Arkadaşlar Türk mitololojisi hakkında bir sorum var
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 23 Şubat 2020, 06:51:09


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1] 2
  Yazdır  
Gönderen Konu: Arkadaşlar Türk mitololojisi hakkında bir sorum var  (Okunma Sayısı 4764 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
bozkurt005
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 21



« : 28 Ocak 2012, 00:56:12 »

Alıntı
Türk mitolojisinde başrol oynayan tanrı ve tanrıçaların sıfatları, işlevleri ve isimlerinin etimolojik anlamları, yukarıdaki gezegen ve gezegensel sıralamaya uygunluk göstermektedir. Buna göre; Satürn Kara-Han, Jüpiter Ülgen, Mars Kızagan Tanrı, Venüs Umay (Ayızıt), Merkür Mergen Tanrı’yı karşılamaktadır.



AK ANA

Sonsuz sulardan çıkıp, Ülgen’e yaratma emrini veren ve tekrar sulara dönen tanrıça ak anadır. Altay Türklerinin inancına göre, ışıktan bir kadın hayali şeklindedir. Ülgen ilk yaratılış ilhamını Ak anadan alır ve dünyaya destek olması için üç tane de balık yaratır.

Türk mitolojik görüşlerine göre Ak ana boynuzlu olarak betimlenir. Eski çağlarda Ana tanrıça heykelcikleri de boynuzlu olarak simgelenmiştir.



KARA-HAN (KAYRA-HAN)

Altay Türklerine göre gökyüzündeki tanrıların en büyüğü Kara Han’dır. Kara Han 17. katta oturur. Bütün Tanrıların babasıdır ve oradan evrenin kaderini tayin eder. Eliade’ya göre Kara Han dünyanın yaradılışı ve sonu gibi konularda daima ön plandadır .Kara-Han yeryüzünü yarattıktan sonra dokuz dallı bir çam diker ve 16. kata oğlu Ülgen’i oturtur. Kara-Han, dokuz kişinin bu dallardan türemesini, dokuz ulusunda buradan meydana gelmesini ister. Kara-Han, insanoğlunun “ata” ve “ana”sıdır. Şamanlara göre Kara Han’ın Ülgen, Kızagan, Mergen adında üç oğlu vardır.



BAY-ÜLGEN

Bay Ülgen göğün 16. katında Altın dağda ikamet eder ve altın bir taht üzerinde oturur. Tahtı ay ve güneşin ötesindedir. Ülgen, gök cisimlerini yönetir, yağmur yağdırır, gök gürültüsü ve yıldırımları da o gönderir. Tanrı Ülgen biri ak biri kara taşla gelerek ateşin nasıl yakılacağını insanlara öğretmiştir.

Eliade’ya göre gök gürültüsü ve şimşek tüm mitolojilerde gök tanrının silahıdır ve yıldırımıyla vurduğu yer kutsallık kazanır. Ülgen iyilik yapmayı sever. Ülgen’in kendisi, kızları ve oğulları insan şeklindedir.



KIZAGAN TANRI

Ülgen’in oğludur. Göğün 9. katında oturur. Çok kuvvetli tanrı anlamına da gelir. Roux’a göre 9. Kat Mars’ın konumlandırıldığı gök katıdır. Kızagan Tanrı, Banzarov’a göre, savaş tanrısıdır. Onlarca tehlikeli geçitlerde orduyu yönetmek ve düşmanı yenmekte, bu koruyucu ruhun yardımı olur. Altay Kamı göğe çıkarken Kızagan Tanrı’yı “kırmızı yularlı, kızıl erkek deve sırtında, gökkuşağı asalı baba!” diye çağırır. Buna bakarak, onun kırmızı renk ile simgelendiği sanılmaktadır.



ERLİK HAN

Erlik korkunç bir ihtiyardır. Gözleri ve kaşları kömür gibi kara, çatal sakalı dizlerine kadar uzamış, yaban domuzunun azı dişlerine benzeyen bıyığı kulakları üzerine yerleşmiş, çenesi tokmağa, boynuzları ağaç köklerine benzer. Saçları kapkara ve kıvırcıktır. Bir Şaman duasında: “bindiği kara küheylan, döşeği kara kunduz derisinden, beline kuşak yetişmez. Göz kapağı bir karış, bıyığı ve sakalı kara. Kovası kişi göğsünden, kadehi insan kafatasından, kılıcı yeşil demirden, kürek kemikleri yassı demirden, dizgini kara ipekten, kamçısı kara yılan” denmektedir. Beş oğlu iki kızı vardır. Kurban olarak koyu renkli at kesilir . İnsanlara kötülük eden bir yer altı tanrısıdır. Mitlerde Erlik tasvir edilirken körük, çekiç ve örs motifleri de birlikte geçer . Erliğin yer altında damı demirden, ocağı balçıktan yapılmış bir sarayı vardır. Bu sarayın önünde gümüşten bir tahtı vardır. Kılıcı yeşil demirden, kalkanı yassı demirden yapılmıştır. Eyerlenmiş dokuz boğası vardır .


MERGEN TANRI

Her şeyi bilen, akıllı Mergen Tengere Göğün 7. katında oturur. Mergen kelime anlamı olarak okçu nişancı anlamına gelir.

Bu anlamda Mergen, Yunan mitolojisindeki Hermes’i (Merkür) anımsatır. Hermes, akıl tanrısıdır ve bütün bilgilere sahip tanrı olarak kabul edilir. O karanlığın güçlerini yenen tanrıdır, çünkü “o her şeyi bilir ve her şeyi yapabilir”.



UMAY ANA

Umay, çocukları ve hayvan yavrularını koruyan bir tanrıçadır.

Arkeologların Altaylarda buldukları seramik ürünler üzerindeki resimlerde Umay ana üç boynuzlu olarak betimlenir.Orta Asya da bazı arkeolojik buluntulardan anlaşıldığına göre Umay ana motifi, beyaz saçlı ve beyaz giyimli olarak, insanbiçimci bir görünüm sergilemektedir. Kuş kılığında kanatlı bir kadın görüntüsü de vermektedir. Altay Türkleri onu göklerden inen gümüş saçlı, güzel yüzlü bir kadın olarak düşünmüşlerdir.



YAYIK HAN

Şaman duaların da Yayık şöyle tasvir edilir. “Ülgen beyin habercisi, kızıl bulut kenarlı, gök kuşağı dizginli, solgun şimşek kamçılı, gökten haber alan Ak Yayık, üç boğumlu Ak Yayık, altın kenarlı Ak Yayık”.Tuva Şamanları “ak eren” ismini kullanır. Yayık büyük tufandan sonra gökyüzüne çıkıp Ak Yayık adını alır. Güney Altaylılar ona “yaratıcı” ve “gök oğlu” adını vermişlerdir. Tölösler “koruyucu” adını verir. Ülgenin oğlu veya kızı olarak da düşünülür. Yayık sözcüğünün kökü “parçalayarak kurban vermek” anlamına gelen “yay” ile ilişkilendirilir. Mitolojik bir varlık olarak kocaman bir ejderha görünümündedir.



KARLIK

Suyla ile birlikte görülen ve onunkine benzeyen görevi olan bir ruhtur. İşareti dumandır.



SUYLA

Güneş ve Ay’ın kırıntılarından yaratılmıştır. Altay Türklerine göre Suyla, at gözlü, kartal gagalı, eşek kulaklı ve yılan saçlıdır. Ağaçkakan Suyla’nın sembolüdür.

Ülgen’e Yayıkla birlikte kurbanın ruhunu ulaştırır. İnsanların hayatını kontrol eder ve bir değişiklik olduğu zaman Ülgen’e bildirir. Bundan dolayı iki dilli de denir.



UTKUUÇİ

Kurbanı Ülgen’e ileten bir ruhtur. Güler yüzle karşılayan anlamına gelir. Gökyüzünde yaşar, Ülgen’e en yakın ruhtur. Şaman altın kazıktayken Utkuuçi’dan kazları alır ve yeryüzüne döner.



AYIZIT

Ayzıt güzelliğin sembolüdür. Bu anlamda Sümer ve Yunan mitlerindeki İştar ve Afrodit’e (Venüs) benzer. Süt gölünden getirdiği damlayı çocuğun ağzına damlatır ve çocuğa ruh verir. İnsan yavrularını, kadınları, hayvanları ve hayvan yavrularını korur. Simgesi, Kuğu kuşlarıdır. Ayısıt’ı simgeleyen kuğular kutsal sayılır ve dokunulmaz. Kuğu aslında kutsal bir kızdır. Bu kız kuğunun beyaz tülünü üzerine giyince kuğu, çıkarınca kız olur.

Ayızıt. gökten gümüş tüylü bir kısrak suretinde iner. Yele ve kuyruklarını kanat gibi kullanır. Ayzıt şaman dualarında şöyle tarif edilir. “Başında ak gökten ak bir kalpak, çıplak omuzlarında ak gökten bir atkı, baldırına kadar siyah bir çizme. Bu şekilde bir kayaya yaslanarak uyumuştur veya ormanda dolaşmaktadır”.




AYISIT'IN KIZLARI

Ayızıt’ın sarayının kapısında ellerinde gümüş bakraçlar olan yasakçıları vardır. Yazın şamanlar ak elbise, kışın kara elbise giyerek Ayzıt bayramını kutlarlar. Eliade’ya göre yasakçıların ellerinde gümüş kamçıları vardır ve kötü insanları içeri almazlar.



OĞUZ KAĞAN

Bazin, eski Türklerde biri ata kurt, diğeri de ata boğa üzerine kurulu “ikili kökeni” yansıtan farklı iki gelenek olduğunu söylemiştir. Oğuz’a adını veren ata da bir boğadır. Oğuz, bütün yaşamı boyunca kurdun korumasına ve rehberliğine başvurmuştur.

Oğuz kağan destanında Ay, Oğuz’u doğuran tanrı olarak sunulur. Bu da Oğuzun Tanrı oğlu olduğu fikrine götürür. En eski çağlardan beri tanrısal kahramanların işaretleri boynuzlu bir taçtır. Orta çağ minyatürlerinde Oğuz Kağan ve oğulları boynuzlu olarak tasvir edilir. Campbell’a göre, Boğa, “Kutsal Ay Boğası” olarak bilinir. Boynuzları Ay’ın alegorisidir ve Tanrının sembolüdür.




OĞUZ'UN EŞLERİ

Efsanede, Oğuz kağan, ava gider. Bir gölün ortasında, önünde bir ağaç ve ağacın oyuğunda bir kız vardır. Kız muhteşem bir güzelliğe sahiptir. Saçları akarsular gibi, gözleri maviydi ve inci gibi dişleri vardır. Oğuz kağan bu kızı alır ve “gök”, “dağ”, “deniz” adında üç oğlu olur. Günlerden bir gün gökten mavi bir ışık düşer. Bu ışık, güneş yada aydan daha parlaktır. Oğuz Kağan yaklaşır ve bu ışığın ortasında bir kız olduğunu görür. Kız olağanüstü güzelliktedir. Başının tepesinde, sanki kutup yıldızı gibi ateşten bir ışık demeti vardır.. Oğuz kağan kızı görünce sever ve onu alır. “gün”, “ay”, “yıldız” adında üç oğlu olur.



AYHAN

Oğuz Kağanın oğludur ve ongunu kartal’dır. Türklerde kartal sürekli olarak hükümdarlık ongun’u olmuştur. Altay Türklerine göre, Ay-ata göğün altıncı katında oturur ve Ay ile sembolize edilir.



DAĞHAN

Oğuzun oğullarından olan Dağhan’ın ongunu üç kuştur.



DENİZHAN

Oğuzun oğullarından biridir ve ongunu çakır (çağrı) kuşudur. Çakır, mavi gözlü, “mavi-deniz” ve “beyaz-mavi-deniz” türünden bir kuştur.

Uygur sanatında Basaman isimli alp-tanrı, kuzey yönü, Merkür (su yıldızı), su unsuru ile alakalı görülür ve bu Alp-tanrının tuğu yırtıcı hayvan kuyruklarından oluşmuş olarak resmedilirdi. Elinde tuttuğu kargı ise üç dilimlidir.



GÖKHAN

Oğuz’un oğullarından biridir ve ongunu sungurdur. Türklerde kartal hükümdarlık sembolü olurken, sungur, sıklıkla tigin unvanlarında kullanılır. Kaşgari’nin büyük bir yırtıcı kuş olarak tanımladığı sungur, maviye çalan beyaz kuşlar arasındadır. Pelliot Çin’de su kuşlarını avlamakta kullanılan sungurun, “deniz mavisi” türünden olduğunu söyler. Moğollar aynı kuşa “mavi yırtıcı kuş” derler.



GÜNHAN

Oğuz’un oğullarındandır ve ongunu şahindir.

Gün han Oğuzun göksel eşinden olan en büyük oğludur. Oğuz Kağan sembolik olarak bulduğu altın yayı Günhan, Ayhan ve Yıldızhan arasında pay eder ve kendisinden sonra hakanlık tahtını Günhan’a bırakır. Günhan kendisi için altın bir çadır kurdurur ve kendi yönü olan sağ tarafa kırk kulaç yüksekliğinde bir direk ve onun tepesine de altın bir tavuk oturtur. Pelliot’a göre Günhan, Güneşi karşılar ve Güneş hanı anlamına gelir. Altın hakanlara ait bir semboldür ve güneş altının alegorisidir.



YILDIZ HAN

Oğuz’un oğullarındandır ve ongunu tavşancıldır. Türklerde yıldız bilgisi, çok önemlidir. Geceleri zamanı öğrenmek için yıldız bilgisi, tek yol ve çaredir. Türklerin göğün ilk ve ana yıldızları olarak gördükleri gezegenler ilk tanrısal arketiplerdir. Yaradılışın başlangıcı ve temelidir.





ÜRÜNG AYIG TOYON

Yakut Türklerine göre ilk insanı o yaratmıştır. Eski Türkçede ürüng-beyaz, ayıg-yaratan, toyon-tanrı, efendi demektir. Yakut Türklerinde beyaz yaratıcı diğer yaratıcı ruhların en büyüğüdür. Kainatı o yaratmıştır. Dünyayı idare eden de odur. İnsanlara yaratıcı gücü ve çocukları o verir. Yerin ve toprağın verimli olmasını o sağlar. Hayvanların çoğalması ve bolluk onun sayesinde olur. Eliade aynı tanrıya ata bey de dendiğini söyler.

İnsana kut veren odur. Büyük efsane kahramanlarını yeniden hayata döndürerek ölümden kurtarır. Bu yaratıcıya canlı beyaz at kurban edilir. Ürüng Ayıg Toyon, çok saygı gösterilen, kutlu, nur yüzlü ve ulu bir varlıktır.





SU İYESİ – SU PERİSİ

Su iyelerinin hepsi sularda yaşar. İnsanlara zarar vermezler. Onların yaşadıkları sarayın girişi, nehirlerin derinliklerinde bir taşın altındadır. Su sahiplerine Kazaklar, “su perisi”, Türkmenler “suv adamı”, Özbekler “su alvastisi” derler.

Pınarlarda yaşayan peri kızları, beyaz giyimlidirler ve cisimsiz varlıklardır. Kuş ve yılan kılığına girebilirler.





KÜBEY HATUN

Altay Türklerine göre, ağaç, ulu ananın yaşadığı ve kahramanlara memesinden süt verdiği yerdir. Yakut Türklerine göre Doğum tanrıçası Kübey-hatundu ve ağacın içindeydi. Kökünden hayat suyu akıyordu.

Er Sogotoh destanında mitolojik bir ağaç tasviri şöyledir. “Yarı beline kadar çıplak, alt tarafı ağaç kökleri gibi,Orta yaşlı ciddi bakışlı bir kadın kabaran göğüslerinden süt verir.”


Mitlerde çoğunlukla ağaç, ışık temasıyla ilişkilendirilir. Şaman dualarında ağaç, altın yapraklı, yetmiş yapraklı mübarek kayın olarak anılır. Kübey hatun yani doğum tanrıçası da bu kayın ağacının içinde yaşar.



SEMRÜK-BÜRKÜT

Yakutlar çift başlı kartala “öksökö kuşu” derler. Türkçe “bürküt” kartal demektir. Bakır tırnaklıdır, sağ kanadı ile güneşi, sol kanadı ile ayı kaplar. Ona gök kuşu da denir. Büyük kartallar için Bürküt kelimesi kullanılır.

Çift başlı kartallar, gök direklerinin veya kayın ağacının tepesinde tasvir edilir ve tanrı Ülgenin sembolüdür. Çift başlı öksökö kuşu gökten yıldırım indirir.

Başkurt efsanesinde “Semrük” adındaki kuş iki başlı kartaldır. Bu başlardan biri insan başı olarak da düşünülür.

Türk mitolojisinde, ay ve güneşi pençeleriyle tutan doğanlar görülür. Tuğ’lar bir boz doğan ile birlikte gökten düşmüştür. Tanrıya açılan göğün kapısını çift başlı bir kartal bekler ve tanrının sembolüdür. Bu kartallar gökten yıldırım indirir.

Türk mitolojisinde çift başlı kartallar ve gün ve ay simgeleri ying ve yang sembolüdür. Çinlilerin ying-yang sembolü olarak tasvir ettikleri kozmos ve kozmosun dönüşünü, Türkler karşılıklı iki hayvan yada kartal koymak suretiyle ifade etmişlerdir. Bu sembolik hayvanların döndükleri merkez, yer ve göğün ortasıdır. Türklerin Yaruk-Kararıg ilkesini, göğü anlatan yuvarlak plakalara sarılmış siyah ve beyaz kartallar temsil eder.



KARTAL ANA

Yakut Türklerinin inanışlarına göre Şamanlar yeryüzüne kartal ana tarafından getirilmişlerdir. Er-Töştük destanında da kartal dişi olarak görünür. Kartal Yakutlara göre Güneşin sembolüdür. Yakutlar analarının bir kartaldan geldiğine inanırlar. Bundan dolayı Kartal “güneş kuşu” olarak da nitelendirilir. Kendi küllerinden doğan phoenix daha genç olarak dünyaya gelir. Bu nedenle yeniden doğuşu, ebedi hayatı, ölümsüzlüğü ve güneşin doğuşunu simgeler. Çin mitolojisinde de ateşi, sıcaklığı, hasat mevsimini ve güneşi sembolize eder.
Arkadaşlar başka bir forumda böyle bir yazı gördüm
bunların resimleride vardı tabi Ama bildiğim kadarıyla eski türkler Gök Tanrı(Tengri) incancına inanmıyormuydu.Wiki'den ErlikHan'ı okudum İslam daki seytanı tutuyor Hz.Adem babamız Törüngey Hz.Havva annemiz de Ece olarak geçmekte ama ErlikHan Tanrı olarak geçmekte Tanrı kelimesinin kökeni Tengri değil mi Tengri de özel isim değil mi?Kafam çok karışık bayadır bunu öğrenmek istiyorum yardımcı olur musunuz arkadaşlar

Baktığım Forum sitesi
Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
http://www.gnoxis.com/turk-mitolojisinde-tanrilar-ve-tanricalar-35620.html
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
bozkurt005
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 21



« Yanıtla #1 : 28 Ocak 2012, 01:04:19 »

Eski Türkler Çok Tanrılı bir dine mi inanıyordu Tek Tanrılılı mı önceden çok Tanrı sonra Tek Tanrıya mı geçtiler açıklar mısınız.  
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Karagerey
Türkçü - Turancı BOZKURT

ileti Sayısı: 1.865



« Yanıtla #2 : 28 Ocak 2012, 01:15:56 »

Bozkurt, otağda araştırma yapmadan bilgi almak istiyorsun. Hem de, önemli bir konuda. Türklerde Tanrı inancı her zaman vardır. Tek Tanrı inancı vardır. Otağda biraz gezin ve oku. Hepsini bulacaksın.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Karagerey Altemur
BugaY
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 397



« Yanıtla #3 : 28 Ocak 2012, 01:29:36 »

Aynı konuları açıp durmayın kafanızı çalıştırın mitoloji ayrı din ayrıdır.
Tanrıça diye bir şey yoktur hiç mi kafanız almaz?
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
bozkurt005
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 21



« Yanıtla #4 : 28 Ocak 2012, 01:33:42 »

"BugaY" kardeşim bende öyle düşünüyorum çünkü Tengri özel isim.Ama kesin bilgi almak istedim  
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
bozkurt005
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 21



« Yanıtla #5 : 28 Ocak 2012, 01:34:00 »

Gene sağ olun araştırma yapıcam  
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Giray-han
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.212



« Yanıtla #6 : 28 Ocak 2012, 03:16:12 »

Bahsedilen kişiliklerin tanrı olup olmadığı konusunda farklı fikirler var elbette. Bazıları daha çok melek/ferişte türü varlıklar olarak geçebilir. Çünki Cengiz'in Yasasında'da, ki bu yasa Göktanrı dininden etkilenmiştir, tek bir tanrı olduğundan bahsedilir.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Türk'üz Türkçüyüz. Bu ülkeyi kimseye kaptırmayız.
Pusat38
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 231


Tanrı Türk'ü Korusun!


Site
« Yanıtla #7 : 28 Ocak 2012, 07:55:20 »

Birincisi, Türklerde tek Tanrı inancı mevcuttur. Yunanlar da olduğu gibi Tanrı/Tanrıların! asla cinsiyeti yoktur. Bizim tek tanrımız var idi o da Gök Tanrı'dir. Tengri sözcüğü ise. Deng>Teng+ri şeklinde ortaya çıkmıştır. Anlamı ise dengi olmayan. Onunla eşit olmayan anlamındadır. Ayrıca bizde ataları ilahlaştırmak da yoktur. Sadece gelenek ve göreneklerimizin temelidir onlar. Orkun Yazıtlarının günümüz Türkçesine aktarılmış halini okumanızı tavsiye ederim. Özellikle Kül Tigin yazıtının Güney Yüzünü. İyi günler... TTK.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

O sarayda bulunca tanrılaşan erleri
Artık gözüm arkaya bir daha dönmeyecek.
Hepsi sussa da "Kür Şad" uzatarak elini;
"Hoş geldin oğlum ATSIZ, kutlu olsun!" diyecek.
K A L K A N
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.927


YAŞAMIMIZI DÜŞÜNCELERİMİZ YÖNETİR


« Yanıtla #8 : 28 Ocak 2012, 17:41:30 »

  Eski Türklerdeki çok Tanrılı dönemler günümüzde birçok kaynaklarda değişik bilgilerle ifade ediliyor.  Bilim adamları, İslam öncesi zamandan günümüze Türkler’in dini, Gök-Tanrı dinini nasıl ne şekilde benimsediklerini öğrenmek için  1900'lü yılların başından günümüze kadar Türk kültürü ve tarihi için  belli başlı  birçok ciddi arkeolojik kazılar ve önemli çalışmalar yaptılar.Bu çalışmalarda  gün yüzüne çıkan çok önemli belgelere ulaşıldı.Bunların başında Orhun yazıtları geliyor.Yazıtlarda Türk Tanrı inancının temelleriyle ilgili bazı bilgilere rastlanmaktadır. Tonyukuk yazıtında birçok kez adı geçen Tangri ya da Tengri, daha çok “ulusal” bir tanrı niteliği taşır. Gök-Tanrı düşüncesinin, toprağa yerleşmiş topluluklardan daha çok avcılık, çobanlık ya da hayvancılıkla geçinen göçebe topluluklara özgü olduğu bilindiğinden, bu inancın kökeni, Asya bozkırlarına bağlanmıştır. Gök-Tanrı inancı bütün Türklerin ana kültüdür. Bu kült, Hunlar, Tabgaçlar, Göktürkler, Uygurlar gibi eski Türk topluluklarında inanç sisteminin başında yer alır.Tanrı Türk ulusunun hayatı ve geleceği ile ilgilenen bir ulu varlık durumundadır.
    Türklerin Gök-Tanrı Dini hakkında henüz bütün tamamıyla,derinlemesine yazılmış çok eskiden kalma bir din kitabı olmadığından,önemli araştırmacıların bulduğu yazıtlardan, seyyahlar yazdıkları şahsi gözlemlerinde ve bazı yazıtlar,tabletler ,mezar taşları ve ölü gömme adetlerinden bazı dua ve ilahilerden, bazı destan ve masallardan Türkleri Gök-Tanrı Dinini benimsedikleri  sonuçları ortaya çıkmıştır.
  Türklerin Gök-Tanrı Dininini benimsemesi  "Tek Tanrı" inancının bulunduğunu bize gösteriyor.Taptıkları Tanrıyı kendilerince  illahlaştırılmış ve ilahi bir kudrete sahip tek varlık olarak görmüşler.Türk; göğün, yerin ve doğanın bir parçasıdır.Türk, gözünü ya gökyüzü çadırı altında kurulmuş olan çadırının içinde, çadırın göğe bakan penceresi altında ya da doğrudan mavi göğün altında dünyaya açmış. Yüksek rakımlı yerlerde yaşadığı için de göğe ve yıldızlara çok yakın.Yüksek rakımlı yerlerde yaşamayı,Gök-Tanrı'ya daha yakın olmak için seçmişler.Çocuklarının adları bile gök, dağ, deniz, yıldız, su, çiçek vb. adlarıdır.Bunlar tüm  Türk kavimlerinde hep aynıdır.İnanç olarak tüm Acun'un varlığını  Gök-Tanrı'ya borçlu olduklarını biliyorlardı.Gökte ve Yerde gördükleri,duydukları,hissettikleri canlı ve cansız tüm varlıkların tanrının bir parçası olduğunu,hepsinin ayrı bir ruhu ve  bunların Tanrının hizmetinde olan, Tanrıdan İnsanlara sunulmuş görevliler olarak algılanıyorlardı.Gök-Tanrıdan isteklerini kendilerince kutsallaştırdıkları,isimlerini değişik şekillerdeki varlıklardan alarak ,kendilerine zarar vediklerini düşündükleri kötülüklerden korumanın yolunu seçmişler.Kötülüklerden korunurken yaşamları boyunca günlük hayatlarında iyi veya kütü olan tüm hal ve hareketleri için  kendilerine yardımcı olsu diye  ihtiyaç duydukları iyi ruhlar ve kötü ruhlardan destek alırlardı.Bunların üstün güce ve kudrete sahip olduğunu ,Tanrının ilahi birer sıfatı olduğunu düşündükleri için (melek)ruhlar zamanla Tanrı niteliği almış. 

Facebook'a Ekle
Kayıtlı

SEN  TANRI   DEĞİLMİSİN ,  ADINI    YARGILATMA
SANA   TANRI   DEYİNCE ,  DİNİMİ     SORGULAMA
YA  ADAM  ET  BUNLARI , YA  BERABER  YAŞATMA
KANI  BOZUK  OLANLAR  "TÜRK'ÜM" DİYEMESİNLER
𐱃𐰀𐰴𐰾𐰃𐰤 𐰴𐰀𐰞𐰴𐰀𐰣
Türk Çerisi
Türkçü - Turancı BOZKURT

ileti Sayısı: 796


« Yanıtla #9 : 28 Ocak 2012, 23:58:28 »

Kitaplı dinlerdeki Tek Tanrı inancı ile Türklerin eski dinini aynı mantıkla anlaşılamaz. Elbette ki tek Tanrılı bir dindir Türklerin eski inançları. Zaten dünyada aslında çok Tanrılı olarak bilinen birçok din de esasında tek Tanrılıdır. Türklerde Tanrıya karşı aşırı bir sevgi ve saygı bulunmaktadır. Yaratıcıya karşı bu bağlılık kitaplı dinlerdeki gibi cehennem korkusundan falan değil, sevgiden gelmektedir. Dolayısıyla saf ve samimi bir inançtır. Tanrı evreni yarattıktan sonra kendi mekanına çekilmiştir ve görevlendirdiği göksel varlıklarla dünyaya düzen verilmiş, dünyanın düzenini devam ettirmiştir. Tanrı haricindeki diğer varlıkları Tanrı olarak karıştırmamak lazımdır. Hepsinin doğa üstü güçleri vardır ve Tanrıdan yetki almış varlıklardır ama Tanrı değillerdir.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Çalış didin ve çalış yıldızlar kapacaksın,
Bir Tanrıya bir de Türklüğe tapacaksın!
Sayfa: [1] 2
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.054 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.011s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.