Kazak Türkleri ve Kazak Türkçesi
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 19 Ekim 2019, 19:43:38


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Kazak Türkleri ve Kazak Türkçesi  (Okunma Sayısı 7701 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Ülgen Han
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 357


Tengrici Atsız Ata Çerisi


« : 29 Eylül 2010, 17:49:26 »

Kazak Türkleri

Kazak kelimesi, dar anlamıyla siyasi bir şahsiyetin kabilesinden ayrılarak onun lehine düşman bir kabileye zarar vermesi anlamında kullanılmıştır.Timur, oğlu Ebu Said Mirza, torunu Hüseyin Baykara, Babur Şah, Şeybani vb. bu şekilde kazaklık etmiş tarihi şahsiyetlerdir. Kazaklık, göçebeler arasında iyi bir özellik olarak kabul edildiği halde yerleşik hayata geçenler bu durumu iyi karşılamamışlardır.

Kırgız ve Kazak şivelerinde "hür adam, gözü pek binici" anlamlarında kullanılan Kazak sözü, Tatar Türkçesi'nde "bekar", Türkiye Türkçesi'nde "karısının sözüyle iş görmeyen koca" anlamları kazanmıştır.

İlk önce sultanlar için kullanılan Kazak adı, daha sonra sultanların yönettiği kabile ve devletler için kullanılmıştır. Kazak kelimesinin, siyasi maksatla veya başka sebeplerle dağa çıkan silahlı maceracılar için kullanılmasıyla ortaya çıkan anlamı Rusça'ya da geçmiştir. Kazak sözü, ilk olarak güney Kafkasya, Azerbaycan ve Horasan Türkleri'nden bahseden belgelerde görülmektedir.

14. ve 15 .yüzyıllarda Özbek olarak adlandırılan bu günkü Kazakistan'ın Kıpçak kavimleri ve onlarla akraba olan oymak hanları, diğer Özbek hanlarından ayrılarak Kazak olmuşlardır. Bu olaydan sonra Kazak sözü, bu hanlara bağlı oymakların ve onlardan gelen Türklerin adı haline gelmiştir. Daha sonraki gelişmelere bağlı olarak 15. yüzyılın ilk yarısından sonra Deşt-i Kıpçak, Deşt-i Özbek olarak anılmış, 16. yüzyıldan sonra ise bu bölgenin sadece güney kısmı Özbek ülkesi olarak adlandırılmıştır. Kırım'dan Tien-şan tepelerine kadar olan bölge ise Nogaylı olarak tanınmıştır.

Türkler, M.Ö. 1. yüzyılın sonlarından beri bu günkü Kazakistan topraklarında yaşamaktadır. 6.-8. yüzyıllarda Türk Hanlığı'nın, 10.-12. yüzyıllarda Karahanlılar'ın, 13. yüzyılın sonlarından itibaren de Altın Ordu'nun bir parçası olarak yarı bağımsız bir yönetimle Türklerin hakimiyetinde kalan Kazakistan, 16. yüzyılda Kasım Han'ın idaresine girdi. Kazak Türkleri 17. yüzyıldan sonra iç karışıklığa düştüler. Kalmuklar, bu devirde Kazakistan'a saldırdı ve Kazak-Kalmuk mücadelesi yüzyıllarca sürdü. Kazaklar, 18. yüzyılda, Ulu cüz, Orta cüz, Kişi cüz olmak üzere üçe ayrıldı. Cüzlerin ortaya çıkmasından da faydalanan Ruslar 19. yüzyılda Kazakistan'ı işgal etti. 1837 yılında Kenasarı Kasımov, 20.000 civarındaki silahlı adamı ile Ruslara karşı bir mücadele başlattı. Başlangıçta önemli başarılar elde etmesine rağmen, Küçük ve Büyük Cüz'den gerekli desteği alamamasından ve Kırgız kabile şeflerinin Rus entrikalarına kanarak karşısına dikilmesinden dolayı mağlup oldu. Çarlık devrinde sessizlik ve karışıklık dönemleri birbirini takip etti. 1917'de kurulan Alaş Partisi kısa bir süre idareyi ele aldıysa da 1919'da bu harekete ve bağımsız Kazakistan'a son verildi ve 26 Ağustos 1920'de Kazakistan SSC kurularak Kazakistan toprakları Sovyetler Birliği'ne bağlandı. Sovyetler Birliği dağılınca diğer Türk cumhuriyetleri gibi Kazakistan da bağımsızlığını ilan etti (14 Aralık 1991).

1893'ten 1952'ye kadar Kazakistan'a Rus göçmeni yerleştirilmişti. 1921 yılında bozkırlarda ortaya çıkan açlık ve daha sonra göçebe Kazakların yerleşik hayata geçirildiği 1926-1939 yıllarında 1 milyon Kazak Türkü öldü. Bu sebeplerle Türkistan'da en fazla Rus, Kazakistan'da bulunmaktadır.

Kazakistan tarım ve yeraltı kaynakları bakımından oldukça zengindir. Ulaşım sektörü de gelişmiştir. Ancak Kazakistan 'da çok büyük kirlenme ve çevre problemleri vardır Nükleer denemeler Kazakistan'ı tehdit edecek boyutlara ulaşmıştır. Havası en kirli 100 BDT şehrinden 40'i Kazakistan'dadır.

Kazak Türkleri, Kazakistan ve diğer Türkistan cumhuriyetleriyle Moğolistan, Doğu Türkistan, Sibirya ve Afganistan'da yaşarlar.

Bağımsız Devletler Topluluğu'ndaki Kazak nüfusu 1989 nüfus sayımına göre 8.137.878'dir Bu nüfusun 6.535.000'i Kazakistan'da yaşamakta ve ülke nüfusunun %39.7'sini meydana getirmektedir. İkinci sıradaki Ruslar 6.228.000 nüfusla ülke nüfusunun %37.8'ini, üçüncü sıradaki Almanlar 858.000 nüfusla ülke nüfusunun %5.8'ini, dördüncü sıradaki Ukraynalılar 858.000 nüfusla ülke nüfusunun %5.4'ünü meydana getirmektedir. Sırasıyla Özbek, Tatar, Uygur, Azeri, Mesketya, Başkurt ve Çuvaş Türkleri 1.027.000'i bulan nüfusları ile ülke nüfusunun %6.3'ünü teşkil ederler. Kazakistan'daki Beyaz Rus, Koreli, Polonyalı, Yunanlı, Dungan, Moldovan, Tacik, Ermeni, Yahudi ve İnguş nüfusu ise ülke nüfusunun %4.8'idir. Kazakistan'daki Türklerin toplam nüfusu 9.164.878'i bulmakta ve ülke nüfusunun %46'sını meydana getirmektedir.

1989'dan günümüze kadar geçen zamanda ortaya çıkan Türk, özellikle de Kazak nüfus artışı ve yaşanan göçler sebebi ile Kazakistan'daki toplam Türk nüfusu, Türk olmayanların nüfusunu çoktan aşmış bulunmaktadır.

Kazak Türkleri, kendi cumhuriyetleri dışında Türkistan cumhuriyetlerinden Özbekistan'da 808.090 nüfusla ülke nüfusunun %4.1'ini, bu ülkeye bağlı Karakalpak Özerk Cumhuriyeti'ndeki 318.611 nüfusla cumhuriyet nüfusunun %26.3'ünü, Türkmenistan'daki 88.000 nüfusla ülke nüfusunun %2.5'ini, Kırgızistan'daki 37.318 nüfusla ülke nüfusunun %5.6'sını, Sibirya'da bulunan Altay özerk Cumhuriyeti'ndeki 10.692 nüfusla cumhuriyet nüfusunun %5.6'sını meydana getirmektedirler.

1991 yılı istatistiklerine göre Kazakistan nüfusunun %58'i şehirlerde, %42'si köylerde yaşamaktadır. Ancak köylerden kentlere hızlı ve yoğun göç vardır. Nüfusun % 50'sine yakını, 25 yaşın altında, %22.4'ü ise 50 yaşın üstündedir. Kadınlar genel nüfustaki % 52'lik nüfus oranları ile %48'lik erkek nüfusundan %4 fazladırlar.

Çin'de yaşayan Kazak Türkleri'nin sayısı 1990 nüfus sayımına göre 1.111.718'e ulaşmıştır. Doğu Türkistan Çin işgaline uğrayınca Kumul bölgesinde yaşayan Kazak Türkleri'nden 2 bin kişi 1939 yılında yaşadıkları yerleri terk edip oldukça maceralı bir yolculuktan sonra bin kişi olarak Pakistan'a ulaştılar. 1953'te buradan Türkiye'ye göçtüler. Türkiye'de Konya, Niğde, Aksaray , Kayseri, İstanbul ve Salihli'de iskan edildiler. Afganistan'ın Rus işgaline uğramasından sonra Pakistan'a sığınan Kazak Türkleri de aynı şekilde Türkiye'ye göçerek Kayseri'ye yerleştirildiler.

J.C. Dewdney, dünyadaki Kazak Türkleri nüfusunun 7.293.000 olduğunu tahmin etmektedir. Dewdney'e göre, bunların 6 milyonu Kazakistan'da, 600.000'i Rusya Federasyonu'nun Kazakistan sınırını oluşturan Volga, Ural ve Batı Sibirya bölgesinde bulunmaktadır. Geri kalanların 650.000'i Doğu Türkistan'da, 40.000'i Moğolistan'da, 3.000'i de Afganistan'da yaşamaktadır.

Daha önce de ifade edildiği gibi, bu rakamlar Kazakistan ve Doğu Türkistan için verilen son resmi rakamların epeyce gerisindedir.

Kazakistan'ın en önemli problemi ülkedeki Rus nüfusunun fazlalığıdır. 17-18 Aralık 1986'da çıkan olayların sebebi, Kazak kökenli Komünist Partisi 1. sekreteri yerine bir Rus'un getirilmesi gibi görünse de, ciddi Batı haber ajanslarının da belirttiği gibi bu olaylar Kazakistan'ı Ruslaştırma politikasına bir tepkidir. Kazak Türkleri, ülkedeki nüfus durumundan duyduğu rahatsızlığı zaman zaman bu türden tepkilerle ortaya koymaktadırlar.

Kazakistan'ın 16 Aralık 1991'de bağımsızlığını elde etmesinden sonra da Kazakistan'daki yoğun Rus nüfusu devletin geleceği ve politikalarında bazı problemler ortaya çıkarmıştır. Bugünkü Kazakistan'da, Oljas Süleymanov'un liderliğini yaptığı Halkın Kongre Partisi'nin ve Sosyalist Partinin öncülüğünü yaptığı Rusya ile konfederasyon kurma düşüncesi ile geçmişte Sovyetler Birliği ve komünist rejimle bütünleşmemiş, Çarlık Rusya'sına karşı savaşan Kenesarı Kasımov'u bayraklaştırmış aydınların Kazak kimliğini, dilini ve kültürünü ön plana çıkaran düşüncesi mücadele halindedir.

Kazakistan'da yeni başlayan demokrasi geleneği kısa sürede oturmuş görünmektedir. 1994, 1995 ve 1996 yıllarında birbiri arkasına yaşanan üç seçim, demokrasinin işlediğini göstermenin yanında bir siyasi istikrar arayışını da ifade etmektedir. Ancak son seçimlerin ardından Meclis ve Senatoda çoğunluğu eline geçiren Kazakistan Halkın Birliği Partisi, Devlet başkanı Nazarbayev'i ve politikalarını desteklediğini açıklamıştır. 107 yeni meclis üyesinin 70'i Kazak, 1'i Uygur Türkü, 32'si Rus, 2'si Ukraynalı, 1'i Alman, 1'i Korelidir. Rusya ile birleşmeyi savunan Halkın Kongre Partisi 2, Kazakistan Komünist Partisi 2 üyelik kazanabilmiştir. Bu sonuçlar siyasi iradenin Kazakistan'da milli ve bağımsız bir devlet olma yolunda belirdiğini açıkça ortaya koymaktadır.

Nahşibendi, Yesevi, Kadiri tarikatlarının faaliyetlerinin bulunduğu Kazakistan'da Müslümanların yoğun olarak bulundukları bölgelerde İslami inançlar ve ibadetler devam etmektedir. Son yıllarda Türkiye'nin de desteği ile yeni camiler yapılmakta ve dini hayat gün geçtikçe daha da canlanmaktadır.Kazak Türkleri, Türk boylarının Kuzey, yani Kıpçak koLuna; Kazak Türkçesi ise Kıpçak şive grubuna dahil edilmektedir. Diğer şiveler arasında en fazla Karakalpak ve Nogay şivelerine yakın olan ve daha az Arapça, Farsça kelime kullanılan Kazak Türkçesi, özellikle son yıllarda Rusça'nın etkisi altında kaLmıştır. 1970'te yapılan tespitlere göre eski Sovyetler Birliği'nde yaşayan Kazak Türkleri'nin %41.6'sı, 1979'da yapılan tespitlere göre ise %' 50.5'i Rusça'yı iyi bir şekilde öğrenmiştir. Bu gün artık Kazak Türkçesi, Kazakistan'da eğitim dili olarak Rusça'nın ve diğer azınlık dillerinin yerini alma mücadelesi vermektedir.

Kazak Türkleri'nin çok zengin bir halk edebiyatı vardır. Türkistan Türkleri'nin ortak edebiyatı olan Çağatay Edebiyatı ve Kuzey Türkleri'nin ortaya koyduğu edebiyat Kazak aydınları tarafından yakından takip edilmiştir. Bu edebiyatlar vasıtasıyla Osmanlı Türk Edebiyatı da Kazak Türk toplumuna yansımıştır.

Kazak Türkleri'nin çok renkli ve Eski Türkçe'den günümüze taşınmış bir sözlü edebiyat terminolojisi bulunmaktadır. Halk türkülerine jır (< yır) veya ölen (Uygur, Özbek ve Kırgız Türkleri ile ortak), bunları söyleyenlere jırav veya ölenşi denir. Ağıtlara joktau (< yog+ta-v), könül aytu gibi adlar verilir. Hasret türküleri koştasu (koşma ile aynı kökten) adını alır. Öğretici şiirler ise tolgan (Eski Türkçe'de tolgan-; dolanmak) diye anılır. Halk ozanlarına ise akın denir. İlk Kazak akını Jirence Şeşen'dir(14. yüzyıl).

Kazak sözlü edebiyat geleneğinde irticalen şiir söyleyen töpke akınlar çok önemli bir yere sahiptir. Akınların sanatlarının temsil edilişine de akınlar aytısı denir. Aytıs, akınların söz, bilgi ve zeka yarışına girdikleri bir gösteridir. Aytıs sırasında musabık akınların birbirlerine her şeyi sorma hakları vardır. Aytıslarda tarihi olaylar, dini konular veya günlük meseleler konuşulabilir. İzleyiciler , akınları değerlendirirler ve gerek gördükleri yerde alkışları ile ödüllendirirler. Bu gün Kazakistan'da sayıları 700'ü bulan akınlar , kurdukları derneklerle bu geleneği sürdürmeye çalışmaktadırlar. En tanınmış akınlar, Kulınşak (Kemelulı. 1834-1897), Birijan (Sal Kojaulı, 1834-1897), Sara Süyinbay (Aronulı, 1822-1895) gibi akınlardır. Bu geleneğin en büyüklerinden biri Türkiye'de de yakından tanınmaya başlayan Jambıl Jabayev (l846-1945)'dir. Aytısta gösterdiği ulaşılmaz ustalık yanında Ötegen Batır, Şuransı Batır gibi Kazak destanlarını ve Manas, Köroğlu, Battal Gazi gibi diğer Türk boylarında da yaygın olan destanları başarıyla söylemiştir. Çok sevilen Jambıl ülkesinde ve diğer Sovyet cumhuriyetlerinde pek çok ödüle layık görülmüş ve bir dönemde milletvekili seçilmiştir.

Klasik İslam medeniyeti mahsulü Yusuf ile Züleyha Leyla ile Mecnun, Tahir ile Zühre ile mahalli kültürden kaynağını alan Ayman Şolpan, Şakir Şekret, Bozoğlan, Kozı Körpeş ve Munlık Zarlık hikayeleri sözlü edebiyatın önemli eserleridir. Ayrıca Tatar Türkleri vasıtasıyla Türkiye Türkleri'nden Kazak Türkleri'ne geçen Kelbala (Keloğlan), Kesikbaş, Battal Gazi, Kerbela Vakası, Kırk Vezir, Ahmediye ve Muhammediye halk kültürü zenginliklerindendir. Türk Dünyası'nın ortak destanı Köroğlu, Goroğlu adıyla Kazak Türkleri'nce de bilinir. Bu sözlü edebiyat zenginliklerinden bazıları yazıya geçirilerek çağdaş Kazak Edebiyatı'na da kaynaklık etmiştir. Kırgız Türkçesi'nin abidevi eseri Manas Destanı ilk defa bir Kazak aydını olan Çokan Velihanov tarafından yazıya geçirilmiştir.

16. ve 17. yüzyıllardan günümüze dek Kazak destanlarının nesir bölümlerinde Çağatay Türkçe'si, nazım bölümlerinde ise Kazak Türkçe'si kullanılmıştır. Başkurt ve Nogay Türkleri'nde olduğu gibi Kazak Türkleri'nde de Çingiznamelere, İsa oğlu Emet, Jirenşe Şeşen ve Edige destanlarından alınmış bölümler eklenir. Bu destanların bazı el yazmalarının nazım bölümleri de Kazak Türkçe'siyle yazılmıştır. Melioranskiy'in, Berezin'in ve İlminskiy'in yayınladığı destan metinlerinin de aynı şekilde nesir bölümleri Çağatay Türkçe'siyle, nazım bölümleri Kazak Türkçe'siyledir. Bu dil anlayışına uygun bir şekilde Hoca Ahmed-i Yesevi'nin bazı hikmetleri Kazak Türkçe'siyle yazıya geçirilmiştir. 18.-19. yüzyılda yazılmış resmi belgeler, mektuplar, arşiv belgeleri ise Çağatay Türkçe'siyle kaleme alınmıştır. Ancak bu metinlerde yer yer Kazak şivesi özellikleri de görülür.

Kazak sözlü edebiyat dilinin diğer Türk şiveleri ile yakın olması, Kazak folkloru ve sözlü kültür zenginliklerinin diğer Türk toplulukları ile ortak olmasına dayanmaktadır. Söz gelimi Alpamıs Destanı'nın Altay Dağları'ndan Anadolu'ya kadar olan bölgede Kazak, Özbek, Karakalpak Türkleri ve Tacikler arasında Kungrat rivayeti, Oğuz Türkleri arasında Bamsı Beyrek rivayeti, Başkurt ve Tatar Türkleri ile Kazak Türkleri arasında Kıpçak rivayeti, Kırgız Türkleri arasında Altay rivayeti yaşamaktadır. Kazak Türkleri'nin folklor zenginliği, diğer Türk boylarına göre dil bakımından en fazla yakın oldukları Nogay ve Karakalpak Türkleri'nin folkloru ile benzerlik göstermektedir.

Muhambed Ötemisoğlu (1804-1846) Kazak yazılı edebiyatının öncüsü kabul edilmektedir.

Kazan, her dönemde Kazak Türklüğü için önemli bir kültür merkezi olma özelliğini sürdürmüştür. Hoca Yusuf Bek Şeyhülislamoğlu ve Akılbek Molla Sabaloğlu konularını İslam ve İran kaynaklarından alan ve bu kültürlerin Kazak Türkleri arasında yayılmasını sağlayan toplam 33 eserlerini Kazan'da yayınlamışlardır. Kazan'da Kazak Türkleri'nin tarihini ve günlük meselelerini ele alan başka eserler de yayınlanmıştır. Bu eserler Kazak aydınları kadar , Kazan aydınları tarafından da kaleme alınmaktaydı. Başta Abdullah Tukay olmak üzere Hadi Tektaş, Mecit Gafuri, Hasan Tufan gibi yazar ve şairler hem Kazak Türk toplumunu hem de yazar ve şairlerini etkilemiştir. Bu dönemlerde başlayan Kazak-Tatar Türkleri edebi alakaları bu gün de devam etmektedir.

Çağdaş Kazak Edebiyatı, 19. yüzyılda başlar. İlk öncüleri: Çokan Velihanov (1837-I865), Ibıray Altınsarin (1841-1889) ve Abay Kunanbay'dır.

Çokan Velihanov Manas'ı yazıya geçirmenin dışında Kazak Türkleri'nin çağdaş dünya ile yüz yüze gelmesi için ortaya koyduğu çabalarla tanınır; ayrıca ilk Kazak ressamıdır ve eserlerini daha çok Rusça yazmıştır.

Ibıray Altınsarin ilk Kazak eğitimcisidir. Folklorla yakından ilgilenmiştir; gerçekçi Kazak nesrinin kurucusudur. İlk defa Kazak Türkçesini resmi yazışmalarda kullanmış ve bu şiveyle ders kitapları yazmıştır. Rusların, Kazak Türkleri arasında Hıristiyanlığı yayma çalışmalarına karşı çıkmış, bu faaliyetleri engellemek için Şeraitü'l-İslam Müslümanlıktın Tutkası adıyla bir ilmihal yazmıştır.

Abay Kunanbayev ise yeni Kazak Edebiyatı'nın kurucusudur. Abay, Çağatay, Arap, İran ve Rus edebiyatlarını yakından tanıyordu. Ayrıca Fuzuli gibi klasik Osmanlı Edebiyatı şairlerine de aşina idi. Hem bir akın hem de ilk realist Kazak şairidir.

Süyümbay Arınoğlu (1827-1895) Kazak ve Kırgız Türkleri'nden destanlar anlatmış ve Binbir Gece Masalları, Şehname, Leyla ile Mecnun gibi eserleri Arapça ve Farsça'dan manzum olarak Kazak Türkçesine çevirmiştir.

Akan Seri Koramsaoğlu (1843-1913) Yazıcıoğlu'nun Muhammediye'sini Kazak Türkçesine aktarmış ve Rus işgaline tepki gösteren yazılar yazmıştır.

Jusip Köpeyoğlu (1857-1931) Kazak Edebiyatı hakkında yazdığı yazılarla tanınmıştır. Önce Ruslar'ın Kazakistan'daki faaliyetlerini desteklemiş, sonra bu düşüncesinden vazgeçerek Alaş Hareketi'ne katılmıştır.

Abay, Jusip Köpeyoğlu ve 19. yüzyılın diğer yazar ve şairleri şekil özellikleri bakımından gelenek çizgisinden ayrılmamışlardır. Ancak daha sonraki neslin yazar ve şairleri olan Ahmet Baytursınoğlu, Alihan Bökeyhan, Muhammedcan Seydalin (1872-1929) Esfendiyar Köpeyoğlu (1878-1957), Sultan Mahmut Toraygıroğlu (1893-1920), Mir Jakıp Dulatoğlu ve Mağcan Cumabayef hem şekil hem fikir bakımından batılı anlayışa sahiptir.

Ahmet Baytursunoğlu, çağdaş Kazak kültürünün kurucularından biri olarak çok yönlü bir sanatçıdır: şair, yazar, tenkitçi, dilci ve etnograftır. Kazak halk edebiyatı ve musikisinden derlemeler yapmış ve eğitimin çağdaşlaşması için çalışmıştır. Alihan Bökeyhan ile birlikte hazırladığı 23 Coktav adlı eseri ilmi tarafını, Masa (Sivrisinek) adlı eseri şairlik tarafını ön plana çıkarmıştır. Rus şairi Kirilov'dan çevirdiği masalları Kırık Mısal adıyla yayınladı. Arap harfli Kazak alfabesinin imlasını belirledi, Kazak Türkçesinin fonetiğini, morfolojisini ve terminolojisini ortaya koydu.

Bu neslin önemli isimlerinden olan milliyetçi Kazak şairi Mir Jakıp Dulatoğlu (1881-1930) önce Kazak gazetesinde tefrika edilen, ancak Rus makamlarınca yayını durdurulan Uyan Kazak adlı şiirini kaleme almıştır. Bu eser Kazak milliyetçileri tarafından sahiplenilmiş; 10 bini 1907'de Kazakistan'da, 10 bini 1909'da Ufa'da olmak üzere 20 bin adet basılmış ve bütün Türkler arasında büyük bir ilgi ve sevgiyle okunmuştur. Dulatoğlu Ruslar'a karşı savaşırken şehit düşmüştür.

Diğer bir önemli isim de Mağcan Cumabayef'dir (1893-1937). Mağcan Cumabay, İstanbul'da ve usul-i cedide göre eğitim veren bir Çala Kazak medresesinde okudu. Buralarda Arapça'yı, Farsça'yı ve Çağatay Türkçesini öğrendi.

İlk şiir denemelerini bu medresede yaptı. Daha sonra Kazan'a gitti ve orada bir medreseye devam etti. Burada da Kazan kültür atmosferini tanıdı. İlk şiir kitabı Şolpan Kazan'da basıldı. Daha sonra Mir Cakup Dulatoğlu ile tanıştı, ondan Rusça öğrendi ve fikirlerinden etkilendi. Kazak gazetesinin yazı heyetine girdi. Diğer milliyetçi Kazak aydınları ile tanıştı. Alaş hareketine katıldı.

Şolpan'dan sonra da çok sayıda şiir yazdı. Rusça'dan, özellikle de Maksim Gorki'den tercümeleri ve ilmi eserleri vardır. İhtilalden sonra fikirleri ve eserleri ile Sovyet ideolojisine uygun görülmediğinden bir kaç kez tutuklandı. 1937'deki son tutuklanmasından sonra öldüğü haberi verildi. Şiirleri 1929'dan 1988'e kadar yasaklanmıştır.

Kazak Türkçesi ile çıkan ilk gazete, 1906'da Petersburg'da yayınlanan Sirke gazetesidir. Orenburg'da 1913-1918 yılları arasında Ahmet Baytursınoğlu, Alihan Bökeyhanoğlu, Mir Jakıp Dulatoğlu ve Mustafa Urazoğlu tarafından milli hareketlere yön veren Kazak gazetesi yayınlandı. Daha sonra Kızılyar'da İşim Dalası adlı gazete, 1916-1917 arasında Taşkent'te haftalık Alaş gazetesi çıkarıldı.

1911-1912 yıllarında çağdaş anlamda Kazak tiyatrosu kurulmuş ve bu tiyatro geleneği bu güne kadar gelişerek devam etmiştir.

Sovyet dönemi Kazak Türkleri Edebiyatı, Türkistan'ın 1924'te muhtar cumhuriyetlere bölünmesinden sonra alınan ilk tedbirlerin tarihi olan 1925'te başlar. Ancak ilk filizleri 1919'dan itibaren görülür. Bu dönemin bazı önemli isimleri şunlardır:

Muhtar Ömerhanoğlu Avezov (1897-1961) Kazak destanları ve Türkistan Türk Edebiyatı üzerinde ilmi yayınlar yaptı ve konuşunu tarihten alan oyunlar yazdı. Ayrıca Abay'ın hayatını belgelere dayalı olarak anlatan Abay Yolu adıyla bir roman kaleme aldı. Bu eser başka dillere de çevrildi.

Şair ve romancı Sabit Mukan, Batrak adlı şiir kitabı ve Sulu Şaş, Bota Köz, Sırderya adlı romanlarında Rus-Kazak ilişkileri üzerinde durmuştur.

Kalkaman Abdulkadirov , Sovyet ideolojisini ön plana çıkaran Saken Seyfullin, Bakıt Golina adlı eserleri ve Ötken Künder adlı şiir kitabıyla tanınmıştır.

Kasım Amanjol (1911-1915) ise milliyetçi fikirlere sahiptir. Nizamı, Puşkin, Sehiller , Lermantov gibi sanatçılardan çeviriler yapmış; üslup ve şekil bakımından başarılı eserler vermiştir.

Bu dönemin diğer bazı isimleri ise Gabit Müsrepov, Tahir Jarıkulı, Kalijan Jarıkulı, Gahiden Mustafin, Ali Ospanov, Aliaskar Tokmagambetov, Ahdullah Tıgıbayev v.b dir.

Sovyetler Birliği dışında da Kazak Türkçesi ile edebi ve politik amaçlı yayınlar yapılmıştır. 1940-1943 arasında Berlin'de, 1950-1954 arasında Münih'te Milli Edebiyat ve Türkeli dergilerinde Korkut, Elmembet, Asankaygı ve Tanrıverdi imzaları ile Kazak aydınları yazı ve şiirler yayınlamışlardır.


 Doç. Dr. Ali AKAR
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın

Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
turatbek_aytmatov
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 703


KIRGIZ TÜRK


« Yanıtla #1 : 29 Eylül 2010, 18:19:09 »

Emeğine sağlık andam. Kırgız Kazak bir baur!!!
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

KIRGIZ TÜRK
KUDAY TÜRKÜ KORGOSUN!!!
LAİKLİK TÜRKÇÜLÜĞÜN DİREĞİDİR!!!
Kökjal
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 59


Türk Elinde, Türkler ne derse o olur!


« Yanıtla #2 : 15 Kasım 2010, 22:48:16 »

Kazak adının anlamına bazı Türkologların teorisini sizlerle paylaşmamda fayda olacak.
Bazı Türkologlar ''Kazak'' adı ''ak'' ''kaz'' dan geldiğini ileri sğrsede bu bence biraz saçma. Tamam, kazlar yani kuğular Kazaklar için özel anlam taşır (Kazakçası kuw, akkuw) ama bence anlamı biraz daha etniktir.

Bazı Türkologlar ise (adlarını hatırlamıyorum) ''Kazak'' adının direkt olarak İskitlerden aldıklarını öne sürmekteler. Kazaklar İskitlere ''Sak'' derler, kendileri de ''has Sak'' olduklarını idda etmekteler, yani Kazak lehçesiyle ''Kas Sak''.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Çorum => Alaca => OğuzKışlası

Şet elde şanırak köteren Kaşkır balasıyım.
turatbek_aytmatov
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 703


KIRGIZ TÜRK


« Yanıtla #3 : 16 Kasım 2010, 22:40:40 »

Bİrde Ebul Kayır Kağna dönemide ayaklanan Kırgızlara "devlete  ayaklanacak kadar yürekli manasıda" Kazak dendiğini biliyorum men.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

KIRGIZ TÜRK
KUDAY TÜRKÜ KORGOSUN!!!
LAİKLİK TÜRKÇÜLÜĞÜN DİREĞİDİR!!!
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.088 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.007s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.