Türk Irkçılığı Hakkında -İnsanüstü Türk
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 15 Aralık 2019, 21:28:53


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1] 2
  Yazdır  
Gönderen Konu: Türk Irkçılığı Hakkında -İnsanüstü Türk  (Okunma Sayısı 2363 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
BATURGAN
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 366



« : 23 Şubat 2019, 14:14:01 »

"Türkiye'de ırk konusunda insanlar ikiye bölünmüş durumda.
Bir kesim:
"Türkiye'de Türkler azınlıkta!" demektedir.
"Bu milletin çoğu Müslüman olmuş Romalı, Hititli. Esas Türkler ise Orta Asya'daki çekik gözlüler." demektedir.
Kendisine ırkçıyım diyen diğer kesim de, çok daha absürt bir şekilde:
"Türklük his ile olur. Türküm diyen Türktür, Türklük kültürdür, biz bu anlamda ırkçıyız" demektedir.
Türkiye'de binlerce üyesi olan "ırkçı" teşkilatlar bile, "biz kültür ırkçısıyız" diyorlar. Akıl alır gibi değil.

Bu iki yaklaşımın ikisi de hatalıdır!
Evvela ikinci kesime cevap verelim.
Kültür ırkçısı diye bir kavram yoktur! Kültürü savunuyorsan kültürcüsündür. His veya dil de bir insanı başka ırka ait yapmaz. Irk biyolojik bir kavramdır. Kan ile, gen ile olur.
Bir aslanı kedi gibi evcil hale getirmeniz, onu kedi yapmaz. Bu akla, mantığa, gerçekçiliğe, her şeye aykırıdır!
Elbetteki biz bu tarz söylemlerin "zorunluluktan" yapıldığını biliyoruz.
Büyük ırkçı Hüseyin Nihal Atsız bey bile, ırk konusunda yeterli bilimsel kanıt olmayışından yakınmıştır.
Avrupalı bilim adamlarının ten rengine veya kafatası genişliğine göre ırk sınıflandırması, Türkleri daima arada bırakmıştır.
Türkçüler yıllarca "Türkler sarı ırk mı? Beyaz ırk mı? Aryan mı? Mongol mu?" diye çırpınıp durmuşlar, ama bir türlü olması gereken yere koyamamışlardır.

Ancak nihayet, gelişen genetik bilimi bu sorunu kökünden çözüyor!
Bilim adamları dünyanın dört bir yanındaki insanların genlerini analiz edip, binlerce yıl önceki atalarını tespit edebiliyor.
Atalarınızdan size aktarılan genler, kanınızda hangi millet var, kökleriniz nereye dayanıyor, atalarınız nerelerden geçmiş ve hangi başka milletler ile evlilik yapmış hepsini ortaya çıkarıyor.
Tam da burada bahsettiğimiz ilk kesim ortaya çıkıyor. Gen sonuçlarını akıl almaz bir şekilde yanlış yorumlayıp, Türkiye'de aşırı derecede az Türk olduğunu iddia ediyorlar.

Gelin bu konuyu kökünden çözelim!
Öncelikle şunu ortaya koyalım; DNA haplogrup oranları dünya üzerindeki hiçbir insanda %100 tek bir yere ait değildir.
İşte bu ilk kesimin hatalı yorumları burada başlıyor. "Hiçbir insanda %100 tek yere aidiyet olmadığına göre, hiçbir insan saf ırka ait değildir" diyorlar.
20 bin yıldır Afrika'dan ayrılmamış, insan yüzü görmemiş zenci kabilelerinde bile bu oran %100 değil! Böyle bir mantık olmaz!
Bu son derece yanlış bir tanımlamadır.
Zaten diğer hiçbir insan ile ortak gen taşımasak, diğer insanlardan ayrı bir ırk değil, ayrı bir tür olurduk!
Bu şahıslar ırk ile türü karıştırıyor.
Nasıl ki Aslan ile kedi farklı türler ise, nasıl ki kurt ile köpek farklı türler ise, eğer genler arasındaki fark "o derece" farklı olsa, insanlar da farklı türlere ayrılırdı.
Ancak hepimiz insanız! Burada mevzu ırktır. Bu sebeple genin yüzde kaç nereye ait olduğundan çok, hangi gen gruplarının olduğu ve bunların kendi içindeki kombinasyonu önemlidir.
Çok çok yanlış bir diğer yorumlama da burada doğuyor:
"Türkiye'deki genlerde çok çeşitli gruplar ortaya çıktı. Ağırlığı Orta Asya kökü oluşturmuyor!" Evet bu doğru, ancak biraz önce açıkladığımız sebep yüzünden zaten önemli olan "ağırlık" değil, "mevcudiyet ve kombinasyoundur."
En çok bilinen ve tartışılan yerden örnek verelim:
Osmanlı ailesi.
Ertuğrul Gazi'nin soyu bin yıldır devam etti ve günümüze geldi. Ancak padişahların çoğu yabancı kadınlarla evlendi. Peki bu ırkı bozdu mu?
Bunu gen grubu yüzdesi sayanlara sorarsanız, gen bozuldu derler. Ancak sadece babadan geçen y-dna aktarımı, kişilerin köklerini gayet net şekilde ortaya koyuyor.
Burada önemli olan kökü tespit etmek. Gen haplogrupları bu işe yarar.
Bu tarz dna testleri bize bir insanın sadece hangi ırka ait olduğunu değil, aynı zamanda bu süreçte kimlerle evlendiğini de gösterir.
Osmanlı hanedanı üzerinde DNA testi yapılsa, babadan geçen ve Ertuğrul gaziye kadar uzanan kök rahatlıkla tespit edilir. Bu erkeklerin kaç kere yabancı kadınla evlendikleri, bu kökün varlığını değiştirmez.
Yani kısacası, Anadolu'daki Oğuz Türklerinin hepside Orta Asya kökünü gösteren gen vardır. Ancak gen yoğunluğundaki "Anadolu yerlisi" oranı da gayet yüksek çıkar.
Bu şu demektir:
Bu adamlar Orta Asya'dan geldi, bin yıl boyunca başka milletlerle de evlendi, ancak babadan aktarılan Orta Asya kökü hala mevcuttur ve anında tespit edilebilir!
Burada önemli olan ırkın kökünü tespit etmektir.
Bu güne kadar ırkçıların Türkleri bir yere koyamamasının sebebi, işte bu "kök tespitini" yapamamış olmasıdır.
Kök belirten genler bulunduktan sonra, diğer genler bize kişinin nerede yaşadığını, hangi milletler ile evlendiğini ortaya koyar. Böylece sadece Türk kökünü bulmakla kalmayıp, aynı zamanda "boyu" da buluruz.
Örneğin:
Bir grup insanı aldık ve test yaptık. Ural-Altay ırkının hepsinde istisnasız olarak görülen "N" haplogrubunu gördük. Tebrikler! Türk olduğu anlaşıldı.
Haplogrup yüzdesinin %1 veya %5 olması önemli değil, önemli olan kökün varlığıdır.
Bu Türklerde Anadolu yerlisi genlerinin (J2 veya G) yoğun olduğunu gördük. Bu bize, bu Türklerin OĞUZ Türkü olduğunu gösterir.
Aynı şekilde başka bir grup insanı alıp gördük ki "N" grubu var. Türk olduğunu anladık. Yoğunluk "R1a" geninde ise bunlar KIRGIZ Türkleridir.
Aynı şekilde Türk olduğu tespit edildikten sonra, "C2b" grubu yoğun gözlenirse, bunlar KAZAK Türk'ü demektir.

Burada diğer grupları değil, "N" grubunu kök belirleyici olarak alma sebebimiz, bu grubun İSTİSNASIZ TÜM TÜRKLERDE ve Ural-Altay ırklarında bulunmasıdır.
Bu gen grubu, kişinin Ural-Altay ırkından olup olmadığına dair adeta bir turnusol kağıdı görevi görmektedir.

İnsanüstü Türk Hareketi olarak; ilerleyen zamanlarda Türkiye'de de bir gen merkezi açıp, bu araştırmaları daha ileriye götürme ve kafa karışıklığı yaşayan kişilerin Türk olup olmadığını bilimsel olarak ortaya koyma sözü veriyoruz."

Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Buga Yaktu
Türkçü BOZKURT

ileti Sayısı: 4.112


Türk var oldukça,Türkçülük ateşi de yanar durur.


« Yanıtla #1 : 23 Şubat 2019, 21:25:48 »

Baturgan bunlar Tigirci değil galiba yeni bir oluşum, Transhümanist Türkçülük gibi bir kavram dolaşıyor. Bu yıl bu kavramın popüler olacağını biliyordum da bizim dava ile ne alakası var Transhümanizmin. Kısa bir cevap versen, anlasak olayı. Bunlarda bizim yeni mezhebimiz oldu yahu.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Türkçülük, din gibi derin, tasavvuf gibi mistik bir sistemdir. Ondaki ihtişamı ve bu uğurda ölmekteki ululuğu ancak ruhunda istidat olanlar duyabilir.
Kurtçebe Noyan
Türkçü Turancı Militan
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 653


Dr.Rızâ Nûr'un çizdiği, Atsız'ın yazdığı yoldan!


« Yanıtla #2 : 23 Şubat 2019, 23:05:41 »

Baturgan bunlar Tigirci değil galiba yeni bir oluşum, Transhümanist Türkçülük gibi bir kavram dolaşıyor. Bu yıl bu kavramın popüler olacağını biliyordum da bizim dava ile ne alakası var Transhümanizmin. Kısa bir cevap versen, anlasak olayı. Bunlarda bizim yeni mezhebimiz oldu yahu.
Bunların Facebook, İnstagram ve Twitter hesapları var, bakmak gerek ağabey.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

"Türk Budun, Ökün!?… Kendine gel. Aklını başına topla. Her söze, herkese inanma. Beynini işlet. Geçmişini hatırla." Hüseyin Nihâl ATSIZ
BATURGAN
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 366



« Yanıtla #3 : 26 Şubat 2019, 20:49:44 »

Baturgan bunlar Tigirci değil galiba yeni bir oluşum, Transhümanist Türkçülük gibi bir kavram dolaşıyor. Bu yıl bu kavramın popüler olacağını biliyordum da bizim dava ile ne alakası var Transhümanizmin. Kısa bir cevap versen, anlasak olayı. Bunlarda bizim yeni mezhebimiz oldu yahu.
Ben birkaç yıldır takip ediyorum bunları, ilk kurucusunu kovdular birkaç olayları oldu. Bu olaylardan sonra geniş kitlelere açılmaya başladılar. Yöneticilerinden birisi subay. Havacı Teğmen olması gerekiyor. Ancak işlerine başladıkları zaman bırakacakmış. Dediklerine göre başka bir yöneticileriyse Türkiye ekonomisinde önemli kilit biriymiş. Tigir erle bağlantıları var mıdır bilmem ama bunlar farklı bir oluşum ve zıt düştükleri noktalarda var.

Benim de anladığım kadarıyla transhumanizm, hastalıkların kökünü kazıyarak ölümsüzlüğün peşinde koşmak, gen ıslahı yapmak. Bunlar da Türk ırkına gen ıslahı yaparak ırkımızı yeniden yaratmak peşindeler. Transhümanist yani insanüstü Türk ırkını tamamen oluşturmak istiyorlar. Demokrat değil teknokratlar. Bu ülkenin başına yasal yollarla gececekleri ve Teknokrasiyi ilan edeceklerini ve bunun da çok erken denebilecek bir zamanda gerçekleşeceğini söylüyorlar.

Yöneticilerden Furkan Doğan'ın 2043 diye bir bilimkurgu kitabı var ayrıca İnsanüstü Türk adına bir pdf dosyası paylaştılar. Okursanız daha iyi cevaplar alırsınız.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Buga Yaktu
Türkçü BOZKURT

ileti Sayısı: 4.112


Türk var oldukça,Türkçülük ateşi de yanar durur.


« Yanıtla #4 : 26 Şubat 2019, 23:26:40 »

Teşekkürler.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Türkçülük, din gibi derin, tasavvuf gibi mistik bir sistemdir. Ondaki ihtişamı ve bu uğurda ölmekteki ululuğu ancak ruhunda istidat olanlar duyabilir.
Tunga Bey
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 295



« Yanıtla #5 : 27 Şubat 2019, 22:17:48 »

Robotlaşma İle İşçi ve Köylü Sınıfının Ortadan Kalkması:
Türk Milletinin Yeniden Dirilişi
James Watt 18.yy'da buhar makinesini icat etmeden önce, tüm işler insanların bilek
gücüne dayanıyordu. Oysa ki bilim sorunları çözmek için vardır. Buhar makinesi icat edildi
ve birçok alanda insan gücünün yerini makine aldı. Üretim hayal bile edilemeyecek şekilde
arttı ve ucuzladı.
İkinci sanayi devrimi ise Henry Ford'un üretim bandı yöntemini icat etmesi ile başladı.
Böylece üretim büyüklüğü ve hızı daha da arttı.
1970'lerde mekanik ve elektronik teknolojisinin gelişmesi ile, 3. sanayi devrinin içine girdik.
Bunun sonuçlarını şuan görüyor ve yaşıyoruz.
Artık yeni bir çağ başlıyor. 4. sanayi devrimi başlamak üzere. Bu çağda işçi ve köylü sınıfı
tamamen ortadan kalkacak. Tarım dev otomatik fabrika-makineler tarafından idare
edilecek. Ekim, besleme ve hasat süreçlerinin tamamı makineler tarafından
gerçekleştirilecek. Bu konu için linkteki videomuzu izleyebilirsiniz:
34
Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
Fabrikaların tamamında robotlar çalışacak. Hatta öyle bir hale gelecek ki, bozulan robotları
bile başka robotlar tamir edilecek.
Bir fabrika ve bir tarla işletmek için iki bin işçi ve köylü varsa, artık bu iki dev makineyi
sadece iki programcı idare edecek.
Bu devrime en büyük katkıyı da, üç boyutlu yazıcılar yapacak. Robotlar ve ihtiyaç duyulan
tüm makineler üç boyutlu yazıcılar tarafından yapılacak. Üç boyutlu yazıcılar da yine başka
üç boyutlu yazıcılar ile yapılacak.
Bilek gücüne dayanan tüm işlemlerin makineler tarafından yapılması, aşırı derecede fazla
kapasitede üretim demektir. Bu imkan batılı kapitalistlerin elinde olduğunda, tüm insanlık
bir avuç ciğersiz şirket patronuna muhtaç kalacak demektir.
Transhümanist Türk Hareketi ise, "kaynak bazlı ekonomi" vadediyor. Para denilen
sembolün, esas zenginlik olan kaynak kullanımını kısıtlamadığı, teknokrat ve militarist bir
Türk devletinin tüm üretime hakim olduğu bir sistem.
Daha önce de defalarca anlattık. Basit bir örnekle yeniden anlatalım. Türkiye'de 50 bin
tank yapacak kadar para var mı? Yok.
Peki Türkiye topraklarında 50 bin tank yapacak kadar demir, çelik gibi hammadde ve
işgücü var mı? Bu üretimi yapacak fabrikalar inşa etmek için beton vs var mı? Var!
Parasal sistemin içinde doğduğunuz için, bunu farketmemiş olabilirsiniz, ancak para sadece
bir sihirdir.
Para icat edildiğinde, bir kaynağın sembolüydü. Yüzlerce yılda kaynaklar arttı ama para
aynı oranda artmadı. Saçma sapan bir yöntem olarak "altın" ile eşit değerde sayıldı.
İspanyollar Asteklerden tonlarca altın yağmalayıp getirdiklerinde Avrupa'nın en zengini
oluverdiler. Ne değişti ki ülkede? Nüfus mu arttı? Kullanılacak kaynak mı arttı? Hayır, ülke
olduğu gibi aynı duruyordu.
Bir Astek lideri İspanyol yağmacılara sordu:
"Bu sarı malzemeyi neden bu kadar çok istiyorsunuz? Bu yenen birşey değil ki? Herhangi
bir işte de kullanılmaz, alet de yapılmaz. Neden sürekli altın istiyorsunuz?"
İspanyol yağmacı cevap verir: "Biz hepimiz, sadece altınla iyileşen bir kalp hastalığına
sahibiz."
Bizce hastalık kalpte değil, gözlerde ve idrakte ama neyse, devam edelim.
Bütün bunlardan daha büyük bir saçmalık, 1971'de Bretton Woods anlaşmasında
değişikliğe gidilmesi ile sağlandı. Bu anlaşmaya göre tüm dünya paraları (TL DAHİL)
Amerikan dolarına göre değer kazanacak. Peki Amerikan doları neye göre değer
kazanacak? ABD merkez bankasının esas sahiplerinin keyfine göre.
Amerika Dolar bastığında, "dur bakalım" diyen var mı? Yok. Piyasadaki dolarların da büyük
çoğu elektronik ortamda zaten. Değeri düşmesin diye oyunlar oynanıyor.
Dünya'da şuan toplam 1,2 katrilyon dolar değerinde para var. Peki dünyanın tüm
kaynaklarının değeri 1,2 katrilyon mu? Dünyayı satsak 1,2 katrilyon mu eder? Tüm dünya
kaynaklarını kullanmaya kalksak, sadece 1,2 katrilyon değerinde mi işlem yapabileceğiz?
Bu saçmalığın üstüne, birde bu değerin büyük çoğunu yine dolar oluşturuyor.
Kaynak bazlı ekonomi Türkiye'de kurulduğunda, bu ekonomi de robotik sisteme
dayandığında, üretim kapasitemiz ABD'yi bile geçecek. Çünkü kapitalistler sadece
ellerindeki para kadar iş yaparlar. Biz ise kaynaklarımız kadar yapacağız. Bunu dünyanın
35
diğer milletleri gördüğünde, kapitalizm her yerde domino taşı gibi devrilecek.
Peki bu sistemde insanlar ne iş yapacak? Elbette çalışacaksınız. Robotları komuta edecek
programcılara ihtiyacımız var. Sürekli yeni icatlar çıkaran organize beyin takımlarına
ihtiyacımız var. 10 kişi veya 20 kişi değil, tüm Türkler kafasını kullanıp devletine ve
milletine hizmet edecek. Askerlik her Türkün asli mesleği olacak. Tüm devlet ve millet,
askeri bir yapının organları olacak.
Ordu-millet kavramı gerçek anlamda hayata geçecek. İnsanlar, zeka ve yeteneklerine göre
ayrılacak, eğitilecek ve uzmanlıklarını en iyi şekilde kullanacak.
Biz; hiçbir Türk evladına, sabah 8'den akşam 5'e kadar vardiyada köle gibi aynı işleri
yapmayı yakıştıramıyoruz. Bu basit işleri makineler yapacak, siz bize başka alanlarda
lazımsınız. Yüce yaratıcı, milyonlarca yıllık evrim sürecinden sonra o mükemmel
beyinlerinizi, monoton saçmalıklarla çürütün diye var etmedi.
Gelecek Bizim Elimizde!

Kaynak: İnsanüstü Türk / Paylaşımlar Kitabı
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Tunga Bey
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 295



« Yanıtla #6 : 28 Şubat 2019, 21:59:13 »

Eğer üstün bir teknolojik birikiminiz ve üstün bir düşünce sisteminiz yoksa; üstün genlere
sahip olmanız ve üstün ırka mensup olmanız hiçbir şey ifade etmez. Türk milletinin ihtiyacı
olan şey, köhne zihniyetin değişmesidir. İhtiyaç, üstün bir düşünce sisteminin
benimsenmesidir. Bilim ve teknolojiyi esas edinmek ve doğuştan gelen yüksek Türk aklını
bunlar için kullanmaktır. İşte o zaman yeniden dünyanın en büyük ve en güçlü devleti
olacağız
.

Kaynak: İnsanüstü Türk / Paylaşımlar Kitabı
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Tunga Bey
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 295



« Yanıtla #7 : 13 Temmuz 2019, 15:16:32 »

İnternet üzerinden uluslararası savaşlar çağı !
Arap baharı denilen Ortadoğu'yu yeni bir şekle sokma girişimi bildiğiniz üzere sosyal medya üzerinden başladı. İddiaya göre olayların başladığı günlerde sosyal medya da ciddi bir siber saldırı başladı. Birçok kişi sosyal medya hesaplarında kendilerini sokağa götürecek haberlerle karşılaştılar. Bu haberler öfkelerini harekete geçirecek tarzda haberlerdi.Sonuç ise Arap Baharı oldu.
 
İngiliz ordusu, sosyal medyayı kullanarak psikolojik operasyonlar yapacak tugay seviyesinde yeni bir birim kuruyor. Tugayda görevli tüm askerler Twitter ve Facebook gibi sosyal medya araçlarını kullanıp savaş zamanı halk üzerinde psikolojik operasyonlar yapmakta uzman olacak. Böylece bilgi çağında hem düşmanların propogandalarına yanıt verilmesi hem de savaş bölgesinde halkın İngiliz ordusuna destek verilmesi hedefleniyor. ABD ve İsrail ordularının zaman zaman sosyal medyayı kullanarak psikolojik operasyonlar yaptığı, Rus ordusunun Ukrayna'ya ait Kırım geçtiğimiz yıl Mart ayında ilhak edilirken benzer teknikler kullandığı biliniyor. Hindistan’da binlerce insan cep telefonlarına gelen “güvende değilsiniz” mesajı üzerine bulundukları şehri terk etti. Tren istasyonlarında izdiham oldu. İnsanlar birbirini ezdi. Panik ortamı hükümetin beşten fazla kişiye aynı anda kısa mesaj gönderilmesini yasaklama kararı almasına sebep oldu. CIA’in başkanı Leon Panetta, “İnternet üzerinden hükümet birimlerimize saldıranlara karşı en ufak bir tahammül göstermeyeceğiz. Soğuk Savaş bitti ama teknoloji savaşları başladı.” diye açıklama yaptı.


 ---İnsanüstü Türk Paylaşımlar kitabından alıntıdır---
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Tunga Bey
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 295



« Yanıtla #8 : 13 Temmuz 2019, 23:20:31 »

ORTADOĞU'NUN LANETİ
Bu topraklarda zayıf olmak demek, yok olmak demektir. Bu coğrafyada hayatta kalabilmek için güçlü olmak zorunluluktur. Türk milletinin bekasını sağlamak için; çelik gibi bir irade, sarsılmaz bir birlik ve erişilmez bir teknolojik üstünlük gerekmektedir. Türk milletinin mensupları; milli ruha, milli birliğe ve milli çıkarlara delilik derecesinde bağlı olmalıdır. Tüm bireyler çelikten bir makinenin parçaları gibi, sonsuz bir bağlılık duygusuyla, hatasız bir şekilde çalışmalıdır. Sonsuz bağlılık, tavizsiz disiplin, üstün kan ve yüksek akıl bir araya geldiğinde, bilimin gücünü kullanarak baş döndüren bir hızla gelişeceğiz. Gerçek manada diğer tüm canlılardan daha ileri bir forma bürüneceğiz. Siz bu sürece kendi alanınızın gözüyle "Neo-PanTürkizm" diyebilirsiniz. "Beyond Homo Sapiens" diyebilirsiniz. "Yeni bir Türk ırkı yaratma ideali" diyebilirsiniz. Biz şimdilik "Transhümanizm" diyoruz.



---İnsanüstü Türk Paylaşımlar kitabından alıntıdır---
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Tunga Bey
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 295



« Yanıtla #9 : 15 Temmuz 2019, 20:33:57 »

TRANSHÜMANİST TÜRK HAREKETİ MANİFESTOSU
 
-Türk milleti, tarihin en büyük ve en kudretli milletidir. Gelecekte de öyle olacaktır. Bu amaç doğrultusunda çalışmak en önemli görevimizdir.
 
-Türk milleti, bu yükseliş hareketinde bilimi esas alacak, gücünü teknolojik üstünlüğe dayandıracaktır.
 
-Türk milletinin sosyal yapısı; tarihine bağlı, geleceğe odaklanmış, disiplinli ve üstün karakterli olacak şekilde, militarist bir anlayışla yeniden düzenlenecektir.
 
-Türk tarihine katkı yapmış ve alenen vatan hainliği görülmemiş liderler arasında tarafgir olunamaz. Tarihe takılıp kalmak ve millet içinde eski kavgaları sürdürmek anlamsızdır.
 
-Hiçbir tarihsel lider putlaştırılamaz. Hiçbir insanın her sözü doğru değildir ve tüm varlık tek bir kişiden sebep değildir. Tarihsel liderlerimiz, tarihimizin bir parçası olarak kabul edilir, saygı duyulur, ders alınır. Ancak asla eskiye takılıp kalınmaz. Bizim amacımız geçmişte oyalanmak değil, geleceğe hazırlanmaktır.
 
-Tarihteki liderlerimiz, kendi dönemlerinin sorunlarına çözüm bulmaya çalışmışlardır. Eski sorunların eski çözümleri, bugüne ve geleceğe asla dayatılamaz. Her yaptıkları doğrudur ve sürdürülmelidir diye bir kaide asla olamaz.
 
-Amacımız daha ileriye ve daha iyiye gidecek şekilde, sürekli olarak bilimde ilerlemek, bu ilerleyiş sırasında milli birlik ve kudreti geliştirmektir.
 
-Diğer milletler arasından, Türklüğe zarar vermiş veya verecek olanlarla, zararsız hale getirilene ve misliyle kısas uygulanana kadar mücadele edilecektir.
 
-Yönetimde teknokrasi esastır. Her bir kurum, konuyla ilgili Türk milletinin içinden çıkmış en yetkin uzmanların eline verilecek, bu uzmanlar sürekli olarak denetlenecektir. Milli ruhtan ve karakteristik üstünlükten taviz vermiş olanlar, bu kategorinin dışında tutulacaktır.
 
-Başta yaşlanma olmak üzere, tüm hastalıkların tedavisi için uğraşmak, ek olarak insan bedenini sürekli olarak daha kabiliyetli kılacak şekilde geliştirmek, ideolojik esaslardandır.
 
-Ekonomide, geçmiş çağın tüm uygulamaları ve sistemleri reddedilecektir. Kapitalizm de, komünizm de, korporatizm de tamamen silinecektir. Limitli yapay zeka ve ileri robotik teknoloji ile üretim yapılacaktır.
 
-Nüfus planlaması şarttır. Sistemin devamlılığı ve kişilerin kalitesi için doğumlar kontrol edilecek, genetik sınama sürekli olarak uygulanacaktır.
 
-Her birey özel olarak eğitilecek, psikolojisi özel olarak düzenlenecek, doğuştan sahip olduğu yeteneklerine yönlendirilip bunları en iyi şekilde inkişaf ettirmesi sağlanacaktır.
 
-Bu sistem kurulana kadar olan geçiş sürecinde, hareketin mensupları özenle seçilecektir.

 
Hareket asla halka açık olmayacaktır. Sadece belli bir bilgi ve kültür seviyesinde olanlar, yeteneklerini ve karakterlerini geliştirme çabası içinde olanlar kabul edilecektir.
 
-Bilimsel güç, ilerleme için kullanıldığı kadar güvenlik için de kullanılacaktır. Sistemin ve sürecin korunması için, en ileri güvenlik teknolojileri edinilecek, hareket mensuplarına profesyonel savunma eğitimleri verilecektir.
 
-Türk milletine mensup kişilerin zihninde "bilim mezhebi" kaideleri hakim kılınacaktır. Bilime ve gelişmeye yönelik düşmanlık barındıran inanç çeşitlerinin silinmesi için, her türlü propaganda ve eğitim faaliyetleri yürütülecektir.
 
-Bilim mezhebi; hangi inançtan veya inançsızlıktan olursa olsun, insanların bazı gerçekleri kavraması ve buna göre yaşaması demektir. Bu gerçekler şunlardır: ait olduğun biyolojik aileyi, bu biyolojik ailenin geniş versiyonu olan ırkı her şeyden üstün tutmak ve geliştirmeye çalışmak, canlılık aleminin temel kuralıdır. Bilimde ilerlemek ve evrenin bilinmezlerinin peşinde koşmak, tüm bireylerin görevidir. İlerlemeye engel olan her türlü etken, kişinin zihninden ve toplumsal yaşamdan süpürülmeli, tarihe gömülmelidir.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1] 2
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.068 Saniyede 23 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.011s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.