BÖRÜ KAN
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 20 Ekim 2019, 02:41:07


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: BÖRÜ KAN  (Okunma Sayısı 1717 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Buga Yaktu
Türkçü BOZKURT

ileti Sayısı: 4.112


Türk var oldukça,Türkçülük ateşi de yanar durur.


« : 04 Şubat 2015, 16:10:35 »

Börü Kan (Mo-kan) ismini belki de şimdiye kadar pekçok kişi ilk defa
duyuyor olabilir. Ama o da Türk tarihinin büyük kahramanları arasında yer
almaktadır. Şanlı Kök Türk Devletimizin kurucusu Bumın Kagan’ın ikinci
çocuğudur.
 Türklerle alakalı bilgiler bakımından son derece zengin olan Çin
kaynaklarının bildirdiğine göre; Börü Kan (Mo-kan) güçlü ve sağlam bir yapıya
sahip olup, savaşmayı da çok seven, yakışıklı bir kişidir. Çince vesikalarda adı
Mo-kan şeklinde kaydedilmişse de, biz Çincedeki “Mo” hecesinin Börü’ye yani
Kurt’a karşılık geldiğini düşünüyoruz ki; Börü bilindiği üzere Türklerin efsanevi
atasıdır. Bunun yanısıra Çin kaynaklarında adı anılan bütün Türk
hükümdarlarının isminin ilk hecesi “Mo” ile başlar ki; bu da onların soyadlarını
gösteriyor olmalıdır.
 Börü Kan (Mo-kan) Kagan’ın dönemi Türk Devletinin her bakımdan
zirvede olduğu bir çağdır. 553 senesinde, çok kısa bir hükümdarlıktan sonra ölen
ağabeyi Kara Kagan’ın ardından tahta çıkan Börü Kan (Mo-kan), babası ve
ağabeyi zamanındaki dış politikayı aynen devam ettirdi.

Yeri gelmişken burada “Kara” unvanının üzerinde de kısaca durmak
istiyoruz. Bugün “kara” kelimesi hususunda değişik görüşler mevcuttur.
Herşeyden önce eski Türkçede “kara” terimi bir renktir. Türk kültüründe
“kara”nın manalarını şöyle bir sıralayacak olursak; bazan Türk masallarında eşit
şekilde birbirinin karşısına konulmuş iki şahsiyet, “ak” ve “kara” diye
adlandırılır. Ak Han, Kara Han gibi. Burada yeri gelmişken, belki de “Kara
Han” adı üzerinde biraz durulmalıdır. Bilindiği gibi tarihimizde gerçek manada
büyük, pekçok hakanın unvanı “kara”dır. Bir kere Oguz Kagan’ın babası, Uygur
Türkçesi ile yazılmış olan Oguznâme’ye göre Ay Kagan iken, Batı Türklerinin
rivayetlerinde Kara Han’dır. Mesela Kök Türk Kaganlığının kurucusu olan
Bumın’ın herhalde büyük oğlu Kara Kagan (552-553) unvanını taşımakla
beraber, devletin batısını teşkil eden ve On Okların idarecisi durumunda olan,
Đstemi’nin 576’da ölümünden sonra babasının vazifesini üstlenen oğlu
Tardu’nun unvanı da Kara Çor’dur. Hatta 16. asırda bile Safevi hanedanlığının
temel oymaklarından birisini teşkil eden Ustaclu beylerinden birinin adı da Kara
Han’dır. Şimdiye kadar bu durum hiç göz önünde bulundurulmadığından Kara
Kagan (Kara Han) unvanlı Türk beylerine hiç aldırış edilmemiştir. Konunun
araştırıcılarına yol göstermesi açısından, bu hükümdar unvanı üzerine deeğilmek lazım. Yani, eski Türkler (Kara Hanlılardan çok önceleri) idarecilerine durup-dururken “Kara” unvanını vermemişlerdir.

Türk kültüründe yönlerin sıralamasına göre; doğu=gök veya yeşil
(hayvanı ejderha), batı=ak (hayvanı bars veya tonga), güney=kızıl (hayvanı
saksağan), kuzey=karadır (hayvanı yılan). Đlim adamları, kosmografik manada
“yagız yer” karanın (halkın), “yaşıl kök” ise tahtın (yani tör) işaretiydi,
demektedir. Buna bağlı olarak, Kök Türkçe yazılı kitabelerden çıkan kesin bir
netice vardır ki, “kara” tek başına halkı gösterir. Türkçede kara sıfatı aslında
aşağı bir dereceyi değil, bilakis büyük, kudretli ve asil manalarını ifade eder.
Eski Türk yazıtlarında, “gücün kaynağının halkın kendisi” olduğu bizzat üzerine
basa basa vurgulanmaktadır. Ayrıca “kara”nın manaları arasında “kuvveti” ve
“eskiliği” de saymakta fayda vardır. Ancak bizim için yeni olan, özellikle Kara
Hanlı adı açısından bu isim, Türk devlet teşkilatına göre, kuzeyi gösterir ve eski
Türklerdeki “kara” unvanlı beylerin büyük, asil, yüce kişiler olmalarıdır.
552’lerde Kök Türk Kaganlığının idaresini eline alan Börü Kan (Mo-kan)
bu sırada dağılmış olan ve bir kısmı Çin’e sığınan Juan-juanları, Çin devleti
üstünde baskı kurmak suretiyle ortadan kaldırmayı başardı. Kendilerini adam
yerine koymayan bu halkın peşini, babası ve ağabeyi gibi o da bırakmamıştı. Çin
kaynakları bu hususta şöyle bir hadiseyi zikreder: 555 yılında Çinlilere sığınmış
olan Juan-juanları Batı Wei devletine elçiler göndererek ister. Bu hanedan,
Türklerden çekindiği için 3000 Juan-juanı Kök Türklere vermek zorunda kalır.
Bu arada şunu da belirtmek gerekir ki, Juan-juanlar ile Avarlar aynı halk
değildir. Kök Türk Yazıtlarının Avarları ya da Aparları, herhalde Ak Hunlar idi.
Dolayısıyla Avarlar, Juan-juanlardan farklı bir kavimdir. Artık bu tür
yanlışlıkların tarihçiler tarafından yapılmaması lazım.
Börü Kan (Mo-kan) elinde bulundurduğu gücün çok iyi farkında
olduğundan dolayı bunu kullanmasını bilmiştir. Aynı zamanda çok zeki bir
devlet adamı olan Börü Kan (Mo-kan) Kagan, kendi devrinde, Çinlilerin sonraki
zamanlarda Türklere karşı uyguladıkları böl ve yönet siyasetini mükemmel bir
şekilde tatbik etti. 556’da emrindeki ordularla T’u-yü-hunların (Mogol-Tibet
karışımı bir kavim olduğu söylendiği gibi, Türkçe konuşan bir halk oldukları
hakkında da iddialar söz konusudur) üzerine yürüdü ve onları bozguna
uğrattıktan başka, T’u-yü-hun hükümdarının karısıyla beraber pekçok esir ve
hazinelerini de ele geçirdi. Ganimetin büyük bir kısmını komutanlarıyla,
adamlarına dağıttı.

 Doğuda, başta Çin olmak üzere birkısım yabancı ve Türk kavmine baş
eğdirdikten sonra yönünü batıya çevirdi. Ama batı olaylarıyla onun adına amcası
Đstemi Yabgu ilgilendi. Börü Kan (Mo-kan) döneminin en önemli hadiselerinin
arasında, bu sıralarda Asya Đpek Yolu Ticaretinde mühim bir rol oynayan Ak Hunların (ya da Avarlar) ortadan kaldırılması da yer alır. Đstemi Yabgu aracılığıyla, Ak Hunlara karşı Sasanilerle işbirliği yapılmış ve bu Türk sülalesi
sonuçta tarihe karışmıştır. Ak Hunların göçebe kesimini teşkil eden Uar-Hunlar
557’den önce kaçarak Avrupa’ya ulaşmıştır. Ak Hun-Avar hareketi Bizans’ta
çok tesirli odu. Bu yüzden 11. asrın ortalarına doğru Doğu Anadolu’ya gelen
Türkmenler bile Eftalit-Ak Hunlarla eş tutulmaktaydı.
Fakat Ak Hun topraklarının paylaşımı konusunda Sasanilerle anlaşmazlık
zuhur edince, Kök Türklerin yeni bir diplomasi atağına geçtiklerini ve bu kez de
Đran’a karşı Bizans ile yakınlaştıklarını görmekteyiz. Đki ülke arasında karşılıklı
elçiler gidip-gelmiş ve neticede Kök Türk Kaganlığı ile Bizans imparatorluğu
Sasanilere cephe almışlardır. Dolayısıyla Bizans ile Đran arasında aşağı-yukarı
yirmi yıl kadar sürecek olan bir savaş çıktı ve böylece Sasani imparatorluğunun
temelleri de zayıflayarak, Arap orduları karşısında başarısız oldular.
 Bu sırada doğuda da mühim hadiseler oluyordu. 558-563 yılları arasında
Çin’den Kök Türklere çeşitli vesilelerle elçiler gelmiş idi. Börü Kan (Mo-kan),
Kuzey Ch’ilerle münasebetini kesmiş ve Kuzey Choularla ittifak yapmıştı. 563
senesinin aralık ayında Kök Türk ve Chou orduları Ch’i ülkesinin kuzey-batı
kısmında bulunan Chin-yang şehrine hücum ettiler. Börü Kan (Mo-kan) bu
sefere 100.000 kişilik bir kuvvet ile bizzat katıldı. 564’te Kuzey Choular,
kendilerinden daha kalabalık olan Ch’ilere yenilince Börü Kan da (Mo-kan)
onlarla uğraşmaktan vazgeçti. Ancak bu esnada Kök Türk ordusunun soğuğa
yakalanması neticesinde epey zaiyat verildi.

Börü Kan (Mo-kan) döneminde özellikle de Çin’e kültürel önemli
tesirlerde bulunulmuştur. Bilhassa Çin başkentlerinde budist Türkler için
mabedlerin yapıldığı, şehirlerde Türkler gibi giyinilip, hareket edildiği yolunda
bilgilere sahip bulunmaktayız.

 Kök Türk kitabelerinde “dört tarafa ordu sevk-eden kaganlar” arasında yer
alan Börü Kan (Mo-kan) kendinden sonra gelenlere kuvvetli ve büyük bir devlet
bıraktıktan sonra 572 senesinde öldü. Börü Kan (Mo-kan), hayatı boyunca
birçok savaşa girmiş, başarılı dış siyaseti sayesinde ülkeleri birbirine düşürmüş,
Çin sınırları dışındaki pekçok devleti hakimiyetine almış, Çin Denizinden
Hazar’a kadar uzanan bir sahada söz sahibi olmuş, memleketini
kuvvetlendirmiş, o zamanın en güçlü hükümeti olan Çin’i geçmiş ve
zenginleştirmiş bir kişi olarak Türk tarihindeki önemli yerini almıştır.
Yerine kardeşi Taspar, Türk devletinin idaresini üstlendi. Maalesef
Taspar’la beraber devletin üst kademesinde ve halk arasında da birtakım
yozlaşmalar başladı. Bu durum da Türklerin ileride bir fetret devresine
girmesinin başlangıcını teşkil etti. 
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Türkçülük, din gibi derin, tasavvuf gibi mistik bir sistemdir. Ondaki ihtişamı ve bu uğurda ölmekteki ululuğu ancak ruhunda istidat olanlar duyabilir.
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.048 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.009s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.