Çin belgeleriyle Hunlar ve Öncesi Türk kavimleri
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 25 Ekim 2020, 20:34:28


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: 1 [2]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Çin belgeleriyle Hunlar ve Öncesi Türk kavimleri  (Okunma Sayısı 17745 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Dedeefendi
Atsızcı
*
ileti Sayısı: 125



« Yanıtla #10 : 08 Ekim 2011, 23:51:08 »

2.   Kung-fang (Kung Memleketi) ve T’u-fang (T’u memlekti)

BTY adlı esere göre, Shang Sülalesi ile Kung-fang ve T’u-fanglılar ondan fazla savaşa girmişlerdir. Kung ve T’u kavmi birlikte defalarca Shang’ın derebeyli-ğinin bulunduğu Chih’e saldırmışlardır. Kuo-mo-jo’nun araştırmasına göre, T’ulular daima Chih’in doğusuna Kung- lular da daima Chih’in batısına saldırmışlar, mal ve topraklarına el koymuşlardır (ÇKMT, 1987:35). Chih memleketi, Shang Sülalesinin batısındadır. Demek ki, Tulular’m Shanglılar’ın kuzeybatısında veya kuzeyinde olması gerekir. Bazı araştırmalara göre Kunglular, Shang sülalesinin kuzeybatısmdadır. Bu iki kavim Shanglılar’ın başşehrine oniki ve onüç günlük uzaklıkta yani ortalama hesaba göre beşyüz kilometrelik mesafadedir. Tulular’m oturduğu yer bugünkü Shan- hsi eyaletinin kuzeyindedir. Kunglular ise bugünkü İç Moğolistan’ın He-t’ao adlı bölgesinde yaşamışlardır. Bunlar şüphesiz Chou dönemindeki Hsien-yünler’in iki temel kabilesidir (CÖMT, 1968:269). Kung ve T’u kavmi, Kui-fanglılar’a göre Shang’a yakındır. Yani bugünkü Shan- hsi eyaletinin kuzeyinde ve İç Moğolistan’ın kuzeyindeki büyük yaylada yaşayan kuvvetli iki kavimdir (Ma, 1962:3).
Kunglular ok ve yay yapımında çok meşhurlardır. Shanglılar her zaman Kunglular’dan ok ve yay satın almışlar (ÇKMT, 1987:35), aralarında her zaman yoğun savaşlar meydana gelmiştir. M.Ö, 1205 yılının Temmuz, Ağustos ve Eylül aylarında Shanglılar, Kunglular’ın taarruzuna karşı altı defa üçbin kişiyi, bir de-fa da beşbin kişiyi asker olmaya çağırmışlardır. T’ulular'a karşı yapılan savaşta beşbin asker ile savaşa katılmışlardır (CÖMT, 1988:271). Bu örneklerden de anlaşıldığına göre Kung veya Tuların büyük bir kavim (ve bir kavim iki kabilesi) olduğunu söyleybiliriz.
Çin’in Türk tarihi araştırmacısı Ma- ch’ang-shou, “Kuzey Ti ve Hunlar” adlı kitabında, eski kaynaklara ve yaşadığı coğrafyaya dayanarak, Kunglularin sonradan ortaya çıkan Türk kavmi olan “Kırmızı Ti”lerin atası olduğunu kanıtlamıştır (Ma, 1962:3). CÖMT adlı kitapta, Shang dönemine ait Kung ve T’ulular’ın yaşadığı bölgelerdeki arkeolojik buluntulara göre, burada iki kültürün yaşamış olduğu ileri sürülmektedir. Bunlardan biri Shanglılara benzeyen yerli kültür, diğeri de iskitlere benzeyen yabancı bozkır kültürüdür (CÖMT, 1988:270-272). Batı ve Küçük Asya’daki kültürü Uzak Doğuya taşıyan bu Kung ve T’uların eski Türk kavmi olma ihtimali çok fazladır.
Shang Sülalesi ve Kui-fanglılar’ın arasında yaşayan Kung ve T’ulular, daha sonra ortaya çıkacak olan Türk kavmi Tilerin atası olduğu kabul edilmiştir. Shanglılar'dan değişik bir kültüre sahip olan Kung ve T’ulular’ın birer proto Türk kavmi olduğu sonucuna varmaktayız.

II.   Bölüm notları

1.   Shang Sülalesinin tarihi için kesin bir bilgi yoktur. Bazı araştırmacılar M.ö. 16. - M.Ö. 11. yüzyıl (CÖMT, 1988:228); bazısı M.Ö. 1766-1122 yılları (Eberhard, 1987:279), bazısı M.Ö. 18. yy. - M.Ö. 11.yy. arasında (Pai-shu-hsi, 1980-56), bazısı da M.Ö. 17. yy. -M.Ö. 11. yy. arasında mevcudiyetlerini devam ettirdiklerini söylerler (Wang-chin-ting, 1980:28).

2.   Chian-ti bir başka kaynakta yazılmaktadır. Burada “Ti” farklı yazılmıştır. Her iki “Ti” yazısı Chou döneminde ortaya çıkan eski Türk kavmi olan “Ti” yazısıyla aynıdır. Chian bir boyun adı olup “Ti" onun soyadıdır. Burada “Ti” soyadı olarak kullanıldığına göre, bu boyun eski Türk kavminden gelme ihtimali vardır.

3.   Yo-jung kavmi hakkında Shih- chi’deki Shanglılar Tezkeresinde, “Huai- nen-tzu” adlı esere dayanarak “Yo-jung kavmi Chou’ların kuzeyindedir” diye yazmaktadır. Bu yer bugünkü İç Moğolistan’dır (Shih-chi, 1975:91). Çin’in edebiyat tarihinde ilk şiir kitabı olan Shih- chin’de yer alan, Shanglılar’ın bir ibadet şiiri olan “Büyük Güçlenme” adlı şiirde, Yo-jung kavmi hakkında kısa bilgi vermektedir. “Yo-junglular yavaş yavaş güçlendi. Junglu Kız Chien-ti hükümdarla evlendikten sonra, bir oğlan doğdu ve Shang devleti kuruldu” (OKK, 1979:626). Shih-chin’in bu açıklamasına göre, Yo-jung bir kavmin adıdır. Bu kavimden gelen Chien-ti, Shang sülalesinin ilk hükümdarının annesidir (OKK, 1979:626). Çince Jung Wi yazısı klasik Çin yazısının yapısına göre, söz konusu Junglular ana erkil döneminde yaşamış olabilirler. Ayrıca Jung kelimesi bir “bayan” ve bir “jung” (silah ve asker anlamındadır) telaffuzundaki iki yazının birleşmesinden oluşmaktadır. Bayan işaretini attığımızda, bu kelime eski Türk ve Tibet kavimlerine verilen özel kelime olan “Jung” olacaktır. Ayrıca, bu kavim İç Moğolistan’da yaşamış olduğuna göre, bunlann Türklerle bir bağlantısının olduğunu göstermektedir.
Shih-chin, Çin edebiyatında ilk şiir kitabının adıdır. Bu kitap o dönemdeki halkın ve aristokratlann şiirlerinden oluşmaktadır. Ssu-ma-ch’ien’in iddiasına göre: “Eskiden üçbinden fazla şiir vardı. Konfuçyüs’ün dönemine gelince (M.ö. 551 yılından evvel), bu zat Lu memleketinin kültürel ideolojisine uyum sağlamak için, Shang sülalesinden Chou sülalesine kadar olan üçyüzbeş parça şiiri seçmiştir. Bu şiirler genellikle müzikle söyle nebilen şiirlerdir (Shih-chi, 1975:1924). Shih-chin, halk şiirleri, saray şiirleri ve ibadet şiirleri olarak üç bölüme ayrılmıştır. Shih-chin daha çok edebi bir kitap olsa bile, Shang ve Chou sülalesi hakkında en önemli tarihi kaynaklan içermektedir. Aynı zamanda eski Türk tarihi hakkında da çok önemli bir kaynak kitaptır.

1.   Amerikalı antropolog Lewis Henry Morgan “Eski Cemiyetler” adlı kitabında, “yazının kullanılması uygarlığın ilk işaretidir, taş üzerine yazılmış yazı bile aynı anlamdadır” ifadesine göre, Shanglılar ilk uygarlık yaşamına geçmişlerdir (CÖMT, 1988:191).

2.   Wang-kuo-wei’in Hunların ataları hakkında çok orjinal bir araştırması vardır. “Kuei-fang, K’ung-yi ve Yen-yun hakkındaki araştırmalar” adlı çalışmasında Kui-fanglılar’ın adını ve yaşadığı yerini incelemiştir. Ayrıca Kui-fanglılaıJın Ti, junglar ve Hunlar ile akraba olduklarını iddia etmiştir (WA, 1988:566).
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Dedeefendi
Atsızcı
*
ileti Sayısı: 125



« Yanıtla #11 : 10 Ekim 2011, 10:38:56 »

A. Chou sülalesi ve hanedan soyu

Bu imparatorluk M.Ö. 1027 - M.Ö. 771 yıllan arasında Shan-hsi eyaletinde yaşamıştır. Ancak kuzeydeki Türk kavimlerinin darbesiyle M.Ö. 771 senesinde He-nen eyaletine göç etmiştir. Bu devlet M.Ö. 256 senesine kadar yaşaya bilmiştir. Göç etmeden evveki devlet, tarihte Batı Chou Sülalesi, He-nen eyaletine göç ettikten sonraki devlet ise Doğu Chou Sülalesi olarak bilinmektedir.
Chou Sülalesi, Çin topraklarında kurulan en medeni ilk devlet olarak Çin tarihine geçmiştir. Özellikle devlet teşkilâtı, sosyal hayat, askeri düzen, edebiyat, tıp, astronomi, matematik, felsefe, fal gibi konularda çok önemli eserler bırakmışlar. Bu sülale döneminde bütün Çintarihinin en önemli şahsiyetleri olan Konfuçyüs (M.Ö. 551-479), Tao-tzu, M-tzu (M.Ö. 478-392), Men-tzu (M.Ö. 389- 305), Hsiung-tzu (M.Ö. 313-238), Hen- fei-tzu (M.Ö. 280-233), Ch’ü-yuan (M.Ö. 340-278) gibi filozoflar ortaya çıkmıştır.
Chou Sülalesinin soyu hakkında birçok tartışma vardır. Shih-chi’nin yazarı Ssu ma- ch’ien'e (M.Ö. 145-86) göre Choulular’ın ilk atası Ch’idir. Ch’i’nin babası Tı-yao’nun Sarı İmparatorun torunu olduğu kaydedilmektedir. Ssu ma- ch’ien’in bu bilgileri hangi kaynaklara dayanarak yazdığını bilemiyoruz. Fakat Shih-chi’deki Chou Sülalesi Tezkere si’nde Choular’ın silsilesi hakkındaki bilgilerin yanlış olduğu anlaşılmaktadır.
Eberhard (1987:33), Z.V.Togan (1981:13-14) ve İ. Kafesoğlu (1988:50) gibi ünlü tarihçiler Choulular’ın bir Türk kavmi olduğunu ortaya koymuştur. Çin’de ünlü tarihçi Ch’in chung-mien, Chouluların dini, yazısı ve tarihi konusunda yaptığı yoğun bir araştırmanın sonucunda Choulular’ın Türk olduğunu savunmuştur. Çinli tarihçilerin iddiasına göre, Choulular Küçük Asya’dan doğuya göç eden bir kavimdir. Türkler gibi Cho-ulular da eskiden heceli alfabeyle konuşuyorlardı. Shang Sülalesinin yerine Choulular geçtikten sonra imparator Wen döneminde Choulular Shanglılar gibi konuşmaya başlamışlardır. Yani hece hece konuşmuşlardır. Dolayısıyla Çincede bir sürü Türkçe kökenli kelimeler vardır (Lin, 1987:888,891-892). Avrupa'daki Türk tarihi araştırmacıları da Choulular'ın bir Türk kavmi olduğunu iddia etmektedirler. Harletz'in dediğine göre, Choulular’ın menşei Türk’tür. Fran ke’de aynı fikirdedir. G. Haloun, Choulu lar’ın silsilesini incelerken, birçok kelimenin Türkçe olduğunu ortaya koymaktadır (Togan, 1981:400-401, not 39b)
Aslında, Chou sülalesinin tarihine baktığımızda birçok ilginç olay ile karşılaşıyoruz. Çince yazılan en eski siyasi tarih eseri Shang-shü'da Choulular’ın devletlerini kurmak için mücadele ettiği zamanlarda, kendilerine “Batı Topraktakiler” ismini verdiğini yazmıştır. Shang- shu’da bu isim yedi defa geçmiştir (OKK, 1979:182,198,203,205,206). Aynı isim Shih-chi’de de mevcuttur (Shih-chi, 1962:5b). Çin’deki tarihçiler bunu açıklarken, “Batı Topraktakiler”in anlamının Çin’in batısı olduğunu söylemektedirler. Acaba, bu “Batı Topraktakiler” sözü, Choulular’ın oturduğu Çin’in batısından da daha batıda bir yer olabilir mi? Çünkü Choulular'ın geldiği yer zaten Çin’in batısıdır. Yani Feng, Kao ve You gibi yerlerde yaşamışlardır. Choulular neden kendi oturduğu Feng ve Kao gibi isimlerini kullanmadan kendilerine “Batı Topraktakiler” demişlerdir? Bu hadise çok düşündürücüdür.
Choulular devletlerini kurmak için mücadele ettikleri zamanlarda, askeri teşkilatlarında Binbaşı ve Yüzbaşı diye askeri komutanlar vardı (OKK, 1979:183). Bu tür asker yapısı hakkında Türkiye’de de birçok araştırmalar yapılmıştır. Çin’in eski kaynaklarına dayandığımızda, bu tür askeri teşkilatı Hunlular da, Avarlılarda, Göktürklerde, Chinliler de (Tonguz milletinden) ve Moğollarda görüyoruz (Shihchi, 1975:2890; Han- shu 1962:3752; Orkun 1 1987:165). Fakat bu tür askeri teşkilat yapısına Han sülalesinden sonra Çinlilerde hiç rastlamıyoruz.
Choulular devleti kurduktan sonra, beylere toprak bağışlamıştır. Tarlaları ve toprakları nehir ile parçalayarak mevkisi ne göre bölüp vermişlerdir. Chou-li adlı Choulular’ın devlet tüzüğü ile ilgili kitabında bu konu hakkında daha da ayrıntılı bilgiler bulnmaktadır. Onbaşı rütbesine sahip olan kişi, genişliği ve derinliği bir buçuk metre olan nehire, beş kilo metre kare toprağa sahiptir. Binbaşı, genişliği ve derinliği dört metre büyüklüğündeki nehire, elli kilometre kare toprağa sahiptir. Onbinbaşı ise, genişliği ve derinliği beş buçuk metre büyüklüğü deki nehire, beşbin kilometre kare toprağa sahiptir (OKK, 1979:719). Bu tür keri teşkilat yapısının Choulular tarafından kullanılması ve Türk milletinde diğer göçebe milletlerde de bulunması olayın bir diğer düşündürücü tarafıdır.
Choulular'ın atası Pu-chou, HsiaSü-j lalesinde darbeden kaçarak halklarlı birlikte Jung ve Tililer’e sığınmıştır (Shil chi, 1962:1b). Onlar bugünkü Shan-hs eyaletinin Kuzeybatısındaki Fen adlıyı re yerleşmiştir. Batısında Junglar, kuzı yinde Tiler bulunmaktaydı (CÖM' 1988:292). Shih-chi’ye göre onlar bu nemde Junglulaşmıştı (Shih- 1975:2881). Pu-chou’nun buraya yerli tiği tarih M.Ö. 2188-2160’tır. Dokuz yüzyıldan fazla birlikte yaşamışlardır. Bu re içinde büyük bir ihtimalle Jung ve leşmişlerdir. Ancak M.Ö. 1222-1216 yı ları arasında Jung ve Tililer’in darbesi; ayrılmak zorunda kalmışlardır. (9)
Choulular’ın Jung ve Tililer’den ayrılma sebebi Shih-chi ve Tso-chuan adlı eserlerde yazıldığına göre, toprak kavgasıdır. Fakat göçebe milletlerde genelde hep ekonomik bakımdan kıt malların kavgası olur; toprak kavgası olmaz. Çin’deki tarihçiler de bu iddiadır. Bu tarihçilerin diğer bir iddiasına göre, Cho- ulular’ın, Jung ve Tilier’le birlikte yaşamışlar, yavaş yavaş güçlendikten sonra, esas ayrılma, doğudaki Shang devletini yok etmek için hazırlıklara başladıktan sonra gerçekleşmiştir (ÇKMT, 1987:46).
Ayrıca Choulular’ın yurdu zaten Hsi- a Sülalesininde bulunan ve Türk kavmi olan Ch’üan-yilerin M.Ö. 2146 yılında ilk yerleştiği bölgedir. Bundan dolayı Cho- ulular, göçebe olan Ch’üan-yi kavminden etkilenmiş olabilirler (Shih-chi, 1962:2b). Choulular Shang sülalesiyle savaştığı zaman hükümdarları Chou ordu komutanlarına çeşitli hayvan adlarını unvan olarak vermişlerdir (Shih-chi, 1962:6b). Bu da Choulular’ın hayvancılıkla meşgul olduğunu göstermektedir. Ayrıca Choulular’ın ilk atası Hsia döneminde tarım bakanı olmuştur (Shih-chi, 1962:1b). Fakat Choulular Jung ve Ti-lerle kaynaştıktan sonra, yani Shang Sülalesine gelince, İmparator VVu’nun dedesi Chi-li hayvancılık bakanı olmuştu (Hou han Shu 1965:2870).
Chou Sülalesinin devlet tüzüğü hak kındaki kitabı olan Chou-li’de “hayvancılık bakanının tüm yayla düzenlemesi ve at beslemesini kapsayan bir yönetici” olduğu yazılmaktadır (OKK, 1979:861). Yani Choulular Jung ve Tiier’den ayrıldıktan sonra Shang Sülalesinin hayvan işleri ile uğraşmışlardır. Bu da bize Cho- ulular’ın hayvancılık konusunda başarılı olduklarını göstermektedir.
Choulular Çin tarihinde ilk olarak göğe inanan kavimdir (Shih-chi, 1962:7b). Şamanizmde bulunan tanrıcılık inancına da burada rastlanmaktadır. Bu dönemde demircilik Choulular’ın yaşamında yoğun halde kullanılıyordu (Shih-chi, 1962:7ab). Buna göre Choular göçebe halklarda rastlanılan özellikleri taşımaktadırlar.
Shih-chi’ye göre Chou devleti kurulduktan sonra, Chou imparatoru Sarı İmparator'un, Hükümdar Yao’nun, Hükümdar Shun’un ve İmparator Yü’nün evlatlarını, ayrı ayrı bölgelere yerleştirilmişlerdir. Bunlar Chou Sülalesine bağlı bir beylik gibi yaşamışlardır (Shih-chi, 1962:8a). Demek ki Chou kavmi, yukarıda bahsedilen ve Çinliler tarafından Çinlilerin atası diye iddia edilen ırk ve kavimlerle aynı değildir.
Choulular’ın ilk atası olan Ch’i’nin annesi, dev bir adamın ayak izine basmış olduğundan hamile kalıp, Ch’i’yi doğurmuştu (Shih-chi, 1962:1a). Chou sülalesinin kurucusu İmparator VVu’nun babaannesi, yani Chi-li'nin karısı, rüyasında uzun bir adamla karşılaşmıştı ve hamile kalıp imparator VVu’nun babası Ch’ang’ı doğurmuştu. Hükümdar Chang’ın boyu da çok uzun imiş (WA, 1968:5615). Doğu Asya’daki insanlar genelde kısa boylu olup, bu dev ve uzun adam ile ilgili rivayetler, acaba Choulular batıdan geldi mi sorusunu aklımıza getirmektedir.
Choulular devletlerini kurmak için mücadele ettiği zamanlarda, yüzlerce devlet ve kavimlerle savaşmıştır. Bundan sonra kendine tabi olan birçok kavim ve devletlerle birleşerek Shang sülalesine savaş açmışlardı. Ancak bu arada Jung ve Tiler’den hiç bahsedilmemektedir (Shih-chi, 1962:4b-8a). Aslında Cho- ulular’ın asker ordusu hep Jung ve Tı gi-bi kavimlerden oluşturulmuş ve birlikte Chou sülalesini kurmuşlardı (WA, 1968:5617; ÇKMT 1987:44).
Çin âlimi Wang kuo-wei, Hsia, Shang ve Chou sülalelerinin devlet yapısı ve soyal durumunu karşılaştırarak bir araştırma yapmıştır. Sonuçlar Chou sü-lalesinin bazı konularda Shang ve Hsia sülaleri ile farklı olduğunu ispat etmişti. (10)
Görüldüğü gibi Choulular ve Chou devleti Çin topraklarındaki diğer kavimler ve devletler ile çeşitli konularda benzerlikleri bulunmamaktadır. Üstelik farklı bir grup olarak ortaya çıkmaktadır. Söz konusu Choulular’m proto Türk’e daha yakın oldukları ortaya çıkmaktadır. Bu çalışmamıza göre, Choulular’ın proto Türk olduğu muhtemeldir. Fakat şunu açıkça belirtmek gerekir ki, Chou hanedan soyu daha sonraki dönemlerde Güney Hunları, Doğu Göktürkler, kısmen Moğollar ve Mançurlar gibi, Çin bölgesine yerleşince kendi kültürlerinden uzaklaşmışlardır.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Dedeefendi
Atsızcı
*
ileti Sayısı: 125



« Yanıtla #12 : 10 Ekim 2011, 10:41:34 »

B. Chou sülalesi dönemindeki Türk kavimleri
Chou sülalesi döneminde Çin topraklarında yüzlerce değişik kavim yaşamıştır. Aynı zamanda bu sülalenin çevresinde birçok derebeylik ile kavimler de bulunuyordu. Bunlar: Chin, Wei, Hsin, Ch’i, Lu, J’ang, Chi, Sung, Ts’ao, Ch’en, Ts’ai, Hsü, Chen, Yü, Sui, Teng, Ch’in, Ch’u adlı kavim ve derebeyliklerdi. Bu zamanlarda herkes kavim halinde yaşadığı için, millet kavramı oluşmamıştır. Bunların dışında Chou sülalesinin etrafında birçok göçebe halklar da yaşamaktadır.
Çin’de ve dünyada bu dönemdeki Türk tarihi ile ilgili olaylar az çok araştırılmış olsa bile, sınırlı kaynaklar nedeniyle Türk kavimleri hakkında, detaylı ve sistemli araştırmalar yeterince yapılmamıştır. Çalışmamızın bu bölümünde, eski kaynaklardan ve son zamanlardaki bazı araştırmalardan faydalanarak Cho- u döneminde Türk kavimleri üzerinde durduk. Bu kavimler Hung-yi, Hsün-yü, Hsien-yün, Chüan-jung, Junglar ve Tilerdir.

1.   Hung-yi
Öbür adı da K'un-yi’dir. Bu kavim hakkında gerek Çin’de gerekse dünyada çok az araştırma yapılmıştır. Hung-yi kavmi hakkında Shih-chin (Klasik Şiirler) adlı eserde (OKK, 1979:509-512) şöyle yazılmaktadır: “Choulular’ın lideri Ku- kung, Ten-fu, Jung ve Ti’lerden ayrılıp Ch’i kasabasına gelirken (bugünkü Shan-hsi eyaletinin kuzeybatısında) Choulular’dan korkmuş olan Hung-yiler bulundukları yerlerden kaçmışlardır.” Bu şiirde görüldüğü gibi Hung-yiler, Ku- kung Ten-fu döneminde (M.Ö. 12.yüzyılda) Shan-hsi eyaletinin kuzeybatısında yaşıyorlardı.
Shih-chin’de Chou hükümdarı Wen döneminde K’un-yiler Choulular’ın başı-na dert olmuştu diye yazmaktadır (OKK, 1979:912). OKK adlı kitabın açıklaması-na göre, “K’un-yi, Hung-yi’dir. Ti kavmindendir. Chou ile Hung-yi arasında savaş olmuştur. Bu savaşta Hung-yiler bir günde üç defa Choululara saldırmış, Chou hükümdarı Wen, savaşmak istemediği için kalenin kapısını açmamıştır.” (OKK, 1979:511) Kaynaklardan anlaşıldığı gibi Hung-yi aynı zamanda K’un-yi’dir. Ayrıca eski Türk kavmi olan Tilerle bir bağlantısının olduğu ortaya çıkmaktadır.
Shih-chi adlı kitabın Hunlar Tezkeresi’nde; aynı telaffuz, değişik Çince yazıyla, “Batıda Hung gib çeşitli Junglular var” diye kaydedilmiştir (Shih-chi, 1975:2883). Shih-chi’de “Hung” hakkında açıklama şöyledir: “Hung-yi’ye, aynı zamanda Hung da denilir. Ch’un-ch’iu döneminde (M.ö. 770-481) bunlara Ch’üan-jung (köpek Junglular) diyorlardı. Muharip devletler döneminde (M.Ö. 481-220) ise Ti diyorlardı.” (Shih-chi, 1975:2884). Bu kaynaklara göre Hung aynı zamanda Hung-yi’dir. Ayrıca söz konusu kavmin Türk ve Tibet unsurunu taşıyan Junglularla ve eski Türk kavmi olan Tililer’le bir bağlantısı olduğu anlaşılmaktadır.
Han Sülalesi (M.Ö. 206-M.S.25) Tarihi’nin Hunlar Tezkeresi’nde ayrıca Shih-chi’nin Hunlar Tezkeresi adlı bölü-münde yukardaki olayı kaydederken, “Choulular’ın hükümdarı Wen (M.ö. 1027 yılından önce), Ch’üan-yiler’e saldırmıştı” diye yazmaktadır (Han-shu, 1962:3744, Shih-chi 1975:2881). Bu kayıtlara göre Hung-yi’ye aynı zamanda Ch’üan-yi de denilmektedir. Hung-yi kavminin Hsia sülalesi dönemindeki eski Türk kavmi olduğu ispat edilen Ch’üan- yiler’le bir münasebetinin olduğu ortaya çıkmaktadır. Yani Hsia dönemindeki Ch’üan-yiler, Shang döneminin son zamanlarında Hung-yi adıyla ortaya çıkmışlardır. “Shih-chi” ve “Han Sülalesi Tarihi’ eserlerinin açıklamasına göre, Ch’üan- yi, Hung-yi’dir. Jung kavminin bir kabilesidir. Onların yüzü insana, vücudu hayvana benzer (yani yüzü Çin topraklarındaki insanlara benzer, vücudu tüylü demektir). Kırmızı Tiler’in menşe i Ch’üan-yiler’e dayanıyordu (Shih-chi, 1975:2882, Han-shu, 1962:3745). Eber- hard “Çin’in Şimal Komşuları" adlı eserinde, Hung-yiler’in Kui-fanglar’a ve Ch’üan-junglar’a benzediğini tahmin etmektedir (Eberhard, 1942:135) (2).
Çin âlimi Wang-kuo-wei, bu konuda yoğun araştırma yapmıştır. Wang kuo- wei, Kaplumbağa ve bronz üzerindeki yazıların, Çince fonetik ve etimoloji konularını inceleyerek Hung-yi ile Kun-yi kavimlerini telaffuzları ayrı fakat aynı kavim olduğunu tespit etmiştir. Kui-fang ile Hsün-yüler’in, bunlarla aynı kavimden olup, Hunların ataları olduğunu söylemiş ve bunların hepsinin aynı yerde yaşadığını özellikle Shan-hsi eyaletinin kuzey ve batısında olduğunu ortaya koymuştur (WA, 1968:574-576). Çin’de bazı eski çağ tarihi araştırmacıları, Hung-yi kavminin Batı Jung kabilesine ait olduğunu da iddia etmektedir (CÖMT, 1988:373).
Hung-yi kavminin yaşadığı bölge ve göç ettikleri yerler hakkında bir inceleme  gerekmektedir. BTY adlı eserde, M.Ö. 2146 senesinde Hsia İmparatoru Hsi- an’ın Ch’üan-yiler’e sefer yaptığını yazmaktadır (WA, 1968:5516). M.Ö. 1993 senesinde Hsia imparatoru Hsieh Ch’üan-yiler’i hâkimiyeti altına almıştır (WA, 1968:5517). Ch’üan-yiler M.Ö. 1818 senesinde imparatorluğun karışık durumundan faydalanarak bugünkü Shan-hsi eyaletinin kuzeybatısındaki Ch’i adlı vadiye yerleşmişlerdir (WA, 1968:5519). Yani Chouluların atalarıyla aynı yerdedir. Ch’i vadisi, Hsia sülalesi-nin batı sınırının dışındaki bölgedir. Hsi- a devletinin karışık durumundan faydalanan Ch'üan-yiler’in batıdan Ch’i vadisine yerleşmeleri mümkün değildir. Mantıken kuzeyden güneye inmeleri mümkün gözükmektedir. Bu konudan araştırmamızın “Hsia Süalesindeki Türk Kavimleri” bölümünde bahsetmiştik. Yani Ch’üan-yiler’in asıl yurdunun Çin’in kuzey bölgeleri olması gerekir.
M.Ö. 1126 senelerinde, Choulular’ın atası Ku-kung Ten-fu, Ch’i vadisine yerleşince (Shih-chi, 1962:7b) Hung-yiler bu zattan korkup kaçmışlardı (WA, 1968:76). Yalnız Hung-yiler’in hangi yöne kaçtıkları belli değildir. Büyük ihtimalle batıya kaçmış olabilirler. Çünkü M.Ö. 1081 senesinde Chou hükümdarı, batı bölgesindeki Hung-yiler’e saldırmak için general Nan-chung’u göndermişti (WA, 1968:5609). Dolayısıyla birçok tarihçi, Hung-yiler’in batı kavminden olduğunu iddia etmektedir. Görüldüğü gibi M.Ö. 1081-1025 yılları arasında Choulular ve Hung-yiler arasında büyük savaşlar olmuştur (WA, 1968:5609-5611). Bu savaşlardan sonra Hung-yiler tarihten kaybolmuştur. Yalnız Hung-yiler Ti olduğuna ve Choulular’ın kalesinin doğu kapısına hücum ettiğine göre (OKK, 1979 :413,511-512), bunların Çin’in kuzeybatısına hatta kuzeydoğusuna kaçmış olma ihtimali kuvvetlidir. Hung-yiler, Hsün- yüler, Tiler, Junglar ve Hunların aynı kavimden olması bu fikrimizi desteklemektedir.
Hung-yiler tarih sahnesinde çok az bulundukları ve kaynak kısıtlılığından dolayı bu konuda araştırma fazla yapılmamış veya yanlış değerlendirilmiştir. Araştırmamıza göre, Hung-yilerin akıbeti şöyle olabilir: Bunlar kuzeye göç ettikten sonra, kuzeydeki diğer kavimlerle (eski Türkler ve Mongoloidler) kaynaşmış, sonra da başka kavim adı ile tarih sahnesine çıkmış olabilirler. Çünkü Çince kaynaklar genellikle bu fikri desteklemektedir.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Dedeefendi
Atsızcı
*
ileti Sayısı: 125



« Yanıtla #13 : 10 Ekim 2011, 10:43:18 »

2.   Hsün-yü

Bu kavim ilk olarak Men-tzu adlı eser de yazılmıştır. “Choulular’ın hükümdarı olan Ku-kung Ten-fu döneminde, Cho-ulular Hsün-yüler için çalışıyordu.” Aynı eserin açıklamasına göre, “Hsün-yüler, kuzeydeki Tiler’dir diye yazılmaktadır.  Şu andaki Hunlar’dır. Ku-kung Ten-fu’yu barındırmayanlar işte Hsün-yüler’dir” (OKK, 1979:2675) diye yazılmaktadır.
Shih-chi’nin Choulular Tezkere- si’nde, “Hsün-yü, Jung ve Tiler’in saldırmasıyla, Ku-kung Tan-fu eski yurdundan taşınmıştır” diye bahsetmektedir (Shih- chi, 1962:2a). Shih-chin (klasik şiirler) adlı eserin Mian şiirindeki açıklamasına göre, Ku-kung Ten-fu’ya saldıranların Ti-ler olduğu yazılmaktadır (OKK, 1979:509-510). Bu da Hsün-yü kavminin Tiler’le aynı soydan olduğunu göstermektedir.
Shih-chi’nin Beş İmparator Tezkeresinde: “Sarı İmparator Hsün-yüler’i kuzeye kovmuştur” diye yazılmaktadır (Shih-chi, 1962:2b). Aynı eserin Hunlar Tezkeresi’nde “imparator Yao ve Yü’nün döneminden evvel, kuzeyde Shan-junglar (dağ Jung), Hsien-yünler ve Hsün- yüler yaşıyordu" diye bahsedilmektedir (Shih-chi, 1975:2879). “Han Sülalesi (M.Ö. 206-M.S. 23) Tarihi" adlı eserde de aynı kayıt bulunmaktadır.
“Shih-chi” ve “Han Sülalesi Tarihi” adlı iki eser, Han sülalesi zamanında yazılmıştır. Hsün-yüler için, bu iki eserde hangi kaynaklara dayanıldığını bilmiyoruz. Eğer kaynaklar doğru ise Hsün-yüler, Sarı İmparator döneminde yaşamaktadır. Yani M.Ö. 2600 yıllarında yaşadıklarını ispat etmektedir. Oysa Shih-chi ve Han Sülalesi Tarihi eserlerinden önce yazılmış olan en eski kaynaklarda, Hsün-yüler’in M.ö. 2600 yılları civarında yaşadıklarından hiç bahsetmemektedir. Ancak Hsün-yüler, Chou devletinin kurulmasıyla ortaya çıkmıştır. Shih-chi ile Han Sülalesi Tarihi eserlerinde bu konu yanlış yazılmış olabilir.
Eberhard, Hsün-yüler hakkında Wang kuo-wei’in araştırmalarına dayanarak “Bunlar eski Kui-fanlardır, Bunlar Yen-chin junglar’ına benzeme ihtimalleri vardır” demiştir. Eberhard, Hsien-yülerin Chou döneminde yaşamış olduğunu da iddia etmektedir. (Eberhard, 1942:130). Aslında Eberhard eski kaynak ve araştırma sonuçlarını sıralamış ama kendisi bu konu üzerinde araştırma yapmamıştır.
Men-tzu adlı eserin açıklamasına göre, Hsün-yü kavminin hangi topluluğa mensup olduğu hakkında, Tiler olduğu yazmaktadır (OKK, 1979:2675). Shih- chi adlı eserde, Hsün-yü kavmi açıklanırken “Yao İmparatoru döneminde (Hsi- a sülalesinden önce) bunlara Hsün-yü, Chou döneminde (M.Ö. 1027-220) Hsi- en-yün, Chin döneminde (M.Ö. 221- 206) Hunlar diyorlar” diye yazmaktadır (Shih-chi, 1975:2880). “Han Sülalesi Tarihi” adlı kitapta, Hsün-yüler’in, Hunlar’ın atası olduğunu yazmaktadır (Han-shu, 1962:3742) Shih-chin (klasik şiirler) adlı eserde, Hsün-yü kavminin Hsien-yün kavmi olduğunu yazmaktadır (OKK,1979:412). Araştırmacılar, Ch’ün- ch’iu döneminde (M.Ö. 771-480) ortaya çıkmış olan Ti kaviminin Hsien-yü kabilesi olduğunu yazmaktadır (ÇKMT, 1987:28). Hsün-yüler’in diğer adının ise Ch’üan-yi olup Chou döneminde ortaya çıkmış olan Tiler’in ataları olduğunu iddi a etmektedirler (CÖMT, 1988:390). Bütün bu isimlerin tarihin çeşitli dönemlerinde Hsün-yüler’e verilen değişik adlar olduğu da iddia edilmektedir (ÇKMT, 1987:29). Bu fikirler Hsün-yüler’in, Tiler ve Hunlar’ın ataları olduğunu göstermektedir. Oysa araştırmacılar Hsün-yü-ler’in atalarının kimler olduğuna dair açık bilgiler vermemişlerdir.
Shih-chi ve Han Sülalesi Tarihi adlı iki eserde, Hunlar hakkındaki açıklamalar şöyledir: “Hunların atası, Hsia sülalesinin hükümdar soyundan olup, Hsia sülalesinin yok olmasıyla beraber Hsün-yü adlı prens, üvey anneleri ile evlenip, bir grup halkla kuzeye kaçmıştır. Kuzey yaylalarında hayvancılık ile uğraşan bu kavme Çinliler, Hun adını vermişlerdir” (Shih-chi, 1975:2880). Yani Hunlar Hsün-yüler’e bağlamışlardır. Gerçi tarihçiler bu açıklamaya şüphe ile baksalar da, Hsün-yü ile Hunlar’ın arasında bir bağın olduğunu Shih-chi işaret etmektedir.
Aslında Hsün-yüler hakkında en iyi araştırma yapan AvrupalI tarihçilerdir. Fakat onların bilgileri, Wang kuo-wei’in araştırmasına dayanmaktadır. Wang ku- o-wei, Çin’in en eski kaplumbağa yazıları, çömlek ve tunç üzerindeki yazıların ve ayrıca Men-tzu, Shih-chin, Shih-chi ve Han Sülalesi Tarihi adlı eser ve belgelerin, tarihî ve fonolojik açıdan incelemesini yaparak Hsün-yü kavminin menşeinin Hung-yi kavmine dayandığını savunmuştur. Bundan başka Wang kuo- wei çeşitli kaynaklarda bahsedilen Hsün-yü ve Hsün-yü'nün aynı kavim olduğunu söylemiş, sadece değişik bir Çinceyle yazılmış olduğunu iddia etmiştir. Ayrıca Hsün-yü’den sonra ortaya çıkan Hsien-yünlerin Hsün-yü kavmiyle aynı soy olduğunu, bu kez yazılan Çince yazıda, köpek anlamında bir işaret kullanıldığını ve bunların Hsiüng-nular’ın (Hunlar) ataları olduğunu ortaya koymaktadır. Çince fonetik ve fonolojik açıdan, Hung-yi, Hsün-yü, Hsien-yün ve Hunlar) lar’ın aynı kavim olduğunu, ancak farklı Çince telaffuz ve şive ile yazılmış kelimeler olduğunu iddia etmiştir (WA, 1968:574-577). Bugüne dek bu kavimler hakkında hiçbir araştırmacı Wang kuo-wei’in araştırmasından başka bir fikir ortaya koyamamıştır.
Hsün-yüler’in yaşadığı bölgeler hakkında yukarıdaki kullandığımız kaynaklara göre, Çin’in kuzey bölgesinde oturdukları ortaya çıkmaktadır. Ancak kuzey bölgesinin neresinde yaşadıkları hakkında kesin bir bilgi kaydedilmemiştir. Bazı araştırmalara göre Hsün-yüler Çin’in He-pei (Sarı nehrin kuzeyi anlamında) ve He-nan (Sarı nehrin güneyi anlamında) eyaletlerinin kuzeyinde yaşadıkları söylenmektedir (ÇKMT, 1987:28). Bazı araştırmalara göre, Hsün-yüler, He-pe-i   ve Shan-hsi (dağın batısı anlamında) eyaletlerinin güneyinde (ÇKMT, 1987:29), bazı araştırmalara göre ise Hsün-yüler, Shan-hsi (Shan adlı yerin batısı anlamında) eyaleti ve Shan-hsi (dağın batısı anlamında) eyaletinin batı' bölgesinde yaşamışlardır (ÇKMT, 1987:29).
Eğer yukarıdaki araştırmacıların iddiaları doğru ise, Hsün-yüler bugünkü Çin’in ortasında yaşamışlardır. Fakat bu imkânsızdır. Çünkü bu araştırmacıların dayandığı kaynakalarda bahsedilen Hsün-yüler’in yaşadıkları bölgeler, onların saldırı düzenledikleri bölgelerdir. Yani bu bölgeler Hsün-yüler'in Çin bölgesibölgelerdir. Bu nedenle Çince kaynaklarda, Hsün-yüler bu bölgelerde savaştıkları için, buralarda izleri görülmektedir.
Wang kuo-wei bu konuyu daha iyi bir şekilde incelemiştir. Hsün-yüler’in bugünkü Kan-su ve Shan-hsi eyaletlerinde ve iç Moğolistan bölgelerinde, yani Çin'in kuzeybatı bölgelerinde yaşadıkları ispat etmiştir (WA, 1968:576-577). Bu açıklamalara göre Kui-fan Hung-yi, Hsün-yü, Hsien-yün ve Hsiung-nular’ın (Hunlar) yaşadığı bölgeler aynı olmalıdır. Bazen Çin’in bölgelerine akınlarda bulunsalar bile, asıl bölgesi Çin’in kuzeybatısıdır.
Hsün-yüler hakkındaki kaynakların yetersiz olmasından dolayı ancak Cho- uluların atası olan Ku-kung Ten-fu’dan başlayarak (Ölm. M.ö. 1108) Hükümdar Wen’e kadar (ölm. 1035) olan 73 yıllık dönem boyunca Hsün-yüler’in Chouyenilince daha sonra kuzeybatıya gitmiş olabileceğini savunuyoruz. Çünkü Hsün- yü kavim ismi bir süre sonra Hsien-yün adıyla tekrar tarih sahnesine çıkmıştır
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Dedeefendi
Atsızcı
*
ileti Sayısı: 125



« Yanıtla #14 : 10 Ekim 2011, 10:45:09 »

3.   Hsien-yün

BTY adlı eserde M.Ö. 845 senesinde, Hsien-yünler’in Chou imparatorluğuna saldırmış olduğu yazılmaktadır (Shen, 1965:50). Aynı eserde, M.Ö. 822 senesinde Chou imparatorluğunun komutanı Yi chi-p’u, ordusu ile Hsien-yünler’e sefer yaparak T’ai-yuan adlı yere ulaşmıştır (Shen, 1956:51).
Shih-chin (Klasik şiirler) adlı eserde-ki Ts’ai-wei isimli şiirde(3) şunlar yazılmaktadır: “Ailemizi ve evimizi mahveden Hsien-yünler’dir. Yatıp kalkmamızı rahatsız eden Hsien-yünler’dir. Hsien-yün ler’in sık sık saldırmaları panik yarattı. Biz eğer hazırlanmazsak acaba başımıza neler gelebilir? (OKK, 1979:413-414). Bu şiirin önsözünde “Hükümdar Wen döneminde (M.ö. 1027’den evvel),devletin batısındaki Hung-yiler, kuzeydeki Hsien-yünler, Choulular’ın düşmanı olmuştu” (OKK, 1979:412) diye yazılmaktadır. Bu şiirin Han Sülalesi Tarihi adlı kitabın Hunlar Tezkeresinde, Chou imparatoru Yü döneminde (M.Ö. 907-898) yazıldığı belirtilmektedir (Han-shu, 1962:3744). Yani Hsien-yünler M.Ö. 1027-907 yılları arasında tarih sahnesinde görülmüştür.
Shih-chin’deki (klasik şiirler) Ch’u- ch’e adlı şiirde (4) “Ünlü komutan Nan- chung, kuzeyde Hsien-yünlüler’i sonbaharda kuzeyden batıya gidip Batı Jung lular’ı yok etmeye çalışmış, sonunda Hsien-yünler’i yenmiştir” (OKK, 1979:416) diye yazmaktadır. Wang kuo- wei’in araştırmasına göre, Komutan Nan-chung, Chou imparatoru Hsüan’ın Dönemindeki (M.Ö. 827-782) şahıstır (WA, 1968:584-585). Yani Choulular bu dönemde (M.Ö. 1027-782), Hsien-yün ler le yoğun halde savaşmış ve Hsien- yünler’in bu dönemde mevcut olduğu açıkça ortaya çıkmaktadır.
Shih-chin (klasik şiirler) deki Liuh-yü- eh (Haziran) adlı şiirde şöyle yazılmaktadır: “Chou imparatoru Hsüan, Chou Devleti’ni güçlendirme maksadıyla bilhassa kendisi kuzey seferine çıkmıştır. Chou ordu komutanı Yı-chi-p’u ile Hsien- yünler’le savaşa girmiştir. Hsien-yünler ciddi halde bize saldırıyordu. Durum kötü, hükümdarımız beni (Yi-chi-p’u) savaşa gönderdi. Hsien-yünler’e tüm gücümüzle saldırdık. Zaferimizin haberini hükümdarımıza gönderdik. Hsien-yünler mağlup olduklarını kabullenmeden Chiao- he adlı yerde orduları tekrar düzenleyerek Kao adlı yere (Choulular’ın başşehri) gelip, Ching-yang’a (Shen-hsi eyaletinde) ulaştılar. Biz Hsien-yünler’e tekrar saldırdık ve T’ai-yuan adlı yerden kovduk.” (OKK, 1979:424-425). BTY adlı eserde M.Ö. 822 senesinde, “Chou ordusu komutanı Yi-chi-p’u ordusu ile Hsi- en-yünler'e sefer yaptı ve T’ai-yuan’a ulaştı.” (Shen, 1956:51) diye yazılmaktadır. Demek ki bu savaşlar M.Ö. 822 yıllarında geçekleşmiştir.
Bu dönemdeki savaşlar Tunç yazılarında da yazılmıştır. Bu yazılar proto Türk kavmi hakkında yazılmış en eski tarih belgeleri sayılır. Pu-chi-tung adlı Tunç yazısında şunlar yazılmaktadır. “Eylül ayının (M.Ö. 824) başında şanslı bir gündü. Hükümdar diyor ki: “Pu-chi, savaşçı millet olan (ok ve yay kullanan milletler) Hsien-yünler, Hsi-yü adlı yere (Shan-hsi eyalaletinin kuzeybatısındaki dağ bölgeleri) saldırmışlar” Hükümdarımız bana; “Bunları (Hsien-yünler) batı tarafına sür" diye emir verdi. Ben bu savaştan döndüm ve esir aldığım Hsien- yünler’i hükümdara teslim ettim. İmparator şu anda sana emir veriyorum diyerek; “Kuzeydeki Luo adlı yere (Shan-hsi eyaletinin kuzeydoğusunda) gidip Hsi- en-yünler’e saldır. Sen onların kafalarını çok kesmeye, onları esir almaya çalış. Junglular (Hsien-yünler) büyük çapta birleşerek sana hücum ettiler. Sen onlarla büyük savaşta bulundun. Senden başkası bu işi güzel yapamaz. Eskiden sen benim savaş arabam (ordu) ile onları Hsi adlı yerde mahvettin, sen onların kafasını çok kestin ve onlardan çok yakaladın. Pu-chi! Sen savaş yöntemini çok iyi bilirsin. Sana hediye olarak bir tane yay, elli tane ok, beş hizmetçi aile, on dönüm toprak verdim, sonsuza kadar kullanabilirsin.” dedi. Pu-chi alnını yere vurarak teşekkür etti. Bu yazı imparator ve hanımı için saygıyla yazılmıştır. Atalarımız bizi bela ve kazadan kurtarsın. Sonsuza kadar mutlu etsin ve yaşatsın, evlatlarını sonsuza kadar korusun.”( WA, 1968:2045).
Yukarıda bahsettiğimiz Tunç üzerine yazılmış metinde, Hsien-yünler’in M.Ö. 824 yılında Choulular’la iki defa savaştığını ve Hsien-yünler’in yenilmiş olduğunu görüyoruz. Fakat tarih eserlerinde bu savaşlardan hiç bahsedilmemektedir.
Hsia chia-p’an adlı Tunç yazısında “İmparator, M.Ö. 822 yılının mart ayında, Luo nehrinin kuzeydoğusunda Hsi- en-yünler’le harp yaptı” diye yazılmıştır (WA; 1968:1309-1310). Bu olay BTY adlı eserde “M.Ö. 822 yılının haziran ayında Chou imparatorunun asker komutanı Yi-chi-p’u, ordusu ile Hsien-yünler’e sefer yaparak T’ai-yuan’a ulaşmıştır” (Shen, 1956:51) diye yazılmaktadır. Her iki eserde yazılmış olayların arsında bir bağlantı oiması muhtemeldir. Yalnız Tunç yazısında, imparator bilhassa kendisi mart ayında harp yaptığım, BTY adlı kitapta ise, Yi-chi-p’u tarafından haziran ayında harp yapılmış diye yazmaktadır. Bu fark belki de şunu anlatıyor; bu iki kaynaktaki olaylar tarih sırasıyla yazılmış olabilir. Şöyle ki, önce imparator mart ayında kendisi sefere çıkmıştır. Bu seferin sonucunun ne olduğunu bilemiyoruz. Haziranda ise tekrar imparator tarafından Yi-chi-p’üyu Hsien-yünler’e saldırmak için göndermiş olabilir.
Kou chi-tzu adlı Tunç yazısında; M.Ö, 815 senesinin ocak ayında Hsien- yünler’le Chouiular “Luo adlı yerde (Shan-hsi eyaletinin Luo nehrinin civarında) savaşmış, Hsien-yünler’in beşyüz adamının kafası kesilmiş, beşyüz adam esir alınmış ve imparatora teslim edilmiş” diye yazmaktadır (WA, 1968:1981- 1982). Bu olay tarihi kaynaklarda bulunmamaktadır. Yalnız savaş yapılan yer,
Hsia chia-p’an adlı Tunç yazısında (M.Ö. 822yılmda) bahsedilen yere çok benzemektedir.
Kullandığımız Bambu yazıları, Tunç yazıları ve tarihi kaynaklara göre, Hsien- yünler M.Ö. 1027-815 yüzyıllarının arasında Chou’lu devleti ile kuzeybatı kesimlerinde yoğun halde savaşmıştır. Bunlar kuvvetli bir kavim oiarak Choulular’ı zor durumda bırakmış ve kısa zaman sonra Hsien-yünler tarih sahnesinden kaybolmuştur.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Dedeefendi
Atsızcı
*
ileti Sayısı: 125



« Yanıtla #15 : 10 Ekim 2011, 10:46:23 »

4.   Junglar

Tunç yazılarında da Çince yazı yazılmaktadır. K’ang-hsi Sözlüğü'ne göre bu yazı asker ve silah anlamındadır. Daha sonra ise savaş ve savaş arabası anlamına gelmiştir. Ayrıca kuvvet ve güçlü anlamına da gelmektedir (K’ang-hsi, 1984:441). Eski Çince eserleri okumak için hazırlanmış olan Er-ya Sözlüğünde, “yardımcı” anlamını da taşımaktadır. Aynı eserin bir başka yerindeki açıklamasına göre, kesip öldürmek ve vahşi demektir (OKK, 1979:2583,2616). Eserin tarifine göre, Junglar savaşçı bir kavimdir. Jung ismi Çinliler’in verdiği bir ad mı? Veya kendi kavminin öz adı mı? Şu anda bilemiyoruz. Birçok tarihçi Çinliler’in bunlardan nefret ettiği ve korktuğu için verilmiş bir ad olabileceğini savunmaktadır (WA, 1968:585-586).
Junglular’ın ne zaman ortaya çıktığı hakkında eski Çince kaynaklarda çok  karışık halde yazılmaktadır. Wang kuo- wei’in araştırmasına göre, Junglular, Hsün-yü ve Hsien-yünler’in ortadan kaybolmasından sonra, onların yerine geçmiştir (WA, 1968:587-588). Eski Çince kaynaklarda Junglar’ın, Çin'in kuzeyinde yaşadığı ve bunlara “Kuzey Junglar” dendiği kaydedilmektedir. M.Ö. 650 senesine gelince Kuzey Junglar tarih sahnesinden kaybolmuşlardır (OKK, 1979:1718-1719,1800). Yalnız bu sıralarda Batı Junglar ortaya çıkmıştır. Kuzey Junglar’ın bazı kavimleri ile Batı Junglar’ın bazı kavimleri karışmış, dolayısıyla, Junglar hakkında araştırmalar zorlaşmıştır.
Kuzey Jung’lar eski Türk proto tipinde olup, Batı Junglar daha çok Tibet ti pindedir. Fakat Türk-Tibet karışımı olan Junglular’ı ayırmak çok zordur. Çünkü bu zamanlarda yazılan Çince kaynaklarda bunların hepsine Jung denmiştir. Chouiular Çin’in kuzeybatısından doğusuna göç ettikten sonra, kuzeybatıda yaşamış olan Junglar, Chouiular için batı olmuştur. Söz konusu Batı Jung toplu munda Ti, Chang gibi Tibet unsurları da vardır. Jung kavmi, proto Tibetlerden başka, yani bugünkü Shan-hsi, Kan-su  Junglar'ın da Türk kavmi olması lazımdır. Çin’in kuzeydoğusunda, Tunguz soyundan olan Shan-jung, Lou-fen-jung ve Lin-hu-junglar da mevcuttur. Yani görüldüğü gibi Çinliler batıda, kuzeyde ve kuzeydoğuda yaşayan tüm kavimlere “Jung" denmiştir.
Bu araştırmamızda, Tibet ve Tunguz kavimlerinden olan Junglular değil, Türk kavminden oluşan Junglular inceleme konusu olacaktır.
Ch’un-ch’iu ve Tso-chuan adlı eserlere göre, Junglar M.Ö. 772 senelerinde kuzeyde oturuyorlardı. Onlar, Çin topraklarındaki derebeylik devletleriyle tegüneye inerek, batıdaki Tibet menşeli kavimlerle karışmış ve her bölgeye dağılmıştı. İşte bunlar Batı Jung diye isimlendirilmiştir. Kuzeydeki bazı Junglar Çin’in kuzey bölgelerinde hayatlarını sürdürmüşler ve M.Ö. 650 senesine gelince bir grup Jungların yerine Tiler’in geçmesiyle tarih sahnesinden yok olmuşlardır (CÖMT, 1988:396-397).
Shih-chi, Han Sülalesi Tarihi, Son Han Sülalesi Tarihi gibi M.Ö. 100- M.S. 445 seneleri arasında yazılan kaynaklara göre, Jung adının Shang sülalesinden (M.Ö. 1600-1028) başlayarak ortaya çıktığı belirtilmektedir (Shih-chi, 1975:2882). Bu kaynaklar, 1500-2000 sene önceki tarihi yazmıştır. Bu kaynakların ne kadar doğru olduğuna şüphe ile bakıyoruz. Wang kuo-wei’nin iddiasına göre, Kui-fan, Hsien-yün gibi Hunlar’ın ataları, tarihte Çin topraklarındaki halklara baş belası olmuş ve bin sene sonraki tarihçiler (Han sülalesindeki Chang- ch’ien ve Pan-ku gibi) onlardan nefret ettiği için, adlarını aşağılama ve kötüleme anlamındaki Jung ve Ti gibi kelimeler kullanmışlardır. Böylece tarihi gerçeği karmaşık hale getirmişlerdir (WA, 1968:585-588). Bu nedenle biz Jung ve
Ti kavimlerini incelerken çalışmamızın daha güvenceli olması için, M.Ö. V. yüzyıldan evvel yazılmış olan ilk siyasi tarih eserlerine başvurduk.
Çin’deki araştırmalara göre, Junglar proto Türk kavmi ve Türk-Tıbet karışımı bir kavim olarak kabul edilmektedir (WA, 1968:565-568). Diğer ülkelerdeki araştırmacılardan, E. Chavannes’in iddiasına göre, Çin'in kuzeyinde Tililer, batısında Junglar oturuyordu. Grum Gujimay lo’nun fikrine göre, Jung ve Tiler’e ait kayıt M.Ö. 1328 senesinde olup Aryani ler’e aittir. De Groot M.Ö. 781-771 senelerinde Jung ve Tiler Çin’de büyük sarsıntılara ve iç hadiselere neden olduklarını ileri sürmektedir (Togan, 1981:400- 401, not 29b). Türkiye’de ise, eski Çinliler kendilerinden olmayan kavimler için Ti, Yi, Jung ve Mo gibi terimler kullanmıştır (İzgi 1982:629). Emel Esin’in araştırmasına göre, Junglar Avrasya kültürünün etkisinde olup, Çin kaynaklarında geçen Kuzey Junglular ve Dağ Jung lular’ının Ti kavmiyle aynı olması gerektiğini ortaya koymuştur. Yani bu Junglar Türk kavmidir (Esin, 1978:33-42). Eberhard, “Çin'in Şimal Komşuları” adlı eserinde Çin kaynaklarındaki Jung adı ile ilgili kaynakları tümüyle sıralamıştır. Ama proto Türk kavmi olduğunu yazmamıştır (Eberhard, 1942:133-135).
Batı Chou imparatorluğu yıkıldıktan sonra (M.Ö. 771), Choulular doğudaki Louyan’a göç ettiler ve Doğu Chou Sülalesini kurdular. Yalnız Türk kavmi olan Ch’üan-Junglar tarafından verilen bu darbeyle Choulular'ın hâkimiyeti zayıfladı. Böylece derebeylik devletleri güçlenerek topraklarını genişletmeye çalıştılar. Chou imparatorluğu bir kukla haline geldikçe güçlenen derebeylik devletlerinin oyuncağı oluyordu. Derebeylik devletlerinin şiddetli toprak yağmalaması sonucu, bu devletler kuzeybatıda yaşayan eski Türk kavimleriyle karşı karşıya gelmişlerdir. Bir yandan kuzeyliler güneye inmeye çalışmış, bir yandan da güneyliler toprak kazanma amacıyla onları dışlamışlardır. Derebeylik devletlerinin arasında geçici anlaşmazlık olsa bile, kendi ırk ve tipine benzemeyen kuzeylilere karşı birleşerek, eski Türk kavimleri ne saldırmışlardır. İşte böyle bir durumda Junglular güneylilerle temas halinde olmuşlar ve bu temasların sonunda Junglar tarih sahnesinden kaybolmuşlardır.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Dedeefendi
Atsızcı
*
ileti Sayısı: 125



« Yanıtla #16 : 10 Ekim 2011, 10:47:58 »

5.   Ti’ler
Ti yazısı, kaplumbağa yazıtlarında, Tunç yazılarında da yazılmaktadır. Bugün Ti kavmi hakkında iki şekilde “Ti” yansı vardır. Bu iki Ti telaffuzunda Çince gazının, zaman zaman karışık halde kullanıldığını “Shang Sülalesi ve Hanedan Soyu” bölümünde bahsetmiştik. Ti en îski Çince sözlük Shou Wen Chieh Tzü- Ja: “Kırmızı Tiler köpek soyundandır. Çirkin ve pis anlamındadır." (Hsü-sheng, 1985:205) diye yazılmaktadır. Klasik Çince’yi okumak için seçkin bir sözlük )lan K’ang-hsi Tzu-tlan’da “Ti” kuzeylilere verilen addır. Asıl “uzak” anlamına jelmektedir (Kang-hsi, 1984:707-708). Wang-kuo-wei’nin araştırmasına göre Ti, Çinlilerin verdiği addır, anlamı uzaktır. Uzaktan geldiği için uzağa kovmak inlamına gelmektedir” (WA 1968:585- 586). Birinci Ti yazısının yapısında sağ taraf “köpek ve yırtıcı hayvan”, sol taraf ateş" anlamındadır. Öbür “Ti” ise, Shuo- ven-chieh-tzu Sözlüğünde “uzun kuyruklu kuş” anlamındadır (Hsü-sheng, 1985:75). K'ang-hsi tzu-tian’ın bir diğer açıklamasına göre, “Ti” “kuş ve kuş tüyü” diye yazılmaktadır. Önceki Ti yazısı ile karışık halde kullanılmıştır (K’ang-hsi, 1984:957). Bu yazının yapısı şöyledir: Yukarısı kanat tüyleri, aşağısı da tüm kuşlara verilen genel bir ad anlamına gelmektedir.
Bazı araştırmacılar, bu iki “Ti” yazısının karışık kullanılması nedediyle Tiler, kuşu sembol olarak kullanan bir kavim olduklarını ortaya koymuşlardır. Ayrıca “Shan-hai-chin” adlı coğrafya eserine dayanarak, Çin'in kuzeyinde ikiyüzsek sendört kavimden ondördünün kuşu sembol olarak kutladığını ileri sürerek, Ti kavminim yırtıcı kuşa totem olarak tapınan bir kavim olduğunu iddia etmişlerdir (Lin-kan, 1987:707-708).
Türkler’in tarihte kurttan ve geyikten başka yırtıcı kuşlar olan kartal, doğan ve Sungur gibi kuşları sembol ettiği bilinmektedir (Ögel, 1989:585-595). Uygur Hanlığı’nın veziri Hsie-tie, 789-809 yılları arasında hanlığı ele geçirerek, Uygur'un Çincesi olan Hui-he kelimesini Hui-hu olarak değiştirmiş, bunu T’ang imparatoruna açıklarken Hui-hünun “dolaşan şahin kuşu" olduğunu açıklamıştır (Hsin-T’ang-shu, 1975:6124). Vezirin kabilesi şahini sembol olarak kullanmış olabilir. Ayrıca Selçuklular, Macarlar, Ruslar, Almanlar gibi bazı milletler de Kartal, Doğan, Sungur gibi kuşları sembol olarak kullanmaktadırlar. Kuzey Devletleri Tarihi (386-581) Ka- o-ch’e (yüksek arabalılar) Tezkeresi’nde: “Kao-ch’eliler çok eski zamandaki Kırmızı Tilerin evlatları olmalıdır. İlk adı Ti- li’dir. Kuzeyliler (Juan Juanlar) T’ieh-le (Tölüs Tirek) diyorlardı. Çin bölgesindekiler Kao-ch e veya Ting-lin diyorlardı. Dilleri Hunlar’a benziyor ama biraz farklıydı. Bu kavimde Ti, Yuan-hu (Uygur), Hu-lü, Hsieh-pi, Hu-ku ve Yi-chin (İl İrkin) gibi etnik gruplar vardı.” diye yazılmaktadır (Pei-shi, 1974:3270). Buna göre Kırmızı Tiler’in daha sonra ortaya çıkan Uygurlarla bir ilişkisi olduğu bir gerçektir.
Ma-ch’ang-shoünun araştırmasına göre, Ti ve Junglar Hun milletini oluşturan temel kavimlerdir. Araştırmacı “Ti” ile “Junglann, Shang dönemindeki Kui- fang, Chou dönemindeki Hsien-yülerle aynı ırktan olduğunu ileri sürmektedir (WA, 1968:565-568). Chou Sülalesi Tarihi, Ch’i-hu Tezkeresinde şunlar yazılmaktadır:
“Ch’i-hu’nun diğer adı Pe-luo-ch’i olup, Chin dönemindeki (265-420) Hunlar’ın bir boyu olmalıdır. Bazı kimseler, Chi-huların Shan-jung (dağ junglar) ve Kırmızı Tiler’in evlatları olduğunu söylerler. Dilleri de kuzeylilere benzer.” diye yazmaktadır (Chou-shu, 1971:896).
Ch’in-chung-mian’in kullandığı başka bir kaynağa göre: “Ch’i-hular eski beyaz Tiler’in bölgesinde yaşamaktadır. Onların yüzü ve başı, Hu gibidir. Dili ise Çincedir. Tipi ve karakterleri de Hu’ya benzemektedir. Ama Çince konuşmaya çalışırlar. Son zamanlarda (518-618) onlara Pu-luo-ch’i (bulak, bölük) diyorlardı. Kendilerinin Beyaz Tilerin evlatları olduklarını iddia ederlerdi.” Ayrıca Ch’in- chung-mian, Ch’i-hular’ın kölelerine Ku-li demesine dayanarak Ku-li kelimesinin eski Türkçe'deki kul ve köle olduğunu savunmuştur. Yani Tiler'in Türkçe konuşan proto Türkler olduğunu ileri sürmüştür (Ch’in, 1982:459, 463-464).
Çincedeki Hu işareti hakkında Wang-kuo-wei’nin araştırması şöyledir: “Hu, Çin’in kuzeybatısında yaşayan, göyıklı, Çinliler’e benzemeyen etnik gruplara verilen bir addır (WA, 1968:588- 602). Ch’i-hu’lar da “Hu” tipinde olduğuna göre, Ch’i-hu’lar muhakkak ki sakallı, yüksek burunlu ve gözleri derindi. Buna göre Ch’i-hu’lar’ın atası Tiler de bu tipteydi. Hun ve Göktürk topluluktan içinde kimisi “Mongoloid" tipinde, kimisi de “Hu” tipinde insanlar vardı (WA, 1968:599- 601). Anlaşıldığı gibi eski Türk toplu munda, hem “Mongoloid” ırk, hem de “Hu” ırkı bir arada yaşamaktaydı.
Yukarıdaki verilere göre, Kao-ch’eli- ler’in dili Hunlara benzemekteydi ama aralarında biraz farklılıklar vardı. Ch’i- hular'ın dilinin kuzeylilerin diline benzediğine bakılırsa veya Ch'in-chung-mi- an'ın araştırmasına dayanırsak, Tililer’in eski Türkçe ve az miktarda Moğol kö-kenli kelimelerle konuştuklanm anlanz.
Türkiye’de yabancı araştırmacılara dayanarak Tiler hakkında inceleme yapan Özkan izgi, Emel Esin, İbrahim Kafesoğlu, Zeki Velidi Togan gibi ilim adamları vardır (izgi, 1981-82:630). Eberhard’ın bu konudaki araştırması ise, sadece Çin kaynaklarındaki Tilerle ilgili kaynaklan sıralamış, üzerinde ciddi ve yoğun halde inceleme yapmamıştır (Eberhard, 1942:119-129). Dolayısıyla Türkiye'de Tiler’in etimoloji, antropoloji ve tarihçesi hakkındaki araştırmalar yetersiz kalmıştır. Zeki Velidi Togan ağırlığını dipnotunda vermiş olsa bile, bugüne kadar tüm yabancı ilim adamlannın araştırmasını içeren değerli bir inceleme yapmıştır.
Z.V. Togan, “Umumi Türk Tarihi’ne Giriş” adlı eserinde Avrupa tarihçilerinin Tiler hakkındaki araştırmalarını bir araya toplamıştır. Bu kitaptan A/rupa’daki araştırıcıların Tiler hakkındaki incelemelerinin ne durumda olduğunu öğrenmekteyiz. Burada konunun bütünlüğü açısından Z.V. Togan’ın eserinde yer alan yabancı araştırıcıların görüşlerini aynen aktarıyoruz.
“Chavannes’e göre “Kuzey Çin’de; Shan-hsi eyaletinde, Sarı nehrin boyunda, onun batısı ve kuzeyine uzanarak ve Çinlilere komşu olarak, M.Ö. ki devirlerde yaşamış olan kavimlerin kuzeyi Çin kaynaklarında Ti adı ile, batısına da Jung isimleri ile isimlendirilmiştir. Monolia’ya göre Çin’in batı sınırlarına kadar uzanan Aryani ırkından kavimler bulunduğunu ve onlara da Ti denildiği Grum Grjimaylo tarafından iddia olunmuştur. O Aryaniler’e ve onların kadim uzakdoğu kavimlerinin mukadderatı üzerine tesirlerine dair geniş ve hayal mahsulü faraziyelere dalmağa yol açmıştı. Grjmay- lo’ya göre Tiler’e ait malumatta Türkler bariz bir şekilde ayrılmaktadır. Ti ve Junglar’a ait ilk kayıt M.Ö. 1328’de yahut daha sonra vuku bulan hadiselerle başlar. “Ti” şeklinde okunan Çince işaretin “Terk” bunun da “Türk" demek olduğu tahmin edilmiştir. Umumiyetle bu Tiler’in Türk olduğu fikri şayidir. Viyanalı tarihçi Çiniyatçı Dr. Maenchen-Helfen, “Ti” sözünün Çinliler’i daha muahher zamanlarda Tin-ling şeklinde yazılan Türk kav minin isyanının baş taraflarında hiçbir zaman bulunmadıkları için Okhuş ismi adlandırdıklarından onların dilindeki bir minin kısaltılmış şekli olduğu fikrindedir. Togan’a göre Tiler daha sonra Ting-ling ismiyle bilinen kavimlerin atalarıdır. Grji- mailo’ya göre Tiler M.Ö. 463 senesinde kuzeye göç ederlerken bir kısmı da M.Ö. 200-85 arasında Selenge nehri havzası arasında gözükürler. Tiler 85 senesinde Hunlar tarafından mağlup ve tâbi edilmiştir. Ting-lingler’in diğer batı kısmı aynı senelerde Sırderya ve İrtiş nehri arasındaki sahaları, yani şimdiki Kazakistan’ı işgal eden büyük bir kavim olarak ortaya çıkmaktadır. Selenge, Ting-ling (Ti)lerinin Uygurların ceddi olduğu muhakkaktır. Sırderya-İrtiş Ting-linglerini de G. Nemeth “Türk'lerin yani Tiyanşan’da muhharen büyük devletler kuran Çöktüklerin ceddi sayıyor. Göktürk-Türgiş hakanı Kürsol’a ait Arap kaynaklarından öğrendiğimiz gibi, eti naht ederek, yani kemiklerinden ayırmak, yahut Kırgızlar da olduğu gibi, yakarak kemiği cesedden ayırmak adeti Tiler’de de olmuştur. Cücen (Avar)ler Usunlar’a baskı yapıp Tiyanşan’ın güneyinden çıkardıktan sonra bu Türk (ting-ling)ler Orta Tiyan-şan’da onların yerini tutmuş olabilirler. Göktürklerin Onok kabilesinin cedleri olarak kabul edilmek icab eden on kam(Şaman)a ait rivayetlerde bunlar Çin'den gelmiş ve oradan Orta Tiyan- şan’a çömlekçilik, kazancılık v.s. sanatları getirmiş olarak tasvir edilmişlerdir. Yani bu rivayetler Göktüklerin cedlerin den (ihtimal Şular’dan) 10 kabilenin bir zamanlar Çin tarafında yaşayıp, oradan buraya dönüp geldiğini anlatsa gerektir. Grjimailo, Kıpçaklar’ın cedlerinin de Ting-ling (Ti) olarak kabul ediyor. Tiler hakkında daha çok Çin kayıtları mühimdir. Hunlar hangi dilde konuşuyorsa, Ka- o-che (Huey-hu) yani Uygurlar ile Ting- lingler de aynı dilden konuşuyorlar. Gav- çiğ (yanı Huay-hu Uygur)lar Kızıl Tiler'in bir kısmıdır. Bu cihetten bunların ilk adı Ti-li idi. Ting-lingler’le bunlar ve Hunlar hemen hemen aynı dilde konuşuyorlar. Eberhard’a göre Çinlilerin Ti için kullandıkları işaret köpeğe delalet eder. Bundan kurda da intikal edilir ki Hunların totemidir. Junglar’da köpek efsanesi olmuş, bu yolla Ti ve Junglar Hunlar’la bağlanabilirler. De Groot'a göre Ti ve Junglar’ın M.Ö. 5.asır ortasında Moğolistan’a ve Türkistan'a taşınmalarından önceki hayatlarında Çin kayıtlarında şunlar bulunmaktadır; Jung ve Tiler M.Ö. 781-771 senelerinde Çin'de büyük sarsıntılara mucip olan büyük iç hadiselere sebep oldular. Tiler Çin’in kuzey ve batı taraflarında Shan-hsi vilayetinin kuzey ve güneyinde müteaddit büyük vilayetlere malik idielr. Çinliler buralarını Ti- ler’den almak için uğraştılar. Bu Jung- lar’ın Kien Jung denilen bir kısmı daha 7. asrın son rubunda Hun denilerek de tesmiye ediliyordu. M.Ö. 627’de Beyaz Tiler’in beği Kio-k’üe isminde birisi idi. Bu isim ekök demek olacak. M.Ö. 670- 60 seneleri hadiselerinde Tiler’in büyük bir kısmına Suban (herhalde subar) denildiğini M.Ö. 593 senesi hadiselerinde Kızıl Tiler'in büyük bir kısmının Liu-hu, diğerinin Tok-sin isimlerindeki kabileler olduğu zikrediliyor. Burada zikredilen “Toksin” Orta Tiyanşan daki Göktürk kabilelerinden “Tukhsinler’l hatırlatıyor ki, bu “in” edatı eski Türkçe'de kavim isimlerine eklenmiştir Burada yine Tiler’in bir kısmı olmak üzere Tso-ts’uan isminde bir kabile zikredilmiştir. Kızıl Tiler Çin kaynaklarında son defa olarak M.Ö. 588’de, Beyaz Tiler de yine son defa olarak M.Ö. 453’de zikredilmiştir. Yani Tiler bu tarihten sonra Moğolistan ve Türkistan taraflarına taşındılar.” (Togan, 1981:400-401 not 29b).
Yukarıda yer alan araştırmalara ve Batılı araştırmalara dayanırsak, Tiler’in proto Türkler olduğu kanaatine varabiliriz. Ayrıca Çin’deki tarihçiler de Tiler’in protoTürk olabileceğini söylemektedirler (Chin, 1982:458-461).
proto Türk kavmi olan Tiler kuzeyden Çin'in orta bölgelerine gelmişler, bu bölgedeki derebeylik topluluklarıyla yakın ilişkiye girmişlerdir. Fakat bu temaslarda, derebeylik topluluklarının, siyasi ve askeri stratejileri karşısında başarısız olmuşlardır. Ayrıca bir de Ti toplumunun iç kargaşası eklenmiştir. Sonuçta Ti kavimleri sırasıyla mağlup olmuş, kimisi kuzeye kaçmış, kimisi derebeylik topluluklarına tabi olarak asimile olmuşlardır. Kimisi de öldürülmüşlerdir. M.Ö. 771-480 seneleri arasında Çin toprağında parlak bir dönem geçmiştir, işte bu dönemde Tiler tarih sahnesinden silinmiştir.
Yukarıda anlattığımız gibi, orta Çin bölgesindeki kavimlerin içinde proto Türkler yaşamaktadır. Bu proto Türk kavimlerini temsil eden Jung ve Tiler bu bölgeye kendi kültürlerinden birçokşey getirmişlerdir. Bu kültür daha sonra Çin kültürünün içinde önemli bir faktör olmuştur. Ayrıca orta Çin bölgesine gelen Jung ve Tiler diğer kavimler gibi yerleşik hayata geçmişler, Chung-shan devleti gibi büyük bir devlet teşkilatı kurmuşlardır. Fakat bu Jung ve Tiler, daha sonraki Güney Hunlar, Doğu Göktürkler, kısmen Moğollar ve Mançurlar gibi bu bölgede asimile olmuşlardır. Han sülalesinin oluşmasında da bunların payı vardır.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Dedeefendi
Atsızcı
*
ileti Sayısı: 125



« Yanıtla #17 : 10 Ekim 2011, 10:51:07 »

Sonuç

Türk milletinin adına tarihi belgelerde VI. yüzyılda Göktürk devletinin ortaya çıkmasıyla rastlanmıştır. Bir millet olarak, bu kavrama Kaşgarlı Mahmud'un eserinde rastlamaktayız. İkiyüzyıllık Türk tarihi araştırmalarına ve eski Çin kaynaklarına göre, Türklerin ataları Hunlar olup, Türk tarihi Hunlardan başlamaktadır.

Hun imparatorluğu’nun ortaya çıkışında akıllara durgunluk verecek derecede sağlıklı bir devlet yapısına ve mükemmel bir askeri güce sahip olması, bizi Hunlar’dan önce eski Türklerin mevcut olup olmadığını, nerede oturduğu ve kimlerle ilişkileri olduğunu, nasıl gelişip Hun İmparatorluğu haline geldiği gibi birçok konuda düşünmeye sevketmiştir.

Çalışmamızda, bilinen bir Türk kavmi olan Uygurlardan yola çıktık ve bu kavmin menşei hakkında bir inceleme yaparak mevcut bölgelelere göre, Türk ler’in atalarının M.Ö. 2146 yılında ortaya çıkmış olan Ch'üan-yi kavmine dayanabileceği kanaatine vardık. Uygurlardan Ch’üan-yi’ye kadarki tarih sürecinde, Türkler’in silsilesini birbirine bağlayan en önemli kavim ve devlet Hun İmparatorluğudur. Bu nedenle biz bu çalışmamızda, özellikle Hunlar dan önceki Türkleri, yani proto Türk kavimlerini İncelemeyi amaçladık.

Çin'in en eski tarih eseri olan “Bambu Üzerine Yazılmış Tarih Yazıları” (Chu- shu-chi-nian)’a göre, proto Türk kavmi Ch’üan-yiler M.Ö. 2146 yılında Çin’in Kuzey bölgesinden Shan-hsi eyaletine göç etmiştir. Mevcut kaynaklara dayanırsak, M.Ö. 2146 senesinde ilk proto Türk kavminin ortaya çıkmasıyla Türk tarihinin başlangıç tarihi belirtilmiş oluyordu. Bu kavim Shang Sülalesi (M.Ö.16.yy-ll.yy) döneminin başında Kui-fang şeklinde ortaya çıkmıştır. Chou Sülalesi (M.Ö. 1027-256) döneminde Ch’üan-yi ve Kui-fang kavimlerinin bir uzantısı olarak Hung-yi veya K’ung-yi şeklinde M.Ö. XII-XI. yüzyıllarında Kuzey Çin’de yaşamıştı. M.Ö. 1081-1025 yılları arasında, Chou Sülalesinin darbesiyle, Hung-yiler kuzeye çekilmiş ve tarih sahnesinden uzaklaşmıştır. Ardından Hung-yiler, Hsün-yü, Hsien-yün adları altında tekrar Chou Sülalesinin kuzey bölgelerinde görülmeye başlanmıştır. M.Ö. XI-IX. yüzyıllar arasında mevcut olan bu kavimler Çin'in iç bölgelerinde büyük sarsıntı yapmış ve M.Ö. IX. yüzyılın son zamanlarında kuzeye çekilmiştir. Bu kavimlerin bir uzantısı olan Ch’üan-junglar Çin’in kuzey bölgelerinde yaşamaya başlamışlardır. Ch'üan-jung kavminin Chou sülalesi arasındaki mücadele sonucunda, Ch’üan-junglar tarih sahnesinden çekilmiş, Chou sülalesi de zayıf düşerek Çin'in batısından doğusuna taşınmıştır. M.Ö. VIII. yüzyılına dek, kuzeyde yaşayan proto Türk kavimleri durgun bir hayat sürdüğü için bir asır kadar eski Türk tarihi karanlık bir dönem geçirmiştir. M.Ö. VIII. yüzyıldan sonra, kuzeydeki Ch’üan-yi, Hung-yi, Hsün-yü, Hsien-yün ve Ch’üan-jung gibi proto Türkler’in devamı olan, bu kez Tibet unsurunu da kapsayan büyük federal toplum Junglar, ortaya çıkmıştır. Eski Çin kaynaklarında en çok bahsedilen ve Çin toprağındaki derebeylik topluluklarına darbe vuran kalabalık Junglar parçalandıktan sonra, ufak topluluk halinde Çin’in İç bölgelerine kadar gitmişlerdir. Jungların bir parçası olan Ti’ler faaliyet göstermeye başlamış ve M.Ö. 627 senesinde parçalanarak üçe bölünmüştür. M.Ö. III. yüzyılla kadar devam edebilmiş olan Jung ve Ti toplumlarının bazısı kuzeye göç etmiş bazısı ise Çin toprağında asimile olmuştur. M.Ö. 318-265 yılları arasında yukarıda adı geçen proto Türk kavimlerini temel alan Hunlar ortaya çıkmış ve M.Ö. 215 yılından sonra da kuzey Asya'da Hun İmparatorluğunu kurmuşlardır.

M.Ö.2146-318 yılları arasındaki proto Türk kavimleri hakkında yapılan bu çalışmamızda elde edilen en eski Çince felsefe, fal, şiir, tıp, devlet tüzüğü, tarihi eserler ve kazıda bulunan eski kitaplara dayanarak araştırma yapılmıştır. Ayrıca doğulu ve batılı bilim adamlarının araştırmalarından istifade edilmiştir. Bu çalışmamızda, konuya gerçekçi ve ciddi yaklaşarak eski Türk kavmi Ch’üan-yiler’den Hunlar’a kadarki proto Türklerin birbiriyle bağlantılı olduğunu ve bunların tarih sürecinde birbirinin devamı olduğu kanaatine vardık.

Bunun yanısıra, Çin toprağında kurulan ilk üç imparatorluk olan Hsia (M.Ö. 21 yy-16.yy), Shang (M.Ö. 16.yy-2.yy) ve Chou (M.Ö. 1027-256) sülalelerinin hanedan soyunu da araştırarak, bu sülalelerin değişik kavimler tarafından kurulduğu ortaya çıkardık, özellikle bazı tarih araştırmacıları tarafından kabul edilen Chou împaratorluğu’nun proto Türkler tarafından kurulduğu görüşünün de ne derece ilmi olduğunu araştırmak amacıyla Çince kaynaklarından elde ettiğimiz belgeler üzerinde inceleme yaparak Chou imparatorunun proto Türk kavimleri tarafından kurulduğunu, kültürlerinin de Türk kültürü ile hemen hemen aynı olduğunu ortaya çıkarmaya çalıştık.

Sonuçta da, sağlıklı bir devlet yapısına ve mükemmel bir askeri güce sahip olan Hun İmparatorluğunun ortaya çıkışından önce, Türklerin uzun zaman güney Sibirya ve kuzey Çin’de yaşadıklarını, yani kavimden kavimler federasyonuna geçerek Hun İmparatorluğunun kurulmasında temel oluşturduklarını ortaya koymaya çalıştık.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
açina
Ziyaretçi
« Yanıtla #18 : 10 Ekim 2011, 11:05:08 »

Bu eşssiz bilgi ve belgeler için otağımız adına size çok teşkkür ediyorum Dedeefendi Kandaşım. Özellikle son yıllarda çarpıtılan ve gizlenmeye çalışılan Türk tarihi için önemli belgeler sundunuz bize. Bilinen en eski Türk tarihini araştırmak ve öğrenmek isteyecekler için çok büyük bir fırsat vermiş oldunuz. Özellikle Türk tarihini 1071 den başlatmak arzusunda olanlara çarpıcı bir yanıt oluşturuyor.
  Emeğinize ve elinize sağlık.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: 1 [2]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.273 Saniyede 24 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.009s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.