AZERBAYCANDAN BAŞLAYAN TARİH
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 11 Aralık 2019, 09:43:09


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: AZERBAYCANDAN BAŞLAYAN TARİH  (Okunma Sayısı 2127 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Buga Yaktu
Türkçü BOZKURT

ileti Sayısı: 4.112


Türk var oldukça,Türkçülük ateşi de yanar durur.


« : 11 Ocak 2015, 17:14:03 »

Muhtemelen, eski dünya tarihini az çok bilen her okuyucu bu baĢlığı okuyunca anında
büyük tarihçi SN. Kramer’in “Tarih Sümerde BaĢlar
“ eserini hatırlayacaktır. KuĢkusuz burada bir uyum vardır.
Ancak belli olduğu gibi son on yıllarda dünya tarihçileri içerisinde bir takım
büyük uzmanlar Sümer kültüründen önce Ön Asya'da baĢka kültürlerin olduğu ihtimalini
doğrulayan araĢtırmalar yapmıĢ ve belirli baĢarılı deliller elde etmiĢlerdir. BeĢerin kendi
kültürünün geliĢmesini Sümer dehasına borçlu olması artık tarih bilimi tarafından kabul
edilmiĢtir. Ancak Sümer dehasının hangi kaynaklardan su içip beslendiğini öğrenmek bugün
tarih biliminin önündeki en ilginç, modern ve gerekli bir konulardandır. Sümer kültürünün
köklerini, daha doğrusu Sümer’den önceki (Proto-Sümer) kültürü ve tarihi inceleyen bilimlerin
elde ettiği sonuçlara dikkatle baktığımızda burada Azerbaycan'ın önemli bir yer tuttuğu açıkça
görünecektir . Ne yazık ki, arkeologlarımızın bazı baĢarılı bulgularını,
tarihimiz için keĢiflerini dahil, Gobustan, Azık mağarası, Gemikaya ve sairlerini (Çoruhlu,
1997: 18-20, 23-24; Bayat, 2005-4: 49; Nerimanoğlu, 2011: 87-102) hariç bizde bu gerekli
alan ile hiçbir uzman akademisyen uğraĢmıyor ve yakın birkaç ile de bu tür uzmanların
yetiĢeceği ne bekleniyor, ne de yetiĢtirilmesine gayret gösteriliyor!. Bu dayanılmaz hali
önlemek için ilk önce sadece ve sadece Sümer anıtlarını okuyup inceleyebilir olabilecek bir
değil, birkaç uzmanın yetiĢtirilmesi en önemli meseledir. Bu küçük yazıda Sümer’den önceki
ve Sümer’le bağlı Azerbaycan tarihini incelemek iddiamız yoktur. Ancak kaynak ve
edebiyatlarda az çok rastladığımız bilgilere dayalı bu sorunun konuluĢunu göstermeye çalıĢtık.
En eski Azerbaycan tarihine ait olan onlarca meseleden biz burada sadece dördünden
bahsedeceğiz.

1. Azerbaycan'ın Ortadoğu'da Sümer’e kadar, ki konumu.
2. Milattan önce III. binyılda Azerbaycan-Sümer iliĢkileri.
3. Azerbaycan ve bazı halkların köken ve meskenleri.
4. Eski tarihe ait modern edebiyatlarda “Azerbaycan” coğrafi anlayıĢına iliĢki.

Önceden belirtelim ki, “Sümer’e kadar”, “Sümer öncesi”, “Sümer’den önce” (ProtoSümer)
kavramları Ģimdilik tarih biliminin bugünkü seviyesine göre geçici olarak kabul
edilmiĢ bir ifadedir, milattan önce III. binli yıllara kadar olan Ortadoğu tarihi, özellikle orta
taĢ, yeni taĢ ve bakır taĢ dönemi kapsamlı öğrenilinceye kadar bu terimin kullanılmasına
ihtiyaç olacaktır. Azerbaycan’ın tunç devrine dek tarihe ait çok büyük değeri olan bulgular
bize kendi sözümüzü söylemeye izin vermektedir. Aynı zamanda beni affedin ki, dünyanın
birçok ülkelerine göre, özellikle Azerbaycan'ın güneyinde arkeolojik kazılar, aramalar çok az
yapılmıĢtır.

Bahsettiğimiz döneme, yeni milattan önce X-III. binyıla ait materyaller veren Azık,
Kültepe, Karaköpektepe, Baba-DerviĢtepe, Gobustan, Gemikaya’nın yanı sıra, Azerbaycan'ın
güneyinde Yanıktepe, Sarabtepe, Firuztepe, Gencedere ve Dolmatepe özellikle göz önüne
alınmalıdır. Bu küçük listeden görüldüğü gibi Azerbaycan'ın en eski tarihi hakkında Ģimdilik
en çok bilgi veren bu tepelerdir. Tarih bilimini artık çoktan berkimiĢ ifade ve ölçülerle birlikte,
“tepelerde yazılmıĢ tarih” ifadesini de kullanabilir. Sadece tarihçilere değil hem de Azerbaycan
tarihini biraz yakından öğrenen okuyuculara da biliyorlardır ki, Kültepe, Baba-DerviĢ, Azık ve
Azerbaycan'ın güneyindeki Dolmatepe, Firuztepe (Urumiye gölünün güneyinde), Yanıktepe ve
Gencedere'de bulunmuĢ arkeolojik malzemelerin büyük bir bölümü arasında yakınlık ve bir
takım durumlarda kabul edilebilirlik vardır. Meselenin konuluĢunda da bizi ilgilendiren Ģudur
ki, Azerbaycan'ın güney-batısında boydan boya uzayıp giden Zağros (Patak) dağlarının doğu
ve batı eteklerinde, bu bölgelere yakın yerlerde dünyada en büyük yerleĢim alanları ortaya
çıkarılmıĢtır. Bunların büyük bir bölümü aynı, birbirine yakın dönemlerin ürünüdür ve
Ortadoğu'nun bazı eski halk ve tayfalarının toplu merkezinin yapımında rol oynamıĢlardır ki,
bundan da Azerbaycan'ın da payı olmuĢtur.

Sırf bu tarihi dönemde Azerbaycan kendi kapsamından genel insanlık tarihi için önemli bir çevreleyen ayak koymuĢtur. Bildiğimiz gibi,
insanlık tarihinde öğrenilmesi çok gerekli olan tarımın, hayvancılığın, çeĢitli sanat türlerinin
oluĢma dönemini incelemek, belirlemek hep ön sırada durur. Büyük Alman bilim adamı
Marksist Bürhard Brentes eserinde: “Gencedere’de bulunan yapının kalıntıları yerin derin
katlarına dayanıyor ve daha derin kazı yapılırsa, bu ilk yerleĢim yerinin yapısını ortaya
çıkarmak mümkün olacaktır. Gelecek araĢtırmalar hayvancılığın ve tarımın varoluĢ süresini
tam olarak belirleyecek katkıda bulunacaktır” . Müellif bu eserin 21.
sayfasında bizim milattan önce X. bin yılındaki yoğun yerleĢim yerlerinin haritasını vermiĢtir.
Onların neredeyse çoğu ve hem de esasları Urmiye gölü-Hemedan-Kerkük arasında ve onların
yakınlarında, birkaçı ise Türkmenistan'dadır. Bu denli büyük bilimsel genellemelere ve
bulgulara ait çeĢitli eserlerden çok misaller getirebiliriz. Bütün bunlar insanlık tarihinin en
büyük ana köklerinden birinin Azerbaycan'da oluĢtuğunu söylememize hak veriyor, sadece
onun nasıl oluĢtuğunu ve etki alanını öğrenmek kalıyor.

Koyduğumuz birinci sorunun ikinci alanına göz atarsak. Bu alan bilimsel önemine ve
çağdaĢlığına göre ötekinden aĢağıda durmuyor, aksine, tarihçilik için en güncel alandır. Bu,
sınıflı toplumun varoluĢ süresini ve hangi esaslar üzerinde oluĢtuğunu öğrenmektir. Eski dünya
tarihine ait ders kitaplarından tutun da büyük hacimli tetkikatlara dek tüm eserlerde
gösteriliyor ki, Ön Asya'da ilk devletler milattan önce III. binde oluĢmuĢ, ilkel-içtimai
toplumda tabakalaĢma milattan önce IV. binyılın ortalarına denk gelir. Bürhard Brentes bu
konuya değinerek: “Bu sürecin ilk habercileri, Dolmatepe vilayetinin nüfusu olmuĢtur...
Onların seramik eĢyaları Kilikya, Anadolu, hatta Balkana yayılmıĢtır (Брентес, 1976: 163)”.
En eski Azerbaycan tarihinin evrensel değeri Ģudur ki, dünyanın siyasi, kültürel tarihinin
temeli sayılan Sümer’in varoluĢ ve geliĢmesinde büyük rol oynamıĢtır. Bunu yakından görmek
için birkaç bilimsel bilgiyi ve ihtimali genelleĢtirmek yeterlidir.

1. Tarih biliminde Sümerliler hakkında iki temel olasılık vardır. 2. Sümerler en eski çağlar Mezopotamya'da yaĢamıĢlardır.
3. Sümerler Mezopotamya'ya baĢka yerden gelmiĢler.
Bu sonuncu daha fazla iddia ediliyor ve daha çok hakikate uygun sayılır. Bunu iddia
edenler gösteriyorlar ki, Sümerler Mezopotamya'ya kuzey-doğudan girmiĢ, ona kadar uzun
süre Zağros'un kuzeydoğusunda yaĢamıĢlar. Her hangi sıradan bir okuyucu haritaya baksa
Zağros'un kuzeydoğusunda Azerbaycan'ın bulunduğunu görebilir. Dediğimiz gibi ikinci
ihtimale esaslansak (çünkü onu tasdik bilgiler olduğu halde, inkâr edici deliller yok) olarak
düĢünülebilir ki, Sümerler önce Azerbaycan'da yaĢamıĢ, oradan Mezopotamya'ya akıp, yeni
yeri devletlerinin merkezine dönüĢtürmüĢler. BaĢka bilgilere bakalım: Sümer’de bizim
milattan önce III. binyılda sanatının ve iĢçilik kültürünün geliĢmesinde önemli rol oynayan ve
geniĢ uygulanan Obsidian (volkan camı), kalay, bakır, demir, geç, firuze ve birkaç çeĢit değerli
taĢlar (yaĢam taĢı, ametist, lacivert, akik gibi) dağ billuru, kuvarsit, kırsal Ģpatı vb. orada elde
edilmiyor, baĢka ülkelerden getiriliyordu. Sümer’e ait bütün eserlerde gösteriliyor ki, bunların
çoğu Mezopotamya'ya komĢu olan kuzey, kuzeydoğu ve doğu ülkelerinden getiriliyor, bu
komĢular metalürjiyi iyi biliyorlardı. ĠĢte bu noktada Azerbaycan-Sümer iliĢkilerini görmek
için Azerbaycan arkeologlarının milattan önceki X-II. binyıla ait çalıĢmalarıyla Sümer’e ait
yapılan arkeolojik kazıların malzemelerini karĢılaĢtırmak gerekir, baĢka bir yandan ise tüm
Azerbaycan'ın faydalı kazıları göz önüne getirilip geniĢ araĢtırmalar ve karĢılaĢtırmalar
yapılmalıdır.
Ana meselenin burada konulan 3. bendi-Azerbaycan ve bazı halkların, tayfaların yeri
meselesi V. Ġ. Avdiyev’in “Eski Doğu Tarihi” kitabında (belli olduğu gibi bu ders kitabı
Sovyet tarihçiliğinin artık kabul ettiği onaylanmıĢ bilgiler doğrultusunda yazılmıĢtır) bir
iktibas gösterelim: “Halkların, özellikle eski halkların kökeni (etnogenez) meselesi çok
mürekkeptir. Onu çözmek için Ön Asya'nın geniĢ arazisinde iskânlaĢmıĢ çeĢitli ulusların
kültürü ve daha fazla dillerinin geliĢimi hakkında halen az olan bilgilerin öğrenilmesi zaruridir.
Bunu söyleme nedenlerimiz var, Kafkasya ve Tavr’dan tutun da Güney Elam’a kadar olan
ülkelerde yaĢayan dağ halkları burada en eski halklar olmuĢlardır (Авдиев, 1970: 38)

“. Birazıcık yakından bakarsak yazarın gösterdiği arazinin üçte birinden fazlasının Azerbaycan'a ait
olduğunu görürüz. Bir takım baĢka tarihi bilgiler de gösteriyor ki, Sümer kültürünü yaratan
halkların çekirdeğini Azerbaycan'da yaĢayan veya oradan akarak Mezopotamya’nın merkezi
eyaletlerinde bulunan halklar ve tayfalar teĢkil etmiĢtir. Sadece onu gösterelim ki, son günlere
dek, dünyada en eski kamıĢ kayıkların milattan önce üçüncü binyılda Mezopotamya'da
yaratıldığı belli idi. Büyük Azerbaycanlı arkeolog Ġshak Caferzade  bu
kayıkların daha eski tasvirini Gobustan’da bulmuĢ ve milattan önce VII-VI. binyıla ait
olduğunu belirlemiĢtir. Bu buluĢla dünyada gemi-tekne tarihinin en tanınmıĢ uzmanı olan Thor
Heyerdahl (Heyerdahl, AI-3: 1, Spring, 1995)

tanıĢmıĢ ve onu doğrulamıĢtır. “Yunost” dergisi
Tur Heyerdal’la görüĢtükten sonra: “O, Azerbaycan'dan hayretle dönmüĢtür: evet, gerçekten
bunlar kamıĢ kayıkları (tarif), Stratigrafi
bu tasvirlerin tam tarihini-en azından bizim milattan önce VI. binyıla ait olduğunu gösteriyor.
Peki, o dönemde Hazar'da kamış gemilerde kimler dolaşıyordu?
“ Hiç Ģüphe etmeden Ģimdilik bu sözü söyleyebiliriz: Sümerlerin ulu dedeleri, kendisi
de Mezopotamya'ya gitmeden en az üç-dört bin yıl önce!
Thor Heyerdahl da insanlığın beĢiğini buradan aramayı doğru sayıyor ve tavsiye
ediyor (Юность Jurnalı, 1981, №11: 92-94). Biz kesinlikle eminiz ki, Sümer devletinin ve
kültürünün yaratılmasında ve geliĢmesinde eski Azerbaycan Türklerinin azımsanmayacak
kadar hizmeti, katkısı vardır. Belki de onların özünü eski Azerbaycan Türkleri koymuĢlardır.
Milattan önce III. binyılın baĢlangıcında oluĢan Sümer devletini yaklaĢık 700 yıl sonra
Akad devleti yıkar. Milattan önce 2200 yılında ise onun yerini Guti devleti alır (Всемирная,
1956, I.cilt: 214). Bu devletin kurucuları Gutlar’dır.

Peki, Gutiler kimlerdi?
Sümerlere göre Gutiler ait fikirlerde tarihçiler arasında öyle bir tartıĢma yoktur. Onlar
hakkında yazan bütün tarihçiler, Gutiler (Fani, 1992: 24; Xemgin, 1987: 3; Balkan 1990: 9Mezopotamya'ya gidip, orada yeni
devlet kurmadan önce Azerbaycan'da yaĢamıĢlardır (Azərbaycan Tarixi, 1961, I.cilt: 40;
Авдиев, 1970: 5). Onlar Akad devletini yok etmeden çok önce Mezopotamya'da tanınıyorlardı
ve bir kısmı da sivil yolla yayılarak orada mesken kurmuĢtu. KuĢkusuz, Gutiler'in
Azerbaycan'da devletleri vardı, onlar Mezopotamya’yı tuttuktan sonra da imparatorluklarının
merkezi Azerbaycan idi. Gutiler tüm Mezopotamya’yı alıp, “onların tanrılarını (Azerbaycan'aE.
E) yüzyıl yaĢattılar” . Mezopotamya'da 125 yıldan fazla hakim olan
Gutiler’in patesileri (vassalları) güçsüzleri, yetimleri ve dul kadınları güçlülerin baskısından
korumalı idiler. Bunun da sonucunda yerel nüfusun içerisinde tam hukukluların sayı
öncekinden kat kat artmıĢ ve Sümer kültürü geliĢmiĢ,
Sümer edebiyatı yeniden çiçeklenmeye baĢlamıĢ, büyük tapınaklar dikilmiĢti.
Ortadoğu'nun eski tarihinde, onun sosyal-siyasi hayatında çeĢitli dönemlerde, büyük
rol oynayan ve Luluba, Kas, Kaspi, Hurri (Subar) vb. adlarla konuĢan halklar, aĢiret ittifakları
da eski Azerbaycan Türkleri olmuĢlar. Kaslarla Kaspiler'in aynı kökenli olmasını yazan
tarihçilere bizde katılıyor ve bunun aksini iddia edenlerle hiçbir tartıĢmaya da girmiyoruz,
sadece onlara demek gerekir ki, tarihi bir daha iyice okusunlar. Kaslar da dünya tarihi
meydanına Sümerler ve Gutiler gibi Azerbaycan'dan çıkmıĢ ve yaklaĢık 1300 yıl Ortadoğu'nun
tarihi kaderinde rol oynamıĢlar. Yeri gelmiĢken Ģunu da belirtelim ki, eski kaynaklarda Kas,
Kassi, Kaspi, KeĢke (Kasa) adı ile bilinen bu eski Azerbaycan Türkleri, IX-XII. yüzyıl Arap
dilli tarih kitaplarında milattan önceki tarihten söz edince Hazar adıyla hatırlanır. Dilcilik açısından da bu sözlerinin hepsinin aynı kökten olması kendisini doğrultur. Kas, Kaspi, Hazar, Guz, Kazvin vb. gibi
coğrafi isimler de bu kökten gelir. Kaslar (Hommel, 1897: 169; Hatipoğlu, 1979: 29-32)

milattan önce II. binyılın baĢlangıcında Azerbaycan'da üstün bir yer kazanmıĢ, aynı binyılın
750 yılında baĢkanları KandaĢ’ın yönetimi altında Mezopotamya’yı fethederek bir an
Ortadoğu'da büyük bir imparatorluk kurmuĢlar. Kasların en önemli hükümdarlarından biri olan
II. Agum kitabelerde kendisini “Kassin (Azerbaycan'ın kuzey eyaletlerinden baĢlayarak
Hemedan'a, Hazar'dan Zağros (Patak)’a kadar uzanan toprakları birleĢtirerek orada Kaslar'ın”
Kass “devleti kurulmuĢtu) ve Akad’ın, geniĢ Balistan” ülkesinin hükümdarı “adlandırılmıĢtı.
BaĢka bir kas hükümdarı GaraindaĢ bunlara “Sümer’in hükümdarı” sözünü de ilave etmiĢtir.
Çok geçici ve aĢırı kompakt konuĢtuğumuz bu konular Azerbaycan'ın milattan önceki 6 bin
yıllık tarihinin en güçlü hatlarından bir bölümüdür. Ancak bunlar, tarih kitaplarında doğru
Ģekilde konulmaz, onlar kökünden incelenmek yerine, dalından-daha doğrusu Mezopotamya'ya
uzanan bir parçasından tutularak oynatılır.
Ana yolun başlangıcının bilinmesi halinde, onun herhangi bir kulvarında
dolaşmak neye ve kime yarar ki?
Birkaç söz de Azerbaycan adının eski tarihe ait eserlerde çalıĢtırılmasına dair. Böyle
eserlerde Azerbaycan adı nadiren söylenir, bir kısmında da ise hiç söylenmez de. Onun yerine
ise çeĢitli karmaĢık coğrafi, hem de görüntü isimler kullanılır.
Neden böyle yapılı?

Neden her bir varlık kendi adıyla adlanmasın?
Bilindiği gibi Sümer ile ilgili yapılan tüm araĢtırmalarda Azerbaycan'ın güney-batı
ülkesinden özellikle Zağros dağları boyu ve Urmiye gölü çevresinden bahsedilir ve bu
arazilerin oynadığı ekonomik, sosyal ve siyasi rolden söz ediliyor. Ancak o yerleri hep “Kuzey
Ġran”, “Batı Ġran”, “Kuzey-Batı Ġran”, “modern (?) Cenubi Azerbaycan”, “Mezopotamya’nın
Kuzeydoğusu”, “Sümerlerin Kuzey-Doğu komĢuları” vb. adlandırırlar (Всемирная история,
1956, I.cilt: 591; Авдиев, 1970: 37, 40; Брентес, 1976: 14, 21, 31, 126, 139 vs). “Dünya
Tarihi” nin I. cildinde Kafkasya’nın eski tarihine 20 sayfa (s. 513-53312) ayrılmıĢtır. Orada
Azerbaycan adı 4-5 yerde söylenir. Hepsinde de “ÇağdaĢ Azerbaycan” veya “Ģimdiki Güney
Azerbaycan” Ģeklinde kullanılır.  
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Türkçülük, din gibi derin, tasavvuf gibi mistik bir sistemdir. Ondaki ihtişamı ve bu uğurda ölmekteki ululuğu ancak ruhunda istidat olanlar duyabilir.
Buga Yaktu
Türkçü BOZKURT

ileti Sayısı: 4.112


Türk var oldukça,Türkçülük ateşi de yanar durur.


« Yanıtla #1 : 11 Ocak 2015, 17:15:27 »

Birincisi, bu “modern”, “şimdiki” ne demektir?
Niçin çağdaş Mezopotamya, şimdiki İran, modern Irak vb. denemeyeceği halde
Azerbaycan sözde ve yanlışlık yaratan ifade ile yazılmalıdır?
İkincisi de, bu sayfalarda öyle yerler vardır ki, orada “Azerbaycan” yazılması
gerekirken neden görüntü isimlerden kullanılır?

Bu konuda Ġgrar Aliyev daha önemli bir yer elde etmiĢtir. O, Azerbaycan sözü yerine
“Güney Kafkasya”, “Kuzey-Batı Ġran”, “ Hazar'ın Batı Kıyıları” vb. tasvirlerden daha fazla
yararlanmamıĢtır13. MN. Pogrebov1416 sayfalık bir makalesinde, bahsettiği konunun temel
malzemeleri Azerbaycan'la bağlı olsa da, toplam iki yerde kendisi de “modern” ifadesiyle
“Azerbaycan” sözü kullanıyor. Mil Düzü’nden15, Araz’dan, Mingeçevir, Sakız, Urmiye gölü
ve sair yerlerden söyleye söyleye onların “Güneydoğu Kafkasya”, “Kafkasya”, “merkezi
Kafkasya”, “Kuzey-Batı Ġran” vb. isimlerler yerleĢtiğini gösteriyor. Anlamak mümkün değil
ki, müellif “Kuzey-Batı Ġran'ın Mil düzünden güneye doğru arazisi”, “Güneydoğu
Kafkasya’dan Urmiye gölüne kadar ki toprak” gibi sözde ifadeleriyle ne demek istiyor (Кавказ
и Средняя Азия в древности и средневековье, 1981: 42-58). Hem de ilginçtir ki, telif baĢka
devletlerin adıyla bile konuĢuyor. Biz onlara bu eserden örnek gösterebiliriz, ancak misalleri
çoğaltmaya gerek duymuyoruz. Son olarak onu diyebiliriz ki, Azerbaycan tarihçileri bu
meseleyi kökünden ve tarihçiliğin en yüksek taleplerini göz önüne alarak çözmelidir. Yoksa
bu kaba yanlıĢlıklar baĢını alıp gidecek, tarih ilmine ve ilmi bilincin doğru oluĢmasına büyük
zarar verecektir.

Ebülfez Elçibey
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Türkçülük, din gibi derin, tasavvuf gibi mistik bir sistemdir. Ondaki ihtişamı ve bu uğurda ölmekteki ululuğu ancak ruhunda istidat olanlar duyabilir.
Kaan Ulas
OTAĞ BEKÇİSİ
Türkçü BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 5.100


Madem ki Türküz; o halde Türk gibi yazarız.


« Yanıtla #2 : 09 Kasım 2018, 09:30:11 »

9 Kasım Kardeş Azerbaycan'ın Devlet Bayrak Günü kutlu olsun.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

ATSIZCA, ATSIZCILIK
Kurtçebe Noyan
Türkçü Turancı Militan
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 653


Dr.Rızâ Nûr'un çizdiği, Atsız'ın yazdığı yoldan!


« Yanıtla #3 : 09 Kasım 2018, 11:23:45 »

Kutlu olsun ! 🇦🇿
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

"Türk Budun, Ökün!?… Kendine gel. Aklını başına topla. Her söze, herkese inanma. Beynini işlet. Geçmişini hatırla." Hüseyin Nihâl ATSIZ
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.059 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.016s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.