Türkmen Sahra ismini hiç duydunuz mu
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 11 Aralık 2019, 19:49:27


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Türkmen Sahra ismini hiç duydunuz mu  (Okunma Sayısı 1954 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Kaan Ulas
OTAĞ BEKÇİSİ
Türkçü BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 5.100


Madem ki Türküz; o halde Türk gibi yazarız.


« : 14 Haziran 2014, 19:23:02 »

Acaba, İran’ın kuzeyinde Türkmen Sahra denilen bir bölgede 4 milyon Türk’ün yaşadığını biliyor musunuz? Evet, Türkmen Sahra bölgesinde Oğuz boyu 4 milyon Türk yaşamaktadır ve onlar bütün örf-adetlerini, dil ve kültürlerini en iyi şekilde korumuşlardır.

 Bu bölge, İran toprakları içerisinde kaldığı halde, halkının özel kıyafetleri, Türkmen dili ve kendine özgü örf-adetleriyle İran’ın diğer bölgelerinden tamamen farklılık göstermektedir. Bu bölgeye ilk kez gelen biri, kendisini Orta Asya ülkelerinden birine gelmiş gibi hisseder. Üstelik Orta Asya’da Rus kültürünün baskısı neticesinde yaşanan kültürel değişim ve yeniliklere bu bölgede rastlanmamaktadır. Yani, Türkmen Sahra, büyük bir taassupla dil ve kültürünü korumuş ve bozulmamış bir Türk bölgesidir. Türk dünyasının belki de hiçbir noktasında asaletini ve hüviyetini bu denli muhafaza edebilen başka bir bölgenin bulunmadığını söylemek mümkündür.

Türkmen Sahra, büyük klasik Türkmen şairi Mahdum Kulu Feraği’nin, yani Türkmen milli şairinin doğup öldüğü yerdir. Mahdum Kulu Feraği, Kümbet Kavus’un kuzey doğusundaki Hacı Kovşan köyünde doğmuştur. Türk dünyasının bu büyük şairinin mezarı Türkmen Sahra’nın Aktokay köyünde yer almaktadır ve her yıl yüz binlerce Türkmen ve İranlı tarafından ziyaret edilmektedir. Bugünkü Türkmenistan Cumhuriyeti’nin klasik edebiyatına şekil vermiş olan diğer büyük klasik Türkmen şairlerinin çoğu da bu bölgede yetişmişlerdir. Buna rağmen, Türkmen Sahra, Türk dünyasında yeterince tanınmamış ve buralarla ilgilenilmemiştir. Belki de, bu yüzden, bu bölgenin halkı dış dünyayla yeterince irtibat kuramamış ve içe kapanık bir hayat yaşamak zorunda kalmıştır. Belki de, bu durum kültürel mirasın sıkıca muhafaza edilmesine imkân sağlamıştır. Bu yüzden, Türkmen Sahra, bugün asil Türkleri temsil etme konusunda Türkologlar için iyi bir örnek teşkil edebiliyor.

Türkmen Sahra halkı, aynı mezhepten olan ve aynı dili konuşan ülkeler olarak Türkiye ve Türkmenistan’a büyük ilgi duymaktadır. Eğer bir gün yolunuz Türkmen Sahra’ya düşerse, kaçak uydu antenleriyle Türkiye’nin televizyon kanallarını izleyen Türkiye hayranı bir halkla karşılaşırsınız. Sokak ve caddelerde Türkiye sanatçılarının sesi duyulur. Türkmen gençlerin odalarında Türkiye sanatçılarının posterleri göze çarpmaktadır. Orada durum böyleyken, Türkiye’deki araştırmacıların çoğu İran’ın Türkmenistan sınırında yaşayan 4 milyon Türkmen’in varlığından bile habersizdirler ve bütün dikkatlerini Orta Asya’ya yöneltmişlerdir. İran Türklerinden söz açıldığında, o bölgenin Türkleri tanıtılırken, İran Türkmenleri dikkatten kaçmaktadır.

Bu araştırma yazısı, İran’da rahvan atları, güzel halıları ve sihirli iki telli sazlarıyla meşhur Türkmen Sahra’ya bir kapı açmayı ve bu güzel diyarı kısaca tanıtmayı amaçlamaktadır.

Tarihi Açıdan Türkmen Sahra:

İran’ın kuzeydoğusunda yer alan Türkmen Sahra, Gülistan Eyaleti ile Kuzey Horasan’ın büyük bir bölümünü kapsamaktadır.

Kümbet Kavus şehrinin kuzeyinde bulunan el yapımı çanak-çömlek ve eşyalardan oluşan arkeolojik bulgular, bu bölgede en az yedi bin yıldan beri insanların yaşadığını göstermektedir.

Corcan antik şehrinin kalıntıları, Kümbet’deki Kâbus Abidesi, Veşimgir’in mezarı, Küçük Gümüş Tepe’deki eski mezarlık ve arkeolojik tepe, ilçenin kuzeyinde bulunana tarihi Kızıl Alan Duvarı, Bender Türkmen’in batısındaki stratejik Aşur Adası ve diğerleri bu bölgede yaşamın çok uzun yıllar öncesine dayandığını göstermektedir.

Türkmen Sahra; Gümüş Tepe, Bender Türkmen, Siminşehr (Gargı ve Omçalı), Akkale, Neginşehr, Kümbet Kavus, Kelale ve Merave Tepe şehirlerinden oluşmaktadır. Bunlardan, Kümbet Kavus, coğrafi ve de nüfus çokluğu yönünden Türkmen Sahra’nın merkezi ve en büyük şehri sayılmaktadır.

Türkmenistan’ın kuzey sınırının karşısında yer alan Türkmen Sahra’nın tarihi Türkmenistan’ın tarihinden ayrı değildir. Aslında 19.yüzyılın sonlarına dek Türkmenistan ve Türkmen Sahra toprakları birbirlerinden ayrılmış değildi. Ama Türkmenlerin Göktepe kalesinde Ruslara yenilmeleri neticesinde Türkmenistan, İran ve Rusya arasında 1881 yılında yapılan Akhal anlaşmasından sonra, Türkmen toprakları yabancıların eline geçti ve üç parçaya bölündü. Türkmen topraklarının bir bölümü Afganistan’a, bir bölümü İran’a ve bugünkü Türkmenistan’a, büyük bir bölümü de Rus İmparatorluğuna bağlandı. Birkaç parçaya bölünen Türkmen milleti birbirlerinden uzak kaldılar. Ama Türkmenler o yenilginin acısını ve yarasını asla unutmadılar. Türkmen milletinin kurtuluşu ve yeniden birleşmesi fikri öteden beri Türkmenlerin belleklerinde vardı. Türkmenler, tarih boyunca varlıklarını göstermeye fırsat bulduklarında ülkülerini gerçekleştirmek için mücadele ettiler. 20 Mayıs 1924 tarihinde İran Türkmenlerinin lideri Osman Ahund, yönetime karşı isyan bayrağı açtı ve Özerk İran Türkmenistan Cumhuriyeti’ni ilan etti. Bütün Türkmen boylarını ve Aksakallıları yanına alan Osman Ahund, Türkmen Ulusal Başkanlık Konseyi’ni ve Ordu liderlerini seçerek, toprak bütünlüğünden vazgeçmeyen Rıza Han’a karşı Türkmen boylarından oluşan Milli Direniş Cephesi’ni kurdu. O, ulusal kimliği ve topraklarını savunarak iç bağımsızlığı elde etmeyi ilk hedefi haline getirdi. Ulusal haklarını elde etmede mücadele ve müzakere tarzını benimsedi. Ama bu mücadele ve direniş ancak 18 ay sürdü. Rıza Han’ın ordusunun peş peşe düzenledikleri saldırılar neticesinde Türkmen yurdu kül yığınına dönüştü. Binlerce kişi kendi milletinin özgürlüğü yolunda can verdi. Gençler, gruplar halinde idam sehpasına çıkartıldılar. Maiyetindeki askerlerle birlikte kuzeydeki kardeşlerine sığınan bazı ordu komutanları da Stalin’in gazabına kurban gittiler.

20 Mayıs 1924’de başlayan özgürlükçü hareket 1925 yılı sonlarında bastırıldıysa da, ülküsü ve şöhreti yürekten yüreğe nakledilerek, belleklerde ve hatıralar arasında ebedileşti.

Pehlevi hükümetinin hüküm sürdüğü dönem, Türkmen Sahra halkı için talihsiz ve karanlık bir dönemdi. Bu dönemde, Türkmenlerin birçok tarım alanları ve meraları saray askerleri tarafından gasp edildi veya hükümetin teşvikiyle Türkmenlerin arasına göç eden Sistanlı göçmenlere verildi. Bu dönemde, hükümet her ne kadar Farsça eğitim veren okullar açıp kültürel propaganda ile Türkmenlerin dil ve kültürlerini yok etmeye çalıştıysa da, bu işte başarılı olamadı. Çünkü Türkmenler güçlü bir edebiyata ve köklü bir kültüre sahiptiler.

1979 yılında İran’da İslam devriminin ilk günlerinde Türkmen milleti bir kez daha kültürel, sosyal ve siyasi taleplerini ortaya koyma fırsatı buldu. Bu kez de Türkmenler özerklik hakkı elde etmek için harekete geçtiler. Fakat gösterilerine rejim tarafından mermiyle karşılık verildi. Bu da, merkezi hükümetle Türkmenler arasında yeni bir savaşın başlangıcı oldu. Türkmenler bu kez de bir yıl dayanabildiler, silah ve stratejik zafiyetten dolayı hükümet tarafından şiddetli bir şekilde bastırıldılar. Müzakere için rejim tarafından davet edilen Tumaç, Mahdum, Corcani ve Vahidi adlarında dört Türkmen lider kalleşçe tutuklanarak, kurşuna dizildi.

Böylece bir kez daha Türkmen Sahra’da baskı ve sindirme dönemi başladı. Bir taraftan Şii hükümetin Sünni Türkmen azınlığa mezhebi ve etnik ayrımcılık uygulaması, diğer taraftan Fars şovenizminin Türklere etnik ayrımcılık uygulaması, yaşamı bu millete dar etti. Türkmenler bu dönemde aşırı derecede zulme maruz kaldılar. Türkmen Sahra’nın demografik yapısının bozulması için, Türkmenlerin toprakları eskisinden daha çok gasp edilerek, diğer muhacir gruplara verildi. Türkmen gençleri en alt düzeydeki görevlerde çalıştırıldılar. Hiçbir Türkmen’e eyaletin üst düzey makamlarında yer ve yetki verilmedi. İşsiz Türkmen gençlerini kaçak avlanma bahanesiyle birkaç ay boyunca denizde yaylım ateşine tuttular ve genel olarak 4 milyon Türkmen’e savaş esiri muamelesi yaptılar. Ama bu aşırı baskı ve zulümler Türkmenlerin kendi etnik benliğine yönelmelerine, kendi milli beraberlik ve koordinelerini güçlendirmelerine ve uygun fırsatlarda kahramanlık sergilemelerine sebep oldu. Eylül 2005’de, Uyku Tepe köyü, halkı topraklarının gasp edilmesine karşı büyük bir direniş gösterdi. İran güvenlik güçlerinin uygulamaları neticesinde birçok Türkmen balıkçının kısa aralıklarla hayatlarını kaybetmeleri üzerinde, Eylül 2007’de Bender Türkmen’deki Türkmenler, gelişmelere karşı büyük bir infial gösterdiler.

Türkmen Sahra halkının bütün çabası, İran’daki mevcut siyasi ve sosyal şartlarda başarılı bir grafik çizmek ve bütün kısıtlamalara, ayrımcılığa ve haksızlıklara karşı kendi kimlik ve varlıklarını korumaktır.

Coğrafi Açıdan Halkın Durumu:

16.375 km²lik bir alana sahip olan bu bölge; batıdan Hazar Denizi, kuzeyden Türkmenistan Cumhuriyeti, doğudan Horasan ve yarı kurak Biryurt bölgesi, güneyden de Kuzey Elburz dağlarının ormanlık etekleriyle çevrilidir ve batıdan doğuya uzunluğu 400 kilometredir.

Bender Türkmen ve Gümüş Tepe Türkmenleri, Hazar Denizi’ne yakın olduklarından, genelde balıkçılıkla iştigal etmektedirler. Kümbet ve Kelale Türkmenleri ise verimli topraklara sahip olduklarından ekonomileri daha çok tarımcılığa dayanmaktadır. Bunun yanında Türkmensahra’nın genelinde hayvancılık da yapılmaktadır.

İran Türkmenlerinin yaşadıkları bölgeyi dağlık ve düzlük diye iki alt bölgeye ayırmak mümkündür. Gürgen Ovası’nın doğusunda yer alan dağlık bölge; Kelale, Güllüdağ, Kara Balkan, Merave Tepe ve Hisarca köy ve nahiyelerinden oluşmakta ve Biryurt’un batı ve kuzeybatı dağlarının bir bölümünü de içine almaktadır. İran Türkmenlerinin yaşadıkları düzlük bölge ise Etrek ırmağının güneyinde yer almaktadır. Etrek, ovanın kuzey ucunda batıya doğru akarak Hazar’a dökülmektedir. Bu ırmak İran-Türkmenistan sınırındaki Çat ve İnce Burun arasında yer almaktadır.

Gürgen Ovası veya Türkmen Sahra olarak adlandırılan bu bölge batıdan Hazar Denizi ile ve güneydoğudan da Elburz’un ormanlık etekleriyle çevrilidir. Elbette Gürgen ırmağını da kapsamaktadır.

Türkmen Sahra, Kuzey Elburz’un sulak ve ormanlık alanları ile kuzeyde Türkmenistan’ın kurak ve çöl bölgeleri ve de Biryurt’un doğusundaki yarı kurak tepeler arasında yer aldığı için bu bölgede hayvan yetiştiriciliği ön plana çıkmaktadır. Örneğin; Çimenli ve sulak bölgelerde at ve sığır (Gürgen’in güneyinde ve Kümbet’in doğusunda), Yarı kurak step ve yarı sulak bölgelerde koyun ve keçi (bölgenin merkezi, güneyi ve doğusunda), Gürgen ırmağının kuzeyinde ve bölgenin kuzey bölümlerinde, özellikle kurak ve havası az nemli olan çakıllı ve çorak alanlarda deve, yetiştirilmektedir.

Türkmen Sahra halkı genelde tarım ve hayvancılıkla uğraşırlar. Halı dokumacılığı da Türkmen kadınların hayatında önemli bir yer tutmaktadır. Türkmen halıları, desenli nakışları, doğal rengi ve ince dokunuşu ile İran el sanatları arasında önemli bir yere sahiptir.

Gümüş Tepe ve Bender Türkmen sahil şehirlerinde yaşayan Türkmenler genelde balıkçılıkla uğraşırlar.

At yetiştiriciliği, öteden beri Türkmenlerin hayatında özel bir yere sahiptir. Kümbet Kavus, Bender Türkmen ve Akkale gibi Türkmen Sahra’nın üç büyük şehrinde at yarış meydanları bulunmakta, buralarda ilkbahar ve sonbaharda olmak üzere yılda iki kez büyük bir rağbet gören at yarışları düzenlenmektedir. Türkmenlerin at yarışları İran genelinde meşhurdur ve bu günlerde İran’ın bütün bölgelerinden at sevdalıları Türkmen Sahra’ya doğru akın etmektedirler. İranlı tanınmış fotoğraf sanatçısı Nasrullah Kesreyan kendi fotoğraf albümünden oluşan İran Türkmenleri adlı kitabının girişinde şöyle yazıyor:
“Türkmen at sevdalısı olup, ata olan bu ilgisi tarihte göçebe kavim olarak anılmasına neden olmuştur. Türkmen’in atı, çakıllı yolları ve uzak çölleri kat etmede onun dostu ve arkadaşı olmuş; savaş meydanında, kendilerinin yardımcısı olmuş; mutlu, sarhoş, korkulu ve yalnız olduğu anlarda her yerde yanında olmuştur. Engin at koşturmalarının bittiği günümüzde, bazen düğün ve kutlamalar at yarışlarıyla da renklendirilmektedirler. Çünkü bugün seçkin atları, sadece kutlamalar münasebetiyle düzenledikleri müsabakalar sırasında köylerde veya Kümbet Kavus şehrindeki resmi at yarışlarında görmek mümkündür.

Türkmenler halı hazırda şehir ve köy hayatı yaşıyorlar. Türkmenlerin yaşadıkları şehirlerde çok sayıda Türkmen doktor, mühendis, esnaf ve sanatkâra rastlamak mümkündür. Tahsilli ve üniversite okumuş Türkmenlerin sayısı İran’ın diğer ilçelerinde yaşayanlara oranla yüksek düzeydedir.

Türkmen Sahra Aşiret ve Boyları:

İran’daki Türkmenlerin en büyük boylarından biri Yamut, biri de Göklen’dir. Yamutlar genelde Hazar denizi sahilleri ile Kümbet Kavus dolaylarında yaşamaktadırlar. Başta Kelale şehri olmak üzere, Türkmen Sahra’nın doğu kesimleri de Göklenlerin yaşadıkları yerlerdir.

Tarım ve hayvancılık, üretim faktörleri ve ilişkileri itibariyle birbirlerinden farklı iki geçim şekli olduğundan Göklenlerin ve Yamutların yaşam şekillerinde de farklılıklar görülmektedir. Aynı soydan gelen, aynı dili konuşan ve aynı dine-mezhebe mensup olan bir halkın gelenek-görenek, davranış ve alışkanlıklarındaki bu farklılıkların tespiti ve incelenmesi dikkate değer meselelerdir.

Teke ve Nohurlu diğer iki ayrı Türkmen boylarıdır ve daha çok Daz ve Cergelan bölgesinde yaşıyorlar. Salır Türkmenleri de Kuzey Horasan Eyaleti’nin Torbet-i Cam ilçesinde ve civarlarını mesken edinmişlerdir.

İran Türkmenleri Müslüman olup, Hanefi mezhebine mensupturlar.

Türkmen Sahra Nüfus Dokusunun Değiştirilmesi ve Sistaniler:
Türkmen Sahra nüfus dokusunun değiştirilmesi, Pehlevi döneminde Türkmenler aleyhinde başlatılan projelerden biridir ve devrimden sonra da tüm şiddetiyle devam etmektedir. Bu çerçevede, Afganistan sınırındaki Sistan ve Beluçistan Eyaleti’nden çok sayıda Sistani bölgeye göç ettirilmiştir. Bu göç dalgası halen devam etmektedir ve Türkmenler değişik yollarla topraklarını satmaya ve terk etmeye zorlanmaktadır.

Türkmen Sahra’nın Kültürel-Edebi Durumu:
Tüm gayretlere rağmen, Türk asıllı bu halk atalarının kültürel mirasını korumak için bütün gücüyle direnmektedir. İran’daki etnik gruplar arasında, kültürel miraslarını, dillerini, kılık-kıyafetlerini ve örf-adetlerini korumada en çok başarılı olan grubun Türkmenler olduğu rahatlıkla söylenebilir. İran Şii rejiminin Sünni Türkmen halkına uyguladığı mezhep ayrımcılığı da Türkmenlerin şiddetli tepkilerine neden olmaktadır.

İran, Türkmen kadınların geleneksel elbiselerini değiştirmek için, okullara tek tip elbise giyme şartı getirerek, son yirmi yıldan beri Türkmen kızların Türkmen elbise giymelerini yasaklamıştır. Fakat, Türkmen kızları, okul dışında, İran’ın siyah giysisinden farklı olarak, kendi geleneksel güllü ve güzel elbisesini giymektedirler.

Türkmenlerin, Sahra adında bir haftalık dergileri, Yaprak ve Feraği isimli iki tane de mevsimlik dergisi bulunmaktadır. Kabus, Feraği ve Telayi gibi birkaç Türkmen yayınevi de Türkmen kitaplarını yayınlamaya çalışmaktadır.

Türkmen Sahra’da, Türkmence dil eğitimine izin verilmemektedir. Türkmenler, ana dillerini ailelerinden öğrenmekte ve bu kendi yazar ve şairlerinin eserleriyle de geliştirmektedirler. Türkmenler arasında Türkmence bazı kitaplar yayınlanmaktadır. Bu eserlerin çoğu Mahdum Kulu, Kemine, Miskin Kılıç, Zelili, Molla Nefes gibi klasik Türkmen şair ve yazarlarla, çağdaş genç şairlere ait eserlerdir.

Türkmen gençlerinin, Türkmenistan’ın Türkmence şarkılarına ve Türkiye’nin Türkçe şarkı-türkülerine aşırı bir ilgileri vardır. İbrahim Tatlıses, Sibel Can, Ebru Gündeş ve Müslüm Gürses’in gençleri arasında çok sayıda hayranları vardır.

Türkmen Sahra hakkında söylenebilecek en ilginç nokta şudur: En büyük klasik Türkmen şairi Mahdum Kulu Feraği’nin türbesi de, bazı Türk edebiyat araştırmacılarının da tahmin ettikleri gibi, bu halkın arasında yer almaktadır.

Mahdum Kulu Feraği’nin türbesi Kümbet Kavus’un kuzeyinde Aktokay köyündedir. Her yıl 20-27 Mayıs tarihleri arası Türkmen Sahra’da Mahdum Kulu haftası olarak bilinir ve Türkmen Sahra halkı bu bölgenin bütün şehirlerinde festival ve seminerler düzenler. Mayıs’ın 27’sinde yaklaşık 100 bin Türkmen’in katılımıyla Mahdum Kulu Feraği’nin türbesinin başında çok büyük bir anma toplantısı gerçekleşir. Öyle bir izdiham oluşuyor ki, inanılacak gibi değildir! O gün Türkmen Sahra’da tahsil görmüş ve aydın hiçbir Türkmen kendi evinde kalmaz ve hepsi anmak için Mahdum Kulu’nun türbesine, bu büyük Türkmen şairinin Aktokay’daki mezarının başına gelirler. Hatta Türkmenistan’ın üst düzey yetkilileri de bu törene katılırlar. Türkmenistan’ın merhum Cumhurbaşkanı Saparmurad Niyazov da birkaç kez resmi olarak heyetle birlikte Türkmen Sahra’daki Mahdum Kulu merasimine iştirak etmiştir. Aslında İran Türkmenleri arasında Mahdum Kulu’nun varlığı, bu mazlum halk için büyük bir nimet sayılır. Mahdum Kulu, Türkmen milliyetçilerinin ziyaretgâhıdır. Mahdum Kulu Türkmenlerin dil, edebiyat ve tarihlerinin hatırlatıcısıdır. Mahdum Kulu, Türkmenlerin kalplerinin birbirleriyle kenetlendiği yerdir. Bu günü Azerbaycan Türklerinin Babek Hürremeddin’i anma gününe benzemektedir.

Türkmenlerin Siyasi-İçtimai Durumu:

Türkmen Sahra seçim bölgeleri, her bir Türkmen şehri bir Fars şehrine bağlanmak suretiyle taksim edilmiştir. Genel seçimlerde, Türkmenlerle Farslar arasında sürekli bir rekabet ve mücadele yaşanmaktadır. Ancak, İran yönetimi, seçimlerde devletin bütün imkanlarını kendi adaylarının başarısı için kullanmaktadır.

14 Mart 2008 tarihinde yapılan 8.Dönem Meclisi seçimlerinde, Kümbet’ten bir Türkmen aday meclise girdi. Fakat, Bender Türkmen ve Akkale’de Türkmen adaylar en çok oyu almalarına rağmen, oylar sayıldıktan ve en yüksek oyu Türkmen adayların aldıkları açıklandıktan sonra, Koruma Konseyi tarafından seçimlerin sonucu değiştirildi ve Türkmenlerin yerine Fars adaylar seçildiler. 4 milyon nüfuslu İran Türkmenlerinin, mecliste sadece bir milletvekili bulunmaktadır. Halbuki Türkmen Sahra’nın nüfusu dikkate alındığında, Türkmenlerin mecliste en az dört milletvekili ile temsil edilmeleri gerekmektedir.

Türkmen Sahra’nın sanayileşmesi ve istihdam sahalarının oluşması için İran yönetimi tarafından yeterli imkânlar sağlanmamıştır. İran’da işsizlik oranının en az %20 olduğu belirtilmektedir. Türkmen Sahra’daki işsizlik oranı ise diğer bölgelerin iki katı kadardır. İran’da, Türkmenlerin devlet dairelerinde iş bulmaları çok zordur. Onların, kamuda üst düzey yönetici olmaları ise imkânsızdır. İşsiz Türkmen gençlerinin bir bölümü, geçimlerini sağlamak için, Hazar Denizi’nde balık avlamaya çalışmaktadırlar. Ancak, orada da güvenlik güçleri Sahil Koruma ünitesinin şiddet uygulamalarına maruz kalmaktadırlar.

Son Söz:
Türkiye’de, İran Türkmenleri ve Türkmen Sahra konusunda çok az sayıda araştırma yapıldığı görülüyor. Oğuz boyu ve öz mü öz Türk olan bu soydaşlarımız, biraz da olsa Türkiye’den ilgi bekliyorlar. En azından, varlıklarından haberdar olunmasını istiyorlar…ALINTI
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

ATSIZCA, ATSIZCILIK
Yörük Beği
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 83



« Yanıtla #1 : 18 Haziran 2014, 08:38:08 »

Türkmensahra (ترکمن صحرا), İran'ın kuzeydoğusunda yer alan ve nüfusunun çoğu Türkmenlerden oluşan bir bölgedir.

İran'ın Gülistan, Kuzey Horasan ve Razavi Horasan eyaletlerinin bazı yerlerinden oluşur. İran Türkmenleri Sünnilerin Hanefi mezhebinde olmakla birlikte, Türkiye Türkler'e en yakın konuşma tarzına sahiptirler.

İran'daki Türkmenlerin nüfusunun 3 milyon civarında olduğu sanılmaktadır.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Türk'üz Türkçü'yüz Atatürkçü'yüz

Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.058 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.013s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.