Türk kimdir?
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 09 Nisan 2020, 19:22:15


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Türk kimdir?  (Okunma Sayısı 333 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Böriler
Ziyaretçi
« : 21 Eylül 2018, 16:36:27 »

Türk kimdir?
Tarih sahnesine çıkan milletler, eğer kültürleri güçlü ve kalıcı ise, uzun yıllar tarih sahnesindeki rollerine devam ederler.

Kalıcı kültüre sahip milletlerin maddî ve manevî tüm değerleri, kendisinden sonra gelen nesillere de intikal eder.

Köklü bir kültüre sahip olmayan milletler ise, tarih sahnesinden silinmeye mahkûmdurlar.

Türk Milleti, kökü tarihin derinliklerine uzanan güçlü ve köklü bir kültüre sahip nadir milletlerden biridir.

Türk milleti, Orta Asya'dan Avrupa'ya kadar eski dünyanın bir çok yerinde bilinen; adaleti, mertliği ve korkusuzluğuyla düm dünya insanlarının tanıdığı tarihe yön veren en büyük millettir Türk Milleti.

Türk ne demektir, Türk adı dünyaya nasıl yayılmıştır?
"Türk" kelimesinin Türkçe'de anlamı "kuvvetli" demektir. Aslı "Türük" olan bu kelime, İS. VIII. Yüzyılda "Türk" şeklinde söylenmeye başlamıştır.

Türk sözünün cins isim olarak "GÜÇ-KUVVET" manasında olduğu, buradaki Türk kelimesinin, milletin adı olan "Türk" kelimesi ile aynı olduğu A.V. Le Coq tarafından ileri sürülmüştür. Bu iddia Gök-Türk kitabelerinin çözücüsü olan V. Thomsen tarafından kabul edilmiş, aynı iddia G. Nemeth'in tetkikleri ile de ispat edilmiştir.

Türk ırkının çok eski olması nedeniyle Türk adının nerden geldiği hakkında birçok iddia ve görüşler ileriye sürmüşlerdir. Buna göre;

• Heredotos'un doğu kavimleri arasında zikrettiği TARGİTAB'lar.

• İskit topraklarında doğdukları söylenen TYRKAE'ler

• Tevratta adı geçen Togarma'lar.

• Eski Hint kaynaklarında tesadüf edilen TURUKHA'lar veya THRAK'lar

• Eski Ön Asya çivili metinleride görülen TURUKKU'lar.

• Çin Kaynaklarında MÖ. I. yy'da rol oynadıkları belirtilen TİK veya Dİ'ler,

bizzat "Türk" adını taşıyan Türk kavimleri olarak gösterilmektedir.

Türk adının, Gök-Türkler'den sonra hızla yayıldığı bir gerçektir. Bu olay, Gök-Türk İmparatorluğu'na bağlı çeşitli boyların, bu imparatorluk dağıldıktan sonra da Türk adını kullanmaya devam etmelerine bağlıdır.

Ayrıca, önceleri Gök-Türk İmparatorluğu içinde bulunmuş olan "Oğuz"lar da Türk adını kullanmaya devam etmişlerdir. Bu şekilde Selçuklulardan çağımıza kadar öteki Oğuzlar tarafından kurulmuş olan bir çok devlet de "Türk" adını taşımıştır.

Kime Türk denir,

Türk'sünüz değil mi? Vefalı Türk yine geldi
2008 Mayıs ayının başları... Bosna Hersek'in uçsuz bucaksız ormanlarının arasına serpilmiş köylerden biri. Köylülerin bir kısmı 1993-95 savaşında asıl köylerini Sırplara bırakarak daha güvenli yerlere kaçan, daha sonraları kendilerine yer yurt verilenlerden oluşuyor. Gerçekte yüzyıllardır değişmeyen hayat tarzlarında sadece yer değiştirmiş oluyorlar; değilse yoksulluk aynı yoksulluk... Çünkü tabiat burada insana daha baskın. Tarla açıp işlemek, tabiat ile de büyük bir mücadele gerektiriyor. Hayvancılık ise savaştan sonra hızla düşüşe geçmiş; çünkü ormanda, geçit yerlerinde mayınlı sahalar bulunuyor ve daha kötüsü bu mayınlara dair harita falan da yok...

Savaştan nasibini almayan kalmamış. Oğlunu, kızını, annesini, babasını kaybedenler... Aile fertlerinin tamamını kaybedenler... Canını kurtarmak için bütün mal varlığını kaybedenler. Kayıpların sonu ve ölçüsü yok. Kazanç ise sadece kurtarabildikleri canları; o da yeni hayatın getirdiği sefilliğe ve perişanlığa teslim olmuş durumda.

Bosna-Hersek'in uçsuz bucaksız ormanlarının arasına sıkışmış olan bir Boşnak köyüne Türk Kızılay'ı yardım götürüyor. Köyleri birbirine bağlayan ince asfalt yol da bitiyor. Toprak yola giriyor kamyonlar. Hatta bir tanesi uçuruma yuvarlanma tehlikesi bile geçiriyor. Sattlerce uğraştan sonra yardım dağıtılacak olan köye ulaşılıyor.

Önceden belirlenmiş olan isim listeleri çıkarılıyor; tercümanlar vasıtasıyla belirlenen isimlere tek tek teslimatlar yapılıyor. Herkes memnun herkes mutlu. Fakat listede olduğu halde bir isme yardım paketi teslim edilmediği görülüyor. Neden yardım almaya gelmediği soruluyor. Köylüler o kişinin yaşlı ve kimsesiz bir kadın olduğunu,  evinin köyün dışında bulunduğunu, yardım paketini almaya gelemediğini söylüyorlar. Yardım konvoyunda bulunan ve EUFOR adına bölgede (Kladanj) görev yapan Türk subaylardan ikisi, yardım paketlerini omuzlayıp tarif edilen eve doğru yöneliyorlar.

Kapıyı çalıyorlar... Birkaç dakika sonra oldukça yaşlı bir kadın kapıyı açıyor, Türk subaylarını uzun uzun süzüyor:

• "Siz Türk'sünüz değil mi?"

• "Türk'üz anacığım"

• "Allah'ım şükürler olsun... Biliyordum... Geleceğinizi biliyordum" diyor ve oracığa çöküyor...

Çünkü köy evinde durum içler acısı... Yoksulluk had safhada... Hem el açıp şükrediyor hem söyleniyor anneanne:

"Allah'ım" dedim... "İmdadı ilahinle gönder Rabbim" dedim... Gönderdi Allah'ım... "İlkbahar da yaz da hep sizi bekledim... Nerde kaldınız artık dedim... Ama biliyordum geleceğinizi... Allah sizden razı olsun..."

Genç Türk subayları paketleri içeri bırakıyorlar. Evde gördükleri manzara karşısında dehşete düşmüş olarak dışarı çıkıyorlar. Eşikte "Biliyordum geleceklerini" diye ağlayan yaşlı kadının yanına oturuyorlar. Göz yaşlarına hakim olmayı düşünmüyorlar bile...

Bosna Hersek'te bir vasiyet: "Beni bir Türk defnetsin"
Prof. Dr. Tufan Gündüz, başından geçen bir diğer hadiseyi de şöyle anlatıyor:

Bir sempozyum dolayısıyla  Bosna'da bulunuyordum. 22-23 yaşlarında bir genç yanıma geldi. Tanıştık, öpüştük, koklaştık... "Hocam size bir şey anlatmak istiyorum." dedi. Sizin televizyonda anlattığınız hikayeyi dinledim; "yahu hocada çok abartmış" diye düşündüm önce. Sonra defalarca seyrettim ve "şu Bosna'ya ben de gideyim bakalım, anlattığı gibi mi?" demiş. Bosna'ya gelmiş. Biraz gezmiş, dolaşmış sonra Visoko şehrine yerleşmiş. Bu anlattığım çocuk halen o şehirde yaşıyor.

Visoko, müslüman gayri müslüman karışık bir şehir. Yani Sırpların da olduğu bir şehir. Orada ayakta durmaya çalışıyor. Küçük işler yapıyor bu çocuk.

Bir gün bir müslüman aile bu çocuğun yanına gelmiş. Demişler ki, bizim cenazemiz var, seni oraya götürmek istiyoruz. Çocuk, "neden ben" demiş? Ailenin bir büyüğü vefaat etmiş. Vefaat ederken beni bir Türk defnetsin demiş. "Cenaze namazı kıldırmayı bilmiyorum ki" demiş. "Sadece fatiha okuyabilirim" demiş, ve çocuk gidiyor sadece fatiha okuyor.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.047 Saniyede 21 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.009s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.