SİBİRYA TÜRK DESTANLARINDA KAHRAMANIN YERALTI VE GÖKYÜZÜ DÜNYALARIYLA İLİŞKİLERİ
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 20 Ekim 2019, 02:38:44


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: SİBİRYA TÜRK DESTANLARINDA KAHRAMANIN YERALTI VE GÖKYÜZÜ DÜNYALARIYLA İLİŞKİLERİ  (Okunma Sayısı 1632 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Buga Yaktu
Türkçü BOZKURT

ileti Sayısı: 4.112


Türk var oldukça,Türkçülük ateşi de yanar durur.


« : 03 Ekim 2013, 01:47:56 »

Türk destanlarında kahramanın
eylemlerini belirleyen ana unsurların
başında onun vasıfları ve destanın konusuyla
birlikte anlatıldığı coğrafî ve kültürel
ortam gelir. Destanın olay örgüsü
içinde yaptığı yolculuklar sırasında yaşadığı
maceralar, kahramanın eylemleri
arasında en dikkat çekici olanlarıdır.Dinleyicisi açısından da, kahramanının
bu yolculuklarda yaşadığı olaylar destanın
dinleyici açısından ilgi çekici bölümlerindendir.
Bir amaç için bilinmeze
doğru yola çıkan kahraman, yolculuğu
sırasında şüphesiz birçok beklenmedik
olay ve varlıkla karşılaşır. Diğer Türk
destanlarıyla kıyaslandığında, Sibirya
Türklerinin destanlarında kahramanın yeraltı ve gökyüzü ülkelerine daha sık
yolculuk yaptığı görülür. Kahramanın
vasıfları ne olursa olsun, bu yolculuklar
amaçları ve sonuçları bakımından hemen
bütün destanlarda benzer özellikler
gösterir. Destan kahramanının bilhassa yeraltına
yaptığı yolculuklarda Şamanist
dünya anlayışındaki yeraltı ve cehennem
tasvirleri ön plana çıkar. Bu destanlarda,
kahraman, yeraltının en karanlık,
en korkunç ve en iğrenç mahlûklarına
meydan okur, şartlarını bilmediği ve yabancısı
olduğu bir dünyada mücadeleye
girerek onları yener. Bu yazıda, kahramanın
gökyüzü ve yeraltı dünyalarıyla
hangi sebeple temasa geçtiği, buralarda
yaşadığı maceralar ve bu maceraların
sonuçları üzerinde durulacaktır.A. Sibirya Türk Destanlarında
Gökyüzü ve Yeraltı Ülkelerinin Tasviri
Sibirya Türk destanlarında yeraltı
kötülüğün, gökyüzü iyiliğin, yeryüzü
ise insanoğlunun şahsında iyilik ve kötülük
arasındaki mücadelenin yapıldığı
mekânlar olarak tasvir edilir. Bu destanlarda
hem yeraltı hem de gökyüzü tanrıları
ve varlıklarıyla ilgili tasvirlerde kişileştirme
ön plana çıkar. Yeraltı ve gökyüzünde
tanrıların insanoğlu gibi evleri,
aileleri, yılkıları, otlakları vardır. Tanrı
ve mekân tasvirlerinde yeraltı dünyasıyla
ilgili olanlar gökyüzüne nazaran daha
ayrıntılıdır. Sibirya Türk destanlarında
gökyüzü ve yeraltı tanrılarının adlandırılmaları
genel olarak şu şekildedir

Gökyüzü tanrıları Yeraltı
tanrıları
Altay Ülgen, Ülgen biy,
Üç Kurbustan, Ak
Bırkan
Erlik, Erlik biy,
Bos Erlik, Bos
Kaan, Aday
Erlik
Tuva Han-Hurbustu Erlik, Erlik
Lovuñ Haan
Hakas Han Tengri, İnhuday,
Çayanhuday,
Uluğ huday
İrlik, Çiti İrlik

Şor Ülgen, Üş Çayan,
Tokuz Çayan
Erlik, Erlik Kan
Yakut/
Saha
Ürüñ Aar Toyon Arsan/Arcan
Duolay Oğonńor

Yukarıdaki tablodan da görüleceği
üzere Sibirya Türk destanlarında gökyüzü
ve yeraltı tanrıları belirli sıfatlarla
tanımlanırlar. Bunlar arasında Ülgen
için kan, kaan, çayan, cayaçı, şayan, in;
Erlik içinse Bos, Aday, Lovuñ, Çiti gibi
sıfatlar başta gelir. Sibirya’da yaşayan
Türk topluluklarının bazı destanlarında
kahraman, hem bu tanrılarla hem de
tanrıların dünyalarıyla çeşitli nedenlerle
irtibat halindedir.
Üç dünyanın ortak irtibat unsurlarından
biri at bağlanan direktir. Altay
ve Tuva destanlarında çakı, Hakas
destanlarında sarçın, teek ya da seçpe,
Yakut destanlarında da sergey olarak
adlandırılan direk, kahramanın itibarını,
zenginliğini ve gücünü temsil eder.
Bu direğin, yeraltı, yeryüzü ve gökyüzü
dünyalarıyla irtibatlı olduğuna da inanılır.
Yeryüzünde destan kahramanının
atını bağladığı direğin yerin altında kalan
kısmına Erlik, gökyüzündeki kısmına
da Ülgen atını bağlar. Bu yönüyle at
bağlanan bu direkler Ülgen, Erlik ve
destan kahramanının ortak mülkiyet
unsurudur. Üç dünyayla da irtibatlı
olan ve at bağlanan bu direkler destan
kahramanının yeraltı ve gökyüzü dünyalarına
yaptığı yolculukta vasıta ya da
geçiş noktası olarak kullanılmaz. Şor
destanlarından Altın Sırık (Ergun 2006:
229-302) destanında kahramanın otağı,
yerin altmışıncı katından itibaren altı
ayak üstünde yükselir ve üç iple göğün
üçüncü katına bağlıdır. Otağın altın at
direği ise yerin otuzuncu katından yeryüzüne
ve göğe doğru yükselir. Otağın
ve at direğinin her üç dünyayla irtibatlı
olması, kahramanın da bu üç dünyayla
kurduğu ilişkinin somut göstergesi olarak
algılanabilir.
Sibirya Türklerinin destanlarında,
kahraman gökyüzü ve yeraltına çeşitli
şekillerde ulaşır. Yeraltına iniş ve oradan
çıkış, bütün destanlarda benzerlik
gösterse de, gökyüzünden iniş ve oraya
çıkış farklı yollarla gerçekleşir: Altın
Sırık destanında kahraman gökyüzüne
Altın Dağ’dan çıkar. Destanda adı geçen
Altın Dağ, yeryüzü ile gökyüzünün irtibat
noktasıdır. Kahramanlar gökyüzüne
bu dağın üstüne çıkarak ulaşırlar. Boktu
Kiriş- Bora Şeeley (Ergun-Aça 289-473)
adlı Tuva destanında ise, kahramanın
ablası göğün üçüncü katına, gökteki
demir ışığı çekmesiyle ortaya çıkan üç
renkli ışık vasıtasıyla ulaşır. Burada
ışık, yerle gök arasında sabit bir nokta
olarak durmaz. Onu ancak kahraman
ortaya çıkarır.
Kahramanın her iki dünyaya yaptığı
yolculuğu sırasında atı hep onunla birliktedir.
Fakat Altay Buuçay destanında
olduğu gibi, kahramanın atı bazı durumlarda
tek başına da gökyüzüne çıkabilir.
Adı geçen destanda, Altay Buuçay’ın atı
Kamçı Ceren, doğana dönüşerek Teñeri
Kağan’ın gökyüzündeki yurduna çıkar
(Dilek 2002: 225).
Sibirya Türk destanlarında gökyüzünden
inme vasıtası ise tarama imkânı
bulduğumuz Türkiye Türkçesine aktarılmış
destanlar içinde yalnızca Culuruyar
Nurgun Bootur (Ergis 62-359) destanında
mevcuttur. Adı geçen destanda kahraman
Nurgun Bootur, ağabeyi Mölsüt
Böğö tarafından kara bir bulutla yeryüzüne
indirilir. Bulutun içerisinde atı ve
savaş aletleriyle birlikte kahramanın
kız kardeşi Aytalı Kuo, bir at ve bir inek
sürüsü de vardır. Destanda, gökyüzünden
yeryüzüne inme zamanı, mesafenin
uzaklığına rağmen bir göz açıp kapama
süresi olarak anlatılır.
Yeraltına inme, Altay destanlarında
sürekli açılıp kapandığı için açılarcabılar
adı verilen bir delikten geçerek
gerçekleşir. Alday-Buuçu (Ergun-Aça
2004: 211-289) adlı Tuva destanında
kahraman Kıza-Kara nehrinin kıyısından
yeraltına iner. Hakas destanı Huban
Arığ’da (Davletov 1-283) ise kahrakahraman
yeraltına, Arğalıh adı verilen yeryüzü
ile yeraltının birleşme noktasından
girer. Yine Hakas destanlarından Han
Mirgen’de (Davletov 3-285) kahraman
yeraltına tünük (baca deliği) adı verilen
delikten iner. Diğer bir Hakas destanı
Hara Hushun’da (Ilgın 19-211) kahraman
yeraltına çir izigi’nden (yer eşiği)
geçerek iner.

Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Türkçülük, din gibi derin, tasavvuf gibi mistik bir sistemdir. Ondaki ihtişamı ve bu uğurda ölmekteki ululuğu ancak ruhunda istidat olanlar duyabilir.
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.067 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.031s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.