Anadolu Türkmenlerinde Aile
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 19 Ekim 2019, 09:38:43


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Anadolu Türkmenlerinde Aile  (Okunma Sayısı 2255 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Buga Yaktu
Türkçü BOZKURT

ileti Sayısı: 4.112


Türk var oldukça,Türkçülük ateşi de yanar durur.


« : 16 Kasım 2013, 02:09:19 »

Anadolu Türkmenleri Anadolu'yu on birinci asırda
fetheden Türklerin, o zamandan beri
medeniyetleşmeyerek, eski hayat şartlan içinde yaşayan
torunlarıdır. Bu bakımdan bunlardaki aile teşkilâtı adeta
İslâmiyetten önceki devirlerin ailesi hakkında bile bize
bazı fikirler verir veya mevcut fikirlerimizi takviye eder
dersek mübaleğa etmiş olmayız.
Türkmen ailesi ne pederşahî, ne de maderşahi bir nevi
idi. Bu ailede baba ile annenin aynı kıymeti haiz oldukları
görülüyor. Hem ihtiyar kadın, hem ihtiyar erkek ocak
addolunuyor. Sonra aile hâkimiyeti de bu iki unsurun
elindedir. Bunların kuvvetleri müsavidir. Ve aynı
zamanda hayatlarında ayrılmalarının da imkânı yoktur.
Bu şeklin, eski aile tarzının devamı olup, sonradan
yabancı tesirler ve ihtilaflardan meydana gelmediği de
muhakkaktır. Çünkü birçok yerlerde Türklerle yan yana
yaşayan kürt aşiretlerinde pederşahî ailenin
mevcudiyetini biliyoruz.
İslâmiyet'ten önceki devirlerde siyasî işlerde hakanla
hatunun müsavi olduğunu yukarıkî bahiste söylemiştim.
Türkmen aşiretlerinde mevcut olan bir âdet bu ananenin
hâlâ yaşamakta olduğunu gösteriyor. Bu âdete göre
aşiretin beyi ile beyin zevce‐si haftada iki akşam aşiretin
bütün aile reislerinin ziyaretini kabul ederek aşirete ait
meşeleri konuşur.
En eski zamanlarda "boy"un bir aile teşkil ettiğini ve
hatta aile adı olarak boy adı kullanıldığını yukarıda
söylemiştim. Yine bu müessesenin bakiyesi olarak
Türkmenlerde üç beş aileden mürekkep zümrelerin
bulunması ve Türkmenlerin lâkap olarak bu zümrelerin adını taşıması dikkate
değer.
Evlenmeler ise ekseriya kızı kaçırmak suretiyle oluyor.
Kızın kaçırılması ekseriya kız tarafını mücadeleye
sevkederse de izdivacın vukua ile artık bu hak kabul
olunur.
İzdivaç büyük bir ehemmiyeti haizdir. Evlenmemiş
olanlar baba ocağına halef olamazlar. Baba ocağına
varis olacak olan küçük çocuk babasının ölümünden
altı ay sonra evlenmeyecek olursa bu hakkını
kaybeder. Ve bu hak daha büyük olan kardeşine
intikal eder. Türkmenler kızla erkeğin birbirini severek
almasına büyük bir kıymet verirler. Evlenenlerin bir iki
yıl baba evinde yaşamaları şarttır. İzdivaçta kız büyük
bir cihaz getirir. Gelinin hukuku yapılan bir takım
karışık merasimle remizlendirilir. Aileye karışan gelin
ertesi günü ailenin yemeğini hazırlamaya mecburdur
ki bu da kendisinin aile hukukuna ithal edildiğini
gösterir.
Türkmenlerde atsızlık yoktur. Ancak eski atsızlığın
devamını gösterecek bazı âdetler kalmıştır ki sözü
uzatmamak için onları burada söylemeyeceğim. Miras
umum çocuklar arasında müsavi taksim olunur. Fakat
küçük çocuğun hakkı yine biraz fazladır. Buna mukabil
küçük çocuk baba ocağını terkedemez. Ve ancak baba
veya anasından birinin ölümünden sonra evlenebilir.
Anadolu Türkmenlerinde eskiden hiç olmayan
taaddüdü zevcat son zamanlara doğru çoğalmıştır. Bu
da eski Türk ananelerinin tereddisiyle muvazidir.
Erkek mutlak bir âmir değildir. Ancak kadınlar
üzerinde bir idare hakkı vardır. Şu kadar var ki erkek
de kadının her işine karışmaz. Ve bilhassa, meselâ
kürtlerde olduğu gibi kadını kendisi için çalıştırmaz.
Evde erkek kendi hususî işlerini kendi yapar. Hatta bir
zevç, beş yıl karısından kendi yapabileceği bîr işin
yapılması talebinde bulunamaz. Evin gıdaya ait işleri
erkeğe aittir. Bununla beraber burada da işlerini
müşterek görürler. Hatta erkeğin inek sağdığını gösteren türküler bile vardır.
Türkmenlerde aile hayatının tereddisiyle beraber
taaddüdü zevcatın çoğaldığını da söyledik. Fakat bu
da nispeten bir takım makul sebeplerle oluyor.
Meselâ zevcenin kısır veya hastalıklı olması
çirkinleşmesi gibi bununla beraber ilk zevce her yerde
daima en büyük hukuka haizdir ve diğerlerinden daha
muhterem tutulur.
Türkmenler arasında ihtiyar kadınlardan mürekkep bir
meclis vardır ki çirkin olup da koca bulamayan kızları
evlendirmekle mükelleftir. Bununla beraber buna
ekseriyetle lüzum kalmaz. Çünkü Türkmen kızları
arasında çirkin yok gibidir.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Türkçülük, din gibi derin, tasavvuf gibi mistik bir sistemdir. Ondaki ihtişamı ve bu uğurda ölmekteki ululuğu ancak ruhunda istidat olanlar duyabilir.
Buga Yaktu
Türkçü BOZKURT

ileti Sayısı: 4.112


Türk var oldukça,Türkçülük ateşi de yanar durur.


« Yanıtla #1 : 16 Kasım 2013, 02:10:55 »

Anadolu köylerinde aile:
Köylerde ise aile şekli eski Türk ailesinden biraz daha
uzaklaşmıştır. Anadolunun kızılbaş köylerinde kadınlar
erkeklerden kaçmazlar fakat hariçten gelen erkeklerle
görüşmekten dahî çekinirler. Sünnî köylerde ise bu
âdet biraz daha daralmıştır. Yani kadınlar kendi
mahallerinin erkeklerinden kaçmazlar. Kızılbaşlar eski
Türk ananelerinin daha iyi sakladıklarından daha
serbest kalmışlardır.
Buna rağmen her köyde genç kızlar ve erkekler
birbirlerini tanırlar. Çünkü çeşme başları bu nevi
tanışmalara müsait bir yerdir. Çeşme başında kızlarla
erkeklerin münasebatının ve hatta şakalaşmasının
ayıp olmaması aşiret hayatı zamanından kalma bir
âdet olsa gerektir. Çünkü islâmî telâkkiler bu nevi
temaslara müsait olmadığı için Türk ruhu böyle bir şey
icat etmiş olabilir. Genç kız evleninceye kadar kendi
cihazını hazırlar, Zaten her erkek, evvelce yapılan bir
düğünde, sevdiği kızla tanıştığından (düğünlerde
bekâr erkekler kızları görmeye mezundur ve
müstakbel zevcelerini böyle düğünlerde seçerler) onu
hebasından ister. Babası vermezse kız sevdiği adama
kaçar. Eğer kız kaçarsa düğünün bütün masrafını
erkek vererek düğünü yapar. Baba razı olursa müştereken
yaparlar. Düğünden Önce "yavukluk" tabir olunan
nişan merasimi yapılır. Bu nişan merasiminde de sair
bekâr erkeklerle genç kızlar tanışmaya mezundur.
Nişanlılık müddeti genç kızın cihazı ikmal olununcaya
kadar sürer. Bununla beraber nişan merasimi iki defa
olur. Yavukluk dediğimiz birincisine "Küçük heybe"
derler ki resmî bir nişandır, ikincisine " büyük heybe "
derler ki damadın, kızın evine birçok hediyeler (erzak
vesaire) ve nihayet cihaz yollaması demektir. Bütün
cihazlar düğünden bir gün önce teşhir olunur. Herkes
bunları görür. Davetliler bir hafta önce çağırılır. Bazı
yerlerde bu davet iki şeker gönderilmekle yapılır.
Davetliler evvelce kendi düğünlerinde getirilen
hediyeye hiç olmazsa muadil hediye getirmeye
mecburdurlar. Getirmezlerse hakaret görürler.
Çarşamba günü davullar çalmaya başlar. "Sağdıç"
denilen, damadın en samimî arkadaşı bir meydanda
keşkek döver. Sağdıca Azerbaycan Türkleri "Saktuş"
derler. Öğleden sonra meydana düğün kurulur.
Delikanlılar oynamaya başlar. O gece sabaha kadar
meydan delikanlılarındır. Onlar oynar, kadınlarda dam
üstünden seyrederler. Bu sırada nişanlıların birbirine
helva ve çiçek göndermesi ayıp sayılmaz. Perşembe
günü de davul zurna akşama kadar çalar. O gün
akşam üstü gelin ata biner. Gelinin zenginliğine göre
"gelin alıcısı" denilen genç kadınlar da ata biner.
Bütün köyü dolaşırlar. Yalnız mezarlık önünden
geçmezler. Akşam gelini getirirler. Güveyden bahşiş
almayınca gelini attan indirmezler.. Gelin attan inince
eline bir testi su, koltuğuna bir okka ekmek verirler.
Suyu dökerek merdivenlerden çıkar, evine girer.
Bazen bereket olsun diye buğday da saçarlar. Derhal
gelinin kucağına küçük bir oğlan çocuk verilir. "yuma
senin de olsun" derler. Gelinin yatağında çocuğu
yuvarlarlar. Gelin zenginse deve ile, değilse öküz
arabası ile gelinden sonra eş‐yası da eve gelir. Damadı
da camiden ilâhi ile getirerek zifafa sokarlar. Güvey
sağdıçlara birer tavuk veya tatlı vermezse o gece onu uyutmazlar. Ertesi günden
itibaren de gelinin cihazı tekrar teşhir olunup bir
müddet öylece asılı kalır.
Anadolu köylerinde islâmiyetten Önceki âdetlerin bir
kısmını da görüyoruz. Eski Türklerde dul kalan üvey
ananın ve yengenin üvey oğlu ve kayın biraderle
nikâhlanması lâzım ve mecburî olduğunu yukarıda
söylemiştim. Anadolu köylerinde dul kalan yenge ve
baldız nikahlanırlar. Sebebi de eşyanın harice
gitmemesidir.
Köylerde taaddüdü zevcat aşiretlerden daha çoktur.
Bu da gösteriyor ki köylerde islâmiyet daha çok tesir
etmiştir.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Türkçülük, din gibi derin, tasavvuf gibi mistik bir sistemdir. Ondaki ihtişamı ve bu uğurda ölmekteki ululuğu ancak ruhunda istidat olanlar duyabilir.
Buga Yaktu
Türkçü BOZKURT

ileti Sayısı: 4.112


Türk var oldukça,Türkçülük ateşi de yanar durur.


« Yanıtla #2 : 16 Kasım 2013, 02:12:56 »

Anadolu şehirlerinde aile:
Son zamanlara kadar gördüğümüz aile tipi vaktiyle
şehirlerde de aynı idi. Yalnız şehir hayatının daha
mütekâmil ve ince olması dolayısıyla düğün
âdetlerinde ve sairede ufak tefek farklar olması tabii
idi. Halbuki Anadolu'da şehirlerin çabuk tereddi
etmesi, yani Türklükten uzaklaşarak ruhen ve belki de
ırken melezleşmesi ailede bir takım değişiklikler
yapmıştır. Hatta Anadolunun daha iptidaî olan şark
vîâyetlerinde âdeta bir nevi "pederşahî aile" teşekkül
etmiştir. Bilhassa şarkî Anadolu şehirlerinde kadının
hiç bir hukuka malik olmaması ve hatta çok defa ufak
bir sebeple erkek tarafından öldürülmesi bunu
gösteriyor. Eğer Türkiye medenî bir memleket
olmayıp da polis ve jandarma korkusu olmasa
pederşahî ailenin tam bir örneğine rast geleceğimiz
bedihidir.
Türk ailesi müsavatçı bir aile olduğu halde ve son
zamanlara kadar muhtelif Türkler arasında bu
müsavatçılık hiç olmazsa kısmen kaldığı halde acaba
neden Türkiye'nin şarkında bu, tamamıyla değişiyor?
Bu her halde bu havalide acem ve kürtlerin pek çok
olması ve Türk ahalinin de pek eskiden beri bunlarla sıkı bir iktisadî
münasebette bulunmalarından ileri gelmiş olabilir.
Bununla beraber bu söylediklerim nihayet faraziye
mahiyetinde olup daha çok tetkike muhtaçtır.
Garbi Anadolu şehirlerinde ise umumî köy
enmuzecine benzer. Yalnız burada da kadı‐nın hukuku
azaltılmıştır.
Şimdi islâmî devirdeki Türk ailesi hakkında bir söz
söylemek icap ederse hülâsa olarak şunları
söyleyebiliriz:
İslâmiyetin tesirine en az maruz kalan göçebe
Türklerde hemen hemen tamamıyla eski Türk ailesi
şekli devam etmiş, yalnız zamana ve muhite göre pek
tabii olarak biraz değişiklikler olmuştur.
Köylerde de eski Türk ailesi şekli devam etmiş, fakat
taaddüdü zevcat yalnız zen‐ginlere münhasır
kalmaktan çıkarak biraz daha umumileşmiştir.
Şehirlerde ise eski Türk ailesinden pek az şey kalmış,
bilhassa yabancı tesirlere maruz kalan muhitlerde
ailede erkekle kadın arasındaki müsavattan eser
kalmamış, aile âdeta pederşahi ol‐muştur.
(Bitti)
İstanbul Kız Lisesi Felsefe Muallimlerinden
Mehpare Nihâl

 ATSIZ MECMUA sayi 15
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Türkçülük, din gibi derin, tasavvuf gibi mistik bir sistemdir. Ondaki ihtişamı ve bu uğurda ölmekteki ululuğu ancak ruhunda istidat olanlar duyabilir.
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.046 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.01s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.