Nihad Sâmi Banarlı (1907-1974)
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 08 Aralık 2019, 09:14:19


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Nihad Sâmi Banarlı (1907-1974)  (Okunma Sayısı 3288 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Altan Beğ
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 69


Site
« : 09 Nisan 2011, 23:53:15 »

  Nihad Sâmi Banarlı, Türkiye’nin en büyük âlimlerinden, en kıymetli beyinlerinden biri idi.

   Mutasarrıflardan (valilerden) Sâmi Bey’in oğludur. Büyük babası Alemdar-zâde Ömer Hilmi Efendi, 93 Meclis-i Meb’üsânı’nda (1877) Trabzon milletvekili idi. Banarlı, 1907’de İstanbul’da doğdu. Mercan ve Vefâ liselerini, Edebiyat Fakültesi Türkiyat bölümü ile Yüksek Öğretmen Okulu’nu bitirdi. Edirne Lisesi’nde, öğretmen okullarında, Kabataş Lisesi’nde Galatasaray’da, Eğitim Enstitüsü’nde, Yüksek İslâm Enstitüsü’nde, Çapa Yüksek Öğretmen Okulu’nda edebiyat okuttu. Yüksek öğretmen okulunda müdürlük etti ve emekli oldu.

   Bu mütevazı özgeçmişinin ardında, çok sarp bir şâhsiyet yatmaktadır. Banarlı, bütün Türk edebiyatı târihînin yeryüzünde yaşayan en büyük mütehassısı idi. Fuad Köprülü ve Sâdedin Nüzhet Ergun’un vefâtından sonra bu büyük mânevî pâyeyi, hakkıyla iktisâb etmişti.

   Nihad Sâmi’nin oluşmasında Yahyâ Kemâl ile Fuad Köprülü’nün büyük tesirleri vardır. Fuad Köprülü’nün Türk edebiyatı târihî sahasında yetiştirdiği en kıymetli talebesi idi. İlmî eserlerinde sonuna kadar Köprülü usûl ve üslûbuna sâdık kalmıştır. Edebî zevkinin inkişâfında da Yahyâ Kemâl aynı büyük tesiri taşır. Yalnız Yahyâ Kemâl değil, benim bilemediğime göre hiçbir şâir, Nihad Sâmi derecesinde vefâlı olduğu kadar muktedir bir tanıtıcıya kavuşmamıştır. Merhumun, son nefesine kadar, üstâdı Yahyâ Kemâl’e ait paha biçilmez yazılarını karıştırdığına emînim.

   Nihad Sâmi, fildişi kulesinden büyük ilmî eserler veren bir âlim değildi. Tabiatiyle aynı zamanda öyleydi, lâkin Türk fikir hayatına da faal şekilde iştirak ederdi. Yahyâ Kemâl Enstitüsü’nün kurucusu ve tek başkanı oldu. Uzun müddet Yedi Gün mecmuasının edebî yazarlığını yaptı. Hürriyet Gazetesi kurulunca oraya geçti. Bu en yüksek baskı sayısı gazetenin ikinci sahîfesine haftada bir defâ yazdığı makaleler, bütün basın târihîmizin en kudretli edebî yazılarıdır. 1948-1963 arasında bu gazetede, 900’e yakın makalesi neşredilmiştir. Sonra Meydan mecmuasında haftalık kuvvet yazılar yazmaya başladı. Çok sevdiği Hayat Târih Mecmuası’na kıymetli makaleler veriyordu. Büyük Timur’u tahkîr eden bir makalesini koyamayıp iâdeye mecbur kaldığım için, makalelerini kesmişti. Nihâyetinde Kubbealtı edebî mecmuasını çıkarıyordu.

   Bu çapta bir adamın Türk eğitim ve kültür siyâsetinde hâkim bir vazîfe oynayamamasının kusuru, herhâlde kendisinde değildir. Fakat Millî Eğitim Bakanlığı simsariyesi dâima en faal birkaç üyesinden biri durumun idi. Türk kültür hayatına olan tesirleri de, eserleri vasıtasiyle, büyük olmuştur.

   Eserleri pek çok, pek muhtelif ve hepsi son derece kıymetlidir. Kuru âlim hüviyetinden sıyrılabilmiş, geniş kitleye hitâb etmek san’atına erişmiş, son derece zevkli ve parlak bir lisan ve üslûb kullanabilmiş olması, onun büyük hünerleri arasındadır. Nihad Sâmi’nin bir makalesini de, bir kitâbını da okumak, gerçek bir hazdı. Her kelimesi bir düşünme ve bir zevk mahsûlü idi.

   1940’tan beri liseliler için hayli edebiyat kitâbı yazdı. Bunlarda maalesef Talim ve Terbiye’nin çizdiği saçma çizgi içinde kalmaya mecburdu.

   Büyük eseri, Resimli Türk Edebiyatı Târihî’dir. Türk edebiyatının her devrî, sahası ve çeşidi için en büyük sulta olan bir âlimin, geniş halk kitlesinin okuyacağı şekilde, Batı’daki emsâlinden asla aşağı kalmayan bir sıygı eserdir ve bütün Türk edebiyatını kucaklamaktadır. 1948’de fasiküller hâlinde Sedad Simâvî tarafından neşredildi. Genişletilmiş ve düzeltilmiş ikinci baskısı Millî Eğitim Bakanlığı gene fasiküller hâlinde neşredildi. Cûmhuriyet devrinde yazılmış en mühim birkaç eserden biridir.

   Bu muazzam eseri, birtakım düşman ve hasetli kalemler tenkide ve sözde yanlışlara tashîhe yeltenmişlerdir. Zira Nihad Sâmi, hakikî Türkçe’nin dil zevkinin, Türk kültürünün, en çetin müdafi idi. “Türkçe’nin Sırları” adlı fevkalâde eseri, uydurma dili savunan solcuları büsbütün çileden çıkarmıştı.

   Nihad Sâmi, bütün bu hasetlik ve düşmanlıklara karşı en küçük bir fikir tâvizi vermemiş adamdır. Âlimliği, nazâketi ve muhtelif meziyetleri yanında, kendisi az bulunur karakter sağlamlığından dolayı da çok sevmiş -âcizâne- çok takdîr etmişimdir.

   Yahyâ Kemâl külliyâtının 10 cildini yayınladı. 2 cilt de Yahyâ Kemâl Enstitüsü Mecmuası çıkardı. Bu eserlerin baskından neşir sanâtına kadar ne muazzam bir malûmat ve zevk mahsûlü olduğunu, anlayanlar takdîr ederler. Külliyatın iki cildi de 1000 Temel Eser dizisine alınmıştır.

   Muhtelif Türk lehçelerini, Farsça ve Fransızca’yı, işine yarayacak kadar da Arabca’yı bilen Nihad Sâmi, bir erkek çocuk bıraktı. Sanıyorum ki en yakın refiki Faruk Nâfiz’di. Onun vefâtından sonra ve daha birtakım ıztırap ve hayâl kırıklıkları yüzünden, yaşama azmi sarsılmıştı. Lâkin fikir salâbeti hiç sarsılmadı.

   Gerçi rahatsızdı. Lâkin henüz 80 yaşında üfûlü, yeri doldurulmaz bir kayıptır. Nihâd Sâmi’nin temsil ettiği tâviz vermez milliyetçi zihniyetin karşısında olan TRT, ölümünden birkaç kelimeyle bahsetti. Ertesi gün ölen genç bir gazeteci meslektaşımızın özgeçmişi ise, bütün tafsilâtıyle verildi; bu meslektaşımızın ismini ben dahi ilk defâ TRT’den işittim. Hürriyet Gazetesi’nde Sedad Simâvî’nin yakın dostu olan, yıllarca parlak kalemiyle Yedi Gün’e ve Hürriyet’e ihtimâm eden Nihad Sâmi’ye dâir tek satır çıkmadı.

   Kıymetleri solcu ve solcu olmayan diye kat'î çizgiyle ikiye ayıran zihniyetler yıkılmadıkça, Türkiye iflâh olmayacaktır. Bütün maddî ve mânevî nimetlerin solcuya tahsîs edildiği bir nizam, mutlakâ değiştirilmesi icâb eden bir nizamdır.

   Çok yakın dostumdu. Beni pek çok sevdiğini biliyorum. Uçak seferlerinin kaldırılmandan dolayı cenâzesinde bulunamadım. Vefâtından az önce –benim gibi- çok sevdiği Dr. Nevzad Atlığ’a, benimle görüşmek istediğini söylemiş. Ankara’da olduğum için imkân olmadı. Bunun üzüntüsü herhâlde yıllarca kalbimden silinmeyecektir.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Erlik Adana
Ziyaretçi
« Yanıtla #1 : 10 Nisan 2011, 00:01:27 »

                 Kendisinin Halk Şiirleri derlemesi bende bu dile olan aşkın ve tutkunun ilk kıvılcımını yakan şey olmuştu. Üslubundan çok etkilenmişimdir, her kelimesi tesbih taneleri gibi olan her kelimede aynı hazzı veren hem eşsiz bir muharrirdir hem de anlatım yönüyle bir müelliftir kendisi. Sayın Altayhan Beğ'e gece vakti bana evde makale arattırdığı için minnettarım.  Gülümseme
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.164 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.014s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.