BAŞKURT TÜRKLERİNDE ŞAMANİZM KALINTILARI
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 21 Kasım 2019, 06:08:25


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: BAŞKURT TÜRKLERİNDE ŞAMANİZM KALINTILARI  (Okunma Sayısı 2048 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Buga Yaktu
Türkçü BOZKURT

ileti Sayısı: 4.112


Türk var oldukça,Türkçülük ateşi de yanar durur.


« : 16 Kasım 2013, 16:47:41 »

Tarihin bildiği zamandan beri Ural Dağları ve onun
doğu ve batı taraflarını yurt tutan Başkurt Türklerinin, X.
asırdan itibaren İslâm kültürü nüfuz ve tesiri altına
girmiye başlamaları ve XIV. asırda, Özbek Han (1313-
1340) zamanında tam Müslüman olmalarına rağmen
şimdiye kadar Şamanizm gelenekleri ve inançları sürüp
gelmiştir. Başkurt ülkesinin tamamiyle Rus müstemlekesi
olduktan sonra Rus bilginleri tarafından Başkurt
etnografya ve folkloruna büyük önem verilmiş, iki
asırdanberi Rus emperyalizmine karşı amansız savaşan
bu ulusun iç hayatı Rus devlet adamları ve âlimlerinin
dikkatini çekmiştir.
1740-1750 yıllarında Rus bilgini Rıçkov, Başkurt
tarihini ve etnografyasını yazmış, 1760-1770 yıllarında
akademisyen Lepechin, etnografya ve folklorunu tetkik
etmiştir. Böylece 250 yıldanberi Rus ilim müesseseleri,
meraklı etnograf ve folklorcular, durmadan Başkurtların
hayatını tetkik etmişlerdir. Başkurtlar hakkında yazılan
bu etnografya ve folklor edebiyatımızın büyük kısmını
gözden geçiren bir Başkurt ve ayni zamanda folklorcu
olduğum halde bu muazzam edebiyatın biz Başkurtların
hayatını ki, bir ulusun folklor ve diniyatını ancak o ulusun kendi
öz evlâdı olan folklorcular toplıyabi-lirler.
Bu satırları yazan, gelenekçi bir aile ve ortamda
büyümüş, 16-17 yaşına kadar içinde yaşadığı çevrenin
bütün gelenek ve göreneklerine bağlanmış, inanmış
olduğundan, kendi tetkikleri için de bizzat kendisi folklor
konusu olmuştur. Her folklorcu arkadaşa evvelâ
kendilerini folklor konusu olarak tetkik etmelerini tavsiye
ederim. Folklor, milletin kültür hazinesindeki tarihi, dili,
edebiyatı, dini kadar kıymetlidir. Bütün Türkleri
birleştiren kıymetlerden biridir.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Türkçülük, din gibi derin, tasavvuf gibi mistik bir sistemdir. Ondaki ihtişamı ve bu uğurda ölmekteki ululuğu ancak ruhunda istidat olanlar duyabilir.
Buga Yaktu
Türkçü BOZKURT

ileti Sayısı: 4.112


Türk var oldukça,Türkçülük ateşi de yanar durur.


« Yanıtla #1 : 16 Kasım 2013, 16:54:31 »

I. Başkurtlar, dudaklarda peyda olan "UÇUK"
(vücuttaki ısıdan dudaklarda beliren fiskeler, kabarcıklar)
un ağzı şeytanın yalaması neticesinde meydana geldiğine
inanırlardı. Bunun tedavisi şöyle idi: Emci kadın, bir
paçavrayı tutuşturup hastanın başı üzerinde dolaştırıp
tekrar ocağa atar. Sonra ekmek parçalarını uçuk
(başkurtça "usuk") üzerine dokundurup köpeğe yedirir.
Bu "ameliyat" a "uçuklama (usuktav)" denir. Başkurtlar
hakkında çok önemli eser yayınlayan S. I. Rudenko,
"Başkurt dimyatından" kısmında "uçukçu (usukçu)" yu
zikrettiği halde "uçuk" tedavisinden bahsetmemiştir
("Başkiri" 1955, ikinci baskı s. 323).. Bu yazar, eserinin
başka yerinde bir hastayı tedavi eden (emleyen) bir bakıcının
"hastalık yapan ruh" u koğmak için iki tane kukla yaptığını ve bunlara da "uçuk" denildiğini yazıyor
(sah. 324). Bu kuklalara bakıcı "uçuk ruhu" nu
yerleştirdiği için bunlara "uçuk" denildiğini", yazar,
farkedememiştir. "Uçuk" Altay samanlığında bir kötü
ruhun adıdır. Bu ruhun adı bin yıllık Müslüman Anadolu
Türklerinde bile unutulmamıştır.
II. Kurşun dökme. Başkurtlar buna "KUT KU-YUV"
derler. Onların inançlarına göre insan korkar, ya da başka
sebeple hastalanırsa ona "kut kuymak" (kut, ruh, can
demektir), yani "can dökmek" gerekir. Bu "ameliyat"
şöyledir: Kurşun (başkurtçar kurgaş) ateşte eritildikten
sonra hastanın başı üzerine konulan kap içinde bulunan
suya dökülür. Hastaya bu sudan bir yudum içirilir. Emci
kadın kurşunu dökerken şu afsunu söyler :
Hop, hop yüreğin - avzınan kirhen kötünen sık Hop,
hop kutkaym - bardığın yerden keri gel Hop, hop kut
kuydum - kutun kutun kutuna..
S. İ. Rudenko şu afsunu tesbit etmiştir :
Kurayt kutum, kurayt kutum - kel kutum, kel kutum
Irmak başından kel kutum - Kün batıştan kel kutum
Kurayt kutum, kurayt... (sah. 325).
Suda kurşunun aldığı şekle bakıp emci kadın
hastalığın sebebini söyler. Kurşun yürek şekline az çok
benzerse "hastalık korkudan olmuş", "hastanın kutu
uçmuş" der. Başkurtlar korku halini "kutum uçtu",
"yüreğim yarıldı" ve "ötüm yarıldı" diye ifade ederler
Sudan ahnan kurşunu muska olarak hastanın
elbisesinin göğsüne dikerler.
III. Sığırların bulaşıcı hastalığına Başkurtlar
"ölet" derler. Bu hastalık, insanlara benzeyen peri
ler güruhu imiş. Bunlar zaman zaman Ural dağla
rına "hac" kılmak için gelirlermiş. Bu öletler için,
ormanlara, ya da kırlara ekmek, yağ ve başka ye
mekler koymak gerekirmiş. Bu güruh bu yemekleri
yedikten sonra ineklere dokunmazlarmış. Bu satır
ları yazan bu "ölet" efsanesi üzerine topladığı folk
lor materyallarını hikâye konusu olarak kullanmış
"Ölet" adiyle yayınlanmıştır ("Şura" dergisi, Orenburg
1916, sayı 3).
Bu bulaşıcı sığır hastalığını Başkurtların nasıl
"tedavi" ettiklerini tesbit eden S. i. Rudenko, "ağaçları bir
birine sürmek suretiyle elde edilen ateş ile hayvanları
tütsülerler", diyor (s. 325). 1910 yılında benim tesbit
ettiğim malzemeye göre bu tutsüleme "ameliye" sine
"alazlama" denirdi. Dinî âyin ve törenler için ilkel usul ile
ateş elde etmek Çuvaş Türklerinde de tesbit edilmiştir (P.
V. Denisov, Çuvaşların dinî inançları, sah. 9; bk. A. İnan,
Türk Kültürü, sayı I, sah. 55 (bibliyog.).
IV. "Alaslama". Paçavrayı tutuşturup hasta
nın çevresinde, "alas alas" diyerek, dolaştırmaya
"alaslav" denir. Bu da en eski devirdeki ateş kültü
nün kalmtısıdır. Altay şamanistlerde bu "alas, alas"
her âyinde tekrarlanır. Bu eski şamanizm terimi
Anadolu türkçesinde "alaz^alev", "alazlama" kelimesidir.
V. Dağ kültü. Bu kült cihanşümul bir külttür.
Eski Yahudiler Sina dağını, Yunanlılar Olimp, Arap
lar Arafat, Hindular da Himalaya dağlarını takdis
ederlerdi. Başkurtlar, bütün Ural Dağlarını kutlu
sayarlardı, bununla beraber her boyun kutlu bir dağı
(kiyeli tav) bulunurdu. Uralın orta kısmındaki boyl-
ar Tura Tav, Kırktı Tav denilen dağlan mukaddes
sayarlardı. S. i. Rudenko Kırktı Dağındaki bir ağacın
üzerine nezir olarak bağlanan paçavraların ağacı
tamamiyle kaplamış olduğunu görmüştür

Abdülkadir İnan
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Türkçülük, din gibi derin, tasavvuf gibi mistik bir sistemdir. Ondaki ihtişamı ve bu uğurda ölmekteki ululuğu ancak ruhunda istidat olanlar duyabilir.
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.04 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.006s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.