ŞEHİTLERİMİZ
(1/4) > >>
Yürekli-kam:
Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın



Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın





ÇANAKKALE ŞEHİTLERİ!!!!

ADANA (842)

ADIYAMAN (11)

AFYON (95)

AKSARAY (285)

AMASYA (32)

ANKARA (1772)

ANTALYA (183)

ARTVİN (10)

AYDIN (1746)

BALIKESİR (2779)

BARTIN (254)

BAYBURT (21)

BİLECİK (854)

BİNGÖL (8)

BİTLİS (59)

BOLU (1405)

BURDUR (606)

BURSA (3737)

ÇANKIRI (972)

ÇANAKKALE (1788)

ÇORUM (1333)

DENİZLİ (2195)

DİYARBAKIR (49)

EDİRNE (858)

ELAZIĞ (159)

ERZİNCAN (282)

ERZURUM (109)

ESKİŞEHİR (843)

GAZİANTEP (502)

GİRESUN (114)

GÜMÜŞHANE (39)

HATAY (283)

İÇEL (1218)

ISPARTA (55)

İSTANBUL (1648)

İZMİR (1720)

KAHRAMANMARAŞ (213)

KARAMAN (455)

KARS (1)

KASTAMONU (2425)

KAYSERİ (771)

KIRIKKALE (232)

KIRKLARELİ (366)

KIRŞEHİR (448)

KOCAELİ (583)

KONYA (2488)

KÜTAHYA (1487)

MALATYA (141)

MANİSA (2174)

MARDİN (7)

MUĞLA (671)

MUŞ (7)

NEVŞEHİR (525)

NİĞDE (509)

ORDU (56)

RİZE (71)

SAKARYA (526)

SAMSUN (44)

SİİRT (40)

SİNOP (1488)

SİVAS (25)

TEKİRDAĞ (646)

TOKAT (47)

TRABZON (155)

TUNCELİ (30)

URFA (383)

UŞAK (818)

VAN (36)

YOZGAT (661)

ZONGULDAK (753)



TOPLAM : 48148
Yürekli-kam:
ÇANAKKALE ŞEHİTLİKLERİ

1. İsimsiz Yüzbaşı Şehitliği
2. İsimsiz Topçu Yüzbaşı Şehitliği
3. Havuzlar Şehitliği22
4. Sargı Yeri Şehitliği
5. Snok Anıtı23
6. Nuri Amut Anıtı
7. Çanakkale Şehitleri Anıtı Şehitliği
8. Çanakkale Şehitleri Abidesi
9. İlk Şehitler Şehitliği ve Anıtı
10. Yahya Çavuş Şehitliği Ve Anıtı
11. Gözetleme Tepe Şehitliği ve Anıtı
12. Mehmetçiğe Derin Saygı Anıtı
13. Kanlı Sırt Anıtı
14. Arı Burnu Şehitliği
15. Mehmet Çavuş Anıtı
16. Conk Bayırı Anıtları
17. Kemal Yeri Anıtı
18. Kabatepe Arı Burnu Sahil Anıtı
19. İngilizce Türk Anıtı
20. Yusufçuk Tepe Anıtları
21. Kireçtepe Anıtı
22. Büyük Kemikli Anıt
23. Yarbay Halit Bey ve Yarbay Ziya Bey Mezarları
24. Akbaş Şehitler Anıtı
25. Hastane Bayırı Şehitliği
26. Hasan Mevsuf Şehitliği
27. Hamidiye Şehitliği
28. Kumkale Şehitliği
29. Lapseki-Çardak Arı Burnu Şehitliği
30. Biga-Namazgah Şehitliği
Yürekli-kam:
ŞEHİTLERİMİZE AİT MOZAİK
􀂾 Hasanoğlu Mehmet-yaş 20-Erzincan Merkez
􀂾 Mesutoğlu Mehmet-yaş 22-Adana Ceyhan
􀂾 Muhammetoğlu Celal-yaş 20-Kars Merkez
􀂾 Himmetoğlu İsa-yaş 22-Adıyaman Besni
􀂾 Yaşaroğlu Yusuf-yaş 19-Afyon Dazkırı
􀂾 Mesutoğlu Salih-yaş 22-Ağrı Merkez
􀂾 İsmailoğlu Atilla-yaş 25-Amasya Merkez
􀂾 Seyfioğlu Nizam -yaş 19-Ankara Merkez
􀂾 Arifoğlu Salih-yaş 22-Antalya Alanya
􀂾 Şerefoğlu Namık-yaş 23-Artvin Ardanuç
􀂾 Niyazioğlu Sadık -yaş 20-Aydın Merkez
􀂾 Hüseyinoğlu Ahmet-yaş 19-Balıkesir Merkez
􀂾 Rızaoğlu Durmuş-yaş 25-Bilecik Merkez
􀂾 Şehmuzoğlu Şifo-yaş 22-Bingöl Karlıova
􀂾 Şabanoğlu Şakir-yaş 21-Bitlis Merkez
􀂾 Durmuşoğlu Ali-yaş 19-Bolu Merkez
􀂾 Eşrefoğlu Cezmi-yaş 24-Burdur Merkez
􀂾 Ahmetoğlu Burhan -yaş 21-Bursa Merkez
􀂾 Ahmetoğlu Ömer-yaş 23-Çanakkale Çardak
􀂾 Hüseyinoğlu Ahmet-yaş 22-Çorum İskilip
􀂾 Bekiroğlu Ethem-yaş 20-Diyarbakır Merkez
􀂾 Hüsmenoğlu Süleymen -yaş 21-Edirne Merkez
􀂾 Şamiloğlu Hacı-yaş 25-Elazığ Merkez
􀂾 Seyfioğlu Ethem-yaş 19-Eskişehir Alpullu
􀂾 Burhanoğlu Murat-yaş 22-Gaziantep Merkez
􀂾 Reşatoğlu Mahmut-yaş 20-Giresun Merkez
􀂾 Eyüpoğlu Emin-yaş 21-Gümüşhane Torul
􀂾 Şehmuzoğlu Osman -yaş 21-Hakkari Şemdinli
􀂾 Salihoğlu Emin-yaş 19-Hatay Hassa
􀂾 Süleymanoğlu Şakir-yaş 21-Isparta Merkez
􀂾 Cevatoğlu Şakir-yaş 24-Mersin Merkez
􀂾 Hasanoğlu Lütfü-yaş 21-İstanbul Eyüp
􀂾 Süleymanoğlu Gazi-yaş 19-İzmir Kemalpaşa
􀂾 Secidoğlu Ethem-yaş 23-Kastamonu Araç
􀂾 Velioğlu Osman-yaş 21-Kayseri Merkez
􀂾 Hüsmenoğlu Zekeriya-yaş 23-Kırklareli vize
􀂾 Ömeroğlu Ahmet-yaş 21-Kırşehir Kaman
􀂾 Ziyaoğlu Musa-yaş 19-Kocaeli Merkez
􀂾 Sıtkıoğlu Hani-yaş 22-Konya Merkez
􀂾 Ömeroğlu Sakıp-yaş 22-Kütahya Emet
􀂾 Murtazaoğlu Mümtaz-yaş 25-Malatya Merkez
􀂾 Sakıpoğlu Ömer-yaş 21-Manisa Kula
􀂾 İsmailoğlu Nuri-yaş 25-Kahramanmaraş Afşin
􀂾 Şehmuzoğlu Dursun-yaş 21-Mardin Merkez
􀂾 Alioğlu Kemal-yaş 21-Muş Merkez
􀂾 Cavitoğlu Bekir-yaş 24-Nevşehir Hacıbektaş
􀂾 Ahmetoğlu Ahmet-yaş 21-Niğde Aksaray
􀂾 Ethemoğlu Ethem-yaş 23-Ordu Merkez
􀂾 Ethemğlu Ethem-yaş 20-Rize Merkez
􀂾 Mahmutoğlu Ethem-yaş 19-Sakarya Akyazı
􀂾 Harizoğlu Temel-yaş 22-Samsun Merkez
􀂾 Şehmuzoğlu Baki-yaş 20- Siirt Batman
􀂾 Yakupoğlu Ethem-yaş 19- Sivas Merkez
􀂾 Hüsmenoğlu Ahmet-yaş 21- Tekirdağ Çorlu
􀂾 Rızaoğlu Bekir-yaş 24- Tokat Merkez
􀂾 İdrisoğlu Yunus-yaş 23- Trabzon Akçaabat
􀂾 Abdülkadiroğlu Yunus-yaş 19- Tunceli Hozat
􀂾 Yusufoğlu Mehmet-yaş 20- Şanlıurfa Hilvan
􀂾 Mehmetoğlu Mahir-yaş 23- Uşak Banaz
􀂾 Ahmetoğlu Bekir-yaş 22- Van Başkale
􀂾 Eminoğlu Muharrem-yaş 20- Yozgat Boğazlıyan
􀂾 Yakupoğlu Bekir-yaş 18- Zonguldak Bartın
􀂾 Yahyaoğlu Salih-yaş 21-Bayburt Merkez
Yürekli-kam:
Şehitlikte Diğer Türk Dİyarlarından Gelen Mehmedler..

Yarbay Hüseyin Avni-Manastır
Yarbay İsaoğlu H.Sabri-Manastır
Yarbay Alioğlu Seyfettin-Vodihe
Üsteğmen Hasanoğlu A.Tevfik-Yemen
Binbaşı İbrahimoğlu A. Hulusi-Kudüs
Yarbay Saimoğlu Rauf-Girit
Üsteğmen Hayrioğlu Alisbarı-Trablusgarp
Musaoğlu Hasan-Halep-Yaş 20
Alioğlu Durmuş Ali-Bağdat-yaş 19
Velioğlu İsmail-Saray Bosna-Yaş 24
Hasanoğlu İbrahim-Sofya-yaş-21
Alioğlu Ahmet-Şam-yaş 20
Hasanoğlu İbrahim-Bakü-Yaş 18

Yürekli-kam:
ÇANAKKALE’Yİ DÜŞÜNÜRKEN

Türkiye’deki eğitimi görmek için ziyarette bulunan Japon yetkililerinden biri Türk yetkililere:

“Biz çocuklarımızı atom bombasının atıldığı Nagazaki ve Hiroşima’ya götürerek:

— “Bakınız eğer çalışmazsanız ülkemiz bu hale gelir. Yok eğer çalışırsanız mevcut durumumuzdan daha iyi oluruz.” diyerek gençlerimize hem tarih şuuru hem de ideal veririz der Türk idareci

“Bizim Nagazaki ve Hiroşima’mız yok ki” diye karşılık verince Japon yetkili:

“Sizin de Çanakkale’niz var ya” der.

Evet bizim Çanakkale'miz var. Hem de öyle ki tarihte ender rastlanan bir savaş nadir görülen bir kahramanlık.

Batılıların “hasta adam” diye nitelendirdikleri Osmanlı devleti birçok yönden zayıf durumda. Kısa süre önce yapılan Balkan harplerinden yenilgiyle çıkmış iktidardaki bir avuç ittihatçı ülaaai bir dünya savaşına girdirmiş. Ülke siyasî bir değişim içerisinde. Osmanlı bu durumda iken yüzyıllardır Osmanlı’ya diş bileyen Batı için intikamın tam zamanı. Özellikle İngilizler hile ve desisesiyle Fransa’yı da yanına alarak Çanakkale’yi geçip İstanbul’u işgal etmek ve dolayısıyla “insanlığın son adası Osmanlı devletini” ortadan kaldırmak ve Osmanlı ülkesini paylaşmak istiyordu.

Düşüncesi bu olan Batılılar haçlı seferlerini yeniden canlandırırlar. Özellikle İngilizler ve Fransızlar ülkelerinden ve sömürgelerinden Akif’in deyimiyle “kimi hindu kimi yamyam” binlerce askeri Çanakkale’ye yığmış; hatta “halifeye yardıma gittikleri” yalanıyla müslüman insanları dahi Osmanlı’nın karşısına getirmişlerdi.(1)

Çanakkale savaşında büyük çoğunluğu üniversite mezunu ve kültürlü gençlerden oluşan yaklaşık 253 bin şehit veren(2) Osmanlı Çanakkale’nin geçişini önledi ama ülkenin inşasında onarılması güç yaralar aldı.

Malum ve bilinen kahramanlıkların aksine farklı bazı örnekler arz etmek istiyorum. Özellikle meşhur okullarımızdan (Mekteb-i Sultanî Galatasaray Lisesi İstanbul Lisesi Vefa Lisesi) örnekler vermek istiyorum.



İSTANBUL LİSESİ

47 yıl öğretmenlik yapan Esat Lami Akman’ın oğlu Toygar Akman anlatıyor:

— Birgün“Neden bizden bilim adamı çıkmamış? Diğer ülkelerden ne farkımız var? Bizden hiç mi aydın yetişmemiş?” şeklinde ileri geri laf ettiğimizde babam gözlüklerini yavaşça çıkararak…

— Aydın kaldı mı ki? demiş ve anlatmaya başlamıştı.

— Babam anlattı anlattıkça ağladı ve gözyaşlarını silerek:

— O günlerin birinde İstanbul lisesinde dokuzuncu sınıf(lise 1) talebelerine ders veriyordum. Sınıfın kapısı iki kez tıklatıldıktan sonra açılmıştı. İçeriye müdür muavini ile kalpaklı bir binbaşı girmiş ve sert bir asker selamı çakmıştı. Ben de ayağa kalkarak kendisini selamlamıştım. Daha ziyaret sebebini sormadan binbaşı bana bakmış ve tok bir sesle:

— “Muallim bey! Memleket evlad-ı vatandan hizmet bekler” dedikten sonra sınıfa dönmüş ve arka sıralarda oturan uzun boylu öğrencilere:

— “Sen gel sen de gel. Köşede oturan sen de gel.” diye seslenerek öğrencileri toplamaya başlamıştı. Ön sırada oturanlar kendilerinin de alınması için oturdukları sırada dik oturmaya ya da ayaklarının ucuna basarak ayağa kalkmaya çalışıyorlardı. Binbaşı bu öğrencilere acı acı gülümseyerek bakmış ve sırtlarını okşamıştı… Topladıkları öğrencileri Selimiye kışlasında üç aylık eğitimden sonra Çanakkale’ye götürüyorlar ve bir daha gelmiyorlardı… Rahmetli babam sözlerinin burasında durmuş dopdolu gözleriyle bana bakarak:

— Gidenlerin hiçbiri geri gelmedi. Hepsi de 9. sınıfa kadar gelmiş evlatlarını şehit verdiler. Daha ne vereceklerdi ki? Memlekette aydın mı kaldı ki oğlum?(3) demişti.

Anlatılan bu olayla ilgili bilmem yorum yapmak gerekir mi?



VEFA LİSESİ

İstanbul’da düşmanın Çanakkale’yi geçtiği söylentisinin ayyuka çıktığı bir dönemde İstanbul münevveri okumuşu akın akın Çanakkale’ye gönüllü gitmenin yollarını arıyorlar; üniversiteler boşalmış yaşlı hocalar sınıflarda okutacak öğrenci bulamıyorlardı. Liselerin son sınıfları öğretmenleri bölük bölük askerlik şubelerinin önünde sabahın erken saatlerinde sıraya giriyorlar; bir an evvel Çanakkale’ye gitmenin heyecanını yaşıyorlardı.

Tam böyle bir durumda Vefa Lisesi’nde Fransızca muallimliği yapan annesinden başkası olmayan 30 yaşındaki Ahmet Rıfkı Bey 1915 Mayıs ayında her zamanki gibi hazırlığını yapıp çantası elinde mektep kapısından içeri girdi. Dersi lise 1. sınıftaydı… Sınıfta herkes başını önlerine eğmiş ne bakıyorlar ne de selamını alıyorlardı.

Ahmet Rıfkı Bey “rica ediyorum lütfen biriniz konuşsun” dedi… Arka sırada oturan Ömer ayağa kalktı:

—“Muallim bey mektebimizde ve mahallemizde eli ayağı tutan ağabeylerimiz Çanakkale’ye gönüllü gittiler. Siz ise hâlâ buradasınız! Biz de gitmek isteriz ama yaşımız tutmuyor” dedi…

— “Sevgili yavrularım insanlığın her döneminde olduğu gibi bu devirde de ziyadesiyle sizlerin eğitim ve öğretime muhtaç olduğunuz bu günde milli ve medenî terbiyeyi veremiyor muyum?” Bu sözler muallim beyin ağzından düğüm düğüm boğuk boğuk dökülüyordu.

Ön sırada oturmakta olan Avni:

— “Muallim bey sevgili İstanbul elden giderse sizin verdiğiniz eğitim ne işe yarar söyler misiniz?”

Konuşacak hali kalmayan Ahmet Rıfkı Bey gerekli hazırlıkları yapar ve Çanakkale’nin yolunu tutar… Ve şehit olur…(4)



MEKTEB-İ SULTANÎ

(GALATASARAY LİSESİ)

İmparatorluk devrinde derslerin tamamı Türkçe ve Fransızca olan tek mektep Galatasaray Lisesi idi. Talebesinin yekûnu 650 olup bunun yarısına yakını da Rum Ermeni Yahudi Bulgar Sırp Karadağ gibi gayri müslim ekalliyet çocuklarıydılar(5). Bu durum okulun ne kadar önemli olduğunu gösteriyor.

45 şehit 150 gazisi ile Çanakkale’de çok ciddi rol oynayan Galatasaray talebelerinin gördüğü iş takdire şayandır. Bunlardan bir tanesini sizlere arz edeyim.

Mehmet Muzaffer Çanakkale’ye vardığında savaş durumuydu… Çanakkale’deki birliklerin büyük kısmı Kafkas Irak Filistin cephelerine sevk edileceklerdi. Hazırlanma ve noksanlarını ikmal emri aldılar.

Karargâhta görevli olan Mehmet Muzaffer İstanbul’u çok iyi bilen uyanık ve açıkgöz biriydi. Otomobil lastiği ve bazı malzemelere ihtiyaç olduğundan bunu en iyisi ile ancak o yapabilirdi. Erkân-ı Harbiye Riyaseti’ne hitaben yazılı bir aaakere ile İstanbul’a gönderildi.

O yıllarda otomobil az olduğundan lastik bulmakta zor olmasının ötesinde kara borsada ancak bulunabilirdi. Uzun arama sonunda Karaköy’de bir yahudide aradığını bulmuştu. Fiyatlar çok fahişti. Ama anlaşma sağlandı. Oradan ayrılıp doğru Erkan-ı Harbiye’ye gitti. Elindeki aaakereyi tediye merciine havale ettiler. Az sonra yaşlı Kaymakam(yarbay)’ın huzuruna çıktı. Kaymakam baktı baktı ne kadar para istediğini sormadan:

— “Ne alınacak” dedi.

— “Oto ve kamyon lastiği” cevabı verilince bir an durdu. Sonra Muzaffere dik dik baktı:

— “Bana bak oğlum! Ben askerin ayağına postal sırtına kaput alacak parayı bulamıyorum. Sen otomobil lastiğinden bahsediyorsun! Haydi yürü git. İnsanı günaha sokma… Para mara yok!”

Selam çakıp dışarı çıkan Muzaffer kara kara düşünür. Zira kendine güvenilmişti. Düşünceli düşünceli yürürken birden durur aradığı çareyi bulmuştu.

Doğru tüccar Yahudi’ye gider:

—“Paranın tediye muamelesi akşamüstü bitecek. Ezandan sonra gelip malları alamam gece kaldıracak yerim yok. Yarın öğleden evvel vapurum Çanakkale’ye kalkıyor yetiştirmem lazım. Onun için sabah ezanında geleceğim. Malları mutlaka hazır edin…” Tüccar “peki” dedi. Muzaffer tam ayrılırken ilave etti:

— “Altın para vermiyorlar kâğıt para verecekler.”

Ertesi gün ezan vakti tüccarın kapısındaydı. Mal yüklendi ve Çanakkale’nin yolunu tuttu. Tüccar kendisine verilen parayı üç gün sonra Osmanlı bankasına götürdü. Bozmadılar… Zira elindeki para sahteydi.

O gece Mehmet Muzaffer temin ettiği evrakla sabaha kadar sahte para yapmıştı. Paranın arkasında “Bedeli Çanakkale’de altın olarak tesviye olunacaktır.”(6) diye yazıyordu.

Paranın akıbeti ve daha birçok hadise ismini zikrettiğim kitapta mevcut.

Görüldüğü gibi Çanakkale gerçekten gurur kaynağımız alınacak çok dersler ve ibretler vardır. Genç kuşağın özellikle bunu anlaması gerekirken büyükler de bunu öğrenip öğretmelidir.

Mazisini bilmeyen hâlini değerlendiremez ve geleceğe ümitle bakamaz.
Navigasyon
Mesajlar
Sonraki Sayfa