AZERBAYCAN HABERLERİ!
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 24 Kasım 2017, 08:31:55


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: 1 ... 25 26 [27] 28
  Yazdır  
Gönderen Konu: AZERBAYCAN HABERLERİ!  (Okunma Sayısı 106654 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Duva Sohor
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 248



« Yanıtla #260 : 19 Mayıs 2015, 05:19:20 »

Azerbaycan'da, 3. Kültürlerarası Diyalog Forumu Düzenlendi

Azerbaycan'da, 3. Kültürlerarası Diyalog Forumu, Azerbaycan 'ın Başkenti Bakü'de düzenlendi. Haydar Aliyev Kültür Merkezi'nde düzenlenen foruma, Cumhurbaşkanı Aliyev'in yanı sıra BM Medeniyetler İttifakı Yüksek Temsilcisi Nassir Abdulaziz El Nasır, UNESCO Genel Direktörü İrina Bokova, İSESCO Genel Direktörü Abdulaziz Osman Al-Tuveycri, İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Genel Sekreteri İyad bin Amin Medeni, Azerbaycanlı bakan ve milletvekilleriyle 100'ün üzerinde ülkeden 500'den fazla davetli katıldı. Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev konferanstaki konuşmasında, Dünyadaki bazı gelişmelerin tedirginlik doğurduğunu ifade ederek, Çok kültürlülüğün alternatifi yoktur. Bu kültürün daha da yaygınlaşması için sivil toplum kuruluşlarına büyük görev düşüyor. Bazı durumlarda dini çatışmalar bilinçli şekilde büyütülüyor ve yaygınlaştırılıyor. Kanaat önderlerinin, etkin insanların çatışmaların önüne geçilmesi için daha fazla sorumluluk alması lazım. dedi. Daha sonra Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve eşi Mehriban Aliyeva UNESCO'nun "Farklılıkla Anlaşalım kitabının tanıtımı törenine katıldı.
UNESCO Genel Direktörü Irina Bokova tanıtım töreninde konuşma yaptıktan sonra Azerbaycan "Kelağayı sanatının UNESCO'nun maddi olmayan kültürel miras üzere temsilci listesine dahil edilmesini onaylayan belgeyi Mehriban Aliyeva'ya sundu. Uluslararası ortak kurumlar Forumun sembolü ile ödüllendirildiler.

DHA
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Duva Sohor
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 248



« Yanıtla #261 : 19 Mayıs 2015, 05:45:07 »

 Koçsistem, Azerbaycan'a Daha Fazla Yatırım Yapacak

KoçSistem Genel Müdürü Nalbantoğlu:- "Azerbaycan uluslararası arenada hangi konularda rekabetçi olmak istiyorsa, o konularda teknolojinin getirmiş olduğu yeni güçle neler yapabileceğimizin sürekli arayışı içerisinde olacağız"- "Son günlerde burada üzerind
BAKÜ (AA) - KoçSistem Genel Müdürü Mehmet Nalbantoğlu, Azerbaycan'a daha fazla yatırım yapmayı hedeflediklerini söyledi.
KoçSistem, Azerbaycan'ın başkenti Bakü'de "Bankacılık Sektöründe Bilişim Teknolojileri" konulu atölye çalışması düzenlendi. Toplantıya, KoçSistem Genel Müdürü Nalbantoğlu, KoçSistem Azerbaycan Genel Müdürü Prof. Dr. Ali Kutvan ve ülkedeki bankaların yönetici ve temsilcileri katıldı.
KoçSistem Genel Müdürü Nalbantoğlu, toplantı sonrasında AA muhabirine yaptığı açıklamada, Azerbaycan'a uzun vadeli plan çerçevesinde yatırım yaptıklarını bildirdi.
Teknolojinin verimlilik aracı olarak kullanıldığı bir dünyada, kurumlara, büyük şirketlere, teknolojiyi kendi operasyonlarında daha verimli kullanıp maliyetlerini düşürme konusunda çok değişik projeler ürettiklerini anlatan Nalbantoğlu, "Önümüzdeki dönemde, Azerbaycan uluslararası arenada hangi konularda rekabetçi olmak istiyorsa, o konularda  teknolojinin getirmiş olduğu yeni güçle neler yapabileceğimizin sürekli arayışı içerisinde olacağız" dedi.
Nalbantoğlu, bu nedenle Azerbaycan'daki operasyonlarını büyütmeye devam ettiklerini, aynı zamanda Türkiye'deki inovatif projeleri de Azerbaycan'a taşımayı düşündüklerini kaydetti.
Azerbaycan'da iki yıl içerisinde özel sektör ağırlıklı projelerde yer aldıklarını hatırlatan Nalbantoğlu, şöyle konuştu:
"Son günlerde burada üzerinde çok konuşulmayan bulut inisiyatifinin çok hızlı şekilde Azerbaycan'da kabul göreceğini düşünüyoruz. Buna yönelik olarak tecrübelerimizi hızlı şekilde aktarıp buraya daha fazla yatırım yapmayı hedefliyoruz."
KoçSistem Azerbaycan Genel Müdürü Prof. Dr. Kutvan ise, "KoçSistem Azerbaycan''ı büyüterek bilgi teknolojileri konusunda uzman insanlara istihdam oluşturmayı hedeflediklerini söyledi.
Azerbaycan ekonomisinin bugüne kadar petrol ekonomisi ekseninde şekillendiğini, şimdi petrol dışı ekonomilerin gelişmesini öngören bir devlet politikası yürütüldüğünü söyleyen Kutvan, "Öncelikli hedefimiz Azerbaycan'ın uluslararası rekabet kabiliyetini artıracak alanlarda, özel ve kamu şirketlerinin bilgi teknolojileri yeterlilik ve altyapılarını güçlendirmektir" diye konuştu.
Azerbaycan'da finans sektörünün de değişim sürecinde olduğunu ve önümüzdeki dönemde bu sektördeki şirketlerin ciddi rekabet içerisinde olacaklarını öne süren Kutvan hedeflerini şöyle sıraladı:
"KoçSistem olarak Azerbaycan'da odaklanmayı düşündüğümüz sektörlerin başında finans sektörü geliyor. Sanayi işletmelerine yönelik bilişim teknolojileri çözümleri geliştirmeyi ve onların rekabet güçlerinin artmasına katkı sağlamayı düşünüyoruz. Ayrıca üniversite ve sanayi işbirliğine önem veriyoruz. Üniversitelerle birlikte projeler geliştireceğiz."
 
Kaynak:
AA
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Duva Sohor
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 248



« Yanıtla #262 : 19 Mayıs 2015, 05:49:42 »

Azerbaycan'da Avrupa Oyunları heyecanı!

12-29 Haziran tarihlerinde Azerbaycan’ın başkenti Bakü'nün ev sahipliği yapacağı Avrupa Oyunları için geri sayım sürüyor.

 
Oyunlar için Hırvatistan'dan yola çıkan Hırvat bisikletçiler beş ülkenin peşinden gün içerisinde İstanbul'a geldi. Hırvat bisikletçi Ivan Rogicc ile Azerbaycan İstanbul Konsolosu Kenan Murtazov, Avrupa Oyunları’yla alakalı görüşlerini NTV Spor'a anlattı.
Bakü'de tertip edilecek Avrupa Oyunları için Hırvatistan'ın Dubrovnik şehrinden yola çıkan Hırvat bisikletçiler İstanbul'a ulaştı.
Yaklaşık 4 bin KM mesafe katettikten akabinde açılış törenine katılacak olan sporcular, Karadağ, Arnavutluk, Makedonya, Yunanistan, Bulgaristan, Türkiye, Gürcistan'ın üzerinden Azerbaycan'a ulaşacak.
İstanbul'a ulaşan Hırvat bisikletçilerden Ivan Rogicc, zorlu yolculukla alakalı NTV Spor'a söylemlerde bulundu.
"Sürüş hikayemiz 2 sene önce Londra'daki olimpiyatlarına gidip start verdi . Amatör sporcular olarak olimpiyatlara takviye olmaktan binaen çok fazla mutluyuz. Avrupa Oyunları’nın ne kadar harika olduğunu farkettik ve Bakü'ye bisiklet sürmeye karar verdik. Bu bizim için bir gelenek ve geleneğe devam edip Rio'daki olimpiyatlara da gitmek istiyoruz.”
Hırvat bisikletçilerin geçtikleri ülkelerde Azerbeycan'da tertip edilecek Avrupa Oyunları'nın tanıtımını yaptığını ifade eden Azerbaycan İstanbul Konsolosu Kenan Murtazov, organizyon hakkında veri (bilgi) verdi;

"Bu zamana kadar Avrupa Oyunları'nda bir standart yoktu. Artık bu standartı Azerbaycan belirleyecek. Çok çok büyük bir spor şöleni yaşanacak ve 6 bin sporcu Bakü'de yarışacak. Bunun beraberinde yüzbinler bu şöleni izlemeye Azerbaycan'a gelecektir."
İlk defa tertip edilecek Avrupa Oyunları 12-29 Haziran tarihlerinde Azerbaycan’ın başkenti Bakü ev sahipliği yapacak.

Alıntı

Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Duva Sohor
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 248



« Yanıtla #263 : 20 Mayıs 2015, 01:02:22 »

Azerbaycan'da büyük yangın 15 ölü

Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de bir apartmanda çıkan yangında en az 16 kişi öldü, 60 yakın kişi de yaralandı.

Yangın sırasında bir kişi apartmandan atlayarak can verdi. Ölenlerin arasında iki de çocuğun olduğu bildirildi.

15 katlı apartmanı saran yangını söndürmek ve kurtarma çalışmaları için itfaiye ekiplerinin yanı sıra helikopterler de görev yaptı.

Alıntı
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Duva Sohor
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 248



« Yanıtla #264 : 20 Mayıs 2015, 01:04:21 »

Ablası, Azerbaycan'ın 'Prensesi'ni anlattı

Rusya'da Hepatit B virüsü nedeniyle tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybeden Azerbaycanlı aktivist Nergiz Yakuplu'nun ablası konuştu...

TİMETURK | FURKAN AZERİ

Geçtiğimiz günlerde Rusya'nın Tomuski Şehrinde Hepatit B virüsü nedeniyle tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybeden Azerbaycan muhalefetine mensup pek çok kesim tarafından "Muhalefetin Prensesi" olarak da nitelendirilen Nergiz Yakuplu'nun (26) ablası Nigar Yakuplu TİMETURK'ten Furkan Azeri'ye konuştu.

Genç aktivist ve aynı zamanda meslektaşımız olan gazeteci Nergiz Yakuplu'nun ölümü herkes gibi beni de derinden sarstı.

Zorlu bir süreçten geçen Yakuplu ailesinin neler hissettiğini sorduk ve Nergiz vefat ederken dünyaya gelen bebeğinin durumundan; hapiste tutuklu bulunan Baba Yakuplu'nun hikâyesine kadar birçok konuyu ailenin büyük kızı Nigar Yakuplu ile konuştuk.

İşte o röportaj…

Furkan Azeri: Nergiz Yakuplu kimdi? Bize önce Nergiz'in hikayesini anlatır mısınız?

Nergizimiz 1989 doğumluydu. 2011 yılında Hazar Üniversitesi Tercümanlık bölümünden mezun oldu. Hemen sonra “Yeni Müsavat” gazetesinde çalışmaya başladı. Onu herkes çok seviyordu. Ama gazetecilikten önce onu meydanlardan bilir ve severlerdi. Nergiz, hayat dolu bir kızdı, kavgacıydı, mücadeleyi seviyordu.

Azerbaycan'ın mücadele sembolü olmuştu. O gösterilere, yürüyüşlere katılana kadar Bakü'de kadınlar fazla mitinglere katılmazdı, bizde biliyorsunuz gösterilere katılmaya o kadar da sıcak bakılmıyor. Nergiz, bu algıyı yıktı. Tüm aydınlarımızın onu destekleyeceğini biliyordu. Zaten Nergiz'den sonra kadınlar eylemlere katılmaya başladı. Nergiz Azerbaycan'ın demokratikleşme yolculuğunda bir sıra neferine dönüştü.

Furkan Azeri: Nergiz'in yaşı fazla değildi siyasi mücadelenin içine nasıl bu kadar erken girebildi? Korkmuyor muydu eylemlere katılmaya?

Babamız Tofik Yakuplu yıllardır Azerbaycan'da siyasi mücadelenin içinde. 2009 yılında Azerbaycan ana muhalefet partisinin başkan yardımcılığına seçildi. Nergiz siyaseti, mücadeleyi ondan öğrendi.

Babası küçük yaştan itibaren Nergiz'in ellerinden tutup gösterilere götürüyordu. Biz, minik parmaklarımızın o kocaman avuçlarda kaybolmasından gurur duyardık, çaktırmadan bakışır ve gülümserdik. Babamız biraz önde adımlardı biz de hemen yanında. Amâ bir gün baktım Nergiz kocaman kız olmuş ve Babamın karşısına geçerek. ‘'Ben de senin Partinde mücadele etmeye karar verdim'' dedi. Böyle başladu işte siyasi hayatı. ‘'Korkmuyor muydu'' sorunuza gelince; hayır korkmuyordu. Nergiz her gösteriden sonra gözaltına alınır, polis tarafından götürülür, saatlerce karakolda bekletilir ve hakkında tutanak tutulurdu. Polisler, bir daha izinsiz gösterilere katılmaması için yazı yazmasını istiyorlardı Ama benim kahraman kardeşim her defasında ‘'Pişman değilim, sonuna kadar varım'' yazıyordu. O hapishaneden korkmuyordu, dikine giden bir kızdı, kimse onu doğru bildiği, inandığı düşüncelerinden sakındıramazdı.

Furkan Azeri: Nergiz'in en büyük hayali neydi, kendi dünyasında nasıl hayaller kuruyordu?

Nergiz optimistti, yarınlara umutla bakıyordu, Azerbaycan'ı tam özgür ve demokratik bir ülke olarak görmek en büyük hayaliydi. Bunun için gece gündüz çalışıyordu. Tabi biliyorsunuz yakın bir zamanda evlenmişti, hamileydi, çocuğuna hayatı öğretmek, ona masallar anlatmak istiyordu en çok da bizim örneğimiz, canımız, babamızın hikâyesini anlatmak istiyordu doğacak çocuğuna.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Duva Sohor
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 248



« Yanıtla #265 : 21 Mayıs 2015, 19:22:48 »

Azerbaycan Fransa'ya nota verdi

Azerbaycan, Ermeni işgali altındaki Yukarı Karabağ'ın sözde yöneticilerinin Paris'te temaslarda bulunmaları nedeniyle Fransa'ya nota verdi.

Azerbaycan Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, Yukarı Karabağ'ın sözde yöneticilerinden Bako Saakyan'ın Fransa'ya ziyaret gerçekleştirmesi üzerine Fransa'nın Bakü Büyükelçisi Pascal Meunier Bakanlığa çağrıldı.

Meunier'in Azerbaycan Dışişleri Bakan Yardımcısı Halef Halefov tarafından kabul edildi ve kendisine itiraz notası iletildi.

Halefov, bu ve benzer durumların Azerbaycan ile Fransa arasındaki ilişkilerinin ruhuna ve Fransa'nın yürüttüğü AGİT Minsk Grubu Eşbaşkanlığı görevine uygun olmadığını, Ermenistan-Azerbaycan çatışmasının çözümüne zarar verdiğini kaydetti.

Bu durumun Fransa'nın çifte standart uygulamalarının bir tezahürü olduğunu vurgulayan Halefov, yaşanan olayın iki ülke ilişkilerine yansıyacağını kaydetti.

Meunier, kendisine sunulan notanın ve Azerbaycan'ın ciddi rahatsızlığının ülkesine ulaştıracağını ifade etti.

NTV
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Kaan Ulas
OTAĞ BEKÇİSİ
Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 3.685


Madem ki Türküz; o halde Türk gibi yazarız.


« Yanıtla #266 : 18 Ekim 2015, 17:32:34 »

Türk yurdu Azerbaycan'nın Bağımsızlık günü kutlu olsun.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

ATSIZCA, ATSIZCILIK
Bögü:Alp
Atsız'ın İzinde
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.983


Döğüşen Türk, oyanan Türk, kalkan Türk!


Site
« Yanıtla #267 : 18 Ekim 2015, 18:01:41 »

Onların sevinci bizim sevincimiz, onların üzüntüsü bizim üzüntümüzdür. Kutlu olsun.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

«Dünyada en büyük iftiharım, Türk yaratıldığımdır!»
M. Badurak
Turancı BOZKURT

ileti Sayısı: 3.138


Türk var oldukça,Türkçülük ateşi de yanar durur.


« Yanıtla #268 : 18 Ekim 2015, 18:11:51 »

Kardeşlerimizin bağımsızlık günü kutlu olsun.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Türkçülük, din gibi derin, tasavvuf gibi mistik bir sistemdir. Ondaki ihtişamı ve bu uğurda ölmekteki ululuğu ancak ruhunda istidat olanlar duyabilir.
M. Badurak
Turancı BOZKURT

ileti Sayısı: 3.138


Türk var oldukça,Türkçülük ateşi de yanar durur.


« Yanıtla #269 : 19 Kasım 2015, 14:10:09 »

Giriş

Çok sayıda dilin[1] konuşulduğu dünyamızda tek uluslu, yani yalnız bir milletten, bir halktan oluşan bir ülke, devlet bulmak neredeyse imkansızdır. Dünyanın tüm ülkeleri çok uluslu bir yapıya sahiptir. Bu ülkelerde ana etnik unsurun yanında yaşamlarını sürdüren çok sayıda milli azınlık, etnik azınlık ve azsayılı halka[2] rastlamak mümkündür. Bu etnik gruplar ya belli bir bölgede toplu halde yaşar, ya da ülkeye yayılmış durumda bulunurlar.

Çok uluslu yapıya sahip toplumlarda devlet kurumlarının -özellikle yeni kurulan devletlerde- varlığını sürdüren etnik gruplara yönelik yansız bir milli politika belirlememesi, devletin ileride bu konuda çıkan sorunların muharriki olarak karşımıza çıkmasına yol açmaktadır. Etnik grupların kültürel ve dilsel hak taleplerinin reddedilmesi sorunu çözmediği gibi, etnik duyguların daha da kuvvetlenmesine sebep olabilmektedir. Bu duygular gelişmekte olan devletlerde gelişmenin önünde engel oluşturduğu gibi, yabancı dış güçlerin yeni oluşumu parçalaması için de kaynak niteliğini taşıyabiliyor.

Çok uluslu yapıya sahip devletlerde burada yaşayan etnik gruplara yönelik yansız bir politikanın izlenmesi üniter-demokratik devlet yapısında etnik grupların iyi ilişkiler içinde yaşamlarını sürdürmesini sağlar.

Azerbaycan coğrafyası[3] ve bu coğrafyanın belli bir kısmı üzerinde kurulan Azerbaycan Cumhuriyeti de tarih boyunca çok uluslu bir yapıya sahip olmuştur.

Tarihi İpek Yolu üzerinde yerleşmesi, güzel doğası, tükenmez yer altı ve yer üstü zenginliklere sahip oluşu bir çok milli azınlığın, etnik grubun ve azsayılı halkın gelip bu coğrafyaya yerleşmesine sebep olmuştur. Bu zengin bölge dünya devletlerinin de hep dikkat merkezinde olmuş ve bir çok ekonomik çıkar savaşlarına sahne olmuştur.

Azerbaycan coğrafyası defalarla göçeri halkların akınlarına uğramıştır. Ayrıca buraları işgal eden devletler, birçok kavmi ve dini grubu buralara göç ettirmekle kontrollerini güçlendirmeye çalışmışlardır. Eski ve Orta Çağlarda İran yönetimi, yeni dönemde Çar Rusyası, daha sonraki dönemde ise Sovyet yönetimi işgal ettikleri Kafkasya’ya, özellikle de Azerbaycan’a yabancı iskanını yapma yollarını denemiş ve çok yönden de başarılı olmuşlardır.

Böylece, Azerbaycan burada yaşayan yerel halklarla beraber, sonradan gelip yerleşen milli azınlık, etnik azınlık ve azsayılı halkların da vatanına çevrilmiş ve bu etnik unsurların birleşimi de daha sonraları oluşturulan ve günümüzde de kullanılan Azerbaycan halkı mefhumunu ortaya çıkarmıştır.

70 yıllık Sovyet İmparatorluğu döneminde “Sovyet Halkı” yaratma fikrine hizmet eden Sovyet Milli Politikasıyla yönetilen Azerbaycan, bağımsızlığını kazandığı ilk günlerle beraber suni şekilde yaratılan milli sorunlarla yüz yüze kalmıştır.

Moskova, Ermenistan ve bazı Avrupa başkentlerinde Azerbaycan’da sahneye konmak için hazırlanan suni “Ermeni Problemi” planları 1988 yılında Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ bölgesinde uygulanmaya konmaya başlandı. Milli zeminde hiçbir sorun yok iken Ermeniler milli sorunlar varmış gibi bir manzara yaratarak Dağlık Karabağ bölgesinde ayaklandılar. Azerbaycan Cumhuriyeti’ne karşı verdikleri savaş sonucu Ermeniler Dağlık Karabağ bölgesini işgal ettiler. Mayıs 1994 yılında ateşkes imzalanmasına rağmen Azerbaycan topraklarının %20’si halen Ermeni işgali altındadır.

1993 yılında, bu sefer Lezgi ve Talış Problemi yaratılmak istendi. Fakat, dönem yöneticilerinin Türkçü düşüncelerini ön plana çıkarmalından rahatsız olmalarına rağmen dış güçler burada yaşayan bu etnik grupları istedikleri gibi kullanamadılar. Yarattıkları Talış-Mugan Özerk Cumhuriyeti kısa sürede ortadan kaldırıldı. Lezgi halkını harekata geçirmek isteyen “Sadval” cemiyeti etkisizleştirildi.

Ağustos 2001 yılında bu sefer Azerbaycan Cumhuriyeti’nin kuzeyinde milli azınlıkların yaşadığı Zagatala bölgesinde milli zeminde yeni oyunlar oynanmak istendi. Fakat, Azerbaycan’da milli zeminde önemli bir sorun yok iken, yeniden bu eski kartları kullanmak isteyen güçler bellidir. Bunlar Azerbaycan Cumhuriyeti’nin yer altı ve yer üstü zenginliklerine, servetlerine sahip olmak isteyen, ekonomik ve siyasi yönden güçlenip, ayakları üzerinde durmasından rahatsız olan dış yabancı güçlerdir.

Bu araştırmada Azerbaycan tarih yazımından ve 20. yüzyılda Azerbaycan’da yapılan nüfus sayımı sonuçlarından hareketle Azerbaycan coğrafyasında yerleşen halk, milli azınlık, etnik azınlık ve azsayılı halkların buradaki yerleşimleri, sayıları ve günümüzdeki durumları gözden geçirilecek ve bu etnik unsurlar arasındaki ilişkiler değerlendirilecektir.

Azerbaycan Coğrafyasında Etkin Yapı

A. Azerbaycan Türkleri

Azerbaycan coğrafyasında Azerbaycanlılar adıyla anılan Azerbaycan Türkleri ana etnik unsuru oluşturmaktadır.

Azerbaycan Türklerinin Azerbaycan coğrafyasında ilk yerleşimleri konusuna geçmeden, Azerbaycan Türklerine Azerbaycanlılar adının verilme tarihi üzerinde bir açıklama yapmakta yarar vardır.

Sovyetler Birliği’nin kurulduğu döneme kadarki edebiyatlarda Azerbaycan’da yaşayan Türkler için Türk veya Tatar ismi kullanılmaktaydı. Bu durum Sovyet yönetiminin iktidarının güçlendiği döneme kadar devam etmiştir. Fakat, Sovyetler Birliği’nin kurulmasıyla birlikte Azerbaycan Türklerinin etnik adı ilga edildi. Halka ve onun milli diline yeni ad verildi: Türkler “Azerbaycanlılar” ve onların dili “Azerbaycan Dili” adını aldı. 1939 yılından itibaren de Türk adı yasaklanmış oldu.[4] 30’lu yıllardan itibaren Azerbaycan Türklerinin resmi adının iktidar yöneticileri tarafından değiştirilmesinin başlıca amacı, halkın milli şuurunun gelişmesini engellemekti. Fakat bunlara rağmen Sovyetlerin son dönemine kadar Azerbaycan adı altında Türk isminin kastedildiği anlaşılmaktaydı.

Bugün Azerbaycan tarih yazımında Azerbaycan Türklerinin etnik menşeine dair üç ana görüş mevcuttur: 1. Medya-Atropatena Görüşü, 2. Albanya Görüşü, 3. Eski Türk Görüşü.

Medya-Atropatena görüşünü “ilk defa doğru-ilmi izahıyla” Sovyetler Birliği Komünist Partisi Başkanı İ. Stalin 1939 yılında ortaya koymuştur.[5]

Medya-Atropatena görüşüne göre, M. Ö. (XI-IV. yüzyıllarda) bugünkü Azerbaycan topraklarında Medya (Atropatena) Devleti mevcuttu. Bu devlette İran dilinde konuşan Atropatenalılar yaşıyordu. Fakat, Atropatenalılar Orta Çağ’da Türk Halkının gelip buralara yerleşmesiyle Türk dilini benimseyip yeni Türk halkına dönüşerek Azerbaycanlıların etnik ataları arasında yer almışlardır.[6]

İkinci tez olan Albanya görüşünün destekleyicileri Azerbaycan’da Türk etnik topluluğunun menşeinde eski Kafkasya Albanyası’nda oturan kavimlerin varolması üzerinde durmaktalar.

Albanların tarih sahnesinde devamcıları konusunda ilk fikir belirtenlerden biri Leviatov olmuştur. Leviatov daha 1948 yılında yazdığı eserinde “Arap hilafetinin hakimiyeti döneminde Albanların bir kısmı Müslümanlaştı, diğer bir kısmı ise Hıristiyan kaldı” görüşünü ileri sürer.[7] Bu fikri devam ettiren Petruşevski de buna benzer sonuca varır: “Albanya’da Hıristiyan kalanlar Ermenileşti, Müslümanlığı kabul edenler ise Azerbaycan halkına katıldı”.[8] İgrar Aliyev de Albanların İslamlaşmasının onların Türkleşme prosesini hızlandırdığı üzerinde durmaktadır.[9]

Böylece VII. yüzyılda Albanya Krallık’ının sukut etmesiyle burada yaşayan Müslümanlaşan halk, ülkenin topraklarına yığınlar halinde yerleşen ve Türk Dilinde konuşan halkla birleşmişlerdi[10] ve bugünkü Azerbaycan Türklerinin ataları arasında yer almışlardır.

Eski Türk görüşünü savunanlar ise, Türklerin daha M. Ö. Azerbaycan topraklarına yerleştiklerini ileri sürerler. Bu görüşü savunan tarihçilere göre umumiyetle Türklerin bu bölgeye yerleşmeleri 3 dalga şeklinde olmuştur: Birinci dalga M. Ö. VIII. yüzyıl sonlarından VII. yüzyıl başlarına kadar sürmüştür. Bu dalga sonucu Kimmer, İskit ve Saklar Kafkasya’ya yerleşmişlerdir. İkinci dalga II-IV. yüzyılda Hun kabilelerinin göçleri ile yaşanmıştır. Üçüncü dalga ise Selçukluların XI. yüzyılda buraya yerleşmesiyle yaşanmıştır. Yani Azerbaycan Türklerinin babaları daha M. Ö. bu topraklarda yaşamışlardır.[11]

Yukarıda da görüldüğü gibi Azerbaycan tarih yazımında Azerbaycan Türklerinin Azerbaycan coğrafyasına yerleşmeleri konusunda ideolojilerden doğan farklı görüşler mevcuttur. Fakat, bugün yeni kurulan Azerbaycan Devleti açısından demokratik ve serbestlik ortamında Azerbaycan Türklerinin kökenlerini bilimsel yöntemlerle araştırıp bulmak önemlidir.

1926 yılında Sovyetler Birliği’nde yapılan ilk nüfus sayımında genel nüfus içinde %62’lik bir payı olan Azerbaycan Türklerinin sayısı Sovyetler Birliği’nin son nüfus sayımı olan 1989 yılı nüfus sayımında 5.805.000’e (%82.7) ulaşmıştır. Bağımsız Azerbaycan Cumhuriyeti’nde yapılan ilk ve tek nüfus sayımı olan 1999 yılı nüfus sayımı sonuçlarına göre ise Azerbaycan Türklerinin sayısı 7.205.500 (%90.6) olmuştur. Azerbaycan Türklerinin sayısındaki bu artışı doğal nüfus artışıyla beraber bir çok etkenlerle de açıklamak mümkündür. Şöyle ki 1948 yılında başlayan ve 1990’lı yıllarda bile devam etmiş olan göç olayı sonucu binlerce Azerbaycan Türkü, Ermenistan’daki baba yurtlarından Azerbaycan’a kovulmuşlardır.[12] Diğer bir etken olarak da burada yaşayan etnik unsurların bir kısmının Sovyet Dönemi nüfus sayımı uygulamalarından vazgeçememeleri[13] ve kendilerini ana etnik unsur olarak gösterilen Azerbaycanlı şeklinde kaydettirmeleri gösterilebilir.

Azerbaycan Türkleri, Azerbaycan Cumhuriyeti’nin ana etnik unsurunu oluşturmaktadır ve Azerbaycan’ın tüm bölgelerinde yaşarlar. Azerbaycan Cumhuriyeti’nde ana etnik unsuru oluşturan Azerbaycan Türkleri burada yaşayan diğer etnik unsurlarla iyi ilişkiler içindeler ve tüm siyasi, ekonomik ve kültürel haklara sahipler.

B. Ahıska Türkleri

Azerbaycan’da, Azerbaycan Türklerinden sonra Türk adıyla anılan ve nüfus sayımında bu ad altında kaydolunan diğer bir etnik unsur da Ahıska Türkleridir.

İkinci Dünya Savaşı’na kadar Sovyetler Birliği’nde Ahıska Türkleri esasen Gürcistan’ın Türkiye sınırı yakınlarında yaşamaktaydılar. İkinci Dünya Savaşı Döneminde -17 Kasım 1944 yılında- SSCB Devlet Savunma Komitesi, Ahıska Türklerine güvensizliklerini ifade ederek onları Orta Asya’ya göç ettirmek hakkında karar çıkardı. Karara uyularak Ahıska Türkleri yurtlarından edilerek Orta Asya’ya sürüldüler. Kışın soğuk şartlarında sürülenlerin bir kısmı yolda hayatlarını kaybettiler. Sağ kalanlar ise ağır şartlar altında Orta Asya cumhuriyetlerine yerleştirildiler.

31 Ekim 1957 yılında SSCB Yüksek Sovyeti bu kez Ahıska Türklerinin yurtlarından sürülme kararını yanlış bularak kaldırdı. Ahıska Türklerine vatanlarına geri dönme izni verildi. Fakat, Gürcistan hükümeti yurtlarına dönmek isteyen Ahıska Türklerini kabul etmedi. Bunun üzerine Ahıska Türkleri dini bir ve kanı bir olan Azerbaycanlıların yanına yerleşmeye başladılar.

Gelenler toplu şekilde Azerbaycan’ın Saatlı ve Sabirabad rayonlarına[14] yerleştirildiler. Azerbaycan’a ilk yerleştirilen Ahıska Türklerinin sayısı ilk defa 1979 yılı nüfus sayımına yansımıştır. Bu sayım sonucuna göre Azerbaycan’da 7.900 (%0.1) Ahıska Türkü yaşamaktaydı.

Ahıska Türklerinin Azerbaycan’a göç edip yerleşmelerinin ikinci kademesi 1989 yılında yaşandı. 1989 yılının Mayıs-Haziran aylarında hayatlarına Orta Asya’da devam ettirmek isteyip 1957 yılında vatanlarına dönmeyen Ahıska Türkleri ile Özbekler arasında Özbekistan’ın Fergane, Kokong, Kuvaçay, Yayçan kentlerinde kanlı olaylar yaşandı. Bu olaylarda 110 kişi öldürüldü, 1011 kişi yaralandı, 1200 ev yakıldı.[15] Olaylar sonucu Ahıska Türklerinin, Özbekistan’da yaşamlarını sürdürmeleri imkansız hale geldi. Ahıska Türkleri başka bölgelere göç ettirilmeye başlandı. Bu defa da Ahıska Türkleri ağırlıklı olarak Azerbaycan’a göç etmeyi tercih ettiler. Yeni gelen göçler bu sefer önceki göçlerin yerleştirildikleri Saatlı ve Sabirabad rayonuyla beraber Guba, Haçmaz, Deveçi, Şamahı, Ağsu rayonlarına yerleştirildiler. Bu göç olayı da 1989 ve 1999 nüfus sayımlarına yansımış oldu. 1979 yılında 7.900 olan Ahıska Türklerinin sayısı artarak 1989 yılında 17.700’e (%0.2) ve 1999 yılı sayımında ise 43.400’e (%0.5) ulaşmıştır.

XX. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Azerbaycan’a yerleştirilen Ahıska Türkleri, Azerbaycan vatandaşı olarak burada yaşayan diğer halklarla eşit haklara sahipler. Onların problemleri ile devlet yetkilileri ve “Ahıska” Kültür Merkezi ilgilenmektedir.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Türkçülük, din gibi derin, tasavvuf gibi mistik bir sistemdir. Ondaki ihtişamı ve bu uğurda ölmekteki ululuğu ancak ruhunda istidat olanlar duyabilir.
Sayfa: 1 ... 25 26 [27] 28
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.067 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.011s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.