Türkler'de Ailenin Tekâmülü ve Bunda "Kadın"
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 05 Ağustos 2020, 16:17:54


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Türkler'de Ailenin Tekâmülü ve Bunda "Kadın"  (Okunma Sayısı 2178 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
KHAZAR Manash
Khazar Manash
Atsızcı
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 4.195


Türk var oldukça,Türkçülük ateşi de yanar durur.


« : 03 Kasım 2013, 13:16:31 »

I‐ Türk Mitolojisinde Erkek ‐ Kadın ve Aile Mefhumları
Türk destanının bütün parçaları meydana çıkarılıp
henüz birbirine bağlanmış değildir. Bununla beraber
bugün elde mevcut olanları da zengin mevat gösterir.
Bugünkü Türk destanı başlıca dürt büyük parçadan
ibarettir.
1 — Dünyanın yaradılış usturesi, 2— Kun = Oğuz
destanı, 3—Gök Türk destanı, 4—Dokuz Oğuz "Uygur
destanı" Bu esas destanın etrafında birçok da tâli
destanlar vardır ki en meşhurları Köroğlu, Manas,
Battal gazi, Danişmend Gazii ve Dede Korkut
destanlarıdır.
Bugün yalnız Yakut Türklerinde yaşayan Türk
kozmogonisine güre kâinat halk edilmeden evvel âlem
denizden ibaretti. "Tanrı Kara Han" bu denizin
üzerinde tek başına düşünüyordu. Nihayet Kara Han
yalnızlıktan usandı. Ne yapayım diye düşünmeye
başladı. O zaman, denizde "Ak Ana" göründü. Kara
Hana "Yarat!" dedi ve kayboldu. Kara Han Ak Anadan
aldığı ilham ile kainatı yarattı.
***
Demek Türk maşerî vicdanının yarattığı en esaslı
efsanede "Kadın" bir ilham menbaı oluyor. Kadına
destanda bu kadar mühim bir mevki veren milletin bu
fikri bu tezde daima göz önünde tutulması lâzım bir
nokta olacaktır.
Yine Türk kozmogoni destanına göre gök 17
tabakadan mürekkeptir. En üst kat olan 17'nci
tabakada Tanrı Kara Han oturur. Kadın olan "Gün
Ana" yani güneş 7'nci katta, erkek olan "Ay Ata " yani
ay ise 6'ncı katta oturur .
Görülüyor ki daha mühim olan güneş kadın telakki
ediliyor ve gökteki mevkii de aydan daha yüksek
oluyor..
Türk destanının ikinci büyük parçası olan Oğuz
destanında, destan kahramanı ve Türklerin büyük
hükümdarı olan Oğuzun iki güzel kızla evlendiğini
görüyoruz.
Hatta bu destanın islâmiyetten sonra tahrif edilen
şekillerinde Oğuzun üç amcasının üç kızıyla
evlendiğini görüyoruz. Bunu hiç bir zaman Türklerde
kadının mevkiinin küçük olduğu şeklinde
anlamamalıdır. Çünkü fütuhat devirlerinde Türk
büyüklerinin birden fazla kadın alması kablelislâm
devirlerde bile âdetti. Dokuz Oğuz destanında da
hükümdar "Buğu Han" yeni dini ve her şeyi semavî bir
kızdan öğrenir .
Zaten eski Türklerin içtimai müesseselerinin
bakiyelerini hâlâ saklayan Altay Türklerinde kadının
mevkii çok büyüktür. Kahramanlar karısının yahut
hemşiresinin sadakat ve gayreti sayesinde
felâketlerden kurtulurlar. Hatta Altay dağlarındaki bir
tepenin ismi "Kadın"dır." Bu dağ hakkında birçok
hikâyeler söylenir
Kara Kırgızlar arasında söylenen "Manas" destanında
kadın evin namusunun bekçisidir. Erkek soğuk
kanlılığını kaybederek fena bir iş yapacağı zaman onu
kadın kurtarır. Kadının sözünü dinlemediği zamanda da kahramanın ölümü gelmiştir.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Türkçülük, din gibi derin, tasavvuf gibi mistik bir sistemdir. Ondaki ihtişamı ve bu uğurda ölmekteki ululuğu ancak ruhunda istidat olanlar duyabilir.
KHAZAR Manash
Khazar Manash
Atsızcı
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 4.195


Türk var oldukça,Türkçülük ateşi de yanar durur.


« Yanıtla #1 : 03 Kasım 2013, 13:19:22 »

Kadının yüksek mevkii İslâmiyetten sonra yazılmış olan Dede
Korkut kitabında da pek barizdir. Meselâ: Kahraman fakak deli
bir Türk beyi olan "Deli Dumrul" Azraile meydan okuyor. Fakat
mücadelede mağlup oluyor. O zaman Âzraile diyor ki: "Madem
ki her şeyi yaratan, can veren Allah'tır öyle ise benim de canımı
o alsın, sen bu işe karışma!" Bu sözler Allah'a hoş geliyor. Azraile diyor ki: "Eğer Deli Dumrul kendi
yerine canını verecek birini bulursa onu ölümden affederim."
Azrail bunu Deli Dumrul'a tebliğ ediyor. Deli Dumrul sevinerek
babasına: koşuyor, işi anlatıyor.. Babası kabul etmiyor. Anasına
koşuyor. 0 da kabul etmiyor. o zaman Azrail Deli Dumrul'un
canını almak istiyor. Deli Dumrul Azrailden müsade istiyor: "Bîr
karımla iki oğlancığım var, onları da bir göreyim de sonra
canımı al!" diyor. Karısına anlatıyor, diyor ki: "Bütün malım
mülküm senin olsun. Benden sonra, gözün kimi tutarsa göynün
kimi severse ona var, iki oğlan çığımı öksüz bırakma."
***
Kadın burada büyüklüğünü gösteriyor. "Sen öldükten sonra ben
malı mülkü neylerim, ben göz açıp seni gördüm, gönül verip
seni sevdim. Korkak anan baban bir canda ne var ki
vermemişler. Yer gök şahit olsun ben canımı sana verdim"
diyor... Azrail karısının canını almaya geliyor. Deli Dumrul
Allah'a yalvarıyor. "Alırsan ikimizin canını al. Bırakırsan beraber
bırak." diyor. Allah ta onları affediyor.

ATSIZ MECMUA SAYI 6

İstanbul Kız Lisesi Felsefe Sıtajiyeri
Mehpare Nihâl
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Türkçülük, din gibi derin, tasavvuf gibi mistik bir sistemdir. Ondaki ihtişamı ve bu uğurda ölmekteki ululuğu ancak ruhunda istidat olanlar duyabilir.
KHAZAR Manash
Khazar Manash
Atsızcı
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 4.195


Türk var oldukça,Türkçülük ateşi de yanar durur.


« Yanıtla #2 : 03 Kasım 2013, 13:39:18 »

Türk tarihinde kadinin rolu son derece önemlidir. Dunyanin hic bir yerinde kadin insan sinifinda bile sayilmaz iken Türklerde Hatun Kagandan sonra en buyuk idareci sifatini tasimaktadir. Tomris ozgur ve savasci bir Türk kadin protipini sunar. Ahlak ve namus anlayisinin yaninda bilgelik,cesaret, hurriyete duskunluk Türk kadinlarinin ozelligidir.  İslamiyet öncesi Türklerde kadın tabu değildi.Erkeği ile birlikte her tür faaliyete katılırdı.Avda,savaşta,ziyafetlerde,dini ve siyasi faaliyet ve törenlerde,toy ve şölenlerde,protokolde kadın erkeğin hep yanındaydı.Kadın erkeğin tamamlayıcısı olarak kabul edildiğinden kadınsız iş görülemezdi.
   Hükümdar emirnamelerinde Hakan buyuruyor ki,ifadesi geçerli değildir. Hakan ve Hatun buyuruyor ki diye başlamışsa kabul görürdü. Yabancı devlet temsilcilerinin kabul töreninde mutlaka hakan ve hatun birlikte olmak zorundaydıla Bütün kabul törenlerinde hatun hakanın  solunda oturuyordu.Siyasi,idari,sosyal,iktisadi gibi konularda tartışmalara katılır,fikir beyan ederdi.Zaman zaman harp meclislerine dahi katılırdı.
  İbni Batuta ‘Seyahatnamesi’nde şöyle der : ‘Hatunlar sokağa büyük merasimle çıkar. Türk kadınları yüzlerini örtmezler’ islam olduktan sonra bile kendine ozgu bir islam anlayisi gelistiren Türkler hic bir zaman kadini ikinci plana atmamislardi. Ancak Osmanli devletinin kurulmasiyla birlikte baskin olan arap ve fars kultur asimilasyonu ile Türkler töreyi bir tarafa birakip daha din odakli bir hayat yasamaya basladilar bunun neticesinde kadinlarin eve kapanmalari,sokaga cikmamalari, ve onlari asagiliyan bir cok etki ile basbasa kaldilar.
Gunumuzde hala kadini cinsel bir meta olarak goren ve onu ancak kafasini ortmekle temiz olabilecegini kirlilikten kurtulacagini sanan !!! ahmak zihniyet'e dunyada kadin hayvan muamelesi görurken Türkler'in kadinlara verdigi degeri hatirlatmak isterim.

Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Türkçülük, din gibi derin, tasavvuf gibi mistik bir sistemdir. Ondaki ihtişamı ve bu uğurda ölmekteki ululuğu ancak ruhunda istidat olanlar duyabilir.
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.229 Saniyede 23 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.012s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.