan” misali boş bir hayat yaşayan ve hususi hayatında da “istibdat” uygulayan bir hükümdar değildi. İlber Ortaylı onu, Osmanlı’nın son hükümdarı olarak niteliyor. Bu niteleme kuşku doğurmayacak şekilde doğru bir nitelemedir.
II. Abdülhamid’in vefat yıldönümünde onun hususi hayatına dair renkli satırları paylaşmak isterim. Zira bu ayrıntılar pek bilinmiyor. Elbette okul kitaplarında Abdülhamid’in papağanını öğretecek değiliz. Bunun için, bilinmemesi doğaldır. Zaten ben de bu ayrıntılar pek bilinmediği için bu makaleyi kaleme alıyorum.

Geçtiğimiz günlerde bir bilgi yarışmasında II. Abdülhamid’in en sevdiği ve kitaplarını okuttuğu yazarın adını sordular. Cevap, Sherlock Holmes romanlarının yazarı Conan Doyle olacaktı. Demek ki bazı ayrıntı bilgiler, bir yerde karşımıza çıkabiliyor.
Abdülhamid’in kitaplar ile ilgili anıları ile başlayalım. Kızı Ayşe Osmanoğlu anlatıyor:

“Gece yatak odasında kitap okuturdu. Ayakucuna bir paravana konur, Esvapçı başı İsmet Bey kitap okurdu. Sonraları Hacı Mahmud Efendi ve Şifre Kâtibi Asım Bey de okumuşlardır. Babam uykuya dalıncaya kadar okurlar, uyuduğunu hissedince yavaşça kalkıp çıkarlardı. İkinci Hazinedar kapıyı kilitlerdi.” (1)

Bu kısımdan anlıyoruz ki, Abdülhamid bu kitap okuyan isimlere güveniyor ve onlarla en zayıf halinde yani uyku halinde dahi baş başa kalabiliyor.

“Başlıca eğlencem musiki dinlemek, marangozhanemde çalışmaktan ibarettir. Ancak bunlarla uğraşırken yorgunluğumu hissetmiyorum. Gençliğimde faal bir hayat geçirdiğim halde şimdi muattal yaşıyorum. Uykuyu bile rahat uyuyamadığımdan kitap okutmak bana ninni gibi geliyor. Yarısını dinliyor, yarısını dinlemeden uyuyakalıyorum. Aklım takılıp da uykumu kaçırmasın diye ciddi eserler okutmuyorum” (2)

Selanik günlerinde de Buhari (Altı hadis kitabından biridir) okuduğu da hususi doktoru Âtıf Hüseyin Bey’in anılarında geçmektedir.

Musiki konusunda da seçici olan Abdülhamid, bu seçiciliğini şöyle açıklamıştır:

“Doğrusunu isterseniz ben Türk’üm ama Türkçe havalardan ziyade alafranga havalar, operalar hoşuma gider.” (3)
“Alaturka güzeldir ama daima gam verir. Alafranga değişiktir. Neşe verir. Piyanoda alaturka dinlenmez. Kendine mahsus alaturka sazlarla çalınmalıdır.” (4)

II. Mahmud’dan itibaren İtalyan bestecilerin getirilip marşlar besteletildiği düşünülünce, Abdülhamid’in bu düzenin devamında sakınca görmediği anlaşılıyor. Yalnız Hamidiye Marşı’nın diğerlerinin aksine bir Türk tarafından (Necip Paşa) bestelendiğini de belirtmek gerekir.

Marangozluğu konusunda çok şey yazılıp çizilmiştir. Bunun için ben bu meselenin üzerine alıntı yapmıyorum. Zira herkesin malumudur. Yıldız Sarayı’ndaki dolapların, iskemlelerin büyük çoğunluğu onun elinden çıkmadır.
II. Abdülhamid, tiyatroya ve operaya da meraklıydı. Avrupa’dan gelen İtalyan sanatçıların oynadığı oyunları izler, Ahmet Mithat Efendi’nin tiyatro piyeslerini takip ederdi.
Kahve ve sigara tiryakisiydi. Öyle ki diğer kızı Şadiye Osmanoğlu, hatıralarında tahttan indirildikten sonra ilk düşündüğü şeyin babasının yol boyu sigara bulamayacak olması olduğunu yazmıştır. Bu duruma şöyle bir çözüm bulur:

“Odalardaki kutularda ne kadar sigara varsa topladım, koynuma doldurdum, çünkü yolda babama en ziyade lazım olacak şey, pek sevdiği özel sigaralarıydı. O zaman zayıftım, fakat göğsüm babama ait ufak tefek bu gibi lüzumlu şeylerle iyice dolmuştu.” (5)

Kendisi de hususi doktoruna sigara tiryakiliğini şöyle anlatıyor:

“Nitekim ben de bu zıkkım sigaradan vazgeçemiyorum. Eğer bir de rakıya alışık olsaydım. Felaketim üzerine Selanik’te belki de ayyaş olurdum.” (6)

Başta papağandan bahsetmiştim. Bir papağan anısıyla Abdülhamid’in hususi hayatına dair ufak notları bitirelim:

“Bir gün kalfa sütü dökmüş. Çünkü ölen kızım insan sütü içemedi. Keçi sütü verirlerdi. O sırada ben de doktor Mavroyani Paşa ile çocuğun odasına girdik. Sütü kim döktü diye sordum. Kalfa korkudan ben döktüm diyemedi. Meğer papağan, perdenin kornişi üzerinde imiş. Oradan kalfa döktü döktü dedi. Mavroyani şaştı kaldı. Çok başka bir hayvan idi.” (7)


(1)Ayşe Osmanoğlu – Babam Sultan Abdülhamid
(2)Ayşe Osmanoğlu – Babam Sultan Abdülhamid
(3)Atıf Hüseyin Bey – Sultan II. Abdülhamid’in Sürgün Günleri
(4)Ayşe Osmanoğlu – Babam Sultan Abdülhamid
(5)Şadiye Osmanoğlu – Babam Abdülhamid
(6)Atıf Hüseyin Bey – Sultan II. Abdülhamid’in Sürgün Günleri
(7)Atıf Hüseyin Bey – Sultan II. Abdülhamid’in Sürgün Günleri

KAĞAN BAHADIR
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
SUNGAR
APTAL OLDUĞUNDAN ATILDI
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 80


« Yanıtla #1 : 11 Şubat 2012, 13:43:02 »

Madem Abdulhamitten açıldı, bende Ulu Hakan ın Doğu Türkistan ve Çanakkale icraatlerini yazmak istedim.
Vefatının 91. Yıldönümünde Abdülhamid Han ve Çanakkale

Doğu Türkistan’a gönderdiği askeri yardım ile bölgede bulunan Müslüman Türkleri, Çinlilere karşı örgütleyen, Çin’in başkenti Pekin de Hamidiye Üniversitesini kurmayı başaran da O’dur…


Şimdi Onun aziz hatırasından bir demet asil devlet adamlığı örneği;

İttihat ve Terakki’nin oyunları sonrasında tahtan indirilen Abdülhamit Han, Selanik de bir Yahudi köşkünde sürgün hayatı yaşıyordu. Yıl 1912 olmuştu ki Sultan Selanik düştüğü için oradan Beylerbeyi Sarayına götürülmüştü. Acılar bununla da sınırlı değildi, Birinci Dünya Savaşı yıllarında İstanbul işgalle burun buruna gelmişti.
Bu durum O dönemin Dış İşleri Bakanı Talat Bey tarafından Beylerbeyi Sarayında şöyle kendisine şöyle anlatılmıştı:

"Efendim; acil bir tehlike arz etmekle birlikte vaziyet çok ciddidir. Düşman denizden ve karadan Çanakkale’yi zorluyor. Şiddetli savunmaya rağmen Allah göstermesin Boğazı aşarlarsa Padişah, hükümet, saltanat ailesi esir olabilir. Kötü bir barış antlaşmasına imza atmamak için gerek Padişah gerekse meclis karar almıştır: Anadolu’ya gidilecek ve savaşa oradan devam edilecektir. Hatta Padişahımız sizin için Konya’da Çelebi Efendi’nin konağını boşalttırmıştır. Eğer Allah korusun korkulan durum olursa Padişah Efendimiz tarafından hangi şehirde kalmak istediğiniz konusunda, bunu öğrenmek için görevlendirildim. Emir ve iradelerinizi bekliyoruz."

Ulu Hakan, bir mermeri anımsatan bembeyaz yüzünün hatlarını hiç bozmadan çok dikkatli bir şekilde Talat Bey’i dinledikten sonra tarihe şerh düşercesine cevap vermişti:

"Saygı değer kardeşime saygı ve bağlılıklarımı sunarım. Endişeleri tamamen yersizdir. Eğer dokunulmamış ise Ben Çanakkale’yi zamanında çok güzel bir biçimde savunmaya hazırlamıştım. Oradan hiçbir donanmanın Boğazı aşması mümkün değildir. Ayrıca diyelim ki böyle bir felaket başımıza geldiği taktirde Hakan’ın yapacağı şey tacını ve milletini terk ederek kaçmak zilletine düşmek değil, payitahtın taşları altında can vermektir. Sevgili Fatih bu beldeyi kafirlerin elinden aldığı zaman Bizans İmparatoru Konstantin kaçmayıp savaş ederek Kale’nin altında can vermek azmini göstermişti. Biz Fatih’in soyundanız ve Konstantin’den aşağı kalamayız, Padişah Efendimize böylece söyleyin. Rahat olsunlar ve Allah’ın iradesine güvensinler, şuradan şuraya kımıldamasınlar! Düşman buraya giremez, bana gelince tek arzum burada ölmektir, Padişah’tan ve meclisten arzum budur, buna uyulmasını isterim…"

Evet, Ulu Hakan, "Ben Çanakkale’yi zamanında çok güzel bir biçimde savunmaya hazırlamıştım. Oradan hiçbir donanmanın Boğazı aşması mümkün değildir" derken Anadolu Hamidiye ve Rumeli Hamideye bataryalarının yaptırılması ile sair tabyalarda yapılan savunma onarımlarını kastetmekte idi… Yani; bugün Çanakkale Şehitliğini Kilitbahir Köyünden itibaren gezmeye başladığımızda Kılıtbahir Kalesinden hemen sonra Namazgâh Tabyası ile Rumeli Mecidiye Tabyası arasında göreceğimiz Rumeli Hamidiye Tabyası, Çanakkale Savaşlarından tam 29 yıl önce 1896 yılında Sultan Abdülhamid tarafından yaptırılmıştı..

Diğer tabyalara oranla daha küçük yapılardan oluşan bu tabyada Çanakkale Savaşlarında cephanelik olarak kullanılan üç adet oda bulunmakta idi. 18 Mart Deniz Savaşında içinde 2 Adet 35.5 cm L35 Krupp topu bulunan bu tabyanın haricinde 1892 yılın da modernleştirilen ve Kilitbahir Kalesinde görevli askeri personelin cemaatle namaz kılmasından dolayı Namazgah Tabyası olarak anılan tabyada da Abdülhamid’in emeği bulunmaktadır. Yine Havuzlar Şehitliği ile Rumeli Mecidiye Tabyası arasında yer alan ve askerlerin barınması ve cephanelik hizmetlerinde kullanılan, savaşlarda da içinde Mantelli, Cebel ve Krupp marka toplar bulunan Havuzlar-Yıldız Tabyası da 1892 de Abdülhamid tarafından inşa ettirilmişti.

Mamafih, bugün Çanakkale Savaşları anlatılırken, elle tutulur ciddi çalışmalar olarak belirtilen eserlerde Abdülhamid’in direnişi öngören yukarıda ki tarihi sözlerinden ve bu tahkimatlarından maalesef pek bahsedilmemektedir.

Binaenaleyh; Bugün kafatasçı diye üstüne kül atılıp geçilen, merhum Türk milliyetçisi Hüseyin Nihal Atsız’ın, son dönem Osmanlı tarihinde, oturduğu koltuğu doldurabilen nadide Hakanlardan birine, kendi milletinin evlatları tarafından yapılan mesnetsiz suçlamalara isyan edercesine ‘’Ulu Hakan ‘’ diye Türk matbuatında ilk kez isimlendirdiği Abdülhamid Han’ı, tarihin tozları üstünden süpürüldükçe daha çok hayırla yad edeceğimiz ve özleyeceğimiz ortadadır…


Ruhun Şad olsun Gök Sultan Ulu Hakan...
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

En güzel isimler Allah'ındır, O'na o isimlerle dua edin, O'nun isimleri konusunda eğriliğe sapanları bırakın. Onlar yaptıklarının cezasını göreceklerdir." (A'raf 7/180)
ANKARALI GÖKTÜRK
Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 2.263


BİR HAKAN GİDER BİN HAKAN GELİR !..


« Yanıtla #2 : 11 Şubat 2012, 17:16:38 »



          Atsız Ata'nın dediği gibi '' Nice hainler yapılmış kahraman, nice Kahramanlarsa yapılmış hain '' Gerçek kahramanları iyi ayırmak gerek. İşte bu kişi o değerlerin başında gelir.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

MUHTAÇ OLDUĞUN KUDRET DAMARLARINDAKİ ASİL KANDA MEVCUTTUR.
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.052 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.014s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.