Binbaşı Halis Bey
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 20 Ocak 2020, 01:51:19


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Binbaşı Halis Bey  (Okunma Sayısı 3196 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Motun_TR
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 384


Atsız' ın Çerisi


« : 29 Aralık 2009, 17:02:03 »


Binbaşı Halis Bey veya Kör Halis lâkaplarıyla da anılır. (d. 1876, Aydın - ö. 8 Ağustos 1933, Uşak) Çanakkale ve İstiklal Savaşı gazisi.
Babası; büyük defter kâtibi Ahmet Muhtar efendi (Hamlacı Muhtar); annesi Germiyanoğulları'ndan Havva Naime; eşi Zekiye Ataksor.
 
Okul Dönemi
Halis bey 1876 yılında Aydın'da doğdu. Büyük defter kâtibi olan babası Ahmet Muhtar Efendi’nin tayini sonucu küçük yaşta Kütahya'ya geldi. İlköğrenimini, 1881 yılında girdiği Küpecik mahalle mektebinde tamamladı. 1885 - 1888 yılları arasında Kütahya rüştiyesinde okudu. Mezuniyetinden sonra Fransızca öğrenmeye başladı. 1889 yılında yeni açılan İdadi mektebine başladı. 1893 yılında Kütahya Liva Meclisi idaresine seçilerek, Bursa Mülkiye İdadisi'ne başladı. 1896 yılında İdadi'nin 6. seviyesinde tasdiknamesini alarak İstanbul'a geldi ve Harbiye’ye başladı. 1898 yılında Harp Okulu'nu üstün derece ile bitirerek subay oldu.
 
Askerlik Dönemi
Harp okulunu bitirdikten sonra subay olarak katıldığı Türk Ordusu'nda önce Trablusgarp ve Balkan Savaşı'na katıldı. Balkan Savaşı'nda ayağından vuruldu, isabet eden bir şarapnel parçasıyla gözünden yaralandı. Bu sebeple "Kör Halis" lâkabını aldı. Balkan Savaşı'nda Yüzbaşılığa terfi etti.

1914 yılında Çanakkale Muharebeleri'nde bulundu. 9. Tümen, 27. Alay, 3. Tabur Komutanı'ydı. Çıkartmanın ilk günü olan 25 Nisan 1515'de alayı ile birlikte Arıburnu Cephesi'nde görevliydi. Arıburnu çıkarma kuvvetlerine 27. Alay'ın sağ hücum kolu olarak taarruz etti. Taarruzun ikinci aşamasında Alay Komutanı Yarbay Mehmet Şefik Bey, Tabur'un bir bölüğünün Kırmızısırt'a taarruz etmesini, diğer iki bölüğünün de Tabur Komutanı emrinde Mersinsırtı'nı savunmasını emretmiştir. 3. Tabur Komutanı emrindeki iki bölüğü, Mersinsırtı'ndan da ileriye sürerek Merkeztepe ile Bombasırtı aralığına kadar ilerletmiş, 180 rakımlı tepenin güney yamaçlarına yerleşmiştir. Bu konumda müfreze, hem 57. Alay karşısındaki, hem de Merkeztepe batısındaki Anzak birliklerini ateş altına alabilmektedir. Önündeki araziyi ve Anzak kuvvetlerinin konumunu inceleyen Tabur Komutanı, bu taktik avantajı görerek hareketini bu noktaya kadar sürdürmüştü. Bu kısa ileri hareket, Türk birliklerinin taarruzları açısından oldukça yarar sağlamıştır. Anzak örtü kuvvetleri komutanı sahilden içlere ilerleyen takviye kıt’alarının önemli bir kısmının buraya sürmek zorunda kalmıştır. Anzak birlikleri, iki Türk alayının temas noktası olan ve taarruz eden iki Alay arasında bir menteşe gibi çalışan bu iki bölüğe karşı üç koldan taarruzlar tekrarlamış, ancak bölükleri yerinden atamamıştır. Bu muharebeler sırasında kolundan ağır şekilde yaralanmasına ve çok kan kaybetmesine rağmen uzun süre komutayı bırakmamış olması üstleri tarafından takdir edildi, gösterdiği kahramanlıktan dolayı Liyakat Nişanı aldı. Erata, mevzilerini kesinlikle terk etmemeleri emrini verdikten sonra komutayı Tabur Katibi Muharrem Vehbi Bey’e bırakarak sargı yerine gitmiştir. Tüm subaylar şehit ya da yaralı olduğundan komutayı devredecek subay bulunmamaktaydı. Miralay (Albay) Şefik Aker'in Çanakkale'de Mustafa Kemal Paşa yerine 19. Tümen Komutanı olarak tayini üzerine 8 Ağustos 1915'de boşalan, 27. Alayın 3. tabur komutanlığına binbaşı olarak getirildi. Üstün hizmet verdi ve büyük kahramanlıklar gösterdi.

Daha sonra Milli Mücadele'de Fransız cephesinde (Diyarbakır - Mardin - Urfa - Siverek) menzil mıntıka müfettişliği hizmetinde bulundu. Ömrünü savaş meydanında geçiren ve genç yaşında hayata veda eden piyade Binbaşı Halis, doğu ve batı dillerine vakıf; son derece mütevazi ve o nispette de kahraman bir askerdi. Savaş sonrası memleket hizmetinde de askerlik hizmetindeki sebat ve gayretle çalıştı.

Sivil Hayattaki Hizmetleri

Milli mücadeleden sonra memleketi olan Kütahya'nın o vakit ki kazası Uşak'a gitti. Zekiye Hanımla (Zekiye Ataksor) evlendi ve vefatına kadar Belediye Mühendisi olarak şehre hizmetlerde bulundu. 1925-1933 yılları arasında, Fransa'dan dönmüş olan Alaattin Tiritoğlu ile beraber çalıştı. Alaattin Tiritoğlu'nun Uşak Belediye Reisi bulunduğu sırada Uşak'ta o vakit için yeni sayılabilecek hizmetlere giriştiler. Parklandırmak, kanalizasyonları yapmak ve henüz Ankara'da başlamak üzereyken asfalt işlemlerini Uşak'ta daha önce hizmete sokmak bunlar arasındadır.

Eserleri
Halis Bey Farsça, Arapça, Almanca ve Fransızca dillerini biliyordu. Örnekleri Genelkurmay Başkanlığı’na gönderilen tercümelerden anlaşılacağı üzere askeri sahalara ait hizmetlerini sivil hayatında da devam ettirmiştir.

Halis Bey’in Tarih ve Sosyolojiye olan merakı onu bazı konularda çalışmalara yönlendirmiş, Diyarbakır'da bulunduğu yıllarda, önceleri, tanıştığı Ziya Gökalp'in çıkardığı Küçük Mecmua'da, "Diyarbakır tarihinde, (Asur Krallığı zamanında) Komuk Eli (Koummoukh)" ile "Diyarbakır Abideleri", "Ulu Camii Kitapevleri" isimli seri makaleler yazmıştır. Başlamış olduğu Herodot Tarihi'nin tercümesini tamamlamaya ömrü yetmemiş, eser yarıda kalmıştır. Milli Eğitim Bakanlığı'na o vakit gönderilmiş olan müsveddelerinin, başkanlıkça verilen cevabında bu tercümelerin yarıda kaldığı görülmektedir.

Halis Bey’in ayrıca henüz basılmamış Çanakkale Raporu'nun ikinci cildi, Trablusgarp Hatıraları, Balkan Harbi Anıları ve Milli Mücadele, Mardin ve Diyarbakır'a ait günlüklerle, Ziya Gökalp’in mektupları da daha basılmamıştır.

Hastalanması ve Vefatı
Uşak Belediye Mühendisliğinde bulunduğu yıllarda geceleri dahi imar işleri ile uğraşıp işçilerin başında çok geç saatlere kadar çalışan Halis Bey bu sırada zatürre hastalığına tutulmuş, tedavi için Merkez Kumandanı General Halis Bıyıktay tarafından İstanbul’a getirilerek tedavi ettirilmiştir. Uşak'a dönüşünde tekrarlayan hastalığını, maddi imkânlarının da elverişsiz olması yüzünden tedavide güçlük çekmiş, sıkıntılarını duyan İzmir Valisi Kazım Dirik kendisini davet ederek Halis Beyi tedavi ettirmiştir. Fakat tedavilerden bir sonuç alnamamış, 8 Ağustos 1933'te 53 yaşında iken hayata gözlerini yummuştur. Halis Beyin kabri Uşak’ın Bozkırlı mezarlığının bir köşesinde, vaktiyle dövüştüğü üç kıtadaki dağları, tepeleri hatırlatırcasına bir küçücük tümseğin altındadır.



Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 2.101 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.013s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.