Müzik, Türk'ün Kutsalıdır.
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 27 Mayıs 2020, 12:17:51


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Müzik, Türk'ün Kutsalıdır.  (Okunma Sayısı 3285 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Tengiz
Ziyaretçi
« : 29 Şubat 2012, 03:45:58 »


Müzik Ve Türk Kişisi; her çağda aralarında kutsal bir ilişki olan iki öğedir. Her ulusun kendine göre bir müzik anlayışı vardır; buna karşın müzik; Türk yaşamında neredeyse bir din inancı kadar kutlu ve peşinden gidilen bir ''yaşam biçimi'' dir.

*En eski kaynaklarda; Eski Türk Hakanları nın otağlarında ''9 Kök'' adı verilen temel 9 makamın üzerinden yılın 365 günü müzik dinletisi verildiği anlatılmaktadır.

*Türk Kamları ''Tüngür'' adı verilen ve ''öldürülmüş'' değil, ''kendiliğinden ölmüş'' geyiklerin derilerinden yaptıkları davulların sesi ile kendilerinden geçmişlerdir. Onlara göre küçük çanların takılı olduğu bu davullardaki ince çan sesleri iyi ruhları çağırır iken, derinin çıkardığı tok davul sesi kötü ruhları korkutup kaçırmaktadır. Büyü-dilek dileme-tören düzenleme gibi bir çok işte ise at kılı ve hayvan bağırsağından  yapılmış olan ve dünyanın en eski ve antik kemanları olan ''Kıl Kopuzlar'', ''Iklığlar''; çıkardıkları içten ve insan sesine benzeyen iniltilerle Türk'ün ruh dünyasını besleyen ve yöneten ''ses dünyası'' nın birer parçasıydılar.  
Görülüyor ki sesler ve Türk'ün ruh dünyası iç içe geçmiştir.

*Türklerce Kömey, Sigit, Kargıra, Ezengiler, Borbandıgır gibi türlere bölünen ve düzenlenip ''sistemleştirilen'' gırtlak havalarının her biri bir hayvanı, bir doğa olayını, bir doğa parçasını simgelemektedirler. Söz gelimi ''Sigit''; bozkır kuşlarının ince seslerini, ''Borbandıgır'' ise derin akarsuların çıkardığı homurtuları simgeler. Tüm bu gırtlak havaları dinlenildiğinde içlerinde çok gizli iniş-çıkışların ve yankılanmaların olduğu görülür. Bu; öylesine çıkarılmış sıradan bir ses değildir; açıkça beyini transa sokan ve kendinden geçiren seslerdir. Türk'ün ruhu müzikle kendinden geçer.

*Uygurların saraylarında arpların, udların, kopuzların, -6'lı-flütlerin, çeşit çeşit gongların ve davulların olduğu orkestralar Han otağında ve davetlerinde sürekli olarak görev yapardı. Her müzisyen, özel giysiler giyerek sanatını konuştururdu. Bir çok Uygur duvar kabartmasında ve resminde bu figürler görülebilir.

*Dede Korkut, bir yiğide adını vereceğinde eline kopuzunu alır; ''AT VERME'' töreni müzik eşliğinde gerçekleştirilidi. Yalnız bu müzik bir ''eğlence müziği'' değil; Tanrıya ve evrene dilek yakaran bir müziktir.
*Altaylarda müzik; yalnızca insan figürü ve çalgı araçlarıyla değil; hayvan seslerinin eşliği ile de yapılır.
Kurt sesleri, orman kuşlarının, baykuşların, kargaların, koyunların,keçilerin, kuzuların, köpeklerin sesleri, at kişnemeleri neredeyse her Türk ezgisinde kendini gösterir.

*Çalgılar Türkler için kutsaldır; Türk deyimlerinde bile çalgıların yeri vardır ''Zurnanın zırt dediği yer'', ''Bam Teli'', ''Herkesin ayrı telden çalması'' ''Davulun sesinin uzaktan hoş gelmesi'', ''Sazın kırılması''  ''Dem vurmak'' gibi bir çok deyim Türklerin müzikle ne kadar iç içe yaşayan bir ulus olduğunu gösterir.

*Türk müziği savaş kültüründen doğmuştur. Türk orduları davul vuruşlarının, borazanların ve çeşit çeşit çalgıların eşliğiyle savaşa giderlerdi; Çinliler savaşlarda davul kullanmanın gerekliliğini Hunlardan öğrenmişlerdir. Japonlar savaş davulunu ilk kez Moğol işgalleri sırasında görmüşlerdir. Dünya da kaç ordu, kendi askerini Türkler gibi müzik eşliğinde ölümün önüne atar?
Güm-Güm sesleri arasında atının üzerinde yağısına doğru ilerleyen Türk; Yerinde durmak bilmez ''Atlı-savaşçı'' bozkır geleneğinin en güzel örneğidir.

Türkler müziksiz yapamaz; yaptıkları müzikler ise hiç bir dönem ''gelişi güzel'', ''bozulmuş'', ''çarptırılmış'' müzikler değildir. Atalarımız bizim bu gün arabeskçilerin, popçuların, çingenlerin ve kürtlerin  darmadağan ettiği müzikler eşiliğinde eğleniyor olduğumuzu görseydi sanırım yüzümüze okkalı bir tokat yerleştirirledi.

BİR DÜŞÜNÜN;
Tek bir Türkmen Ozanı nın Türkmenistanda yetişmesi tam olarak yedi yıl sürmektedir. Ustası makamları, usülleri, deyişleri kurallara ve düzene bağlı olarak çalmayı öğrenmeden kimseye ''Bakşılık'' (ozanlık) aşamasına geçirmezdi.

DÜNYADA BİLİMSEL OLARAK ONAYLANMIŞ ÜÇ BÜYÜK MÜZİK SİSTEMİ VARDIR:
*AVRUPA KLASİK MÜZİĞİ,
*HİNT MUSİKİSİ
* TÜRK SANAT MÜZİĞİ

Türkler ordu-millet olduklarından her alanda olduğu gibi ''sistemlilik'' müziklerine de yansımıştır. Bu sistemlilik en çok Türk Sanat Müziği nde kendini gösterir. Usülleri (tempoları) tutan ve adına ''kövrük'' - ''kudüm'' denilen davullar sanırsınız ki bir orduya yürüyüş temposu veren savaş davullarıdır. Bu davulların verdiği usülün dışına hiç bir çalgı çıkamaz; çıkan hemen düzeni bozar ve ayırt edilir. Günümüzde ''Türk Sanat Müziği'' adı altında karşımıza çıkan bir çok müzik aslında sanat müziği ile ilgili olmayan ''bozuk'' müziklerdir. İlgisiz kalan bu sanat dalımız ne yazık ki Devlet Koruması ve yönetimi altında olanların dışında makamı-usülü bozan, anıran-bağıran-böğüren, arabeskleştiren ve ağırbaşlı olmayan ''süslü dönmelerin'' eline kalmıştır.[/b] Gerçek Türk Sanat Müziği için; günümüzden en az 50 yıl öncesinden başlayarak daha gerilere, Selçuklu ve erken dönem Osmanlı musikisine bakmak gerekir. (günümüzde bu ezgiler ''Mecmuadan Saz Ve Söz'', gibi albümlerin altında unutulmuş eski çalgıların yeniden üretilip yapılmasıyla yaşama döndürülmüştür.)  Şimdiki günlerde sanat müziği adı altında sağda solda çalınan müziklerin çoğu basit içerikli ve neredeyse tümü ''piyasa'' müziği olan uyku getirici inlemeler yığınıdır.Bütün canlılık, akıcılık, kuralcılık, yenilikçilik yok olmuştur, Türk ruhu yok olmuştur.


Türk Halk Müziği ise başka uluslarda olmadığı kadar bir tempo ve hava zenginliği ile her zaman köklerini korumaya eğilimli olan bir zenginlik içinde var ola gelmiştir. Türk Sanat Müziği ne yazık ki fars etkisine boğulmuştur; buna karşın Türk Halk Müziği Orta Asya dan gelen bir çok kök anlayışımızı içinde barındırmayı sürdürmüştür. Yöre havaları ne kadar değişik olursa olsun, genel havalar Türkmen müzik anlayışının çevresinde gelişir. Gerçek Türk Karadeniz havalarına baktığınızda (Piçoğlu Osman ın yorumları buna örnek verilebilir) Türkmenistan daki ezgilere çok benzediği görülebilir. (Günümüzde rumculuk-lazcılık amacı ile Karadeniz Türküleri de yozlaştırılıp siyasi amaçla saptırılmıştır)

Bir diğer örnek'te Elazığ ilimizin türküleridir. Orta Asya da var olan bazı ezgiler bu gün Elazığ da aynı biçimiyle söylenmektedir. Buna karşın diğer doğu illerimizin müziğinde olduğu gibi Elazığ Türküleri ve musikisi de kürtlerin eline kalmış ve yozlaşmıştır. Türk halk ezgilerinde de var olmayan ''haheyler, aho'' lar ve ortadoğuya özgü olan aşırı gırtlaktan söyleme ve ses dalgalandırma ile doğu illerimizin Türkmen ezgileri de yozlaştırılmıştır.


TÜRK ÇOCUKLARI MÜZİK ÖĞRENMELİDİR!  

Öncelikli olarak Türklerin geleneksel müzik çalgıları ve alanları olmak üzere her Türk çocuğunda ''düzenli-kurallı-sanatlı'' müziğe karşı ilgi uyandırılmalıdır. Gitar tıngırtılarıyla, ''çıs-pıs'' lı ve bol böğürtülü anlamsız sözler barındıran bataklığıyla günümüz müzik anlayışı çocuklarımızdan uzak tutulmalıdır. Bilimsel bir gerçektir ki; anne karnından başlayarak sürekli ''kaliteli müzik'' dinletilmiş bir çocuk; büyüdüğünde bile sürekli ''düzenli-kurallı-anlamlı'' müzik dinleme arayışına girmektedir ve dünyaya karşı olan algıları daha açık olmaktadır.

Çocuklarımızın kulakları analarının karnındayken ve doğduktan sonra beşiklerinin içindeyken bile bizim onlara dinlettiğimiz Türk ezgileriyle Türk ruhuna alıştırılmalıdır. Özellikle bebekler ve küçük çocuklara ''Pentatonik Müzik'' (5 Tonlu Ezgi) dinletilmesi bilim adamlarınca önerilmektedir. Pentatonik müzik; çocuğun algılarını açmakta ve onu dinlendirmektedir. Peki ''Pentatonik Müzik'' Türk kültüründe var mıdır?
-Evet!
Çünkü Pentatonik müzik, insanın kendisi kadar eski müzik düzeninden birisidir ve dolayısı ile en eski ve öz Türk müziğinin içindedir. (Çin-japon-moğol, ve diğer bazı halk ezgilerinde de pentatonik tonlar ağırlıklıdır)  Altai-Kai gibi eski Türk ezgilerini dillendiren bir çok Türk müzik topluluğunun yaptığı ezgiler pentatoniktir. Çocuklarımıza ve kendimize; en kaliteli Türk müziğini dinletmeliyiz. Bir Türküyü; gerçek ozanından, bir sanat müziği eserini de TRT nin onayladığı gerçek sanatçıların ağzından dinlemeliyiz.
Orta Asya ezgileri ise her zaman çocuklarımızın ruhuna doğa sevgisini, savaşçılığı, atalarının ruhunu aşılayabilecek durumda olan müzik alanı olarak bizlerin ilgisini beklemektedir.

Müzik Türk'ün kutsalıdır.



 Tengiz
İkinçayın Yirmidokuzu
EVİREN YILI
(29.02.2012)



Facebook'a Ekle
Kayıtlı
ANKARALI GÖKTÜRK
Atsızcı
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 2.262


BİR HAKAN GİDER BİN HAKAN GELİR !..


« Yanıtla #1 : 29 Şubat 2012, 13:33:16 »



          Ben de senin gibi düşünüyorum Tengiz Andam. Gerçektende bizlere kadar ulaşan bir ezgi olgusu var ve sıkı bir geçmişle geldiği belli oluyor. Bizler Anadolu'da hep bir ezgi unsurunun içinde idik. Bağlama elimizden düşmezdi ve dinlediklerimiz hep türkü yada bizden geldiğini düşündüğüm Türk sanat müziği çalgılarıyla yapıtları dinlemek en sevdiğim işlerdendi.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

MUHTAÇ OLDUĞUN KUDRET DAMARLARINDAKİ ASİL KANDA MEVCUTTUR.
Gumus Kurt
Ziyaretçi
« Yanıtla #2 : 03 Mart 2012, 22:33:16 »

Güzel bir konuya değinmişsin Tengiz Anda. Müzik gerçekten çok önemlidir. Örneğin; şöyle bir Türk başbuğunun resmine normal bir şekilde bakmak var, bir de Dombıra eşliğinde resme bakmak var. Şüphesiz Dombra eşliğinde bakıldığında içiniz kıpırdayacaktır.

Şu slayt ile hazırlanmış ufak bir sunum bile arkadaki müzik eşliğinde bambaşka bir havaya giriyor.

Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
Türk Savaşçıları
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
ANKARALI GÖKTÜRK
Atsızcı
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 2.262


BİR HAKAN GİDER BİN HAKAN GELİR !..


« Yanıtla #3 : 04 Mart 2012, 12:44:01 »



            Önerini dikkate alacağım ve bunları bulmaya çalışacağım Andam. Eşsiz Türk uygarlığının değerli parçası olan ezgilerimize önem vermeye devam edeceğim.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

MUHTAÇ OLDUĞUN KUDRET DAMARLARINDAKİ ASİL KANDA MEVCUTTUR.
Ural
Atsızcı
*
ileti Sayısı: 20



« Yanıtla #4 : 20 Eylül 2012, 07:39:43 »

İzletiye konulan resimler çok güzel. GökTürk
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.056 Saniyede 23 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.012s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.