AZERBAYCAN HABERLERİ!
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 19 Kasım 2017, 08:08:22


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: 1 [2] 3 4 ... 28
  Yazdır  
Gönderen Konu: AZERBAYCAN HABERLERİ!  (Okunma Sayısı 106395 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
AY YILDIZ
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 428


NE MUTLU TÜRK'ÜM DİYENE! NE MUTLU TÜRK DOĞANA!


« Yanıtla #10 : 28 Temmuz 2009, 16:47:31 »

Türkmenistan ve Azerbaycan, Hazar'ın Paylaşımı Sorununu Çözemiyor
Türkmenistan ile Azerbaycan, Hazar Denizi'nin Dibinin ve Doğal Kaynaklarının Sınırlarının Belirlenmesi Konusunda Bir Türlü Anlaşamıyor. Son Olarak Türkmenistan Dışişleri Bakanlığı'ndan Bir Yetkili, Azerbaycan'da Konuya İlişkin Temaslarda Bulundu; Ancak Bir Gelişme Sağlanamadı. 
Haber Yayın Tarihi: 25.07.2009 11:03
 
Türkmenistan ile Azerbaycan, Hazar Denizi'nin dibinin ve doğal kaynaklarının sınırlarının belirlenmesi konusunda bir türlü anlaşamıyor. Son olarak Türkmenistan Dışişleri Bakanlığı'ndan bir yetkili, Azerbaycan'da konuya ilişkin temaslarda bulundu; ancak bir gelişme sağlanamadı. Türkmenistan Devlet Başkanı Gurbanguli Berdimuhamedov da Hazar'ın sınırları ile ilgilenen hukukçulara, bu konunun detaylı öğrenilmesi ve Uluslararası Uyuşmazlık mahkemesi için gerekli evrakların hazırlanması konusunda talimat verdi.

Türkmenistan Dışişleri Bakan Yardımcısı ve Devlet Başkanlığına bağlı Hazar Denizi meselelerinden sorumlu Devlet Kurulu Başkanı T. Kömekov 15-17 Temmuz tarihleri arasında Bakü'de söz konusu konuda görüşmelerde bulundu. Bakan Yardımcısı Kömekov, dünkü Bakanlar Kurulu'nda da Bakü'deki Türkmen-Azerbaycan görüşmeleri hakkında bilgi verdi. Türkmen tarafının çabalarına rağmen, Hazar'ın merkez bölgesinde Türkmenistan ile Azerbaycan arasındaki tartışmalı bölgedeki petrol ve doğal gaz yataklarının paylaşımı konusunda tarafların farklı görüşleri nedeniyle uzlaşı sağlanamadığı kaydedildi.

Devlet Başkanı Gurbanguli Berdimuhamedov da Hazar konusunun ülkenin en önemli meselelerinden biri olduğunu kaydederek, Hazar'ın hukuk statüsü ile yapılan görüşmelerin tarihine değindi. Berdimuhamedov, Azerbaycan'ın tartışmalı bölgedeki Omar ile Osman petrol ve doğal gaz yataklarını işletmeye çalışması ve daha önce 'Promejutoçnoye' halihazırda Serdar olarak adlandırılan yatağın kendilerine ait olarak kabul etmesi sonucunda bu konunun çözülmediğini kaydetti.

Berdimuhamedov, SSCB döneminden kalan ve ilgili bakanlıklar tarafından onaylanan belgeler gereğince, bu yatakların Türkmenistan'ın sınırlarında bulunduğunu ve ülkesine ait olduğunu belirtti.

Berdimuhamedov, Dışişleri Bakanı ve Devlet Başkanı Yardımcısı Raşit Meredov'a tartışmalı deniz sınırları ile ilgilenen hukukçuları davet ederek, bu konunun detaylı öğrenilmesi ve Uluslararası Uyuşmazlık mahkemesi için gerekli evrakların hazırlanması konusunda talimatta bulundu.

Türkmen lider Berdimuhamedov, Türkmenistan'ın hiçbir ülkenin toprağında gözü olmadığını ve Hazar'ın adaletli paylaşılmasının taraftarı olduğunu kaydetti.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

BAĞIMSIZLIK BENİM KARAKTERİMDİR!
YA İSTİKLAL, YA ÖLÜM!
Son Başbuğ M.Kemal ATATÜRK
AY YILDIZ
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 428


NE MUTLU TÜRK'ÜM DİYENE! NE MUTLU TÜRK DOĞANA!


« Yanıtla #11 : 02 Ağustos 2009, 10:08:35 »

Azerbaycan'dan Kredi Anlaşması
   
Azerbaycan ile Dünya Bankası arasında 2 kredi anlaşması imzalandı.
 
1 Ağustos 2009  23:39
 

Azerbaycan Ulaştırma Bakanlığı ve Dünya Bankası arasında imzalan ilk anlaşma, Otoban Projesi Kredi Anlaşması.

63 milyon dolarlık bu anlaşma ilk 10 yılı düşük diğer 10 yılı faizsiz olmak üzere 20 yıllık imzalandı.

Dünya Bankası ile İnkişaf Bankası arasında imzalanan 112 milyon dolarlık kredi anlaşması da 4 yıl düşük faizli, toplam 17 yıl geri ödemeli imzalanan kredi anlaşması
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

BAĞIMSIZLIK BENİM KARAKTERİMDİR!
YA İSTİKLAL, YA ÖLÜM!
Son Başbuğ M.Kemal ATATÜRK
AY YILDIZ
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 428


NE MUTLU TÜRK'ÜM DİYENE! NE MUTLU TÜRK DOĞANA!


« Yanıtla #12 : 04 Ağustos 2009, 09:52:49 »

Haber Yayın Tarihi: 03.08.2009 16:28

"Bakü -Tiflis- Kars Demiryolu Projesi Zamanında Tamamlanacak"
Rus Basınında Yer Alan Bakü-tiflis-kars (Btk) Demiryolu Projesinin Ödenek Yetersizliği Yüzünden Durma Noktasına Geldiği Yönündeki Haberlerin Gerçeği Yansıtmadığı Bildirildi. Konuyla İlgili Yapılan Açıklamalarda Projenin Planladığı Şekilde Devam Ettiği Belirtildi.


Rus basınında yer alan Bakü-Tiflis-Kars (BTK) demiryolu projesinin ödenek yetersizliği yüzünden durma noktasına geldiği yönündeki haberlerin gerçeği yansıtmadığı bildirildi. Konuyla ilgili yapılan açıklamalarda projenin planladığı şekilde devam ettiği belirtildi.

Rus basınında çıkan haberler üzerine ilk resmi açıklama Azerbaycan Ulaştırma Bakanlığı'ndan geldi. Azerbaycan'dan yapılan açıklamaya göre, BTK demiryolu projesinde her hangi bir gecikme yaşanmıyor. Azerbaycan Devlet Petrol Fonu Genel Müdürü Şahmar Mövsumov, BTK projesine 27,1 milyon manat (34 milyon dolar) ödenek ayrıldığını belirtti. Mövsumov, sadece projenin Gürcistan bölümünde küçük aksaklıkların yaşandığını kaydet etti .

Azeri yetkiliye göre, BTK demiryolu projesine paralel olarak 105 km uzunluğunda bir de karayolu inşa edilecek. Karayolunun 76 kilometresi Türkiye, 29 km'si ise Gürcistan topraklarından geçiyor.

GÜRCİSTAN:" PROJE ZAMANINDA TAMAMLANACAK "

Bu arada Gürcistan'dan yapılan açıklamaya göre, demir yolu projesinde her hangi bir gecikme söz konusu değil. Projenin Gürcistan ayağını yürüten Marabda Karsahi Demiryolu Şirketi'nin genel müdürü Bidzina Bragadze, çalışmaların devam ettiğini açıkladı. Bragadze demiryolunun geçtiği Gürcistan ile Türkiye arasındaki tünelde göçük tehlikesi olduğu için projede bazı değişiklikler yapıldığını ifade etti. Gürcü yetkili bu sebeple de projede bazı gecikmeler olduğunu bunun büyütülmemesi gerektiğini aktardı. Bidzina Bragadze, BTK demir yolu projesinin planlandığı gibi 2012 yılında tamamlanacağını sözlerine ekledi.

Bakü -Tiflis Ceyhan petrol boru hattından sonra bölgenin ikinci büyük projesi olan BTK demir yolu hattının anlaşması Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Azerbaycan Devlet Başkanı İlham Aliyev ve Gürcistan Devlet Başkanı Mihail Saakaşvili tarafından 2007 yılında Tiflis'te atıldı.

Demir yolunun Türkiye bölümünün temel atma töreni, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Gürcistan Cumhurbaşkanı Mihail Saakaşvili'nin katılımıyla geçen yıl Kars'ta gerçekleşmişti.

Haber Yayın Tarihi: 03.08.2009 16:28
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

BAĞIMSIZLIK BENİM KARAKTERİMDİR!
YA İSTİKLAL, YA ÖLÜM!
Son Başbuğ M.Kemal ATATÜRK
AY YILDIZ
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 428


NE MUTLU TÜRK'ÜM DİYENE! NE MUTLU TÜRK DOĞANA!


« Yanıtla #13 : 04 Ağustos 2009, 10:19:10 »

Haber Yayın Tarihi: 02.08.2009 15:56

Rusya Savunma Bakanı Azeri Meslektaşı ile Görüştü
İki Gün Sürecek Bir İş Gezisi İçin Azerbaycan'a Gelen Rusya Savunma Bakanı Anatoliy Serdyukov, Azeri Savunma Bakanı Korgeneral Sefer Abiyev ile Görüştü. Görüşmede İki Ülkenin Askeri İşbirliğini Geliştirmesi, Güney Kafkasya'da Askeri ve Siyasi Durum ile Yukarı Karabağ Sorunu Ele Alındı.

İki gün sürecek bir iş gezisi için Azerbaycan'a gelen Rusya Savunma Bakanı Anatoliy Serdyukov, Azeri Savunma Bakanı Korgeneral Sefer Abiyev ile görüştü. Görüşmede iki ülkenin askeri işbirliğini geliştirmesi, Güney Kafkasya'da askeri ve siyasi durum ile Yukarı Karabağ sorunu ele alındı.

Azerbaycan Savunma Bakanı Abiyev, "Yukarı Karabağ sorunun çözüm sürecinde Rusya'nın tavrının takdire layık ve ümit verici olduğunu; ancak sorunu barış yoluyla çözülmezse savaşın kaçınılmaz olduğunu" söyledi. Rusya Savunma Bakanı, iki günlük ziyaretinde kendine gösterilen ilgiden de memnun olduğunu belirtti.

Serdyukov, Azerbaycan ziyareti çerçevesinde dün Azerbaycan Cumhurbaşkanı ile bir araya gelmişti. Rus bakan daha sonra Azerbaycan'ın Gabele bölgesinde bulunun ve Rusya tarafından kullanılan radar üssünü ziyaret etmişti.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

BAĞIMSIZLIK BENİM KARAKTERİMDİR!
YA İSTİKLAL, YA ÖLÜM!
Son Başbuğ M.Kemal ATATÜRK
AY YILDIZ
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 428


NE MUTLU TÜRK'ÜM DİYENE! NE MUTLU TÜRK DOĞANA!


« Yanıtla #14 : 06 Ağustos 2009, 10:12:50 »

Haber Yayın Tarihi: 05.08.2009 13:27

Azerbaycan: "Sarkisyan Çocuk Gibi Mızıkçılık Yapıyor."
Azerbaycan Cumhurbaşkanlığı Dış İlişkiler Başkanı Novruz Memmedov, Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan'ın Türkiye'ye Rest Çekmesinin Anlamsız Olduğunu Kaydederek, "Çocuk Gibi Mızıkçılık Yapıyor.' Eleştirisi Getirdi.

Azerbaycan Cumhurbaşkanlığı Dış İlişkiler Başkanı Novruz Memmedov, Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan'ın Türkiye'ye rest çekmesinin anlamsız olduğunu kaydederek, "Çocuk gibi mızıkçılık yapıyor.' eleştirisi getirdi.

Azeri APA ajansına özel açıklamada bulunan Memmedov, "Sarkisyan'ın Türkiye'de oynanacak maça gitmek için ön şart koşması, ihtilafları çözme ve komşu ülkelerle ilişki kurma konusunda net bir tavrının olmadığını gösteriyor. Sarkisyan sürekli karar değiştiriyor. Türkiye Cumhurbaşkanı Ermenistan'a gittiği halde O, Türkiye'ye gitmeyeceğini söylüyor. Tüm bunlar çocukların mızıkçılık yapmalarına benziyor. Şart dayatarak bir şey elde edeceğini zannediyorlar." diye konuştu.

"KARABAĞ, ANCAK TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜ ÇERÇEVESİNDE ÇÖZÜLÜR"

Novruz Memmedov, Karabağ sorununun ancak Azerbaycan'ın toprak bütünlüğü çerçevesinde çözülebileceğini söyledi. Azeri yetkili, "Burada konu Madrid temel prensipleriyle ilgili. Azerbaycan Cumhurbaşkanı'nın defalarca ifade ettiği ve Madrid temel prensiplerinde işaret edildiği gibi, sorun ancak toprak bütünlüğü çerçevesinde aşama aşama çözülmeli. Önce Azerbaycan'ın işgal edilmiş beş veya altı bölgesi, daha sonra da bir veya iki bölgesi boşaltılmalı. Bunun ardından ise oradan kaçmak zorunda kalan mülteciler yurtlarına geri dönmeli, barış gücü askerleri yerleştirilmeli. Daha sonraki aşamada ise altyapı çalışmaları inşa edilmeli ve ulaşım sağlanmalı. Karabağ ve Ermenistan arasında koridor oluşturulmalı. Daha sonra da, Yukarı Karabağ'ın statü konusu masaya yatırılmalı." dedi.

Memmedov, Karabağ sorunuyla ilgili Azeri yönetimine baskı yapıldığına ilişkin söylentileri de kesin dille yalanladı. Azeri yetkili, ekim ayında Aliyev-Sarkisyan görüşmesinin henüz kesinleşmediğini de sözlerine ekledi.

"TÜRKMENİSTAN'LA SORUNUN ÇÖZÜLECEĞİNE İNANIYORUM"

Türkmenistan'ın Hazar Denizi'nin statüsüyle ilgili Uluslararası Uzlaşı Mahkemesi'ne başvuracağı konusunu değerlendiren Memmedov, "Türkmenistan ve Azerbaycan derin tarihi kökleri bulunan yakın halk ve devletler. Geçen yıl Azerbaycan ve Türkmenistan liderleri karşılıklı ziyarete bulundu. Bu sorunun çözüleceğini düşünüyorum. İki komşu ülke eskiden olduğu gibi şimdi de birbiriyle normal ilişkilerini devam ettirecek." dedi.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

BAĞIMSIZLIK BENİM KARAKTERİMDİR!
YA İSTİKLAL, YA ÖLÜM!
Son Başbuğ M.Kemal ATATÜRK
AY YILDIZ
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 428


NE MUTLU TÜRK'ÜM DİYENE! NE MUTLU TÜRK DOĞANA!


« Yanıtla #15 : 07 Ağustos 2009, 09:13:25 »

ÖNEMLİ

Bir Stratejik Yanlışlığın Anatomisi
   

Türkiye, bu ortamda Ermenistan ile ilişki kurarsa bütün koşullarından vazgeçmiş olacaktır. Bu süreci, sadece Karabağ’a indirgemek, Türkiye ve Ermenistan arasındaki sorunlu ilişkisinin faturasını Azerbaycan’a çıkarmak demektir.

6 Ağustos 2009  09:57

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün 6 Eylül 2008’de Dünya Kupası grup eleme maçı çerçevesinde Erivan’da oynanan Türkiye-Ermenistan futbol maçı için Erivan’a gitmesi, iki ülke arasındaki buzları eritmek için uygulanmaya konmuş bir “futbol diplomasisi” olarak yorumlanmıştır. Bu ziyaret ile birlikte Türkiye-Ermenistan ilişkileri yeniden gündeme gelmiş ve söz konusu gelişmeler, çeşitli kuşkular ve sorular da ortaya çıkarmıştır. Türkiye Dışişleri Bakanlığı’ndan özellikle Dışişleri Bakanı’nın açıklamalarında Karabağ konusunda bu yıl önemli gelişmeler olacağı vurgulanmaktadır ve Türkiye-Ermenistan arasındaki yakınlaşma sürecinin zarar görmemesi için de süreç gizlilikle yürütülmektedir. İki ülke arasında neler olduğunun bilinmemesi, “Karabağ iki ülke arasındaki ilişkilerin normalleşmesinde koşul olmaktan çıkarılmıştır” şeklinde çeşitli spekülasyonları da doğurmaktadır. Türk diplomasisinin bu söylentiler karşısındaki sessizliği, kafaları daha fazla karıştırmaktadır. Yazımızın amacı bu gelişmeler çerçevesinde Türkiye-Ermenistan ilişkilerini ve bu sürecin Türkiye-Azerbaycan ilişkisine muhtemel etkilerini analiz etmeye çalışmaktır.
 
Ermenistan’ın Temel Çelişkisi
 
Ermenistan’ın iç ve dış gelişmelerine baktığımızda, Erivan’ın gerçekçilik ve yayılmacılık olarak adlandırdığımız iki çelişik eğilimin arasında sıkışıp kaldığı görülmektedir. Ermenistan’ın Hayistan ideali ile bütün komşularından toprak talebinde bulunması, bölgesel konumunu belirleyen faktörlerin başında gelmektedir. Bu ideal doğrultusunda Ermenistan, Azerbaycan topraklarını işgal etmenin yanı sıra Türkiye ile diplomatik ilişkileri başlatmazken Gürcistan ile ilişkilerinde de bir gerginlik havası hâkimdir. Nitekim dört komşusunun üçüyle sorunlar yaşaması nedeniyle Ermenistan’ın kendini bir jeopolitik kuşatmaya mahkûm ettiğini söylemek yanlış olmayacaktır. Ermenistan’ın komşuları ile sorunlar yaşaması, dış politikasının yayılmacı, saldırgan ve irredentist bir yapıya sahip olduğu görüntüsü vermektedir. Bu saldırgan siyaset, tarihsel süreç içinde şekillenmiş yaralı, intikamcı ve yayılmacı bir zihniyet esasında yapılandırılmıştır.
 
Bugün, Ermenistan’ın konumu paradoksal bir özellik arz etmektedir. Yayılmacı iddialarından vazgeçmeyen Ermenistan, kendisini jeopolitik kuşatmaya mahkûm etmiş durumdadır. Bunun ise Ermenistan’a maliyeti göründüğünden çok daha fazladır. Bu durum, Ermenistan’ı Rusya’ya bağımlı hale getirerek Batı’yla olan ilişkilerinin iyileşmesini de engellemiştir. Ayrıca bütün bölgesel ortak projelerden (örneğin, Bakü-Tiflis-Ceyhan Petrol Boru Hattı (BTC), Bakü-Tiflis-Erzurum Doğal Gaz Boru Hattı (BTE) ve Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu Hattı (BTK) gibi bölgesel çalışmalar) dışlanmasına, komşuları ile ekonomik ve ticari ilişkilerinin gelişememesine ve dolayısıyla bir kalkınma sorunuyla karşı karşıya kalmasına neden olmaktadır. Bu sorunlar nedeniyle Ermenistan’dan Avrupa’ya gidecek bir ürünün nakliye maliyeti, Avrupa’dan Avustralya’ya giden ürünün nakliye maliyeti kadardır.
 
Ermenistan’ın yayılmacı eğilimlerine rağmen var olabilmesi, Rusya ve İran’ın desteği ile mümkün olmuştur. Nitekim Ermenistan ve işgal ettiği Azerbaycan topraklarının Rusya’nın askerî üssü konumunda olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Rusya’nın savunma ve askerî desteğinin yanı sıra, İran da Erivan’a temel ihtiyaçlarını karşılayabilme olanağı sunmuştur. Bu iki ülkenin desteği, Ermenistan’ın güvenlik kaygılarını önemli oranda giderse de, onun ne bölge ne de dünya ile bütünleşmesine yardımcı olamamış, ayrıca Ermenistan’ın ekonomik kalkınmasına herhangi bir katkı sağlamamıştır.
 
Ermenistan, bu durumun ne denli tehlikeli olduğunun farkında olarak bu dengeyi değiştirmek istemektedir. Son zamanlarda, Türkiye ile Ermenistan arasındaki gelişmelere bakıldığında Ermenistan’ın bu temel çelişkisini Türkiye üzerinden çözmek istediği anlaşılmaktadır. Ancak Ermenistan’ın buradaki siyaseti, tarihî iddialarından vazgeçmeden mevcut dengeyi kendi lehine değiştirmeye yöneliktir. Bu açıdan bakıldığında, Ermenistan, içinde bulunduğu zor durumdan çıkış yolunun, Türkiye ile ilişkisinin normalleştirilmesinde olduğunu görmektedir. Erivan, özellikle, Batılıların Ermenistan ile ilişkilerini normalleştirmesi hususunda Türkiye’ye yönelik ısrarlı teşvik ve baskılarından da yararlanmak istemektedir.
 
Türkiye’nin Ermenistan Politikasının Temelleri
 
Türkiye’nin Ermenistan ilişkileri, iç ve dış politikada birçok konuyla iç içe giren ve Ankara’nın bölgesel ve küresel anlamda duruşunu etkileyen nadir konularından biri sayılabilir. Bir taraftan bakıldığında, Türkiye içinde bazı çevreler Ermenistan ile olan ilişkileri, demokratikleşmenin ve devletin milliyetçi eğilimlerinden arınmanın bir göstergesi gibi tanımlamaktadır. Diğer taraftan bakıldığında, Ermenistan ile olan ilişkiler, Ankara’nın ABD ve AB ile olan ilişkilerini etkilemektedir. Nitekim Batı, Türkiye’nin Ermenistan ile olan ilişkilerinin normalleştirilmesini istemektedir. Türkiye’nin Ermenistan ile ilişkileri, iki ülke arasındaki ihtilafların yanı sıra Türkiye’nin Kafkasya’daki etkinlik arayışı ve Azerbaycan ile ilişkileri çerçevesinde de bir anlam ifade etmektedir.
 
Türkiye’nin Ermenistan politikasının temelinde, Erivan’ın ehlileştirilmesinin olduğunu söyleyebiliriz. Türkiye rasyonel, yayılmacı ve saldırgan eğilimleri olmayan bir Ermenistan istemektedir. Türkiye’nin toprak bütünlüğünün tanınması, sözde “soykırımın” uluslararası camiada tanıtılmasından vazgeçilmesi, Türkiye ile Sovyetler Birliği arasında sınırı belirleyen 1921 Kars Antlaşması’nın kabulü ve Ermeni kuvvetlerinin Karabağ’dan çekilmesi şeklinde formüle edilen kırımızı çizgilerin ortaya atılması, Ermenistan’a yönelik ehlileştirilme siyasetinin bir parçasıdır. Türkiye’de Ermenistan’ın ehlileştirilmesi yönünde iki farklı yaklaşım vardır. Birinci yaklaşım, Ermenistan’ı ehlileştirmenin onun izole edilmesi ile mümkün olacağı şeklindedir. Bu politika, şu anda Türkiye devletinin sürdürdüğü politikadır. Türkiye’nin sınır kapılarını açmaması ve Ermenistan’ın kuşatılmasının sürdürülmesi, ehlileştirilmenin bir aracı olarak görülmektedir. İkinci yaklaşım ise diyalog, ekonomik işbirliği ve Erivan’ın demokratikleşmesinin onun ehlileştirilmesinin en önemli yolu olduğunu savunmaktadır.
 
Türkiye-Azerbaycan ilişkileri genellikle milliyetçi bir zeminde görülmekte ve bu ilişkinin stratejik ve jeopolitik temelleri göz ardı edilmektedir. Türkiye-Azerbaycan ilişkisinin özünü Türklük bağı oluştursa da bu ilişkiyi sadece Türklük bağına indirgeyerek yorumlamak hata olacaktır. SSCB’nin dağılmasının ardından kurulan Türk Cumhuriyetleri ile sağlanan en iyi ikili ilişkinin Azerbaycan ile olması, bu ilişkinin sadece soy bağına dayanarak yorumlanmasının hata olacağının göstergesi olabilir. Azerbaycan, Türkiye’nin Kafkasya’da İran ve Rusya’ya karşı yürüttüğü tarihî rekabetinin merkez ülkesidir. Nitekim Türkiye’nin Kafkasya’daki ekonomik, askerî, siyasi, enerji ve ulaşım gibi alanlardaki başarılı projelerinde Azerbaycan’ın merkezî bir yer aldığı gözükmektedir. Üstelik Türkiye’nin dış politikasındaki doğu-batı koridoru olma ve enerji çekim merkezi olma arzusu ve iradesinde Azerbaycan’ın kilit rol oynadığını söylemek yanlış olmayacaktır. Başka bir ifadeyle Rusya, İran ve Ermenistan gibi ülkeler tarafından bakıldığında Azerbaycan, Türkiye’nin Kafkasya’daki üssü olarak algılanmaktadır. Nitekim güçlü bir Azerbaycan’ın istenmemesi, aslında Kafkasya’da güçlü bir Türkiye istenmediği anlamına gelmektedir. Türkiye-Azerbaycan ilişkilerinin zedelenmesi, Türkiye’nin Kafkasya siyasetinin merkez üssünün hasar görmesi demektir.
 
Türkiye ve Ermenistan ilişkilerinin normalleşmesinin önündeki en büyük engelin Karabağ olarak gösterilmesi de bir hatadır. Bugün Karabağ sorununun iki ülke ilişkilerinde önemli bir yeri olsa da aslında bu süreci tersten okumak gerekir. Türkiye’nin Karabağ konusundaki tutumu Ermenistan’la olan sorunlu ilişkisinin bir sonucudur. Karabağ meselesi bu sorunlu ilişkileri daha da karmaşık hale getirmektedir
 
Türkiye-Ermenistan Yakınlaşmasının Sonuçları
 
İlk önce şunun belirtilmesi gerekmektedir ki, Türkiye-Ermenistan ilişkilerinde diyalog daha önce denenmiş ve istenilen sonucu vermemiştir. Türkiye, SSCB’nin dağılmasının ardından Ermenistan ile iyi ilişkiler kurmak istemiş ve onu 16 Aralık 1991’de tanıyarak, Ermenistan’ı resmî olarak tanıyan ilk ülkelerden biri olmuştur. Türkiye, bağımsızlığının ardından ekonomik güçlüklerle karşılaşan Ermenistan’a insani yardımda bulunmuştur. Ayrıca hava sahasını açmış ve Türkiye’den Ermenistan’a uçuş imkanı tanımıştır. Ancak bütün bunlar Ermenistan’ın dış politikadaki davranışlarını Türkiye’nin istediği şekilde etkilememiştir.
 
Türkiye’nin Ermenistan ile olan ilişkilerinin çok boyutlu olması sebebiyle Ankara’nın “açılımının”, hem iç politikada hem de dış politikada çok boyutlu, farklı ve birbirine zıt olan sonuçlar doğuracağı kesindir. Bu açılım, Türkiye’nin Batı’lı ülkeler nezdindeki imajına olumlu katkı sağlayabilir ve Türkiye’nin barışçıl imajını pekiştirebilir. Ayrıca bu açılım, Türkiye’nin uluslararası kamuoyunda büyük bir ülke olduğunu ve Ermenistan’a yönelik barış elini sürekli uzatan taraf olduğunu dünya ülkelerine kanıtlama çabası olarak yorumlanabilir. Nitekim Türkiye’nin Ermenistan ile olan ilişkilerindeki gelişmeleri, Batı’ya yönelik bir “sanal oyun” olarak nitelendirenler de az değildir. Batı’nın bu politikaları desteklemekte çeşitli amaçları bulunmaktadır. Öncelikle Batı, Türkiye aracılığıyla Ermenistan’ın Rusya’ya olan bağımlılığını sona erdirmek istemektedir. Ayrıca, Ermenistan’ın Batılıların enerji politikalarında önemli bir yeri olduğu ve bunun gerçekleşebilmesi için de Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin normalleşmesinin şart olduğu iddia edilmektedir.
 
Türkiye’nin Ermenistan ile açılımının sonucu, Batı’nın arzuladığı şekilde sonuçlanmayabilir. İlk önce, Ermenistan’ın bütün komşuları ile ilişkileri normalleşmediği sürece Rusya’dan kopma ihtimali düşüktür ve enerji koridoru olma şansı da çok zayıftır. Azerbaycan-Ermenistan arasındaki ilişkiler normalleşmediği sürece, Batı’lı devletlerin tasarılarının gerçekleşme ihtimali azdır.
 
Türkiye’nin Ermenistan açılımı, Ermenistan’a ciddi propaganda ve psikolojik harekat fırsatı sunmaktadır. Nitekim Erivan’dan gelen “Türkiye Karabağ’ı önkoşul olmaktan çıkardı” haberleri, özellikle Azerbaycan’da ciddi şekilde yankı bulmaktadır. Türkiye’nin bu propaganda savaşı karşısındaki sessizliği zihinleri daha fazla karıştırmaktadır. Bu açılım, ayrıca, Ermenistan’a ciddi bir pazarlık ve oyun alanı sunmaktadır. Nitekim Türkiye’nin yakınlaşma sinyalleri verdiği günden itibaren Rusya, Erivan yönetimine 900 milyon dolarlık askerî hibe ve 600 milyon dolarlık kredi vermiştir. Ayrıca bu süre zarfında İran’ın da Ermenistan’a olan ilgisi artmıştır.
 
Türkiye’nin Ermenistan açılımı, bu anlamda Türkiye’ye bir şey kazandırmazken, Ankara’nın Kafkasya’daki etkinlik arayışlarına da zarar verebilir. Öncelikle, Türkiye’nin Kafkasya’da iyi ilişkiler içerisinde olduğu Gürcistan ile Azerbaycan’da hayal kırıklığı ve güven bunalımına yol açabilir. Ermenistan’ın kazanılması pahasına Gürcistan ve Azerbaycan ile olan ilişkiler zarar görebilir.
                                                   
                                                                                        -1-

 
 
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

BAĞIMSIZLIK BENİM KARAKTERİMDİR!
YA İSTİKLAL, YA ÖLÜM!
Son Başbuğ M.Kemal ATATÜRK
AY YILDIZ
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 428


NE MUTLU TÜRK'ÜM DİYENE! NE MUTLU TÜRK DOĞANA!


« Yanıtla #16 : 07 Ağustos 2009, 09:14:53 »

Türkiye’nin bu açılımının Azerbaycan’da yol açtığı tepkiler farklı şekilde gelişmektedir. Çok az kişi, bu gelişmeyi olumlu olarak görse de Azerbaycan’da geniş kesim bu sürece derin kuşku ve rahatsızlıkla bakmaktadır. Bu gelişmeler karşısında iktidar sessizliği korurken muhalefet rahatsızlığını açık şekilde ifade etmektedir.
 
Türkiye-Ermenistan arasındaki gelişmeler Azerbaycan’ın caydırıcılığına zarar vermektedir. Azerbaycan’ın, savunma sanayindeki ciddi yatırımları Erivan’ı tedirgin etmektedir. Özellikle, Azerbaycan’ın petrol gelirlerindeki artış ve bu gelirlerin önemli bir kısmının savunma sanayine yatırılması herkesin dikkatini çekmektedir. Azerbaycan, savunma ve askerî çalışmalarının herhangi üçüncü bir ülkeye karşı olmadığını söylese de bu çabaların ne anlama geldiği bilinmektedir. Türkiye’nin açılımı Azerbaycan’ın askerî ve savunma çabalarının Ermenistan üzerinde yarattığı psikolojik etkiyi azaltmaktadır. Türkiye’nin Ermenistan açılımı, Azerbaycan’ın muhtemel bir askerî hamle niyetini taşımadığını veya Azerbaycan bu olasılığı düşünse de Türkiye’nin Azerbaycan’ın yanında olmayacağı şeklinde algılanmaktadır. Bu da Azerbaycan’ın bölgesel caydırıcılık imkânını azaltmaktadır. Güney Kafkasya’daki ülkeler içinde Azerbaycan’ın askerî anlamda farklı bir yeri vardır. Gürcistan NATO’ya üye olmaya çalışırken Ermenistan Rusya ile 1997’de askerî ittifak anlaşması imzalamıştır. Bu anlaşma gereğince Ermenistan’a saldırı, Rusya’ya saldırı sayılacaktır. Türkiye’nin Azerbaycan’a muhtemel askerî ve savunma desteği Bakü’ye ciddi bir moral vermekteydi. 2001’de İran ve Azerbaycan arasındaki gerilimde, Türk uçaklarının Bakü’deki uçuşlarının ne denli etkili olduğunu hatırlatmak yeterlidir.
 
Türkiye’nin Ermenistan açılımını, ABD’deki sözde Ermeni “soykırımı” karar tasarısının geçmesini engellemek için atılmış bir adım olduğu şeklinde yorumlayanlar da vardır. Nitekim Türkiye Dışişleri Bakanı Ali Babacan’ın, “üçüncü ülke zarar vermezse ilişkilerimizi düzeltebiliriz” şeklindeki ifadesinin aslında karar tasarısının geçmemesini hedefleyen bir açıklama olduğunu söyleyebiliriz. ABD’deki yasa tasarısının geçip geçmemesi endişesi, uzun yıllardır bir “Demokles’in Kılıcı” gibi Türkiye’nin başı üzerinde sallanmaktadır. Sürekli var olan bir tehdit ve herhangi bir şekilde son verilmesi mümkün olmayan bir olgu karşısında stratejik bir kartın yakılması mantıklı olamaz. Sadece bir yıllığına engelleyebileceğiniz bir tehdit için Azerbaycan’ın küstürülmesi, Türkiye’nin Kafkasya politikası açısından sağlıklı değildir. Var olan kısıtlı bakış açısı, yerini daha geniş ve çok yönlü bir anlayışa bırakmalıdır.
 
Ankara-Erivan ilişkileri Türkiye’nin iç politikası açısından da önemli bir yere sahiptir. Bu ilişkilerin demokratikleşmenin göstergelerinden biri olarak sunulmasının yanı sıra bu ilişkiler Türk toplumunda milliyetçi duyguları da etkilemektedir. Nitekim Türkiye-Ermenistan arasındaki gelişmelere paralel olarak kamuoyunda Azerbaycan’a yönelik duyarlılıkta da ciddi artış gözlemlenmektedir. Örneğin Hocalı Soykırımı’nın yıldönümünde Türkiye’de düzenlenen organizasyonların artışı geçen yıllarla karşılaştıramayacağımız kadar yüksektir.
 
Türkiye’nin Azerbaycan’ın rızası olmadan Ermenistan’la sınır kapısının açılması, Türkiye-Azerbaycan ilişkilerine ciddi zarar verebilir. Azerbaycan kamuoyunda bunun “ihanet” olduğu yorumu yapılarak beraberinde Türkiye düşmanlığını da doğurabilir. [1] Nitekim bu tartışmalar başladıktan sonra Türkiye’ye yönelik eleştiriler artmıştır. Azerbaycan’da Türkiye karşıtı çevreler için de gün doğduğunu söyleyebiliriz. Bunun yanı sıra, bu durum Azerbaycan toplumunda yalnızlık ve çaresizlik duygusuyla birlikte toplumsal-psikolojik sarsıntıya yol açabilir. Çünkü Azerbaycan toplumunun bilinçaltında Türkiye’nin destek ve himayesine hayati önem verilmektedir. Ayrıca Azerbaycan toplumunda, İran ve Rusya eğilimlerinin daha fazla güçlenmesine yol açabilir. Azerbaycan iktidarı Türkiye’ye karşı çeşitli alanlarda, özellikle ekonomik alanda karşı önlemler alabilir, Türkiye’nin enerji ve ulaşım projelerini sıkıntıya sokabilir.
 
Azerbaycan’ın rızası olmadan sınır kapılarının açılması Türk dünyasında özellikle de Azerbaycan’da mevcut hükümetin imajını ciddi şekilde olumsuzlaştıracaktır. Çünkü Azerbaycan’da bütün bu gelişmelerin sorumlusu AKP olarak algılanmaktadır. AKP karşıtı duygular hem Azerbaycan’da hem de İran’daki Türkler içinde yükselmektedir. Türkiye’de Obama’nın iktidara gelişi ile uluslararası siyasi ikilimin değiştiği düşüncesinin özellikle AKP yöneticilerinde yaygınlaştığı gözükmektedir. AKP yöneticileri değişen bu iklimden yararlanarak, İran-ABD, Suriye-İsrail ve Filistin-İsrail sorununda rol almak istemektedir. Bu ülkeler üzerindeki etkinliklerini kullanarak var olan sorunların çözümünde rol almak istemektedir. Hükümetin Orta Doğu konusundaki bahsi geçen adımlarının aynı kararlılıkla Karabağ sorunu konusunda da atması özellikle Azerbaycan hükümetince beklenmektedir. Merak edilen soru Türkiye’nin ABD üzerindeki nüfuzundan bu yönde neden yeterince kullanamadığıdır? Yine aynı şekilde hükümetin Rusya ve İran üzerindeki nüfuzunu bu yönde ne kadar etkin bir şekilde kullanabildiği yönünde de şüpheler vardır. Bütün bu şüpheler özellikle de Azerbaycan’da yoğun bir şekilde tartışılmaktadır.
 
Karabağ Sorunu’nun Türkiye-Ermenistan ikili ilişkileri çerçevesinde çözüleceğinin düşünülmesi iyimserlik olur. Başka bir ifade ile Türkiye’ye yakınlaşmak pahasına Ermenistan’ın Karabağ’dan vazgeçmesini düşünmek hayalperestlik olur. Nitekim Ermenistan yönetimi Karabağ’dan vazgeçmelerini “masal” olarak nitelendirmiştir. Ermenistan, Karabağ’ı elinde tutunmasına rağmen mülkiyeti konusunda hukuksal meşruiyet engelini aşmayı başaramamıştır ve başarması da kolay gözükmemektedir. Nitekim BM Güvenlik Konseyi kararlarında Karabağ’ın, Azerbaycan topraklarının bir parçası olduğu açıkça vurgulanmıştır. Karabağ’ın Ermenistan’a faturasının çok ağır olduğu gerçeği bilinirken, bu ağır fatura bu toprakları gerçek sahibine vermeyeceği anlamına gelmektedir.
 
Karabağ sorununun çözümü için uluslararası iradenin yanı sıra bölgesel iradenin de oluşması önemlidir. Bu sorunun çözümünde uluslararası irade zayıf olduğu gibi Azerbaycan lehinde bölgesel irade de yoktur. Karabağ sorununun çözümünde sadece Türkiye’nin değil Rusya ve kısmen İran’ın da iradesi önemlidir. Çünkü Rusya ve İran bu süreçte Ermenistan’ın yanındadır ve politikalarını değiştirmeleri kolay gözükmemektedir. Ermenistan, Rusya’nın Kafkasya’daki üssü ve Ermenistan-Azerbaycan ihtilafı Rusya’nın bölgedeki varlık sebeplerinden biridir. Rusya’nın duruşu Karabağ’ın çözümünde kilit rol oynayabilir. Türkiye ve dünyada “Azerbaycanlılar Ermeniler karşısında yenildi” şeklinde var olan yanılgıyı Azerbaycan Türkleri kabul etmemektedirler. Azerbaycanlılara göre Ermeni-Rus işbirliği sonucu Karabağ ve diğer iller işgal edilmiştir. Nitekim Hocalı Katliamı’na Rus askerî birliklerinin katıldığı iddia edilmekte ve işgal edilmiş topraklardaki Rus askerlerinin bugünkü varlığı bu birlikteliğin kanıtı olarak görülmektedir. Keza, Rusya ve Ermenistan arasında 1997’de imzalanan ortak savunma anlaşması gereğince üçüncü ülke saldırısında ortak hareket edecekleri görülmektedir. Yukarıdaki gerçeklerle birlikte bazı Kafkasya uzmanlarına göre Rusya son zamanlarda Azerbaycan ile uzlaşmaya hazır gözükmektedir. Hatta Azerbaycan ve Rusya arasında görüşmeler de sürmektedir. Rusya, NATO’nun genişlemesinden ciddi tedirginlik duymakta, er ya da geç Gürcistan’ın NATO’ya gireceğini düşünmekte ve şimdiden bunun önlemini almaya çalışmaktadır. Bu çerçevede, Azerbaycan’a ihtiyaç duymakta ve Bakü’nün NATO’ya üye olmaması ve doğal gazını Rusya’ya satması karşılığında Azerbaycan’ın tezini destekleyebileceği iddia edilmektedir.
 
İran da bu süreçte Ermenistan’ı himaye etmektedir. Ermenistan’ın Azerbaycan’la arasındaki gergin ilişkisi, Azerbaycan’ın büyümesini ve İran’daki Türkler için bir çekim merkezi olmasını engellemektedir. Ayrıca Azerbaycan-Ermenistan çatışması, her iki devleti İran’a doğru itmektedir. İkinci boyut, Ermenistan’ın İran açısından Batı’ya karşı Rusya safında tutulması gereken bir ülke olması konusudur. İran, Ermenistan’ın Rusya’dan ayrılıp Batı’nın “güdümüne” geçmesini istememektedir. Başka bir ifadeyle İran, Ermenistan’ın Rusya’dan kopup Batı’ya yaklaşmasından endişe duymakta ve bunu engellemek için kendisi de Ermenistan’ı destekleyerek onu rahatlatmak istemektedir. Bir taraftan İran, Ermenistan’ı, Türkiye’nin Kafkasya’daki etkinliğini sınırlandırmanın araçlarından biri olarak görürken, diğer taraftan da Avrupa ve ABD’deki Ermeni diasporasının küresel politikalara müdahil olarak kendisine bazı kapılar açabileceğini düşünmektedir. Bölgedeki devletlerin iradesi Türkiye’nin iradesiyle aynı doğrultuda olmadığı gibi Ermenistan da sağlıklı ve sürdürülebilir bir çözümden yana değildir. Bölgesel çerçeveden bakıldığında Türkiye ve Azerbaycan’ın bölgesel iradeyi kendi lehlerine çevirme şansları düşük ve başarı olanakları sınırlıdır. Türkiye’nin Kafkasya bağlamında girişimleri Karabağ’ın Azerbaycan’a iade edilmesi ile sonuçlanmayabilir ama kolay olmasa da Karabağ dışında illerin kurtulması mümkün olabilir. Türkiye ve Azerbaycan bu seçeneğe razı bir görüntü vermektedirler.
 
İran ve Rusya, Türkiye’nin Ermenistan açılımını desteklediklerini söylemektedirler. Tahran ve Moskova, Ermenistan’ın Ankara ile ilişkisinin normalleşmesinin kolay olmadığını bildikleri halde görünürde ilişkilerin normalleşmesini desteklemelerinin çeşitli sebepleri vardır. Birincisi, her iki devlet Türkiye-Azerbaycan ilişkisinin zayıflamasını, ayrıca bölgede Türkiye’nin güvenilir ortak olmadığı imajının yayılmasını istemektedir. Bu olgu Türkiye, Rusya ve İran’ın bölgedeki tarihî rekabeti açısından altın fırsat olarak görülebilir. Çünkü hem İran hem de Rusya, Orta Asya ve Kafkasya’daki potansiyel Türk varlığını Türkiye’nin nüfuz alanı olarak görmekte ve Ankara’nın nüfuzunun kendi aleyhlerinde olabileceğini düşünmektedirler. Nitekim Türkiye ve Türk Cumhuriyetleri arasındaki ilişkilerin zayıflamasının, Rusya ve İran’ın Ankara ile olan ilişkilerine olumlu yansıdığını görmekteyiz. Rusya ve İran açısından rahatlatıcı diğer bir husus, Anakara-Erivan yakınlaşmasının Türkiye’nin bölgede Türk milliyetçi söyleminden uzaklaştığına dair somut bir gösterge olarak yorumlanmasıdır. İran, Ermenistan’ı desteklediği gerekçesi ile hem kendi içindeki Türklerden hem de Azerbaycan Cumhuriyeti’nden ciddi şekilde tepki almaktadır. Türkiye’nin bu açılımının, İran’ın üzerindeki eleştiri yükünü de azaltacağı ve İran’ın Azerbaycan’da daha rahat propaganda olanağı bulacağı söylenebilir. Özellikle, İran’ın hem kendi içindeki Türklere hem de Azerbaycan Cumhuriyeti’ne yönelik olarak elinin güçleneceği görülebilir.
 
 Sonuç ve Genel Değerlendirme
 
Türkiye’nin Ermenistan açılımının bölgede istikrar, barış ve güvenliğe hizmet edeceği ve Karabağ sorununun çözümünde olumlu katkı sağlayacağı ve Azerbaycan’a zararlı olmak yerine tam tersine hayırlı olacağı iddiaları gündemde olsa da bunun nasıl olacağı konusunda her hangi bir yorum bulunmamaktadır. Bu sürecin Ermenistan’ı rahatlatacağı kesin olmakla birlikte, Türkiye’nin kendi isteklerinin ve Azerbaycan’ın taleplerinin Erivan tarafından olumlu karşılanacağı kuşkuludur. Ermenistan tarafı taviz vermeden Türkiye’nin atacağı adım bölgedeki herhangi bir sorunu çözmeyeceği gibi Ermenistan’ın dışlanmışlığının bitmesi onun Azerbaycan ile anlaşma konusunda motivasyonunu düşürebilir. Ayrıca, Türkiye’nin kırmızıçizgilerinden vazgeçmesi, inandırıcılığını sarsabilir ve bölgedeki müttefikleri nazarında güvenilirliğine büyük ölçüde hasar verebilir.
 
Türkiye-Ermenistan yakınlaşması tartışmalarındaki önemli hususlardan biri de Türkiye-Ermenistan ilişkilerinde Karabağ’ın koşul olmaktan çıkartılmasına vurgu yapılmasıdır. Bu tartışma, Ankara-Erivan ilişkilerindeki tıkanıklığı Karabağ’a indirgemektedir ve Türkiye-Ermenistan ilişkilerindeki diğer sorunları analiz dışı bırakmaktadır ve dolayısıyla önemli bir saptırma içermektedir. Türk diplomasisinin sessizliği, Türkiye’nin diğer koşullarının Erivan tarafından kabul edildiği şeklinde yorumlanabilir. Ancak Ermenistan’dan gelen haberler bunun tam tersidir. Türkiye, diğer koşullarını kabul ettirebilseydi, bu, Türk diplomasisi için yine bir başarı sayılabilirdi. Türkiye’nin hiç olmazsa üç kırmızı çizgisinden birisini uygulamaya Ermenistan’ı zorlayabilmesi gerekmektedir. Türkiye, bu ortamda Ermenistan ile ilişki kurarsa bütün koşullarından vazgeçmiş olacaktır. Bu süreci, sadece Karabağ’a indirgemek, Türkiye ve Ermenistan arasındaki sorunlu ilişkisinin faturasını Azerbaycan’a çıkarmak demektir.
 
Arif KESKİN
Bölge Uzmanı


Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
http://www.turksam.org/tr/a1741.html


                                                                                   -2-
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

BAĞIMSIZLIK BENİM KARAKTERİMDİR!
YA İSTİKLAL, YA ÖLÜM!
Son Başbuğ M.Kemal ATATÜRK
AY YILDIZ
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 428


NE MUTLU TÜRK'ÜM DİYENE! NE MUTLU TÜRK DOĞANA!


« Yanıtla #17 : 07 Ağustos 2009, 09:19:32 »

Azerbaycan'dan Ermenistan'a Uyarı
   

Azerbaycan Savunma Bakanı Sefer Abiyev : "Görüşmelerden sonuç çıkmazsa savaş kaçınılmaz"

6 Ağustos 2009  11:04

Azerbaycan Savunma Bakanı'ndan Ermenistan'a savaş uyarısı geldi.

Azerbaycan Savunma Bakanı Sefer Abiyev, Ermenilerin işgal ettikleri toprakları görüşmeler yoluyla boşaltmamaları durumunda savaşın kaçınılmaz olacağını söyledi.

Bakan Abiyev, Azerbaycan'da resmi ziyarette bulunan Rusya Savunma Bakanı Anatoli Serdyukov ile görüşmesinde, ülkesinin en büyük probleminin topraklarındaki Ermeni işgali olduğunu hatırlattı.

Bu işgalin görüşmeler yoluyla sona erdirilmesine çalıştıklarını anlatan Abiyev, sonuç alınamadığı takdirde savaşın kaçınılmaz olduğunu vurguladı.

Azerbaycan Savunma Bakanı Sefer Abiyev, Rusya'nın Karabağ probleminin çözümü için gösterdiği çabaları takdirle karşıladıklarını belirtti.


TRT
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

BAĞIMSIZLIK BENİM KARAKTERİMDİR!
YA İSTİKLAL, YA ÖLÜM!
Son Başbuğ M.Kemal ATATÜRK
Dr.azerkan
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 609



« Yanıtla #18 : 07 Ağustos 2009, 12:04:09 »

''Azerbaycan Savunma Bakanı Sefer Abiyev, Rusya'nın Karabağ probleminin çözümü için gösterdiği çabaları takdirle karşıladıklarını belirtti.'' bölgemizdeki ermenistan azerbaycan iran rusya ve türkiye siyasi ilişkilerina baktığımızda Türkiye kendi çapında bir denge politikası izlemektedir ancak unuttuğu nokta bu ülkelerin bize tarihsel ve ekonomik yakınlık bakımından eşit olmadığıdır.Türkiyenin Azerbaycanla bir kan bağı olmasının yanı sıra yine yukarıdaki yazıda belirtildiği gibi BTC boru hattı ve doğal gaz antlaşmaları vardır.Türkiye avrupanın ve obamanın ermenistan konusundaki baskılarına dayanamayarak son dönemdeki yaptığı ardı arkası kesilmeyen açılımlara bir yenisini eklemiş ve diğerleri gibi tamamen hayal kırıklığı yaratan ermeni açılımında bulunmuştur.Ülkemizin yıllardır bölgede izlediği politika sabittir,çıkarlarımız ve halkın duyarlılığı sonucu tarafımız bellidir.bir tarafta rusyanın bölgedeki uydusu konumunda olan dış dünyadan izole olmuş ve ekonomik kalkınması şu şartlarda Türkiyeyle arasındaki sınırın açılmasına bağlı olan ermenistan ,öte tarafta ise 21.yüzyılın başında tüm dünyanın gözü önünde ermeni rus ikili kıyımına maruz kalmış 1 milyon kişinin topraklarından olduğu kardeş ülke azerbaycan vardır.olayları bu bağlamda değerlendirirken aranızda ülkeler arasındaki dostluk ilişkilerini çıkarlar belirler diyenler olabilir ancak hergeçen gün ekonomik ve askeri olarak güçlenen kardeş devletimiz bizler için aynı zamanda  çok büyük bir çıkar odağıdır orta asyayla aramızda olan bir köprüdür.kırmızı çizgilerinden her geçen gün ödün veren dış işlerimiz bu konuda çok dikkatli olmalıdır çünkü Türkiyede bölgesinde yalnızlaşan bir ülke olmak üzere...yukarıdaki yazının her satırında belirtildiği gibi saçma adımlarla ermeistana taviz vermek hem kansızlarla hem de kandaşlarımızla olan ilişkilerde bizlere bir şey kazandırmaz sadece prestij ve güven kaybına neden olur.
                                                                              Saygılarımla...

Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Türük Oguz begleri, budun eşiding. Üze tengri basmasar, asra yir telinmeser, Türük budun, ilingin törüngin kim artatı udaçı erti ?

TÜRKİYE TÜRKLERİNDİR,BOZKURT ÖZGÜRLÜĞÜN SİMGESİDİR!!!
AY YILDIZ
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 428


NE MUTLU TÜRK'ÜM DİYENE! NE MUTLU TÜRK DOĞANA!


« Yanıtla #19 : 07 Ağustos 2009, 12:10:21 »

Tebrik ederim Azerkan kandaşım, meseleyi çok iyi özetlemişsin...
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

BAĞIMSIZLIK BENİM KARAKTERİMDİR!
YA İSTİKLAL, YA ÖLÜM!
Son Başbuğ M.Kemal ATATÜRK
Sayfa: 1 [2] 3 4 ... 28
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.071 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.011s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.