ESKİ TÜRKLERDE KURBAN ADETLERİ
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 26 Mayıs 2020, 13:12:46


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: ESKİ TÜRKLERDE KURBAN ADETLERİ  (Okunma Sayısı 636 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Böriler
Ziyaretçi
« : 01 Nisan 2018, 08:50:36 »

Türk’lerin eski dinleri konusunda elimize ulaşan gerçek malumatlara Çinlilerin “Wei-shu” ve “Sui-shu” salnamelerinde rastlanır. Çünkü Orta Asya’da Türkler en çok Çinlilerle etkileşim halindedir. “Wei-shu” kurbanla birlikte Türk dinî törenlerini şu şekilde göstermektedir:

-Güneşin memleket üzerine doğuşunu temsilen hanın otağına doğudan girişi.
-Devlet erkânının ataların mağarasına yılda bir defa kurban takdim etmesi.
-Beşinci ayın 10–20. Günleri arasında halkın kenarında toplanarak göğün ruhuna takdim etmesi.
-Tu-chin’in [Ötügen] (Dugin okunur) 500 Li batısında yüksek bir dağ vardır ve dağın tepesinde ağaç ve bitki bulunmayan Po-teng-nin-li (Bodın-inli okunur) isminde bir yer bulunmaktadır ki manası ülkelerin koruyucu ruhu demektir. [Dağ kültü]

Tarihi kaynaklara göre, Türklerde kurban adetleri Orta Asya’dan başlar. Türkler, gökyüzünde görülen güneş, ay, yıldızlar ve sonsuz gökyüzü maviliğini kutsal sayarlar. Bu nedenle Türkler, gökyüzüne törenlerle kurban keserlerdi. Kök-Tenri-kültü Orhun yazıtlarında şöyle bir kitabe vardır:“Başlangıçta yukarıda gök, aşağıda kara toprak vardı; benî adem bu ikisinin arasında yaratıldı”.

Göğe kurban kesme töreni XlX. yüzyılın sonlarına kadar Kaçin’lerde uygulana gelmiştir. Tıgır Tayh adı verilen bu tören toplu dua ile başlar, onu koyun kurban edilmesi ve kımız, süt, ayran ve et suyu içilmesi takip eder. Bayrama katılan erkekler birbirine yakın obalardan gelirler. Kadınlar ve Şamanlar ise törene alınmazlar. Tapılan objeler “gökyüzü ve güneş”tir. Bu tören yılda iki defa tertiplenir. Birincisine Şamanlar alınmaz; ikincisi ise yeryüzünde bolluk bereket olması için kurban kesme törenidir ki herkes bu törene katılır. Her iki törenler oldukça önemlidir. Kurban kesme töreninden birisine Şamanların alınmaması onun ölülerin ruhuna veya “ezeli ruh”a dua töreni değil, çeşitli adetlere göre Tanrı’ya yakarış töreni olmasıyla izah edilmektedir. Yabancı inançlara göre tayh’a alınan Şaman delirir ve dehşetli azaplardan dolayı kaskatı kesilerek bayılır”.

Eski Türklerde ruhların ölümsüz olduğu ve ölüm sonrası hayat inancının bulunduğuna inanılırdı. 576 da İstemi Han’ın cenaze töreninde öbür dünyada müteveffaya refakat etsinler diye “dört savaş esiri Hun’un” boynu vurulmuştu. Yani bir çeşit kurban edilmiş olmaktalar. Yine İmparator T’atsung’un cenaze töreninde A-shih-na She-ni, hükümdar dostundan ayrılmamak için kendini doğramak istemiştir. Bu iki olay Türklerin ahret hayatının bir devamı olarak gördüklerini göstermektedir. Ancak kesinlikle ölen şahsı tanrılaştırma olayı yer almamış, sadece ölü ruhuna saygı söz konusu olmuştur. Eski Orta Asya’da birçok Türk boylarında ölüler, Şamanlar tarafından boru üfleyerek, davul çalarak ebedi hayata gönderilirdi.

Türklerde insan kurban edilmesi bulunmamaktadır ve yasak edilmiştir. Ancak Göktürklerde at ile birlikte insan kurban edildiğine dair Bizans elçisi Valentin’in, İstemi Kağan’ın cenaze merasimini (yog) anlatırken yaptığı tasvirde şu not vardır.“Matem günlerinden birinde, dört tane bağlı Hun getirdiler. Kağanın babasının atları ile birlikte bunları ortaya koydular. Öbür dünyaya gidip, kağanın maiyetine girmelerini emrettiler”. (Buradan hepsinin kurban edildiği anlaşılmaktadır)

Başkurt Türklerinin ünlü destanı Ural-Batır’da insan kurbanı konusunda şu mısralar vardır:

“Sen uzak ülkeden
İyi düşünceyle gelmişsin
Ey yiğidim sen bilsen
Bizim ülkede olsan
Katil padişahın yaptığı
İşleri görsen;
Ağrı ve hastalık görmeyen
Ölüm başına gelmeyen
Kadını, kızı, erkeği, babayı
Genç ve yaşlı ayırmadan
El ve ayaklarını
Arkadan seçtirip
Yılda bir kere yığdırıyor
Sarayına aldırıyor
Kızı yiğitler seçiyor
Kendisi kızlar seçiyor
Kalanlar dahi
Padişaha yakın adamlar
Kendilerine seçiyorlar
Erkekleri ateşte yakıyorlar
Diğerlerine merhamet etmiyor
Kanlı gözyaşlarına bakmıyor
Diri, sağ
Kızları göle saldırıyor
Erkekleri ateşte yaktırıyor
Babası için, kendi için
Yakın adamlarının şanı için
Kendi doğmuş olduğu gün için
Yılda bir kere tanrı için
Kanlı kurban veriyor…
Bizim ülkede bir padişah var
Yakın adamlarının töresi var
İşte bu halk içinde
Türlü nesilden insan var
Her yıl padişahın doğduğu gün için
Baba ve annesinin hakkı için
Padişah doğunca su alıp
Yıkandığı kuyusu için
Kurban verir töre var
Padişahın tuğunun bezeğinde
Kara kuzgun kuşu var
O kuşlar her yıl
İkramladığı gün var
İşte yiğit görüyorsun
O kuşları biliyorsun
Gelip dağa konmuşlar
Yemleneceklerini bilmişler
Kızları kuyuya koyduktan sonra
Kızlar orada öldükten sonra
Hepsini kuyudan alıp
Kuzgunlara atıyorlar
Onlar orada yiyorlar
İşte bağlı yiğitler
Her soydan gelmiştir
Padişahın kızı her yıl
Yeniden birisini seçiyor
Ondan kalan padişahın kendisi
Saraya köleler seçiyor
Ondan durup kalanı
Tanrı için kurban ederler.

İskit (Saka) krallarının ölümü üzerine yapılan cenaze törenlerinde; ölen krala öbür dünyada yardım etmesi için karısı, hizmetçisi, aşçısı ve atının da ölüyle birlikte mezara konulduğunu görüyoruz: “İçi boşaltılıp mumyalanan kral kırk gün süreyle kabile kabile dolaştırılır ve mezarının bulunduğu Gerrhi’ye getirilirdi. Burada cenaze, hazırlanan mezara indirilir ve bir şiltenin üzerine yatırılır. Cenazenin etrafına, zemine mızraklar saplandıktan sonra, mezara tavan teşkil edecek tahta kirişler yerleştirilir ve bunların üzerine de örme hasırdan bir çatı yapılırdı. Krala ait mezarın içine içi boş kalan yerlere, boğularak öldürülen karısı, sakisi, aşçısı, seyisi, hizmetçisi, habercisi, birkaç atı ve kendisine ait olan eşyalardan bir kısmı, altın kaplar gömülürdü. Sonra mezarın üzerine büyük bir toprak tepe yapılır ve İskitler bu tepeleri yükseltmek için yarış ederlerdi”.

İşte mezar olan bu tepelerden Anadolu’da 2000 kadar mezar tepe-höyük olduğunu uzmanlar söylemekteler.

Çankırı’nın Ilgaz İlçesi Şeyh Yunus Köyünde bulunan bir türbeye, çocuğu olmayan/durmayan kişiler gelir ve adak adamak suretiyle, çocukları olur düşüncesi ile türbeye kurban keserler. Yağmur yağması için kesilen kurban da çok eski Türk inançlarındandır.

Tarihsel olaylardan sonra Orta Asya’dan Kuzey Kutbu’na sürülen Nganasan’lar, (Türklerin bir ata kolu) eski kültlerini, Şamanizm inançlarını korumuşlardır. Nganasan’laf yılda iki defa gün ışığana kurban keserler. Birincisi sonbaharda, düzenli gecelerin başlamasından önce; diğeri Ocak ayının sonlarında, dağ tepelerinde ilk gün ışıkları kendini gösterdiğinde kurban keserlerdi.

Nganasan’larda toprağın efendisine “Fannida” denilir. Ağzını açarak, ölümü bekleyen insanları gözleyen ve çayırlar altında yaşayan kötü ruhtur. Ona siyah geyik kurban edilir. Yer-su da acımasız bir tanrıdır ve ona boz veya al donlu at kurban edilirdi.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
UralAltay
Atsızcı
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 115



« Yanıtla #1 : 01 Nisan 2018, 10:43:18 »

Türklerde insan kurban edilmesi bulunmamaktadır ve yasak edilmiştir. Ancak Göktürklerde at ile birlikte insan kurban edildiğine dair Bizans elçisi Valentin’in, İstemi Kağan’ın cenaze merasimini (yog) anlatırken yaptığı tasvirde şu not vardır.“Matem günlerinden birinde, dört tane bağlı Hun getirdiler. Kağanın babasının atları ile birlikte bunları ortaya koydular. Öbür dünyaya gidip, kağanın maiyetine girmelerini emrettiler”. (Buradan hepsinin kurban edildiği anlaşılmaktadır)

Başkurt Türklerinin ünlü destanı Ural-Batır’da insan kurbanı konusunda şu mısralar vardır:

“Sen uzak ülkeden
İyi düşünceyle gelmişsin [...]

İskit (Saka) krallarının ölümü üzerine yapılan cenaze törenlerinde; ölen krala öbür dünyada yardım etmesi için karısı, hizmetçisi, aşçısı ve atının da ölüyle birlikte mezara konulduğunu görüyoruz: [...]

Ben bu konuyla ilgili dedikodulardan başka bir belge görebilmiş değilim. Çağımızdan önce 1200-700 yılları arasına yerleştirilen ve Andronovo kültürünün süreği sayılan Karasuk kültür çevresindeki buluntularla ilgili Bahaeddin Ögel şöyle yazar:
"Çok derin olmayan Karasuk mezarlarının üzeri, taş veya başka şeylerle kapatıldıktan sonra, kurganın etrafına dört köşe veya daire şeklinde taşlar diziliyordu (Tahtacı höyükleri gibi?). Ölü gömme adetleri bakımından Andronovo mezarları ile az farkları vardı. Yalnız olarak gömülen ölüler bulunduğu gibi, birkaç kadın ve hatta çocuklarla gömülmüş ölülere de rastlanıyordu. Bu durumu, erkeğin aile ve kabile üzerindeki hakimiyetinin bir ifadesi olarak görmek isteyenler de vardır."

Bunun yanısıra, Pazırık'ta bulunan ünlü, dövmeli mumyalar da bir kadın ve bir erkektir. Ancak buna da yalnuk saçısı yakıştırması yapan birini duymadım. Benim konuyla ilgili bilgilerim bunlardan oluşuyor, Saka höyüklerine eşler, hizmetçiler ya da aşçılar koyulduğunu ne duymuş ne de görmüşlüğüm yoktur. Atlar ise her höyükte bulunur.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Böriler
Ziyaretçi
« Yanıtla #2 : 01 Nisan 2018, 10:46:31 »

Türklerde insan kurban edilmesi bulunmamaktadır ve yasak edilmiştir. Ancak Göktürklerde at ile birlikte insan kurban edildiğine dair Bizans elçisi Valentin’in, İstemi Kağan’ın cenaze merasimini (yog) anlatırken yaptığı tasvirde şu not vardır.“Matem günlerinden birinde, dört tane bağlı Hun getirdiler. Kağanın babasının atları ile birlikte bunları ortaya koydular. Öbür dünyaya gidip, kağanın maiyetine girmelerini emrettiler”. (Buradan hepsinin kurban edildiği anlaşılmaktadır)

Başkurt Türklerinin ünlü destanı Ural-Batır’da insan kurbanı konusunda şu mısralar vardır:

“Sen uzak ülkeden
İyi düşünceyle gelmişsin [...]

İskit (Saka) krallarının ölümü üzerine yapılan cenaze törenlerinde; ölen krala öbür dünyada yardım etmesi için karısı, hizmetçisi, aşçısı ve atının da ölüyle birlikte mezara konulduğunu görüyoruz: [...]

Ben bu konuyla ilgili dedikodulardan başka bir belge görebilmiş değilim. Çağımızdan önce 1200-700 yılları arasına yerleştirilen ve Andronovo kültürünün süreği sayılan Karasuk kültür çevresindeki buluntularla ilgili Bahaeddin Ögel şöyle yazar:
"Çok derin olmayan Karasuk mezarlarının üzeri, taş veya başka şeylerle kapatıldıktan sonra, kurganın etrafına dört köşe veya daire şeklinde taşlar diziliyordu (Tahtacı höyükleri gibi?). Ölü gömme adetleri bakımından Andronovo mezarları ile az farkları vardı. Yalnız olarak gömülen ölüler bulunduğu gibi, birkaç kadın ve hatta çocuklarla gömülmüş ölülere de rastlanıyordu. Bu durumu, erkeğin aile ve kabile üzerindeki hakimiyetinin bir ifadesi olarak görmek isteyenler de vardır."

Bunun yanısıra, Pazırık'ta bulunan ünlü, dövmeli mumyalar da bir kadın ve bir erkektir. Ancak buna da yalnuk saçısı yakıştırması yapan birini duymadım. Benim konuyla ilgili bilgilerim bunlardan oluşuyor, Saka höyüklerine eşler, hizmetçiler ya da aşçılar koyulduğunu ne duymuş ne de görmüşlüğüm yoktur. Atlar ise her höyükte bulunur.
Çin kaynaklarında böyle geçiyor kandaşım.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Buga Yaktu
Atsızcı
*
ileti Sayısı: 4.155


Türk var oldukça,Türkçülük ateşi de yanar durur.


« Yanıtla #3 : 01 Nisan 2018, 17:30:19 »

Türkler bırakın insan kurban etmeyi, hayvan bile gerekmediği zaman kurban etmezler.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Türkçülük, din gibi derin, tasavvuf gibi mistik bir sistemdir. Ondaki ihtişamı ve bu uğurda ölmekteki ululuğu ancak ruhunda istidat olanlar duyabilir.
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.073 Saniyede 23 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.012s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.