TÜRK ELLERİ
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 17 Kasım 2019, 08:36:56


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1] 2 3 4
  Yazdır  
Gönderen Konu: TÜRK ELLERİ  (Okunma Sayısı 17677 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
nihal
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 188



« : 21 Ekim 2009, 20:30:28 »

TÜRK ELLERİ

AZERBAYCAN

1828 Türkmen Çayı anlaşması ile Rusya’nın boyundurluğu altına giren Azerbaycan, 7 Haziran 1992 gününe kadar hep Rus kuklası olan yöneticiler tarafından idare edildi. 7 Haziran 1992 günü halkın oyları ile ve halkın hür iradesi ile, kendisinden olan ilk cumhurbaşkanını seçti. Ne yazık ki, olayları önceden gören Bozkurt Ebulfez Elçibey’in mecliste yaptığı konuşmada dediği gibi, o cumhurbaşkanını bir yıl bile saklayamadılar, yerinde tutamadılar. Bu işte K.G.B.’nin ve Savama’nın parmağı olduğu kadar, Türkiye’yi yönetenlerin de büyük veballeri vardır. Bunlar mutlaka araştırılarak, yakın tarihi yazanlar tarafından ortaya konulacaktır. Herkes yalan söyleyebilir, fakat tarih asla. Türk Milleti, bir gün yüce ülküsüne hainlik edenleri mutlaka öğrenecek ve tanıyacaktır...

Başkent : Bakü (Nüfus: 2.100.000)

Önemli Şehirleri : Toplam 60 kaza ve 45 şehir mevcuttur. Başlıca şehirleri; Sumgayıt, Guba, Alibayramlı, Lankeran, Mingeçevir, Hankendi, Şeki, Naftalan, Gence ve Şuşa'dır.

Komşuları : Batısında Ermenistan, güney batısında Türkiye, kuzey batısında Gürcistan, güneyinde İran ve kuzeyinde Rusya Federasyonu’dur.

Para Birimi: Manat

Önemli Nehirleri: Kür, Aras, Alazani, Samur, Terter, Kanık, Genceçey ve Beylegan

Önemli Gölleri : Hacıkabul, Sarısu, Büyükşor, Candahar

İklimi: Kuru ve subtropikal karakterdedir.Kuzey bölgesinde kuru karasal iklim hakimdir.

Doğal Kaynakları: Tarımsal alanlar, petrol, doğalgaz ve demir.

Tarımsal Ürünler: Pamuk, tütün, sebze ve meyve.

Sanayi Dalları: Petrol araştırma, sondaj makinaları üretimi, petrokimyasallar, yiyecek ve içecekler, tekstil, elektronik ve metal işleme.

Yüzölçümü: 86,800 km2

Nüfus(1995): 7 553 000

Kent Nüfusu(%): 53

Kırsal Kesim(%): 47

Türk (%): 78.1, Rus(%): 7.9, Diğer(%): 14.0


Türkler, milattan önce 2. yüzyılda Saka Türkleri ile Azerbaycan'a girmişler ve zaman zaman kesintiye uğrasa da, bu bölgedeki hakimiyetlerini, 5.-6. yüzyıllarda Albanlar ve Hunlar ile devam ettirmişlerdir. Rusların Azerbaycan'la ilk teması 914 yılında olmuştur. Bu tarihten sonra Ruslar Azerbaycan'a yağma amaçlı seferler düzenlemişlerdir. Azerbaycan'daki Türk hakimiyeti 10. yüzyıla kadar sürmüş, bu yüzyılın ortalarında başlayan Arap idaresi yoluyla Azerbaycan İslamiyet'le tanışmıştır. 11. yüzyıldaki Selçuklu akınları Azerbaycan'daki Türk nüfusunu daha da artırmış; Arapların ve mahalli sülalelerin idaresini ortadan kaldırmıştır. Şirvaniler bu dönemde de imtiyazlarını sürdürdüler ve bir süre sonra Kesranileri iş başına getirdiler. 1146 yılında Azerbaycan valiliğine atanan Şemseddin İldigiz Gürcülerle yaptığı mücadelelerden sonra atabey ünvanını almıştır. 1225'te Moğol istilasından kaçan Harezmşah Celaıeddin, Atabeyler hakimiyetine son vermiştir. Yeni kurulan Celaleddin Harezmşah idaresine Gence'de 1231'de isyan başlamış, bu karışıklıklar arasında Moğol istilası yeniden baş göstermiştir. Türk-Moğol İmparatorluğu'nun parçalanmasından sonra Azerbaycan, İlhanlılar idaresine kalmıştır. 1396'da Azerbaycan Timur hakimiyetine girmiş, Timur'un ölümünün ardından, önce Karakoyunlu, sonra da Akkoyunlu orduları Azerbaycan'ı ele geçirmiştir. İran Safevi Devleti Şah İsmail zamanında Azerbaycan'a kadar uzanmıştır. 16. yüzyılda Osmanlı-Safevi mücadeleleri arasında kalan Azerbaycan bu iki ülke arasında bir kaç kez el değiştirmiştir. 1603'te Şah Abbas Azerbaycan'ı ele geçirmeyi başarmıştır. 15. yüzyılın sonlarında ilk olarak Azerbaycan Türkleri ile ticari bağlar kuran Ruslar, Çar I.Petro'nun yakın doğunun kapısı olarak gördüğü Azerbaycan'ı, 1722-23'te işgal etmişlerdir. Osmanlı Devleti bu saldırganlık karşısında Azerbaycan'ın güneyi ve aşağı Kafkaslardaki hakimiyetini kuvvetlendirmiştir. Afşar Türkleri'nden olan Nadir Şah, 1735'te Kuzey ve Güney Azerbaycan'da İran hakimiyetini kurmuştur. 1805'ten 1813'e kadar bölgede Rus-İran mücadelesi yaşanmış ve sonunda Azerbaycan, 1828 Türkmençay Anlaşmasıyla Aras Nehri sınır olmak üzere, Kuzey ve Güney Azerbaycan olarak ikiye ayrılmıştır.

Azerbaycan, 28 Mayıs 1918 tarihinde bağımsızlığına kavuşmuştur.

 

AZERBAYCAN'IN EKONOMİK YAPISI

 

TARIM

Azerbaycan dünyanın en değişik iklim tiplerine sahip ülkelerden biridir. Doğu ve orta kısımları alçak ve düzlük olduğu için, kışları ılık ve çok sıcak geçer, güneydoğu kısmı ise nemli subtropikal iklime sahiptir. Bölgeye düşen yıllık yağış miktarı 1200-1400 mm’dir. Diğer bölgeler ise, kurak ve yarı kurak görünüme sahiptir. Azerbaycan’ın toprak büyüklüğü 8.641.500 hektardır. Bu miktarın ancak 1.549.000 hektarını ekime müsait alanlar teşkil etmektedir.

Azerbaycan, halkının beslenmesi için gerekli olan gıda maddelerinin üretimi yönünde çok elverişli doğal şartlara sahip bir ülkedir. Mevcut toprakları ve iklim özellikleri, bugünün ve gelecekteki nüfusun gıda ihtiyacını sağlayabilecek potansiyele sahip olduğunu göstermektedir.

Azerbaycan'ın tarımsal üretimi SSCB ekonomisine entegrasyonun gerektirdiği monokültür tarıma zorunlu olarak dönüştürülmüştür. Bu dönüşüm sonucunda ayrı ayrı ürünlerin yetiştirildiği binlerce hektar arazi desen değişikliği yapılarak tek ürün üretimine ayrılmıştır. Bağımsızlık döneminden sonra tarıma daha fazla önem verilmiş birtakım reformlarla tarıma hareketlilik getirilmeye çalışılmıştır.

Tarım ürünleri; tahıl, pamuk, zeytin, üzüm, narenciye, çay, tütün, fındık, ceviz ve diğer yaş meyveler ile değişik sebze çeşitleridir. Tahıl, tüm tarımsal üretimin 2/3’ünü oluşturmaktadır. Tarım faaliyetlerinin çoğu, Kura ve Aras nehirleri civarında yapılmaktadır.

Tarım başlıca sulama ile (%65) yapılmakta olup Kura havzasında pamuk üretilir. 1996 yılı 274 bin ton pamuk üretimiyle Azerbaycan BDT'de dördüncü durumdadır. Tarım bakanlığı uzmanlarına göre, 1997 yılında toplam 320 bin ton pamuk elde edilecektir. Bunun dışında tütüncülük gelişmiş olup, çok eski devirlerden beri ipekçilik yapılmaktadır.

Üretilen tahıllar arasında buğday, çavdar, mısır ve pirinç önemli yer tutmaktadır. Azerbaycan’da şarap ve brendi üretimi oldukça gelişmiştir. Sovyetler Birliği ülkelerinin üzüm ihtiyacının yüzde 23’ü Azerbaycan’dan karşılanmaktadır.

Azerbaycan’da nüfusun yüzde 47,2’si köylerde yaşamakta ve yüzde 38’i tarım sektöründe çalışmaktadır. Tarım sektöründe çalışanların yıllık ortalama geliri, diğer sektörlerde çalışanların yıllık ortalama gelirinin 1/5’i kadardır.

Bu durum tahıl üretiminin olumsuz yönde etkilemiştir. Tahıl, Azerbaycan için stratejik öneme sahip bir üründür. Bu bakımdan halkın son yıllarda tahıl ihtiyacını dahili imkanlarla karşılamak için ekim alanları artırılmıştır.

Azerbaycan Tarım Bakanlığı uzmanlarının verdikleri bilgiye göre, 1997 yılında 1996 yılına oranla daha fazla tahıl üretilmesi beklenmektedir. Ekili sahaların 60 bin hektar artırılacağı tahmin ediliyor. Böylece 1997 yılında tahıl için ayrılan sahanın 680 bin hektar olacağı belirtilmektedir.

Azerbaycan Tarım Bakanlığı tarafından, tarım sektöründe 1997 yılı içinde 2790 işletmenin özelleştirileceği açıklamıştır. Özelleştirme çerçevesinde eskiden devlete ait olan ekilebilir 632.000 hektar arazi bireylere devredilmiştir.

Azerbaycan arazisinin yüzde 12’si ormanlarla kaplıdır. Yönetim, ormanlardan sanayi ve başka amaçlarla kesimini yasaklamıştır. Koruma, bakım ve ağaçlandırma çalışmalarıyla ormanların geliştirilmesine çalışılmaktadır.

Ülkedeki ormanların, çoğunu yapraklarını döken ağaçlarla, çam ağaçları oluşturmaktadır. Azerbaycan florası ve bitki örtüsü de çok zengindir. Bilinen bitki sayısı 1400’den fazladır.
 

HAYVANCILIK

Hayvancılık ülke ihtiyacını karşılayacak şekilde gelişmiştir. Fakat son yıllarda özellikle hayvancılık sektöründe büyük düşüşler meydana gelmiştir. Devletin ciddi bir hayvancılık politikasının olmaması bu durumun en büyük sebebidir. Ülkede, 1.5 milyon sığır ve 5.5 milyon koyun, 20 milyon kümes hayvanı mevcuttur. Büyük ve küçükbaş hayvanların çoğunluğu kültür ve melez ırklardan oluşmaktadır.

1995 yılında et üretimi 82 bin ton, süt üretimi 789 bin ton ve yumurta üretimi ise 471 milyon adet olmuştur. Halkın yıllık ortalama ihtiyacı ise ette 450 bin ton, sütte 2.322 bin ton ve yumurtada 1.544 milyon adettir. Üretim ile ihtiyaç arasındaki fark ülkenin mali kaynaklarının elverişliliği nispetinde ithal edilmek suretiyle veya insani yardımlarla karşılanmaktadır.

Ceylan, dağ keçisi, keklik ve turaç ülkenin önemli av hayvanlarıdır. 800 kilometre uzunluğundaki Hazar Denizi kıyısındaki zengin akarsularda balıkçılık ve diğer su ürünlerinin özel bir yeri vardır.

Hazar Denizi'nde avlanan mersin balığının yumurtası dünyaca ünlüdür. Azerbaycan, dünya havyar üretiminin yüzde 80'ini karşılamakta ve bu alanda yeni pazarlar aramaktadır.

Sovyetlerin dağılması tarım ve hayvancılıkta da, diğer sektörlerde olduğu gibi, özelleştirmeyi beraberinde getirmiştir. Ülkede modern hayvan çiftliklerine ihtiyaç vardır.
 

MADENCİLİK

Azerbaycan çok zengin madenlere ve minerallere sahiptir. Bunlar, bakır, demir, kurşun, alüminyum, natriyumsülfat, göl ve kaya tuzları, az miktarda altın ve gümüştür.

Doğal kaynakların kullanımı genellikle Sovyetler Birliği'nin kısa ve uzun vadeli ihtiyaçları dikkate alınarak planlanmıştır. Maden yataklarından, eski merkezi hükümetçe aşırı derecede kullanılanların bazılarında verim düşerken, bazıları ise kapanmış veya ekonomiye yük olacak duruma gelmiştir.

Azerbaycan, madencilik sektöründe birçok sorunla karşı karşıyadır. Çok sınırlı olan maden üretimi tesislerinde teknoloji geri kalmıştır. Güneş kollektörü ve gümüş mücevheratı üretimi gibi konular, halen devlet tekelindedir.

Yüksek tenör ve rezervde altın yatakları bulunmakla birlikte, henüz hiçbiri işletilmeye sokulmamıştır. 100 bin ton sülfirik asit stokları olmasına rağmen, pazar imkanı bulunamamış ve 1 milyon dolar değerinde gümüş mücevheratı pazarlanamadığı için üretimi durdurulmuştur.
 

PETROL

Azerbaycan’ın en büyük yeraltı zenginliği petroldür. Azerbaycan’da petrol 19. yüzyılla birlikte ekonomik hayata girmiştir. Ülkede zengin petrol yatakları mevcuttur. Petrol, pamuk üretimiyle birlikte ülkenin ekonomik temelinin oluşturmaktadır.

Bölgedeki petrol rezervleri ülkeyi kısa sürede petrol zengini ülkeler arasına sokacak niteliktedir. Toplam petrol rezervlerinin 3.3 milyar varil olduğu ve petrol bulunma ihtimali yüksek olan alanlar da hesaba dahil edildiğinde bu rezervin 7.7 milyar varile ulaşacağı belirtilmektedir. Azerbaycan petrollerinin büyük çoğunluğu (%77) Hazar Denizi'nden sağlanmaktadır.

Azerbaycan Devlet Petrol Şirketi, 1997 yılının ilk 6 ayında, 4.452 milyon ton petrol çıkarıldığı ve 3.040 milyar metreküp doğal gaz üretildiğini açıklamıştır.

Bağımsızlığını kazanmasından sonra zengin petrol yataklarına sahip olmasından dolayı dünyaca ünlü petrol üreticilerinin iştahını kabartan Azerbaycan, son yıllarda sağlanan istikrar ortamıyla yabancı yatırımcıların akınına uğramaktadır. Dünyanın dört bir yanından gelen işadamı ve yatırımcılar, bu pastadan daha fazla pay kapmak için kıyasıya bir mücadele vermektedirler. Bu yarışta ise Türkiye'nin- maalesef -oldukça gerilerde olduğu görülmektedir.

Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Zulmün topu var, güllesi, kal'ası varsa,
Hakkın da bükülmez kolu, dönmez yüzü vardır.
Göz yumma güneşten, ne kadar nuru kararsa,
Sönmez edebî her gecenin gündüzü vardır.
nihal
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 188



« Yanıtla #1 : 21 Ekim 2009, 20:31:01 »

DOĞAL GAZ

Azerbaycan'da sanayi alanlarında ve halkın enerji ve yakıt ihtiyaçlarının karşılanmasında önemli rol oynayan gaz, sadece doğal gaz veren yataklardan, hem de petrolle birlikte petrol kuyularından sağlanmaktadır. Doğal gaz Bahar, Kum Adası, Neft Taşları ve Songaçal’dan çıkarılmaktadır.

Azerbaycan’ın toplam doğal gaz rezervinin 120 milyar metreküp olduğu tahmin edilmektedir. Azerbaycan’da doğal gaz kaynakları iyi değerlendirilmediği için Türkmenistan, İran va Rusya’dan doğal gaz ithal etmektedir.

Ülkede kimya sanayisinin gelişimi gaz yataklarının zenginliğine bağlıdır. Yapılan hesaplara göre ülkenin toprakları altındaki doğal gaz yataklarının ancak yüzde 20'sine ve denizdeki yatakların ise yüzde 10'una ulaşılabilmiştir.
 

SANAYİ

Azerbaycan’daki sanayi sektörü sınıflandırılması aşağıdaki gibidir.

-Ağır Sanayi (Yakıt-enerji, metalurji, makina imal, kimya, orman ürünleri, yapı malzemeleri)

-Hafif Sanayi (Dokumacılık, dikiş, deri-kürk, kundura vb)

-Gıda Sanayi

Azerbaycan, 1920 ihtilalinden sonra SSCB'nin merkezi planlama stratejisi gereği önceleri bir tarım ülkesi olma yolunda ilerlerken, ülkede elde edilen tarım ürünlerinin işlenmesi gündeme gelince hafif sanayi de gelişme sürecine girmiştir.

Azerbaycan’da petrol, doğal gaz ve yan ürünleri sanayi oldukça gelişmiştir. Ayrıca, metalik madenlerin üretimi ve hammadde kaynaklarına bağlı olarak yan sanayi de gelişmiştir.

Azerbaycan çok sayıda işletmesiyle çeşitlilik gösteren bir imalat sanayine sahiptir. Gıda sanayi tamamıyla kırsal kesime yayılmış, gıda dışı sanayi, alt yapı hizmetlerinde görüldüğü gibi belli sanayi merkezlerinde toplanmıştır.

Gıda-içki sanayi, Azerbaycan sanayi üretiminin yüzde 38.6’sını oluşturmaktadır. Sanayinin girdileri yurt içi üretimden karşılanmakta, yalnız tahıl ve şeker gibi maddeler ithal edilmektedir.

Dokuma, giyim ve deri sanayi toplam sanayi üretiminde yüzde 24'lük bir paya sahip olup bu sanayi kolu, büyük, orta ve küçük işletmelerden oluşmaktadır.

Kimya ve petro-kimya sanayinin toplam sanayi içindeki payı yüzde 7 olup en büyük merkezleri Bakü ve Sumgayıt'tadır. Kimya sanayi; petro-kimya sanayi, gübre sanayi, tarımsal savaş araçları, sentetik reçine, lif ve plastik madde, boya, vernik, ilaç, sabun, lastik sanayi, gibi alt gruplara ayrılmıştır.

Azerbaycan Devlet İstatistik Komitesi’nin yaptığı açıklamaya göre, 1997’nin ilk altı ayında geçen yılın aynı dönemine göre makine sanayi, inşaat malzemeleri, orman sanayi ve hafif sanayi sektörlerinde üretim artışı kaydedilmiştir.

Bu yılın mayıs ayı itibariyle Azerbaycan’ın bütün sanayi kollarında çalışan sayısı geçen yıla göre yüzde 8 oranında azalmıştır. Mayıs ayı itibariyle sanayi sektöründeki ortalama aylık ücret 226 bin Manat olmuştur.

Mevcut sanayi tesislerinde eski teknolojinin kullanılması verimi düşürmekte ve de kaliteyi olumsuz yönde etkilemektedir. Bu yönüyle Azerbaycan sanayisinin ciddi bir şekilde modernizasyona ihtiyacı vardır.

Bu durumun çözümünü özelleştirmede gören hükümet 1996 yılı içerisinde küçük ve orta ölçekli işletmelerin özelleştirilmesi tamamlanırken 1997'nin özelleştirme yılı olması hedeflenmektedir.
 

DIŞ TİCARET

Azerbaycan’da iç ve dış ticaret, Sovyetler Birliği dağılmadan çok kısa bir zaman öncesine kadar merkezden yönlendirilmekteydi. Azerbaycan 1989 yılından sonra ekonomik faaliyetlerini kendi tasarrufları doğrultusunda değerlendirebilmiştir. Ülkenin cumhuriyetlerarası ticari bağımlılığı son derece yüksektir.

Azerbaycan'da ticaretin güçlendirilmesi için, petrol sektöründe üretimin artırılmasına, cumhuriyetlerarası ticaretin yeniden canlandırılmasına ve yeni pazarlar oluşturulmasına yönelik çalışmalar sürdürülmektedir.

Türkiye, bütün ülkeler arasında Azerbaycan tarafından en fazla ithalat yapılan ülke konumundadır. Azerbaycan’ın 1996 yılı toplam ithalatı 960.636.290 dolar, toplam ihracatı ise 631.245.510 dolar olarak gerçekleşmiştir.

Azerbaycan Devlet Gümrük Komitesi 1997 yılı Ocak-Temmuz ayları arasında toplam dış ticaret hacminin 902.2 milyon dolar olarak gerçekleştiğini açıklamıştır. Bunun 440.2 milyon doları ithalat, 462 milyon doları ise ihracat olarak gerçekleşmiştir. Ticaret hacminin 389 milyon dolarlık bölümü BDT ülkeleriyle yapılmıştır.

Azerbaycan Devlet Gümrük Komitesi’nin açıklamalarına göre 1996 yılında Azerbaycan’ın ihraç ettiği ürünlerin yüzde 70,84’ünü petrol ürünleri, yüzde 2,74’ünü kimya sanayi ürünleri, yüzde 6,02’sini pamuk, yüzde 2,08’ini klimalar, yüzde 1’ini alkollü ve alkolsüz içecekler, yüzde 0,93’ünü ise tütün ürünleri oluşturmuştur.

Azerbaycan’ın ihraç ettiği ürünler: Petrol ürünleri ve malzemeleri, doğal gaz, demir filizi, çelik borular, kil toprak, aluminyum, mineral gübreler, sentetik kauçuk, pamuk, hazır ipek kumaş, hazır yün kumaş, halılar, dokumacılık ürünleri, deri ayakkabı, üzüm, şarap, çay, tütün, sulfanol, kostik soda, pamuk elyafı.

Azerbaycan Devlet Gümrük Komitesi’nin açıklamalarına göre 1996 yılında ithal edilen malların toplam hacminin yüzde 39,55’ini gıda ürünleri, yüzde 0,99’unu tüketim malları, yüzde 19,6’sını makine, elektrik tesisat ve yedek parçalar, yüzde 4,45’ini ulaşım araçları ve yedek parçaları, yüzde 6,73’ünü siyah metaller ve ürünleri, yüzde 1,85’ini orman ürünleri oluşturmaktadır.

Azerbaycan’ın ithal ettiği ürünler:Petrol, doğal gaz, ham demir, demir saç, çelik borular, yük vagonları, otomobil ve yedek parçaları,traktör, tarım makineleri, kağıt, televizyon, inşaat malzemeleri, şeker, tütün, et, tereyağı ve diğer hayvani yağlar, un ve bulgur, tahıl, deterjan ve sabun.
 

İNŞAAT

Azerbaycan’da inşaat sektörü, 80 adet birlik içerisinde örgütlenmiş yaklaşık 300 firma tarafından yönlendirilmektedir. 1996 yılının ilk yarısında inşaat alanında çalışan işçilerin sayısı 1995 yılının aynı dönemiyle mukayese edildiğinde yüzde 16’lık azalmış ve 84.3 bin kişi olmuştur. Kişi başına düşen konut alanı yaklaşık 12.5 metrekaredir.

Özellikle son yıllarda köylerden şehirlere doğru başlayan göç ve Karabağ olayları sebebiyle ciddi bir konut sorunu ortaya çıkmıştır. Ayrıca devlete ait konutların özelleştirilmesi de yavaş yürümektedir. İnşaat sanayinin toplam sanayi içerisindeki yeri yüzde 3.1’dir.

Azerbaycan’da inşaat sanayisine ait malzemelerin ve hammaddelerin bol ve ucuz olması ve arz açığının bulunması nedenleriyle inşaat sektörü dış yatırımlar için özendirici bir sektör konumuna gelmiştir. İnşaat sektörü özellikle Türk işadamlarının ilgisini çekmektedir.
 

TURİZM

Azerbaycan, Kafkas Dağları, ovaları, nehirleri, gölleri, 825 km'lik Hazar Denizi sahil şeridi, zengin mineral suları, birçok iklim tipinin bir arada yaşanması ve zengin tarih hazinesiyle turizm potansiyeli oldukça yüksek bir cumhuriyettir. Azerbaycan 9 iklim bölgesine birden sahip olması sebebiyle doğal olarak bir turizm merkezi haline gelmiştir.

Azerbaycan, 1994 yılından bu yana turizm alanında da çeşitli ülkelerle 40’dan fazla işbirliği anlaşması imzalamıştır. Azerbaycan’ı 22 ülkeden 1994 yılında 44 bin, 1995 yılında 45 bin, 1996 yılında ise 12 bin turist ziyaret etmiştir.

Turizm sektörünü aşağıdaki alt başlıklar altında toplamak mümkündür;

Zakatala, Şeki, Guba, Gence, Kazak, Lenkeran yaz aylarında tatil yapmaya en müsait yerlerdir.

Azerbaycan’ın doğusu Hazar Denizi ile kaplıdır. Bilgeh ve civarı kilometrelerce uzayan plajlara sahiptir.

Ülkede evcil ve yabani olmak üzere toplam 97 çeşit memeli hayvan, 346 çeşit kuş ve 95 çeşit balık bulunmaktadır. Organizasyon ve ge-rekli kanuni alt yapının olmamasından av turizmi yeterince gelişmemiştir.

Yayla ve Dağ Turizmi için elverişli yöreler; Zakatala meşelikleri, Şeki Gelersen Göresen Galası, Başdaşagıl Meşelikleri, İsmayıllı, Lahiç, Gutgaşen, Ağdaş ormanları, Gence, Hacıkent , Göygöl olarak sayılabilir.

Azerbaycan’da 1000 kadar mineral su vardır. “Naftalan’’ denilen ve dünyada sadece Azerbaycan’da bulunan petrol karışımlı çamursu bir madde başta sinir sistemi olmak üzere deri, cilt, kadın hastalıkları vb bir çok hastalığa iyi gelmektedir. Azerbaycan’da tedavi nitelikli senatoryumların çoğu Ağşeron yarımadasındadır.

Ülke çok zengin bir kültür ve tarih hazinesine sahiptir. Ülkelerdeki eski anıt, mezar, türbe, bina ve diğer tarihi eserleri korumak, restore etmek için “Berpa” adı verilen cemiyetler kurulmuştur.
 

HABERLEŞME

Azerbaycan haberleşme ağı, ülkedeki tüketicilere hizmet sağlamada yetersiz kalmaktadır. Haberleşme ağında performansın düşük olmasının sebebi, kullanılan araç ve gereçlerin vadesinin kısmen dolmuş olmasıdır.

Haberleşme ağındaki araçların ortalama yaşı, 15 ile 20 yıldır. Yedek parçaların bulunması zor olup, ihracatı artırmak için önem taşıyan ulusal ve bölgesel iletişim sınırlıdır. Haberleşme ağının, kullanım kapasitesi yüzde 95 gibi yüksek bir oran olmasına rağmen, mevcut talebi karşılamakta yetersiz kalmaktadır.

Hükümet politikası, her evde bir telefon bulunması ile evrensel hizmet hedefine doğru telekomünikasyon sektörünün hızlı gelişimine önem vermektedir. Haberleşme Bakanlığı, yeni teknolojilere yatırım yaparak ve işletme birimlerinin ticari gelişmesini destekleyerek, bu amaca ulaşmayı ummaktadır.

Bu aşamada Hükümet, kamu sektörü içinde temel telekomünikasyon hizmetlerinin verilmesini, yeni hizmetlerin ise özel sektör tarafından sağlanmasını düşünmektedir.
 

ULAŞTIRMA

Eski ve bakımsız olmasına rağmen, Azerbaycan halen iyi bir ulaştırma ağına sahip bulunmaktadır. Ancak alt yapısı ve ekipmanları genelde kötü durumdadır. Devlet politikaları ve organizasyonlarında bir çok yetersizlikler vardır ve yakın gelecekte ulaşım talebinde kayda değer değişikliklerin olması beklenmektedir.

Demiryolu taşımacılığı, Azerbaycan’da sosyo-ekonomik yaşamın omurgasını oluşturmaktadır. Ülkede bir yılda gerçekleşen yolcu taşımacılığında demiryollarının payı ortalama olarak yüzde 8, ancak buna metro taşımacılığı da dahil edildiğinde yüzde 98 dolayındadır. Metro genellikle yolcu taşımacılığında kullanılırken, diğer demiryolları yük taşımacılığında kullanılmaktadır.

Azerbaycan’da yaklaşık 26 bin kilometrelik bir karayolu ağı bulunmaktadır. Bunun çoğunluğu stabilize ve toprak yollardan oluşmaktadır. Karayolu taşımacılığında otobüs kullanımı ağırlıktadır. Toplam karayolu taşımacılığının yüzde 82.9’u otobüslerle gerçekleşmektedir.

Azerbaycan’da toplam 27 adet havaalanı bulunmaktadır. Ancak bunlardan 5’i normal yolcu uçakları trafiğine uygun alanlardır. Bakü ve Gence havaalanları uluslararası trafiğe açıktır. Diğerleri şehirler arası taşımacılıkta kullanılmaktadır. Ülkenin sahip olduğu uçak filosu oldukça yaşlanmış bir durumdadır. Yedek parça ve aksamının üretilebileceği tesisler yetersiz ve bakım imkanları kısıtlıdır.

Hazar Denizi’nde yüzlerce kilometrelik bir kıyı şeridi bulunmasına karşın, ülkede sadece biri büyük olmak üzere irili ufaklı 15 liman bulunmaktadır. Büyük olan Bakü’de bulunan liman, yolcu taşımacılığına uygun değildir.

Ülkede önemli ölçüde, boru taşımacılığı ile petrol ve doğal gaz taşınmaktadır.
 

BANKACILIK

Azerbaycan’ın serbest piyasa ekonomisine geçme yolundaki en önemli adımlardan birini oluşturan bankacılık konusundaki düzenleme-lerle ilgili olarak 7 Ağustos 1992’de Merkez Bankası hakkındaki kanun ile bankalar ve bankaların faaliyetleri hakkındaki kanun yürürlüğe girmiştir.

Azerbaycan’ın finans kesimi Azerbaycan Milli Bankası ve 4 ihtisas bankası; Azerbaycan Uluslararası Bankası, Ziraat Bankası, Sanayi ve Yatırım Bankası, Emanet Bank ile çok sayıda ticari ve kooperatif bankadan oluşmaktadır.

Azerbaycan’da bankacılık ve sermaye piyasası yeterince gelişmemiştir. Kredi kullanma imkanları da yeterli değildir. Bankacılık ve kombiyo konusundaki bilgi eksikliği döviz transferini güçleştirmektedir.

Bankalar ve yetkili döviz büroları, gerçek kişilere döviz alış satış işlemleri yapabilmektedir. Tüzel kişilik durumunda olan firmaların ihtiyacı olan yabancı dövizler ise yalnızca, firmaların hesaplarının bulunduğu bankalar aracılığı ile, Bakü Bankalararası Valuta Birjası’ndan satın alınmaktadır.


YATIRIM SAHALARI

1-Şehiriçi ve şehirlerarası yolcu ve yük taşımacılığı

2-Altın, gümüş ve işletmeciliği

3-Ağaç işleri-marangoz (kereste, mobilya)

5-Arıcılık

6-Ayakkabı fabrikası

7-Balıkçılık

8-Tarım aletleri üretimi

9-Bisküvi fabrikası

10-Boya fabrikası

11-Çiçekçilik

12-Çikolata fabrikası

13-Çimento fabrikası

14-Çocuk bezleri fabrikası

15-Demir-çelik fabrikası

16-Elektrik ve elektronik eşya üretim fabrikaları

17-Entegre et tesislerinin kurulması

18-Gül yağı üretimi-pazarlaması

19-Güneş kollektörü üretimi

20-Ham petrol ve doğal gaz üretim tesisleri

21-Havyar ve balıkçılık tesislerinin kurulması

22-Hayvancılık

23-Hurda demir işleme atölyeleri

24-İnşaat ve restorasyon işleri

25-İpekçilik

26-İyot, brom üretimi için gerekli teçhizat temini

27-Klima fabrikası kurulması (Mevcut fabrikaların işler hale geti rilmesi)

28-Kolonya fabrikası

29-Konfeksiyon imalat fabrikaları (Mevcut fabrikaların işler hale getirilmesi)

30-Kuru temizleme

31-Kuruyemiş-çerez işleri

32-Meyve ve sebze üretim-işleme tesisleri (konserve, salça, komposto, meyve suyu tesisleri)

33-Mozaik ve mermer işleri

34-Özel klinik ve hastahaneler

35-Plastik sanayi tesisleri

36-Sabun ve deterjan fabrikası

37-Seracılık

38-Sıhhi malzemeler üretimi

39-Soğutucu fabrikalarının modernizasyonu

40-Su, su işleme ve ambalaj tesisleri

41-Süt ve süt ürünlerinin paketleme ve dağıtımının yapılması

42-Tavukçuluk

43-Tekstil ve dokumacılık

44-Trikotaj

45-Un ve hamur işleri

47-Şeker fabrikası

48-Yem tesisleri (Mevcut tesislerin modernizasyonu)

49-Yün-pamuk sektörü

50-Zeytin ve zeytin yağı fabrikası, çiçek yağı ve pamuk yağı fabrikası kurulması
 

İklim Özellikleri

Azerbaycan,Hazar Denizi sahilinde geniş ovalarıyla, Kafkas soğuklarını çevreleyen yüksek dağ sıralarıyla on tarımsal iklim bölgesinde, ılıman ve yağışlı, sıcak ve kurak iklim özelliklerini taşır.

Sıcaklık ülkenin büyük bir bölümünde genellikle yüksektir. Yıllık yağış genellikle azdır. Hava sıcaklıkları Türkiye ile paralellik göstermektedir. Kış aylarında -15 ile 5 derece, yaz aylarında ise 25-35 derece arasında seyretmektedir.
 

Şehir İçi ve Şehirler Arası Ulaşım İmkanları Nelerdir?

Azerbaycan’da şehir içi ulaşım, otobüs, treybüs ve taksilerle sağlanmaktadır. Şehirlerde muntazam bir trafik akışı bulunmaktadır. Sürücüler trafik kurallarına karşı sonderece hassastırlar.

Şehirlerarası yolculuk tren, otobüs ve uçaklarla yapılmaktadır.

Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Zulmün topu var, güllesi, kal'ası varsa,
Hakkın da bükülmez kolu, dönmez yüzü vardır.
Göz yumma güneşten, ne kadar nuru kararsa,
Sönmez edebî her gecenin gündüzü vardır.
nihal
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 188



« Yanıtla #2 : 21 Ekim 2009, 20:31:45 »

KAZAKİSTAN

Yüzölçümü (km2): 2,717,000

Başkenti: Almatı (Nüfus :1.300.000)

Başlıca Şehirleri: Cambul, Çimkent, Türkistan, Karaganda, Kökçetav, Kustanay, Turgay, Guryev Baykonur,

Para Birimi: Tenge

Komşuları: Kuzeyde ve batıda Rusya Federasyonu, doğuda Çin Halk Cumhuriyeti, güneyinde Türkmenistan, Özbekistan ve Kırgızistan’dır.

Gölleri: Aral, Balkaş, Zaysan, Alakol, Tengiz ve Seletitengiz gölleridir.

Nehirleri: Ural, Emba, Siriderya, Sarısu, İli, İrtiş.

İklimi: Ülkede genelde sert karasal iklim hakimdir.

Doğal Kaynakları: Krom, Wolfram, Çinko, Bakır, Altın, Demir, Kömür, Petrol ve Doğal gaz.

Tarımsal Ürünleri: Buğday, Pamuk ve Et.

Sanayi Dalları: Tarım, Metalurji, Hafif sanayi, Petro-kiyasal ve Tekstil.

Nüfus: 16.679.000 (1995)

Nüfus Dağılımı: %46 Türk, %35 Rus, %3 Alman, %5 Ukraynalı, %11 Diğer.

Kadın Nüfusu(%): 51

Erkek Nüfusu(%): 49

Çalışan Nüfus 1995: 6.093.000

Sanayi (%): 17.3

Tarım (%): 18.2

Kişi Başına Milli G. : 930 (1995,Dolar)

Gayri Safi M.H. : 1415.8 (1996, milyar Tenge)


Türkler, M.Ö. 1. yüzyılın sonlarından beri bu günkü Kazakistan topraklarında yaşamaktadır. 6.-8. yüzyıllarda Türk Hanlığı'nın, 10.-12. yüzyıllarda Karahanlılar'ın, 13. yüzyılın sonlarından itibaren de Altın Ordu'nun bir parçası olarak yarı bağımsız bir yönetimle Türklerin hakimiyetinde kalan Kazakistan, 16. yüzyılda Kasım Han'ın idaresine girdi. Kazak Türkleri 17. yüzyıldan sonra iç karışıklığa düştüler. Kalmuklar, bu devirde Kazakistan'a saldırdı ve Kazak-Kalmuk mücadelesi yüzyıllarca sürdü. Kazaklar, 18. yüzyılda, Ulu cüz, Orta cüz, Kişi cüz olmak üzere üçe ayrıldı. Cüzlerin ortaya çıkmasından da faydalanan Ruslar 19. yüzyılda Kazakistan'ı işgal etti. 1837 yılında Kenasarı Kasımov, 20.000 civarındaki silahlı adamı ile Ruslara karşı bir mücadele başlattı. Başlangıçta önemli başarılar elde etmesine rağmen, Küçük ve Büyük Cüz'den gerekli desteği alamamasından ve Kırgız kabile şeflerinin Rus entrikalarına kanarak karşısına dikilmesinden dolayı mağlup oldu. Çarlık devrinde sessizlik ve karışıklık dönemleri birbirini takip etti. 1917'de kurulan Alaş Partisi kısa bir süre idareyi ele aldıysa da 1919'da bu harekete ve bağımsız Kazakistan'a son verildi ve 26 Ağustos 1920'de Kazakistan SSC kurularak Kazakistan toprakları Sovyetler Birliği'ne bağlandı. Sovyetler Birliği dağılınca diğer Türk cumhuriyetleri gibi Kazakistan da bağımsızlığını ilan etti (14 Aralık 1991).



                         KAZAKİSTAN'IN EKONOMİK YAPISI


TARIM

Kazakistan, Sovyetler Birliği içinde işlenebilir toprakların beşte birine sahiptir. Böylece Kazakistan önemli bir tarımsal ürün üreticisi ve ihracatçısıdır. Kazakistan’ın tarımının bugünkü durumu, ekonominin genelinde görülen ve Sovyetler Birliği döneminin ekonomik yapısını yansıtan özellikler gösterir.

Bu özellikler, cumhuriyetleri hammadde, girdi ve aynı zamanda ürünler için pazarları birbirine bağımlı kılan güdümlü ekonominin bölgesel ihtisaslaşma yönünde yönlendirilmelerini içermektedir.

Kazakistan tarımının gelişimi, serbest piyasa mekanizmasına geçiş ile tarımın uzun dönem karşılaştırılmalı üstünlüklerin sağlanmasıyla olacaktır. Pazar ekonomisine geçiş, tarımsal ekonomi yapısının yeniden düzenlenmesine ve geçmiş politik kararların yeniden gözden geçirilmesine bağlı bulunmaktadır.

Kazakistan Hükümeti, düşük gelir gruplarının gıda ihtiyacını yeteri kadar sağlarken, aynı zamanda tarım sektörünün hantal yapısını ve rekabet eden bir sektör haline getirecek yeniden yapılanmayı sorunsuz halletmek durumundadır.

Kazakistan’ın 220 milyon hektar tarım alanının yaklaşık yüzde 82’si çayır-mera alanı olarak, geri kalan 35 milyon hektarı ise ürün üretimi için her yıl işletilmektedir. Toplam tarımsal üretimin yüzde 40’ını bitkisel üretim ve yüzde 60’ını hayvansal üretim oluşturmaktadır. Kazakistan’da 1995 yılı itibariyle tarım sektörünün GSMH içerisindeki payı yüzde 38’dir. 1995 yılında tarımsal üretimde bir önceki yıla göre yüzde 21.3 oranında düşüş meydana gelmiştir.

Bitkisel üretimde çeşitlilik olmakla birlikte, hububat üretiminin ağırlığı oldukça fazladır. Hububat üretiminde buğdayın ağırlığı yüzde 60 olup, ikinci önemli hububat arpadır (%28). Geri kalan hububat alanlarında darı, yulaf, çavdar, mısır ve pirinç üretilmektedir.

Bitkisel üretimde verim bölgelere göre değişiklik göstermektedir. Verimdeki değişikliğin en önemli nedeni yağmurun miktarı ve dağılımıdır. Diğer önemli bitkiler, yağlı tohumlar, pamuk, şeker pancarı, meyve ve sebzelerdir. Üreticilerin üretimi tamamen devletin verdiği direktif doğrultusunda gerçekleşmekte, bu alanda düşük maliyette çalışmaları için herhangi bir teşvik söz konusu olmamaktadır.

Ekilen toprakların yüzde 6,5 ‘ine tekabül eden 2.4 milyon hektar arazi sulanmaktadır. Kazakistan’da sulama şebekeleri Sovyetler Birliği dönemindeki diğer cumhuriyetlerde olduğu gibi geniş çaplı sulama şebekeleri olmamakla birlikte, bazı sulama alt yapıları, suyu uzak kaynaklardan taşıyan iddialı mühendislik yapılarından oluşmaktadır.

Tarla içi sulama şebekelerinin ıslah edilmesi gerekmektedir. Sula-ma, işletme ve idame maliyetlerinin karşılanması amacıyla 1992’den itibaren su ücretlerinin üreticiden alınması yoluna gidilmiştir.

Kuzeydeki değerli sulama arazileri entansif hayvancılık için yem üretimi amacıyla kullanılmaktadır. Yem üretimi bir yerde bitki münavebesi ve tuzlanma sorununa çare olarak düşünülebilir. Güneyde Aral Denizi havzası ise uygulanan sulama teknikleri sonucu kirlenmekte ve önemli oranda suyun buharlaşmasına sebep olmaktadır.

Kurumaya yüz tutan Aral Denizi yanlız başına bir sorun olmasa da, sınırsız su kullanımı bu bölgede sulama sistemlerinin yeniden gözden geçirilmesini gündeme getirecektir.


HAYVANCILIK

Hayvancılık daha çok, sığır ve küçükbaş hayvan ağırlıklıdır. Küçükbaş hayvancılık koyun ve keçi ağırlıklı olup, gelişme potansiyeli ve ihraç imkanı bulunmaktadır.

Et üretimi 1991 yılında düşme göstermiş olup, 1992’de düşüş yüzde 20 düzeylerine erişmiştir. Üretimde düşme, daha çok yem ve zirai ilaç gidilerinin bulunamaması ve tarımda ticaret hadlerinin gerilemesinden kaynaklanmaktadır. Önemli oranda yeşil yem tahsisine rağmen, sığır ve süt ineği verimleri oldukça düşük düzeydedir.

Kazakistan’ın geniş ölçüdeki tabi mera alanları, açık mera hayvancılığına dayalı hayvansal üretimi özellikle koyunculuk üretimini ideal kılmaktadır. Buna rağmen, ülkede yem üretimine bağlı besicilik faaliyeti teşvik edilmiştir.


MADENCİLİK

Ülkedeki yer altı kaynakları konusunda yapılan bilimsel araştırmaların hepsi Jeoloji Bakanlığı tarafından yürütülmektedir. Fakat yetersiz finansman ve ilkel teknoloji yüzünden madeni kaynakların üretimi ve jeolojik çalışmaların gelişimi engellenmektedir.

1991 yılından beri bağımsızlığını kazanmış olan Kazakistan’da hükümetin icraatını ve ekonominin yönetimini düzenleyecek değişiklikler yapılmıştır. Bu sebeple Kazakistan, ekonominin yönetimini en iyi şekilde değerlendirmenin yollarını araştırmaktadır. Jeoloji Bakanlığı’nın rolü de bu doğrultuda değişmiştir.

Türk Cumhuriyetleri içerisinde en zengin yeraltı kaynaklarına sahip ülke Kazakistan’dır. Mendel tablosu tabir edilen tablodaki bütün madenlere sahiptir.

Başlıca yeraltı kaynakları; krom, bakır, kurşun, çinko, alümin-yum, asbest, barit, berilyum, bizmut, krom, fosfat, titanyum, kömür, bakır, petrol ve bordur. Kazakistan tungstende dünya birincisi, kromda, manganezde dünya ikincisi, molibden ve fosfatta ise dünya dördüncüsü olan bir ülkedir.

Bu sektörde demir dışı madencilik çok önemli bir yere sahiptir. Türk Cumhuriyetinin sanayi üretiminin yüzde 12’sini kaplayan bu alanda 34 girişim yer almaktadır. Kurşun-çinko alanında 12 girişim vardır. Başlıcaları Ust-Kamenogors, Zyrianovsk, Achisay, ve Çimkent fabrikalarıdır. Ülkede ayrıca, 3 alüminyum, 5 altın madenciliği, 1 tungsten molibden, 1 titanyum-magnezyum, 5 maden inşaa ve 2 diğer metaller alanında toplam 17 girişim mevcuttur.

Demir üretimi de yüzde 9.8’lik payla önemli bir yere sahiptir. Kazakistan BDT ülkelerinin sahip oldukları demir filizlerinin 1/10’una sahiptir. Mugodjhar mevkiindeki kromit BDT ülkelerinin toplam rezervlerinin yüzde 85’ini oluşturmaktadır. Kazakistan bor rezervleri bakımından da Türkiye ve ABD’nin arkasından 3. sırada yeralmaktadır.

Kazakistan dünya bakır üretiminde 17 rezervde aktif üretimle yedinci sırada gelmektedir. Ülkenin en önemli bakır yatakları Kuzey Balkaş ve Betpak Dala bölgeleri ile Orta Kazakistan’daki Zheskazgane, Kounrad ve Bostchekul yataklarıdır.

Kazakistan filizsiz cevher kaynakları bakımından da oldukça zengindir. Karatay dağlarında ve Aktyubinsk kenti yakınlarında yüksek kalitede fosfat yatakları, Djetygar’da asbest ve cumhuriyetin bir çok yerinde sodyum tuzları, potasyum, mağnezyum yatakları bulunmaktadır.

Kazakistan altın ve gümüş gibi değerli madenler kadar büyük miktarlarda nikel, kalay, tungsten, molibden, tataalum gibi demir dışı madenlere sahiptir.

Genel çerçeve itibariyle Kazakistan madencilik sektörü Türkiye açısından işbirliğine yönelik büyük bir potansiyele sahiptir. Özellikle de krom, bakır, çinko ve bor metalleri ile ilgili olarak işbirliğine yönelik girişimlerde bulunulması her iki ülke içinde ekonomik çıkarları açısından yararlı olacaktır.


ENERJİ

Kazakistan, Sovyetler Birliği’nin önemli yakıt ve elektrik üretim merkezlerinden biri konumunda idi. Ülkede başlıca enerji kaynakları kömür, doğal gaz ve petroldür. Ülke petrol ve doğal gaz açısından 1993 yılında dünyada 23. sıradadır.

Son yıllarda Kazakistan’ın elektrik arzı artmış olmakla birlikte, halen yıllık elektrik talebinin yüzde 20’sini ithal etmektedir. Ülkede 1996 yılı içerisinde çok ciddi elektrik sıkıntısı yaşanmıştır. 1995 yılına göre yüzde 8.9 oranında azalan elektrik üretimi sanayi üretiminin toplam yüzde 9.9 düşmesine sebep olmuştur.

Enerji fiyatlarının ucuz olması ve yanlış enerji politikaları sebebiyle, ülke, Sovyetler Birliği rejiminde yer alan cumhuriyetler içerisinde üçüncü büyük elektrik tüketicisi konumundadır.

Dünya Bankası, Teknik Yardım Programı çerçevesinde, geçiş döneminin yaşandığı ülkede enerji fiyat politikalarının geliştirilmesine katkıda bulunmaktadır.


PETROL

SSCB de petrol üretim kapasitesi bakımından ikinci sırada olan Kazakistan’ın 160 bölgesinde toplam 2.1 milyar ton petrol rezervi bulunmaktadır. Hazar Denizi’ndeki yataklarla birlikte bu rakam 4.5 milyar tona ulaşmaktadır.

1993 yılı itibariyle, petrol üretimi 23 milyon tondur. Kazakistan, yüzyılın sonu itibariyle, petrol üretimini bir misli artırmayı, 2010 yılına kadar da yılda 100 milyon ton üretmeyi hedeflemektedir. Halen üretim ve ihracat, boru hattı sıkıntısı sebebiyle sınırlı miktarda kalmaktadır. Kazakistan 1995 yılında ürettiği 20.63 milyon ton petrolün 10.6 milyon tonunu ihraç etmiştir.

Planlı dönemde Sovyetler Birliği’nin batı Sibirya’daki kolay bulunur rezervler üzerine yoğunlaşması sebebiyle, ülkede çok geniş petrol rezervleri dokunulmadan kalmıştır.

Kazakistan Cumhuriyeti petrol sanayini modernize etmek için büyük ve pahalı bir planı yürürlüğe koymuştur. Bu çerçevede, ülkenin acilen yabancı sermayeye ve tecrübeye ihtiyacı vardır. Bunun yanısıra, dağıtım ve rafineri alt yapılarının da incelenmesi gerekmektedir. Kazakistan hükümeti jeolojik-sismik keşif çalışmaları yapmak üzere ortak işbirliğine girmek istemektedir.


DOĞAL GAZ

Doğal gaz üretimi 1993 yılı itibariyle 6.7 milyar metreküptür. Kazakistan’da 1.7 trilyon metreküp doğal gaz rezervi bulunmakta olup, bu miktarın Hazar Denizi’ndeki yataklarla birlikte 5.9 trilyon metre küp-e ulaşacağı tahmin edilmektedir.

Bu alanda en önemli kuruluşlar, Mangishlakneft, Embaneft, Aktubinskneft, Tengizneftegaz, Petrol ve Gaz Üretim İdaresi Karashanbas-termneft ve Kazak Gaz İşbirliği Kurumudur.

Planlı dönemde Sovyetler Birliği’nin Batı Sibirya’daki kolay bulunur rezervler üzerine yoğunlaşması sebebiyle, ülkede çok geniş doğal gaz rezervleri dokunulmadan kalmıştır.

Ülke yabancı sermaye ve yatırımı en iyi şekilde harekete geçirmeyi planlayan yenilikçi bir idareye sahiptir. Teknolojik olarak az gelişmiş ülkede, yabancı yatırımların getireceği paraya ihtiyaç vardır.


KÖMÜR

Ülke Sovyetler Birliği’nin üçüncü büyük kömür havzasına sahiptir. Kazakistan 1993 yılında 111.9 milyon ton kömür üretmiştir. Sovyetler Birliği rejiminde kömür üretiminin yüzde 20’si Kazakistan tarafından karşılanmaktaydı.

Karganda bölgesinde çok zengin kömür kaynakları bulunmakta ve toplam rezervin 50 milyar ton civarında olduğu tahmin edilmektedir. Bu bölgeden çıkarılan kok kömürü metalurji sanayinin ve bazı elektrik santrallerinin yakıt ihtiyacını karşılamakta kullanılmaktadır.

Toplam elektrik enerjisinin yüzde 65’i Ekibastuz bölgesi kömürü kullanılarak üretilmektedir. Bu alanda enerji fabrikalarının oluşturduğu büyük bir enerji kompleksi mevcuttur.

Kazakistan’ın bütün bölgelerinde bol miktarda linyit kömürüne rastlanır. Bunların arasında Kustanay ve Turgay bölgeleri arasındaki Turgay Kömür yatakları en büyük olanlarıdır. Altı milyar tonluk rezervin 5.6 milyarı açık çıkarıma elverişlidir.


SANAYİ

Kazakistan sanayi yapısı Sovyet ekonomisinin ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik merkezi planlama sisteminin ekonomik ve politik sonuçlarını yansıtmaktadır. Ülke sanayi sektöründe, imalat, madencilik ve enerji en önemli sektörleri oluştururken, demir dışı ve demir metalurjisi, kimya ve petrokimya, makine inşaa ve inşaat malzemeleri ile hafif sanayi önemli alt sektörler olarak dikkat çekmektedir.

Minerale dayalı endüstrinin gelişmesi, ülkenin bu alanda karşılaştırmalı üstünlüğe sahip olmasıyla değil, Sovyetler Birliği sisteminin kalkınma hedefleri paralelinde olmuştur. Bu sebeple, ülkenin sanayi yapısında aşağıda sıralanan tezatlar ortaya çıkmaktadır.

Ülkenin petrol kaynakları açısından son derece zengin olmasına ve biri batıda, ikisi doğuda olmak üzere üç petrol rafinerisi olmasına rağmen, ülkeyi boydan boya geçen bir boru hattı olmadığı için, batıdaki petrol kaynaklarından elde edilen petrol doğudaki rafinerilere ulaştırılmaktadır. Bu nedenle doğudaki rafineriler kuzey-güney Sovyet boru hattı ile ithal edilen ham petrol ile desteklenirken, batıdaki ham petrolün üretim fazlası Rusya’ya ihraç edilmektedir.

Demir tozları ülkede rafine edilerek demir konsantresi haline getirilmesine rağmen, çelik üretim için Rusya’ya gönderilmektedir.

Ülke boksit açısından zengin olmasına rağmen, ülke nitrojenli gübre ithal etmektedir.

Elektronik sanayi alanında gelişmiş olmamasına ve elektronik aletlerinin çoğunu ithal etmesine rağmen, büyük bir teyp ihracatçısıdır.

Çamaşır makineleri ve elektrikli ütüler bölgesel olarak üretilmesine rağmen, bütün diğer ev aletlerini ithal etmektedir.

Çocuk bisikleti üretiminde önemli bir yere sahipken , yetişkinler için bisiklet ve motorsiklet üretecek tesislere sahip değildir.

En büyük traktör üreticisi ve ihracatçısı olmasına rağmen, biçer döver konusunda diğer cumhuriyetlere bağlıdır.

Dokuma, giyim ve deri alanındaki toplam çıktının yüzde 75’i Kazlekprom tarafından izin verilen teşebbüslerce üretilmektedir. Geri kalan yüzde 25’lik kısım ise küçük ve orta ölçekli girişimciler tarafından gerçekleştirilmektedir.

Toplam sanayi üretiminin yüzde 15.9’unu karşılayan metal ve makine sanayi bu alanında 153 girişim faaliyet göstermektedir.

Kimya sanayinde başlıca faaliyet kollarını petrol rafinasyonu, motor petrolu, dizel benzin, uçak benzini ve zift üretimi olan 30’dan fazla teşebbüs vardır.

Taş ve toprağa dayalı sanayi 16 farklı branştan oluşmakta ve toplam sanayi çıktısının yüzde 5.9’unu kapsamaktadır.

1995 yılına göre yüzde 8.9 oranında azalan elektrik üretimi sanayi üretiminin toplam yüzde 9.9 oranında düşmesine sebep olmuştur.

Buna mukabil 1996 yılında Kazakistan’da sanayi işletmelerinin ürettiği ürünlerin değeri 721.9 milyar tenge olarak geçen yılki tutarı yüzde 0.3 oranında geçmiştir.


ULAŞTIRMA

Kazakistan geniş alana yayılmış, nüfusu ve zengin doğal kaynaklarıyla çok büyük bir ülkedir. Ekonominin işlemesinde ulaştırma büyük önem taşımaktadır. 1991’de yük taşımacılığının yüzde 90’ı demiryolu ile yapılırken, yolcu taşımacılığının yüzde 50’si kara, yüzde 30’u demir ve yüzde 20’si hava yoluyla yapılmaktadır.

1992 yılından itibaren, tüm ulaştırma faaliyetleri iki bakanlığa bağlanmıştır. Ulaştırma Bakanlığı; demiryolları, kara taşımacılığı ve havayollarının işletilmesi faaliyetlerini yürütmektedir.

Bayındırlık ve Ulaştırma Altyapı Bakanlığı ise otoyollar, limanlar ve havaalanlarının inşaası, bakım ve onarımıyla ilgilenmektedir.

Eski Sovyetler devletleri arasında Kazakistan demiryolları, 13.600 km ile Rusya ve Ukrayna’dan sonra 3. sırada yer almaktadır. Bu yolun 5.500 km’si çift hatlı, 4.000 km’si ise elektriklidir. Ülkenin demiryolu filosu 3280 lokomotif ve 2685 yolcu vagonuna sahiptir.

Demiryolları, eskiden Rusya tarafından temin edilen, yedek parça ve malzeme konularında ciddi bir sıkıntı çekmektedir. Demiryolu ağının 1/3’ü tamamen bakımdan geçirilmesi gerekmektedir.

Kazakistan’da 1991 yılında 25.500 yolcu otobüsü çalışmaktaydı. Otobüs hizmetleri, yerel otobüs ücretlerinin ve otobüs işletme faaliyetlerinin idare tarafından sürekli sübvanse edilmesi nedeniyle geri kalmıştır.

Karayolu altyapısı elverişlidir. Fakat bakım ve onarıma ihtiyaç vardır. İnşaat ve bakım faaliyetleri Bayındırlık ve Ulaştırma Alt yapı Bakanlığı’na bağlı 70 farklı inşaat firması ve fabrikası tarafından gerçekleştirilmektedir. Kazakistan havayolları, Aeroflot filosundan 100 uçağın katılımıyla kurulmuştur.
 

BANKACILIK

Kazakistan bankacılık alanında Avrupa Topluluğu bankacılık düzenlemeleri standartlarına geçme aşamasındadır. Bunun yanısıra Merkez Bankası ve ticari bankalarla ilgili düzenlemeler de devam etmektedir.

Kazakistan’da toplam 155 banka mevcuttur. 49 özel, 96 ticaret, 10 kooperatif bankası bulunmaktadır. Ticari bankadan oluşan iki kademeli bir bankacılık sistemi 1991 yılında kurulmuştur.

Kazakistan’daki bankalar üç katagori altında sınıflandırılabilirler.

1.Tamamıyla devlete ait bankalar

2.Ticaret Bankası (Hükümetle ortak sermaye yatırımları yapar)

3.Tamamıyla özel bankalar

Kazakistan’daki Bankacılık Sistemindeki Gelişmeler

Kazakistan’da Türk ortaklı banka olan Kazkommerts-Ziraat İnternational Bank Almatı’da faaliyet göstermektedir.Kuruluş sermayesi 1.000.000 USD olup sermaye dağılımı Ziraat Bankası (yüzde 35), Başak Sigorta(yüzde 5),Kazkommertsbank(yüzde 35), Kazakhstan Commerce Foreign T.Co. (yüzde 15) şeklindedir.

Emlak Bankası’nın yüzde 41 ve Emlak Bankası Çalışanları Yardımlaşma ve Dayanışma Sandığı(yüzde 6) hissesine sahip olduğu Türkiye-Kazakistan İnt. Bank 1 milyon USD sermaye ile kurulmuş olup diğer ortakları Kazakistan tarafına aittir.

1997 yılı içerisinde sermayenin yüzde 74’ü Okan Holding’e ait bir banka daha kurulmuştur. Kuruluş sermayesi 1.5 milyon dolar olan ban-kanın adı International Bank Almatı (IBA)’dır. Banka hisselerinin geri kalan yüzde 26’sı ise Kazakistanlı özel girişimcilere aittir. Almatı Bank Kazakistan’ın yeni başkenti olan Akmola şehrinde ikinci şubesini de hizmete açmıştır.

Şehir İçi ve Şehirler Arası Ulaşım

Kazakistan'da gelişkin bir karayolu ağının olmaması ve yüz ölçümünün büyüklüğü nedeniyle ülke içinde ulaşım genellikle havayolu ile yapılmaktadır. Bu nedenle Kazakistan’da her kentte bir havaalanı bulunmaktadır. Her havaalanı bulunduğu kentin ismini almıştır.

Türk Hava Yolları’nın kullanabileceği alanlar Akmola, Almatı, Çimkent ve Karaganda havaalanlarıdır. Almatı havaalanı yer hizmetleri işletmeciliği Avrupalı bir firma tarafında yapılmaktadır. Dolayısıyla başkent havaalanında Batı standartlarında bir hizmet verilmektedir.

Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Zulmün topu var, güllesi, kal'ası varsa,
Hakkın da bükülmez kolu, dönmez yüzü vardır.
Göz yumma güneşten, ne kadar nuru kararsa,
Sönmez edebî her gecenin gündüzü vardır.
nihal
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 188



« Yanıtla #3 : 21 Ekim 2009, 20:33:00 »

KIRGIZİSTAN


Yüz ölçümü (km2): 198.500

Başkenti: Bişkek (602.000)

Başlıca Şehirleri: Oş, Karakol, Celal-Abad, Tokmok, Kara-Balta

Komşuları: Kuzeyde Kazakistan, güneydoğu ve doğusunda Çin Halk Cumhuriyeti, batısında Özbekistan ve güneybatısında Tacikistan’dır.

Önemli Gölleri: Ülkede 3000’e yakın göl vardır, bunlardan en önemlisi ve aynı zamanda dünyanın ikinci büyük krater gölü olan Issık Gölü’dür.

Önemli Nehirleri: Narın, Tar, Kurşab, Talas, Alay, Çuy ve Kızılsu.

İklimi: Karasal iklim.

Tarımsal Ürünleri: Pamuk, yün, ipek, sebze ve meyve, saman ve kenevir.

Sanayi Dalları: Tekstil, gıda, maden ve metalurji end. elektronik, demirdışı metaller, şeker, ipek ve koza işleme, tarım ve iş makineleri, konservecilik.

Nüfus (1994) : 5.000.000

Kadın Nüfusu(%) : 50.7

Erkek Nüfusu(%) : 49.3

Nüfus Dağılımı : % 66.3 Kırgız, %12.7 Özbek, %7 Rus, %2.4 Ukraynalı, %11.6 Diğer.


Kırgızlar, oldukça köklü bir Türk boyudur. Çin, İran, Soğd, Doğu Türkistan gibi memleketler üzerinde etkili olmuşlar ve Hokant Hanlığı vasıtasıyla Osmanlı Devleti ile ilişkiler kurmuşlardır. Çin kaynaklarında adları Hakas veya Keges olarak geçmektedir. Ruslar ise bir müddet Kazaklar'a da Kırgız demişlerdir. Kırgız adının Kırk Oğuz sözünden Kırkız'a dönüştüğü ve "öldürülemez, baş eğdirilemez" anlamlarına geldiği yolunda görüşler vardır.

Kırgızlar'ın ana yurdu Kırgızistan, 1876'da resmen Rusya'nın idaresine girer. Ancak diğer Türk boylan gibi Kırgızlar da zaman zaman Rusya'ya karşı isyan etmişlerdir. Son büyük isyanlardan biri olan 1916 isyanında Kırgızlar'ın bir kısmı Doğu Türkistan'a göç etmek zorunda kalır. 20. yüzyılın başında verilen hürriyet mücadelesinin sonunda 1918'de ilân edilen Türkistan özerk vilayetinin bir parçası olarak kurulan Kırgızistan, Bolşevik kuvvetlerinin Türkistan'ı işgal etmesiyle, diğer Türkistan cumhuriyetleri ile birlikte Rusya Federasyonu'na bağlanır. Ardından 1925'te özerk vilayet, 1926'da özerk cumhuriyet, 5 Aralık 1936'da Sovyetler Birliği cumhuriyeti olur. 70 yıllık Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonra diğer Türk cumhuriyetleri ile birlikte 31 Ağustos 1991'de bağımsızlığına kavuşur.

 

EKONOMİK YAPI
 

 

HAYVANCILIK

343 solhoz ve 204 kolhoz bulunan Kırgızistan’da, hayvan yetiştiriciliği büyük bir önem taşımaktadır. 8 milyon hektar doğal mera alanı ülkede, meralar daha çok yaylalarda ve alçak dağ yamaçlarında bulunmaktadır.

1990-91yılları arasında tarım ve hayvancılık gelirinin yüzde 66’sını hayvancılık oluşturmaktadır. Ülkede 10.5 milyon koyun ve keçi, 1.1 milyon büyükbaş hayvan ve 0.4 milyon domuz vardır. Bunların yanısıra soylu at, tavşan ve kümes hayvanları yetiştirilmektedir.

Hayvancılık alanında et, süt ve mamullerinin yanısıra yapağı da elde edilmektedir. Bu konuda ülke, eski Sovyetler Birliği ülkeleri arasında üçüncü sırada yer almaktadır.

Sovyetler Birliği’nin üretim stratejisine paralel olarak, koyun eti, sığır eti, süt ve yün üretimi 1989 yılına kadar artmıştır. Fakat, 1990’lı yıllarda üretimde düşüşler görülmüştür.

Avcılık, ülkenin iç kısımlarında geniş çapta yapılmakta olup, kürkçülük gelişmiş durumdadır. Ülkenin her yerinde geniş yayla meraları bulunduğu için, arıcılık bir hayli gelişmiştir ve yüksek kalitede bal üretilmektedir. Uygun bir ortam oluşturulan akarsularda ve göllerde de balıkçılık yaygın şekilde yapılmaktadır.
 

ENERJİ

Enerjisinin büyük kısmını ithalatla karşılayan Kırgızistan’ın enerji tüketimi, sanayi yapısına ve kişi başına düşen gelire oranla bir hayli yüksektir. Enerji tüketiminin yarıdan fazlası petrol ve doğal gazdan oluşmaktadır. Kişi başına düşen enerji tüketimi yaklaşık 0.175 TEP’dir. Hidroelektrik enerjinin tamamı, kömürün ise büyük bir kısmı yurt içinden temin edilirken, petrol ve doğal gaz ihtiyacının önemli bir bölümü ithalatla karşılanmaktadır.

Hidroelektrik enerji, Kırgızistan’ın en önemli enerji kaynağıdır. Hidroelektrik enerji üretiminin en yüksek seviyesine, nispeten daha az enerji ihtiyacı duyulan yaz aylarında ulaşılmaktadır.

Enerji üretim seviyesinin, reform hareketlerinden önceki seviyeye, ancak önümüzdeki on yılın sonunda gelebileceği, aynı paralelde enerji fiyatlarındaki relatif yükselme eğiliminin de, ithal enerji fiyatları uluslararası seviyeye ulaşıncaya kadar devam edeceği tahmin edilmektedir.

1996 yılında Kırgızistan’daki elektrik enerjisi üretimi yüzde 11.4 oranında artmıştır.

Kırgız Hükümeti, kalkınma planlarına, 2010 yılında bitmek üzere 6800 MW’lık bir hidroelektrik santrali yapımı işinin dahil edilmesini teklif etmektedir. Planlar 2010 yılında faaliyete geçmek üzere, yeni bir tesisin yapılmasını öngörmektedir. Bu kapsama Kulanak, Kokomera, Yukarı Narın, Kambarata ve Aşağı Narın’de bir seri hidroelektrik santralinin yapılması da dahil edilmiştir.
 

PETROL VE DOĞAL GAZ

Kırgızistan’ın petrol ve gaz yatakları Fergana vadisinin kuzeydoğu kesiminde yer almaktadır. Bu yataklar petrol ve gaz oluşabilecek şekilde tabakalıdırlar. Bunlar; petrol (Chyghysh Izbackent), gaz (Kızıl-Alma ve Suzak) ve gaz buharı (Tunduk Kracakum)’dır.

Jeolojik ve jeofizik verilere ve ayrıca jeodinamik analizlere dayanarak oluşturulan modele göre, bilim adamları Chyghysh-Chu, Aksay, Narin ve diğer dağlık çöküntülerde önemli miktarlarda hidrokarbon hammadde yataklarının olabileceğini tahmin etmektedirler.

1994 yılında dağlık çöküntülerde petrol ve gaz aranmasına yönelik jeolojik çalışmalar hız kazanmıştır. Doğu Çuy, doğu Issık-Kul ve Aksay dağlık çöküntülerinde geniş petrol ve gaz rezervleri bulunduğu tahmin edilmektedir.

Hükümet, 1994 yılından başlayarak; güneş, rüzgar, jeotermal ve mini hidroelektrik santralleri gibi konvansiyonel olmayan enerji kaynaklarından üretim sağlamayı öngören bir politikayı uygulamaya koymuştur. Yerleşim bölgelerinde güneş enerjisi kullanımı, jeotermal enerji üretimi, rüzgardan elektrik üretimi ve küçük hidroelektrik santraller bu politikanın en önemli öğeleridir.
 

MADENCİLİK

Kırgız Cumhuriyeti’ne ait madenler ulusal mülkiyettir ve alım satım taahhüt altında değildir. Madenler, alıcılara kullanılmak üzere verilir. Karşılığı ise, yatağın endüstriyel olarak işletilmesi sırasındaki ekonomik değeri esasa alınarak, taksitler halinde tahsil edilir.

Kırgız Cumhuriyeti Hükümeti madenlerin idaresine yönelik fonksiyonlarını (madenlerin korunması ve kullanılması ile ilgili olan) devlet adına Kırgız Devleti Jeoloji Komitesi (KSCG)’ne devretmiştir.

Ülkenin dünyada eşine ender rastlanır bir jeolojik konumu vardır. Kırgızistan, Ural Moğolistan ve Alp-Himalaya gibi yeryüzünün iki büyük kıvrım kuşağının sınırında yer almaktadır.

Kırgızistan topraklarında 115 çeşit mineral yatağı ve zuhuru ortaya çıkarılmıştır. Devletin hammadde kaynak stoklarında 1000’den fazla endüstriyel yatak ve cevher zuhurları olmakla birlikte, 17000’den fazla doğal mineral hammadde ocağı mevcuttur.

Günümüzde devletin 250’den fazla maden araması yapılmış ocağı bulunmaktadır. Kömür, petrol, gaz, demir dışı ve nadir metaller (bakır-kurşun-çinko-antimuan-kalay-volfram v.b.), altın, nadir toprak ve radyoaktif elementler, çeşitli tipte yapı malzemeleri, kimyasal ve cevher içeren kayaçlar, diğer hammaddeler, yarı değerli taşlar, yeraltı tatlı ve sıcak mineralli su kaynakları mevcuttur.

Kırgızistan’da Kumtor, Jerur, Makmar, Taldibulak, Levoberezni’de ve Akyüz-Bordu cevher bölgelerinde küçük ve orta ölçekli altın kaynakları mevcuttur.

Ülkede madencilikle ilgili çalışan yabancı yatırımcılar ve yerel madenci müteşebbislerin yardımları ile altın yataklarının hızlanan endüstriyel gelişimi, ülkede üretilen altın miktarının artmasında etkili olacaktır.

Kırgızistan’da Kumtor altın madeninin tam kapasiteyle çalışmaya başlamasıyla ülkenin toplam iç üretiminin yaklaşık yüzde 5 artabileceği belirtilmektedir.

Büyük altın yatakları, altın-bakır, altın-kobalt, altın-antimuan, altın-polimetal vb gibi bileşik cevher yataklarında yoğunlaşmıştır.

Gelecek 3-4 yıl içinde yürütülecek jeolojik araştırmalarla keşfedilecek altın yatakları için bazı verilerin olması ve ayrıca ülkede 1.5-2 ile 15-20 tonluk tahmini rezervi bulunan bazı altın yatak ve zuhurları anahtar bir rol oynamaktadır.

Kırgızistan’da önemli miktarlarda demirli metal, demir ve Titan-yum yatakları bulunmuştur. Ancak bunlar henüz işletilmiş değildir. Endüstriyel olarak işletilmek için en ümit verici olanı demir yataklarıdır.

Alüminyum, bakır, bizmut, kalay, volfram, civa ve antimuan yatakları, demir dışı ve nadir metallerin hammadde tabanını teşkil eder. yüzde 20-22 alüminyum oksit içeren Sandık ve Zardanek yataklarındaki nefelinli siyenitler, alüminyum üretimi için kullanılabilirler. Bu yatakların rezervleri önemli miktarlara ulaşmaktadır.

Kırgızistan eski Sovyetler Birliği’nde başlıca civa üreten devletti. Haydarkan civa işletmesi, incelenmesi tamamlanmış olan Haydarkan, Çauvi, Novoe ve Çonkoi yataklarından çıkarılan cevheri kullanmaktadır. Toplam civa rezervi 45000 tondur.

Ülkede, yüksek şifa özelliklerine sahip bol miktarda termal ve maden suyu kaynakları mevcuttur. Bu sulardan, bir çok sağlık merkezi ve otellerin (Calal-Abad, Jety-Oğuz, Işık-Ata ve Teploklyuchenlea gibi) bulunduğu Issık ve Celal-Abad bölgelerinde etkin şekilde faydalanılmaktadır. Arashan, Kara-Şoro, Aksu ve Frunze’deki maden suları şişelenip satılmaktadır.

Antimon Kırgızistan’da geleneksel bir mineraldir. Bağımsız devletler Topluluğu’ndaki yegane antimon işletmesi Kırgızistan’dadır.

Kalay ve kalay-volfram mineralizasyon birimlerine Sarıcaz cevher bölgesinde rastlanmaktadır.

Kırgızistan’da madencilik ve metalurji işletmesi nadir toprak element cevherini Kutesai yatağından almaktadır. Açık işletme yönetimi ile elde edilen cevherin yıllık üretimi 250000 ton civarındadır.
 

SANAYİ

Kırgız Cumhuriyeti’nin ekonomisinde tarımdan sonraki ikinci büyük sektör sanayi sektörüdür. Ancak, tarım ve yeraltı kaynaklarının işlenmesine yönelik bir takım sanayiler kurulmuş ve gelişme göstermiştir. Özellikle gıda sektöründe önemli gelişmeler gözlenmiştir. Kırgızistan’da gıda sanayi ve konservecilik alanında Bağımsız Devletler Topluluğu ülkeleri arasında dördüncü durumdadır.

Ekonominin oluşturduğu zor koşullar, doğal olarak sanayi sektörünü de olumsuz etkilemiştir. Finansman yetersizliği, hammadde ve malzeme sıkıntıları ve eski teknoloji sorunları ile karşı karşıya olan Kırgızistan’ın sanayi üretiminde, geçmiş yıllarla kıyaslandığında sürekli bir düşüş gözlenir.

Kırgızistan’ın yamaçları ormanlarla kaplıdır, bu da yüzölçümünün yüzde 3.7’si civarındadır. Ülkenin 600.000 hektarlık tarım arazisinde ceviz ağacı ekili olup, ağaçların kerestesinden de yararlanılmaktadır.

Kırgızistan’da hafif sanayi kesimi ekonomide büyük yere sahiptir. Ülkede bu alanda faaliyet gösteren 125 kuruluş vardır. Tekstil sektöründe çok sayıda fabrika ve birlik (holding) vardır. Üretimin bir bölümü ihraç edilmektedir. Örneğin saf yünden iplik veya ipliklik yün gibi.

Elektrik makinelerini, Elektrik Makinaları Kurumu üretmektedir. Kurumun 11 fabrikası vardır. İnşaat malzemeleri (kiremit, tuğla, boya, sıhhi tesisat) üretim tesislerine büyük ihtiyaç duyulmaktadır. Ekmek ve unlu mamuller sanayii ise gelişme göstermektedir.

Toplam sanayii üreti içinde, hafif sanayi, gıda sanayi ve makine üretim sanayi üretimi yaklaşık yüzde 80’e ulaşmaktadır. Gıda sanayi ve hafif sanayi üretimi bu oranın yüzde 60’ını bulmaktadır. Bu da sanayi kesiminin henüz tüketim malları ağırlıklı bir yapı arz ettiğini göstermektedir.

Kırgızistan’da sanayinin en büyük sorunu Rusya’ya bağımlı olmayı gerektiren koşullardır. Çünkü mevcut sanayinin idamesi için (yedek parça v.s. açısından) Rusya’ya bağımlılık söz konusudur. Aksi halde üretimin durması tehlikesi ile karşı karşıya kalınılabilir. Sanayi girdilerinin diğer ülkelerden sağlanması ekonomik güçlükler meydana getirmektedir.

Uygulanmaya çalışılan özelleştirme politikası sonucunda istihdam problemleri ortaya çıkmaktadır. Ayrıca üretim teknolojisi bakımından da çağın çok gerisinde kalınmıştır. Tüm bu olumsuzlukları doğal sonucu olarak da sınai üretim azalma göstermiştir.

1996 yılı için toplam sanayi üretimi, bir sonraki yıla göre yüzde 10.8 oranında artarak değeri 9.9 milyar som olmuştur. 1997’nin ilk ayında geçen yılın aynı dönemine göre sanayi üretiminde yüzde 28.8 oranında bir artış gerçekleşmiştir.

Kırgızistan’da 1996 yılında yatırım miktarı geçen yıla göre yüzde 18 artarak 4.2 milyar som olmuştur. Üretim amaçlı olmayan yatırımların toplam yatırım miktarı içindeki payı sadece yüzde 9.4 idi. Üretime yönelik yatırımların yüzde 61’i demir dışı metalürji sektörüne, yüzde 16’sı elektrik sektörüne yapılmıştır.
 

ULAŞIM

Kırgızistan’daki mevcut ulaşım sistemi yeterli değildir. Tüm alt sektörler itibarı ile geliştirilmesi gerekmektedir.

Kırgızistan’da taşımacılığın belkemiği karayolu ağıdır. Şehir içi ve şehirlerarası yolların uzunluğu 23000 km’dir. Yolcu taşımacılığının yüzde 87’si, yük taşımacılığının ise yüzde 94’ü, karayolu ile yapılmaktadır. Karayolu ağı, ülke ekonomisi ihtiyaçlarını karşılamak açısından yetersiz kalmaktadır.

Kırgızistan ekonomisi taşımacılık ağırlıklıdır. Karayolu trafiği çok yoğun olmamakla beraber, günde 15000 taşıtın geçtiği yollar olduğu gibi 10000 aracın geçtiği tali yollar da vardır.

Ulaştırma sektöründe, özelleştirme potansiyeli oldukça yüksek olup, öncelik, karayolu taşımacılığına ve yol inşaasına verilmektedir.

Ekonomi yeniden yapılandıkça ve enerji fiyatları yükselmeye devam ettikçe, taşımacılığa talebin azalacağı tahmin edilmektedir.

Demiryolu ulaşımı açısından çok yetersiz bir durumda olan Kırgızistan’da sadece 340 km’lik demiryolu, Kazakistan üzerinden Rusya’-ya devam etmektedir.

Kırgızistan’da havayolu yolcu taşımacılığında önemli bir gelişme mevcuttur. Ülke genelinde Bişkek ve Oş’ta iki büyük havaalanı ve çok miktarda mahalli havaalanları bulunmaktadır.
 

TURİZM

Kırgız Cumhuriyeti Devleti Başkanı Askar Akayev ülkenin bağımsızlığına kavuşmasından sonra yaptığı bir açıklamayla, turizmin ülkenin ekonomisine en önemli katkıyı yapacak öncelikli sektörlerden birisi olduğunu belirterek, turizm sektörüyle ilgili olarak siyasi iradeyi vurgulamıştır.

Gerçekten de ülkenin karşılaştırmalı üstünlükleri arasında yer alan turizm sektöründe dağcılık, tatil, kültür ve sağlık turizmi başlıca faaliyetler arasında gelmektedir. Bugüne kadar mevcut potansiyelin küçük bir kısmı kullanılmış olan Kırgızistan’da doğasının kirlenmemiş olması, özgün kültürel özelliklerini halen koruyor olması ve halkının misafirperverliği ülkeyi uluslararası düzeyde önemli kılmaktadır.

Issık Göl sahilinde yer alan çok sayıdaki dinlenme ve sağlık tesisleri Kırgızistan’ı bağımsızlığını kazandığı 1991 yılına kadar Sovyetler Birliği’nin başlıca tatil turizmi merkezlerinden birisi yapmıştır. Bu zamana kadar özellikle Orta Asya ve Sibirya bölgesinden gelen yaklaşık 600.000 turist Kırgızistan’da 289 konaklama tesisinde tatil yapmaktaydı.

Bunun yanısıra, yüzde 85’ini Doğu Bloku ülkelerinden gelen turistlerin oluşturduğu yaklaşık 10.000 (geri kalanı Batı Avrupa Ülkelerinden) dolaylarındaki turist ise özellikle dağcılık ve sağlık turizmine ilgi göstermekteydi..

Kıgızistan bağımsızlığını kazandıktan sonra turizm hareketinde büyük değişmeler gözlenmiştir. En önemlisi, Sovyetler Birliği ülkelerinden yaz tatili amacıyla, gençlik ve izci kamplarına gelen turist sayısında büyük azalmalar görülmüş, buna karşın iş amacıyla Batılı ve çevre ülkelerden dafa fazla turist gelmeye başlamıştır.

İlave olarak, Kırgızistan’dan da "bavul ticareti" amacıyla yurt dışına çıkan Kırgız vatandaşların sayısında bir artış görülmüştür..

Hiç kuşkusuz Kırgızistan dağcılık turizmi açısından dünyanın en başta gelen ülkelerinden biridir. Ülkenin büyük bir kısmı dağlarla kaplı olup, denizden ortalama yüksekliği 2750 metredir. Ülke dağlık alanların büyük bir kısmı Tanrı Dağları’ndan, bir kısmı ise Pamir Dağları’nda oluşmaktadır.

Kırgızistan’ın genel bitki örtüsü orman, makilikler, bozkır, step, çayır ve su bitkileri oluşturur. Ülke topraklarının yüzde 4.2’si orman, çayır ve maki topluluklarından oluşur. Bitki örtülerinde başlıca görülen tür ise çam, ceviz, şam fıstığı, huş ağacı, akağaç ve kavaktır. Güneybatı Tien-Shan’da bulunan ceviz ormanı özel bir öneme sahiptir.

Kırgızistan’da bulunan irili ufaklı 2.000 göl arasında Issık-Göl (sıcak göl) en önemlisidir. Issık-Göl 6.200 kilometrekarelik yüz ölçümüyle dünyanın 23. büyük gölüdür. Su seviyesi 1609 m. olup, 668 m. derinliğiyle dünyanın en derin göllerinden birisidir.

Kırgızistan’ın sağlık turizmi açısından da değerli termal kaynaklara sahiptir. Bunların başlıcalarını ise tedavi edici nitelikte çeşitli mineral su ve çamur kaynakları oluşturmaktadır. Bu potansiyeli değerlendirmek üzere, özellikle Issık-Göl çevresinde içerisinde sağlık personelinin de hizmet verdiği nitelikli tesisler yapılmıştır.

Son yıllarda giderek ilgi gören turizm türlerinden biri de trek-kingdir. Kırgızistan çok çeşitli trekking güzergahlarına sahiptir.

Kırgızistan’ın sahip olduğu büyüklü küçüklü 40.000 dere ve ırmağıyla rafting için çok iyi şartlar bulunmaktadır. Ülkenin en büyük iki ırmağı olan Çuy ve Narın ise boyutları itibarıyla bu spora daha uygundur.

Kırgızistan’ın kış sporları arasında mukayeseli olarak üstün olduğu faaliyetlerden birisi, kayakçıların helikopter tarafından kayak pistine götürülüp getirilmesiyle yapılan helikopter kayağıdır. Kırgızistan helikopter kayağı için Avrupa ve Japonya’dan turist çekebilme gücüne sahiptir.

Kırgızistan at sporları açısından da son derece iyi bir potansiyele sahiptir. Ülkede çok sayıda atın bulunması , doğasının at gezintileri için uygun olması, halkın atçılık üzerine büyük bir kültür ve geleneğe sahip olması, bu potansiyelin başlıca nedenleri arasında sayılabilir.

Kırgızistan’ın turizm potansiyeli arasında avcılık da önemli yer tutar. Ülkede 72 farklı bölgede 4.3 milyon hektarlık bir alanda sportif amaçlı avcılık ve balıkçılık yapılmaktadır.

Kırgızistan’ın çeşitli bölgelerinde M.Ö. 2.000-3.000 yıllarında yapılmış olduğu tahmin edilen, kaya üzerine figüratif resimlere rastlanmaktadır. Bu kaya resimleri genellikle çeşitli hayvanların avlanma sahneleri ile kullanılan arabaları ve dini törenleri tasvir etmektedir.

Kırgızistan’ın bir çok yerinde “Balbal” olarak adlandırılan ve Türk savaşçılarını canlandıran taş insan figürlerine rastlanmaktadır. M.Ö. 7. yy. ile M.S. 2. yy. arasında Kırgızistan topraklarında yaşamış olan İskitler tarafından yapılmış olan mezarlar ve bu mezarların oluşturduğu kabristanlar da Kırgızistan’ın önemli tarihi değerleri arasında bulunmaktadır. Bugün Çuy vadisinde, Sokuluk, Moskovski ve Kemin bölgelerinde rastlanan mezarların boyları 6 metreye kadar uzanmaktadır.

Bişkek’in 60 kilometre doğusunda ve Tokmak’ın 12 kilometre güneyinde yer alan Burana Minaresi ülkede görülmesi gerekli en önemli tarihi eserlerden biridir. 14.yy’da varlığını sürdürmüş olan ve 30 kilometrekarelik bir alan üzerine kurulu bulunan Balasagun şehrinden günümüze kadar kalan tek değer Burana Minaresi ve çevresinde bulunan bazı tarihi yapılardır.

Kırgızistan’da görülmeye değer tarihi eserlerden birisi de ülkenin Çin sınırında Ata Başı bölgesinin 78 kilometre batısında bulunan Taş-Rabat adlı yapıdır. Sağlam duran taş anlamına gelen Taş-Rabat Orta Asya’nın kesme taştan yapılmış tek binasıdır.

Uzgen minaresi de Burana minaresi gibi, Orta Asya’da görülen minarelerin tipik bir örneğidir. 17 metre uzunluğunda olan minare günü-müze kadar bozulmadan kalabilmiştir. Minare Uzgen şehrinin Karahanlılar’a başkent olduğu bir dönemde, 11.yy’da yapılmıştır.

Süleyman Tepesi, Oş şehrinin tam ortasında bulunması ve hemen göze çarpması nedeniyle en çok gezilen tarihi değerlerden biridir. Süleyman Tepesi’ndeki bir mağara içerisinde bulunan taş aletlerden ve duvar resimlerinden bölgenin tarihinin M.Ö. 4000-5000 yıllarına kadar gittiği tahmin edilmektedir.

Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Zulmün topu var, güllesi, kal'ası varsa,
Hakkın da bükülmez kolu, dönmez yüzü vardır.
Göz yumma güneşten, ne kadar nuru kararsa,
Sönmez edebî her gecenin gündüzü vardır.
nihal
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 188



« Yanıtla #4 : 21 Ekim 2009, 20:33:46 »

ÖZBEKİSTAN

Başkenti : Taşkent

Önemli Şehirleri : Semerkand, Buhara, Hive Hokand, Andican, Namangan, Karşı, Çizzak, Nevai, Urgenç ve Nukus.

Komşuları : Kuzeyde ve kuzeydoğusunda Kazakistan ve Kırgızistan, güneybatısında Türkmenistan, güney doğusunda Tacikistan ve güneyinde Afganistan’dır.

Dili : Özbek Türkçesi.

Para Birimi : Sum

Önemli Nehirleri : Surhanderya, Şerabad, Çirşik, Zerefşan, Koskaderya ve Sah nehirleridir

İklimi : Ülke genelinde kurak bir kara iklimi hakimdir.

Doğal Kaynakları :Petrol, doğal gaz, kömür, altın, bakır, gümüş, volfram, ve tugsten’dir

Temel Tarımsal Ürünleri :Buğday, pamuk, sebze, meyve ve ipektir

Temel Sanayi Ürünleri :Tarım ve tekstil makinaları, kimyasallar ve metalurjidir.

Yüz Ölçümü: 447,000 kilometrekare

Nüfus:  21.7 milyon, (1992)

Kent Nüfusu (%) : 50

Kırsal Kesim (%) : 50

Nüfus Yoğunluğu : 49 kişi/km2

Özbek (%): 68.7, Rus (%):, Kazak (%): 4.2, Tatar (%): 4.2, Tacik (%): 3.9, Rus (%): 10, Diğer (%): 1.9


Özbek adı, 14. yüzyılda yaşayan Altın Ordu Hanı Özbek’ten gelmektedir. Özbek Han’ın soyundan gelenler, Fergana Vadisi’ndeki Türkleri toparlayarak yeni bir devlet kurmuşlar ve bu devlete Özbek Devleti adını vermişlerdir. Türkler’in Özbekistan’daki varlığı 6. yüzyıla kadar uzanır. Ruslar ise bu bölgeye 18. yüzyılda girmeye başladılar. 1876’da Hokant Hanlığı’nın ilhakı ile Türkmenistan’ın tamamı Rus idaresine geçti. 1917’de Taşkent’te Sovyet idaresinin kurulmasının ardından Buhara ve Hive Hanı 1920’de tahttan indirildi. Ruslar’ın Türkistan’ı cumhuriyetlere bölme uygulamasıyla, 27 Ekim 1924’te Özbekistan SSC kuruldu. Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından 9 Eylül 1991’de Özbekistan bağımsızlığına kavuştu.

 

ÖZBEKİSTAN'IN EKONOMİK YAPISI
 

Özbekistan’da endüstriden ziyade zirai faaliyetler gelişmiştir. Zirai faaliyetlerin çoğunluğunu pamuk ve hububat teşkil etmektedir. Kurak kara iklimine sahip olan ülkenin kuzeybatısını baştanbaşa Büyük Kızıl Kum Çölü kaplamaktadır. Yıllık ortalama yağış miktarı 200 mm’dir. Doğuya gidildikçe yağışlar artmakta ve 500-600 mm’yi aşmaktadır. Yazları uzun, sıcak ve kuraktır.

Özbekistan dünyanın dördüncü büyük pamuk üreticisi olup, hem kollektif hem de devlet çiftliklerinde yetişen pamuk, tarımsal üretimin gayrisafi değerinin yakalaşık yüzde 40’ını oluşturmaktadır. Uluslararası Pamuk Danışma Komitesi’nin verilerine göre Özbekistan’da pamuk ipliği üretimi yılda 1.25 milyon ton, ve pamuk tüketim hacmi üretimin yüzde 14’ü ile 180 bin tondur.

Hemen hemen tüm işlenmiş arazilerin sulanmasıyla son yıllarda tarımsal üretim de hızla artmıştır. Halen 4.2 milyon hektar arazi 170.000 km’lik kanallarla sulanmaktadır. Sulanan arazi 4.2 milyon hektardır. Sulanan toprakların en önemli ürünü pamuk olup, toplam pamuk üretimi BDT üretiminin 2/3’ünü oluşturmaktadır. Diğer tarım ürünleri ise pirinç, buğday, badem, meyva, üzüm ve ipektir. Pirinç üretiminde ağırlıklı paya sahip olup, BDT’de üretilen pirinçin yaklaşık yarısı ülkede üretilmektedir.

Buğday ülkede üretilen başlıca ürün olmasına rağmen, tüketim ihtiyaçlarının sadece yüzde 25’ini karşılamaktadır. Tarım ürünleri rekoltesi 1993 yılında yüzde 103 olarak gerçekleşmiştir.

Özbekistan Makro ekonomi ve İstatistik Bakanlığı’nın açıklamalarına göre ülkede 1997 yılı tahıl üretimi, Temmuz ayının başına kadar, 2.71 milyon ton olarak gerçekleşmiştir. Geçen yıl aynı dönemde de yapılan hasat miktarı 2.29 milyon ton olarak gerçekleşmiştir.

Özbekistan’ın ekonomik yapısı tarım ağırlıklı olup nüfusun yüzde 30’u tarım sektöründe çalışmaktadır. Tarıma ayrılan arazi toplam arazinin yüzde 9’u olup daha çok, sulanan arazilerde tarım faaliyetleri yapılmaktadır.

İşlenmiş pamuğun büyük bir kısmı Moskova ile BDT’nin Avrupa kıtasında yeralan diğer sanayi şehirlerine gönderilmektedir. Ülkede yaygın pamuk ekimi ve zırai mücadele ilaçlarının kullanımına paralel olarak arazilerde kirlenme ortaya çıkmıştır.

Özbekistan tarımsal üretimin yapıldığı işletmeler 4 ana gruba ayrılmış olup, üretim Kolhozlar, Solhozlar, Meşhozlar (müesseseler arası hizmetleri gören kooperatif kuruluşları veya devlet kuruluşlarıdır.) ve ferdi işletmelerde (kolhoz üyelerine ait evin bahçesi niteliğinde ve iki dekarı geçmeyen aile işletmeleridir.) yapılmaktadır.

Ülkede toplam işletme sayısı 2111 olup, bu işletmelerde çalışan işçi sayısı 3.0 milyon civarındadır. Haziran 1994 itibari ile 4.235.9 bin hektar olan ekili arazinin 1.537.5’i hububat 1.576.9’u endüstri bitkilerine ayrılmıştır.

Son yıllarda, özelleştirme amacıyla, Özbekistan’daki devlet işletmelerinin (sovhozların) kolhozlara dönüştürülmesine başlanmış ve bunun sonucunda birçok kolhoz özelleştirilmiştir. Özbekistan’da malların girdi ve çıktı fiyatlarının serbestleştirilmesi büyük bir kurumsal değişmeyi gerektirmektedir. Değişmenin etkili olabilmesi için, devletin gerçekleştirdiği fonksiyonların özel kuruluşlar tarafından yürütülmesi ve faaliyetlerin yasal ve kurumsal değişikliklerle desteklenmesi gerekmektedir.

Bu reformlardan elde edilen kazançlar, pamuk üretimine çok fazla olan eğilimin ortadan kaldırılması ve dünya ekonomisi ile daha büyük bir bütünleşmeye kayılmasıyla artırabilir. Tarım ve tarım sanayiinde rekabet gücünün artırılması, tarımsal ürün pazarlanması, tarım pazarının geliştirilmesi, tarımsal destek hizmetleri ve tarımsal hastalık ve zararlılarla mücadele gibi konularda Türkiye ile Özbekistan arasında ortak çalışmalar yapılabilir.

Yem sanayii sektöründe Türk özel teşebbüsünün tesis kuma, muhafaza etme, ambalajlama ve işletme bakımından büyük deneyimi bulunmaktadır. Özbekistan’da bu sektörün geliştirilmesinde Türk müteşebbislerin deneyimlerinin önemli katkıları olabileceği düşünülmektedir.


ENERJİ

Ülke ekonomisinde hayvancılık da önemli bir yer tutmaktadır. Kazakistan ile birlikte BDT içinde sığır yetiştiriciliğinde önde gelen ülkelerden biridir. İpek böceği yetiştiriciliği de yaygın olup, BDT koza üretiminin yaklaşık olarak yarısı bu ülkede gerçekleşmektedir.

Özbekistan’da hayvancılık kolhoz, sovhoz ve ortak işletmelerin yanısıra ve önemli ölçüde halkın elindeki özel işletmelerde yapılmakta ve bunun sonucu olarak hayvansal ürünlerin büyük çoğunluğu halkın elindeki özel işletmelerden elde edilmektedir.

Özbekistan’da büyükbaş ve küçükbaş hayvan varlığı son yıllarda giderek artış göstermiştir. Buna karşılık kümes hayvanları varlığı ve do-muz varlığında azalma görülmüştür. Özbekistan’da 1994 yılı rakamlarıyla 503 bin ton et üretimi, 3.7 milyon ton süt üretimi, 1788 milyon adet yumurta üretimi gerçekleşmiştir.

Özbekistan’da, son yıllarda hayvansal ürünlerde verimlilik düzeyi, önemli sayılabilecek ölçüde gerileme göstermiştir. Bu gerilemede ülkenin içinde bulunduğu ekonomik sıkıntıların yanısıra, hayvancılığın giderek özel sektöre devredilmesi eğiliminin de etkisiyle kolhoz ve sovhozlarda verimliliğin düşmesinin önemli ölçüde payı bulunmaktadır.

Türkmenistan’da olduğu gibi Özbekistan’da da hayvan kesimleri et ve süt mamulleri üretimi ve pazarlaması hijyenik olmayan koşullarda gerçekleştirilmektedir. Et ürünleri kıyma, pirzola, biftek, bonfile gibi sınıflandırma yapılmadan satılmaktadır.

Et ve süt sanayiinde kullanılan makine, ekipman ve teknoloji çok eskidir. Çoğunlukla da Rus malıdır. Bu teknolojilerin yeni teknolojilerle, makine ve ekipmanla değiştirilmesi, halk sağlığı ve ülkenin dünyaya açılması bakımından zorunludur.


ENERJİ

Ülke zengin yeraltı kaynaklarına sahiptir. Başlıcaları; altın, alüminyum, doğalgaz, mermer, moliblen, tungsten, ve kömürdür. Kişi başına GSMH Yunanistan, İtalya, ve İspanya’ya kıyasla çok daha düşük olmasına rağmen kişi başına enerji tüketimi söz konusu ülkelerinkine çok yakındır. 1993’te 45 milyar metreküp doğal gaz üreterek Sovyetler Birli-ği’nin en büyük doğal gaz üreticisi durumuna gelmiştir. Doğal gaz toplam enerji miktarının yüzde 67’sini oluşturmaktadır.

Belirgin doğal gaz üretimine rağmen, Özbekistan son yıllarda, artan petrol ve kömür ithaliyle net bir enerji ithalatçısı haline gelmiştir. Yerli petrol ihtiyacının yüzde 75’ini, yani yılda yaklaşık 9 Milyon ton petrol ithal etmektedir. Bunun 5 milyon tonu, ham ve 4 milyon tonu da arıtılmış maddelerden oluşmaktadır. Önemli bir kısmı, Rusya Federasyonu’ndan olmak üzere tüm petrol ithalatı eski Sovyetler Birliği Cumhuriyeti’nden gelmektedir.

Petrol, ithal ürünlerinin fiyatı ocak-eylül 1992 döneminde yüzde 2000’in üzerinde artmıştır. Son zamanlarda 2 petrol kuyusu daha açılmıştır. Bunlardan ilki Türkmenistan sınırı yakınında Kokdumulak, ikincisi ise Fergane vadisinde Minbulak’dır. Özbekistan, uzun dönemde petrolde kendine yetebilme yada mutlak bir petrol ihracatçısı olabilme potansiyeline sahipti


MADENCİLİK

Özbekistan madencilik sektörü önemli bir potansiyele sahiptir. Dünyanın en kaliteli altını (%99.99) Özbekistan’da üretilmektedir. Yılda 60-70 ton altın üretimi ile dünyanın en büyük altın üreticisi arasında yer almaktadır. Ülkedeki 10 altın madeni ile eski SSCB’nin altın üretiminin üçte biri gerçekleştirilmekte ve yüzde 80’i ülkenin kuzeybatısındaki Navoi çölündeki madenlerden gelmektedir.

Bakır rezervleri yaklaşık 800 milyon ton olarak tahmin edilmektedir. Bu alanda en önemli tesis Almayk’tır. Taşkent’ten 50 km uzaklıktaki Almayk’da, yılda yaklaşık 23 milyon ton üretim yapılmaktadır. Arsenik üretimi de Amayk bakır tesislerinde gerçekleştirilmektedir.

Nuratau bölgesinde Gazgan mermeri çıkarılmaktadır. Ülkede büyük kaolin yatakları mevcuttur. Angren kömür yatağı eski SSCB’nin kaolin rezervelerinin yüzde 42’sine sahiptir. Burada yılda yaklaşık 7 milyon ton kaolin herhangi bir işleme tabi tutulmadan stoklanmaktadır.

Kızılkum Muruntau madeninde hafif metal ve altın işletmesi Uçkuduk altın uranyum projesi geliştirilmekte olup, proje yüzde100 devlet malı olacaktır. Uçkuduk projesi ile yıllık 5 milyon ton cevher çıkarılması hedeflenmektedir.

Kızılkum Murantau hafif metal ve altın işletmesi Uçkuduk altın uranyum projesi geliştirilmekte olup, proje yüzde100 devlet malı olacaktır. Uçkuduk projesi ile yıllık 5 milyon ton cevher çıkarılması hedeflenmektedir.

Madencilik sektörü reformu için özel madencilik yasasına ilaveten, yatırım kararnamesine ve yeni politika ve düzenlemelerin uygulanması için bir kurumsal çerçevenin oluşturulmasına gerek duyulmaktadır.


SANAYİ

Özbekistan’da 1996 yılında sanayii üretiminin değeri 441.1 milyar Sum olmuş ve 1995 yılı seviyesini yüzde 6 oranında aşmıştır.

Ülkenin başlıca sanayi dalları:

-Ağır sanayi

-Petro-kimya sanayi

-Metalurji sanayi

-Makina sanayi

-Kimya sanayi

-Orman ürünleri sanayi

-İnşaat malzemeleri sanayi

-Tekstil sanayi

-Hafif sanayi

Özbekistan sanayisinde Petro-Kiya, ağırlıklı bir yere sahiptir. Petro-Kimya sanayinin en önemli bir bölümü suni gübre üretimine dayanmaktadır. Ülke, yılda 1.5 milyon ton gübre üretimi ile bu alanda Cumhuriyetler arasında dördüncü sırada yer almaktadır.

Özbekistan kimya sanayi ise, pamuk üretimine bağlı olarak gelişmiştir. Kimya sanayi daha çok Fergana bölgesi, Navoi, Hokan, Na-mangan ve Andijan’da yoğunlaşmıştır. Çimento ülkelerinde ise, eski SSCB’de yüzde 4’lük paya sahiptir. Diğer sektörler arasında makine ve teçhizat üretimi de önem taşımaktadır. Özbekistan bu alanda Orta Asya’nın en gelişmiş sanayisine sahiptir.

Özbekistan’ın en önemli hafif sanayi ürünleri pamuklu ve ipekli kumaştır. Cumhuriyette çok sayıda makina halısı, meyve, sebze, balık, hayvan ürünleri ve havyar üretme ve işleme tesisleri de bulunmaktadır. Özellikle, Aral gölü kıyısında Muynak’ta havyar, kurutulmuş, tütsülenmiş ve tuzlanmış balık üretimi gelişmiştir. 4 milyon ton balık üretiminin yüzde 21’i özel sektörün elindedir.

Türkiye ile Özbekistan tarım ve tarıma dayalı sanayilerde ortak çalışma imkanı vardır. Özellikle tarıma girdi veren ve tarımdan girdi alan sanayilerden gıda, tekstil, tarımsal mekanizasyon olmak üzere bir çok alanda işbirliği imkanı bulunmaktadır.

Uçak sanayinin, otomobil sanayi, traktör, tarımsal makina üretimi, sulama teknikleri, elektrik ve elektronik sanayi, tekstil makinaları üretimi, deri ve konfeksiyon sektörlerinde mevcut sanayi kurumlarının geliştirilmesi mümkündür.

1992 ve 1993’te enerji fiyatlarında meydana gelen artışla birlikte sınai üretimde düşme meydana gelmiştir. Yüksek ithal girdi fiyatları ve düşük talep, sınai üretim düşüşünün diğer sebepleri arasındadır.


BANKACILIK

Özbekistan’da finansman ve kredilendirme hemen hemen tümüyle bankacılık içerisinde gerçekleştirilmektedir. Bağımsızlıktan sonra her düzeydeki ekonomik örgütlere belirli düzeyde otonomi ve özerklik verilmesi sonucunda, şirket, birlik, kooperatif, ‘’konsern’’ gibi isimler altında faaliyet gösteren ‘’ekonomik birimlerin’’ finansman ve kredi ihtiyaçları için iki kademeli bir bankacılık düzeni kurulmuştur.

Özbekistan’da banka sistemi aşağıdaki şekilde gelişme göstermektedir.

1. Merkez Bankası ve alt kuruluşları

2. Dış Ekonomik Faaliyetler Bankası

3. Devlet Hisseli Endüstri ve İnşaat Bankası

4. Devlet Hisseli Ziraat ve Endüsri Bankası

5. Özbekistan-Tasarruf ve Kredilendirme Devlet Ticaret Bankası

6. Yabancı sermaye ortaklıkları da dahil, hisse senedi ve tahvil ihracı ile

kurulmuş ticari bankalar

7. Kooperatif nitelikli veya özel bankalar

Ticari bankaların tüm faaliyetleri Merkez Bankasınca tescil edilmektedir. Merkez Bankasının izni ile diğer ülkelerde şube ve kredi kurumları açma hakları bulunmaktadır.


TURİZM

Özbekistan, Semerkand, Buhara, Kiva, Taşkent, Hokand’da olmak üzere Orta Asya’nın en önemli tarihi ve kültürel merkezlerini ve birçok kültürel abideyi bünyesinde toplayan bir açık hava müzesidir.

Büyük Türk-İslam alimlerinin kabirlerinin ve medreselerinin bulunduğu Semerkand ve Buhara şehirleri bütün Türk dünyasının ilgi odağını oluşturmaktadır. Bu vesileyle komşu cumhuriyetler başta olmak üzere birçok ülkeden Özbekistan’a gelen turist sayısında ciddi artışlar gözlenmektedir.

Başkent Taşkent’te Avrupa standartlarında oteller bulunmaktadır.


ULAŞTIRMA

Orta Asya’da önemli bir jeopolitik konumda olan Özbekistan, diğer BDT ülkelerine göre daha gelişmiş bir ulaştırma sistemine sahiptir. Tarihi İpek Yolu üzerinde bulunan Özbekistan’ın ulaştırma sisteminin temeli, karayolu ağırlıklıdır.

Kazakistan üzerinden Çin’e demiryolu bağlantısı mevcuttur.Türkmenistan üzerinden İran’a ve Orta Doğu’ya da demiryolu bağlantısı bulunmaktadır. Pakistan ile birlikte hazırlanan ve Termez-Karaçi kentlerini birbirine bağlayacak olan karayolu projesinin gerçekleştirilmesi için Afganistan’da istikrar beklenmektedir.

Taşkent, Orta Asya’nın havayolu ulaştırma ağında bir merkez görevi yürütmektedir. Ülkede Taşkent ile birlikte 8 sivil havaalanı vardır.

1991 yılında SSCB dışında sadece Delhi ve Kabil’e uçan Özbek Havayolları; bugün BDT’de yer alan 28 kentin yanısıra Amerika, Avrupa ve Asya’da 20 ülkeye yük ve yolcu taşımaktadır Taşkent, Semerkand ve Termez havaalanları, uluslararası havaalanı statüsündedir.

Dış ticarete konu olan malların önemli bir kısmı demiryolu ile Baltık limanlarından yapılmaktadır.
 

Şehir İçi ve Şehirler Arası Ulaşım İmkanları

Şehir içinde toplu taşımacılık araçlarından otobüs, traleybüs, ve Taşkent’te metro mevcuttur. Taksi plakalı araçların yanısıra yoldan geçen herhangi bir araç da taksi hizmeti vermektedir.

Ülkede tarfik kuralları denetim ve uygulaması oturmuştur. Hata yapan sürücülere kesilen ceza çok yüksektir.

Şehirlerde taksi ücretleri pazarlığa tabidir. Şehirlerarası yolculuklarda daha çok havayolu taşımacılığı tercih edilmektedir.

Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Zulmün topu var, güllesi, kal'ası varsa,
Hakkın da bükülmez kolu, dönmez yüzü vardır.
Göz yumma güneşten, ne kadar nuru kararsa,
Sönmez edebî her gecenin gündüzü vardır.
nihal
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 188



« Yanıtla #5 : 21 Ekim 2009, 20:34:32 »

TÜRKMENİSTAN


Başkenti: Aşkaabat, (Nüfus: 450.000)

Yüzölçümü: 488.100 km²

Önemli Şehirleri: Aşkaabat, Marı (Merv), Türkmenbaşı, Daşhovuz, Çarcev, Bayram-Ali, Nebit-Dağ, Kerki, Köhne, Ürgenç.

Komşuları: Batısında Hazar Denizi, doğu ve kuzey doğusunda Özbekistan, kuzeyinde Kazakistan, güneyinde İran ve güney doğusunda Afganistan bulunmaktadır.

Nüfus: 4.483.000 (1995), Türkmen(%) : 77 , Özbek(%) : 9.2, Rus(%) : 6.7, Kazak(%) : 2, Diğer(%) : 4

Kadın Nüfus: 2.258.000

Erkek Nüfus: 2.225.000

Kentli Nüfus: 2.020.000

Köylü Nüfus: 2.463.000

İklimi: Ülke yüz ölçümünün büyük bir bölümünün çöl ve güneyden de dağlarla çevrili olması, sert ve karasal iklimin ortaya çıkmasına sebep olmuştur.

Önemli Nehirleri : Tecen, Amuderya (Ceyhun), Murgap, Etrek.


Türkmenistan'daki Türk varlığı 5. yüzyılda Hunlar'ın bölgeye girmesiyle başlar. Türkmenistan, Arap, Moğol ve İran işgallerine uğramış olmasına rağmen Azerbaycan ve Anadolu'daki Türic hakimiyetine her zaman kaynaklık etmiştir. Türkmenistan'ın yakın tarihi üzerinde çok büyük izler bırakan Ruslar,1881'deki Göktepe Savaşıyla bu ülkeye girmişlerdir. Uzun yıllar süren Çarlık hakimiyetinin sonunda 1917'de Bolşevikler'in Türkmenistan'da kontrolü ele geçirmesinin ardından, 27 Ekim 1924'te Türkmen SSC ilan edilmiştir. 70 yıla yaklaşan esaretin sonunda diğer Türk cumhuriyetleri ile birlikte 27 Ekim 1991'de Türkmenistan da bağımsızlığına kavuşmuştur.

 

TÜRKMENİSTAN'IN EKONOMİK YAPISI

 

TARIM

Türkmenistan'da nüfusun yarıdan biraz fazlasının köylü nüfusu olması ve çalışanların yüzde 41'inin tarımda yeralması, milli gelirin yarısına yakın kısmının tarım sektöründen sağlanması, Türkmenistan'a bir tarım ülkesi görünümünü vermektedir. Türkmenistan’da tarımsal üretimin büyük bir kısmı kolhoz ve sovhozlarda yapılmaktadır .Kolhozlarda işler özel kişiler tarafından, sovhozlarda ise devlet tarafından yürütülmektedir.

Türkmenistan'da tarımı geliştirecek en önemli faktör sulamadır. Sulama sıkıntısından dolayı tarıma elverişli 13.5 milyon hektar arazinin ancak onda birinde tarımsal üretim yapılabilmektedir. Ülkenin en büyük su kaynağı olan Amu Derya'dan yaklaşık 640.000 hektar arazi sulanmakta; ayrıca Türkmenistan -Özbekistan sınırı boyunca açılan tali kanallarla da su alınarak sulama yapılmaktadır.

Ülkede yer üstü ve yer altı kaynakları değerlendirilerek sulamanın geliştirilmesi imkanları bulunmaktadır. Ancak, ülkede yüksek sıcaklık ve buharlaşma toprak tuzlanmasını kolaylaştırdığından, yeni sulama yöntemlerinin geliştirilmesi ve sulama yatırımlarında tuzluluk oluşturmayacak drenaj sistemlerinin kurulması büyük önem taşımaktadır.

Türkmenistan’ın en önemli tarım ürününü pamuk oluşturmaktadır .Pamuğu tahıllar, yem bitkileri, sebze ve meyve izlemektedir. BDT'nin toplam pamuk ihtiyacının (2.491.000 ton) yaklaşık yüzde 17'si Türkmenistan'da üretilmektedir. Pamuk ve pamuk ürünlerinin pazarlama sisteminde devletin hem alıcı hem de satıcı durumunda olması, özel sektörün devreye girişini imkansız kılmaktadır.

Yeni ve çağdaş teknolojilerin kullanılması ve pamuk ekim alanlarının işlenmesinin özel sektöre kolaylık sağlanmak suretiyle devredilmesi, bu sektörde hızlı gelişmelere yol açacaktır. Kuşkusuz son yıllarda Batılı ve Türk firmalarının bu alanda ortaya koyduğu başarılar bunun en büyük örneğidir.

Pamuğu tahıllar ve yem bitkileri izlemektedir. Ülke tarımı sınırlı ürün sayısı nedeniyle monokültür görünümündedir. Sebze ve bostan yetiştirilen alanlarda ve meyve bahçelerinde 1980'den itibaren önemli artış görülmektedir.

Sınırlı ölçüdeki seracılıkta, sera üretim teknolojisi yeterince gelişmemiştir. Örtü altı sebzeciliğini geliştirecek sera imalatı, kurulması ve donanımı önemli bir faaliyet ve yatırım alanı olarak görülmektedir. Bu yatırımlara girişilirken, özellikle komşu cumhuriyetlerin bu ürünlerdeki üretim açıklarının karşılanması olanakları da düşünülmelidir.

Türkmenistan’da gıda sanayi üretimi yüzde 13-14 pay ile küçümsenemeyecek konumdadır. Gıda sanayi üretimi içinde et ve et mamulleri, un ve un mamulleri, süt ve süt mamulleri, ilk sıraları almaktadır. Türkmenistan, halen büyük bir kısmını dışarıdan karşıladığı şeker, süt, et, deri ve tavuk ürünlerini, un, sigara, tekstil ve giyim eşyalarını iç piyasadan karşılamak için bunlarla ilgili sanayi geliştirmek durumundadır.

Türkmenistan Cumhurbaşkanı Niyazov, tarım sektöründe bir dizi reformlar yaparak kaliteyi ve verimi artırmayı planlamaktadır. Bunların başında tarım arazilerinin yabancılara kiralanması gelmektedir. Bu durum 13 Ekim 1995 tarihli kanun ile düzenlenmiştir. Buna göre;

1) Tarıma yeni açılacak arazilerin yıllık kirası : 452 Dolar/hektar

2) Çok yıllık bitki ile kaplı veya ormanlık arazilerin yıllık kirası : 955 Dolar/hektar

3) Çayır ve mera alanların yıllık kirası : 172 Dolar/hektar olarak belirlenmiştir.
 

HAYVANCILIK

Türkmenistan'da arazilerin büyük çoğunluğu kıraç ve step alanlardan oluşmaktadır. Koyunculuk, bu tür araziyi değerlendiren önemli bir hayvancılık kolu olarak görülmekte ve yapılmaktadır. 1995 verilerine göre ülkede 357.400 adet büyükbaş, 3.797.600 adet küçükbaş hayvan ve 2.119.500 adet de kümes hayvanı bulunmaktadır.

Koyun yetiştiriciliğindeki planlamanın yeterli düzeyde olmayışı nedeniyle koyunculuk kolu üretim ve verim açısından düşük düzeydedir. Türkmenistan'da sığırlar genellikle kültür ırklarından oldukları halde bakım ve beslenme noksanlıkları yüzünden hem devlet çiftliklerinde ve hem de halk elinde düşük verimlidir. Ülkede kesime giden hayvanların karkas ağırlıkları da düşüktür. Bu, et veriminin düşüklüğünü açıklamaktadır.

Türkmenistan'da hayvan yetiştiriciliğinin gelişmesini destekleyici iyi bir sanayinin mevcut olmaması ve karma yem açığının büyük boyutlara ulaşması bu konuya büyük önem verilmesi gerektiğini göstermektedir.

Türkmenistan’da Hazar Denizi’nin kenarlarında balıkçılık yapılmaktadır. Balıkçılık sektörünün gelişmesi için, Türkmen ve Avrupa Birliği uzmanları tarafından çeşitli projeler hazırlanmıştır. Avrupa Birliği projesinin TACIS Teknik Yardım Proğramı çerçevesinde Türkmenistan’daki sektörün potansiyelinin incelenmesini planlamaktadır.

Yabancı uzmanlara göre Türkmenistan’ın balıkçılık sektöründeki yüksek potansiyeli; sadece iç talebi doyurmakla kalmayacak, balıkçılığı ihracatta da karlı bir sektör haline getirecektir. Türkmenistan’ın şimdiki balık ticaretinin hacmi, 2500 tonu ihraç olmak üzere toplam 4500 ton'dur..
 

MADENCİLİK

Türkmenistan’ın yüzölçümünün yüzde 71’ini oluşturan 350.000 kilometrekare alan kumlarla kaplıdır. Tarıma elverişli alan toplam yüz ölçümün sadece yüzde 3’üdür. Türk Cumhuriyetleri arasında Özbekistan’dan sonra ikinci büyük pamuk üreticisidir. Özellikle petrol ve doğal gaz başta olmak üzere zengin doğal kaynaklara sahiptir. Bu sebeple jeofizik etütlere büyük önem verilmektedir.

Ülkenin işletilebilen doğal kaynakları doğal gaz, sodyum sülfat, krom sülfür, kurşun,brom, bentonit, galsumiyod, tuz ve petroldür. Bunların haricinde kükürt, potasyum, kaya tuzları, baz ve nadir metaller, sülestin, maden suları, yapı malzemeleri vb. çok değişik türden maden yatakları bulunmaktadır. 3 Aralık 1991 tarihinde Ankara’da Türkmenistan ile Türkiye arasında imzalanan “Ekonomik ve Ticari İşbirliği Anlaşması’nda petrol, maden ve enerji kaynaklarının aranması, çıkarılması ve işletilmesi konularında mutabakata varılmıştır.

28 Ağustos 1996 tarihinde ise Türkmenistan Petrol ve Gaz Mineral Kaynaklar Bakanlığı ile Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) arasında “Arama Hakkı Anlaşması’’ imzalanmıştır.
 

ENERJİ

Türkmenistan gerek elektrik üretimi ve gerekse diğer enerji kaynakları açısından zengin bir ülkedir. Türkmenistan elektrik üretimini Marı Gres, Türkmenbaşı, Nebitdağı ve Büzmeyin şehirlerindeki dört büyük güç santralinden gerçekleştirmektedir. Ülkedeki elektrik üretimi yıllık 15 milyar kwh civarında olup bunun yüzde 40'ı diğer Orta Asya ülkelerine ve Afganistan'a ihraç edilmektedir. Görülebildiği kadarıyla Türkmenistan, doğal gaza dayalı üretim için ithalatçı ülkelerle işbirliğine girmek üzeredir.
 

PETROL

Türkmenistan petrol bakımından oldukça zengin bir ülkedir. Türkmenistan'ın petrol bölgesi, Balkan yöresiyle Hazar Denizi'nin güneydoğu kıyıları arasında yeralan akarsu havzasındadır. İspatlanmış petrol rezervlerinin 1.1 milyar ton olduğu ifade edilmektedir. Çıkarılan petrolün kalitesi oldukça yüksektir. Burada 19 tane petrol ve gaz yatağı bulunmuştur.

Devlet İstatistik Komitesi’nin verilerine göre 1997’nin ilk sekiz ayında 2,795 milyon ton petrol üretilmiştir. Ham petrol üretimi geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 5.9 artmıştır.

Batı Türkmenistan'ın çöküntü havzasının güney yarısında Kızılkum, Buğdaylı, Keymir-Okarem yörelerinde 12 tane petrol ve gaz yatağı bulunmuştur. Bunların üçünde petrol ve gaz üretilmektedir. Türkmenistan petrol üretiminde bağımsızlıktan sonra düşüşler gözlenmektedir. Bunun en önemli sebebi, petrol işleyen tesislerin büyük bölümünün Rusya sınırları içerisinde yer almasıdır.
 

DOĞAL GAZ

Bağımsız Devletler Topluluğu ülkelerinin doğal gaz rezervleri dünya toplam doğal gaz rezervinin yaklaşık yüzde 40’ını oluşturmaktadır. Türk Cumhuriyetleri arasında en fazla doğal gaz rezervine ve yıllık üretim kapasitesine sahip ülke Türkmenistan'dır. Toplam doğal gaz rezervleri yaklaşık olarak 2.7 trilyon metreküptür.

Türkmenistan Devlet İstatistik Komitesi’nin verilerine göre 1997’nin ilk sekiz ayında 13,62 milyar metreküp doğal gaz üretimi gerçekleştirilmiştir. Bu oran geçen yılın aynı döneminde gerçekleşen üretimden yüzde 45 daha azdır.

Doğal gaz yatakları çoğunluk itibariyle Doğu Türkmenistan’da bulunmaktadır. Şimdiye kadar büyük ve orta büyüklükte elliden fazla yatak bulunmuştur. Türkmenistan şu anda doğal gazını başta Ukrayna, Ermenistan olmak üzere birkaç ülkeye ihraç etmektedir. Doğal gaz ihracı Türkmenistan’ın dış ticaretinde çok önemli bir yere sahiptir. Türkmenistan doğal gazı yeni kurulacak boru hattı ile hem Türkiye'de kullanılabilecek hem de Türkiye üzerinden Avrupa ülkelerine pazarlanacaktır. Ancak, Türkmenistan doğal gazının transferi için oluşturulacak boru hattı güzergahının henüz belirlenememesi bu alandaki en büyük sıkıntıyı oluşturmaktadır.

Türkmen doğal gazının İran ve Türkiye üzerinden Batı’ya pazarlanması konusunda Türkmenistan-İran-Türkiye arasında birtakım anlaşmalar imzalanmıştır. Lakin boru hattının İran üzerinden geçmesine Batılı devletlerin sıcak bakmaması ve boru hattı konusunda değişik alternatifler getirmesi konunun sürüncemeye girmesine sebep olmaktadır.
 

SANAYİ

Türkmenistan'da sanayi, tüketici ihtiyaçlarından çok silah ve ağır sanayiye önem verilerek yönlendirilmiş ve talep yerine merkezi planlama ile kurulmuştur. Türkmenistan'ın başlıca sanayi dalları petrol üretimi , doğal gaz, konserve, alkollü ve alkolsüz içki, yem, çimento, suni gübre , et ve çır çır fabrikalarıdır.

Sanayi kuruluşlarında yapılan üretim düşük kalite ve standartlarda olup, verimsizdir. İstihdamda fazlalık vardır. Kaliteli eleman eksikliği ve müteşebbis sınıfın oluşmamış olması, Türkmen sanayisi olumsuz yönde etkilemektedir.

Türkmenistan bağımsızlığından sonra kendi sanayisini kendisi belirler konuma gelmiş, Cumhurbaşkanı Türkmenbaşı'nın teşvikleriyle Türk ve Batılı yatırımcıların cazibesini kazanmıştır. Son yıllarda özellikle tekstil, dericilik, gıda, kimya sanayi, petrol rafinerleri, elektrik sanayi, makina sanayi alanlarında önemli bir hareketlilik görülmüştür. Hazar Denizi kı-yılarında tuz üretme ve sülfür arama endüstrisi gelişmiştir.

Türkmenistan’ın petrokimya sanayisi oldukça gelişmiş olup, Türkmenbaşı ve Çarcev şehirlerinde iki büyük rafineri bulunmaktadır.

Ülkede çıkarılmakta olan mineralleri işleyen kimya tesisleri oldukça gelişmiş düzeydedir. Türkmenistan’ın toplam endüstrisinin üçte birini kimya endüstrisi oluşturmaktadır.

Sanayi sektörü büyük ölçüde, enerji, diğer doğal kaynaklar ve pamuğa dayalıdır. Ülkedeki tekstil fabrikalarının üretimi toplam sınai üretimin üçte birini teşkil etmektedir.

Türkmenistan’da tekstil alanında yatırım yapan çok sayıda yerli ve yabancı firma mevcuttur. Türk firmalarından “GAP-PAMUK” şirketi yönetim kurulu başkanı Malatyalı işadamı Ahmet Çalık Türkmenistan’da çok sayıda tekstil fabrikası kurmuştur. Türkmenistan’daki eşsiz yatırımlarıyla Cumhurbaşkanı Saparmurat Türkmenbaşı’nın beğenisini kazanan Türk işadamı Ahmet Çalık, Türkmenistan Tekstil Bakan Yardımcılığı görevini de başarıyla yürütmektedir.

Ayrıca Türk firmalarından “Folger Ldt” şirketi Türkmenistan’ın birçok şehrinde toplam beş tane iplik fabrikası kurmuştur. Ayrıca KOÇ Grubu tarafından 1993 yılında Tecen’de bir traktör fabrikası da hizmete açılmıştır.
 

ULAŞTIRMA

Türkmenistan’da mevcut demiryolu şebekesinin uzunluğu 2138 kilometredir. Ülkenin coğrafi yapısı itibariyle demiryolu şebekesi genelde az eğimli olup güzergah üzerinde tünel yoktur.

Demiryolu şebekesinde 150’den fazla istasyon mevcuttur. Demiryolu işletmeciliği dizelli işletmecilik olup, trafik 233 adet dizel lokomotif, 374 adet yolcu vagonu, 12814 adedi Türkmenistan Demiryolları idaresine, 2328 adedi de sınai işletmelere ait olmak üzere 15142 adet yük vagonu ile gerçekleştirilmektedir.

Ülkenin ekonomik yapısı ve ulaşım kaynakları göz önüne alınarak taşımacılığın demiryollarına kaydırılması amacıyla yolcu ve yük taşımacılığında demiryolu ücretleri diğer sistemlerden daha düşük olacak şekilde ayarlanmaktadır.

Türkmenistan’da demiryolu ve metalurji sektörünün bulunmaması sebebiyle yeni demiryolu yapımı ve mevcut şebekenin yenilenmesi için gerekli olan malzeme temininde ithalat zorunlu olmaktadır. İthalatın tamamına yakın bir kısmı Rusya Federasyonu’ndan yapılmaktadır.

13 Mayıs 1996 tarihinden itibaren çalışmaya başlayan Tecen-Sarağt-Meşhed demiryolu tarihi İpek Yolu’nun yeniden canlanmasında büyük rol oynamaktadır.

Türkmenistan’da mevcut olan 21400 km karayolu ağının 17100 km’si asfalt kaplamadır. Türkmenistan karayollarının geometrik ve fiziki standardı oldukça iyi durumdadır. Yolların tek eksiklikleri üst yapılarının yetersiz oluşudur.

Yolların genişliği 10-15-20 metre arasında değişmektedir. Üst yapıların yetersiz oluşu TIR taşımacılığına olumsuz etki etmektedir.

Türkmenistan’ın Hazar Denizi kıyısındaki Türkmenbaşı Limanı, Orta Asya’da bulunan en önemli limanlardan biridir. Nehir taşımacılığı sayesinde Afganistan’ın Herat şehrine kadar ulaşılabilmektedir. Türkmenbaşı Limanı’nın Akdeniz ve Baltık Denizi limanları ile direkt deniz-nehir bağlantıları vardır.

Türkmenbaşı-Bakü arasındaki hatta işleyen Azerbaycan’a ait feribot yük ve yolcu taşımaktadır. Yaz aylarında günde 1-2 sefer yapılırken, kış aylarında haftada 4-5 sefer yapılmaktadır. 12 saat süren taşıma işlemiyle yolcu beraberinde 60-70 kadar TIR da taşınmaktadır. TIR’ların büyük çoğunluğunu Rus ve Türk filosu oluşturmaktadır.

Türkmenistan’da her ilin merkezinde bir havaalanı vardır. Bu illerle başkent Aşkaabat arasında günde ortalama 3-4 sefer düzenlenmektedir. Aşkaabat’tan dünyanın çeşitli ülke ve şehirlerine düzenli uçak seferleri yapılmaktadır. Türkmenistan kendine yetecek kadar uçak filosuna sahiptir. Uçakların tamamına yakını Rus yapımıdır. Bağımsızlıktan sonra Amerikan uçak firması olan “Boeing”den birkaç tane de yolcu uçağı satın alınmıştır.
 

BANKACILIK

Genel olarak Türkmenistan’da bankacılığın yapısı diğer BDT ülkelerindeki gibidir. Üstte Merkez Bankası görevini üstlenmiş olan bir devlet bankası ve onun denetimi ve kredi desteğinde “Ticari Bankalar” bulunmaktadır. Ticari bankalar deyiminden belirli sahalarda devlete finansman sağlamakta görevli devlet kuruluşlarına verilen ünvan anlaşılmaktadır.

Serbest ekonomi düzenine geçiş aşamasında bankacılıkta da değişikliğe gidilmiştir. Bankaların sadece ihtisas kollarında kredi vermeleri anlayışından vazgeçilmiş, her bankanın her işlemi yapabilmesi esasına dönüşülmüştür.

Ticari bankaların esas görevi; mali kaynakları kabul etmek, onları en makul şekilde ekonomiye kanalize etmek ve mevcut şartlar dahilinde geri ödenmesini sağlamaktır.

3 Ağustos 1993 tarihinde Türkiye Halk Bankası’nın yüzde 25 katılımıyla 2 milyon ABD Doları karşılığı sermaye ile Uluslararası Türkmenistan Halk Kalkınma Bankası kurulmuştur. Bankanın amacı, küçük öl-çekli teşebbüsleri finanse ederek özel teşebbüsü desteklemek, yön vermek ve sermaye birikimini oluşturmak suretiyle kalkındırmayı hızlandırmaktır.

Türkiye İktisat ve İş bankalarının Türkmenistan’daki bazı bankalar ile muhabirlik ilişkileri vardır. Türkiye Ziraat Bankası ile Türkmenistan’ın “Agroprombank”ı arasında ortak bir banka kurulmuştur.

Türkmenistan’da Ocak 1996 tarihinde yapılan yeni düzenlemeyle faaliyet gösteren bankalara 1 Nisan 1996 tarihinden itibaren sermayelerini 100 milyon manata çıkarmak zorunda kalmışlardır.
 

TURİZM

Türkmenistan ekonomisine katkısı gittikçe artan turizm sektörü hızla büyümektedir. Böylece ülkeye giren döviz artışı her geçen gün artmaktadır.

Türkmenistan Cumhurbaşkanı Niyazov’un kararıyla 1994 yılında turizm açısından büyük önem taşıyan, Devlet Turizm Konsorsiyumu olan “Türkmenisıyahat’’ın kurulmasıyla birlikte ülkede dünya standartlarına uygun etkili bir milli turizm sektörü oluşturulmaya başlanmıştır. Günümüzde Türkmenistan’da 47 turizm acentası turizm operatörü olarak çalışmaktadır.

Türkmenistan’da turizm sektörü bazı altyapı eksikliklerine rağmen gelişme göstermektedir. Bu yılın ilk altı ayına ait veriler bu eğilimi göstermektedir. Bu dönemde turizm sektörünün toplam hacmi 113.7 milyar manat’a ulaşmıştır. Böylece turizm sektöründe kaydedilen büyüme, hükümet proğramında öngörülen hedefi yüzde 12 oranında aşmıştır.

Türkmenistan tarihi konumu itibariyle Türkler arasında önemli bir yere sahiptir. Büyük Selçuklu Devleti’nin başkenti olan tarihi Merv (Marı) şehrini sınırları içerisinde bulunduran Türkmenistan, bir çok İslam büyüklerinin de türbelerine ev sahipliği yapmaktadır. Bu özellikleriyle Türkmenistan, başta Anadolu Türkleri olmak üzere bütün Türk boylarının ilgi odağı konumundadır. Selçuklu Sultanlarından Sancar’ın Merv şehrindeki Türbesi Türkmenistan’ın sembolü konumundadır.
 

Türkmenistan’ın Tarihi Eserleri

1. Enev Camii, XV. yy.

2. Eski Nisa-Parfyan Devleti zamanında saray-mabet, Yeni Nisadoğal alanlarının ve köle sahiplerinin evlerinin bulunduğu eski şehri harabeleri - XVIII. yy.

3. Gök-Tepe Kalesi, XIX. yy.

4. Parau ortaçağ şehir harabeleri, Kızılarvat’dan 25 km. batıda Parau Bibi, Parau Ata Türbeleri, XII. yy.

5. Dehistan Türkmenistan’ın batısında Şir Kabristanı ve Misrian X.-XV. yy. Şehir kalıntıları olan tarihi bölge.

6. Abiverd X.-XVII. yy. kale, camii ve bina kalıntıları bulunan ortaçağ şehri.

7. Sebu Mozolesi Sait Mithene, Meon köyü yakınında, XI.-XV. yy.

8. Sarahs Abul Fazl (Sarahs Baba) ve Yartı Gumbez Türbesi ve sur kalıntıları olan eski şehir kalıntıları.

9. Talhatan Baba Marı’nın 30 km. Batısında mezar, XII yy.

10. Eski Merv (Büyük Selçuklu Devleti’nin Başkenti) Orta Asya’nın en önemli arkeolojik eserlerinden ve Türkmenistan’ın tarihi mimarı SİT alanlarından biri, bir kaç şehir kalıntısına sahip büyük bir alan. Topraklarında koruma ve restorasyon gerektiren bazı eserler bulunmaktadır:

Büyük Gızıl Gala, VI.-VII. yy.

Gız-Bibi Türbesi, XI.-XII. yy.

Sultan Sancar(Selçuklu Sultanı), Türbesi, XII. yy.

Muhammed İbn Zeyd Türbesi, XII. yy.

Ashablar mezarlığı, XV. yy.

Yusuf Karahan Camiisi, XVI. yy.

11. Ekedeşik Murgab nehri, Tagtabazar yakınında ortaçağ mağara şehri kalıntıları

12. Astabana Baba Omar Kali. Kerki’nin 15 km kuzeybatısında cami ve kabristandan oluşan yer.

13. Hazarek-Tepe Tarabekaul etrapı mezar yeri, IV.-VI. yy.

14. Dayahatın-Çarçöv ve Jiyov arasında kervansaray, IX.-XV. yy.

15. Dargatana-ortaçağ şehir kalıntıları ve mozeleler,IX.-XV. yy.

16. İzmukşir-Tahta yakınında surlar bulunan eski şehir

17. Köhne Urgenç-Harzemşah Devleti başkent kalıntıları, büyük mimari eserlere sahip.

İl-Arslan Mozolesi, XII. yy.

Tekeş Mozolesi, XII. yy.

Kilise Camii Minaresi, XII.-XIV. yy.

Turabek Hanum Sarayı, XII. yy.

Hanak Nacaddin Kurba, XII. yy

Sultan Ali Türbesi, XIV. yy.

18. Şahsenem cami kalıntıları bulunan ortaçağ şehri kalıntıları.

19. Devkeskangala Köhne Urgenç kuzeybatısında ortaçağ şehir harabeleri. Kabir ve kale kalıntıları bulunuyor.

20. Mağara şehri ve Akgal şehri kalıntıları (Daşhovuz Vilayeti).
 

Şehir İçi ve Şehirler Arası Ulaşım

Şehirlerarası taşımacılık, demiryolu, karayolu ve havayolu ile yapılmaktadır. Bu yollardan en çok tercih edileni ise havayolu taşımacılığıdır.

Şehir içinde toplu taşımacılık; otobüs, traleybüs ve taksilerle yapılmaktadır. Taksi plakalı araçların yanısıra yoldan geçen herhangi bir araç da taksi hizmeti vermektedir. Ülkede trafik kuralları denetim ve uygulaması oturmuştur. Hata yapan sürücülere kesilen ceza miktarı çok yüksektir.
 

İklim Özellikleri

Ülke yüz ölçümünün büyük bir bölümünün çöl ve güneyden de dağlarla çevrili olması, sert ve karasal iklimin ortaya çıkmasına sebep olmuştur.
 
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Zulmün topu var, güllesi, kal'ası varsa,
Hakkın da bükülmez kolu, dönmez yüzü vardır.
Göz yumma güneşten, ne kadar nuru kararsa,
Sönmez edebî her gecenin gündüzü vardır.
nihal
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 188



« Yanıtla #6 : 21 Ekim 2009, 20:35:16 »

KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ

Yüzölçümü: 3.355 km2

Nüfusu: 175.188

Başkent: Lefkoşa

Kıbrıs 1571'de Türk toprağı olmuştur. Fetihten hemen sonra, 2 Eylül 1572'de çıkarılan bir fermanla çoğu Karaman'dan bir kısmı da Antalya, Beyşehir, Seydişehir, Akşehir, Niğde, Ürgüp, Akdağ, Bozok kazalarından gönderilen 20.000 Türk Kıbrıs'a yerleştirilir. Ayrıca belli zamanlarda bazı sebeplerle çok sayıda Türk aşireti Kıbrıs'a sürgüne gönderilmiştir. Bunların adları Şamlu, Kara Hacılu, Eski Yürük, Kiseoğlu, Şeyhlü, Senedlü, Batralı, Çıblaklı, Gedikli, Toslaklı, Cirid ve Saçıkara'dır. Dirimlü ve Kaçar Halil aşiretlerinin adları da resmi belgelerde geçmektedir. Buselioğlu ve Şeyhlü aşiretlerinin ise Kıbrıs'a ulaşmadan geri döndükleri ve Anadolu içlerine yerleştikleri belirtilmektedir. Bu günkü Kıbrıs Türkleri, 16. yüzyılın sonlarında Kıbrıs'a yerleşen bu Türkler'in torunlarıdır. B u göç ve sürgünlerin sonunda 1777'de Türklerin sayısı Hıristiyanların sayısını 10.000 aşmıştır.

1878'de başlayan Kıbrıs'taki İngiliz hakimiyeti 1914'te ilhaka varır. 1923 Lozan Anlaşması'ndan sonra sayıları 300.000'i aşan Kıbrıs Türkü, Kıbrıs'tan Türkiye'ye iltica eder ve Silifke, Anamur, Antalya, Alanya gibi bölgelere yerleşirler. Aynı dönemde Kıbrıs Türkleri'nden bazıları da İngiltere'ye göçmüştür. Bu gün 50-60 bin civarında Kıbrıs Türkünün İngiltere'de yaşadığı tahmin edilmektedir. Kıbrıs'taki Türk nüfusu 1960'tan önce 120.000 olarak tespit edilmiş ve Türkler, Kıbrıs Cumhuriyeti yönetimine bu esasa göre iştirak etmişlerdi. 1963 yılında başlatılan jenosit ve uygulanan baskılarla Türkler'in bir kısmı İngilere'ye ve Avustralya'ya, çok az bir kısmı da Almanya'ya göç etmiştir. 1969 yılında yapılan nüfus sayımından en az 10.000 Türk'ün bu göç döneminde Ada'dan ayrıldığı anlaşılmaktadır. 1969 nüfus sayımında Türk nüfusunun Lefkoşe, Magosa, Larnaka, Limasol, Baf, Girne merkez ve çevresinde yoğunlaştığı görülmektedir.

Son olarak 1989'da yapılan nüfus sayımına göre Kıbrıs'ta 162.676 Türk yaşamaktadır. Bu gün bu sayının 180.000'e ulaştığı tahmin edilmektedir.

Yunan-Rum ittifakı Kıbrıs üzerindeki emellerinden hiç bir dönemde vazgeçmemiştir. 1955'te başlayan Ada'yı Rumlaştırma ve Yunanistan'a bağlama politikası 1974'ün 15 Temmuzunda durdurulmuş ve 15 Kasım 1983'te 3.335 km²'lik bir bölgede Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ilan edilmiştir. Başkenti Lefkoşe'dir. İdari açıdan Gazimagosa, Güzelyurt ve Girne olmak üzere üç kazası daha bulunmaktadır. Bütün bu gelişmelere rağmen Kıbrıs üzerinde oynanan oyunlar son bulmamıştır. Kıbrıs halen Türkiye'nin en başta gelen dış politika meselelerinden birini teşkil etmektedir.

Kıbrıs Türkleri, kentleşmiş bir esnaf, zanaatkar ve hafif sanayi işçi topluluğudur. İş ve zanaat alanında Ada'nın güneyinde yaşayan Rumlardan daha iyi durumda olmalarına rağmen ticaret alanında Rumlar daha etkilidir. Bu sebeple zenginlik ve ekonomik güç bakımından Türkler Rumlardan daha zayıf durumdadır.

Türkiye'de kullanılan Latin alfabesi Kıbrıs'ta da aynen kabul edilmiştir. Kıbrıslı şair ve yazarlar Türkiye'deki neşriyatı yakından takip etmektedirler. Kıbrıs Türkçesi, Türkiye Türkçesi'nin bir ağzıdır. Kıbrıs ağzında Karaman ve çevresinin, İçel, Antalya ve Alanya ağızlarının özellikleri görülür.

Kıbrıs Türkleri 1576'dan itibaren Anadolu'dan Kıbrıs'a geçen Türkler oldukları için başlangıçtan beri Kıbrıs'ta ortaya konulan edebiyat da Türkiye'deki edebiyatın bir uzantısı gibidir. Kıbrıs'ta görülen sözlü edebiyat ve folklor zenginlikleri Anadolu'da gelişen sözlü edebiyatla büyük benzerlikler gösterir.

15 Kasım 1983'ten itibaren bağımsız bir devlet haline gelen Kıbrıs Türk topluluğu kültürel alt yapısını tesis etmek üzere önemli yayın faaliyetlerine girişmiştir. KKTC Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı "Kıbrıs Türk Edebiyatı- Başlangıçtan Bugüne" (1989) adıyla bir antoloji yayınlamıştır. Bu kitapta, Kıbrıs Türk Anonim Edebiyatı'ndan örnekler sunulmakta ve Aşık Kenzi'den başlayarak 46 şair ve 31 yazar hakkında bilgi verilerek eserleri tanıtılmaktadır.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Zulmün topu var, güllesi, kal'ası varsa,
Hakkın da bükülmez kolu, dönmez yüzü vardır.
Göz yumma güneşten, ne kadar nuru kararsa,
Sönmez edebî her gecenin gündüzü vardır.
nihal
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 188



« Yanıtla #7 : 21 Ekim 2009, 20:35:51 »

TATARİSTAN

Yüzölçümü : 68.000km2

Nüfusu : 3.642.000 Başkenti : Kazan

Tataristan Orta İdil'in kuzeyinde eski SSCB'nin Avrupa bölümünde Kama ve İdil nehirlerinin birleştiği bir bölgedir. Volga nehri cumhuriyetin batı ucundan Kuzey-Güney doğrultusunda akarak cumhuriyet topraklarının büyük bir bölümünü sular. Ülke genelde alçak ve engebeli ovalarla kaplıdır. Cumhuriyetin büyük bölümü çernozemle ( kara toprak ) kaplı ormanlı step kuşağında yer alır.

Bugünkü Kazan Tatarları, İdil- Kama Bulgarları ile 13.yy. da Orta Asya'dan bu bölgeye gelen Kıpçak (Kuman) Türklerinin torunlarıdır. Günümüzde Tatar adı iki Türk boyu için kullanılmaktadır ; Kazanlılar ve Kırımlılar. Çarlık Rusyası zamanında Tatar ismi , bütün Türkler için kullanılmışsa da sonra vazgeçilmiştir. Tatar, aslında bir Moğol boyunun adıdır. Kırımlılar ve Kazanlılar kendilerini Tatar halkı olarak kabul ediyorlar.‹dil-Ural bölgesinde bulunan Tataristan'da halk müslümandır. Rusya'da Çarlığın devrilmesi ile ( 1917 Şubat ) geniş politik faaliyetler başladı; Moskova'da 1917'de bütün Rusya Müslümanları Kurultayı düzenlendi ve ilk defa Çarın tayin etmediği bir lider seçildi : Alimcan Barudi . Aynı yıl Kazan'da toplanan kurultay ise İç Rusya ve Sibirya Müslüman Tatarları'nın muhtariyetini ilan etti ve meclisini kurdu. 29 Kasım 1917'de ‹dil-Ural devlet ilan edildi. Bu devlet 1918'de Bolşeviklerin millet meclisini dağıtmalarına kadar egemenliğini korudu. 23 Mart 1918'de Bolşevikler, Sovyet Sosyalist Tatar-Başkurt Cumhuriyeti'ni kurdular. Daha sonra bazı iç sorunlar nedeniyle 29 Mayıs 1928'de Muhtar Tatar Cumhuriyeti'ne dönüştürdüler. SSCB'nin dağılmasıyla Tataristan'da da geniş çapta bir milli kurtuluş hareketi başladı. 1992'de Tataristan tam siyasi bağımsızlığını ilan etmiş ve Rusya'dan ayrılma niyetini bildirmiştir.Ancak Rusya Parlamentosu buna ret cevabı vermiştir. Bugün Tataristan Rusya Fedarasyonu'na bağlı özerk bir Türk cumhuriyetidir.


NÜFUS

Günümüzde Tataristan cumhuriyeti'nin nüfusunun yaklaşık yarısını Türk kökenli Tatarlar oluşturur. Yaklaşık 4 .000.000 nüfusa sahip olan Tataristan'da şehirde yaşayanların oranı % 51 ; kırsal kesimde yaşayanların ise % 49'dur. Dünya Tatarlarının sadece % 27'si kendi cumhuriyetlerinde yaşamaktadır. Tataristan'da dışında yaşayan Kazan Tatarları'nın sayısı yaklaşık 9 milyondur. Kazan Tatarları üstün bir konukseverliğe sahiptirler. Bütün evrensel ve iyi değerleri taşımaktadırlar. Uygarlık ölçüleri yüksektir. Cana yakındırlar. Sıcak yaratılışlı olup güven vericidirler. Tarihten gelen Tatar Halkının ve Hanlarının onur duygularını taşımaktadırlar.


İDARE VE DEVLET YAPISI

Tataristan'da 16 şehir ve 24 rayon vardır. Bunların içinde en büyükleri Bugulma, Zelyonodolsk, Almetyevsk, Çistopol, Leninogorsk, Nijnekamsk, Naberejnye , Çelni ve Kazan'dır. Tataristan Özerk Cumhuriyeti'nde 1991 yılında Meclis ve Cumhurbaşkanı seçimi yapılmış ve cumhurbaşkanı olarak Mintimir Şeymiyev seçilmiştir. Bakanlar Kurulu, cumhurbaşkanlığına bağlıdır. Devlet ; yasama, icra ve yargı temeline göre oluşturulmuştur.


EKONOMİ

Tatar ekonomisi tarım ve hayvancılığa bağlı olmakla birlikte, deri, kumaş, metal işleme ve petrol üretimi, doğal gaz, uçak fabrikası, bilgisayar ve optik aletler fabrikaları bulunmaktadır. Endüstri de gelişmiştir. Ortalama yılda 100 milyon ton petrol üretilmektedir. Gıda, içki, tütün, dokuma, orman ürünleri, kağıt, lastik, plastik sanayii, kimya, gübre, cam, elektrik, gemi inşaat, demirçelik, çimento, elektronik, uçak, imalat, sanayii kolları da gelişmiştir.


EĞİTİM

Eğitim Rusça ve Tatar Türkçesi ile yapılmaktadır. Okur yazar oranı % 99 ' dur. 1925-26 yılından sonra latin harflerine geçmişlerdir. Ancak bu uzun sürmemiş Türkiye'nin de latin alfabesine geçmesini bir tehlike olarak değerlendiren Sovyet yönetimi diğer Türk yurtlarında olduğu gibi 1940'lardan sonra yeniden Kiril Alfabesini zorla kabul ettirmiştir. Buna rağmen Tataristan'da eğitimin milli yönü ağır basmaktadır. Ülkede 13 üniversitede, 70.000 öğrenci okumaktadır. Kazan Üniversitesi, Avrupa'nın üçüncü en eski üniversitesidir. Anaokulu sayısı 63 olup 58.000 öğrenci okumakta, 2320 ortaokulda ise 505.000 öğrenci bulunmaktadır. Ayrıca ülkede 1800 kütüphane vardır ve 135 gazete çıkarılmaktadır. 14. yy'da müslümanlığı kabul eden Tatarlar, Türkistan'ın İslamlaşmasında önemli yer tutmuşlardır. Tataristan Rusya Federasyonu'nun en zengin ve en gelişmiş Cumhuriyetidir.
 
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Zulmün topu var, güllesi, kal'ası varsa,
Hakkın da bükülmez kolu, dönmez yüzü vardır.
Göz yumma güneşten, ne kadar nuru kararsa,
Sönmez edebî her gecenin gündüzü vardır.
nihal
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 188



« Yanıtla #8 : 21 Ekim 2009, 20:36:27 »

BAŞKURTİSTAN

Yüzölçümü: 143.600km2

Nüfusu: 3.944.000 Başkenti : Ufa

Başkurtistan Cumhuriyeti, Güney Urallardan batıya doğru Belaya ve Kama nehirlerine kadar uzanır. Güney Urallar'ın en yüksek doruğu olan Yamantau Dağı'ndan batıya ve güneye doğru gidildikçe, yükseklik azalır. Ormanlarla kaplı dağlar yerlerini, genellikle yaprak döken ağaçlardan oluşan yeşilliklerle bezeli bir bozkıra ve Belaya ırmağının geçtiği ovalara bırakır.

1552'de Kazan Hanlığının yıkılmasından sonra her iki Türk boyu (Tatar-Başkurt) Ruslara karşı birlikte ayaklanmış ancak, 18. yy'ın sonlarında Rus egemenliğine girmek zorunda kalmışlardır. Dört asırlık bir devrede birlikte yaşayan Tatarlarla Başkurtlar birbirleriyle tamamen kaynaşmışlardır. Nitekim Kazan şehrindeki medreselerle, Başkurt ülkesindeki Orenburg, Kargah, Ufa, Troyskiy, İsterlibaş v.b. şehir ve kasabalardaki medreseler arasında eğitim ve öğretim usulleri bakımından hiçbir fark yoktu. Öğretim elemanları arasında Kazanlılar bulunduğu gibi bir çok Başkurt da bulunuyordu. Hiçbir zaman ayrılık ve yadırgama olmamıştır. Böylece son devirlerin tanınmış yazar, tarihçi ve şairlerinden Habibünneccar, Zeki Velidi Togan ve Şeyhzade Babiç ve diğerleri eserlerini Başkurt lehçesiyle değil, Kazan yazı dili ile kaleme almışlardır. Ancak bu eserler Bolşevik ihtilalinden sonra suni olarak güney-batı Başkurt lehçesine aktarıldı ve ihtilalden 9 yıl sonra 1926'da ilk Başkurtça kitap yayınlandı. Tatar- Başkurt Sovyet Cumhuriyetini kurma projesi suya düşünce 23 Mart 1919'da SSCB'ye dahil bir Başkurt SSC kuruldu. Başkurtlar etnik yapı itibariyle Tatarlara yakındırlar. Tarihi kaynaklara göre Tatar-Başkurt ilişkileri tahmini on bin yıl önceden başlamıştır. Başkurt halkının hayatında mitolojinin ve destanların ayrı bir yeri bulunmakladır. Ural-Batır destanı bunların en önemlileridir.


NÜFUS

Yaklaşık 4.000.000 nüfusa sahip olan Başkurtistan'da Nüfus Oranı: Başkurtlar % 24 Tatar % 21.3 Rus % 36.7 Ukrain, Belarus ve diğer % 18.


İDARİ YAPI

Ülke, Asya ile Avrupa'nın birleştiği bölgedir. Başkenti Ufa şehridir. Başkurtistan idari olarak 5 eyalet ( Ufa, Sterlitamak, Beloret, ‹şimbay, Sibay, Belebey ) ve 17 şehre ayrılmıştır. Ayrıca bu şehirlere ait 53 rayon ( ilçe- küçük bölge ) vardır. Başkurtlar daha çok şehirlerde değil kırsal bölgelerde yerleşmişlerdir. Başkurtların % 68'i Başkurtistan Özerk Cumhuriyetinde yaşamakta olup, geriye kalan % 32'si Ural bölgesindedir. Başkurtlar, Başkurtistan'ın dışında, Kazakistan, Türkmenistan, Özbekistan, Tacikistan, Kırgızistan, Ukrayna ve Rusya Federasyonunun diğer bölgelerinde yaşamaktadırlar.


EKONOMİ

Başkurtistan'ın ekonomik yapısı tarım, hayvancılık ve sanayiye dayalıdır. Ülkede 647 kolhoz ve 95 sovkhoz bulunmaktadır. Başlıca tarım ürünleri, çavdar, yulaf, darı, keten, şeker pancarı, patates, ayçiçeğidir. Başkurtistan önemli petrol, doğal gaz ve boru hatlarına sahiptir. Rafineriler ve petro-kimya fabrikaları ekonominin ana unsurudur. Ülkede ayrıca, kömür, bakır, boksit, altın, manganez krom vardır. Yılda 40 milyon ton petrol, 3.5 milyon m3 doğal gaz üretilmektedir. İmalat sanayii gelişmiş olup, petrol, doğal gaz, demir-çelik, kömür, elektrik, çimento, şeker, kereste, pamuklu ve yünlü dokuma ekonomide önemli yer tutmaktadır. Uçak imalatı, gübre, deri, tütün, gemi inşa, demir ve karayolu taşıtları yapılmaktadır. Ufa, Sterlitamak, İsinbay, Kumertau, Karmavoua'da büyük enerji santralleri bulunmaktadır. Ulaştırma demir, deniz, kara ve hava yolu ile sağlanmaktadır.


EĞİTİM

Başkurtistan'da, diğer Türk Cumhuriyetlerinde olduğu gibi eğitim gelişmiştir. Eğitim Rusça ve Başkurt Türkçesi ile yapılmaktadır. Anaokulları ve 10 yıllık ortaokulları bulunmaktadır. Anaokulu :71 adet, 65.000 öğrenci Ortaokul :3175 adet, 563.00 öğrenci Üniversite : 9 adet, 54.000 öğrenci.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Zulmün topu var, güllesi, kal'ası varsa,
Hakkın da bükülmez kolu, dönmez yüzü vardır.
Göz yumma güneşten, ne kadar nuru kararsa,
Sönmez edebî her gecenin gündüzü vardır.
nihal
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 188



« Yanıtla #9 : 21 Ekim 2009, 20:36:59 »

HAKASYA

Yüzölçümü : 61.900 km2

Nüfusu : 514.295

Başkenti : Abakan

Yenisey Irmağı'nın yukarı kesimindeki geniş Minusinsk Havzası'nın batı yarısında yer alır. Yenisey Irmağının kollarından, Abakan Irmağı bölgenin ortasından geçer. Irmak vadisinin güneyinde, Karagoş Dağında 2.930 m'ye kadar yükselen Batı Sayan Dağları bulunur. Kuzeyindeki Abakan ile Kuznetsk Alatau Dağlarının en yüksek noktası 2.178 m yüksekliğindeki Verhni Zub'dur. Kapalı havzada kurak ve sert bir kara iklimi egemendir. Bu nedenle alçak kesimler bozkırlar ve ormanlık alanlarla kaplıdır. Ama 1954'ten sonra özellikle bakir ve boş toprakların çoğu tarıma açılmıştır. Dağlar çam, köknar ve ladin ormanlarıyla kaplıdır.

Hakaslar Türk boyu olup Güney Doğu Sibirya'da yaşamaktadırlar. Hakasların iki bin yılı aşan tarihleri onların bir Kırgız grubu olduğunu göstermektedir. Tanrı Dağı Kırgızlarının dünyaca ünlü büyük destanları Manas da bu tarihi olaydan bahsetmektedir. Manas Destanı'nda anlatıldığına göre Tanrı Dağı Kırgızları Yenisey bölgesinden bugünki vatanlarına iki Kırgız Han'ı önderliğinde göç etmişlerdir. 19. yüzyıl Çin kaynakları Kırgızlardan "Heges" veya "KieKiaSe" adıyla bahsetmektedir. Sonraki yıllarda Tanrı Dağı Kırgız boylarının Müslümanlaşması ve yaşanılan bölgeler arasındaki mesafenin uzak olması nedeniyle Yenisey Kırgızları'nın ayrı bir kimlik benimsemesi ve Hakas adını kabullenmeleri sonucunu doğurmuştur. Hakaslar 18. yy'da Rus işgaline uğrayan Hakasya'da 1930'da Özerk bölge statüsüne kavuşmuşlardır. Hakaslar Budist, Ortodoks, Hristiyan ve Müslüman inancına sahiptirler. Hakas'ca Uygur şivesine yakındır. Bugün bir yazı diline sahip olan Hakaslar'ın dil ve edebiyat enstitüleri vardır. Güney Sibirya'da yaşayan Hakas Türklerinin kullandığı Türk lehçesi, Türk dillerinin sınıflandırılmasında Doğu Türkçesi öbeğine girer. Hakaslar Çarlık döneminde zorla kabul ettirilen Kiril alfabesini Sovyet Devriminden sonra bırakıp Latin alfabesine geçmişler, ama 1939'dan sonra yeniden Kiril alfabesini kullanmak zorunda kalmışlardır. Moğolca ve Çince öğelerin de rastlandığı Hakasça'nın sözcük dağarcığı daha çok ortak Türkçe'nin kelimelerinden oluşur. Hakaslar zengin bir halk edebiyatı geleneğine sahiptirler. Türkolog W. Radloff'un Hakas lehçesi edebiyatı ve etnografyasıyla ilgili geniş çalışmaları vardır.


NÜFUS

Hakaslar eskiden göçebe olan Sibiryalı bir Türk halkıdır. Ama günümüzde bölge nüfusunun yaklaşık % 80'ini Ruslar oluşturur. Toplam nüfusu 514.295 olan Hakas Bölgesi nüfusunun ancak % 17.7'si Türk'tür. 1989 nüfus sayımına göre nüfusları 110.000 olan Hakas'lar başlıca Krasnoyarsk Kray'ına bağlı olan Hakas Bölgesinde yaşamaktadırlar. Hakasların Kırgız ve Sagay diye iki kolu bulunur.


İDARİ YAPI

İdare merkezi Abakan'ın dışında Minusinsk kentinde bulunmaktadır. Güney Doğu Sibirya'da bulunan bu bölge, Rusya'nın Krasnoyarks vilayetine bağlıdır. Rıısya'nın oluşumunda ve 18. yüzyılda Rusya'ya katılmış, 1930'da Muhtar Bölge olmuştur.


EKONOMİ

Hakas Muhtar Bölgesi'nde, ekonomik kaynaklardan kömür, demir, altın, mermer vb. sanayi hammaddesi zengindir. Ayrıca kereste işletme sanayii gelişmiştir. Ekonomi tarım ve hayvancılığa dayanmaktadır. Bitki üretimi de yeterli düzeydedir. Koyun ve keçi besiciliği hala önemli bir ekonomik etkinliktir. Son yıllarda alçak kesimlerde gerçekleştirilen sulama projeleri otlaklarda beslenen hayvan sayısını, ekili arazilerin yüzölçümünü ve başta buğday, yulaf, darı ve patates olmak üzere tarımsal üretimi artırmıştır. Rusların bölgeye yerleşmesine de etkili olan bakır madenciliği 18. yy'dan beri önemini korumaktadır. Abaza ve Teya'da zengin demir cevherleri; yukarı Çulım'da altın, Çemogorsk'ta kömür, Aksiz'de barit çıkartılmaktadır. Bölgede ayrıca bakırtungsten yatakları da vardır. Ormanlar önemli kereste kaynağıdır. 1980'lerin başında Yenisey Irmağı üzerindeki Sayanagorsk'ta yapılan 6.400 megavat kapasiteli hidroelektrik santralından Minusinsk Havzasındaki sanayi için gerekli enerjinin sağlanması planlanmış ve elektrik enerjisi ihtiyacını karşılamaktadır.


EĞİTİM

Hakasya'da 269 ortaokul, 7 Anaokulu, 1 üniversitede bulunmaktadır. Anaokullarında 770, Ortaokullarda 91 bin, ülkenin diğer üniversitesinde ise 6500 öğrenci öğrenim görmektedir. Eğitim sistemi devletin mülkiyetindedir.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Zulmün topu var, güllesi, kal'ası varsa,
Hakkın da bükülmez kolu, dönmez yüzü vardır.
Göz yumma güneşten, ne kadar nuru kararsa,
Sönmez edebî her gecenin gündüzü vardır.
Sayfa: [1] 2 3 4
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.387 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.012s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.