TARİHİNİ KADERİNİ DEĞİŞTİREN ÇANAKKALE DESTANI
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 18 Şubat 2020, 19:02:18


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: TARİHİNİ KADERİNİ DEĞİŞTİREN ÇANAKKALE DESTANI  (Okunma Sayısı 2696 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
BOZKURT KEMAL
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 300


Yaşadıkça Türkçüyüz Hedef Turan.....


« : 27 Temmuz 2009, 16:50:45 »

BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI İÇİNDE AYRI BİR ÖZELLİĞİ OLAN, TARİHİN KADERİNİ DEĞİŞTİREN, YAŞAMAK HAKKINA ŞEREFİ İLE ULAŞAN BİR MİLLETİN KAHRAMANLIK DESTANI !!!

       5 dakikanızı ayırıp dedelerimizin ninelerimizin nelere göğüs gerdiğini okumanızı rica ediyorum

ANI
   Tüm siperlerde amansızca savaşan anzaklar ve türkler arasında bir genç anzaklı siperden
fırlayınca vuruluyor ve ağır biçimde yaralanıyor. Yaralanan anzak askeri çok acı bir biçimde top tüfek şarapnel sesleri arasında sesi çok acı duyuluyor. Bu duruma dayanamayan Türk genci onca bombanın kurşunun arasından siperinden fırlıyor. Ve o gence doğru durmadan hızlıca koşuyor. O Kahraman Türk askerini vurmak isteyen anzaklar başka Anzak arkadaşları başına silah dayararak ateş edersen vururum diyor.
Ve bir anda silahlar onar metre sıra ile devamlı kesiliyor. Ve bir tek ne silah ne top ne
başka bir ses duyuluyor. Kahraman askerimiz yaralı bağıran Anzak askerini usulca iki siper ortasından kaldırıyor. Ve Onu anzakların revirine kadar getiriyor. ve o Anzak gencini öpüyor. Sonra tekrar Türk siperine dönüyor. Ve savaş yeniden başlıyor.

ANI

İngilizlerin en büyük savaş gemilerinden Queen Elizabeth ve Ocean zırhlıları Koca Seyit’in bataryasının bulunduğu Kilitbahir önlerine gelmiş, kıyıyı top ateşine tutmuştu.
Ateş çemberi genişleye genişleye Koca Seyit’in bataryasına ulaşmıştı. Bataryanın sağına soluna mermiler peşpeşe düşmeye başlamıştı. Durumun kritik oluşunu gören batarya komutanı “sığınağa!” emrini vermişti. Fakat batarya erleri sığınağa ulaşmadan müthiş bir gürültü kopmuş, sanki yer yerinden oynamıştı. Koca Seyit de o gürültüden sonrasını hatırlamıyordu. Düşman gemilerinden atılan bir mermi cephaneliğe isabet etmiş, cephanelik havaya uçmuştu.
Bataryadaki erlerden on dördü şehit olmuş, yirmi dördü ise yaralanmıştı. Sadece Seyit ile Ali isimli arkadaşı yara almadan kurtulmuşlardı.
Sağlık erlerinin müdahelesiyle kendine gelen Seyit gözlerini açınca etrafta şehit olan arkadaşlarının cesetlerim görmüş ve arkadaşlarından durumu öğrenmişti. Bataryada ikisinden başka kimse kalmamıştı.
Bataryanın toplarından ikisi toprağa gömülmüş ve kullanılmaz hale gelmişti. Sadece bir tanesi kullanılabilir haldeydi. Onun da vinci kırılmıştı.
Koca Seyit, bir denizde hâlâ ateş püsküren düşman zırhlısına bir yerde yatan şehitlere bir de topa bakmış ve büyük bir hırsla her biri 215 okka (276 kilo) ağırlığındaki mermilere yönelmişti. Arkadaşı Niğdeli Ali şaşırmıştı, Koca Seyit ne yapmak istiyordu. Seyit, şaşkın şaşkın kendisine bakan arkadaşına “yardım et de mermiyi yükleneyim” demiş, ardından da “Ya Allah” diyerek koca mermiyi kavramış ve Ali’nin yardımıyla sırtlamıştı. 276 kiloluk yüküyle 28′lik topun altı basamağını çıkan Koca Seyit mermiyi topun ağzına yerleştirmeyi başarmıştı. İmanın hem nur hem de kuvvet olduğunu göstermişti Koca Seyyit. Bu hakikati bütün dünyaya ilan edecekti. Şimdi bütün dikkatini vermiş önünde canavar gibi duran Ocean’ın üzerine çevirmişti topun namlusunu. Hedefi iyice tesbit edip nişanının doğru olduğuna kanaat getirdikten sonra “Ya Allah, bismillah!” diyerek topu ateşlemişti. Topun gürlemesiyle birlikte karşıdaki düşman gemisinden yoğun siyah bir duman yükselmişti. Anında yalpalamaya başlamıştı. Koca gemi isabet almıştı. Gemi personelinin sesleri kıyıdan duyuluyordu. Vurmuştu Koca Seyit, koca kefere gemisini. Ve mağrur düşmanın koca gemisi batacaktı.
Düşmanlar Mecidiye bataryasının safdışı edildiğini zannetmekteydiler. Kilitbahir cephesindeki komutanlar da aynı kanaate varmışlardı. Fakat Mecidiye bataryasından ateşlenen bir top düşman gemisini batırmıştı işte.
Batarya komutanı Hilmi Bey derhal Mecidiye bataryasına koşmuş ve topu Seyitle arkadaşının ateşlediğini öğrenmişti. Hemen oracıkta onbaşı rütbesini takmıştı Seyit’e. Komutanlar takdirlerini bildirmekteydi.Batarya Komutanı Hilmi Bey ‘ne istersin Seyyid'’ dediğinde ‘’Kumandanım tayınım az geliyor iki tayın isterim'’ demiş, fakat ikinci yemekte ‘’arkadaşlarım bir tayın alırken ben iki tayın alamam'’ diye hakkından feragat etmiştir.
“Nasıl yaptın?” sualine ise şu cevabı veriyordu. Tanrı'nın yardımıyla

ANI

Yüz binlerce vatan evladının şehit düştüğü Çanakkale Savaşı, Anadolu’nun her köyünde ayrı bir destan olarak yaşıyor.
Kastamonu’nun Güzlük köyünden 40 yiğit de cepheye koşarak, destansı mücadelede yerlerini almış. Bunlardan 36’sı şehadet mertebesine ulaşmış. Gazi olarak geriye dönenlerin sayısı ise sadece 4. Osmanlı arşivlerinde Çanakkale’de en fazla şehit veren köy olarak geçen Güzlük, şimdi bununla övünüyor.
Köyün en yaşlısı Hasan Kanatlı, o yılları, “Köyde erkek kalmadığı için her işi kadınlar görürdü. Ölen yaşlıların cenazelerini kadınlar kaldırır, hayvan kesilmesi gerektiğinde yine bıçağı kadınlar eline alırdı. Nasıl kesileceğini bilmediklerinden hayvan çok acı çekerdi.” diye anlatıyor. Kanatlı’nın, annesinden dinlediği kadarıyla, bir ağustos ayında zaptiyeler seferberlik ilan edildiğini söyleyip eli silah tutan bütün erkekleri askere almış. Hep birlikte köyün camisinde kılınan namazın ardından yapılan dua ile sefere çıkılmış.
27 köyden toplanan askerler önce Türbeli köyünde 15 günlük eğitime tabi tu-tulur. Ardından Çanakkale’ye ***ürülür. Hasan amca uğurlamayı anasından dinlemiş; ama sonraki sıkıntı, çile dolu günleri en ağır şekilde yaşayanlardan. Kıtlık yıllarında bir dilim ekmeğe hasret kalmışlar.
Şehitlerden bazılarının çocukları şimdi 80-90 yaşında. Çanakkale’den dönenlerden Aziz Onbaşı’nın oğlu Mehmet amca, “40 kişi gitmişler.” diyor ve ekliyor: “Bunlar arasından dönebilenler ise babamla birlikte Ali Çavuş, Topuz Mehmet ve Topal İsmail.” Şaban Kanatlı ile Kamil Karayer’in dedeleri de 18 yıl boyunca cepheden cepheye koşarak savaştıktan sonra gazi olarak köye dönenlerden. Askere gittikten bir süre sonra Balkan Harbi başlamış. Harbin bitmesinden sonra terhis olmadan Çanakkale cephesine geçmiş.
İngilizlere esir düşmüş. Köyüne gelirken yolda karşılaştığı genç bir kıza ‘Kimin kızısın?’ diye sorması, geride bıraktığı yılları da ortaya koymuş. Sorunun cevabından kendi olduğunu anladığında sarılmışlar birbirlerine. Baba-kız ilk defa orada karşılaşmış. Mehmet Yaltıraklı belki de köyün en şanslılarındandı. Çünkü babası Aziz Onbaşı, Çanakkale’ye 40 arkadaşıyla gidip geri dönmeyi başarabilmiş dört kişiden biri. 82 yaşındaki Mehmet amca, 14 sene askerlik yapan gazi babasının 1963 yılında vefat ettiğini anlatıyor.
Resul Çuvalcı da babası dönebilenlerden. Önce Balkan Savaşı’na arkasından da Çanakkale Harbi’ne katılır. İngiliz gemisi ‘yarım dünya’nın batışı sırasında oradaymış ve geminin batmasının bir saat sürdüğü anlatılırmış. Birinci Cihan Harbi bittiğinde köye döner, ancak Kurtuluş Savaşı başladığında yeniden cepheye koşar Resul amcanın babası. İnönü savaşlarına katılır, Sakarya’da yaralanır. Ilgaz’da olduğu haberi gelince, anası gidip alır yaralı vaziyetteki babasını. Kastamonu’nun Araç ilçesi Birinci Dünya ve Kurtuluş savaşlarında en fazla katılımın ve en fazla şehidin verildiği yerlerden. Bu sebeple Araç’taki askerlik şubesine bir anıt yaptırılmış. Çanakkale’de verilen kayıplarla ilgili tam bir bilgiye ulaşamadıklarından Kurtuluş Savaşı’nda verilen şehitlerin isimleri yazılmış anıta
DERS ÇIKARILACAK SÖZ    Gözlerimizi kapayıp tek başımıza yaşadığımızı düşünemeyiz. Memleketimizi bir çember içine alıp dünya ile alakasız yaşayamayız... Aksine yükselmiş, ilerlemiş, medeni bir millet olarak medeniyet düzeyinin üzerinde yaşayacağız. Bu hayat ancak ilim ve fen ile olur. İlim ve fen nerede ise oradan olacağız ve her millet ferdinin kafasına koyacağız. İlim ve fen için kayıt ve şart yoktur.
                                                  M.Kemal.ATATÜRK


Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
 
Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
Kaan Ulas
OTAĞ BEKÇİSİ
Türkçü BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 5.371


Madem ki Türküz; o halde Türk gibi yazarız.


« Yanıtla #1 : 18 Mart 2015, 16:03:40 »

Atalarimiz bir destan yazdı, biz ise layık evlat olamadık onlara.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

ATSIZCA, ATSIZCILIK
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.216 Saniyede 23 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.013s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.