ARAPLARIN TÜRKİSTAN'A GİRMESİ
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 16 Ekim 2019, 06:22:54


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: ARAPLARIN TÜRKİSTAN'A GİRMESİ  (Okunma Sayısı 3754 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
fahrettin öztoprak
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 87



« : 28 Nisan 2010, 22:41:45 »

-3-
Şam tarafından yeniden Irak valiliğine getirilen Yusufoğlu Haccac tarafından 705 yılında Horasan valiliğine Müslümoğlu Kuteybe atandı.(4) Güçlü Arap orduları ve geniş yetkilerle donatılan bu kumandan, Horasan’dan (herhalde Merv ve Herat şehirlerine boyun eğdirmiş ve onları yıllık vergiye bağlamış olacak ki), Maveraünnehir’e girip Baykent’i aldı ve Buhara üzerine yürüdü. İdarecisi Kınık Hatun, 706 yılında şehirden uzaklaştırıldığı için bu şehir çok geçmeden zapt edildi.(5) Daha sonra bazı şeyler olmuş olabilir ama, elimizde bir şiir, bir de 708 tarihinden başka değinmeye gerekli bilgi bulunmuyor. Sıra Semerkant şehrindeydi.(6) Kuteybe buraya yürüdü. Ancak şehrin zaptı saldırı ve kuşatmalara rağmen, mümkün olamıyordu. Şehirdeki Türkler direnmekteydiler. Türk hükümdarı Nizek Tarhan da bu kuşatmada Kuteybe’ye yardım etmekteydi. Ancak Nizek Tarhan’ın Kuteybe’ye karşı tereddüdü vardı. Onun bu tereddüdünü Hayyanü’n-Nebati: “Hakanım, sen hükümdarlığını kaybedeceksin. (Bunu) bilmiyorsun.! Soğuklar gelmek üzere. Bu soğuklar Arap ordusunu çekilmeye mecbur bırakacak. Biz gider gitmez düşmanlarınız, Türk prensleri size hücum edecekler. Hükümdar olduğunuz zengin (Soğd) ülkesini düşmanlarınız, hakanlar alacaklar” diyerek giderdi. Buna onun inandığını anlayan Yahudi dönmesi sözlerini bitirdi: “Türklere haber gönder, de ki: Haccac (yeni) kuvvet gönderdi, Kaş ve Nakşep kapılarından geçerek geliyorlar”.
Nizek Tarhan bir bahaneyle adamlarının bir kısmını Semerkant kuşatmasından alarak ayrıldı. Deniyor ki: O, Toharistan’a varınca Belh, Talakan, Merv ve Faryap Türkleriyle ilişkiye girerek, onları Araplara karşı isyan etmek ve Kuteybe’yi Horasan’dan sürüp çıkarmak için çalışmalara başladı. İlk iş olarak Toharistan’ın Belh yabgusu Şaz Tarhan’ı tutuklatıp onu etkisiz bıraktı. Ancak Kuteybe, onun bu davul zurnalı başkaldırma hareketine kayıtsız kalmadığı gibi, çabuk yetişerek, bu İsyanı bastırdı ve Nizak Tarhan’ı da 709 yılında öldürdü.
Yine deniyor ki:
“Nizek dağlık bir yer olan Kürz’e gelmiş ve bütün yolları tutmuştu.” Şimdi bu ifade tarzı ile Hayyanü’n-Nebati’nin sözlerini birleştirdiğimizde, Nizek Tarhan’ın denileni yaptığı, ancak bundan casusu vasıtası ile haberi olan Kuteybe’nin aslen İranlı olan Süleym en-Nasıh komutasında bir askeri kuvvetle, geçitte Haccac’ın gönderdiği Arap takviye birliklerini bekleyen Türkleri arkadan bastırtarak tutuklattığı anlaşılmaktadır. 709 yılında öldürülenler tam 700 kişiydi.
Bunun bir nedeni vardı. O Kuteybe’den kurtulmak için bir plan yapmış ama, bu Arap komutanının da bir planı bulunduğunu fark edememişti. Baştan beri yanında bir casusu olduğunu nerden bilecekti?(7)
Nizek Tarhan, Kuteybe’nin oyununa gelmişti. Arap şairlerinde Sabit Kutna, şiirinin birinde bunu vurgulamıştı. Ancak Kuteybe bu oyunu niye oynamıştı? Semerkant kalesinin fethi için onun askeri güçlerini de kullanırken, daha burayı zapt edememişken, çıkarı neydi? Onun bu amacı Nizek Tarkan toprağa verildikten sonra belli oldu. Nizek Tarhan’ın dul kalmış hanımına bir heyet göndererek taziyelerini bildirdi ve kendisiyle evlenmek istediğini söyledi. Bu Türk anası Kuteybe’nin huzuruna gelip ona şu cevabı verdi:
-“Ey emir! Sen bir halife değilsin! El-Haccac gibi ünlü bir vali de değilsin! Sıradan, Horasan valilerinden birisin. Oysa sen benim kocamı öldürdün. Elimde, avucumda servet namına ne varsa, aldın. Ondan sonra da bana hiç çekinmeden evlenme teklifinde bulunuyorsun. Sen, benim seni bir hile ile öldürebileceğimden ve böylece –eşim ve çocuklarımın- acı intikamını almış olacağımdan hiç mi korkmuyorsun.”
Bu cevap karşısında nutku tutulan ve hiçbir karşılık veremeyen Kuteybe böylece amacına da ulaşamamıştı. Onun da Nizek Tarkan’ı ortadan kaldırmak için nedeni vardı ama, bunun ters tepeceğini nerden bilecekti. Kuteybe Araplar için şüphesiz iyi bir komutandı. Ama onun sözüne güvenilmezdi. Amacına ulaşmak için her şeyi yapabilirdi. Kur’an’a, peygamber sözüne aykırı bile olsa, istediğini elde etmek için her şeyi mübah gören biriydi. O başarılarını çoğu kez bu kaypaklığına borçluydu. O Türklere karşı düşmandı ve Türklere karşı uygulamış olduğu vahşi zulmü bir an bile terk etmek niyetinde değildi.
Kuteybe Semerkant’ı zapt etmek istiyordu. Bu nedenle Nizek Tarhan’ın boşluğunu doldurmak istedi. O, Harzem hükümdarı Hürzad’ın kardeşi Cangan’ın teklifini almış, uygulamaya koymuş, onun isteğini gerçekleştirmek için Merv’den harekete geçmiş, Harzem’e Abdullahoğlu Iyas komutasında bir ordu göndermiş, ona Hayyan en-Nabti’yi yardımcı vermişti. Ama bunlar Harzemli Türkler karşısında 709 yılında başarısız kaldılar. 710 yılında Kuteybe kardeşi Abdurrahman komutasında yirmi bin kişilik bir askeri kuvvetle Hazarasb’a geldi, Cangan onu karşıladı, yeni plan yaptılar. Abdurrahman, Harzem’e girdi. Fil önlerinde Hurzat ve onun Harzemli Türklerden müteşekkil ordusu ile karşılaştılar. Arap ordusu saldırınca Cangan on bin adamı ile kardeşini arkadan vurdu, böylece Araplar Harzem’e hakim oldular. Kuteybe buraya Iyas’ı vali, Hayyan’ı yardımcı, kendi kardeşi Ubeydullah’ı da vergi sorumlusu tayin etti. Harzemliler bu oldu bitti karşısında şaşırıp kalmıştılar. Cangan da yeni idareden memnun değildi. O tahta oturmuş ama, hiçbir fonksiyonu yoktu. Kuteybe’nin Semerkant kuşatması için istediği on bin silahlı süvariyi de göndermişti. Harzemliler 710 yılı sonunda isyan ettiler. Vali Iyas öldürülmüş, yardımcı Hayyan tutuklanmıştı. Kuteybe, 711 yılı ilk aylarında Ubeydullah’ı yeni bir ordu ile gönderdi. Araplar Harzem’i yerle bir ettiler.
Semerkant kalesi 4 yıldır Kuteybe’ye direnmekteydi. Araplar bu şehri bir türlü zapt edemiyordular. Şehrin halkı hükümdar Tarhun’a başvurdu. Bir şeyler yapmasını söylediler. O da gereken yere haber gönderdi. Göktürkler Semerkant’ın yardımına koştular. Bu nedenle Türk Bilge Kağan, Soğd kavmini “düzene sokayım diye İnci nehrini geçerek Demirkapı’ya kadar ordu sevk ettik. Ondan sonra Türkiş avam halkı düşman olmuş. Kengeris’e doğru gitti. Bizim askerin atı zayıf, azığı yok idi. Kötü kimse er (olamaz. Türkişlerle karşılaştık. O) kahraman er bize hücum etmişti. (Karşılaşıp çarpıştık. Ordumuz çekildi.) Öyle bir zamanda pişman olup Kül Tigin’i (diğer yönden de biz askerlerle bastırmak için daha) az (sayıda ask)erle eriştirip gönderdik. Büyük savaş (yapmış). Alp Salçı ak atına binip hücum etmiş. Türkiş avam halkını orda öldürmüş, yenmiş” diyor.
Beklenenin aksine olmuş, Kuteybe, Göktürklere karşı kardeşi Salih’i göndermişti. Araplar Türk ordusuna pusu kurmuştular. Göktürkler tuzağa düşmüştü. Kağan ailesinden birkaç kişi de öldürülmüştü. Bunun üzerine Kuteybe, Semerkant kuşatmasını hızlandırdı. O, Semerkant Türklerine karşı Harzem ve Buhara Türklerini öne sürmüştü
Türkişlerin Göktürklere karşı ayaklanması ile(Cool Kuteybe bu şehri zapt etti ve burada da Buhara’daki gibi bir cami de yaptırdı. Kardeşi Abdullah’ı Semerkant valisi tayin etmiş, Müslümanlığı kabul etmiş Türklerden Buhara’nın zapt edilmesinde olduğu gibi, buranın zapt edilmesinde de mümkün olduğu kadar yararlanmıştı.(9) Zaten Baykent’i de bu şekilde, Toharistan mahalli hükümdarı Nizek Tarhan’ın yardımı ile ele geçirmemiş miydi? Yardımları nedeniyle hükümdar olarak ilan ettiği Afşin Oğuzbek de göstermelikten başka bir şey değildi. Onu Müslüman bile yapmış, sonra tahakkümünü artırmış, tebaasını da yavaş yavaş kendine boyun eğdirmeye başlamıştı.(10) Çok geçmeden bir yıl sonra, yani 712 yılında Göktürkler yine Maveraünnehir’e girdiler. Göktürk Kağanı, Türk Bilge Kağan, Turhan Han ve Gorlu Han ile konuşarak, süvarilerden müteşekkil bir ordu göndermişti. Bu ordunun başında 711 yılındaki gibi yine Gültekin vardı. Maveraünnehir’deki diğer şehirleri Arapların elinden istirdat ettikleri gibi Semerkant’ı da istirdat etmeği amaçlamışlardı.(11) Arap hakimiyetindeki Semerkant’ın Göktürkler tarafından muhasarası böylece başlamış oldu.(12)
“Semerkant muhasarasında Kuteybe; her zaman olduğu gibi iki yüzlü davranmış” o “şehre anlaşma gereğince, sadece iki rekat namaz kılmak için geçici bir süre girdiği halde, sonradan Guzek’e rest çekmiş ve şehri süratli bir şekilde işgal etmiş”, Akşit “Guzek, Kuteybe’nin bu hiyanetinin kurbanı olmasını hiçbir zaman hazmedememiş ve hayatının sonuna kadar Arap idaresiyle mücadele etmiştir”. Zekeriya Kitapçı, o kadar Arap kaynağını tetkik eden bu yazar, demek ki bir şeylerin farkına varmış ama, ancak bu kadar ifade edebiliyor. Daha doğrusu 712 yılında Merv’de bulunan Kuteybe, Gültekin’le işbirliği içinde bulunduğunu öğrenince, haber gönderip Akşit Oğuzbek’i öldürtmüştür. Göktürk ordusunun bir kısmı İnal Kağan emrine verilip Demirkapı’ya gönderilmişti.(13) Bu sırada Kuteybe, Çinlilerle anlaşıp onlardan gelecek yeni bir tazyik üzerine hareket etmeyi düşünmekteydi.(14) Türkler Pelu Han kumandasında Araplara karşı çetin mücadeleler vermiştiler. Bu han kimdi? Şimdilik bilmiyoruz. Bu han, mahalli Türk idarecilerden biri olabileceği gibi, o dönemki Türk kağanlığı tiginlerinden biri de olabilir. Çünkü Batı Türkistan idarecilerinin bazısı Göktürk tiginlerindendi

Dipnot Açıklamaları
1- Olayın 642 yılında geçtiğini Arap tarihçileri belirtmiş, ancak, daha önce gördüğümüz gibi, bu tarihte Araplar Farslara karşı Nihavent harbini kazanmıştılar. Yezdicert de 651 yılında Merv önünde öldürülmüştü. Arapların bu tarihten önce Horasan’da olacaklarına pek ihtimal vermiyorum. Çin’e karşı mücadele veren Batı Göktürklerin başında bu yıllarda Tulu Han’ın bulunduğu doğru. Bu han bir büyük Türk kağanıdır. Çinlilere asla baş eğmemiş, birkaç defa da Çin’le işbirliğine giren yabguları mağlup etmiş, 642 yılından itibaren Aksu ve Taşkent civarlarından ayrılıp Toharistan’a yerleşmiştir 653 yılında da vefat etmiştir Eğer Ahnef’e dair bu olay gerçekleşmiş ise, 651 yılı ile 653 yılları arası meydana gelmiştir ki, olay tarihini 652 olarak kabul edebiliriz.
2- Horasan ancak Muavi'ye döneminde Arapların eline geçti. Onlar buraya yerleşmeye başladılar.
3- Yeni halifenin babası Hakem Binibnülas, Hazreti Muhammet’e en şiddetli karşı koyanlardan biriydi. Müslüman olduktan sonra da, bu düşmanlığını devam ettirmişti. Mekkeliler Zübeyroğlu Abdullah’ın çevresinde kenetlenmiştiler. Gün geçtikçe Kays kabilesi gibi ona katılanlar da çoğalmaktaydı. Kelb kabilesi Mervan’ı destekliyordu. Mısır, Mervan tarafından Hicaz emiri Abdullah taraftarlarının elinden alındığı gibi, onun Suriye’ye saldırısı da durdurulmuştu. Bu sırada, yani 685 yılında Mervan öldü. Oysa ki öldükten sonra veliaht tayin edilen iki kişiden biri, yani Muaviye nesli onun yerine geçeceği halde, Mervan’ın oğlu Abdülmelik başa geçirildi. Arabistan ve Irak’a Emeviler birkaç yıldır hakim değildiler. Bir tarafta Ehl-i Beyt taraftarları, diğer tarafta Hariciler. Bu sırada Muhtar es-Sakafi adlı biri çıkmış, Küfe’yi Hicaz emiri Abdullah’ın elinden aldığı gibi, üzerine gönderilen Emevi ordusunu da Irak’ta mağlup etmişti. Abdülmelik, beklemeye başladı. Abdullah ile Muhtar kapıştılar. 691 yılında Mekke emiri Abdullah galip geldi. Yusufoğlu Haccac, Emeviler adına bu Abdullah’ı mağlup ederek, 692 yılında Mekke’ye girdi ve böylece Hicaz valisi oldu. Emeviler uzun süredir İran’dan uzak kalmışlar, bu süre zarfında İran’da meydana çıkan Hariciler her tarafı kana bulamışlardı. Haccac’ın Irak valisi tayin edilmesiyle, onlarla mücadele eden Müellep, Haricileri 697 yılında tesirsiz hale getirdi.
4- Demek ki 701, daha doğrusu 699 yılından 705 yılına kadar, Horasan, Toharistan ve Sicistan, yani bütün Batı Türkistan’da Araplardan eser yok. Son vali Müellep de 699 yılında çekildiği küçük bir kasabada, 701 yılında hayata veda etmiş. Ancak Abdurrahman’ın Haccac’a mağlup olduğu tarih, 706 yılında Türk-Çin Savaşı meydana geldiğine göre 705 olabilir. Müellep’ten sonra 701-704 yılları arasında Horasan valisi olarak onun oğlu Yezid gösterilmek isteniyor ama, et-Taberi bunu aradaki boşluğu doldurmak için yapmış olabilir. Aslında Yezit’ten bahsedilirken, onun Nizek Tarhan’ın hazinesini ve malını yağmalaması olayı var. Aynı olayı 704 yılında kardeşi Mufaddal da yapmış. Bunların hiç birinin tarihi değeri yok. Daha önce dediğimiz gibi bu iki Arap komutanı dağda saklanmış, valilik yerine haydutluk yapmışlardır. Beş yıl boyunca Horasan’a bir vali bile tayin edilmediğine, hatta ne Toharistan, ne de Sicistan üzerine de her hangi bir ordu gönderilmediğine göre, 701-705 Türk isyanı ve bunun başarısı doğrudur. Bu zaman zarfında Irak valisi Haccac neredeydi? Tabii ki Arabistan’da! Daha doğrusu o, Hicaz valisiydi. Durum bunu gösteriyor. Haccac, yeniden Irak valisi olunca Kuteybe’yi büyük yetkilerle donatarak Horasan’a gönderdi.
5-Kuteybe Müslümanlığı kabul etmiş Toharistanlı Türk generali Nizak Tarhan ve onun askerlerinin desteğiyle Baykent’i almış, şehri yakıp yıkmış, yağmalatmış, pek çok Türkün boynunu vurdurmuş, aynı Türk generali Buhara seferine de iştirak etmiş, Arap ordusunun her saldırışını Buhara Türkleri püskürtmüş, Kuteybe’ye kötü dakikalar yaşatmışlardı. 707 yılında Buharalılar kaleyi Araplara teslim ettiler. Kuteybe tarafından bu şehrin yöneticisi Verdan Hudah ve ailesi öldürüldü, bu aileden önceki yönetici ailesinden Kınık Hatun’un oğlu Tuğşad, Buhar Hudah olarak hükümdar, yani Buhara’nın yeni yöneticisi tayin edildi. Nizak Tarhan olmasaydı Kuteybe bu şehri ve kalesini zapt edemezdi.
Arap tarihçileri ve edebiyatçıları Buhara melikesi hakkında çok şeyler söylemiş, hatta onu küçük düşürecek konulara da muhayyelelerinde yer vermiş, bunu yazıya dökmüşlerdi. Bunlardan biri evlenme meselesidir: O Sabit b. Osman adında birisiyle evlenmiş; melike bundan çok pişmanlık duymuştu. Nizek Tarhan’ın Müslüman olmasında büyük emeği bulunan arkadaşı Osman b. Mesut et-Temimi’nin Türk ileri gelenlerinden ve Tarhan ailesinden bir Türk hatun ile nikahlandığı da söylenir. Kadının adı verilmek istenmiyor ama, tahminimce o kadın, Kınık Hatun olabilir. Şöyle de deniyor: “Kuteybe, Tuğşad’a bütün Buhara hükümdarlığını iade etti. Onu saltanat tahtına ikinci defa oturttu. Melik ve saltanata giden yolu açtı. Bütün düşmanlarını da ondan el çektirdi”. Bunu diyen ise en-Narşahi. Burada kafayı kurcalayan bir durum var. Tuğşad’ın Kuteybe tarafından ikinci defa Buhara’nın başına oturtulduğu, bunun da 708 yılında olduğu söyleniyor. Buhara’nın Araplar tarafından fetih tarihi 707. O yıl başa getirilen Tuğşad, bir isyanla veyahut Müslüman olmadığı için tahttan indirilmiş olabilir. Herhalde Kuteybe onu 708 yılında ikinci defa tahtına çıkarmıştır. Bunun başka bir açıklaması yok. Ancak şu da olabilir. Buhara’nın Kuteybe’nin eline geçmesinin tarihi, 707 değil, 708’dir.
6- Kuteybe’nin niyeti Semerkant’ı da Nizek Tarhan’ın ve onun askerlerinin vasıtası ile zapt etmekti. Bu Türk beyi, Toharistan’ın Bazgis hakanı idi. Ona Nizek et-Türkişi de denilmekteydi. el-Yakubi, Nizek Tarhan’ın Müslüman olduktan sonra Abdullah adını aldığını söyler, ama onun ölümüne kadar Nizek Tarhan olarak anıldığı da vakidir. Onun Şakran Sul ve Salih adlı iki oğlu vardı.
7- Nizek Tarhan, aslında Toharistan beyiydi. Barmakoğlu Abdullah’ı öldürerek, Belh’in tek idarecisi olmuştu. Horasan valisi Kuteybe, Belh üzerine gelince, kaleye çekilmiş, Kuteybe’nin ona Mesutoğlu Osman et-Temimi vasıtası ile Müslümanlık teklif etmesiyle bu dine girer görünmüş, böylece Belh’in işgalini önlemiş ama, emrindeki Türk askerleriyle birlikte Kuteybe’nin saflarında yer almıştı.
Osman b. Mesut et-Temimi’nin Arap yönetimi aleyhtarı olduğu, Türk büyüklerine sığındığı söyleniyor. Kuteybe’nin, diğer Türk beyleriyle birleşen Nizek Tarhan ile baş etmesi pek mümkün değildi. Kanaatimce onun casusu bu Osman’dı. Kınık Hatun’u da onun vasıtası ile Buhara’dan uzaklaştırdığına göre, bu mümkündür. Nizek Tarhan’ın Müslüman olduktan sonra, Kuteybe’nin emrine girmesinde de herhalde Osman b. Mesut et-Temimi’nin rolü var. Böyle biri nasıl Arap yönetimi karşıtı olabilir?
8- Yazıtta belirtilen kötü kişiler Araplar, yiğit kişiler Türkişlerdi. Göktürkler yenilmemiş ama, oyalanmış, Türkişlerin saldırısını def etmek zorunda kalmışlardı. Geri dönerlerken Kuteybe, bu sefer Göktürklerin karşısına Koşu Tutuk’u çıkardı. İtaat altına alınan Türkişlerin akabinde, ya Semerkant’ın yardımına koşmak için ordunun karargahına doğru yola çıkılmış veya o sırada Semerkant’ın düştüğü haberiyle, Ötüken’e hareket edilmiş de olabilir.
9- Huttal Türk beyi Sabbal, 701 yılından beri Nizek Tarhan’nın yakın dostu idi. Çapulcu Arap askerlerini Horasan’dan sürüp çıkarmak için Semerkant beyi İhşid Tarhun da dahil, 704 yılında birlikte hareket ederek, Abdullahoğlu Musa’yı Tirmiz’de yok etmiştiler. Kuteybe, Nizek Tarhan’ı öldürülmeden önce tutuklattığında, Nizek Tarhan’la hapishanede görüşenlerden biri de Sabbal’dı. İkisi geçmişi yad ederek kucaklaşmış ve ağlaşmıştılar. Kuteybe, ona dokunmamıştı. Neden?
10- Kuteybe, Semerkant’a girmeden önce, Oğuzbek’le anlaşma yapmış, (712) yılında onu çok ağır şartları ihtiva eden bir sözleşmeyi de imzalamak zorunda bırakmıştı. Oğuzbek bundan rahatsızdı. Aralarında neler olup geçtiğini bilmiyoruz ama, deniyor ki: Bu durum karşısında Akşit Oğuzbek, donup kalmıştı. Bundan kimsenin bir kuşkusu olmasın. Sanki kıyamet kopmuştu. Kuteybe, Nizak Tarkan gibi, bir çok Türk büyüğüne yaptığı kalleşliği ve hıyaneti ona da yaptı. Zaten Kuteybe Türk yurtlarındaki çoğu başarısını bu karakterine borçluydu. İki yüzlülük, sözünde durmamak onun şanıydı. Neylesin ki, Akşit Oğuzbek bunu anladığında iş işten geçmişti.
11- “Horasan’da hazırlanan İslam orduları Soğd ve Fergane’yi istila için, Ceyhun’un güneyinde Merv ve Belh’ten geçen eski askeri yolu takip etmişler; Türk alemi o sıra karşılaştığı büyük karışıklıklar arasında, arasıra fetihlere karşı epeyi başarılı darbeler de indiriyordu; hatta M.S. 712’de bir Türk ordusu Soğd’a girerek Kuteybe’nin Merv’e dönüşünden sonra isyanda bulunan yerli ahaliye büyük yardımlarda bulunmuş ve Araplar’ın elinde Semerkant’tan başka hiçbir şehir bırakmamıştı.”
12- Türkiş hanı Uçele’nin oğlu Soko, 712 yılında öldürülenler arasındaydı. Türk Bilge Kağan bile Bolçu’da savaştığını, Türkiş hakanının öldürüldüğünü söylüyor. Kara Türkeşlerden Sulu Han başa geçmişti. Soko Han bunun kardeşiydi.
13- Tonyukuk Yazıtı’nda “Demirkapı’ya kadar takip ettik. Oradan geri döndürdük. İnal Hakan’ı (Demirkapı’ya) Müslüman Araplara” doğru yolladık, deniyor. Burada Müslüman Araplar “Tezik” kelimesiyle belirtilmiş. Bu olay, yani Demirkapı seferi 711-712 yılları arası gerçekleşmiş ve 714 yılına kadar devam etmiştir. Oradan geri döndürdük derken, Kül Tigin (veyahut Bilge Kağan) kastedilmiş. Onun yerine durumu daha iyi anlamak için İnal Kağan gönderilmiş. Bu ise Moço Kapağan Kağan’ın oğlu, yani babasının yerine bakan prens
Günümüz Türkçesinde “Demirkapı” deyimi dağlardaki dar geçitleri belirtmek için kullanılmaktadır ama, o günkü “Demirkapı” deyimiyle Türklerin Güneybatı sınırlarının bulunduğu nokta kastedilmiştir. Sözü edilen nokta Belh kentini Semerkant’a bağlayan, Kuça kentinin çok güneyinde, on-yirmi metre genişliğinde, üç kilometre uzunluğunda bir boğazdır. 630 yılında Kaş’tan ve Toharistan’dan geçen meşhur bir Çinli seyyah, burada iki katlı bir demir kapının bulunduğunu söylemektedir. Çoğu Arap ve Fars yazarları da buradan “Demirkapı” olarak söz etmişlerdir. 1404 yılında Türkistan’a elçi olarak giden Avrupalı bir seyyah, eskiden burada bir demirden kapı varmış, geçitten Semerkant ve Buhara’ya bir ticaret yolu da geçmektedir, demektedir. Buradan Taşkent ve Fergane’nin de yol üzerinde bulunduğunu anlamaktayız. Göktürklerin akın güzergahının demek ki Maveraünnehir olduğu anlaşılmaktadır.
14- Çinlilerle anlaşmak için doğuya elçiler göndermişti. Onlardan olumlu cevap gelmesi üzerine dört bin Arap askeri Çin generali Sun Tusung’un emrine girdi. Tonyukuk yazıtında, bu adı geçen bu Göktürk vezirinin, Bilge Kağan, Kül Tigin ve İnal Kağan’ın birlikte yaptıkları ve Demirkapı’ya kadar uzanan Türkiş Seferi’nde, “Çinlilerin de (hazır) askeri var imiş” deniyor

Fahrettin ÖZTOPRAK, Babailer, Balkan Türkleri ve Şeyh Bedrettin, Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı, İstanbul 2010
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Kaan Ulas
OTAĞ BEKÇİSİ
Türkçü BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 4.956


Madem ki Türküz; o halde Türk gibi yazarız.


« Yanıtla #1 : 04 Ocak 2018, 17:46:45 »

ARAPLARIN TÜRKİSTAN'A GİRMESİ
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

ATSIZCA, ATSIZCILIK
Kaan Ulas
OTAĞ BEKÇİSİ
Türkçü BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 4.956


Madem ki Türküz; o halde Türk gibi yazarız.


« Yanıtla #2 : 28 Temmuz 2019, 22:34:14 »

Araplarn kahpeliği..
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

ATSIZCA, ATSIZCILIK
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.055 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.015s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.