Moğol çocukları, Moğol çocukları, gözler ileri başlar yukarı...
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 05 Haziran 2020, 04:46:38


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Moğol çocukları, Moğol çocukları, gözler ileri başlar yukarı...  (Okunma Sayısı 3987 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Tengiz
Ziyaretçi
« : 30 Nisan 2011, 20:24:04 »

Moğolistan da yaşayan ve burası üzerine gözlemlerini aktaran bir Türk ün ilginç gözlemlerinden birisini önceden otağa alıntılamıştım. Şimdi de çocuklar üzerine olan kısımını alıntılıyorum Gülümseme





Uzun bir ara olmuş. Moğolistan' a dair yazacak şeyler bekliyor, başka hiçbir yere benzemeyen koskoca bir ülkeye dair bildiğim bilmediğim bir dünya şey birikip duruyor.

Bir önceki kayıtta kadınlar demiştim, şimdi de çocuklar olsun, önce kadınlar ve çocuklar Gülümseme. Bu ülkeye dair yazılacak en güzel şeyler hakikaten kadınlar ve çocuklar. Kızma Moğol biraderim, onu yolda belde asabi asabi gezerken, ürkütücü bakışlar atarken düşünecektin; sen höt zöt derken ben Moğol bacımla pek de güzel anlaşıp bebelerin yanağını mıncırdım Gülümseme).

Ne diyorduk, efendim bu ülkede çocuklar pek kıymetli. Artık bilemem kaynağı komünist geçmiş midir yoksa doğrudan Moğol kültürü müdür, çocuklara çok özen gösteriliyor. Az laf, çok örnek ve fotoğraf kısmına geçecek olursak:



Bu yukarıdaki "Çocuklar için Yaratıcılık Merkezi". Şehirdeki en güzel (yani eski dönemden Gülümseme binalardan biri çocuklara sanat öğretmek için ayrılmış. Fotoğrafı iyi çekememiş olabilirim ama binanın şekli şemali ve mavisi çok güzel. Bizde tarihi bir bina eskaza böyle bir amaca verilecek olsa hemen "yanar", akabinde yerine alışveriş merkezi inşa ediliverirdi.




Bu binalar da ne değil mi... Eski, bakımsız, kunt kunt bloklar... Bunlardan şehirde çok var. Ama bu binaların ardı hep bir avluya bakar. O avlunun ortasında da hep çocuk parkı vardır, n'aber...




Ulan Bator' da beni en çok şaşırtan şeylerden biri de bu, insanın üstüne gelen, of pof blokların ardı hep çocuk mekanı... Binaların önünde korkunç bir trafik, toz, gürültü varken, ardları hep parklar, senenin kısa bir döneminde de olsa yeşillenen bahçeler ve birkaç metre ötedeki keşmekeşten uzakta, güvenle oynayan çocuklar... Parklar hep avlu içinde olduğu için yola top kaçtı, çocuk koştu gitti problemi de yok. Eski binaların çoğunun ardı oyun, yeni binaların ise önü, arkası, sağı, solu toz, trafik vs.






Efendim, şimdi de buyrun 1 Haziran Çocuk ve Anne Bayramı' nda görüntüler. 1 Haziran' da şehirde resmen bir çocuk çıkarması yaşanıyor. Parlamento meydanı, yukarıda görüldüğü üzere bayram meydanına dönüyor, süsler, standlar, oyuncaklar... Sırf meydan değil, tüm şehir balonlar, fırfırlarla süsleniyor. Herkes çocuğunu kapıp sokağa çıkıyor, etraf giydirilmiş, kuşatılmış çocuklarla doluyor. Her cadde, sokak, köşe, bir eliyle anne-babasının elini, diğer eliyle şeker, oyuncak vs. tutan çocukla dolup taşıyor. Bazen "Devlet anne-babalara, çocuklarını gezdirmesi için teşvik mi veriyor?" diye düşünüyorum, öyle bir çoluk çombalak dışarıdalık hali Gülümseme). Acaba Türkiye' den bir heyet gelse de "Çocuk bayramı nasıl kutlanır?" konulu bir inceleme mi yapsa Gülümseme).

Şehir okulla dolu. 1,2 milyonluk şehirde adım başı bir anaokuluna, ilköğretim okuluna rastlanıyor. Zorunlu eğitim sanırım 11 sene, yanılma hakkım saklıdır:). Eski sinemalar banka olmuş ama eski okullar hala okul. Kimse binaları satmayı, kiralamayı, otel yapmayı düşünmemiş.

***Unutmadan, dışarıda hiç yaygara koparan Moğol çocuk ya da bağır bağır çocuğunu azarlayan ebeveyn görmedim, bizdeki klasik AVM manzarasının tersine Gülümseme. Herkes öfkesini eve saklamıyorsa hem büyüklere hem çocuklara bir sakinlik hakim. Nasıl beceriyorlar acaba Gülümseme?

Çocuklar her yerde kıymetli (iyimser bir yaklaşım da olsa) ama bu durum Moğolistan' da daha bir belirgin hal alıyor. Gelişmiş ülkelerde çocuklara verilen önemin büyük resim içinde yeri vardır, diğer renk ve formlar arasında takılır. Ama hem ekonomisi hem coğrafyası zorluk içinde olan bu ülkede bu önem, büyük resmin çok önemli bir parçası. Bu yüzden daha da belirgin, göze daha bir görünüyor.



Ancak madalyonun bir de çok ama çok karanlık bir yüzü var, sokak çocukları. Yönetim sisteminin değişmesiyle, fakirleşmeyle birçok büyük ve çocuk sokağa düşmüş. Merkezi ısıtma nedeniyle ısıtma boruları şehrin altından geçtiğinden ve sıcaklık yaydığından, evsiz, işsiz kalan insanlardan, yer altında, boruların yanında yaşamaya başlayanlar olmuş. Dışarıda hala kapakları kaldırıp aşağıya inen insanlar görülebilir.

Sokaklarda hala dilenen çocuklar var ama sayılarının son birkaç yıldır azaldığı söyleniyor (bilenlere ve okuduklarıma göre). Sokakta, yeraltında yaşayan çocuklar çok büyük ve can acıtan bir problem. Bu çocuklara yönelik birçok yerli-yabancı yardım ve proje var. Şehirde çok sayıda yetimhane var, tanıştığım Rahibe Françoise bu sayının 46 olduğunu söylemişti, kaçı devletin, kaçı misyoner bilmiyorum. Devletin yetimhanesini de gördüm, misyoner olanlardan birini de, ikisi de tertemizdi ve çocuklar mutlu görünüyordu. Umarım doğru görmüşümdür ve diğerleri de öyledir

Çocuklara verilen önem, Moğolistan' daki birçok şey gibi değişmez umarım. Şehir ve sosyal hayat hızla değişiyor, kırsal da değişiyordur elbet. Maddi zorluklardan çocuklar da payını alıyor ama manevi kıymetin yerli yerinde kalmasını dilerim.

Ulan Bator' da yapılacak en iyi şey çocuklarla vakit geçirmek sanırım. Ben öyle yaptım, bol bol tombul yanak mıncırdım, insanda stres mtres kalmıyor mirim Gülümseme)




***Özellikle doğu ve uzak doğu asyasının  insanlardaki sakinlik hepimizin dikkatini çekmiştir sanırım. Yazıda da bundan da söz edilmiş.
Bağırıp çağırmalar, salya sümük ağlayan çocukları çarşı ortasında yerde sürüye sürüye tokatlamalar, yüksek sesle konuşmalar, akdeniz ülkelerinden midir, ortadoğunun kendini salmış kuralsız kültüründen midir bilinmez ülkemizde de epeyce var. Bu konu da düşüncelerinizi almak isterim andalar. Orta Asya kökenli bir yaşamdan geliyoruz, bizde de bu dinginlik var mıydı? Yaşam biçimimizde dinginliğimizi ne kadar koruyoruz?
Birden alevlenip sönmeler kültürümüzde nasıl karşılanır? Bu ne kadar ve nasıl değiştirilebilir, ve gerekli midir...

 
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
karluk eri
Atsızcı
*
ileti Sayısı: 51


« Yanıtla #1 : 02 Mayıs 2011, 22:04:45 »

Bu dinginlik örneğin  Bayburt ta devam ediyor olmalı.1400-1500 metre yükseklikte bir kentten bahsediyorum.Bakın tarihsel kayıtlarda kuman-kıpçakların bügünkü bulgaristan ve ozaman bizansın olan trakya civarına iklim(sıcaklık yüzünden )yerleşmek istemedikleri ifade ediliyor.Gerçekten de aydın ili hariç izmir,manisa gibi çok sıcak yerlerde türkmenlerin yerleşimi zaman almış.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.219 Saniyede 23 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.053s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.