AV,AVCILIK,ATICILIK(SPOR) VE HAYVANCILIKLA İLGİLİ KELİMELER VE KAVRAM ALANLARI
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 30 Mayıs 2020, 21:07:22


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1] 2 3 4
  Yazdır  
Gönderen Konu: AV,AVCILIK,ATICILIK(SPOR) VE HAYVANCILIKLA İLGİLİ KELİMELER VE KAVRAM ALANLARI  (Okunma Sayısı 49583 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
K A L K A N
Atsızcı
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.927


YAŞAMIMIZI DÜŞÜNCELERİMİZ YÖNETİR


« : 19 Şubat 2010, 11:03:10 »

Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın


Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
Ucretsiz Resim yukle ve Paylas" border="0





AV, AVCILIK VE HAYVANCILIKLA İLGİLİ KELİMELER VE KAVRAM ALANLARI I

İnsanlık tarihi kadar eski olan avcılık, başlangıçta insanların yabanî hayvanlardan korunmak, karınlarını doyurmak amacıyla daha sonraları ise bu temel sebepler yanında geçimlerini sağlamak, eğlence spor amaçlı olarak yaptıkları bir iş, bir uğraştı. Türk tarihinin en eski dönemlerinden itibaren avcılığın Türkler arasında da beslenme, geçim ve spor amacıyla yapıldığını Türk dilinin en eski metinlerinden öğrenmekteyiz.
Tonyukuk Yazıtında “kiyik yiyü, tabışkan yiyü olurur ertimiz ‘yaban hayvanları yiyerek, tavşan yiyerek yaşıyorduk.’”1 cümlesinde Türklerin geyik (yabanî hayvanlar / av hayvanları) ve tavşan avladıklarını onların etlerini yediklerini öğreniyoruz.
Yine Uygur dönemi eserlerinden Budacılığa ait bir el yazması olan İyi ve Kötü Prens Öyküsü’nde de hayvancılık ve avcılığın Türkler arasında yaygın olduğunu görmekteyiz. “Tarıg tarıyu amarı tınlıglarıg quşçı, keyikçi, balıqçı avçı, torçı, tuzaqçı bolup ayıg qılınç qılur tınlıglarag ölürür”2 cümlelerinde de Uygurlar döneminde tarım, hayvancılık ve avcılığın bilindiği, insan hayatının bir parçası olarak toplum hayatında yer aldığı görülmektedir.
Eski Türkçe dönemi metinlerine dayalı olarak hazırlanan sözlüklerde ve bunlardan biri olan Ahmet Caferoğlu’nun Eski Uygur Türkçesi Sözlüğü’nde de Uygurlar döneminde kullanılan hayvancılık ve avcılıkla ilgili pek çok kelime ve terim yer almaktadır. “Adıg, adgar, at, avçı, avlamak, bars, balık, balıkçı, kuşçu, tor, torçı, böri, kunduz, kurt, keyik vb.”3
Diğer toplumlarda olduğu gibi Türklerde de tarihî dönemlerden itibaren avcılığa çok önem verilmiştir. Ancak bunun düzenli bir örgüt haline gelmesi ve bilimsel bir eser niteliğinde yazdırılması Selçuklu sultanı Sultan Melikşah dönemine rastlamaktadır. Bu konuda, Üçbaş “ Büyük Selçuklu sultanı Sultan Melikşah, pek çok av üstadına danışarak avcılık konusunda, dünyada ilk bilimsel kitap olan Saydnâme-i Melikşâh’ı yazdırttı. Felhak b. Mehmed’e yazdırtılan bu Farsça kitap, daha sonra Fransızcaya çevrilerek pek çok kitaba kaynaklık etmiştir.”4 demek suretiyle, Selçuklular döneminde avcılığa verilen değeri bildirmektedir.
Dede Korkut Hikâyelerinden “Begil Oğlı Emrenün Boyı”5 hikâyesinde de Oğuz Türkleri arasında avcılığın nasıl yapıldığı ve av hayvanlarının neslinin tükenmemesi için nasıl davranıldığına dair bilgiler ve insanlık için önemli dersler yer almaktadır.
Tarihî metinler Türkçenin söz varlığının geçmiş dönemlerine ışık tutmaktadırlar. Biz bu gün kullandığımız kelime hazinemizin / söz varlığımızın bir kısmının tarihî dönem metinleri içerisindeki maceralarına, nasıl kullanıldıklarına, nasıl bir değişim yaşadıklarına da metinler aracılığıyla tanık olabilmekteyiz. Eski Türkçenin av, avcılık ve hayvancılıkla ilgili pek çok kelimesi ya aynen ya da bir kısım fonetik farklılaşmalarla günümüze ulaşabilmiştir.

Doğan Aksan’ın da dediği gibi “Bu güne kadar hiç değişmeden gelen ve temel söz varlığımız içerisinde düşünülen ögeler arasında vücutla, organlarla ilgili baş, yüz, kaş, kan, saç, öd… gibileri görülmekte, bunlardan boguz (boğaz), elig (el), kulkak (kulak), adak (ayak) gibilerinde ise küçük ses değişimleri göze çarpmaktadır. … Bunlara adgır (aygır), kiyik (geyik), bars (pars), buka (boğa) gibi hayvan adlarını da …ekleyebiliriz.6 Türkçenin kelimelerinin bir kısmı hiç değişmeden günümüz lehçe ve şivelerine ulaşırken bazıları ses farklılıklarıyla günümüze ulaşabilmiştir.
Av ve avcılık ile ilgili kelimeler ve kavram alanları
Türk kültürünün durmadan geliştiği uzun yüzyıllar içinde, Kâşgarlı Mahmud’un dünya Türklüğüne ve bilim dünyasına armağan ettiği Divânu Lugat’it Türk adlı meşhur eseri, bugün bile büyük ve özgün bir eser olma özelliğini korumaktadır. Bugün, geniş coğrafyaya yayılmış, birbirlerinden az ya da çok farklı Türk lehçelerine ayrılmış bulunan dilimizin en eski ve birleştirici kaynağıdır.
Bu kaynak eserle Türk obaları, bozkırları, Türk kültürünün varı yoğu bir araya toplanmış ve kendi deyimiyle zihnimize nakşedilmiştir.
Türkçenin Karahanlı sahasında meydana getirilmekle beraber, Kâşgarlı’nın ulaşabildiği Türk coğrafyasının, Türk dünyasının söz varlığını, kelime hazinesini toplayan şaheseri Divânu Lugâti’t Türk’ünde de ortak kültürün, ortak dünya görüşü ve sosyal hayatın izlerini takip edebilmekteyiz. Eserde ortak kültür ve sosyal hayatın yansımaları olarak o dönemin Türk dünyasında bulunan ve Türk toplumunun ekonomik ve sosyal hayatında etkili olan avcılık ve hayvancılıkla ilgili kavramlar, nesneler ve inançlarla ilgili kelimeleri, deyimleri görmekteyiz.
Bilinçli ve geniş görüşlü bir Türkçü olan Kâşgarlı, çağının bir etnografı olarak, Türk göçebe yaşam ve kültürünün belirli noktaları üzerinde durmayı unutmamıştır. Eserde ortak kültür ve sosyal hayatın yansıması olarak gördüğümüz unsurlar arasında hayvancılık ve avcılıkla ilgili kavramlar ve bunların dile yansımaları önemli yer tutmaktadır.
Diğer milletlerde olduğu gibi, Türkler de tam yerleşik hayata geçmeden önce göçebe-yarı göçebe bir hayat tarzı sürdürüyorlardı. Bu yaşayış tarzının bir sonucu olarak da toplayıcılık, avcılık ve yaylacılık yaşantı şekillerini sürdüren Türk milleti, ordu ulus tipi bir yapıya sahipti. Bu konuda Kamil Üçbaş da “Tarihteki Türk devletleri tam yerleşik düzene geçinceye kadar ordu-ulus tipi bir yapıya sahipti. Bu düzende ulus, silahlı olup bir savaş ihtimali belirince çok kısa sürede ordu haline geçebilmekteydi. … Büyük sürek avları ile askeri strateji arasında yakın benzerlik olduğundan sürek avları aynı zamanda askeri eğitim aracı olarak da kullanılmıştır.”7 demek suretiyle avcılığın ve sürek avlarının Türk toplumunda yaygın olduğunu belirtmekt
Divanda geçen sıgır kelimesi ile belirtilen av, sürek avıdır. Hakanın katılımı dolayısıyla da bu av muhtemelen büyük ve kalabalık bir av olmalıdır. Divanda bu kelime şöyle anlatılmıştır: “Hanların halk ile beraber yaptığı bir çeşit av, öyle ki hanın adamları ormana, kıra dağılırlar yaban hayvanlarını önlerine katarak hanın olduğu yere doğru sürerler, yorulmaksızın bulunduğu yerden önüne çıkan hayvanları vurur, sürgün avı”8.

Avcılık ve av silahları :
Divan’da, Kâşgarlı’nın yaşadığı dönem sosyal, kültürel, ekonomik özellikleriyle, kısaca toplumsal hayatın bütün yönleriyle işlendiği görülmektedir. Toplumun o dönemde hayvancılık, tarım ve avcılıkla ilgili hayatı hakkında da Divandan pek çok bilgileri, ipuçlarını elde edebildiğimiz gibi bu kavramlarla ilgili kelimelerin Türk dünyasındaki kullanımları hakkında da ayrıntılı bilgiler edinmekteyiz.
Divanda avcılık ve av silahlarıyla ilgili şu kelimeler yer almaktadır.
amaçlıg : Nişangah, Atış yapmak için yer I-150
argag : Balık avlamak için kullanılan ucu eğri demir, olta I-141
awla- : Avlamak awlalmak I-295, awlanmak I-298
çanka : Bir çeşit tuzak I-427
Av, Avcılık Ve Hayvancılıkla
İlgili Kelimeler Ve Kavram Alanları 262
kez : Ok kezi I-326
kalabuz : Kılavuz 487
kiş : Sadak III-126
koguş : Ok yapmak için kesilen ağaç I-369
küzün : Kendisiyle serçe kuşu, tarla sıçanı, köstebek gibi şeyler avlanan sıçan cinsinden bir hayvan I-404
okluk : Sadak I-100
salngu : Kendisiyle çakıl atılan sapan III-379
süngü : Mızrak, süngü III-368
taygan : Tazı III-175
teke : Boynuzundan yay yapılan erkek geyik III-228
temürgen : Ok temreni I-522
tış : Sapan demiri III-125
tili : Ok temreni üzerine sarılan sırım III-233
tor : Tuzak, kuş ve balık avlanan ağ III-121
tüweklik : Serçe kuşu vurmak üzere üfürülerek yuvarlaklar atmak için oyulan ağaç dalı I-508
ukruk : Kement I-100
ularlıg tag : Kekliği çok dağ I-148
ulun : Temrensiz ok I-78
ulunlug er : Temrensiz, yeleksiz okları bulunan kişi I-148
üçlüç . Başları demirle birleştirilerek üç çubukla yapılan tavşan tuzağı I-95
yapgak . Kuş avlanan bir çeşit tuzak III-42,
yeten : Kendisiyle ok atılan tahta yay III-21
Yukarıdaki kelimelerde de görüldüğü gibi Türkler arasında kara avcılığı yanında, suda yaşayan balıkların avlanması ve havada uçan kuşların avcılığı da yaygın bir şekilde bilinmektedir.
Yine yukarıda sıralanan kelimeler avcılığın şekli konusunda da bize bilgi vermektedir. Av hayvanlarının tuzakla (tor, yapgak, üçlüç, ukruk vb.) yakalanması yanında çeşitli silahlarla (süngü, tüweklik, argag, salngu vb.) vurularak öldürülmesi şeklinde elde edilmelerinin de söz konusu olduğunu eserdeki kelimelerden öğrenmekteyiz.
Hayvancılık ile ilgili kelimeler ve kavram alanları :
Divanda geçen hayvanları, evcil hayvanlar ve yabani hayvanlar şeklinde iki grupta incelemek mümkündür. Türkler çok eski tarihlerden itibaren pek çok hayvanı evcilleştirmişler, onların yumurtasından, etinden, sütünden ve derisinden faydalanmışlardır.
Evcil hayvanlar içerisinde at, sığır, keçi, koyun, tavuk, ördek gibi bu günde insanların besledikleri evcil hayvanlara ve bunlarla ilgili kavramlara rastlanmaktadır. Evcil hayvanlar içerisinde at özel bir değere sahiptir. At hem binek ve ulaşım aracı olarak ulaşımda, hem de askeri bir güç olarak savaşlarda kullanılmıştır. Ayrıca etinden ve sütünden de faydalanılması atı Türkler arasında özel bir konuma getirmektedir. Buna bağlı olarak da atla ilgili pek çok kavram ve kelime Divanda da geçmektedir. Atın rengi, cinsi, yürüyüşü, özellikleri ve malzemeleriyle ilgili pek çok kavram ve kelime ortaya konulmuştur. Bunlardan bazıları anlamlarıyla birlikte aşağıda sıralanmıştır:
adgır : Aygır I-95,
arkun : Yaban aygırıyla evcil kısraktan olan at, koşuyu en çok bu atlar kazanır I-107,
artut : At ve ata benzer armağan olup beylere ve başkalarına verilir I-109,
at : at I-34,
at tur- : At zayıflamak III-181
atlan- : Ata binmek, atla hazır olmak II-254
bırkır-: Atın homurdaması, genizden ses çıkarması II-171
bi : Kısrak III-206,
bulak at : Boyu kısa sırtı geniş at I-379,
butık: Atın ayak derisi çıkartılarak yapılan tulum, içine kımız ve benzeri şeyler konur I-377
bül at : Ayaklarında aklık bulunan, sekili lan at, alnı akıtmalı olan ata da ugar bül denir. 1-335,
kemlen- : Atın hastalanması II-253,
kevel at : Yürüyüşlü, küheylan at I-395,
kır at : Kır renkli ata denir I-324,
komuk: At gübresi, başka gübreye bu ad verilmez I-383,
taz at : Alacalı at III148,
tezek : At gübresi 1-386,
tıg at : Kırmızı ile doru rengi arasındaki at III-127,
torug at : Doru renkli at I-374,
tulun : Atın sağ ve sol dulunundaki kemik I-401,
turun- : Atın arıklaşması, zayıflaması II-146,
tuwur- : Atın kulaklarını dikmesi II-73,
tüküz at : Alnında bir parça beyaz bulunan at I-365,
tüm : At renklerinden düz renk I-338,
üstem : Eğere, kemerin başına, tokalara işlenen altın, gümüş I-107,
yalıg : At yelesi III-13,
yund : At III-7,
Divanda yer alan yabanî hayvanlar, insanların, etinden derisinden faydalandığı av hayvanları ile insanın doğada karşılaştığı böcekler, sürüngenler ve diğer hayvanlardır. Av hayvanları dışında kalan böcek, sürüngen ve diğer hayvanlardan bir kaçı aşağıda örneklenmiştir.
kelegü: Geleni, tarla sıçanı cinsinden bir hayvancık I-448
çumalı : Karınca I-448,
kepeli : Yarasa, gece kuşu I-448,
kuzgun : Kuzgun I-440
semürgük : Bülbüle benzer kuş II-295,
sıçgan : Fare, sıçan I-438
sırıçga : Çekirge I-489,
siñek : Sinek II-13,
yabakulak : Baykuş III-56,
yılan : Yılan I-127, III-39,
Av hayvanları :
Avcılık, diğer toplumlarda olduğu gibi Eski Türklerde toplumsal hayatın bir parçası olarak topluma ekonomik ve beslenme açısından katkıda bulunmuş, hayatlarını etkilemiştir. Türklerin, Kâşgarlı’nın eserini meydana getirdiği dönem ve öncesinde avladıkları, etinden derisinden, kürkünden faydalandıkları ve Divanu Lügati’t-Türk’te de yansımalarını bulduğunuz av hayvanları ve onlarla ilgili kavramların adları da, Divandaki cilt ve sayfa numaralarıyla aşağıda gösterilmiştir.
adhıg : Ayı I-63,
arslan : Aslan III-412,
asrı : Kaplan I-126,
ayayarsgu : Yarasa III-433,
badh : Toy kuşu III-121,
baybayuk : Kelebek kuşu da denilen bir kuş III-179,
böri : Kurt, I-36, II-97, III-219,
ıl kuş : Atmaca I-331,
ıvık : Geyik I-67,
karakuş: Tavşancıl, I-331,
karsak: Derisinden güzel kürk yapılan bir hayvan I-473,
kaşgalak : Ördekten küçük bir su kuşu I-528,
kaz : Kaz I-487,
keyik : Geyik, yaban hayvanı III-168,
kıl kuş : Ördeğe benzer bir kuş, ilkbaharda gelir I-337,
kiş : Samur III-128,
koy : Koyun III-142,
kuş : Kuş, bütün kuşların adıdır I-331,
kuzgun : Kuzgun I-439
küzün : Kendisiyle serçe kuşu, tarla sıçanı, köstebek gibi şeyler avlanan sıçan cinsinden bir hayvan I-404,
merdek: Ayı yavrusu I-480,
pars : Pars I-345,
porsmuk : Porsuk III-417,
sanduvaç : Bülbül III-178,
sangkur : Sankur kuşu, yırtıcı kuşlardan biri III-381
semürgük : Bülbüle benzer kuş II-295,
sıgır : Sıgır, büyük baş hayvanlar, bir tür av I-364,
sugur : Kelere benzer bir çeşit ada tavşanı I-363,
sukak : Beyaz geyik II-287,
süwlin : Sülün I-477,
şa : Alacalı bir kuş III-211,
tadun : Bir yaşındaki buzağı III-171,
tartar : Kumruya benzer kuş I-485,
tavışgan : Tavşan I-153,
taygan : Tazı III-175,
tewi kuş : Deve kuşu I-389,
tilkü : Tilki, I-54, II-15
toy : Toy kuşu III-142,
turıga : Turga kuşu, bir çeşit serçe III-174,
ürng kuş : Akdoğan III-144,
yabakulak : Baykuş III-56,
yangan : Fil III-376,
yun kuş : Tavus III-144,
yund : At I-235, II-153,

1 Talat Tekin, Tonyukuk Yazıtı, Simurg Yay., Ankara 1994, s.4-5;
Muharrem Ergin, Orhun Abideleri, 29. baskı, Boğaziçi Yay., İstanbul 2002, s.66-67.
2 J. Russel Hamilton, (Çev: Köken, Vedat), İyi ve Kötü Prens Öyküsü, TDK Yay., Ankara 1998, s.11.
3 Ahmet Caferoğlu, Eski Uygur Türkçesi Sözlüğü, TDK Yay., Ankara 1968
4 Kamil Üçbaş, Avcının Temel Eğitim Kitabı, 4 Renk Yay., Ankara 1999, s.22.
5 Muharrem Ergin, Dede Korkut Kitabı I Giriş Metin Faksimile, TDK Yay. Ankara 1989, s.216-217. Turkish Studies
International Periodical For the Languages, Literature
6 Doğan Aksan, Anadilimizin Söz Denizinde, Bilgi Yayınevi, İstanbul 2002, s.35-36.
7 Üçbaş, a.g.e., 1999, s.21. Turkish Studies
International Periodical For the Languages, Literature
8 Besim Atalay, Divanu Lûgat-it-Türk I-IV, dördüncü baskı, TDK Yay. Ankara 1988, C..I, s.364.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

SEN  TANRI   DEĞİLMİSİN ,  ADINI    YARGILATMA
SANA   TANRI   DEYİNCE ,  DİNİMİ     SORGULAMA
YA  ADAM  ET  BUNLARI , YA  BERABER  YAŞATMA
KANI  BOZUK  OLANLAR  "TÜRK'ÜM" DİYEMESİNLER
𐱃𐰀𐰴𐰾𐰃𐰤 𐰴𐰀𐰞𐰴𐰀𐰣
K A L K A N
Atsızcı
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.927


YAŞAMIMIZI DÜŞÜNCELERİMİZ YÖNETİR


« Yanıtla #1 : 19 Şubat 2010, 11:06:54 »

Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın


Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın

AV, AVCILIK VE HAYVANCILIKLA İLGİLİ KELİMELER VE KAVRAM ALANLARI II

Av hayvanlarının bir kısmı beslenmek-yenmek amacıyla avlanırken bir kısmının da derisi, kürkü için avlandığı ve bunların giyim eşyası olarak kullanıldıkları görülmektedir. Av hayvanlarının ayrıca derisi, kürkü ve bunlardan elde edilen giyim malzemeleri ile etlerinin de ticari amaçlı olarak da kullanıldıkları görülmektedir. Karsak, adhıg, ıvık, sugur, tavışgan, tilkü, kiş vb. hayvanlar daha çok deri ve kürkleri için avlananlardır.
Av hayvanları dışında pek çok hayvan adı da, Divanda geçmektedir. İlhan Çeneli’nin Divanda tespit ettiği hayvan adlarının sayısı 272 tane9 olup bunların bir kısmı evcil hayvanlar bir kısmı av hayvanları, bir kısmı da tabiatta bulunan böcek cinsi hayvanlardır. 272 kelime içerisinde bu gün kullandığımız, bazı fonetik farklılıklara uğramış kelimelerin eski şekilleri de yer almıştır. Bars-pars; karınça-karınçak ‘karınca’; süglin–süwlin ‘sülün’ vd. gibi.

Tespit ettiğimiz hayvan ve hayvanlarla ilgili kavram kelimelerinin sayısı yaklaşık 650 civarındadır. Bunlar arasında, dönemin sosyal ve iktisadi hayatına etkileri ölçüsünde az veya daha çok kullanılan kavramlarla karşılaşmaktayız.
Divanda tespit ettiğimiz av, avcılık ve hayvan adlarının geçtiği bazı atasözleri de aşağıda sıralanmıştır. Ata sözlerinin bir kısmı da bazı fonetik değişimlerle günümüz Türkçesinde aynı yapı ve anlamda kullanılmaktadır. Ata sözlerinde geçen hayvan adları benzetme ve anlam aktarımı yoluyla insan hayatını ve insanın ulaştığı tecrübeleri etkili bir şekilde ifade için kullanılmıştır.
Abçı neçe al (tep), bilse, ayıg anca yol bilir (I. 63), (I. 332), Avcı ne kadar hîle bilse, ayı o kadar yol bilir.
Alımçı arslan, berimçi sıçgan (I. 75) (I. 409), Alacağına arslan, vereceğine, borcuna sıçan.
Alın arslan tutar, küçin sıçgan (kösgük, oyuk) tutmas (III. 412), II. 289) (I. 81), Hîle ile arslan tutulur, zor ile güç ile sıçan (nazar, hayâl) tutulmaz.
Arpasız at aşumas, arkasız alp çeriğ sıyumas (I. 123), Arpasız at aşamaz, arkasız yiğit rakibini yenemez.
Arslan karısa sıçgan ötin ködezür (III. 263), Kocayan arslan sıçan deliğini gözler.
Arslan kökrese at ayakı tulaşır (II. 146), Arslan kükrese atın ayakları dolaşır.
Bir tilkü terisin ikile soymas (III. 244), Bir tilkinin derisi iki defa soyulmaz, yüzülmez.
Boldaçı buzagu öküz ara belgülüğ (I. 528), Öküz olacak buzağı, kendisini belli eder.
Böri koşnısın yemes (III. 220), Kurt komşusunu yemez.
Böriniñ ortak, kuzgunuñ yıgaç başında (I. 439), Kurdun avı ortaklı, kuzgunun avı ağaçda kendine ait olur.
Iñan ıñrasa botu bozlar (I. 120), Dişi deve inlese yavrusu bağırır, bozlar.
It ısırmas, at tepmes teme (I. 178), İt ısırmaz at tepmez deme.
Kaz kopsa ördek kol iğ igenür (I. 104), Kaz giderse ördek göle sâhib çıkar.
Kuş balası kusınçıg, it balası okşançıg (III. 232), Kuş yavrusu süs için, it yavrusu okşamak için
Kuş kanatın, er atın (I. 34), Kuş kanadı ile, kişi atı ile varır, uçar.
Muş oglı muyabu togar (II. 14), Kedi yavrusu miyavlayarak doğar
Muş yakrıka tegişmes, ayur kişi neñi yaraşmas (II. 105), Kedi asılı yağa (kavurmaya), erişemez, gevezenin malı kişiye yaramaz.
Oglak yiliksiz, oglan biliksiz (I. 119), Oğlak iliksiz, çocuk bilgisiz olur.
Öküz ayakı bolgınça buzagu başı bolsa yeğ (I. 59), Öküz ayağı olmaktansa, buzağı başı olmak yeğdir.
Süsegen udka Teñri müñüz bermes (III. 364), Süsegen öküze Tanrı boynuz vermez.
Tay atatsa at tınur, oğul ereyse ata tınur (I. 206), Tay atlaşınca at dinlenir, oğul erginleşince babası dinlenir.
Taygan yügrügin (yügürgenni), tilkü sefmes (III. 175) (II. 15), Tazının hızlı koşanını tilki sevmez.
Yayag atı çaruk, küçi azuk (I. 381), Yayanın atı çarık, gücü azıkdır.
Yazıda böri ulısa ebde it bağrı tartışur (III. 255), Düzlükde kurt ulusa, evde itin bağrı sızlar.
Yazıdaki süblin eyergeli, ebdeki takagu uçgınma (I. 447), Düzlükdeki sülünü ararken, evdeki tavuğu kaçırma.
Yılan kendü eğrisin bilmes, tefi boynın eğri ter (I. 127), Yılan kendi eğriliğini bilmez, deveye boynun eğri der.


9 İlhan Çeneli, “Divanü Lügat-it-Türk’te Hayvan Adları” Türk Kültürü Araştırmaları, Yıl XI-XII-XIII-XIV 1973-1975, Ankara 1975

             KAYNAKÇA
Aksan, Doğan, Anadilimizin Söz Denizinde, Bilgi Yayınevi, İstanbul 2002.
Aksan, Doğan, Anlambilim, Engin Yayınevi, Ankara 1999
Aksan, Doğan, Türkçenin Sözvarlığı, Engin Yayınevi, Ankara 1996.
Atalay, Besim (çev.), Divanu Lûgat-it-Türk I-IV, dördüncü baskı, TDK Yay. Ankara 1998.
Caferoğlu, Ahmet, Eski Uygur Türkçesi Sözlüğü, TDK Yay., Ankara 1968.
Çeneli, İlhan, “Divanü Lügat-it-Türk’te Hayvan Adları” Türk Kültürü Araştırmaları, Yıl XI-XII-XIII-XIV 1973-1975, Ankara 1975.
Ergin Muharrem, Dede Korkut Kitabı I Giriş Metin Faksimile, TDK Yay. Ankara 1989.
Ergin, Muharrem, Orhun Abideleri, 29. baskı, Boğaziçi Yay., İstanbul 2002.
Hamilton, J. Russel (çev: Köken, Vedat), İyi ve Kötü Prens Öyküsü, TDK Yay., Ankara 1998.
Kaplan, Mehmet, Kültür ve Dil, 13. baskı, Dergah Yay., İstanbul 2000.
Tekin, Talat, Tonyukuk Yazıtı, Simurg Yay., Ankara 1994.
Üçbaş, Kamil, Avcının Temel Eğitim Kitabı, 4 Renk Yay., Ankara 1999.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

SEN  TANRI   DEĞİLMİSİN ,  ADINI    YARGILATMA
SANA   TANRI   DEYİNCE ,  DİNİMİ     SORGULAMA
YA  ADAM  ET  BUNLARI , YA  BERABER  YAŞATMA
KANI  BOZUK  OLANLAR  "TÜRK'ÜM" DİYEMESİNLER
𐱃𐰀𐰴𐰾𐰃𐰤 𐰴𐰀𐰞𐰴𐰀𐰣
K A L K A N
Atsızcı
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.927


YAŞAMIMIZI DÜŞÜNCELERİMİZ YÖNETİR


« Yanıtla #2 : 19 Şubat 2010, 11:12:45 »

Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın


AV, AVCILIK VE HAYVANCILIKLA İLGİLİ KELİMELER VE KAVRAM ALANLARI III
                                       ABECELİ  SIRALAMA


adhgır : aygır
adhgırak : kulakları ak, vücudunun öbür tarafları kara olan erkek geyik; dağ keçisi, tekesi.
adhığ : ayı
adhma : bırakılan, salıverilen ba-şıboş.
adhrım : eğerin altına iki yana konan keçe, teyelti.
agıl : ağıl, koyun yatağı; (Oğuz-larca) koyun pisliği.
agna : hayvanlar yatıp yatıp debelenmek, kekemeleşmek, dili tutulmak.
agnat : hayvanları yatırıp debe-lendirmek; dili buruş-turmak; dili ağırlaştırmak.
aguj : ağız, memeli hayvanların doğurduğu zaman verdiği ilk süt.
aguz : ağız, memeli hayvanların doğurduğu zaman verdiği ilk süt.
ajmuk at : alacalı at.
ak at : boz renkli at.
akur : ahır.
al : hanlara bayrak, devlet adamlarının atlarına eğer örtüsü yapılan turuncu ipek kumaş.
alaca at : alaca renkli ala kır at.
alanğır : geleni, tarla faresi.
alavan : timsah.
alık : kuş gagası.
anğdı : yakalamak için hile yapmak, tuzak kurmak. ak; etrafını sarmak.
anğıla : anırmak eşek.
anğıt : ördeğe benzer zer kızıl renkli bir kuş.
aplan : sıçan cinsinden bir hayvancık.
ar böri : sırtlan.
aran : ahır, at tavlası.
aranlığ : ahırlı, ahırı olan.
arçı : heybe.
argag : balık avlamak için kullanılan ucu demir olta.
argun : sıçan cinsinden, yarım arşın uzunluğunda bir hayvan.
arıgla- : igdiş etmek, bir şey içinden iyisini seçmek ve toplamak.
arığ : bir kuş adı.
arıt : igdiş etmek.
arju : çakal.
arjulayu : çakal gibi
arkar : boynuzundan bıçak yapılan dişi dağ keçisi.
arkun : yaban aygırıyla evcil kısrak-tan olan at.
arsalık : hem erkekliği hem de dişiliği olan bir hayvan, aslık. (Oğuzca)
arslan : aslan
arslanlayu : arslan gibi arslanımsı
artıl- : yüklemek, binmek; ardılmak, bir binit üzerine başı bir tarafa, ayakları bir tarafa gelmek üzere heybe gibi ardılmak; erişilmek.
artın- : yüklenmek.
artış- : bir hayvanı ardmak ve yükletmekte yardım ve yarış etmek.
artut : armağan, beylere v.b. büyük-lere at ve benzer şeylerden verilen armağan.
arzu layu : çakal gibi.
arzu : çakal
asrı : kaplan, kaplan gibi iki renkli
aşbar : saman kepek ve ot gibi şeyler karıştırılıp ıslatılarak hazırlanan hayvan yemi.
at bırkığı : atın ve eşeğin genizinden ses çıkarması.
atan : iğdiş edilmiş deve.
atanlan- : iğdiş deve sahibi olmak.
atat- : tay, at olmak, atlaşmak.
atgar : ata bindirmek.
atanlığ : iğdiş edilmiş devesi olan kimse.
atlan- : ata binmek, atlanmak;bir şeyin üzerine çıkmak (Oğuzca); atlaşmak, at haline gelmek.
atlaş- : at ortaya koyarak, bahsine girmek atı ödül koyarak yarış etmek.
atlığ : atlı süvari.
aw : av.
aw- : toplaşmak, üşüşmek; etrafını çevirmek, avlamak.
awçı : avcı
awla- : avlamak.
awlat- : avlatmak.
aya yersgü : yarasa
aygır : aygır.
ayığ : ayı.
bagırçak : eşek semeri.
bagırlak : "bağırtlak" denilen kuş, Pterocles.
baka : kurbağa
bakanak : çatal tırnaklıların iki tırnakları arası ve iki tırnaktan her biri.
bakanuk : at tırnaklıların orta-sındaki tümsecik et parçası.
bakayak : çatal tırnaklıların iki tırnakları arası ve iki tırnaktan her biri.
bakayuk : at tırnaklarının orta sındaki tümsecik, et parçası.
bala : kuş ve hayvan yavrusu.
balala : kuş yavrulamak.
baldır kuzu : ilk doğan kuzu.
balık : balık.
balıkçın : balıkçıl kuşu.
balıklığ : balığı olan, balıklı.
balıksa- : balık yemek istemek.
barak : çok tüylü köpek.
baraklığ : köpeği olan kişi.
bars : pire, bit gibi hayvanların ısırmasından hasıl olan kabartı.
bars : Türklerin on iki hayvan takvimindeki yıldızlarından biri, pars yılı.
başgan : 50 100 rıtl ağırlığında büyük bir balık.
başgıl yılkı : başı ak, dört ayaklı hayvan.
başıl koy : tepesinde beyazı bulunan koyun.
başlağ yılkı : başıboş bırakılmış hayvan.
baybayuk : kelebek kuşu.
baynak : pislik, gübre.
be : koyun melemesi bildirir.
beçel : iğdiş edilmiş at veya başka hayvanlar.
bele : koyun melemek.
bırkığ : atın veya eşeğin genzinden ses çıkarması.
bi : " bö " denen böcek. (Oğuzca)
bi : kısrak (Oğuzlardan başka Türklerce)
biçin : maymun
biste : tecimeni evinde konak-latıp onun mallarını satıveren ve koyunlarını toplayan, tecimen giderken yirmi koyunda bir alan şahıs.
bit : bit.
bitle : bit aramak.
bodh : toy kuşu.
boka : boğa.
bokadh- : boğalanmak, boğa olmak, bk. bokat-
bokat- : boğalanmak, boğa olmak bk. bokadh-
boş yılkı : başıboş salınmış hayvan sürüsü.
botu : potuk, deve yavrusu.
boymul : boynunda beyazlık olan hayvan, moymul.
boynak : yılana ağı veren keler.
bög : bir çeşit örümcek, bög.
bögrül at : böğürleri ak olan at.
bögrül : böğrü ak olan hayvan.
bölük : hayvanlar bölüklere ayırmak.
bör leyü : kurt gibi.
böy : bir çeşit örümcek.
buç buç : kuşun ötmesi için " güzel güzel " yerinde söylenen bir söz.
buçgak : kesilmiş hayvan derisinden çarık yapılan uç.
bukak : kuş kursağı.
bukra : hayvan sıçramak, camışlık etmek.
bukrı : hayvan sıçramak, camışlık etmek.
bulağ : bir ayağı sekili at.
bulak : haşarı ürkek at.
bulak : at boyu.Kısa sırtı geniş at.
burslan : "bebür " denilen hayvan, erkek adı.
burunduk : yular, buruna geçirilen yular. yular burunduruk.
butık : atın ayak derisi çıkarılarak yapılan tulum.
butlu : devenin burnuna geçirilen yular, burunduruk. urunsallık, deve burnundaki yumuşak yer.
buzagu : buzağı.
buzagula- : buzağılamak, buzağı doğurmak.
büke : ejderha, büyük yılan.
bül at : ayakları sekili olan at. kili olan ayaklarında aklık bulunan at.
bülugar : alnı akıtmalı olan at.
bürge : pire.
bürgelen : öfkeden pire gibi sıçramak, pirelenmek.
cılday : atların göğsünde çıkan hastalık.
cuğdu : devenin uzamış olan tüyü.
çibek : atmacaya benzer bir kuş.
çibek : atmacaya benzer kuş.
çiwgin ot : hayvanları semiren ot.
dağ : atlara ve başkalarına vurulan dağ, dağlama.
deve : deve.
devey : deve.
eç eç : atları gayrete getirmek ve sıkıştırmak için çıkartılan ses.
eçkü : keçi.
edher : eğer, hayvan eğeri.
edherle : eğerlemek.
edherliğ : eğerli eğeri olan
edherlik : üzerine eğer konulan ağaç.
ekdi : sığır koyun gibi hayvan-ların nların kesildiği yer, mezbaha.
él başı : ata bakan seyis;vilayetin başı.
él kuş : kartala benzeyen alacalı bir kuş.
él : atı anlatır bir isim.
eldiri : oğlak derisi.
emşen : kuzu derisi, kürk yapılan deri.
enük : hayvan yavrusu; arslan, sırtlan, kurt, köpek yavruları.
enükle- : eniklemek, yavrulamak.
enüklen- : eniklemek, enik sahibi olmak.
eret : iğdiş etmek.
erik at : yürüğen at.
erik yılkı : yorga hayvan.
eriklik : hayvanın istekliliği.
erkeç : erkeç, genç teke.
erkek takagu : horoz.
erkek : her hayvanın erkeği.
es : yırtıcı vahşi hayvanların avı, payı.
esri : kaplan, tekir renk, kaplan rengi.
eşek : eşek
eşgek : eşek.
eşgeklen- : eşek sahibi olmak.
eşkinci : koşa koşa giden at postası.
eşyek : eşek.
etilgen : atlarda bulunan bir hastalık.
etlik koy : etlik koyun.
etlik : kesilmek için hazırlanan koyun.
eyegü : her hayvanın eyegisi, eye kemiği, kaburga.
heç heç : atları gayrete getirmek ve sıkıştırmak için çıkarılan ses.
hoç hoç : keçiler güdülüp sürülürken söylenen çıkarılan ses.
ıdhınçu yılkı : vurulmıyarak bırakılan hayvan.
ıdhuk : kutlu ve mübarek olan; aslında sahibinin
ıkılaç : asil, yüğrük at.
ıl kuş : atmaca.
ınğan : dişi deve.
ınğra- : deve inlemek.
ıt. : it, köpek.
ıtla : köpekletmek :
ıtlığ : itli, köpekli.
ıwık : kırlarda, taşlı yerlerde yaşayan geyik.
içmek : kuzu derisinden yapılmış kürk.
içmeklen- : kuzu kürkü giymek ve buna sahip olmak.
içük : samur, teğin gibi hayvanların derisinden yapılan kürk.
içükle- : samur, teğin gibi hayvanların kürkünden urbasına iç geçirmek, iç kaplatmak.
igiş : harınlaşan, inatlaşan hayvan, at.
iktü : ekti, elde beslenen hayvan.
in : koyun pisliği.
in : yırtıcı hayvan ini.
ingek : inek.
ingek : kaplumbağanın dişisi.
inğen : dişi deve.
irk : dört yaşına girmek üzere bulunan koyun.
izdenğ : balık avlanan bir çeşit ağ.


Facebook'a Ekle
Kayıtlı

SEN  TANRI   DEĞİLMİSİN ,  ADINI    YARGILATMA
SANA   TANRI   DEYİNCE ,  DİNİMİ     SORGULAMA
YA  ADAM  ET  BUNLARI , YA  BERABER  YAŞATMA
KANI  BOZUK  OLANLAR  "TÜRK'ÜM" DİYEMESİNLER
𐱃𐰀𐰴𐰾𐰃𐰤 𐰴𐰀𐰞𐰴𐰀𐰣
K A L K A N
Atsızcı
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.927


YAŞAMIMIZI DÜŞÜNCELERİMİZ YÖNETİR


« Yanıtla #3 : 19 Şubat 2010, 11:20:08 »

Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın


AV, AVCILIK VE HAYVANCILIKLA İLGİLİ KELİMELER VE KAVRAM ALANLARI IV
                                       ABECELİ  SIRALAMA

izlik : kesilen hayvanların derisinden yapılan Türk çarığı.
kah kah : köpeği çağırmak için kullanılan söz.
kakrat : davul çalarak, zararlı hayvanları, kuşları kaçırtmak.
kaltuk : yaban sığırı boynuzu.
kamçı : at deve ve sığırın erkeklik aygıtı.
kamıçak : "kurbağa yavrusu" da denen su böceği.
kanat : kanat.
kanatlan- : binek sahibi olmak;uçmak;kanatlanmak; kanadı çıkmak, bitmek.
kançık : dişi köpek.
kara kuş : kara kuş,tavşancıl.
kara : deve ayaklarının ucu. (Oğuzlarca)
karga : karga.
kargılaç : kırlangıç kuşu.
karguy : atmaca.
karı kurı : tay, kısrağın arkasında geri kaldığı zaman bu sözlerle çağrılır.
karığ et- : kaz ses vermek.
karığ : kazın çıkardığı ses.
karınat : hayvan boğazlandıktan sonra, işkenbesi nişan alınarak ok atılır. Vuran adam etinden bir parça alarak götürür.
karınça : karınca.
karkuy : atmaca kuşu.
karlıgaç : kırlangıç.
kars : deve veya koyun tüyünden yapılan elbise.
karsak : derisinden güzel kürk yapılan hayvan, bozkır tilkisi.
kartal koy : aklı karalı alaca koyun alaca koyun.
kası : hayvanlara ağaçtan yapılan ağıl.
kasuk : at derisinden yapılan tulum.
kaşan : hayvan, at işemek.
kaşga at : yüzü ak, gözlerinin çevresi kara olan at, peçeli at.
kaşga koy : başı ak, başka yerleri kara olan koyun.
kaşgalak : ördekten küçük bir su kuşu.
kaşıklık münğüz : kaşık yapmak için hazırlanan boynuz.
katır : katır.
katkı(a?)ç : çıyana benzer bir böcek (Arguca)
kaz : kaz.
keçi : keçi.
kedhir : hayvan derisi yüzmek, bir hayvanı kakaç pastırma yapmak. apmak.
kedhril : et soyulup, kurutulmak, kakaç pastırma yapılmak.
kedhris : et soyup kurutmakta yardım etmek.
kedkir : hayvan camışlık etmek, üstüne yük vurdurmaz olmak.
keklik : keklik.
kekre : develerin yediği acı ot.
kekük : sek sek kuşu.
kelegü : tarla sıçanı cinsinden (soyundan) bir hayvancık, geleni. geleni.
keler : keler, kertenkelelerin genel adı.
kenç : gen çocuk;her hayvanın küçüğü.
kergük : koyunun içerisinde, kırkbayır ile beraber bulunan şirden gibi bir şey.
keriş : atın yarnı, sırtı.
kerit : havlatmak, ürdürmek.
kerşegü at : kürek kemiğinin altında yağırı bulunan at.
keşgük : kalka, köpeğin boynuna geçirilen halka, tasma.
ketki at : sırtı dar, yanları geniş at.
kewel at : yürüyüşlü, küheylan at;soylu at.
keyik : geyik;yaban hayvanı;aslında yabani olan her şey, eti yenen hayvanlardan ceylan, sıgın, dağ keçisi gibi hayvanlar;yabani
keyik : maymun yapılı insanlar için
keyliğ : maymun.
kıl kudhruk : kıl kuyruk; ayni kuş.
kıl kuş : ördeğe benzer bir kuş.
kıl : insanda ve hayvanda.
kırguy : atmaca.
kırkuy : atmaca.
kısır : doğurmayan insan veya dört ayaklı hayvan; kısrak.
kısrak : kısrak.
kısrakları : kısrak sahibi olmak.
kız kuş : insan üzerine düşecek gibi alçaktan uçan ve tüylerinin rengi bukalemuna benzeyip açılınca renkten renge giren bir kuş.
kızgul at : boz ile kır arasında olan at.
kimünçe : sivri sinek.
kirkin : boğanın, devenin kızgın zamanı.
kirpi : kirpi.
kişne : kişnemek.
koç : koç.
bağırdak : yaban eşeği.
kom : deve havudu.
komşuy : kanla dolmuş kene.
komut : at gübresi.
kon : koyun.
konğuz : osurgan böceği.
korday : kuğu kuşu;kuğu cinsinden bir kuş.
koş at : hakan yanındaki yedek at.
koşlan- : kendine hayvan yedek koşmak.
koşlun : iki şey birbirine yakın olmak, öğür kılınmak hayvan bir araya koşulmak.
kova : Türklerin kullandığı, gemlerde atların burnuna doğru dikilen kayış.
koy yini : koyun tersi.
koy : koyun.
koyar : hayvanlara ve kölelere söğülen bir kelime. "ağızdan salya saçan" anlamındadır.
koyun : koyun.
kögen : ilmikli köstek, süt sağılacağı zaman hayvan-ların ayağına vurulur.
kögle : hayvan yeşil ot yemek.
köğ yılkı : başıboş yayılan hayvan.
köğ : koç veya başka hayvanların kışa yakın aşması.
kök tupulgan : an : bir kuş adı.
kökegün : gök sinek.
kökgan : bir kuş adı.
kökürçkün : güvercin.
kökürkçgünleş- : güvercini öndül koyarak yarışa girmek.
kölük : arka; gölük, yük yükletilen herhangi bir hayvan.
kölünğ : kuşların indiği su birikintisi.
kön : at derisi veya gönü.
köpçük : eğerin ön ve arka yastıkları.
kösrik : atın ön ayaklarına vurulan köstek.
kösür : hayvanın ön ayaklarını kösteklemek.
kösürge : köstebek, tarla sıçanı soyundan bir hayvan.
kösürken : bir çeşit köstebek.
köşrük tuşağ : atın ön ayaklarına vurulan köstek.
köti kızlak : kuyruğu kırmızı bir çeşit kaba kuş.
közüldürük : at kuyruğundan dokunur bez parçası.
kuba at : rengi kumral konur al ile sarı arasında olan at.
kuburga : baykuş.
kudgu : kara sinek, sinek.
kudhgu : sinek.
kudhgulan : sineklenmek, ken-dinden sinek koğmak.
kugu : kuğu kuşu; kuğu cinsinden bir kuş.
kulna : kulunlamak, kısrak yavru doğurmak.
kulnaçı kısrak : doğuracak kısrak.
kulun : tay,
kumuk : at gübresi.
kunduz : kunduz, su köpeği.
kurbaka : kurbağa.
kurı kurı : tay kısrağın arkasında geri kaldığı zaman bu kelimelerle çağrılır.
kurıh kurıh : tay kısrağın arkasında geri kaldığı zaman bu kelimelerle çağrılır.
kurt : solucan soyundan olan hayvanlar; (Oğuzlarca) yırtıcı hayvanlardan olan kurt.
kurtan- : bitten kaşınmak, koyun-larda bit aramak.
kurtla : kurt çıkarmak.
kusgaç : küçük kara bir hayvancık; insanı ısırır. (Oğuzca)
kuş : kuş.
kuşgaç : serçe kuşu.
kuşğun : hayvanların yediği taze kamış.
kuşla : kuş avlamak.
kuşlağ : kuşların çok olduğu yerdir;burada av yapılır
kuşlağlan- : kuş avlağı yapmak.
kuşlat- : kuş tutturmak, kuş avlatmak.
kutız ıt : kuduz köpek, kudurmuş köpek.
kuturma bötek : önde arkada iki kanadı bulunan börk.
kutuz : yaban sığırı.
kutuzluk : yaban sığırı sahibi.
kuzgun : kuzgun.
kuzı : kuzu.
küben : deve havudunun altına konan çul; gölüğe gerekli olan çul ve çula benzer şeyler.
kültür : at bağlatıp kösteklemek ve yıktırmak.
kümiçe : sivrisinek.
kümüldürük : at göğüslüğü.
küsürge : tarla sıçanı soyundan bir hayvan.
küvüç : küçük yular, çilbir.
küvük : erkek kedi.
küwre : hayvan ölerek, içerisindeki nesneler çürüdükten, eti kemikler üzerinde kuruduktan sonraki kalıbı.
küwük : erkek kedi.
küyele- : güve silkmek, güveden kurtarmak ve korumak.
küzkünek : çakıra ve kelere benzer bir kuş; hava yutmakla geçinir.
küzküni : bok böceği cinsinden bir böcektir. Geceleri ses vererek uçar; ateş böceği.
küzün : kendisiyle, serçe kuşu, tarla sıçanı, köstebek gibi şeyler avlanan, sıçan kuruduktan sonraki kalıbı.
mama : harmanda, ortada bulunup, öteki öküzlerin etrafında döndükleri öküz.
man yaşlığ koy : dört yaşını geçen koyun yalnız koyun için.
mançuk : heybe, torba gibi at eğerine takılan şey.
mançuklan- : elbiseyi eğer heybe-sine koymak.
mayak : hayvan gübresi en çok deve için.
mayguk : paytak kimse; top tırnaklı hayvanlardan tüyleri kısa olan.
me.: oğlakların ve kuzuların seslerini bildiren bir kelime.
mejek : it pisliği.
menğ : yem, tane, kuş yemi.
menğlet : yemletmek.
merdeği : ayı yavrusu.
merdek(g) : ayı yavrusu.(yalnız bir takım Türklerce) domuz yavrusu. arslan tırnağı, muska gibi şeyler.
monçuk : atın boynuna takılan değerli taş,
muguzgak : bal arısına benzeyen bir sinek. (Arguca)
muş : erkek kedi.
muyav- : miyavlamak.
müngüz : kaplumbağa.
münğüz : boynuz özü.
münğüz : boynuz.
münğüzlen- : boynuzu çıkmak, boynuzlanmak.
nek yılan : ejderha.
nek yılı : Türklerin on iki yıllarından biri, timsah yılı.
nek : timsah
oglak : oğlak.
okluğ : büyük kirpi.
okra : yem zamanında kişnemek, homurdanmak.
okraş : yem zamanında birlikte kişnemek.
olduk : nalsız, yalınayak.
op op : eşeğin ayağı kaydığında söylenen söz.
op : harman dövmek için koşulan öküzlerin ortasında bulunan öküz.
or at : doru al ile doru arasında bulunan at.
ordu : sıçan köstebek gibi yerde yaşayan hayvanların yuvası.
ot : ot, hayvan yemlerinin hepsi.
otgar- : otlatmak.
otgun : eğerin sonunda, kolanın halkası geçirilerek, dile bağlanan enli bir kayış.
otla- : otlamak.
otlığ : gözlü, gözü olan her hayvan.
otluk : yemlik, ahır.
oy at : yağız at.

ozgan at : çok ileri giden başkalarını geçen at.
ozuk at : koşu ve benzerlerinde ileri giden ve başka atları geçen at.
öd : sığır, öküz.
ögür : koyun, geyik,d kuşu, deve cariye gibi şeylerin toplu halde bulunması bunların sürüsü, bölük.
ögürlen- : at sürüsü, aygıra sahip olmak; başka hayvanlar sürü ve bölük haline gelmek.
ögürlüg : dişisi bulunan aygır.
ögürlüğ adhgır : kısrakları, eşleri bulunan aygır.
ögürlüğ er : koyun ve benzeri hayvanlardan sürüsü bulunan adam.
ök at : dört yaşını geçmiş at.
ök : orta yaşı bulup, büyümüş hayvan.
öküş yılkı : haşarı hayvan, harın at.
öküz : öküz.
öküzlen- : öküz sahibi olmak.
ömzük : eğerin ön ve arka tarafları, ucu
önğik : kadınların takma olarak keçi kılından yaptıkları zülüf.
ördek : ördek.
örk : yular at tavlası.
örümçek : örümcek.
öt- : ötmek.
ötgen : çok öten.
pars : yırtıcı bir hayvan.Türklerin on ikili yıllarından biri, bars.
saçratgu : bir çeşit kuş tuzağı.
saçrıtgu : bir çeşit kuş tuzağı.
sag- : sağmak.
sagıl-. : sağılmak.
saglık : dişi koyun; sagmal, sağılan hayvan.
sagzıgan : saksağan.
sak sak : nöbetçinin, bekçinin kaleyi ve atı koruyabilmek için uyanık olmasını emreden söz.
sakar yılı : koyun yılı.
sakar : boyunsuz koyun.
sakırgu : kene, sakırga.
sakırkan : büyük sıçan , geme.
salga : gem almaz, başı sert at.
sanduvaç : bülbül.
sanğ : kuş pisliği.
sanğla- : kuş pislemek.
sanğlat- : kuş pisletmek.
sarıçga : çekirge.
sarkanık : hayvanlardaki "kırk bayır" denilen işkembe.
sarnıç : deve derisinden yapılan tulum; ağaçtan oyulmuş kap.
sarsal : sansar; samura benzer bir hayvancık.
saxt. : eğerler, kemerin başına, tokalara işlenen altın veya gümüş işleme.
seçe : serçe kuşu.(Oğuzca)
semürgük : bülbüle benzer bir kuş. (Balasagun dilince)
sengregü at : engi hastalığına tutulmuş olup, burnundan sümük akan (irin gibi) at
sıçgan : sıçan, fare.
sıdırgak : çatal tırnaklı olan sığır, geyik gibi hayvanların tırnakları.
sıgır : sığır.
sıgun : yaban sığırı, dağ keçisi tekesi.
sıgurçuk : sığırcık kuşu.
sığırçık : sığırcık kuşu.
sıkırkan : büyük sıçan , geme.
sıp : iki yaşına girmiş olan tay.
sıpakur : hayvan torbası.
sır : ağustos böceğinin kalem ve kaleme benzer şeylerin çıkardığı sesi anlatan
sıret : ağustos böceği ötmek.
sırıçga : çekirge.
sırmak : eşek palanındaki teyelti.
sil : her yemekten tiksinen, boğazsız insan; az yem yiyen hayvan.
sinğek : sinek.
sirke : bit yumurtası, sirke.
sogan : tulum gibi iri bir yılan.
sogur : ada tavşanı; kelere benzer bir çeşit ada tavşanı.
sokar koy : boynuzsuz koyun.
sokar : boynuzsuz hayvan hay-van; başı saçsız adam.
songurluğ : tavşanı çok ve bol olan.
sonğkur : sonkur kuşu, yırtıcı kuşlardan biri.
sögüş : kebap etmeye yarar oğlak veya kuzu.
sugur : kelere benzer bir çeşit ada tavşanı.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

SEN  TANRI   DEĞİLMİSİN ,  ADINI    YARGILATMA
SANA   TANRI   DEYİNCE ,  DİNİMİ     SORGULAMA
YA  ADAM  ET  BUNLARI , YA  BERABER  YAŞATMA
KANI  BOZUK  OLANLAR  "TÜRK'ÜM" DİYEMESİNLER
𐱃𐰀𐰴𐰾𐰃𐰤 𐰴𐰀𐰞𐰴𐰀𐰣
K A L K A N
Atsızcı
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.927


YAŞAMIMIZI DÜŞÜNCELERİMİZ YÖNETİR


« Yanıtla #4 : 19 Şubat 2010, 11:29:00 »

Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın


AV, AVCILIK VE HAYVANCILIKLA İLGİLİ KELİMELER VE KAVRAM ALANLARI V
                                       ABECELİ  SIRALAMA

sukak : sığın, geyik; beyaz geyik.
sukaklığ. : geyikli, geyiği çok olan.
sundılaç : yund kuşu, çayır kuşu.
sunzı : pire soyundan bir hayvan.
suvıkkudhruk : katır kuyruğu gibi kılsız ve uzun kuyruk.
suw : manda.
suwgıgın : manda, dombay.
suwlağ : hayvan sulanacak yer, yalak.
suyagu: horozun ayağındaki mahmuz.
süken : eşek yükünün bir tarafında olan sepet, sele gibi şeyler.
sürüğ : sürü.
sürüş : aygır aşmak istediğinde, kısrağı dişleyerek sürüklemek. İtişmek
süwlün : sülün.
şa : alacalı bir kuş. erdemsiz : " faydasız " anlamına aynı kuşa verilen lakap. verilen lakap.
şutı : kırkayak, örümcek, çıyan gibi bir böcek. ( Öz Türkçe değil )
şütük : sığır boynuzundan yapılan divit.
taban : deve tabanı, taban
tabanla- : deve tepmek.
tadhun : tosun iki yaşında olan sığır.
tadun. : bir yaşındaki buzağı.
tah tah : salındıktan sonra, doğanı veya şahini çağırmak için bir nida.
takagu yılı : Türklerin on ikili yıllarından biri.
takagu : tavuk.
takuk yalıgı : horozibiği.
takuk : horoz.
takukluğ : tavuklu.
talas : at yarışında, top ve çevgen oyununda çizilmiş sınır ve gerilmiş ip.
talbın : kuş dalbınmak, çırpınmak.
talpış : kanat çırpmak, dalpışmak, dalgalanmak.
talwır : keklik
tapraş : sıçramak, hoplamak yalnız deve için
taprı : şıçramak, hoplamak yalnız deve için.
targıl : attan başka her hayvan için alaca.
tarma- : tırmalamak.
tarmak : yırtıcı hayvanların pençesi.
tarmaklan- : kol kol kuş pençesi gibi akın etmek; pençe sahibi olmak kuş kol kol olmak
tarmaş- : tırmalaşmak, birlikte kaşınmak.
tarmat- : tırmalatmak.
tartar : kumruya benzer bir kuş.
tavar : mal; davar.
tawışgan yılı : Türklerin on ikili yıllarından biri.
tawışgan : tavşan.
tay : tay.
taygan : tazı, av köpeği.
teginğ : tekin samur.
tegirmek : deve üzerine iki taraflı atılarak içerisine binilen sepetle sepete benzer nesne.
teke : teke; boynuzundan yay yapılan erkek geyik.
tenğelgüç : dölengeç kuşu (Oğuzca)
tenğelgün : dölengeç (Oğuzlardan başka diğer Türklerce)
tenğil : ön ayakları çizgili.
teve : deve.
tewey : deve.
tewi kuş : deve kuşu.
tewi : deve memesi.
tezek : tezek, at gübresi.
tığ : al ile doru arası at rengi, konur al.
tılı : sıçan gibi küçük hayvan.
tışı takagu : tavuk.
tışı : dişi torum.
tışı : dişi, her hayvanın dişisi; kadın.
tilki : tilki.
tilkü : tilki.
tin : yular.
tişek : şişek, iki yaşını bitirerek üçüne basmış olan koyun.
tişi : dişi, her hayvanın dişisi; kadın.
titir : dişi deve.
tiwi : deve.
tizgin : yular, dizgin
togrıl : yırtıı kuşlardan bir kuş; bin kaz öldürür birini yer.
toğ : at ayaklarının kazdığı çukurlardan çıkan toz
tok : tok, aç olmayan; saçsız insan; boynuzsuz hayvan.
toklı : toklu, altı aylık kuzu.
tokum : boğazlanacak, kesilecek hayvan; boğazlanan, kesilen hayvanın derisi.
tokun : hayvan kesmek, boğazlamak.
tomşuk : kuş gagası.
tonğa : bebür, kaplan cinsinden bir hayvan; kişi adı.
tonğuz merdeği : domuz yavrusu.
tonğuz yılı : Türklerin on ikili yıllarından biri.
tonğuz : domuz.
toprat : hayvan yeri kurutasıya dek otunu yemek.
torığat : doru renkli at.
torum : torum, deve yavrusu.
tosun : haşarı atlar için; yosun tay.
toy : toy kuşu.
töpret- : hayvan yeri kurutasıya dek otunu yemek.
tugrag : dönüşte geri alınmak üzere, savaş zamanında askerin binmesi için hakan tarafından verilen at.
tugraglan- : alay ve biniş günlerinde, han tarafından sonra alınmak üzere at verilmek, atlandırmak. (Oğuzca)
tugum : kesilmiş hayvan.
tugzaglan- : alay ve biniş günlerinde, han tarafından sonra geri alınmak üzere at verilmek, atlandırmak.
tugzağ : dönüşte geri alınmak üzere savaş zamanında askerin binmesi için hakan tarafından verilen at.
tunçuk : kaygıdan soluyamaz olmak; hayvan kış için inine girip bahara dek çıkmamak.
turbı : yardımcı, yaver, uyuntu; tosun.
turıga : turga kuşu, bir çeşit serçe.
turlak : zayıf; her hayvanın arığı; insanın ihtiyarlayışında zayıf-lığı.
turna : durna, turna kuşu.
turşu turşu: eşeği durdurmak için söylenen kelimeler.
turumtay : yırtıcı bir kuş; erkek adı.
tuşağ : köstek, at ayağına vurulan bukağı.
tuşu tuşu : eşeği durdurmak için söylenen kelimeler.
tutgak : geceleyin, düşmanın gözcülerini ve ileri karakollarını yakalamak için çıkarılan atlı bölük. rılan
tuyağ : at tırnağı, hayvan tırnağı, tuynak.
tü : tüy; lık; saç; renk, at tonu.
tüge : düğe, iki yaşına varmış olan buzağı.
tükü tükü : köpek eniğini çağırmak için kullanılan kelime. atlı bölük.
tüküz at : alnında bir parça beyaz olan at.
tüküz yılkı : tüliyen, kış tüyünü döken hayvan.
tüküz : atın alnındaki akıtma.
tülek(ğ) : dört ayaklı hayvanların tüylerini atıp döktükleri sıra;koyun kırkımı.
tüm at : düz, tamamıyla doru at.
tüm kara : düz kara at
tüm taruğ : düz tamamen doru at.
tüm : at tonlarında düz renk.
ud yılı : Türklerin on ikili yıllarından biri.
ud : sığır, öküz.
udh : sığır, öküz.
ugar : alnında akı olan at.
ulaga : savaş atı.
ulağ : ulak, beyin emriyle koşa koşa giden postacının başka bir ata erişip bininceye değin bindiği at.
ular : erkek keklik.
ularlığ : kekliği çok olan.
ulduk : nalsız, yalınayak.
uluk : atın omuz başı.
us : kerkes kuşu.
uslayu : kerkes kuşu gibi.
uş uş : öküzü suvarmak için söylenen söz.
uya : kuş yuvası.
übgük : ibibik kuşu.
übüp : ibibik kuşu.
üçlüç : başları bir demirle birleş-tirilerek üç çubukla yapılan tavşan tuzağı.
ügi : baykuş
ügürmek : deve üzerine iki taraflı yükletilerek içerisine binilen sepet ve benzeri şey. (Oğuzlarca )
ühi : baykuş.
ürpek : tüyleri ürpermiş insan ve hayvan.
ürünğ kuş : akdoğan.
üs : kerkes kuşu.
yab : eğerin altına ve üstüne konan keçe, eğer yastığı. (Çiğilce)
yabakulak : baykuş. 114
yabıtak : çıplak, eğersiz.
yag(ı)r : at, katır ve eşek gibi hayvanların sırtında semer, eğer ve yük vurmasından meydana gelen yara, yağır.
yagan : fil.
yaganlıg : fili olan, filci.
yagırla- : yağırı sağaltmak, iyi etmek.
yagırlan-: yağırlanmak; yağırı çoğalmak; yağırdan ka-şınmak.
yagırlığ : yağırlı, sırtı yaralı.
yagrı : yağır olmak.
yal : at yelesi.
yalgıl : yelesi ak, ak yeleli.
yalığ : at yelesi; ibik; eğer kaşı.
yalu : taylan bağlamak için kullanılan ip, örk.
yamlan : bir çeşit sıçan, geme.
yamraş- : kuzular anaları ile karışmak.
yanğan : alaca karga, yalnız başı ak olan karga.
yanğan : fil.(Oğuzlar bunu bilmezler)
yapgak : kuş avlanan bir çeşit tuzak.
yapguç : eşek ve benzeri hayvanları sürmekte kullanılan değnek.
yapıtak : çıplak, eğersiz.
yaprat - : at, bir şeyden korktuğu veya bir şeye tekme atacağı zaman kulağını dikmek.
yarısa : yarasa.
yarpuz : yılan yiyen bir hayvan, firavun sıçanı.
yayguk : kısrağın meme uçları.
yazguk : kısrağın meme uçları.
ye'lin : kısrak memesi, tırnaklı hayvan memesi.
yengeç : yengeç.
yıl : at yelesi.
yılan nek : ejderha.
yılan ok : kendini insan ve başka şeylerin üzerine atan bir yılan.
yılan yılı : Türklerin on ikili yıllarından biri.
yılan : yılan.
yılkı : başı ak dört ayaklı hayvan.
yılkı : yaşlı olduğundan yük vurulmayan hayvan.
yılkı : hayvan; hayvan sürüsü, dört ayaklı hayvanlar.
yin : in, hayvan ini.
yin : koyun pisliği.
yogdu : hayvanın çenesi altındaki uzun tüyler.
yogru. : deve tüyünün uzunları.
yogruy : deve tüyünün uzun olanları.
yoh : toy kuşu.
yolıç : keçi kıllarının dibinde bulunan yumuşak ince yün.
yonak : hayvanların semerleri altına konan şey çul, çul parçası.
yort : dört nal koşturmak; bir işe başlamak üzere yürümek.
yortuş : at yürütmekte yarış etmek.
yovlıç : keçi kıllarının dibinde bulunan yumuşak ince yün.
yoza : kısraktan başka hayvan kısır kalmak.
yök : kuş tüyü, kuş yeleği, ok yeleği.
yugak : su kuşu.
yuğdu : devenin uzamış olan tüyleri.
yular : at yuları.
yularla- : yularlamak, bağlamak.
yularlan- : yularlanmak, yular takılmak.
yularlığ : yularlı, yularlanmış.
yulıç : keçi kıllarının dibinde bulunan yumuşak ince yün.
yumur : hayvanların göden ba-ğırsağı.
yun kuş : tavus, tavus kuşu.
yund yılı: Türklerin on ikili yıllarından biri.
yüg(ü)r- : at koşmak, yüğrükçe koşmak; geçmek; seğirtmek, beze eriş yapmak.
yund : at, cins atlar, at sürüsü.
yundak : at fışkısı, at gübresi.
yük : kuş tüyü, kuş yeleği; ok yeleği.
yut : kışın soğukta hayvanları öldüren felaket.
yünğ : kuş yeleği.
zak zak : koçları tos yapmağa kışkırtmak için kullanılan bir söz.
yutık : yutamak, soğuktan hayvan telef olmak.
zabnı : gece öten çekirgeye benzer bir böcek; orak kuşu
yügürgen at : koşucu, yüğrük at.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

SEN  TANRI   DEĞİLMİSİN ,  ADINI    YARGILATMA
SANA   TANRI   DEYİNCE ,  DİNİMİ     SORGULAMA
YA  ADAM  ET  BUNLARI , YA  BERABER  YAŞATMA
KANI  BOZUK  OLANLAR  "TÜRK'ÜM" DİYEMESİNLER
𐱃𐰀𐰴𐰾𐰃𐰤 𐰴𐰀𐰞𐰴𐰀𐰣
K A L K A N
Atsızcı
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.927


YAŞAMIMIZI DÜŞÜNCELERİMİZ YÖNETİR


« Yanıtla #5 : 19 Şubat 2010, 15:17:27 »

Türkiyede Atıcılık Sporu , Avcılık Sporu , Kara Avcılğı , Av Silahları I

Türkiye' de Atıcılık Sporu
Türkiye'de atıcılık sporu 1910'dan başlayarak daha çok avcılık biçiminde gelişti.Bu dalda etkinlik gösteren ilk kulüp Fenerbahçe oldu(1913).Fenerbahçeli Necati ve Galip Bey,Galatasaraylı Bülent ve Merdivenköylü Ziya Beyler başlangıç döneminin atıcıları oldu. İlk futbolcu ve hakemlerimizden Sait Salâhaddin Cihanoğlu bu spor dalının temelleşip yaygınlaştırılması konusunda yoğun çaba gösterdi.

Atıcılık Sporu İçin;
A- Gerekli işler B- Gerekli malzemeler C- Başarı için gereken takım içi

A- Lisans Çıkarmak :
1-) Federe bir avcılık atıcılık kulübünde kulüp sporcusu olarak
2-) Ferdi olarak İl Spor Müdürlüğünden

* Gerekli Malzemeler :
- Tüfek : Tek tetikli süperpose çifte türünden yapılacak branşa (Trap – Skeet) uygun kundak, namlı uzunluğu, balans
ve şoklarda olması gerekir.
- Kulaklık
- Gözlük
- Şapka
- Yelek

B- Poligonlarda bilgili kişiler yardımı ile branş tespit etmek ve antrenmanlara başlamak

C- Fırsat buldukça resmi veya özel müsabakalara girmek


Türkiye Atıcılık ve Avcılık Federasyonu

Adres : Ulus İş Hanı, Kat 4, Ankara
Tel. : 90-312-3106160
Faks : 90-312-3112554 or 3106160
Telex : 0607-44531 btmg tr

Türkiye' deki Skeet ve Trap Poligonları
1. İstinye Skeet ve Trap Poligonu 0212 277 89 05
2. Beykoz Mahmut Şevket Paşa Skeet Poligonu 0216 425 27 44
3. Beykoz Dereseki Skeet Poligonu 0532 2676072
4.İzmit Olimpik Trap, Double Trap ve Skeet Poligonu 0262 2393656
5. Tekirdağ Skeet ve Trap Poligonu
6. Bursa Skeet ve Trap Poligonu
7. Bursa Orhangazi Skeet ve Trap Poligonu 0224 573 68 55 Rasim Bey
8. İzmir Skeet ve Trap Poligonu
9. Ankara Skeet ve Trap Poligonu
10. Manisa Skeet ve Trap Poligonu
Avcıyım diyebilmenin ilk şartı ; Avcılığın yazılı ve yazılı olmayan kurallarına uymak, avın gereği olan, av hayvanlarını korumak, sevmek ve avcı büyüklerine saygı, küçüklere sevgi gibi kavramlara sıkı sıkı sarılmaktır. Unutma ki “Altın ateşte, insan avda belli olur.”

Ayrıca av mevsimi sona erdiğinde;

Kanunen avı serbest olan zararlılardan başka ; av hayvanlarını avlamak Kanun'a, Merkez Av Komisyonu Kararları'na, avcılık gelenek ve göreneklerine aykırıdır. Yavru, palaz, yumurta toplayanları, projektör, far avı yapanları, kısacası MAK hükümlerine aykırı hareket edenleri ikaz et. Bu gibi kimseler milli servet olan av hayvanlarının tükenmesine sebep olmakta ve Sen'in hakkına tecavüz etmektedirler. Buna mani ol. Üremekte ve gelişmekte olan av hayvanlarını koru , zararlıları ile mücadele et. Bu senin ilk görevindir.Görevini yerine getirdiğin nispette, daha verimli avlanma ve doğal yaşamı gelecek kuşaklara aktarma imkanına sahip olacağını unutma.

Türkiye'de avcılık, 1937 tarihli 3167 Sayılı Kara Avcılığı Kanunu çerçevesinde yapılmaktadır. Kanun'da yerleşik uygulamalar ve yasakların yanı sıra her yıl toplanarak gerekli kararları alacak yetkiye haiz Merkez Av Komisyonu teşkili mevcuttur. Merkez Av Komisyonu Yasa'dan aldığı yetkiyle her yıl Orman Bakanlığı bünyesinde toplanarak gelecek av sezonu için belirleyici kararları alır. Bu kararların alınmasında Türkiye Avcılar ve Atıcılar Federasyonu da önemli bir rol oynar.

Türkiye'de avlanılmasına izin verilen yaban hayvanları türlerine ve avlanma sürelerine göre 3 bölüm altında belirlenmiştir. Bu bölümler şöyledir:

Birinci Grup : Bıldırcın, kaya güvercini, tahtalı ve üveyik,

İkinci Grup : Keklik, kum kekliği, kıkırlık, bağırtlak, ada tavşanı ve tavşan,

Üçüncü Grup : Tilki, sansar, sakarmeke, ördekgiller, kazgiller, kızkuşu, karatavuk, çulluk, küçük su çulluğu, sultani su çulluğu ve bekasin'den oluşmaktadır.

Adı geçen bu hayvanlar, periyotlar halinde Ağustos ortalarından - Şubat sonuna kadar avlatılmaktadır. Ancak kurt, çakal, y.domuzu, vaşak, pars , kargaların avı bütün bir yıl Orman Bakanlığından izin alınması koşuluyla serbesttir.

Büyük av hayvanlarından ayı, çengel boynuzlu dağ keçisi (şamua), yaban keçisi (Bezoar), yaban domuzu, vaşak, kurt, çakal, tilki, av turizmi başlığı altında yerli ve yabancı avcıların kullanımına bedeli karşılığı sunulmuştur. Bunların dışında kalan avların, yabancı avcılara avlatılması sadece özel avlaklarda mümkündür. Yabancı misafir avcılar özel avlakların haricinde, yukarıda adı geçen av hayvanlarından başka av hayvanlarını avlayamaz.

Türk avcılara, avlanılmasına izin verilen türler için günlük avlama limitleri vardır. Avcı arka arkaya gittiği avlarda dahi bir günlük limitinden fazla av avlayamaz, çantasında ve aracında bir günlük limitinden fazlasını bulunduramaz ve taşıyamaz. Gece far veya ışıkla avlanmak, hareket halinde tekne ile avlanmak, gece görüş gözlüğü veya dürbünüyle avlanmak, ses çıkartan elektronik cihazlarla avlanmak, canlı mühreyle (decoy) avlanmak, zehirle avlanmak ve hayvanların üreme zamanlarında avlanmak yasaktır. (Daha bir çok avlanma yasakları olmasına karşın, en etkin ve önemli olanlarını yazmakla yetiniyoruz)

Türkiye'de avcılık, 1993 senesine kadar haftanın her günü yapılmasına karşın, 1993-98 arasında Çarşamba-Cumartesi-Pazar ve resmi tatil günleri olarak, 1999-2000 sezonunda ise sadece Cumartesi-Pazar ve resmi tatil günleri olarak sınırlandırılmıştır.(Avlanma günleri 2000-2001 av sezonu için Çarşamba-Cumartesi-Pazar ve Resmi Tatil günleri olarak kabul edilmiştir.)
Türkiye Avcılık ve Atıcılık Federasyonu Kuruluşu, Teşkili ve Amaçları

Türkiye Avcılık ve Atıcılık Federasyonu' nun yasal dayanağı, 21.05.1986 gün ve 3289 sayılı "Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü'nün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun'dur" Bu Kanun'a göre bütün (amatör-profesyonel) spor dalları Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü bünyesinde, federasyon birimi biçiminde etkinlik göstermekte ve ülkemizde her federasyon kendi dalındaki sporun gelişmesi için çalışmaktadır.

Türkiye Avcılık ve Atıcılık Federasyonu, 2908 sayılı Dernekler Yasasına göre kurulan avcılık ve atıcılık kulüplerini bünyesinde toplamaktadır. Çeşitli yerlerde kurulan avcılık ve atıcılık kulüpleri tescil yoluyla Federasyon' a dahil olmakta, bunlara federe kulüpler denmektedir.

Federasyon içinde atış poligonları da yer almaktadır. 6136 sayılı Yasa'nın Ek Madde 11'de T.A.A.Federasyonu ile diğer kamu kuruluşlarının sahip oldukları poligonlar dışındaki özel nitelikli poligonların kuruluşuna İçişleri Bakanlınca izin verileceği hükme bağlanmıştır.

Türkiye Avcılık ve Atıcılık Federasyonu Görevleri

Yönetmelik hükümlerine göre Federasyon'un görevleri şöyle sıralanabilir :

1- Avcılık ve atıcılık spor dalında, gerek yurtiçi ve gerek yurtdışında ilgili kurum ve kuruluşlarla işbirliği yaparak etkinlik alanına giren spor dalını oluşturmak ve geliştirilmesini sağlamak, bu yolda çeşitli çalışmalar yaparak her türlü önlemi almak.

2- Uluslararası alanda, Ülkemizi en üst düzeyde temsil etmek, bu alanda görev alacak sporcu ve spor yöneticilerinin her an hazırlıklı bulunmalarını sağlamak.

3- Uluslararası yarışmalara katılacak sporcuları seçmek,

4- Avcılık ve atıcılık spor dalının teknik yönetimi ile denetimini yapmak,

5- Başarılı sporcu ve spor yöneticilerini ödüllendirmek, onları avcılık ve atıcılık sporuna isteklendirmek,

6- Avcılık ve atıcılık sporunun yayılıp gelişmesi için teknik içerikli yayınlar yapmak, bu yayınları etkili olacak şekilde dağıtmak.

7- Yurtiçinde ve yurtdışında yapılacak resmi ve özel bütün yarışmalar ve yarışmacılar için gereken izinleri almak,

8- Merkez Av Komisyonu toplantılarına katılmak.

BEYKOZ AVCILIK VE ATICILIK İHT. SPOR KULÜBÜ
ABBAS KANDEMIR
GÜMÜŞSUYU MAH. FATİNHOCA SOK. NO 164
BEYKOZ - İSTANBUL
TEL: (0216) 425 27 44

İSTANBUL AVCILIK VE ATICILIK İHTİSAS SPOR KULÜBÜ
FİKRİ KURTULUŞ
POLİGON MAH. POLİGON CADDESİ NO 1 İSTİNYE
İSTANBUL
TEL: (0212) 277 89 05
FAKS: (0212) 277 48 67

ERENKÖY AVCILIK VE ATICILIK İHTİSAS SPOR KULÜBÜ
SABAHATTİN APUHAN
TELLİ KAVAK CAD. ERTEM ALP SOKAK NO.1 ERENKÖY İSTANBUL
TEL: (0216) 369 15 18
FAKS: (0216) 358 97 28

BAŞIBÜYÜK AVCILAR KULÜBÜ DERNEĞİ
MUSTAFA SEYHAN
BAŞIBÜYÜK MAH. ATATÜRK CADDESİ NO.3/B MALTEPE İSTANBUL
TEL: (0216) 421 25 02
FAKS: (0216) 421 07 20

BAYRAMPAŞA MERKEZ AVCILAR VE ATICILAR DERNEĞİ
NEBİ ŞEN
YENİ DOĞAN MAH. DEMİRKAPI CAD. N.2/16 BAYRAMPAŞA İSTANBUL
TEL: (0212) 563 33 14

GAZİOSMANPAŞA AVCILAR VE ATICILAR DERNEĞİ
HASAN ERTEN
DÖRTYOL CAMİ CAMİ SOK. N.4/C GAZİOSMANPAŞA / İSTANBUL
TEL: (0212) 615 61 45

GAZİOSMANPAŞA KÜÇÜKKÖY AVCILAR KULÜBÜ
ZEKAİ KUŞ
YENİ MAHALLE 506. SOK. NO 2 KÜÇÜKKÖY İSTANBUL

KAZASKER AVCILAR KULÜBÜ DERNEĞİ
19 MAYIS MAH. KADIPAŞA SOK. ALTINER APT. N.25/31 KADIKÖY
İSTANBUL
TEL: (0216) 384 73 94

KOCASİNAN AVCILAR ATICILAR DERNEĞİ
AHMET GÜREŞÇİ
MARAŞEL ÇAKMAK CAD. NİL SOK. NO 21/A ŞİRİNEVLER / İSTANBUL
TEL: (0212) 552 44 24

KÜÇÜKKÖY AVCILAR VE ATICILAR DERNEĞİ
ENVER YÜKSEL
CENGİZ TOPEL CAD. 509 SOK. NO: 4 KÜÇÜKKÖY / İSTANBUL
TEL: (0212) 535 12 06

MECİDİYEKÖY AVCILAR VE ATICILAR DERNEĞİ
SEFER YALÇIN
MECİDİYE CAD. AKYAZICILAR ÜST ÇARŞISI NO 24/8 MECİDİYEKÖY
İSTANBUL
TEL: (0212) 266 64 97

RAMİ AVCILAR KULÜBÜ
YAVUZ ARAT
EYÜP YOLU NO.7 RAMİ / İSTANBUL
TEL: (0212) 563 95 61

SEFAKÖY AVCILAR KULÜBÜ
DAVUT SERBEST
KARTALTEPE MAH. DİLEK SOK. NO 19 KÜÇÜKÇEKMECE / İSTANBUL
TEL: (0212) 579 42 42

YENİMAHALLE AVCILAR VE ATICILIK KULÜBÜ
HAKAN YÜKSEL
YENİMAH. 521. SOK. NO:10 KÜÇÜKKÖY / İSTANBUL

YEŞİLKÖY AVCILAR VE ATICILAR KULÜBÜ
ISPIRO HARITY
ORHAN GAZİ CAD. N.2 YEŞİLKÖY / İSTANBUL
TEL: (0212) 573 21 15

GÜLTEPE AVCILIK VE ATICILIK DERNEĞİ
MEHMET TÜRKKAN
TELSİZLER MAH. TALATPAŞA ULU SOK. NO.26/A KAĞITHANE / İSTANBUL
TEL: (0212) 279 08 52

TUZLA AYDIN MAH. ATICILIK VE AVCILIK DERNEĞİ
ENVER GÜNGÖR
AYDINLI MAH. ARZU SK. N:7 TUZLA / İSTANBUL
TEL.: (0216) 393 10 77
FAKS: (0216) 393 15 80

ÜMRANİYE AVC. VE ATICILIK İHT. SPOR KULÜBÜ
BEKİR SAĞLAM
ATATÜRK MAH. SUİŞ CAD. BARIŞ PARKI İÇİ ÜMRANİYE / İSTANBUL
TEL: (0216) 344 31 31
FAKS: (0216) 364 03 48

YAKACIK AVCILIK VE ATICILIK DERNEĞİ
M.SALTUK FİLİZ
ÇARŞI MAH. VELİ DAYI SOK. N.10 YAKACIK / İSTANBUL
TEL: (0216) 309 38 32

YENIPAZAR AVCILIK VE ATICILIK SPOR KULÜBÜ
BELEDIYE DUGUN SALONU ALTI YENIPAZAR 09350 AYDIN

Facebook'a Ekle
Kayıtlı

SEN  TANRI   DEĞİLMİSİN ,  ADINI    YARGILATMA
SANA   TANRI   DEYİNCE ,  DİNİMİ     SORGULAMA
YA  ADAM  ET  BUNLARI , YA  BERABER  YAŞATMA
KANI  BOZUK  OLANLAR  "TÜRK'ÜM" DİYEMESİNLER
𐱃𐰀𐰴𐰾𐰃𐰤 𐰴𐰀𐰞𐰴𐰀𐰣
K A L K A N
Atsızcı
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.927


YAŞAMIMIZI DÜŞÜNCELERİMİZ YÖNETİR


« Yanıtla #6 : 19 Şubat 2010, 15:19:28 »

Türkiyede Atıcılık Sporu , Avcılık Sporu , Kara Avcılğı , Av Silahları II
Türkiye' de Atıcılık Sporu

KARA AVCILIĞI KANUNU

Kanun Numarası : 3167

Kabul Tarihi : 05/05/1937

Yayımlandığı Resmi Gazete Tarihi : 13/05/1937

Yayımlandığı Resmi Gazete Sayısı : 3603

11/07/2003 tarih ve 25165 sayılı R.G.'de yayımlanan, 01/07/2003 kabul tarihli 4915 sayılı "Kara Avcılığı Kanunu"nun 34. maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır.

UMUMİ HÜKÜMLER

FASIL 1: AV HAYVANLARI VE SINIFLARI

Madde 1 - Türkiye’de yabani olarak yaşayan faydalı ve zararlı hayvanların (Memeliler, kuşlar, yerde sürünenler) her türlü vasıta ile avlanması bu kanun hükümlerine bağlıdır.

Madde 2 - Av hayvanları üç gruba ayrılmıştır:

I - Her vakit avlanabilenler:

A) Memelilerden (Vaşak, kurt, çakal, yaban domuzu, pars, sırtlan, kaplan)

B) Kuşlardan (Kargalar);

C) Yerde sürünenlerden (Yılanlar, kaplumbağalar).

II - Belli edilen zamanlarda avlanabilenler:

A) Memelilerden (Yaban kedisi, zerdeva, kokarca, sincap, sansar, susamuru, ceylan, gelincik, porsuk, kunduz, tavşan, tilki, karaca, dağkeçisi, ayı);

B) Kuşlardan (Keklik, yabani horoz, erkek sülün, tavus familyası, çil familyası, bıldırcın familyası, yaban ördeği, sarıasma, yabankazı, kuğu kuşu, çulluk, turna, toy, kuzgun, bataklık kuşları).

III - Avlanması yasak olanlar:

A) Memelilerden (Geyik, dağkoyunu, dağkeçisi yavrusu, karaca yavrusu, yarasa, kirpi);

B) Kuşlardan (Turaç, ehli kumrular, kerkenez, çalıkuşu, guguk, ağaçkakan, çobanaldatan, dişi sülün, yaban tavuğu, bülbül familyası, çekirge kuşu, kırlangıç, leylek, puhu, baykuş, sığırcık).

Madde 3 - 16 ncı maddede yazılı av komisyonları yukarıki maddede adı geçmiyen hayvanların avlanıp avlanılmamasına karar vermek salahiyetini haizdir.

FASIL 2: AV ZAMANI, AVLANMA YERLERİ VE AVLANMA VASITALARI

Madde 4 - Belli edilmiş zamanlarda avlanılan hayvanların bütün Türkiye içinde Nisan, Mayıs, Haziran ve Temmuz aylarında avlanılması yasaktır.

16 ncı maddede yazılı av komisyonları bu müddet haricinde dahi avlanılmağı menedebilir ve memnu saydığı zamanları belli ederek gününden evvel ilan eder.

Madde 5 - Belli edilen zamanlarda avlanılan hayvanlardan soyu azalanların avlanılması, av komisyonlarının teklifi üzerine, veya re’sen Ziraat Bakanlığı mahalli olarak yasak edebilir.

Madde 6 - Avcılığın yasak edildiği yerlerde ve zamanlarda ilmi ve fenni araştırmalar için her hangi bir usul ile avlanmak Ziraat Bakanlığının iznine bağlıdır. Aynı maksat için, avlanılması yasak edilen av hayvanlarının avlanmasına da Ziraat Bakanlığı izin verebilir.

Ancak av hayvanlarının islahı, koruma ve üretilme yerleri için, izin verilemez.

Madde 7 - Her vakit avlanılabilenlerden başka hayvanların yavru ve yumurtalarını ve bunların her nevi mebani, bağ ve bahçeler haricindeki yuvalarını bozmak yasaktır.

Madde 8 - Aşağıda yazılı yerlerde avlanmak yasaktır:

A) Şehir, kasaba ve köyler içinde;

B) Sahibinin rızası olmaksızın belediye ve köy sınırları içinde veya dışında içine girilmemesi için etrafı hendek veya sair her hangi bir suretle çevrilmiş veya ekilmiş yerlerle hususi avlanma yerleri ve av hayvanı üretme yerleri, yoncalık veya bunun gibi yetiştirilen çayırlarda muhafaza işareti konmuş çayırlar, bağ, bahçeler ve fidanlıklarda;

C) Orman İdaresinden izin almaksızın alelümum ormanlarda,

Madde 9 - Belli edilen zamanlarda avlanılabilen hayvanları zehirle avlamak yasaktır.

Her vakit avlanılabilen hayvanların zehirle avlanması muzır hayvanların itlafı hakkındaki 393 sayılı kanun hükümlerine göre olur.

FASIL 3: AVCILIK İZNİ

Madde 10 - Avcılık izni av tezkeresile alınır.Bu tezkere vilayetlerde valiler, kazalarda kaymakamlar ve nahiyelerde müdürler tarafından verilir. Her hangi bir yerden alınmış av tezkeresi Türkiye’nin her yerinde avlanmak için muteberdir.

Sürek avı gibi toplu olarak yapılan avcılıkta avcılara yardım için bulunacak kimselerden tezkere aranmaz.

Madde 11 - (Mülga madde: 25/02/1952 - 5887/126 md.)

Madde 12 - (Değişik madde: 30/06/1988 - KHK - 334/1 md; Aynen kabul: 12/01/1989-3519/1 md.)

Av tezkeresi beş yıl için verilir. Bu tezkereler ne vakit verilirse verilsin hükmü ancak verildiği tarihten sonra gelen altıncı mali yılın başlangıcına kadar sürer.

Madde 13 - Av tezkereleri şahsa mahsustur. Bunlarda sahibinin adı, soyadı, yaşı, tabiiyeti, işi, ikametgahı ve tezkerenin verildiği tarih gösterilir. Bu kanunun cezaya ait hükümleri tezkerenin arkasına yazılır. Tezkerelerde verildiği makamın resmi mühür ve imzası ile avcının fotoğrafı bulunur. Her avcı tezkeresini yanında taşımağa ve istenildiği zaman alakalı memurlara göstermeğe mecburdur.

Madde 14 - Kanunen silah taşımak salahiyetini haiz olmıyanlara avcılık tezkeresi verilemez.

Madde 15 - Karşılıklı olarak yabancı siyasal memurlara parasız av tezkeresi verilir.

FASIL 4: AV İŞLERİNİN BAKIMI

Madde 16 - Av işlerine orman idareleri bakar. Ziraat Vekilinin Başkanlığı altında orman, baytar, ziraat işleri umum müdürlerile her hangi bir avcı cemiyetine mensup olanlardan her yıl için Ziraat Vekilinin seçeceği iki zattan mürekkep olmak üzere merkezde (Merkez Av Komisyonu) namile bir komisyon kurulur.

Vilayetlerde valinin başkanlığı altında orman, baytar, ziraat müdür veya memurlarile eğer o vilayet dahilinde avcılar cemiyeti varsa bunlara mensup olan avcılardan her yıl için valinin seçeceği iki zattan mürekkep olmak üzere (Vilayet Av Komisyonu) namile birer komisyon kurulur.

Ziraat Vekili lüzum göreceği kazalarda bunlara mümasil (Kaza Av Komisyon) ları teşkiline salahiyetlidir.

Bu Komisyonlar senede en az bir defa toplanmağa ve bu kanunda yazılı işler hakkında karar vermeğe ve verecekleri kararları derhal yukarı komisyona bildirmeğe mecburdurlar. Bu kararlar yukarı komisyonlarca değiştirilinciye kadar muteber kalır.

Madde 17 - Komisyonlar yukarıki maddelerle kendilerine verilen vazifelerden başka şu işleri de görürler:

A) Soyu azalmış veya tükenmiş faydalı av hayvanlarının çoğalması veya yeniden türemesi için icap eden tedbirleri almak;

B) Zararlı hayvanların öldürülmesine çalışmak ve bunun için sürek avları yaptırmak;

C) Av hayvanlarını üretmek için tedbir almak ve her yerde avcılığı ve av cemiyetleri şeklini teşvik etmek.

Madde 18 - Avcılığın ilerlemesi ve faydalı av hayvanlarından damızlık tedariki ve av hayvanlarının yaşamasının araştırılması için Ziraat Bakanlığı uygun göreceği yerlerde av hayvanları araştırma istasyonları ve av hayvanları üretme yerleri yapacaktır.

Madde 19 - Av hayvanlarının artırılması ve üretilmesi için diri olarak dışarıdan getirilecek hayvanlarla yumurtalardan gümrük resmi alınmaz.

FASIL 5: CEZA HÜKÜMLERİ

Madde 20 - Orman, köy ve kır bekçileri de kendi mıntakalarında bu kanuna aykırı hareket edenleri tüfek, fişek ve av malzemesi ve avlarile birlikte yakalamağa ve bunları en yakın karakola veya muhtar veya köy ihtiyar meclisine teslime mecburdurlar. Buralarda, vaka derhal bir zabıt varakasile tesbit olunur.

Zabıt varakasının tanziminden sonra suçlu alıkonulamaz.

Madde 21 - Tezkeresiz avlananlardan 10 lira, avlandıkları zaman tezkeresini yanında bulundurmayanlardan 1 lira hafif para cezası alınır. Bu gibilerin bu hareketlerinden dolayı av tüfekleri ayrıca müsadere edilmez.

Madde 22 - Bu kanun hükümlerine göre avlanması yasak olan hayvanları ve belli edilen zamanlarda avlanılabilenleri bu zaman haricinde avlıyanlardan avlanılan hayvanın cins ve miktarına göre beş liradan yüz liraya kadar hafif para cezası alınır.

Madde 23 - Yedinci madde hükmüne aykırı hareket edenlerden 25 liraya kadar hafif para cezası alınır. Bu suç hususi surette av hayvanları yetiştirmek üzere ayrılan yerlerde işlenirse verilecek ceza iki kat olarak hükmolunur.

Madde 24 - Sekizinci maddeye göre yasak edilen yerlerde avlananlardan beş liradan elli liraya kadar hafif para cezası alınır.

Madde 25 - Dokuzuncu madde hükmüne aykırı olarak zehirle avlananlardan elli liraya kadar hafif para cezası alınmakla beraber ayrıca üç aya kadar hafif hapis cezasile de cezalandırılırlar.

Madde 26 - Avlanılması yasak olan hayvanlarla mevsimi haricinde avlanılan hayvanları, avlıyanlardan başkaları satarsa, onlar da avlıyanlar gibi ceza görürler.

Madde 27 - Muzur hayvanların itlafı hakkındaki 393 numaralı kanun hükmü mahfuzdur.

Madde 28 - 26 Kanunusani 1297 tarihli Zabıtai Saydiye Nizamnamesinin kara avcılığına ait hükümleri ile 16 Nisan 1338 tarih ve 218 sayılı kanunun av tezkereleri resimine ait hükmü ve İstanbul’da av tezkereleri resminin tezyidi hakkındaki 2 Şubat 1340 tarih ve 404 sayılı kanun hükmü ile diğer kanunların bu kanuna muhalif hükümleri kaldırılmıştır.

Madde 29 - Bu kanun neşri tarihinden muteberdir.

Madde 30 - Bu kanun hükümlerini Ziraat, Adliye, Maliye, Dahiliye ve Gümrük ve İnhisarlar Vekilleri yerine getirir.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

SEN  TANRI   DEĞİLMİSİN ,  ADINI    YARGILATMA
SANA   TANRI   DEYİNCE ,  DİNİMİ     SORGULAMA
YA  ADAM  ET  BUNLARI , YA  BERABER  YAŞATMA
KANI  BOZUK  OLANLAR  "TÜRK'ÜM" DİYEMESİNLER
𐱃𐰀𐰴𐰾𐰃𐰤 𐰴𐰀𐰞𐰴𐰀𐰣
K A L K A N
Atsızcı
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.927


YAŞAMIMIZI DÜŞÜNCELERİMİZ YÖNETİR


« Yanıtla #7 : 19 Şubat 2010, 15:21:14 »

Türkiyede Atıcılık Sporu , Avcılık Sporu , Kara Avcılğı , Av Silahları III
Türkiye' de Atıcılık Sporu


Yürürlükteki Kanun, Yönetmelik veya Sirkülerlere uyun. Uymayanları ikaz edin.
Avı, ancak avcının koruyacağını aklınızdan hiç çıkarmayın.

* İçinde bulunduğunuz av sezonu ile ilgili Merkez Av Komisyonu (MAK) kararlarını aracınızda bulundurmaya gayret edin.
* Av tezkerenizi daima yanınızda bulundurun.
* Av sırasında olabilecek kaza ve yaralanmalara karşı cevap verebilecek nitelikte bir ilkyardım çantasını daima aracınızda bulundurun. İlkyardım bilgilerini muhakkak surette öğrenin.
* Orman muhafaza memurlarının ve güvenlik güçlerinin yapacağı kontrollerde onlara daima yardımcı olun.
* Kontrolle görevli memurların hüviyetlerini görmek sizin doğal hakkınızdır. Bu hakkınızı kullanmaktan çekinmeyin.
* Hakkınızda bir tutanak tanzim edilirse:
1- Yazılı tutanağı imzalamadan önce mutlaka okuyun.
2- Tutanağa itirazınız var ise, aynı tutanakta bunun yazılı olarak belirtilmesini isteyin.
3- Sizin görüşlerinize ve itirazlarınıza yer vermeyen tutanakları imzalamayın. (Bu sizin güvenlik güçlerine karşı gelmeniz anlamına gelmemelidir.)
4- Aynı gün içinde size en yakın mahalli idareye giderek bu durumu izah edin ve ilgili idareye aynı konuda bir dilekçe verin. (Bu dilekçenin kayıt tarihi ve sıra numarasını alın.)
5- Bu durumu avcının elkitabının yardımcı bilgiler kısmındaki telefonları belirtilen üst makamlara telefon ve/veya faks mesajı ile iletin.
6- Muhakkak surette bir avukat ile ilişkiye girin. Avukatınıza danışmadan herhangi bir davranışta bulunmayın.

* Evinizdeki av malzemelerini muhakkak surette kilit altında bulundurun.
* Avda kullanılacak tüm malzemelerin kaliteli olmasına özen gösterin. Bu sizin emniyet ve rahatınız için gereklidir.
* Patlama sesinde bir anormallik hissederseniz namlu içi başta olmak üzere tüfeğinizi kontrol edin.
* Tüfeğinizi nakil anında daima kılıfında taşıyın. Dolu tüfek ile araca binmeyin.
* Av sırasında tanımadığınız kişilerden kesinlikle fişek alıp kullanmayın.
* Tüfeğinizi kayışsız kullanmayı alışkanlık haline getirmeye çalışın.
*Avlanma sırasında tüfeğinizi doldururken gereken emniyet tedbirlerini alın. Silahınızı hiçbir kimsenin bulunmadığı bir istikamete çevirin. Doldurduktan sonra silahınızı (kapatırken kaza ile patlayabileceğini varsayarak yerden yansımasını önleyecek şekilde bir açı ile tutun) boşluğa doğru tutup yavaşça kapatın.
* Avın türüne göre uygun saçma numaralarını tercih edin. Tüfeğinizin şok durumunda önemli sonuçlar doğuracağını unutmayın. Hangi hayvana kaç numara saçma kullanılacağını sizden daha deneyimli avcılardan öğrenmeye çalışın. Tecrübenin önemini hiçbir zaman aklınızdan çıkarmayın.
* Tüfeğinizi sürekli olarak hangi elinizde taşıma alışkanlığı edindi iseniz, av bıçağınızı kemerinizde diğer tarafa takmaya özen gösterin.

* Avda, yanınızda düdük taşımayı alışkanlık haline getirin.
* Avda, yanınızda uygun kalınlıkta (3-4 mm) 1-2 m. bir ip parçası taşıyın.
* Yivsiz silah barutu ile asla yivli silah mermisi doldurmaya çalışmayın.
* Farklı cins ve farklı marka barutları birbiri ile karıştırmayınız.
* Kullandığınız silahın fişek yatağının kaç kg. basınca dayanıklı olduğunu doğru olarak öğrenin. Bu sınırı zorlayacak dolu fişekleri kullanmaktan sakının.
* Gideceğiniz ava göre uygun saçma ve uygun barutlu fişek seçmeye özen gösterin.
* Gideceğiniz ava göre uygun tüfek şokunu tercih edin.
* Değişebilen şoklu tüfekleri kullanırken uygun zaman aralıkları içinde namlu ağzındaki şoku aparatla yeniden sıkın.
* Eğer fişeğinizi kendiniz dolduruyorsanız boş kovanlarınızın hepsini doldurmadan önce muhakkak deneme atışı yapın.
* Yapmış olduğunuz deneme atışında (40 metre mesafede) saçma dağılımını görün. Grupmanlara dikkat edin. Saçmalar arasından avın geçmemesi gerektiğini unutmayın.
* Yapmış olduğunuz doluları muhafaza altına alırken üzerine kaç gr. barut kaç gr. saçma koyduğunuzu ve saçma numarasının ne olduğunu özellikle not alın. Mümkünse imal ettiğiniz tarihi yazın.
* Dolu yaparken sigara içmemeye özen gösterin.
* Dolu yaparken çok dikkatli olmaya özen gösterin. Yanlışlıkla iki ölçek koyacağınız barut sizin yaralanmanıza sebebiyet verebileceği gibi silahınızı da yıpratabilir.
* Tapa üzerine aşırı basınç yapmayın.
* Yapmış olduğunuz doluları özellikle rutubetsiz yerde muhafaza edin.
* Değişik zamanlar içinde alınan barutlarla yapmış olduğunuz dolulardan farklı sonuçlar alınacağını aklınızdan çıkarmayın.
* Kapsüllerin birbirine değmemesine özen gösterin.
* Silahınızı, avcı arkadaşlarınızdan gerekli emniyet mesafesi kadar uzaklaştıktan sonra (300 m.) doldurun.
* Arkadaşlarınızın yanına dönerken herhangi bir uyarıya gerek kalmadan silahınızı boşaltın, onların yanına silahınız açık (kırık) olarak yanaşın. Silahınız otomatik ise boşaltmayı onların göreceği güvenli bir mesafede yapın. (kurma kolu açık kalacak konumda kalmalıdır). Bilinçli avcı, kendisine silahının boş olup olmadığını sordurmayan avcıdır.
* Karlı havalarda namlu içine kar girmemesine özen gösterin.
* Uykusuz ve alkollü yola çıkmayın.
* Ava gitmek için buluşma yerini ve saatini yanlış anlaşılmalara sebebiyet vermeyecek şekilde net olarak tespit edin, arkadaşlarınızı bekletmemeye özen gösterin.
* Gideceğiniz av yerini yakınlarınıza mutlaka söyleyin.
* Geri dönüş için yakınlarınıza kesin varış saati vermeyin.
* Aracınızın sürekli olarak bakımlı olmasına gayret gösterin.
* Araziye girerken benzin deponuzun dolu bulunması sizlerin rahatı ve güvenliği içindir.
* Mümkünse aracınızı yokuş aşağı park edin.
* Bütan gazı tüpünü (Tüpgaz) hiçbir zaman araç içine almayın. Bagajda taşıyın.
* Yedek benzin bidonunu hiçbir zaman araç içinde taşımayın. Gerekli ise çelik bidonu tercih edin ve bagajda taşımayı adet edinin.
* Sabah avına çıkarken aracınızın ışıklarının kapalı olmasına dikkat edin.
* Akşama doğru çıkacağınız avlarda aracınızda küçük bir ışık yanmasına özen gösterin. Yanınızda el feneri bulundurma alışkanlığı edinin.
* Aracınızda mutlaka yedek anahtar bulundurun. Yedek anahtarı bir diğer arkadaşınıza verin.
* Park edilmiş araç içinde motor çalışırken kesinlikle uyumayın.
* Kapalı yerlerde mangal yakmayın.
* Bir günlük avlarda dahi yanınızda yedek çorap ve çamaşır götürmeyi alışkanlık haline getirin.
* Yatarak su içerken boğazınıza kaçabilecek maddelere karşı dikkatli olun.
* Çok soğuk havalarda araç içinde ve gümelerde (bekleme yerlerinde) uyumayın.
* Kış aylarında ava başlamadan en az yarım saat evvel araç içinde iseniz kaloriferinizi muhakkak surette kapatın. Hava şartlarının ani değişmesine karşı hazırlıklı olun. Bu geçişin yumuşak olmasına gayret gösterin.
* Yaz avlarında aşırı terlemeden dolayı vücutta tuz kaybının olacağını hatırlayın.
* Aşırı terleme sırasında çok soğuk su içmeyin.
* Av sporunun bir ekip çalışması olduğunu hiçbir zaman göz ardı etmeyin.
* Av sırasında arkadaşlarınızla ses ve göz irtibatını kaybetmemeye çalışın.
* Sürekli olarak aynı arkadaş grupları ile avlanmayı adet edinin.
* Arkadaşlarınızın sergiledikleri davranış biçimlerini sürekli olarak izleyin ve öğrenin. Bu davranışların değiştiği hallerde olağanüstü bir durum olabilir. (Hastalıklar, tavırlar, alışkanlıklar, vs.)
* Arkadaşlarınızla uzak mesafelerden işaret ile anlaşabilmek için yöntemler geliştirin.
* Muhakkak surette bir acil durum işareti belirleyin. Bu sizin acil toplanma sinyaliniz olsun. Bu işareti görünce en kısa sürede aracınıza dönün.
* Zor durumda olan diğer avcılara yardımcı olmak sizler için bir öncelik teşkil etmelidir.
* Yeni aldığınız bir ayakkabıyı ava gitmeden önce uzun bir yürüyüşle muhakkak deneyin. Avda sentetik çorap giymeyin, sentetik giysiler tercih etmeyin.
* Ava giderken parfüm vb. koku sürmeyin. Yaz avlarında sinekler sizi rahatsız eder. Büyük avlarda kokuyu alan av kaçar.
* Ekili arazileri çiğnememeye özen gösterin.
* Dolu silahla hendek ve benzeri yerlerden atlamayın. Silahınızı boşaltın.
* Silahınızı yeniden doldururken namlu içini mutlaka kontrol edin.
* Silahınızı namlusu arkadaşlarınıza çevrili olarak taşımayın.
* Yürürken silahınızın namlusunun daima havaya dönük olmasına özen gösterin.
* Silahınızı denemek amacı ile canlıları hedef almayın
* Kalkışı sırasında tanımadığınız av hayvanına ateş etmeyin.
* Yapmış olduğunuz av türlerine göre silahınızın tesir mesafesini doğru bilin, yaralamalara sebebiyet verecek uzaklıklara atış yapmamaya özen gösterin.
   
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

SEN  TANRI   DEĞİLMİSİN ,  ADINI    YARGILATMA
SANA   TANRI   DEYİNCE ,  DİNİMİ     SORGULAMA
YA  ADAM  ET  BUNLARI , YA  BERABER  YAŞATMA
KANI  BOZUK  OLANLAR  "TÜRK'ÜM" DİYEMESİNLER
𐱃𐰀𐰴𐰾𐰃𐰤 𐰴𐰀𐰞𐰴𐰀𐰣
K A L K A N
Atsızcı
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.927


YAŞAMIMIZI DÜŞÜNCELERİMİZ YÖNETİR


« Yanıtla #8 : 19 Şubat 2010, 15:24:51 »

Türkiyede Atıcılık Sporu , Avcılık Sporu , Kara Avcılğı , Av Silahları IV
Türkiye' de Atıcılık Sporu,Av Silahları ve Silah Seçimi
Avcılık ve atıcılık ata sporlarımızın en başta gelenlerindendir. Yüzyıllar önce söylenen "At, avrat, silah" deyimi önemini hiç kaybetmeden bugünde geçerliliğini sür-dürerek silaha düşkünlüğümüzü ispatlamaktadır. Tabii küçük reformlarla; örneğin at, yerini atalarımızın hayal bile edemeyecekleri arabalara bırakmak zorunda kalmıştır. Ok, yay ve mızrak bugün ateş gücü, öldürücü etkisi, menzili ve seriliği itibariyle kıyas götürmez ateşli silahlarla değişim sürecini tamamlamıştır. Bu uzun süreçte atalarımızdan miras silah ve av tutkumuz en ufak bir değişime uğramadan bizlere aktarılmıştır. Sadece fark; avı, hayatta kalma değil hobi amacıyla yapmamız, av sahasına imkanlarımız nispetinde at yerine arabayla ulaşmamız, ok ve mızrak yerine bilgimiz, ilgimiz, zevkimiz, doğrultusunda silah kullanmamızdan ibarettir.



Bu durumda silah seçimi avın ve avlağın giderek tükenmekte olduğu şu dönemde daha bilinçli olma zorunluluğunu getirmektedir. Dergiyi okuyan pek çok büyüğüm ve avcı arkadaşım benden mutlaka daha bilgili ve tecrübelidir. Ama belirteceğim hususların pek çok av ve silah tutkununa, özellikle yeni meraklı dostlara bir nebze faydalı olacağı inancındayım...

Seçim yaparken birkaç tablo yardımıyla silahla ilgili eğiliminizi ve hangi silahın ne maksatla kullanılabileceğini, basit teknik özelliklerini göz önüne serip bu konuda kendinizi daha iyi tanımanıza yardımcı olacağımı düşünüyorum. Belirteceğim hususların çoğu şahsi kanaatim olup genel için bağlayıcı özellik taşımaz.

Öncelikle ülkemizde bulabileceğimiz av silahları ile ilgili ana bilgilerin açıklanmasında, kulaktan dolma yanlış bilgilerin doğru esaslara bağlanmasında fayda görmekteyim.

A) YARI OTOMATİK ( SEMI AUTOMATIC):

Şu an ülkemizde kullanılan en yaygın av tüfeğidir. Kanun gereği takoz kullanıp 2+1 fişekle çalışması gerekirken genelde bu yasağa uyulmamakta, atım adedinin fazla olması nedeniyle tercih edilmelidir. Tercih nedenlerinden biride yüksek atım sayısı ve yarı otomatik olmasının getirdiği kendine güvenen hissi, yani hevestir. Bir başka neden koruma amacıyla makbul görülmesidir. Pek çoğu bu silahları tabanca muadili olarak görmektedir. Birde köy düğünleri esnasında ve milli maçlar sonrası insan vurmak için tercih eden yaratıklar vardır ki bunlar konumuz dışındadır.

Bu silahlar çalışma prensipleri açısından üç grupta incelenir.

1."Gazlı" Tabir Edilenler: Patlama sonrasında tapa namlu ağzına yanaştığında geride biriken gaz basıncının namlu içerisindeki delikten alt aktarılıp mekanizmanın geri iletilmesi sistemiyle çalışır.

2.Döner Başlıklar: Patlama sonucunda geriye hareket etme eğiliminde olan fişeğin mekanizmayı itmesi sonucu çalışır.

3.Gazlı ve Döner Başlıklar: Her iki sistemin avantajlardan istifade etmek maksadıyla çıkarılan bir mekanizmadır.

Her üç sistemde de silahın verimi kullanılan malzemenin kalitesine, işçiliğe ve üretim teknolojisine bağlıdır. Bunları iyi kullanan markaların silahları diğerlerine üstünlük sağlar.

Avantajlı Yönleri Şunlardır:

1. Geçit avlarında avantaj sağlar. Yılın hırsını ördek ve kaz geçitlerinde katliama dönüştürmek isteyen iyi bir atıcı için gerçekten sonucu etkileyebilir.(Şahsen tasvip etmiyorum.)

2. Sürek avlarında avantajlıdır. (Tutukluk yapma ihtimaline karşı pompalı silahlar tercih edilmelidir. Pompalı silahlar konusuna ayrıca değineceğim.) Sürek avı risk avıdır, özellikle acemi avcı için!!! Birkaç yönden domuzun taarruzuna veya geçitine maruz kalma ihtimali daima vardır ve yaralı bir domuz her zaman çok tehlikelidir. Bu durumlarda üç veya dördüncü mermi hayat kurtarabilir.

Dezavantajları:

1. Daima fazla mermi sarfiyatına neden olur. Bu işi gerçekten bilenler bir uçara veya kaçara ilk iki mermi isabet etmediyse mesafenin artması nedeniyle üçüncü merminin isabet ihtimalinin çok çok az, dördüncüsününse hemen hemen hiç olmadığını takdir ederler. Oysa avı kaçırmama psikolojisiyle genelde üç ve dördüncü atılır. Otomatik tabir edilen yarı otomatik tüfekle çok mermi atıp çok av yapacağını hayal eden silah meraklıları bunu asla unutmamalıdır. Yani iki olmazsa üçüncü veya dördüncüde vururum hissine kapılmayınız, yanılırsınız.

2. Ağırlığı diğer dezavantajıdır. Hem silahın boş ağırlığı, hem de içindeki 7-8 mermi ilavesi keklik, çulluk, tavşan avı gibi zor ve çetin arazi avlarında önemli ölçüde dezavantajdır. Unutmayınız, bu tip arazide kat edilen her kilometre silahın ağırlığını daha da artıracak ve hele ileri yaştaysanız sizi oldukça yoracaktır.

Bir önceki konuda değindiğimiz gibi bu avlarda 7-8-9 mermi hiçbir avantaj getirmez. Zaten bu kadar çok mermi alan yarı otomatik tüfek yabancı menşeli silahlarda pek görülmez. En kalabalığı 5+1 dir. Demek ki bu heves sadece bize mahsus.

3. Sportmence değildir. Eğer avcı için bugün, korumak vurmaktan önemliyse o halde şans tanımak çevreci avcının görevidir.

B- POMPALI (PUMP ACTION):

Ülkemizde genellikle kısa namlulu üretilmektedir. (Yabancı pompalılarda uzun namlularda mevcuttur.) Bu, ülkemizde üretilen pompalılara talebin, avdan ziyade savunma amacı taşıdığının bir göstergesidir. Zaten 45-50-55 cm.lik namlular pek çok av için yeterli değildir.

Avantajları:

1) Her ne kadar av tezkeresi ile temini son derece kolayda olsa da aslında iyi bir yakın savunma silahıdır. Bilindiği üzere çoğu kez konutlarda, kırsal alanlarda, araçlarda savunma silahı niyetiyle taşınmaktadır. Magnum namlulu bir pompalı uygun mermiyle çok tehlikeli bir silaha dönüşebilir. (Şahsım adına 60 cm. den kısa namlulu ve dipçiksiz olanların av tüfeği kapsamından çıkarılması gerektiğini düşünüyorum.)

2) Sürek avının ideal silahıdır. Birkaç yönden azılı domuzu karşısında gören veya yaralı bir azılının karşısına çıkan avcı için kurtuluş olabilir. 1993 yılında Seben Yaylasında maalesef bir avcı yaralı bir domuz tarafından adeta biçilmiştir. Yarı otomatiğe göre avantajı tutukluluk ihtimalinin az olmasıdır. Çünkü boş kovan atımı ve yenisinin dolumu manuel (el yardımıyla) yapılmaktadır.

3) Fiyat yönünden diğer sınıflar içinde en hesaplı olanıdır.

Dezavantajları:

1- 60 cm. den kısa namluyla bence av tüfeği değildir. Namlu 60 cm.'den uzun seçilmelidir.

2- Boşaltma-doldurma hareketi (Pump Action) pratik gerektirir. Seri olabilmek için özel çalışma yapılmalıdır.

3- Yarı otomatikler gibi ağır ve üstelik hantal sayılabilecek bir silah türüdür. Tüm bunlara rağmen Amerika'da yaygın bir av silahı olduğunu okumaktayız.

C. ÇİFTELER (Yan yana ve üst- alt):

Esasen çifteler tabiri hem süper poze, hem çifteyi kapsamına alır. Hiçbir yabancı silah kataloğunda süperpoze terimine rastlayamadığımı ifade edebilirim. Doğru ifade yan yana çifte (Side by side) ve üst alt çiftedir.(over and under)

Nostaljik açıdan en eski av silahları olması sebebiyle apayrı bir önem kazanırlar. Yapımı el emeği, ustalık, incelik ve iyi işçilik gerektirir. Dolayısıyla uğraşı, zeka ve beceri el emeği ve göz nurunun sonucudur. Centilmen ve sportmen avcının silahı çiftedir. Üst alt veya yan yana ayırımına girmiyorum. Çünkü bu kişilerin el alışkanlığı, beğenisi ve zevkine bağlıdır. Her ikisi de temelde aynıdır. Trap ve skeet yarışmalarında üst alt çifte avantaj sağlar. Av sahasında fark kişilerin beğenisine kalmıştır. Süslemeleri (Tam veya yarım çakmak, tam, yarım çeyrek kabze, standart veya ceylan burnu kundak, standart, İngiliz, monte carlo dipçik)en iyi gösteren silahlarda bunlardır. Şahsen yukarıda belirttiğim ayrıntıların yarı otomatik veya pompalıya çifte kadar yakıştığını düşünmüyorum. Bu tür yerli silahlar size kalibre açısından da çok seçenek sunar. Zira yurdumuzda 12 kalibre dışında 16, 20, 28, 36, numaralı çifteler dışında pek yarı otomatik ve pompalı göremezsiniz. 55' den 76' ya kadar pek çok namlu uzunluğu da ayrı bir alternetiftir. Dünyanın biz hariç her yerinde kıymetli ve popüler olan silahlar çiftelerdir.

D. YİVLİ SİLAHLAR:

Domuz, ayı, geyik, karaca nadiren kurt, çakal, kaz, gibi avlarda tercih edilen mermi atan silahlardır. Duran hedeflerde daha etkilidir. Hareketli hedefi tek mermiyle uzaktan vurma beceri gerektirir. Uzak mesafeli büyük ava ilgi duyan avcının silahıdır. Özel ihtisas gerektirdiğinden ve meraklıları zaten ayrıntıları en iyi şekilde bildiğinden derinlemesine girmiyorum. Yivli silahlarında yarı otomatik, pompalı ve tek atan tipte çok çeşitli kalibreleri mevcuttur.

ÇAP AÇISINDAN:

Yivsiz av tüfeğinde çapın nasıl tespit edildiği derginin önceki sayılarında mevcuttur. Özet olarak 454 gram kurşun örneğin 12 çeşit parçaya ayrılır 12'de bir parçası küre haline getirilirse kürenin çapı 12 çapa tekamül eder. 16'ya ayrılıp bir parça küre haline getirilirse bu kürenin çapı da 16'ya denk gelir. Bu sistem İngilizlerin bulduğu bir sistem olup Dünyada bu şekilde kabul görmüştür.

1- 16 çap: 12 ve 20 nin arasında kalmış bir namlu olduğundan şahsen tercih etmem. 12 ye göre bence daha az saçmanın hedefe daha toplu gitmesi dışında avantajı yoktur.

2- 20 çap: Ülkemizde pek kullanılmasa da özellikle A.B.D. de yaygın olduğunu duymaktayız. Bana göre kullanımı zevkli bir çaptır. Azaltılmış barut ve saçma ile kendi fişeğini dolduranlara maddi avantaj sağlaması yanında sesi ve geri tepmesi de azdır. Bıldırcın avında rahatlıkla kullanıldığı gibi toplu gitmesi nedeniyle ördekte bile kullanılabilir. Hafifliği ve göze hoş görünümü ayrı bir ayrı bir avantajdır.

3- 12 çap: Avcının tüfeği 12 çaptır. Genel olarak fişek numarası ve barut saçma oranının iyi ayarlanmasıyla her avda rahatlıkla kullanılabilen en iyi çaptır. Öldürücü etkisi, dağılımı itibariyle avantaj sağlar. Tabii ki her tür çapta şok seçimi önemlidir. Şok konusunda bilmeniz gerekenleri de derginin önceki sayılarında tüm ayrıntılarıyla bulabilirsiniz.

YERLİ- YABANCI FARKI:

Yabancı silah hayranlığıyla yanlış seçimler yapmanızı istemem. Bu bölümde kesinlikle marka belirtmeyeceğim. Ama yabancı silahların çoğunun 8. Kalite silahlar olduğunu bilerek üç sıfırlı dolarlarınızı heba etmemenizi öneririm ama Beretta, Remington, Winchester, Browning, Group, Bernandelli, S.K.B., Miroku, Antonio Zoli, Darne, Merkel, Saint Etienne, Churchill artık klasikleşmiş silah devleridir.

Farkları KALİTELİ MALZEME, İŞÇİLİK, KİLİT SİSTEMLERİ ve sonuçta UZUN ÖMÜRLÜ olmalıdır. Bundan dolayı dedemizin silahını bizde kullanabiliyoruz. Müşteriye saygıları da apayrı bir güzellik bence. Bugün A.B.D.' de veya Avrupa' da bir silah fabrikasına yazdığınız da 15 günde kataloğu elinize yollayacaklardır. Ben bizim iki büyük silah fabrikasına çizdiğim şekilleri fakslayıp özel silah yaptırmak istediğimi en ince ayrıntısıyla belirtiyorum, beyefendiler fiyatı fakslamaya dahi tenezzül etmiyorlar. Tek fark bu işte. Tüketici dolayısıyla insana verilen değer ve saygı. Yoksa el emeği ve zanaatta (işleme, süsleme ve gravür) Düzce ustalarının , Beyşehir ustalarının en az Avrupalı kadar iyi olduğunu iddia ediyorum. Ülkemiz silahları istenildiğinde Avrupa silahlarıyla boy ölçüşebilecekken maalesef piyasada genelde sıra tüfekleri görüyoruz. Numunelikte olsa ithal ettikleri silahlardan teşhir için bayilere dağıtsalar sizlerde neler yapabileceklerini hayretle göreceksiniz ama...

Sonuçta seçici olduktan sonra yerli veya yabancı da çok iyi veya kötü olabilir ama kilit sistemleri, kubuz ve namlu çeliği, ahşap aksamı, işçiliği konusunda seçici olmanızı tavsiye ederim. Bu konunun ayrıntılarına ileri ki yazılarımda ayrıca değinmek istiyorum.

Gönlümüz tabi ki paramızın ülkemizde kalması. Bizler ülkemizle övünüyoruz ve kesinlikle yabancı malı kompleksi taşı-mıyoruz. Yeter ki aynı ihtimamı tüm üreticilerde bize göstersin. Dayanıklılık başlı başına bir tercih sebebidir. Bunu tayin eden faktörler ise: Malzeme kalitesi, işçilik, kilit ve çalışma mekanizmasının seçimi (Beretta veya Winchester kilit gibi.) dayanıklılık, namlu basınç ve çıkış kontrol testlerinin dünya standartlarına uygun olarak yapılmasıdır. Bunlar uygun yapıldığı taktirde silahın cinsi, menşei, markası ne olursa olsun ömrü uzun olacaktır. Sonuç olarak örneğin yarı otomatik çifteden dayanıklıdır gibi bir genelleme doğru değildir.

Silahın ömrünü tayin eden diğer önemli faktörse kullanım titizliği ve uygun bakımdır. Bu konuda da müteakip sayılarda ayrıntılı bir yazı hazırlayacağım. Gelelim en önemli konuya:

Lütfen silah alacaksanız yada silah sahibi olupta bugüne dek öğrenme inceliği göstermediyseniz;

Önce silahın emniyetli bir şekilde nasıl taşınacağını avlakta emniyet kuralları ve diğer avcıya saygı kültürünü benimseyin, öğrenin ve çevrenize aşılayın.

Facebook'a Ekle
Kayıtlı

SEN  TANRI   DEĞİLMİSİN ,  ADINI    YARGILATMA
SANA   TANRI   DEYİNCE ,  DİNİMİ     SORGULAMA
YA  ADAM  ET  BUNLARI , YA  BERABER  YAŞATMA
KANI  BOZUK  OLANLAR  "TÜRK'ÜM" DİYEMESİNLER
𐱃𐰀𐰴𐰾𐰃𐰤 𐰴𐰀𐰞𐰴𐰀𐰣
K A L K A N
Atsızcı
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.927


YAŞAMIMIZI DÜŞÜNCELERİMİZ YÖNETİR


« Yanıtla #9 : 19 Şubat 2010, 21:16:09 »

TÜRK KÜLTÜRÜNDE AVCILIĞIN TEMEL DAYANAKLARI I

Avcılığın insanlık kadar eski bir tarihi vardır. Eski taş
devrinin insanları sümüklü böcekleri, diğer böcekleri,
kuş yumurtalarını, yavrularını ve çeşitli meyvaları
yiyerek geçinmişlerdir. Bu çağın avcılığı bugünkü
anlamıyla bir avcılık olmaktan çok yaşamayı
sağlamak amacıyla yapılan bir çeşit toplama
biçimindeydi. Bu çağı izleyen yeni taş devrinde ise
avcılık geniş anlamda olmak üzere, yaşamak için
gerekli olan besin ve giyim ihtiyacını karşılamak, süs
eşyaları ile savaş için gerekli ham maddeleri sağlamak
amacıyla girişilen bir çaba niteliği taşımıştır. Gerek
bundan önceki devirde, gerekse yeni taş devrinde
avlanma silahı olarak taş-kama, taş-çekiç, daha
sonraları da mızrak, sapan v.b. kullanılmıştır. Diğer
taraftan hayvanları tuzak çukurları ile yakalamayı da
taş devrinin avcıları başarı ile uygulamışlardır.
İnsanoğlu yaratıldığı günden bu yana besin arama ve
karnını doyurma zorunluluğunu duymuştur. Bir
yandan bitki kökleri toplayıp toprağı işlerken diğer
yandan av aletlerinden faydalanmayı düşünmüş,
bunun için en basit el baltalarından başlayarak,
günümüzdeki otomatik tüfeklere değin uğraşılarını
sürdürmüştür.
M.Ö.öOOO'de gelişmiş bir Proto-Türk Kültürü vardı.
Bundan önce de yaşanmış uzun bir devreden
sözetmek mümkündür. Bu oldukça karanlık bir
dönemdir. Proto-Türk Kültürü; avcı ve atı ehlileştiren
bir kültürdü. Türkler, henüz bir devlet kurmadan önce
de, belli bir düzen içinde yaşıyorlardı. Kabile ve
boyların hayatı, belli bir teşkilata dayanıyordu.
Türkler; yirmi büyük boya, her boy da aşiretlere,
aşiretlere de büyük aile topluluklarına ayrılmışlardı.
Bunlardan Oğuz Boyu, 24 büyük aşiretten meydana
gelmişti. Oğuz Boyu'nda her dört aşiret bir hanlıktı.
Her Han'ın bir Ongun'u (Totem) vardı. Totemler
kutsal kabul edilmiş kuşlardı. Şahin, Kartal, Uçkuşu,
Sungur, Çakır vs. gibi. kutsal kuşlar, dört aşiret
halkından saygı görürdü. Bu kuşlara ok atılmaz,
avlanmaz ve eti de yenmezdi. Hanlar Hanı Oğuz
Han'ın da bir Ongun'u vardı. Bu, Tuğra kuşu idi.
Bütün ongunların üstünde, 24 boyun saygı gösterdiği
bir kuştu. Tuğra Kuşu, efsanevi bir varlıktı.
Görülmez, sadece tasavvur edilirdi. Varlığı, etkileriyle
hissedilirdi.
Türkler; at besleyen, av peşinde koşan insanlardı. Av
hayvanlarını izleyerek, uzun mesafeler katetmişlerdir,
Bütün bir boyun katıldığı, büyük sürek avları
tertiplemişlerdir. Deri veya kıl çadırlarda oturan,
kımız içen ve hayvan besleyen Eski Türkler; avcılığı,
günlük hayatlarının bir parçası olarak görüyorlardı.
Beslenme ve ekonomileri yarı yarıya avcılığa
dayanıyordu.
Eski Türklerde okçuluk ve avcılık faaliyetleri çok
önemli idi. Bulundukları yer ve yaşadıkları doğal
koşulların zorluğuna alışmak ve çocukları da ona göre
yetiştirmek gerektiğinden kız ve erkek çocuklarını ok
atma avlanma ve ata binme eğitimine tabi tutarlardı.
Çocuklar çobanlık yaparken küçük yay ve oklarla kuş,
sıçan avlamasını öğrenirler, yaşları ilerledikçe yay ve
okları da ona göre geliştirilirdi. Büyüdükten sonra da
daha ağır savaş araçlarını kullanma yeteneğine
eriştikleri ve savaşa katılıp kendilerini gösterdikleri
zaman toplumda yerlerini almış olurlardı.
Hunlar ve diğer Türkler avladıkları hayvanların et,
deri, kemik ve boynuzlarından yararlanırlardı. Büyük
ve küçük hayvanların deri ve kürklerinin kıymetli
olanlarım satarlar, diğerlerinden elbise, kalpak ve
çizme, boynuzlarını da yay ve ok yapımında
kullanırlardı. Hun İmparatorluğunu meydana getiren
Türk kavimlerinden Bahimiler, Uygurlar, Hunlar, TuÇü'eler
avla uğraşır, ses çıkaran oklar kullanırlardı.
Selçuklu ve Oğuz Türkleri, Küçük Asya'ya göç
ettikleri zaman artık Müslüman olmuşlardı. Sahip
oldukları kültürde bazı değişiklikler yapmakla
beraber, temel örf ve adetlerini terk etmemişlerdi.
Eski Halk Destanları'm korumuşlar, bazılarını İslami
görüş ve inançlarına göre yeniden düzenlemişlerdir.
Selçuklu' Devleti'ne ilk şeklini kazandıran Tuğrul
Bey, Avcılık Teşkilatını resmi bir kurum haline
getirmiştir. Avcı Birlikleri kurmuş; ordusunu zinde
tutmak için,sürek avları tertip etmiştir. Av
köpeklerinin yanısıra, yüzlerce pars edinmiş, bunları
avda kullanmıştır. Bazı değerli parslarını, altın
tasmalarla donatmıştır.
Moğollar'ın sahneye çıkmasıyla, Orta Doğu'da ve
Küçük Asya'da herşey altüst olmuş, Anadolu Selçuklu
Devleti yıkılmıştır., onun yerini Türk beylikleri
almıştır. Batıda küçük bir Uç Beyliği kuran
Osmanlılar, zamanla güçlenmiş; Anadolu'da tekrar
siyasi birliği sağlamışlardır. Osman Bey'le başlayan
hareket, yüz yıl gibi kısa bir zamanda imparatorluk
haline dönüşmüştür. Osmanlı hükümdarları, eski Türk
geleneklerini sürdürürken, bu arada kalıcı ve sürekli
olacak bir devletin temellerini atmışlardır.
Bütün Türk Boylarının günlük hayatında önemli bir
yer alan avcılık; Osmanlı Devlet Teşkilatı'nda resmi
bir kurum haline gelmiştir. Ordu içinde "Avcı
Birlikleri" yer almıştır.
Osmanlı Padişahları, av yapmayı sevmekle beraber,
biri hariç, hiçbiri avı aşırı bir alışkanlık haline
getirmemiştir. Yeri ve zamanı geldiğinde; özellikle,
belli amaçlarla avlanmışlardır. IV.Mehmet, aşırı
derecede ava tutkundu. Bu yüzden, tarihe "Avcı"
lakabıyla geçmiştir. Padişahların ve devlet
adamlarının av yapmaktan vazgeçmeleri üzerine,
avlaklar halka kalmıştır. Ancak, halkın yaptığı avcılık
düzensiz olmuştur. Av hayvanları büyük ölçüde yok
edilmiştir. Bu yüzden, bazı hayvanların nesli
tükenmiştir.
Bu çalışmada; Türk kültüründe avcılık geleneğine
temel oluşturan önemli unsurlardan bahsedilerek,
avcılığın kültür içerisindeki gelenek, askerlik, din,
eğitim, yasalar, fermanlar, kurumlar, av alanları ve
çevre düzenlemeleri bakımından göstergeler ele
alınmıştır.

GELENEK
Avcılık, Türklerde günümüzden çok eski zamanlara
kadar giden bir geleneğe sahiptir. İnsanlık tarihinin ilk
dönemlerinden itibaren avcılığın temel bir hayat tarzı
olarak, beslenme ile doğrudan bağlantısı da akla gelen
bir gelenektir. Avcılıkta beslenme ihtiyacı
karşılanırken, savaşçı özellikler de okun
kullanılmasıyla gelenekselliğini sürekli kılmıştır.
Türk avcılarının inancında, Altay Türk avcı ruhunun
yerini İslamiyet'ten sonra evliyalar tutmaktadır. Avın
verimli ve başarılı olması için sahada bulunan evliya
yatırlarından yahut "Avluk" yani avın yapıldığı
bölgedeki ağaçtan ve saireden şeytana karşı uğur
dilerler. Av esnasında silahı kendisine yar olmazsa,
şeytanı ortadan kaldırmak için, yanındaki köpeğini
silahının üstünden atlatır. Köpeksiz bulunduğunda ise
bizzat kendisi atlar Bu merasim bir nevi "Ateş
Kültü"nden kalma eski bir inançla, kötü ruhlardan
temizlenmeyi gösterir.
Hala bugünkü Altay Türkleri, maişetlerini temin eden
bütün av hayvanlarına karşı o kadar içten bir inanç ve
itimatla bağlıdırlar ki, ava ait en ufak laubaliliğe
tahammül edemezler. Avın, ancak temiz ve arınmış
olarak yapılmasıyla verimli olabileceğine inanır ve
buna göre de hazırlığını yapar. Şöyle ki, ava çıkacağı
gece avcı, karısından ayrı bir başka odaya çekilir,
kimse ile konuşmaz ve yapacağı her şeyi sır tutar.
Bazı Türk boylarında ise, yeni doğuran kadına, sırf
temiz sayılmadığından, av eti verilmesi
yasaklanmıştır. Samur avında kullanılan ağlara eliyle
dokunmasına izin verilmez. Evin kadın halkı, kesin
olarak av tüfeğine el vurdurulmazdı. Bu gibi
inançlara aykırı hareket edilirse, avın verimsiz olacağı
ve avcı ölünce ruhunun ongun'u olan kuş ile
birleşeceğine inanılırdı. Bu suretle av kültü
bütünüyle tatbik edilmektedir. Yerli Türk örf ve
teamül hukuku, bütün bu inançları lüzumlu sayarak,
topluma tatbik selahiyetini haizdir.
Başlangıçta bu eski ve tarihi külte ait avcı kuş adları
antroponim olarak kullanıldıktan sonra, nüfus
çevresini genişletmiş, ona milletlerarası bir karakter
kazandırmıştır. Nitekim Şunkar, Doğan-Toğan, Çakır,
Şahin, Toğrul, Laçin avcı kuş adları bütün Türk halk
ve boyları arasında kökleşip kaldığı gibi, Şunkar avcı
kuş adı Türk elleri dışına da taşmış, Mançu dilinde
Şonkon kılığına, Macarca'ya Zongor telaffuzu ile
girmiş, İran, Irak, Arap, Mısır,Rusya ve Balkan
Yarımadası milletler Antroponimisinde bugün bile
kullanılmaktadır. Bazıları ise hem antroponim, hem
de toponim olarak kullanmışlardır. Nitekim
yukarıdaki Şunkar kuş adı; Anadolu toponimisinde
Sungurlu, Antroponimisinde Baysungur, Etnolojisinde
ise Oğuz Boyunun totemi olmuştur. Bu kadar zengin
cepheli, dede-baba yadigarı avcılık müessesesi Türk
tarihinin ve kültürünün toplum hayatından kopup
gelen çok değerli geleneklerinden biridir.
Avcılığın Türk aile kültürünü nasıl etkilediğine başka
bir örnek de; erkek çocuklara Alakuş, Alpkuş,
Aksungur, Afşin, Çağrı, Çavlı, Karaca, Karakuş,
Laçin, Toğan, Tuğrul... gibi avcı kuş isimlerinin
verilmesidir. Bu gelenek, Osmanlılar'ın kuruluş
döneminde, sonraki dönemlere oranla daha çok
görülmektedir.
Oğuz Han'ın altı oğluna bağlı her boyun ayrı ayrı
ongun'u ve söğün"ü vardı. Gün Han'ın Ongun'u
şahin kuşu, Söğün'ü sağ kırı yağrın. Ay Han'ın
Ongun'u kartal, Söğün'ü aşgar. Yıldız Han'ın
Ongun'u tavşancıl, Söğün'ü oyago. Gök Han'ın
Ongun'u sungur, Söğün'ü sonkırı yağrın. Tuğrul Bey,
her ava çıkışta beraberinde 20 katır yükü yiyecek
götürür, kırlarda mükellef sofralar kurdurup
emirlerine ve o bölgenin halkına yedirmekten zevk
alırdı.
Bolayır'da 1359'da defnedilmiş olan Süleyman
Paşanın kabrini, o yörede avlanan padişahların ava
çıkmadan önce ziyaret etmeleri bir gelenek halini
almıştı.
Avcılığın ulusun yönetim ve düzenini etkilediğine de
bayraklara kartal resminin konulması, tuğranın kuş
motifinden esinlenerek oluşturulduğu ve eski
Türkler'deki ongun ve söğün geleneğine örnektir.
Oğuz Kağan Destam'nda Oğuz kabilesinin damga ve
amblemi olarak Öküzün gösterilmesi dikkatimizi
çekmektedir ve oldukça manidardır.
Türk devletlerinde ve boylarında, dini merasim
yaptıracak kadar bir kült değerini bulan avcılık, Türk,
Moğol, Osmanlı ve Rusya İmparatorluğu'nda
muayyen bir kurumlaşma haline getirilmiş, devletin
askeri gücün sembolü karakterini taşımıştır. Buna
paralel olarak, manevi toplum hayatının çeşitli
cephelerinde kökleşmiş kalmıştır.


Facebook'a Ekle
Kayıtlı

SEN  TANRI   DEĞİLMİSİN ,  ADINI    YARGILATMA
SANA   TANRI   DEYİNCE ,  DİNİMİ     SORGULAMA
YA  ADAM  ET  BUNLARI , YA  BERABER  YAŞATMA
KANI  BOZUK  OLANLAR  "TÜRK'ÜM" DİYEMESİNLER
𐱃𐰀𐰴𐰾𐰃𐰤 𐰴𐰀𐰞𐰴𐰀𐰣
Sayfa: [1] 2 3 4
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.107 Saniyede 23 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.013s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.