ÖMER SEYFETTİN
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 18 Kasım 2017, 09:40:29


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: ÖMER SEYFETTİN  (Okunma Sayısı 5750 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
BABRAK
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 451


Tanrı'nın Öfkesi


« : 11 Ekim 2008, 16:12:45 »

11 Mart 1884 tarihinde Balıkesir’in Gönen ilçesinde doğar. Dört yaşındayken kağıt ve kalemle oynamaya başlayınca annesi onu Mahalle Mektebi’nin hanım hocasına okutmak üzere verir. Ayancık’taki Reşit Efendi’nin Mahalle Mektebi’ni 7 yaşına kadar okuyan Ömer’in eğitimini yetersiz bulan ailesi, onu İstanbul’a getirtir ve Aksaray Yusufpaşa Yokuşu’ndaki “Mekteb-i Osmaniye”ye kaydettirir. Yaramazlıklarından dolayı babası onu Eyüp Sultan’daki “Askeri Baytar Rüştiyesi”ne verir. Burayı 1896 yılında bitirdikten sonra Edirne Askeri Lisesi’ne girer. 1900 yılında buradan mezun olur. İstanbul’a dönen hikayecimiz hayatının şekillenmeye başlayacağı “Mekteb-i Harbiye-i Şahane”ye kaydolur. Okulunu piyade ast teğmeni ünvanıyla bitirir. Selanik’te bulunan 3.Ordu’nun İzmir Redif Fırkası’na tayin edilir. Yazarın Kuşadası’ndaki bu görevi beş yıl sürer. Daha sonra İzmir’deki “Jandarma Zabitan Etrak Mektebi”ne tayini çıkar. Burada ki görevi iki yıl sürer. İzmir’de Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Baha Tevfik, Şehabettin Süleyman, Türkçü Necip gibi yazarlarla tanışır. “Serbest İzmir”, “Sedat” ve “Muktebes” gibi gazete ve dergilerde yazar. Jandarma okulunda teğmenliğe yükseldikten sonra 23 Temmuz 1908 tarihinde 3.Ordu’nun Selanik’teki nizamiye taburlarına nakledilir. 1909’da Köprülü’deki Askeri Rüştiye’de üst teğmen rütbesiyle beden eğitimi öğretmenliği yapar. “Genç Kalemler” de birlikte çalışacağı arkadaşı Mustafa Nermi Bey’le burada tanışır. Sınır boylarında yaşadığı yıllarda milli görüşü filizlenir. Milliyetçilik ideali, istiklal düşüncesi ve vatan sevgisi gönlünde ve kafasında yer eder.

     28 Ocak 1910 tarihinde Ali Canib’le meşhur mektubu yazar. Bu mektubunda “edebiyat ve lisana bir ihtilal” yapmaktan söz eder. Bu sırada kendini büsbütün edebiyata vermek için askerlik görevinden ayrılır. Tamamen kalemiyle geçinmeyi düşünür. Genç Kalemler dergisinin ilk sayısına ünlü “Yeni Lisan” adlı makaleyi yollar. Yazı, derginin 11 Nisan 1911 tarihli ilk sayısında yayımlanır. Ziya Gökalp’le bu sırada tanışır. Ömer, Gökalp’ten etkilenir. ”Genç Kalemler”, İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin yayın organıdır. Trablusgarb ve ardından gelen Balkan Savaşları, Ömer Seyfettin’in orduya dönmesine yol açar. Sırplara karşı savaşır. Daha sonra kendisine Yanya Kalesi’nin savunması görevi verilir. Kale, Yunanlıların eline geçince Ömer esir düşer (18 Ocak 1913). 17 Aralık 1915’de esirlikten kurtularak İstanbul’a döner.

     İstanbul’da bulunduğu sırada Ziya Gökalp ve Ali Canib ile buluşur. Bu sırada annesi ölür, babası da bir kadınla evlenerek İstanbul’dan ayrılır.Daha sonra Ömer, “Türk Yurdu”nun çevresinde çıkarılan “Türk Sözü” dergisinin başyazarlığına getirilir.

     Hayatını bir süre kalemiyle kazanan Ömer Seyfettin, 1914 yılında Kabataş Sultanisi edebiyat öğretmenliği teklifini kabul eder ve hayatının sonuna kadar bu görevde kalır.

     1915’te daha iyi çalışmak ve düzenli bir hayat için evlenmek ister. İttihat ve Terakki Fırkası’nın ileri gelenlerinden Doktor Besim Ethem Bey’in kızı Calibe Hanım’la evlenir. Çiftin bu evlilikten Fahire Güner adlı bir kızları olur. Ancak evlilikleri yürümez ve ayrılırlar.

     Eşinden ayrıldıktan sonra yalnız kalan Ömer Seyfettin, Kalamış Koyu’nda “Münferit Yalı” adını verdiği küçük bir köşke kapanır.Daha sonra  zatürreye yakalanır. Arkadaşları, başta Ali Canib olmak üzere, onu yalnız bırakmazlar. Hastalığının başladığı 1917 ile 1920 yılları arası onun düzenli olarak yazdığı ve en verimli olduğu yıllardır. Yazdığı hikayeler, “Yeni Mecmua” ile “Vakit” gazetelerinde yayımlanır. 6 Mart 1920 günü saat 13.30’da hastanede hayatını kaybeder.

     Ömer Seyfettin’in sanatkar oluşunu ve iyi bir hikayeci olarak edebiyatımızda sağlam bir yer edinmesini, yaradılışındaki kabiliyete vermek mümkündür. Onun hassas kişiliği ve zekası muhakkak ki yazar olmasında önemli bir etkendir.

     Edebiyata ilk ilgisi çocuk yaşta evde okuduğu şiir kitapları ile başlar. Bunlar Osmanlı şairlerinin büyük divanlarıdır. Gençliğinde Tanzimat’tan sonraki Türk edebiyatına daha yakınlık duymuştur. Namık Kemal’den etkilenmiştir. Recaizade Ekrem’in duygulu şiirlerine hayrandır.

     Ömer Seyfettin yine de Servet-i Fünun döneminden daha fazla etkilendiğini saklayamaz. Tevfik Fikret’i kendisine “mükemmel şevk ve isteğini” verdiği için takdir eder. Bu yüzden lise yıllarında hep Fikret’in şiir kitabı Rübab-ı Şikeste’yi okuduğunu ifade eder.

     Ömer Seyfettin sadece bir hikayeci değildir. Edebiyatımızın şiir, roman, makale gibi diğer türlerinde de eserler vermiş bir edebiyatçıdır. Çok yazan biri olarak, Ömer Seyfettin’in dilimiz ve edebiyatımız hakkındaki görüşleri oldukça önemlidir. Çünkü batılılaşma akımının yoğunlaştığı bir dönemde arkadaşlarıyla yerli ve milli kalmaya özen göstermiş, bunun için büyük çaba harcamışlardır.

     Ömer Seyfettin’in 1911 yılında arkadaşlarıyla birlikte Selanik’te çıkardıkları Genç Kalemler dergisinin ilk sayısında yazarımızın imzasız olarak yayımladığı “Yeni Lisan” adlı baş makale “Milli Edebiyat”ın meydana gelmesinde ilk basamağı teşkil eder. Bu dergi ve bu makale, bu bakımdan edebiyatımızın dönüm noktalarından biridir. Makalede, Türklerde edebiyat alanında yeni bir uyanışın gerçekleştiğine dikkat çekilir. “Milli Bir Edebiyat”ın meydana gelebilmesi için öncelikle “Milli Bir Dil”in var olması gerektiği ifade edilir.

     Ömer Seyfettin, “Yeni Lisan” makalesinde “Milli bir edebiyat vücuda getirmek için evvela milli bir lisan ister.” der. Türkçede Arapça ve Farsça tamlamaların kullanılmaması gerektiğine inanan yazar, dilimize yerleşmiş ve artık Türkçeleşmiş yabancı kelimelerin dışlanmaması gerektiğini düşünür. Milli bir dilin olmaması halinde edebiyatın bilmeceye dönüşeceği düşüncesini savunur.

     O, edebi eserlerin geniş halk kesimlerine ulaşması, yayılması ve bu insanlarca okunması gerektiğine inanır ve halk için sanat anlayışını savunur. “Edebi eserler okunmak için yazılır ve halka ulaşmayan edebiyat milli olamaz.” inancında olan yazar, hikayelerini açık, sade, yalın, ve süssüz bir şekilde kaleme alır...

Eserleri

Tarih Ezelî Bir Tekerrürdür (1910)
Harem (1918)
Efruz Bey (1919)
Kahramanlar, Bomba, Harem, Yüksek Ökçeler, Yüzakı, Yalnız Efe, Falaka, Aşk Dalgası, Beyaz Lale, Gizli Tatbikat
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Felsefemdir kitâb-ı imânım,
Taparım kendi ruhumun sesine,
Secde eyler hakikâtim her an,
Kalbimin ateş-i mukaddesine!...
ŞamanisTürk
Ziyaretçi
« Yanıtla #1 : 11 Ekim 2008, 19:23:06 »

Türk Edebiyatı'nın en önemli isimlerinden biri. Bizimle paylaştığın için sağol BABRAK kandaşım...
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
YigitKam
Ziyaretçi
« Yanıtla #2 : 06 Mart 2012, 13:00:12 »

Ömer Seyfettin Türk Edebiyatı'nın en önemli isimlerinden biridir. Ruhun şad olsun Bozkurt! Bu gün Ömer Seyfettin’in ölüm yıldönümüdür.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Karagerey
Türkçü - Turancı BOZKURT

ileti Sayısı: 1.890



« Yanıtla #3 : 06 Mart 2012, 15:16:14 »

Ruhu Şad olsun. O'nun küçük küçük ama içi büyük hikayeleri ile büyüdük. Daha nice çocuklarımız da O'nu okuyup büyüyecekler.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Karagerey Altemur
açina
Ziyaretçi
« Yanıtla #4 : 06 Mart 2012, 15:35:03 »

Ruhu şad olsun. Bugünkü yazar bozuntularına baktiğimda, kıymetleri daha da anlaşılıyor.  Mekanı Türk uçmağı olsun.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
ANKARALI GÖKTÜRK
Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 2.310


BİR HAKAN GİDER BİN HAKAN GELİR !..


« Yanıtla #5 : 06 Mart 2012, 16:04:23 »



           O çok zorlu bir dönemde de olsa Türklüğünü haykırmış bir değerli yazarımız olarak uçmaya varmış. Tini şad olsun. Onlar bize esin kaynağıdır. Onların yaşadığını gelip geçtiğini görmek bile bize güç aşılıyor.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

MUHTAÇ OLDUĞUN KUDRET DAMARLARINDAKİ ASİL KANDA MEVCUTTUR.
Gök Alp
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 123


« Yanıtla #6 : 06 Mart 2012, 19:53:28 »

Ömer Seyfettin''in 88 yıl önceden günümüzü aydınlatan görüşleri

''BÜYÜK TÜRKLÜĞÜ PARÇALAYAN KİMLERDİR?''

Büyük Türk milliyetçisi, düşünürü ve hikâyecisi Ömer Seyfettin öleli 86 yıl oldu. Onun ölüm hastası iken sayıkladığı son sözleri: ''Kuvayı Milliye''den murahhas geldi'' sözleri olmuştur. ''Murahhas'' temsilci demektir. Milli mücadele daha henüz başlamış, TBMM''nin bile açılmasına daha iki aya yakın bir zaman vardır. Heyet-i Temsiliye üyeleri başlarında Mustafa Kemal Paşa olduğu halde Ankara''ya varmışlar ve Meclisi toplamak için hazırlıklar bütün şiddetiyle ve hummalı bir şekilde sürüp gitmektedir. Fikir adamlarına, şairlere, ediplere ve gazetecilere şiddetle ihtiyaç vardır. İşte Ömer Seyfettin ölümünden kısa bir süre önce Ankara''dan gelen çağrı ile Kuvayı Milliye''nin kalbinin attığı Ankara''ya davet edilmiştir. Fakat had safhadaki şeker hastalığı onu yatağa sermiştir. Çağrılan diğer beş arkadaşı Ankara''nın emrine koşmuşlardı. Ömer Seyfettin ise bu ''millî cidal''e katılamamıştır. Zaten Ankara''nın çağrısını almasından kısa bir zaman sonra da şeker komasından hayata veda etmiştir. Arkasında on cildi aşan bir hikâyeler ve ona yakın değerde fikir yazıları bırakarak; destan gibi yaşadığı otuzaltı yıllık kısacık ömrünü tamamlayarak ebediyete intikal etmiştir. Buraya aldığımız yazısı 30 Nisan 1918 tarihini taşımaktadır ve Kırım Mecmuası''nın birinci sayısında neşredilmiştir. Bilgi Yayınevi''nin neşrettiği ve bugüne kadar yayınlanan bütün Ömer Seyfettin külliyatının da en güvenirli ve en hatasız baskısını temsil eden dizide, titiz ve çalışkan bir araştırmacı olan rahmetli Muzaffer Uyguner''in çalısmasıyla hazırlanan dizide bu makalesi var mı yok mu bilemiyorum. Biz buraya geçmişten günümüze büyük bir uzak görüşlülükle kaleme alınmış olan bu emsalsiz yazıyı günümüz gençlerine ve bütün Türk insanına bir siyasi vasiyet gibi kabul ederek yeniden neşrediyoruz:

Türk Milleti ve Türk Dili

''Eskiden Türk milletini parçalayan iki kuvvet vardı: 1- Rus pençesi, 2- Millî gaflet.
Birinci kuvvet artık kırıldı. Fakat ikinci kuvvet hâlâ duruyor. Bu kuvvete karşı uğraşmak bugün bütün milliyetini idrak etmiş Türkler için bir farzdır.
Türk âlimleri, Türk edipleri, Türk şairleri, Türk sanatkârları bu gaflet kuvvetine karşı birleşmeli, onu öldürmeli...
Fakat hücumdan evvel düşmanın vaziyetini anlamak lâzımdır. Türklüğü parçalamak isteyen bu ''gaflet kuvveti'' nedir? Nereden çıkmış, nereden gelmiştir? Bunu anlamalıyız. Hakikatini anlamak için evvelâ bazı malûmat ister: Millet nedir?
Bugün bütün dünya, dini bir, dili bir olan cemiyete ''Millet'' der. Dinleriyle lisanları bir olan bir cemiyet bir tek millet demektir.
Meselâ Almanlar, İngilizler, Fransızlar, İtalyanlar birer millettir. Dinleri bir (mezhepleri değil) dilleri birdir. Misal olarak Almanları alalım. Bütün Almanların edebiyatları, harsları birdir. Hars (culture) bir milletin dinî, bediî, ahlâkî duygularının mecmuuna derler. Fakat bütün Almanların dilleri harfi harfine bir değildir.
Şimal, Cenup, Garp, Şark Almanlarının dilleri arasında bir ''lehçe'' farkı vardır. Her kıt''anın ayrı bir şivesi vardır. Ama bütün Almanların ''ilim ve edebiyat'' lisanları birdir. Hars''ın lisanı birdir. Ruhlarının lisanı birdir. Fransızların da öyle... Gaskon, Norman, Franşkonte ve başka şiveleri vardır. Fakat edebî, ilmî lisanları birdir.
Dinleriyle, dilleri bir olan Türkler de bir millettir. Türk milletinin dini İslâm''dır. Dili Türkçe''dir. Fakat her milletin lisanı gibi, Türkçe''nin de muhtelif ''lehçe''leri, muhtelif ''şive''leri vardır. Gafiller bu lehçe farklarını ayrı ayrı diller sanıp ulu bir milleti parça parça etmeye kalkarlar. Türk, Tatar, Mişer, Özbek, Başkurt, Kazak ve ilâh... gibi en aşağı kırk, elli parçaya ayırırlar.
Türklere ''lehçe'' farklarını, ''lisan farkı'' zannettiren Rus siyasetidir. Ruslar, büyük bir milletin harsça birleşmesini istemiyorlardı. Şimal Türklerine:
- Siz tatarsınız!.. diyorlardı.
Şimal Türkleri katiyen Tatar değildirler. Tatarlık, Rusların iftirasıdır. Bir siyasetidir. İstanbullular, Anadolulular ne kadar Türk ise, Buharalılar, Semerkandlılar, Türkistanlılar, Kâşgarlılar da o kadar Türk''tür. Kafkasyalılar ne kadar Türk ise, Şimal Türkleri de o kadar Türk''tür...

Devlet nedir? Millet nedir?

Osmanlı İmparatorluğu içinde yaşayan Türkler bir vakitler ''millî gaflet'' neticesi olarak ''devlet''i ''millet'' tanıyorlardı. Halbuki ''devlet'' başka, ''millet'' yine başka bir şeydir.
Devlet: Siyasî bir cemiyettir!..
Millet: Harsı, yani dinî, lisanı, ahlâkı bir olan cemiyettir.
Daha uyanmadan biz de kendimize devletin ismini veriyor, ''Osmanlı'' diye diğer Türklerden ayırıyorduk. Sonra gördük ki devlet, millet demek değildir. Devlet ismi, millet ismi olamaz. Nitekim Belçika, İsviçre Fransızları, Fransa Fransızları gibi Fransızdır. Ayrıca bir Belçika milleti, bir İsviçre milleti yoktur. Belçika, İsviçre devletleri vardır. Ve fakat ayrı ayrı milletleri yoktur. Belçika''daki Fransızlar, İsviçre''deki Fransızlar hep Fransızdır.
Hakikat bizde de böyle:
Bir Osmanlı devleti var. Bu devletin fertleri olan Anadolulular, İstanbullular halis Türk''tür. Osmanlı devletindeki Türkler, aralarındaki ''lehçe'' farkı için birbirlerini yabancı saymazlar. Anadolu''nun her vilâyetinde ayrı bir lehçe, ayrı bir şive vardır. Ama kimse ''Kastamonu milleti, Konya milleti, Erzurum milleti, İstanbul milleti'' demez. Hepsinin ilmî edebî lisanı birdir.
Devlet içinde nasıl böyle bir birlik varsa, dışında da Türklerin muhtelif ülkeleri, muhtelif devletleri olabilir. Fakat lisanları, dinleri, milliyetleri birdir.

Turan nedir?

''Turan'' bir devlet değil, harsî, millî bir vatandır. Türklerin oturduğu, ekseriyet teşkil ettiği yerler hep Turan''dır. Siyasî hudutlar büyük Turan''ı parçalayamaz.
Bu hakikatleri birkaç sene evvel biz yazarken karşımıza bir takım gafiller çıkıyorlar, Osmanlılık''ın Türklükten ayrı bir milliyet olduğunu ileri sürüyorlardı. Artık bugün Türkiye''de böyle gafiller kalmamıştır. Herkes milletini, milliyetini tanımıştır.
İsmail (Gaspıralı) Bey merhumun ''Tûtî kuşu lisanı'' dediği eski Arapça, Acemce terkipli edebiyat lisanını da bıraktık. Bugün yeni yetişen genç şairler, edipler, konuştuğumuz tabiî Türkçe ile yazıyorlar. Dillerinde millî Türk sarfından başka hiçbir lisanın kaidelerini kullanmıyorlar. Darülfünunumuz (-üniversitemiz) millî lisana taraftardır.
''Dilde, fikirde, işde birlik'' şiarıyla bütün Türk milletinin birleşmesine çalışan İsmail Gaspıralı Efendi de vaktiyle Turan''da anlaşılamamıştı. Şimal Türkleri ''Nur'' Gazetesi ile ''Biz Tatarız!'' diye bu büyük adama itiraz ediyorlar, onun millî hakikatini idrak edemiyorlardı. Zaman geçti. Hakikat ilerledi. Bu hakikati tutmak isteyen kırıldı.

Dünyada Bir Türk Milleti Vardır

Şimdi bütün Türkler bunu bilmelidir:
1- Dünyada (dini, dili bir) büyük bir Türk milleti vardır.
2- Ayrı ayrı ''Türk devletleri'' olabilir. Kırım, Kafkasya, Buhara, Türkistan ve ilâh... Fakat ayrı ayrı Türk milletleri olamaz!
Bugün Türk milletinin bir mefkûresi vardır. O da:
Harsça, yani lisanca birleşmektir. Ayrı ayrı Türk devletleri olsun. Bunun zararı yok. Fakat ayrı ayrı lisanlar bizi mahveder. Ulu bir milleti yine düşmanlara esir yapar. Medeniyet kafilesine insan gibi karışamayız. Terakki edemeyiz. Kuvvetlenemeyiz!..
''Lisanca birleşmek'' gazeteler, kitaplar vasıtasıyla olur. Her Türk, İstanbul lehçesiyle yazmayı bir ''hamiyyet'' bilmelidir. Turan''ın bütün gazeteleri İsmail Bey merhumun Tercüman''ı gibi bir lisan kullanmalı, mahallî (-yerel) lehçeleri uğruna milletimizin müşterek lisanını öldürmemelidir!..

Dil Birliğinin Esasları

Lisanî ve harsî Türk birliği için şimdilik yapılacak şunlardır:
1- Gazeteleri, kitapları, İstanbul Türkçe''siyle çıkarmak. Kırım ''Tercüman'' Gazetesi''nin lisanını her tarafa neşretmek!..
2- Türklerin Tatar olmadığını ve Tatarların Şimal Türkleri filân olmayıp başka bir kavim olduğunu ilimle ispat etmek. Eski Rus propagandasını iflâs ettirmek.
3- Turan''ın her tarafından, her vasıta ile İstanbul''a gelmek. İstanbul milliyetperverleri ile temasta bulunmayı temin etmek.
4- Zenginlerin çocuklarını tahsil için İstanbul''a göndermeleri.
5- İstanbul''un millî gazeteleriyle, millî neşriyatıyla, gayrı millî ve muzır gazetelerini, milliyete muzır kitaplarını ayırt etmek. (Çünkü İstanbul''da hâlâ Arapça, Acemce terkipli ve millî lisana taban tabana zıt bir ifade kullanan küçük bir hizip vardır. Bunlar Türklüğün harsen birleşmesine alenen itiraz etmezlerse de, konuşulan tabiî Türkçe''ye muhalif neşriyatları bu emelde olduklarını ispata kâfidir.)
Bunlar mânasız ve gayr-i varit (-olmayan) bir ''devlet'' asabiyetiyle ''millet'' mefkûresine kindar olan bir takım gafillerdir. Parlayan hakikat güneşi bir gün şüphesiz onları da uyandıracaktır!..

''Rus Devi Öldü''

Türklerin lisanca birleşmesi, bütün Turan''ın birleşmesi demektir. Kırım''ın büyük evlâdı İsmail Bey, son nefesine kadar bu âli mefkûreyi (-büyük ülküyü) hakikat haline getirmeye çalıştı. Hattâ biz Osmanlı Türklerini bile uyandırmaya uğraşıyordu. Turan halkı onun sözlerini dinlemediği için ne kadar geri kaldı.
Bugün talih bize yardım etti. Rus devi öldü. Allah bize hürriyet nimetini verdi. Şimdi bundan istifade ederek eski hatalarımızı düzeltelim. ''Dilde, fikirde, işde birlik!..'' bayrağı altında yürüyelim. Büyük Türklüğü parçalayan ''gaflet'' karanlığını aydınlatalım.
Biz Türkler, ''dilde, fikirde, işde'' birleştiğimiz zaman, büyük İsmail Bey''in büyük ruhu kim bilir ne kadar şâd olacaktır.''


Muhiddin NALBANTOĞLU
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Giray-han
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.277



« Yanıtla #7 : 07 Mart 2012, 16:13:38 »

Ömer Seyfettin'in eserleri edebiyatımıza güç, dilimize kuvvet katacak türdendir.
Türkçe'yi arapça ve farsça'nın etkisinden kurtarma çabaları, Türklük için göz ardı edilemez başarılar demektir.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Türk'üz Türkçüyüz. Bu ülkeyi kimseye kaptırmayız.
Kaan Ulas
OTAĞ BEKÇİSİ
Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 3.675


Madem ki Türküz; o halde Türk gibi yazarız.


« Yanıtla #8 : 23 Temmuz 2017, 21:29:48 »

"Mâdem ki Türk'üz, o halde Türk gibi yürür, Türk gibi düşünür, Türk gibi duyarız ve Türk gibi yazarız."
Ömer Seyfeddîn
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

ATSIZCA, ATSIZCILIK
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.063 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.01s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.