Diyarbakır, Mervaniler, Kürtlük
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 13 Kasım 2019, 14:57:28


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Diyarbakır, Mervaniler, Kürtlük  (Okunma Sayısı 5418 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Gök Alp
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 121


« : 17 Şubat 2012, 19:24:35 »

Zamanında başka bir forumda cevap olarak yazdığım bir yazıyı paylaşmak istiyorum. Malum, artık moda Kürtçülük ve bunun uzantısı olarak da tarihi çarpıtıp her şeyi Kürt, olmazsa gayri Türk herhangi bir şey yapmak olduğu için bu konulardan biri olan Diyarbakır şehri ve Mervanilerin Kürtlüğü hakkında konuyu biraz açıklığa kavuşturmak istedim.


Diyarbakır, Mervaniler, Kürtlük


Mervaniler hakkında

Mervanilere gelecek olursa dönemin kaynakları, arkeolojik veriler ve günümüzdeki ciddi kaynakların hiçbirinde Mervaniler Kürt olarak geçmez. Tipik Kürtçü uydurmalardan biriyle karşı karşıyayız. En önemli ana kaynak olan İbnü'l Ezrak'ın "Meyyâfârikin (Silvan) ve Amed Tarihi" adındaki eseri bugün "Mervani Kürt Tarihi" olarak satılıyor. Bu eserin başlığını bırakın, içeriğinde bile Kürt adı tek bir kere, o da konuyla alakasız olarak geçmektedir.

Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
http://www.nadirkitap.com/mervani-kurtleri-tarihi-ibn-ul-ezrak-kitap588915.html



Mervani hanedanının kurucusu Bâd (Bâz) lakaplı "Ebû Şücâ Abdullah Hüseyin" adında biridir. Kaynaklarda (İbnü'l Ezrak ve Rûzrâverî) önceden çobanlık yaptığı bildirilir. Siyasi olarak ilk faaliyeti Bağdat'a hakim olan Şii Büveyhilerin emiri Adudüddevle'ye karşı olmasıdır (İslam Ansiklopedisi "Mervani" maddesi). Üstelik bu kaynakta da tek bir Kürt kelimesi dahi geçmez. Hanedandakilerin isimlerine bakacak olursak sırasıyla Bâz (Ebû Şücâ Abdullah Hüseyin), Ebû Ali Hasan b. Mervan, Mümehhidüddevle Said, Nasrüddevle Ahmed, Nizâmeddin Nasr, Said, Nâsırüddevle Mansûr (983-1085).

Mervanilerden günümüze gelen az sayıda eser vardır. Bunlardan biri Dicle Köprüsü (On Gözlü Köprü) dür. Bu eserdeki kitabede ise Nizâmeddin Nasr tarafından 1065 yılında yaptırıldığı yazılıdır. Bir başka yapı olan Mardin Kapısı (Tell Kapısı) Halife Murtezid Billah’ın Diyarbakır’ı ele geçirmesinden sonra burasının asilerin barınağı olarak kullanılmasını önlemek amacı ile surların güney tarafını yıktırmıştır Bu bölümde bulunan kapı üzerindeki kitabeye göre; 909-910 tarihlerinde Halife Muktedir Billah ve veziri Ali bin Muhammed’in yardımlarıyla, Cerceralı İshak oğlu Yahya’nın idaresinde Cemil oğlu Diyarbakırlı mühendis Ahmed tarafından onarılmıştır. Burada da Mervanilerin Kürtlüğüne dair bir ibareye rastlayamıyoruz.

9. yüzyılın sonlarında Abbasi halifesinin Diyarbakır bölgesi Emirinin adı "Hafif Er-Tiğin" (Dr. Adil Tekin, Diyarbakır), yine 10. yüzyılın ortalarında Meyyafarkin (Silvan) komutanlarından birinin adı "Tigin" dir.

Ayrıca Mervaniler kendi kökenlerini Emevilere dayandırmaktadır. Gerçi bu her ne kadar statü kazanmak için olabilir. Fakat kökenlerini Araplara dayandırmaları onlar hakkında bir ipucu olabilir. Yine hanedanının kurucusunun ilk faaliyeti Bağdat yakınlarındadır.


Diyarbakır tarihine gelecek olursak

Sırasıyla Amedi,Amed,Kara amed,Diyar-ı Bekr,Diyarbekir adlarıyla anılan şehir,tarih boyunca bir çok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Aslında Diyar-ı Bekr (Diyarbekir) adı Osmanlının son yıllarına kadar daha çok bir bölge adı olarak kullanılmıştır. Ancak merkez için kullanılan Amid isminin kullanımının özellikle Diyar-ı Bekr'in (Diyarbekir)1867 yılında Vilayet oluşu sonrası yavaş yavaş terkedildiği, bütün bölgeyi nitelemesinin yanında merkez sancak için de (Diyar-ı Bekr) Diyarbekir adının kullanıldığı görülmektedir. İ.Ö.3500 yıllarında Hitit, ve Hurrri-Mitanniler'le başlayan ve sırasıyla (İ.Ö.1260-653) Asurlular ve Urartular,(İ.Ö.653-625) Medler,(İ.Ö.140-85) Partlar,(İ.Ö.85-69) Büyük Tigran,(İ.Ö.69-İ.S.53) Romalılar, (53-226) Romalılar-Partlar,(229-395) Sasaniler-Romalılar,(395-639) Bizanslılar egemenliğinde kalmıştır. 639 yılında kent müslüman arapların eline geçmiş ve 661 yılına kadar üç halife devrinde yönetilmiştir. Daha sonra Emeviler (661-750),Abbasiler (750-869),Şeyhoğulları (869-899), Abbasiler (899-930), Hamdaniler (930-978), Büveyhoğulları (978-984), Mervaniler (984-1085), Büyük Selçuklular (1085-1093), Suriye Selçukluları (1093-1097), İnanoğulları (1097-1142), Nisanoğulları (1142-1183), Hasankeyf Artukluları (1183-1232), Mısır ve Şam Eyyubileri (1230-1240), Anadolu Selçukluları (1240-1302,bu sevirde Hülagü orduları Diyarbakır ve çevresini istila etmiş ve büyük yıkımlarda bulunmuşlardır), İlhanlılar (1302-1394), Timur (1394-1401), Akkoyunlular (1401-1507), Safeviler (1507-1515) egemenliğinde kalan kent, 15 Eylül 1515'te Bıyıklı Mehmet Paşa tarafından Osmanlı egemenliğine alınmıştır.

Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
http://www.i-gunler.com/Diyarbakir/Sehir-Tarihi/21



Diyarbakır'ın etnik yapısını ortaya koymak için o döneme ait ana kaynaklar, yapılar, yer adları, Osmanlı tahrir defterleri başta olmak üzere birçok kaynağa bakmak gerekir.

Mervanilerde yazdığım üzere Kürt tabiri geçmez. Birçok islam adı vardır fakat bunların ne kadar Kürt'tür onu bilmek zor. Muhsine Helimoğlu Yavuz'un "Diyarbakır Efsaneleri" adlı kitabında birçok Diyarbakır efsanesi derlenmiş. O kitaba göz attığımda özellikle Osmanlı öncesine ait bir Kürt tabiri bulamadım. Bununla birlikte birkaç yerde eşkiya, şeyh gibi tabirler var fakat bunların etnik kökenini bilmek imkansız. Efsanelerdeki isimlerin neredeyse tamamı Arapça, geri kalanlar da Türkçe. Üstelik burada adı geçenlere baktığımızda Acem, Afgan, Kafkas kökenli kişileri görüyoruz. Yine buradaki halk efsanelerinde Timurtaş, Mine Hatun, Hindi Baba gibi Türk isimlerine rastladım.

Efsanelerin içeriğine baktığımızda ise çoğunluğu Türk efsaneleriyle benzerlik gösteriyor. Al karısı, Çermikli Seyfullah Bey efsanesi - Kırgız Manas destanı, Mine Hatun efsanesi - Dede Korkut'un Uşun Kocaoğlu Seğrek Hikayesi, Ahmed-i Pirabok - Homeros'ta bir bölüm, çekik gözlü küçük kız efsanesi gibi benzerlikler mevcuttur. Ayrıca halk şiirlerine baktığımızda bunların çoğu Türkçe. Bunlar Kürtçe veya Arapçadan çeviri olabilir diye düşündüm fakat şiirlerin tamamına yakını uyaklı ve heçe ölçüsüyle yazılmış ve öz Türkçe kelime sayısı fazla, bu yüzden başka bir dilden çeviri olma ihtimali çok düşüktür.

Bununla birlikte efsanelerde geçen, "pirabok, heft (bu ikisi cin anlamına geliyor), nefse (lohusa), Sin ve Seydoş" bu kelimelerin hangi dile ait olduğunu söyleyecek arkadaşların yardımını bekliyorum.


Baktığım bir başka kitap olan Şevket Beysanoğlu'nun "Diyarbakır'da Gömülü Meşhur Adamlar" daki isimlerin çoğu İslami veya Türk'tür. Bununda dışında kökenleri belirsiz Şeyh'ler vardır. Osmanlı öncesine bakacak olursak "Mem'in oğlu Şero" ve Sin u Seydoş Türbesi (Şeyh Emin ailesi sahipleniyor) Kürtlere ait olabilir fakat bir kesinlik söz konusu değil. Sin u Seydoş türbesinin bulunduğu yer ise Altunakar, Güvercin, Böğür köylerinin arasındaki bir yerdir. Bu köylerin adları da (Güvercin sonradan konmuş olabilir) öz Türkçe adlardır.

Diyarbakır'da Türkçe adlı yerleşim yerlerine rastlıyoruz. Kocaköy, Çüngüş, Çınar, Köseli, Türkmenhacı, Altunakar, Bağlar gibi.

Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
http://www.diyarbekir.com/ulasim/ulasim.asp



Bu konuda uzman birisi olan Prof. Dr. Ali Sevim'e göre "Diyarbakır bölgesinde yaşamakta olan Kürtlerden bir kısmı yüksek dağlarda yaşantılarını sürdürürken, bir kısmı da bölgenin yeni sahibi Türkmenlerle karışıp onların adını aldıkları gibi, Türkmenlerin boy ve oymak teşkilatını benimsedi."

Güneydoğu Anadolu'da 1100'lü yılların başında Selçuklu'ya bağlı feodal beylere bakacak olursak; Diyarbakır'da İnal (Yınal) oğlu İbrahim, Siirt'te Kızıl Arslan, Meyyafarkin (Silvan)'de Ziyaeddin Muhammed, Hani'de Şahruh, Erzen (Garzan)'de Alp-tekin gibi adlar taşıdıklarını görürüz. Yine bu dönemlerde Musul'a Çökermiş adlı biri, daha sonra da kölesi Guzoğlu (Oğuzoğlu) adlı biri bakıyordu.


Akkoyunlu'nun tayin ettiği Kürdistan valisi "Kasım Bey bin Şah Muhammed", Şah İsmail 1507'de Diyarbakır'a girince bağlılık bildirmedi, muhalefet etti. Bunun üzerine Muhammed Ustaclu üzerine yürüdü, Eğil Kalesi'nin aldı ve burayı Kızılbaş komutanlarından olan Mansur Bey'e verdi. Çaldıran Savaşı'ndan sonra Yavuz Sultan Selim'in desteğini alan Kasım buraya geri döndü.


Osmanlı dönemindeki verilere bakacak olursak;

1518 tarihli tahrir defterine göre Diyarbakır'da 1220 müslüman 1093 gayri müslim mahallesi vardı.
1540 tarihli tahrir defterine göre müslim nüfus %13 artarken gayri müslimler %95 gibi çok büyük bir oranda artmışlardı.
1766'da Amid'i ziyaret eden Carsten Niebuhr'a göre Ermeni, Yakubi ve Yahudiler şehrin dörtte birini oluşturuyordu.
1816'da Diyarbakır'a gelen Buckingham nüfusu 50 bin olarak tahmin eediyordu. Büyük çoğunluk Türklerdi. Ermeniler ikinci sırayı oluşturuyordu ve bunların yarısı (500 aile) Katolikti. Süryaniler 400 aile, az sayıda da Rum vardı. (İslam Ansiklopedisi "Diyarbakır" maddesi)

Tabii burada müslüman veya Türk olarak geçenlerin hepsi Türk değildir. Ne oranda Türk ve Kürt olduğunu bulabilmek için tahrir defterleri incelenip tek tek köyleri ve nüfusu saptamak gerekir.


Cumhuriyet sonrası Diyarbakır'ın nüfusuna bakacak olursak 1927'de 194.316, 1935'te 214.142, 1940'ta 257.321 ... 1970'te 581.208, 1975'te 651.233 şeklindedir. Diyarbakır'daki Türk nüfusu bulmak için yine tahrir defterleri ve yapılan anketlere bakmak gerekir. Buradaki Türk ismi taşıyan köylerin nüfuslarından tam bir kesinlikle olmasa da ortalama bir nüfus bulabiliriz.

Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
http://www.xgazete.com/nufus-sayimi/Diyarbakir-nufus-sayimi-sonuclari-21.html



Üstelik 16. yüzyıldaki tahrir defterlerindeki yüsek Ermeni sayısı, bu Ermenilerin 851 yılında isyan edecek kadar önemli bir nüfusa sahip olmaları ve tehcir sırasındaki rakamları da inceleyerek kalan Ermeni sayısını bulabiliriz.

Tarih boyunca Kürt Alevilere Diyarbakır'da rastlamadım. Üstelik buraya gelen Aleviler (daha doğrusu Kızılbaşlar) Safevi devletini destekleyen Türklerdir. 16. yüzyıldan bşlayarak Kürtleşen Türkmenler, yine tehcir sırasındaki Kürtleşen Ermeniler, dıştan gelen Alevileri katarak Diyarbakır'daki oranlarını bulabiliriz ve Şafii Kürtleri bu şekilde öğrenebiliriz.


Son olarak da incelediğim kaynaklarda özellikle mimari eserlerde İslam sonrasında müthiş bir Türk artışını gördüm. İslam öncesi Asur yapıları, Roma ve Bizans kiliseleri; islam sonrasında ise Selçuki, Artuklu, Akkoyunlu ve Osmanlı yapıları gözüme çarptı. Ayrıca Osmanlı döneminde valilik yapan Kürt İsmail Paşa adına yapılan camii (1868-1875) vardır.

Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
http://jfa.arch.metu.edu.tr/archive/0258-5316/2005/cilt22/sayi_1/57-84.pdf



Bütün bu verilere baktığımızda Diyarbakır'da yoğun bir Kürt nüfusu göremiyoruz. Bu yüzden Kürtleri ve müslümanlaşmalarını Mervanilerde aramamak gerekir. Kürtlerin müslümanlaşmasını izlemek için üç önemli zamana dikkat etmek gerekir

1. Abbasilerin ilk dönemi
2. Türklerin geldiği Selçuklu dönemi
3. Eyyubiler dönemi

Kürtlerin (daha doğrusu bir takım Farisi, daha sonra Arap ve Türklerin) müslümanlaşması aynı zamanda Kürt kimliğinin de ortaya çıkmasını sağlamıştır.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Tunçyürekli
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.163



« Yanıtla #1 : 26 Şubat 2012, 20:31:32 »

 Başlığı inceleyince anlatma gereği duydum. Bugün bir pavyonun sahibiyle tanıştım, memleket muhabbeti yaparken, ben sordum sen nerelisin? Dedi; Diyarbakır. Neresinden olduğunu sorunca, Çüngüş dedi. Zarf atmak için, hee zaza mısın dedim? Evet annem zaza babam k.rt dedi. Dedim, bir şey diyeceğim ama alınma. Sen hiç bu k.rtlere benzemiyorsun, temiz yüzlü, insana benziyorsun. Ankaralıyım desen, Egeliyim desen bile inanırdım. Adam dedi: Dedelerimiz, ninelerimiz tek kelime k.rtçe bilmez. Bizim zamanımıza gelene kadar asimile olmuşuz. Lanet olsun!
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

DEME BANA KAYI, OĞUZ, OSMANLI/TÜRK'ÜM BU AD HER ÜNVANDAN ÜSTÜNDÜR/YOKTUR ÖZBEK,AZER,KIRGIZ,KAZANLI/TÜRK MİLLETİ BÖLÜNMEZ BİR BÜTÜNDÜR!
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.05 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.012s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.