Türk Destanının Tasnifi
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 17 Ekim 2019, 19:43:50


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Türk Destanının Tasnifi  (Okunma Sayısı 7495 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Buga Yaktu
Türkçü BOZKURT

ileti Sayısı: 4.112


Türk var oldukça,Türkçülük ateşi de yanar durur.


« : 26 Ekim 2013, 12:02:45 »

Umumiyetle Türklerde destan devri yani hayata
destanı devirlerde yaşayan milletlerin gözüyle
bakmak ve muasır büyük hadiseleri destan şekline
çevirerek yaşatmak zamanı, tabiîdir ki geçmiştir.
Başka milletler gibi Türk milleti de asri içtimaî ve siyasî
umdelere tapmaktadır.Bütün cihanın efkâr‐ı umumiyesinde ise iktisadî ve
içtimaî umdeler artık tamamıyla hâkim olmuştur.
Bugün dünyada akıl ve mantığı bütün sınıfların ve
zümrelerin hürriyetini hâkim bulundurmak isteyen
"demokrasi" ile amele sınıfı namına yapılan terörle
bütün diğer sınıfları imha ederek sınıf diktatörlüğü
yerleştirmek ve bütün insanların iktisadî ve içtimaî
hayatım bu sınıfın (zümrenin) kurduğu veya kuracağı
disipline ateş ve demirle icbar etmek isteyen
"komünizm," mücadele halindedir.Komünizm tehlikesine karşı mücadelede
demokrasinin zayıflığını bahane edinerek meydana
atılan "Faşizm"in alacağı yol karanlık ve şüphelidir.
Cihanşümul bir şekil almak için bugün daha' çok
demokrasi sistemine düşman kesilen ve onu ezmek
için müstakbel bîaman düşmanı komünizmle ittifaka
hazır olduğunu gösteren Faşizm mektebi müthiş
ihtiras ve müfrit şovenîzmden mülhem olmaktadır.
Fakat bu hareket de millî değildir. Bu da bir
"İnternasyonal" şovenizm'dir.O Avrupa'da sanayiin inkişaf ve buhranları esasında
zuhur edeceği muhakkak olan çarpışmaları daha fazla
alevlendirecek ve güçleştirecektir. Onun ileriki rolü
yalnız budur.Üç cereyanı temsil eden Briand, Stalin ve Musolini gibi
tipler zahiren millî gürünmekle beraber şüphesiz
internasyonal kuvvetler ve zümrelere istinat
etmektedir. Bir millî destan kahramanı "Demâvend"
tepesine çıkıp ta milletine "ben bugün atımı nallattım;
üzerinde seğirtip kılıcımı kanla lâl yapacağım" [1]
dediği zaman o milletin. Bütün efradı, sınıfları,
aristokrasisi ve proleteryası ona taparak heyecanla
"evet" sen cihan kahramanısın ve biz de köleleriniziz
Sana inanıyoruz; hayatımız sana merbuttur." [2] diye
bir ağızdan bağırmak zamanı Avrupa için geçmişse
bizim için de geçmiştir. Bizde de zamanın
kahramanları, medeniyet âleminde hâkim içtimaî
umdelerden birinin müntesibi bulunmak lüzumunu
duyuyorlar. Fakat Avrupa'da sınıflar çok uzun sürecek
olan mücadelelerine tutuşurlarsa, kim bilir belki "eski
millî destanlar" Türk ve Çin gibi milletlerin ' İşine
yarayabilir.Bugünkü ahval ve şerait eski Türkdestanlarını tasnif etmeğe ve bunları millî terbiyeye
esas edinmeğe birçok cihetten müsaittir. Fakat müsait
olmayan bazı enfüsî cihetleri de vardır. Onun en
mühimi de millî benliğimizi, mazimizi anlayış hususunda
bir istikrarın daha husule gelmemiş olmasıdır. Biz
biliyoruz ki Homer, Firdevsî, Lönnort eserlerini tertip
ettikleri zaman Yunan, İran, Fin milletlerinin mazileri
hakkında, doğru veya yanlış olmakla beraber, bütün
millet efradının inandığı bir tasavvur, taslak vardı,
hele İranlıların tarihi yalnız kendileri için değil diğer
komşu milletler, meselâ Araplar ve Türkler için bile
hatları malûm ve muayyen bir manzume şeklini
almıştı. O tarihin esas hatları Tabari, Sa'âlebî, Hamze'î
İsfahanı, Deyneverî, Kuteybe, Firdevsî, El‐Bîrûnî ile
Moğol zamanındaki Türk ve İranlı müverrihler ve
Neva: gibiler İçin hep birdi. Evet bütün Asya'ya hâkim
bulunup bütün şark millelleri bize benzemeğe
çalıştıkları bir devirde, yani başkaları İçin moda
olduğumuz zamanlarda bizde de tessüs etmiş bir mîllî
tarih taslağı vardı. O Türk tarihi Oğuz Handan başlıyor,
doğru Çingîz'e ve oğullarına ve sonra Aksak Temür'e
geliyordu. Reşîdüddîn, Hafız Ebru, Uluğ Bey, Mîrhond,
Hondmîr, Şeref eddîn Yezdî, Nasrullâhi, Muhammed
ibn Velî, Ebülgazi gibi müelliflerin kabul ettikleri bu
taslak Şems‐i Gâşanî'nin yazma destanına esas olmuş ve halk içindeki Şifahî destanlara da tevafuk etmiştir.


Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Türkçülük, din gibi derin, tasavvuf gibi mistik bir sistemdir. Ondaki ihtişamı ve bu uğurda ölmekteki ululuğu ancak ruhunda istidat olanlar duyabilir.
Buga Yaktu
Türkçü BOZKURT

ileti Sayısı: 4.112


Türk var oldukça,Türkçülük ateşi de yanar durur.


« Yanıtla #1 : 26 Ekim 2013, 12:07:57 »

Benim küçük kütüphanemde "Türklerde milli tarih
telekkisi" dosyası vardır. Türklerde millî tarih yazan
yahut o yolda düşünen fikir sistemlerini toplamaya
çalışıyorum. Bugüne kadar topladığım mevat pek de
memnuniyet verici değildir. Hatta bu evraka bakılırsa
mîlletimizin edebiyatını, fikrî hayatını yaşatan
münevverlerin arasında milletin mazisi hakkında
tebellür etmiş bir fikir yoktur denilebilir.
Milletimizin münevverine mazisini oldukça muntazam
bir şekil vererek anlatmak yolunda hizmeti dokunan
bir zat Fransız Yahudisi Leon Cahun'dur. Gerek "Asya
tarihine methal" inde ve gerek Lav isse ve Rambaud
tarihindeki hülâsasında bu zat Türkleri medenî
teşebbüsten mahrum bilmekle beraber kahraman
gösterdiğinden fikirleri herkesin hoşuna gitmiştir.
Türkçe tercümesiyle garp Türklerinden Necibasım Bey
meşgul olduğu gibî, Ufa'da da aslen şimalî Kafkasya
Türklerinden olan Ceneral Şeyh Alinin kızı Meryem ve
oğlu Davut meşgul olmuşlardır. Ve el yazısı halinde
birçok adamlar tarafından okunmuşur. Leon Cahun'un
eserinden ilham alan münevverlerden Ziya Göalp
muhtelif ilk makalelerinde, Akçura oğlu Yusuf Çingiz
tarihine ait Türk Yurdu mecmuasında neşrettiği
konfranslarında, şimdiki Londra sefiri Ferit Bey umumî
Türk ideolojisine ait, müstear atla neşrettiği risalede
ve daha diğer birçok zevat oldukça doğru bir nazar
telkini yolunda çalışmışlardı. Fakat bu nazar da
taamüm edip yerleşmemiştir. Hatta Leon Cahun'ü
Türklere ilk tanıtan Necibasım bey sonradan
tamamen başka fikirler söylemiştir. Meselâ Türk
Yurdu mecmuasında (1340 sayı 2) "Anadolu'da Türk
satvetini kıran Moğollar'dır. Moğol istilâsı Anadolu'yu
maddeten ve manen geri gütürdü. Türkler hâlâ âli
Cengiz oyununu unutmamışlardır. Yıldırım Bayazıt
Anadolu'nun birliği lüzumunu anladı. Demirleng
çıkmasaydı Anadolu birliği ve İstanbul fethi yarım asır
evvel olacaktı" diyor. Keza yine aynı yıl Türk yurdu
mecmuasında (sayı 4‐5} Sadri Maksudi Bey dîyor ki:
"Temür Kıpçak Türklerini, Toktamış'ı ve Türkiye
sultanı Bayazıd'ı mağlûp etti; Türklük bundan pek çok
kaybetti. Temür'ün galebeleri Türklük için bir tahribat
oldu. Kıpçak Türkleri'ni istiklâline mezar hazırlayan
Temür olduğu gibi küçük Asya Türklerini de tehlikeye
düşüren bu Türk'tü".
Acaba Osmanlılar elli yıl önce yürüyüp, Avrupa'nın o zamanki uzun harplerle meşgul
olmasından istifade ederek, hatta bütün Avrupa'yı
fethetseler ne kazanırlardı. Rönesans yine olurdu.
Böyle istilâlar Ba‐yazıt'tan birkaç asır önce birkaç defa
yapılmıştı, onlardan birşey kazanmamış, kaybetmiştik.
Vaktiyle Hun ve Avarların, Peçeneklerin
hareketlerinde olduğu gibi Bayazıt da muvaffak olup
Atilânın alamadığı Paris'i fethetse bile oraya
götürdüğü Türkler merkezî Avrupa kavimleri arasında
kaybolup giderdi. Rusların kuvvetlenmesi Temür'den
değil, Avrupa deniz ticaretinin şarkî Avrupa'ya
istilâsından, Novgorot ve Moskova gibi Rus
şehirlerinin ticaret merkezleri halini almasından ileri
gelmiştir. Mademki Türkçülük dava ediliyor, ne için
Çin hududundan Akdeniz'e, Pişaver'den Moskova'ya
kadar bütün Türk Ellerini birleştiren Temür için değil
de Temür'ün istihlâf ettiği İlhanlı devletinin
vilâyetlerine (Sivas ve Malatya'ya) tecavüz eden bir
Anadolu Beyi için ağlanıyor? niçin Bayazıt,
Anadolu'nun o zaman Temüre iltica ve iltihak eden
diğer beyliklerine tercih ediliyor? Temür ve oğulları
garbı Türkistan'ı Kıpçak'tan ve diğer yerlerden
getirdikleri Türkler'le iskân ettiler. Yalnız Semerkant'la
Cızah arasında 49‐000 kilometre yeri İskân edip
Türkleri zira‐ata alıştırdılar. O güne kadar Farisî konuşan
garbî Türkistan şehirlerini Türkleştirdiler. Güzel
Türk mimarîsini semalara çıkardılar. Türk edebiyatını
yükselttiler. Türk mimarîsi ve minyatürcülüğü
İstanbul'dan başlayıp bütün Asya İslâm âlemi için
numune oldu. Bunlar mademki Türkçüdürler, niçin bu
zatın Sivas'ta boğdurduğu 4000 Ermeni için matem
tutuyorlar(1) ve neden Osmanlı vakanüvislerinin ve
saray dalkavuklarının ahiren neşrettikleri "Ali Cengiz
oyunu"na ve Tîmurlenk'le alay eden anekdotlarına
kıymet veriyorlar? Niçin Anadolu'da ve bilhassa
Azerbaycan'da Çingiz ve Temür'ün yaşayan
ananelerine ehemmiyet verilmiyor?
Türk destanı yaşadığı zaman Türklerin kafasında
yerleşmiş olan mîllî tarih manzumesini kıran Suriye ve Mısır ülemasıdır, Fatih
devrinde bile Çağatay medeniyeti âşıkı olan
Osmanlıları yoldan çıkaran hattâ Kazan Türklerine bile
tesir eden onlardır. Çingizi "cehennemi" , Temürü
"fâsık hatta kâfir" diye Türk tarihinden sümek isteyen
Kazanlı müverrih "Şahabeddin Mercanı" halk içinde
yaşayan Çingiz ve Temür des‐tanlarına isyan ediyor,
ve bunlara istinat edip tarih yazanları tel'in ediyor.
Ona göre "Temür" "kesmek ve kırmaktan, zulüm ve
gadirden başka bir şey bilmeyen hunhar, zalim ve
fasiktir. O Padişahı İslâm olan Bayazıd'ı mağlup etti.
Onun hiç bir amelînde kâr‐ı hayrı yok. Bütün hayatını
sefk‐i de‐ma', gareti emvali nâs, ihlâk‐i hars ve nesil
île geçirmiş ve kendi fisku fücurunu kâ‐seleyslere
methettirmiştir. Bu sözlere inanmayanlar Bedreddin
al Aynî, Şeyh Şahabeddîn İbn Haşer al "Asklânî,
Şemseddîn Secavî, ve İbn Şalına emsali huffaz ve
ulemayı nizam ı Harameyn ve Mısır ve Şam ve Rum ve
Irak tesanif‐i muteberlerinden görsünler, buna da
kanaat etmezlerse Ah‐med İbn Arabşahın kitabını
mütalâa etsinler". "Hafızüddin bezzazı Timur‐i a'recîn
küfrüne fetva vermiştir."
Türklerin millî tarih telekkisini ve millî destanını
kıranlardan biri de Safevîlerdir. Bunlardan Türk
destanı yerine Türkler arasına Şi'a ve İran destanını
sokmuşlar, Çengizîlere düşman olduklarından onlara
ait menkıbelere karşı (meselâ Horasan'da) ilânı harp
etmişlerdir. Neticede İran Türklerinde millî Türk tarihi
telekkisi namına bir şey kalmamış denilebilir.
Türk destanının bel kemiği Oğuz ve Moğol
ananeleridir. Yaşayan destanın en kuvvetlisi ve
zengini Moğollar devrine aittir. Moğollara, Çingiz,
Temür, Toktamış ve Bayazıda karşı noktayı nazarları,
eski Türk destan telakkilerine göre doğrulmadıkça
millî destan enkazını umumî Türk mikyasında tasnif
müşkül olacaktır. Yalnız bu mu? Destanlardaki bazı
tafsilât, tarihlerini bugün Avrupa ve Çin menbalarından
öğrenmekte olduğumuz Hım, Gök‐Türk ve
Karahanlılara aittir. Halbuki bunlar bizim
kafalarımızda daha muntazam bir silsile halinde
yerleşmemiştir. Maamafi ben, destanın bugün kabil
olan tasnif şekilleri hakkında mutalealarda
bulunmanın zamanı olduğunu zannediyorum.
Prof. Ahmet‐Zeki Valîdî
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Türkçülük, din gibi derin, tasavvuf gibi mistik bir sistemdir. Ondaki ihtişamı ve bu uğurda ölmekteki ululuğu ancak ruhunda istidat olanlar duyabilir.
Buga Yaktu
Türkçü BOZKURT

ileti Sayısı: 4.112


Türk var oldukça,Türkçülük ateşi de yanar durur.


« Yanıtla #2 : 26 Ekim 2013, 12:19:15 »

Kandaslarim yukaridaki makale ATSIZ MECMUA'NIN ikinci sayisinda Zeki TOGAN  tarafindan kaleme alinmistir. Cumhuriyetin o neslindeki Türklük imanina bir bakarmisiniz ? . Atsiz gibi bir dev ve kadrosunda Togan gibi savascilar ile o devirde ilk milli kültür hareketi gerceklestirdiler. Bu cagda ise guncel olan islamcilik insancilik vay irkimin haline vay. Milli benligimize donecegimiz yerde tekrar
arapcilik kafasina saplanmak ve  araplarin ic meseleleri ( politikalari ile ilgilenmek) anlayan anladi ya , hala en onemli gundem konusu. Irkcilik butun bir fikirdir mezhepcilik,particilik,dincilik,boyculuk gibi yardimci fikirlere ihtiyaci yoktur. Ne guzel Türkcülügün  yanina daha ne sifatlari eklemeye düsünüyorsunuz ? .     
 
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Türkçülük, din gibi derin, tasavvuf gibi mistik bir sistemdir. Ondaki ihtişamı ve bu uğurda ölmekteki ululuğu ancak ruhunda istidat olanlar duyabilir.
Alp77
YörükoğluYörük
SOYSUZ BİR PİÇ OLDUĞUNDAN ATILDI
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 990



« Yanıtla #3 : 26 Ekim 2013, 12:31:46 »

Türklerin millî tarih telekkisini ve millî destanını
kıranlardan biri de Safevîlerdir. Bunlardan Türk
destanı yerine Türkler arasına Şi'a ve İran destanını
sokmuşlar, Çengizîlere düşman olduklarından onlara
ait menkıbelere karşı (meselâ Horasan'da) ilânı harp
etmişlerdir. Neticede İran Türklerinde millî Türk tarihi
telekkisi namına bir şey kalmamış denilebilir.
Türk destanının bel kemiği Oğuz ve Moğol
ananeleridir. Yaşayan destanın en kuvvetlisi ve
zengini Moğollar devrine aittir. Moğollara, Çingiz,
Temür, Toktamış ve Bayazıda karşı noktayı nazarları,
eski Türk destan telakkilerine göre doğrulmadıkça
millî destan enkazını umumî Türk mikyasında tasnif
müşkül olacaktır. Yalnız bu mu? Destanlardaki bazı
tafsilât, tarihlerini bugün Avrupa ve Çin menbalarından
öğrenmekte olduğumuz Hım, Gök‐Türk ve
Karahanlılara aittir. Halbuki bunlar bizim
kafalarımızda daha muntazam bir silsile halinde
yerleşmemiştir. Maamafi ben, destanın bugün kabil
olan tasnif şekilleri hakkında mutalealarda
bulunmanın zamanı olduğunu zannediyorum.
Prof. Ahmet‐Zeki Valîdî


Ahmet Zeki Velidi Togan beği en çok bu sebepten dolayı seviyorum. Kimsenin bunları diyemediği zamanlarda
Safevilerin Türk olmadıklarına işaret etmiştir. Zaten Safevi hanedanının ilk bilinen atası Firuz Shah Zarrin Kolah (Zerrin Külah) buz gibi fars.
Sende olmasan bize safevileri Türk diye kakalayacaklardı, ulu Zeki velidi Togan beğim, sen ve elini verdiğin Faruk Sümer hoca sayesinde biliyoruz.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Nihal Atsız Ata'dır, Türkçülüğün kapısı,
O'nun mahiyetinde, çizilmiştir yapısı,

Nihal Atsız atmıştır, davaya son temeli,
Turan Yurt kurulması, O'nun birtek emeli,

Gökbilge'dir davada, bu yüzden Atsız Ata,
Tanrı her doğan Türk'e, O'nun ruhundan kata...


Alp
Buga Yaktu
Türkçü BOZKURT

ileti Sayısı: 4.112


Türk var oldukça,Türkçülük ateşi de yanar durur.


« Yanıtla #4 : 07 Kasım 2013, 13:56:37 »

"Türk destanının bugün kabil ola tasnif şekilleri"
diyoruz. Çünkü muhtelif şekiller tasavvur olunabilir.
On birinci asırda Selçukîlerin Garbî Asya muhacere
tine kadar Türklerin bir tek vatanı vardı "Türkistan".
Sonra Garbî Asya'da yen bir Türk vatanı vücuda geldi:
"Türkiye" Türk destanının Türklerin on birinci asırdan
önceki hayatına ait olan kısmı bütün Türkler İçin
birdir. Fa‐kat yeni vatanda Garbî Asya kavimleriyle
İhtilât, İslâmiyet ve Osmanlılık tesirleriyle Türk tarih
ve destan telekkisi değişmiştir.Nasıl ki İranda Şiilik İslâm tarihini tahrif ederek
kendisine ayrı bir tarih ve ayrı mukaddesat, tarihî
hakikatlere karşı müteassıp bîr dinî düşmanlık vücude
getirmişse, Suriye İslâmiyeti ve Osmanlılık da millî
tarihi ve millî destan telekkisini tahrif etmiştir;
Bununla beraber ben bu telekkiyi artık temellenmiş
ve ayrı bir sistem şeklini almış bir
keyfiyet olarak kabul ediyordum. Daha 1917
Moskova kontrasında (6Mayıs) "Türklerin etnik
teşkilâtı" hakkında okuduğum maruzada bu meseleye
temas etmiş ve garp Türklerindekî tarih ve millî
destan telâkkisini değiştirmek güç olacağını
arzetmiştim (kongre mazbatası, s. 156). Filvaki eğer
bu telakki bir sistem şeklini almışsa Garp Türkleri için
Türk destanının on birinci asırdan sonraki kısmını
Bizans ve Ehlî Salip muharebelerinde yetişen Alp
Arslan, Kılıç Arslan, Battal Gazi, Dânişmend, Fatih ve
Kara Davut ve Türkistan Türk hükümdarlarıyla
harbeden Yıldırım Beyazıt, Kara Yusuf, Cihanşah
Karakoyunlu ve Şah İsmail Safevî gibi kahramanlar
silsilesi teşkil edebilirdi. Fakat şimdi anlaşıldı ki Garp
Türklerindekî bu tarih telekkisi yaşayan muntazam bir
sistem şeklini alamamıştır. Battal Gazi ile Dânîşmend
destanlar, Ebu Müslim ile Hamza destanları kadar
İslâmîdir.Bunlar sülâlenin yerleştirmek istediği tarih telekkileri de
değişmek mecburiyetinde kalacaktır. Bu ise eski Türk
millî tarih telekkisinin yeniden dirilmesi demektir.
Nasıl ki İkinci Murat ve Fatih ve Akkoyunlu Uzun
Hasan zamanı münevverleri Türklerin mazisini
öğrenmek için İlhanlılar ve Temür zamanında yazılan
Moğol tarihleri otorite sayılıyordu. Nasıl ki daha Evliya
Çelebi zamanında bile Temürlülerin sonu olan
Hüseyin Baykara devri Türk tarihinin en şanlı
zamanının sonu telekki ediliyordu. Şimdi Türk
destanını tasnif etmek istiyecekler için de tasnif
plânlarını buna göre tertip etmek icap edecektir. Türk
siyasî ve harsı birliğinin sonunu teşkil eden Temür'den
sonraki destanlar Şark ve Garpta ayrı ayrı
istikametlerde inkişaf etmiştir. Bunların Şark
Türklerine ait olan kısmından 1923'de Mısırda
basılmağa başlanıp parasızlık yüzünden bitirilemeyen
"Bugünkü Türkistan" atlı eserimizde mufassal olarak
bahsedilmiştir. Garp Türklerine ait kısmı yani Osmanlı
ve Safevî devirlerine ait destanlarla bizzat meşgul
olmadım. Bundan dolayı makalede Türk destanının
15'inci a‐sırdan sonraki şekli mevzuubahis
olmayacaktır. Bundan önceki Türk destanları için
şöyle bir umumî taslak yapılabilir: Dişi Boz Kurt
tarafından beslenen ilk Türkün asıl vatanı Isık Göl
civarındaki Izık Art dağlarıdır ki Han Tanrı dağlarının
cenubî kollarını teşkil eder.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Türkçülük, din gibi derin, tasavvuf gibi mistik bir sistemdir. Ondaki ihtişamı ve bu uğurda ölmekteki ululuğu ancak ruhunda istidat olanlar duyabilir.
Buga Yaktu
Türkçü BOZKURT

ileti Sayısı: 4.112


Türk var oldukça,Türkçülük ateşi de yanar durur.


« Yanıtla #5 : 07 Kasım 2013, 14:01:47 »

Onun dört oğlu oluyor: Çiğil, Barshan, Tüng (Tütek,
Tüzek, Tüzel), Hak Tüng (bir adı da galiba "Tişing")
tuzu keşfediyor. Onun oğlu "Buka Han" dır ki "Tunga
Alp" adıyla maruftur ve Türk sülâlelerinin müessîsidir.
Onun merkez karargâhı Kâşger (diğer ismi "Ordu
Kent" yahut "Hargâh" olup diğer şehirleri Barman,
Barsgan, Kuçkar, Balasagun, Semerkânt, Râroitan,
Peykent,Franrasyâb yahut Karnamak tesmiye eden İranlılara
geçmiştir. Kablelmilât yedinci asrın son yarısında
Horasan'dan ve Kafkas dağları yolundan İran'a istilâ
edip 625'te Midye hükümdarı Kyaxarces tarafından
öldürülen Sakaların reisinden ibaret olacağı
muhtemel olan bu zatın katli günü İranlılar için millî
bayram Türkler için matem günü olmuştur. Türklerin
Efrâsiyâb yuğ merasimi ve ona mensup hikâye ve
meselleri daha 11‐13'üncü asırlarda söylenmiş ve
Mahmûd Kâşgerî yuğ şiirlerinden bazı parçaları ve
Fahreddîn Mubârekşâh Gûrî mesellerinden bîrini
nakletmişlerdir. Efrâsiyâb'ın oğlu "Alp Arız" rivayetleri
(ihtimal İran rivayetlerindeki "Ağrîreth") sonraki
zamanlarda bile Oğuzlar arasında söylenmiş olduğunu
Topkapı sarayındaki Selçukname nushasının
ilâvesinden öğreniyoruz' Efrâsiyâb'ın neslinden
"Alanca Kara Han" ise ahudan mis istihsalini, Samur,
kakım derileriyle Çin ve diğer memleketlerle ticaret
yollarını, ok ve yay avcılığını keşif ve icat etmiştir. Kılıç
yapmak sanatını da İranlılar'dan öğrenmiştir (Câm‐ı
Cem). Alanca (Alaç) kültü daha ziyade Kazaklarda
maruftur. Alancadan sonra bunun memleketi "Tatar"
ve "Moğol" adında iki oğlu arasında inkısam edip
Türkler birkaç batın bu iki oğulun torunları arasındaki
çarpışmalarla vakit geçiriyorlar. Moğol
rîvayetlerindeki bu "Tatar" ve "Moğol" mücadelesi
daha önceki membada (Cami'‐i a'‐zam) "Türk" ve
"Oğuz" mücadelesiyle birleştirilebilir. Moğol şebesinden Kara Hanın oğlu "Oğuz Han" (yahut
"Oğuz Ata") dünyanın dört köşesine hâkim olmuştur.
O ilk Türk cihangiri sayılıyor. Buna ait destanın
Selçukîler zamanında tespit edilen rivayetlerinden bir
nushası Reşîdeddîn'in "Târîh‐i 'Alem" inde münderiç
bulunuyor. Türkmenler arasında yaşayan ve ötekinden az farklı olan diğer nüshaları Ebülgazi Han
tarafından izlenmiştir (şecere‐i terâkime).

Prof. Ahmet Zeki Valîdî
ATSIZ MECMUA

Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Türkçülük, din gibi derin, tasavvuf gibi mistik bir sistemdir. Ondaki ihtişamı ve bu uğurda ölmekteki ululuğu ancak ruhunda istidat olanlar duyabilir.
Buga Yaktu
Türkçü BOZKURT

ileti Sayısı: 4.112


Türk var oldukça,Türkçülük ateşi de yanar durur.


« Yanıtla #6 : 10 Kasım 2013, 15:16:31 »


On üçüncü asırda Moğollar devrinde Uyguristan'da Uygurca
olarak deriye yazılmış bir nüshasını Rıza Nur bey
neşretmiş ve Prof. Pelliot tarafından tetkik
olunmuştur. Bu rivayete göre Oğuz Han sağda "Altun
Han" (Çin), solda "Urum" , cenupta Hint ve Tankqut,
şimalde "it Baraq" memleketlerini fethediyor. Ordusu
evlâdından (Oğuz kabilelerinden) başka Kıpçak, Kırlık,
Kalaç, Kangli, Ağaçeri gibi aşiretlerden müteşekkil
bulunuyor. Bu aşiretler Oğuzdan isim, uran, kuş,
damga yani esası teşkilât alıyorlar. Oğuza seferlerinde
Buz Kurt rehberlik ediyor. Veziri "Uluğ Türk" adında
çok akıllı ve tedbirli bîr ihtiyardı. Karargâhı garbi
Türkistan'da Talaş (yani "Evliya Ata") ve Küling
(Şimdiki Çu havzasındaki Tartu) şehirleri olup yazlık
karargâhları şimdiki Kazakistan'ın merkez kısmını
teşkil eden "Urtağ" ve "Kürtağ" dağları idi. Pek çok
yaşayan Oğuza kendisi kadar akıllı olan oğlu "Gün
Han" halef olup "Irkıl Hoca" nam veziri vardı. O Türk
Ellerini sonraki nesiller için örnek ve ideal olacak bir
şekilde idare etti. "Oğuz Han" ve oğlu "Gün Han" her
halde Hun (= Kun) ların kablelmilât 209‐126 yıllan
arasında hükümet süren hükümdarları Mete ile oğlu
Kün Yabgu'dan ibaret olmak icap eder. Destan Gün
Handan sonra onun torunları sıfatıyla Dhib‐Yabgu
(Yavguy yazılıyor), Qurs‐Yabgu, Qurısaq‐Yabgu, İnal‐
Yabgu, İnal Sır‐Yabgu, Ala Atlı As Donlu Qayı inal Han,
Tuman Han (onun dayısı "Kül Erkin”), Tiken Bile Er
Biçken Qayı‐Yabgu Han ve nihayet Uladmur‐Yabgu
birbirini müteakip her biri 75‐125 yıl hükümet sürüyorlar.
Uladmur‐Yabgu zamanında kendi kardeşleri
olan Uygur hükümdarı "Oara Alp Arıqlı Arslan Han"
Oğuz oğullarına tâbi edilen memleketi oğlu "Alp
Tavgaç Han"ın idaresine veriliyor. Fakat Uladmur‐
Yabgu'dan sonra Oğuz sülâlesi münkati olup Türk
Ellerinin idaresi "Buğra Han" (Kara Han oğlu Buğra
Han) sülâlesine geçiyor: Bunlardan "Buqra Han",
"Qurı Tigin" ile Oğuzların isyanına sebep olan "Ali
Han" ve oğlu "Şah Melik" zikrolunuyorlar. Bunların
payitahtları da hep Talaş ve Küling şehirleri oluyor.
Destanda zikredilen tarihî isimler ve vak' alar
mukayese edilince zikri geçen Hanların Gök Türk,
Türgiş ve Karahan Hanlarından ibaret olduğu
anlaşılıyor. Hanların nezdinde birkaç akıllı hâkim
vezirin zikri geçiyor. Onlardan biri Bayat kabilesinden
Kara Hoca oğlu Dede Korkut'tur ki birkaç Hanın
muasırı gösteriliyor. Mezarı Sîrderya havzasında kendi
adını taşıyan demiryol istasyonu yanında gösterilen
bu efsanevî zat Türklerin musiki ve hikmet piri
sayılmakta ve kendisine mensup ayrı rivayetler
bulunmaktadır. O cümleden "Salur Kazan" ve "Alp
Bams Böyrek" (Türkistanda "Alpamşa") hikâyeleri pek
maruftur. Dede Korkut İslâmiyet‐ten evvelki zamanın
veziri olmakla beraber peygamber zamanına da
yetişmiş gösterilmekte olduğundan Gök Türk
zamanındaki Oğuz Yabguları nezdinde bulunan bir
Türk bakîmi sayılabilir. Keza muhtelif Türk
aşiretlerince maruf olan Türkmen kahramanı
"Köroğlu" da o zamanın İran hududunda, Amuderya,
Heratî, Garçistan, Kızıl ve Karakum mıntıkalarında
faaliyet gösteren İran hudut Türkmenleri'nin maruf
bîr reisi olsa gerektir. Bu kahramana çok tapan
Anadolu ve Azarbaycan aşiretlerinin rivayetleri esasen
pek zengin olan Türkistan Türkmen ve Özbek
rivayetlerine de tesir etmiştir.
***
Karahanlılardan ilk İslâmiyeti kabul eden Satuq Buğra
Han, oğlu Arslan Han ve kızı Ayşe ve torunu Yusuf
Qadır Hanlar ve onların Çinlilerler ve Kâfir Türklerle
mücadelelerine ve Türk evlîyalarıyla münasebetlerine
ait rivayetler vardır (tezkire‐i Satuq Buğra Han ve
başkaları). Satuq Buğra Hanın hükümeti ele alması
hakkındaki rivayet tamamıyla Oğuz efsanesine
benzetilmiştir.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Türkçülük, din gibi derin, tasavvuf gibi mistik bir sistemdir. Ondaki ihtişamı ve bu uğurda ölmekteki ululuğu ancak ruhunda istidat olanlar duyabilir.
Buga Yaktu
Türkçü BOZKURT

ileti Sayısı: 4.112


Türk var oldukça,Türkçülük ateşi de yanar durur.


« Yanıtla #7 : 10 Kasım 2013, 15:18:41 »

Kırgızlar arasında pek maruf olan
"Manas" rivayetleri de bu Karahanlılar devrine icra
edilebilir.
Oğuz destanında Türkistan hükümdarı Ali Hana
(galiba Buhara Hanı "Ali Tegin") Oğuzların isyanı ve
Horasan şehirlerine İstilâları dolayısıyla ilk
Selçukîlerden ve bu destanın Türkmen rivayetlerinde
Oğuz aşiretlerinin dahilî mücadelelerinden
bahsedilmektedir. Oğuz ve Kara Han motifleri Kırgız,
Kazak kabile şecerelerinde, Altay ve Yenisey
mitolojisinde de mevcuttur ki destanın tekmili için
istifade edilebilir.
Çingiz'în mensup olduğu Qiyat (yani "Qay" lar) ve
Börçegin (Galiba "Böri Tegin") ailesi kendilerini Oğuz
hanlarının mensup olduğu eski Mongol (Reşîdeddîn'e
göre Türkçe "Mongol") hanedanından saymışlardır. Oğuz
ve Gök Türk an'analerini pekiyi bilmişlerdir.
Çingiz'în muasırı olup kendisiyle görüşen Çinli Men‐
Hun'a göre Çingiz ailesi "Şato" Türkleri neslindendîr.
Bu aile Moğol dilinde konuşan "Şivi" aşiretlerine
riyaset etmiş ve evvelce Türklere ait Türkçe bîr ıstılah
(terim) olan "Moğol" (Mong+ol) kelimesi de Çingiz
ailesinden mezkûr Şivi aşiretlerine geçmiş, Hıtay ve
Şîvilerîn dili de Moğol lisanı tesmiye edilmiştir. Halk
destanına göre Çingiz'în büyük babası Aka' Deniz Hanı
Altun Hanın kızı güneşten gebe kalıp Dubun Bayan
adında bir oğul doğurmuştur. Bunu tek gözlü
Dumbavıl Mergen (Dumbavıl ‐ Soqır) terbiye ediyor.
Ve "Alanguva" ile evlendiriyor. O ölümünden sonra
ışık şeklinde gelerek Alanguva'yı gebe bırakıyor.
Ondan Çingiz doğuyor. Sonra Çingiz'in fütuhatı,
kabilelere damga, uran, kuş (totem) taksim etmesi
Oğuz Han destanında olduğu gibi tafsilâtla söyleniyor.
Yanı Oğuz Handan sonra Çingiz Han Türk içtimaî
hayatına yeni şekîl veren ikinci büyük bakandır. Aslı
Moğolca olan "gizli tarih" destanı ise Çingiz'in hayatını
daha ziyade tarihî şekilde tasvir etmiştir. Çingiz'în evlâdından Çucı Han Canbeg Han,
Canbeg Hanın annesi "Taydulı", zevcesi "Karasaç
Hanım", muasırı gösterilen "Asan Qaygı" ve "Cirence
Çeçen" nam hakîmlerin hikâyeleri, yine ümerasından
"İsâ oğlu Amet" destanı Çingiz destanının orta
Türklerdeki devamını teşkil etmektedir.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Türkçülük, din gibi derin, tasavvuf gibi mistik bir sistemdir. Ondaki ihtişamı ve bu uğurda ölmekteki ululuğu ancak ruhunda istidat olanlar duyabilir.
Buga Yaktu
Türkçü BOZKURT

ileti Sayısı: 4.112


Türk var oldukça,Türkçülük ateşi de yanar durur.


« Yanıtla #8 : 10 Kasım 2013, 15:25:29 »

Sonra orta Türk destanının en canlı kısmı Temür,
Toktamış, İdüge'lere ait olanlarıdır. Temür'ün büyük
destanı Türkçe ve Acemce matbu olup Türkistan
meddahları tarafından söyleniyor. Farisî olarak
manzum destanı da vardır. Mensur bozkır rivayetleri
ise Yayık, İdil nehirleri havzalarında Mangıt ‐Nogaylar,
Baş‐kurtlar ve Kabaklar arasında şâyîdir. Bu son
rivayetlere göre Çingiz'în halazadelerinden Barlas
Taragay oğlu Temür Çingiz'în oğlu Caday (Çağatay)
Hanın Bakşıları (kâhinleri) telkinleriyle anası karnında
iken ezilmek suretiyle öldürülmek istenmiş, fakat
öldürülememiş; ancak topal olarak Almalık'ta
doğmuştur. O daha gençliğinde çocuklara hanlık
ediyor. Büyüdükten sonra eşkıyalıkla meşgul olup
Caday Hanı ele geçirerek öldürüyor. Ve padişah
oluyor. Siyaseti ve fütuhatı ekseriya hileye
müstenittir. O İstanbul, Hindistan, Çin, Esterhan,
Bulgar ve Moskova ülkelerini fethediyor. Onun
Karakum ve Barsuk ‐ Kumda yaşayan aşiretlerin reisi
Amet ve Samet adında iki biraderle, Altun ‐ Orda
hükümdarı Toktamış ve İdüge ile ve Hârezm
hükümdarı Yusuf Sofî ile macerası söyleniyor.
Toktamış ve İdüge ve oğulları vekayii tamamıyla
müstekil bir destan olup birkaç manzum rivayetleri
vardır. İdüge Kırım'da Toykhoca Hanın kuşçusu Kutlu
Kayanın peri kızı ile evlenmesinden doğmuştur.
Babası Toktamış Hanın güzel av kuşunu gizlice emir
Temür'e sattığından öldürülüyor. İdüge Toktarmış'a
ebedî düşman kesiliyor, İdüge Toktamış'ın kaçıp
Temür'ün düşmanı olan Qamırdın (yani "Emir
Qamereddin Duglat)ı Âltay dağlarında öldürüp karabet hasıl ediyor ve Temür'ün Kamardın
nikâhında olan kızını alıp bundan oğlu destan
kahramanı Nuradın doğuyor. Destanda Temür
"Muğlık" yani Şamanî an'analeri yerine sahrada İslâm
an'analeri yerleştiren ve şehirlere istinat eden medenî
hükümdar olarak tasvir ediliyor.
Anadolu'da Temür'e, Temür ve Bayazıt mücadelesine
ait hikâyeler, Azerbaycan'da Temür'ün siyasî kudreti
ve imarı hakkında rivayetler vardır. Evliya Çelebi,
Azerbaycan'da birçok şehir ve kasabaların binasını
Temür'e isnat eden rivayetler naklediyor. Abbaskulı
Bakihan ise Temür'ün Kafkasya'nın şimalînde
Derbentten Kırım'a kadar uzanan bir seddî hakkında
rivayet nakletmiştir. Bu gibi hususiyetlerden
Temür'ün destanının ikmali yolunda istifade edilebilir.
-Bitti-
Prof. Ahmet‐Zeki Valîdî
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Türkçülük, din gibi derin, tasavvuf gibi mistik bir sistemdir. Ondaki ihtişamı ve bu uğurda ölmekteki ululuğu ancak ruhunda istidat olanlar duyabilir.
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.067 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.018s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.