Bir Komando Subayın Kaleminden
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 16 Aralık 2019, 11:30:24


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Bir Komando Subayın Kaleminden  (Okunma Sayısı 5415 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Bozkurt Eren
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 1.306



« : 11 Eylül 2009, 01:57:48 »

BİR KOMANDO SUBAYI' NIN KALEMİNDEN;
......ilinde devriye görevini yerine getiren
..aracına açılan
ateş
sonucu..güvenlik görevlisi şehit oldu.

Ya da

......ili kırsalında teröristlerce döşenen
mayının patlaması
sonucu.asker
yaralandı..

Bu nasıl başlar biliyor musunuz?

Hava o kadar sıcaktır ki beyninizdeki sıvının
buharlaşıp uçtuğunu
düşünürsünüz. Oluştuğu anda kuruyup giden ter
damlacıklarından
geriye
kalan tuzlar yüzünüzün ve hatta elbisenizin her
yanını kaplamıştır.

Avucunuzun içindeki ter, yüzünüzdeki gibi kolay
kurumadığı için
elinizdeki tüfeğinizin metal kısmı avucunuzun
içinde vıcık, vıcık
oynar.
Ter ile ıslanan çeliğin kokusu avucunuzun içine
ve elinizi
sürdüğünüz
her
yere siner.

Önünüzde yürüyen adamın, ayağının kuru toprakla
her temas
edişinde
çıkan toz, ağzınızın kupkuru olmasına ve zor nefes
almanıza sebep
olur.

Sırt çantanızın askı kayışları yüzünden
omuzlarınızı
hissetmezsiniz.
Künt
ağrıları ancak çantayı sırtınızdan
çıkardığınızda fark edersiniz.

Bastığınız her taş parçası, her çalı ve bir
ayağınızın
kaplayabildiğ i
her
yeryüzü parçasından çıkan sesi duyarsınız.

Yürüdüğünüz yerdeki her Ağustos böceğinin
sesini, dallardaki
kuşları, yüzünüzün etrafında ürkütücü devriye
uçuşları yapan
arıların kanat seslerini, ağzınıza ve yüzünüze
ya da herhangi bir
yerinizdeki küçük yaraların üzerine konmaya
çalışan sineklerin
vızıltılarını, ayağınızı bastığınız yerden
havalanan yeşil
çekirgenin küçücük cüssesine rağmen çıkardığı
tok kanat sesini en
ince
ayrıntısına kadar duyarsınız.

Sonra, kendi teçhizatınızın ve önünüzdeki
arkadaşınızın ve
arkanızdaki arkadaşınızın teçhizatlarının
çıkardığı düzensiz
seslerin her birini
ayrı
ayrı duyarsınız.

Ve aynı anda önünüzdeki arkadaşınızın nefes
alışlarını
duyarsınız,
öksürmesini ve hapşırmasını da duyarsınız.

Telsizinizden çıkan seslerin ve cızırtıların her
biri ayrı ayrı katılır bu senfoniye.

Ter ve tozun birleşmesinden oluşan kaygan çamur,
postalın
içindeki
tüm ayağınızı kaplamıştır, çoraplar önce su
toplayıp sonra
patlayan
yerlere
adeta bir deri gibi yapışmıştır.

En çok yapmak istediğiniz şey ayaklarınızı
yıkayıp, çoraplarınızı
değiştirmektir. Ama bu çok büyük bir lükstür o
anda.

Çünkü...

Çünkü hangi çalının dibinde, hangi kayanın
arkasında sizi
beklediğini bilmediğiniz ihaneti arayıp bulmanız
ve yok etmeniz
gerekmektedir.

Bütün masumların hayatı ve huzuru size emanet
diye, öğretmenler
bayrak direğine asılmasın diye, kundaktaki
bebekler
kurşunlanmasın
diye, binlerce yıllık emanete halel gelmesin
diye kahpeliği ve
ihaneti yok etmeniz gerekmektedir.

Çünkü bunun için bayrağın, silahın, namusun ve
şerefin üzerine
yemin etmişsinizdir.

Çünkü önemli olan ayağınız değil, ülkeniz,
bayrağınız ve
onurunuzdur.

İşte bu yüzden lükstür ayak yıkamak, çorap
değiştirmek. İşte bu
yüzden senfoniye dönüşmüştür bütün o düzensiz
sesler güruhu.

Sonra!..

Sonra birden tüm sesler kesilir, bıçağın dalı
kestiği gibi,
makasın kâğıdı, pensenin bir hoparlör kablosunu
kestiği gibi...
Bir
anda...
Kuşların sesleri, arıların ve sineklerin
vızıltıları, çekirgenin
kanat sesleri hepsi bir anda biter.

Gözlerinizi açtığınızda önünüzdeki arkadaşınızı
değil, gökyüzünü
görürsünüz, yere düşmüş olduğunuzu anlamanız
birkaç saniye sürer.

Tek hissettiğiniz kesif bir barut ve yanık et
kokusudur,
yüzünüzün
toprak
parçalarıyla kaplandığını fark edersiniz,
temizlemek için
çalışmazsınız.

Arkadaşlarınızın bağırarak koşuşturduğunu görür
ama kulağınızdaki
çınlama ve uğultudan seslerini duyamazsınız. Sesleri
yavaş yavaş
duymaya
başladığınızda ayağa kalkmaya çalışırsınız ama
başaramazsınız.

Yine birkaç saniye sonra arkadaşlarınızın
sesleri arasında
"mayın"
kelimesini ayırt eder ve kalkmaya çalıştığınızda
ayağınızdaki
yoğun ağrıyı fark edersiniz.

Ayağınız yoktur ama yine de ağrıdığını
hissedersiniz.

Ne olduğunu anlamak için baktığınızda ise
parçalanmış
pantolonunuzun
ve kopmuş ayağınızın farkına varırsınız. İşte her
şey o anda başlar.

Avazınız çıktığı kadar bağırırsınız. Sonra,
nefesiniz biter.
Sonra, yeniden nefes alırsınız ve yeniden
bağırmaya başlarsınız.
Sonra yine nefesiniz biter ve yeniden, yeniden
ve yine...

Yanınıza ilk gelen arkadaşınız size, "fazla bir
şey yok, sadece
küçük
bir
yara" gibi telkinlerde bulunur. Ama siz
arkadaşınız konuşurken
de,
helikopterle hastaneye götürülürken de artık bir
ayağınızın
olmadığını biliyorsunuzdur. Hep bir soru çınlar
kafanızın içinde
"neden ben,
neden
ben, neden ben ?"

Hastanede geçen aylar, tedavi ve terapilerde
geçen yıllar
sonunda,
dizkapağınızın on iki santim altından takılı
olan ve her akşam
yatarken
veya banyoya girerken çıkarıp kenara koyduğunuz
takma bacak artık
bir uzvunuz olmuştur.

Ama bunun önemi yoktur çünkü bu fedakârlığınız
sayesinde vatan
var
olacaktır. Sizin bir bacağınızın ne önemi vardır
ki!

Artık koşamayacak olmanızın, yazın herkes gibi
havuza, denize
giremeyecek olmanızın da hiç önemi yoktur. Vatan sağ
olsun yeter.

Sonra birilerinin, sizin ödediğiniz vergilerle
Fransız
televizyonları nda,
uğruna yarım kaldığınız vatan hudutlarını hiçe
sayan programlara
finans
sağladığını okursunuz. Aynı dillerin bundan
pişmanlık
duymadıklarını söylediklerini de okursunuz.

Pamuk'ları, Dink'leri, okursunuz, Bizans
çocuğuyum diyenleri
duyar,
Ali
Kemallere tanık olursunuz, "koçlar gibi
satanları"görürsünüz. .

Türk Bayraklarının yakıldığını, görürsünüz.
Başlarına çuvallar
geçirilip
aşağılanarak elleri arkalarından bağlanan Türk
askerlerini
görürsünüz.

Bu aşağılanmaya cevap verecek tankların motor
seslerini,
helikopterlerin kanat seslerini, piyadelerin intikam
yeminlerini
duymayı beklersiniz ama duyamazsınız.

Onun yerine hainlerin cesetlerinin üstüne
örtülen çaputlara
"bayrak"
diyenleri görürsünüz, "uçaklarını çek", "valiyi
çek" diyen
başkanları
ve
karşılarında kekeleyen siyaseti görürsünüz.

Yok, yok bu da yetmez. Askere, polise, öğretmene
ateş eden, yol
kesip soygun yapan, köy yakan, okul yıkan, mayın
döşeyen
teröristlerin
sadece
"ben bir şey yapmadım" demelerinin esas kabul
edilip, "suçsuz"
sıfatıyla
serbest bırakıldığını görürsünüz.

Susanları, konuşması gerektiği halde susanları
görürsünüz,
konuşanlar
her konuştuğunda, kekeleyenler her kekelediğinde ve
susanlar her
sustuğunda siz yeniden vurulursunuz, yeniden
ölürsünüz her defasında.

Gövdenizden o toprağa akan kan, bu defa içinize
akar,
inandıklarınıza, uğrunda savaşarak kendi
kanınızı akıtmak
pahasına
tertemiz tuttuğunuz değerlerinize akar.

Sizin kaya arkalarında, çalı diplerinde
aradığınız ihanet gelir
aklınıza,
o mayınları yerleştiren eller gelir. Sorgulamaya
başlarsınız:
"Biz
bu ihaneti doğru yerde mi aradık, kuyruğunda
dolaştığımız yılanın
başı,
hep
gözümüzün önünde miydi yoksa?"diye sorarsınız
kendinize.

Onlara verilen maaş'ın sizin vergilerinizden
ödendiğini, içinize
sindiremezsiniz, uykularınız kaçar, neden bu
vatanı sizin kadar
sevmediklerini düşünürsünüz.

Bu vatan onların da vatanı değil mi?

Onlar da, tıpkı benim gibi namusun ve şerefin
üstüne yemin etmedi
mi?
diye sorarsınız kendi kendinize.

Sinirlenirsiniz, üzülürsünüz, on beş yaşında bir
askeri okul
öğrencisi iken her adımda söylediğiniz,
beyninize ve yüreğinize
nakşettiğiniz sözler gelir aklınıza": VATAN,
SANA CANIM FEDA"

Geri kalan tüm hayatınızın ilk beş dakikası,
böyle başlayacak
işte
ve hayatınız böyle devam edecektir. Son
nefesinize kadar
savaşacaksınız ihanetle, her şeye ve herkese
rağmen, bu yolda
ölene ya da bu ihaneti bitirene kadar.

Siz diyorum, çünkü bu vatan için bedel ödeyen
insanların neler
yaşadığını, neler hissettiğini, size rağmen ve
sizin için neler
yaptıklarını, neler yapabileceklerini bilin
istiyorum. Okuduğunuzdan
ya
da
televizyonda duyduğunuzdan daha fazladır
yaşananlar.

Yani aslında gazetelerin iç sayfalarındaki,
minicik karelerde
okuduğunuz;
"...ili kırsalında teröristlerce döşenen mayının
patlaması
sonucu,
bir güvenlik görevlisi yaralandı!" haberi
aslında o kadar da kısa
değildir.

Sizin, daha okuduğunuz gazetenin arka sayfasına
geçerken
unuttuğunuz,
falanca mankenin otel odası maceralarına, ya da
uyuşturucu komasından
ölen oğluna "şehit" deyip Türk bayrağı örten kadının
haberine
ayırdığınızdan daha uzun zaman ayırmadığınız bu
küçük haber,
birileri için bir ömür boyu sürecek ve asla
unutulmayacaktı r.

Ve siz unuttuktan sonra da başka birileri, "ne
için?" dendiğinde
"vatan
için" diyecekleri fedakârlıklarını size rağmen
yapmaya devam
edeceklerdir.

Sizin uyuşmuşluğunuza, duyarsızlığınıza rağmen,
sizin
rahatlığınıza, sizin vicdanlarınıza rağmen bu
kahramanca
fedakârlıklar ve bu ilk beş dakikalar yaşanmaya
devam edecektir.

Asla unutmayınız başınızın üstündeki egemenlik
örtüsünün
payandası
kopan bacaklar, bedeli ise size rağmen bu vatan için
akan kanlar,
feda
edilen canlar, sıcak yuvalarını, babalarının
yüzlerini unutan küçücük
çocuklarını düşünmeden vakfedilen hayatlardır.

Ne kadarını anlayabilirsiniz veya anlamak sizin
umurunuzda mı
bilmiyorum,
ama birileri bunları yaşadı, birileri hala
yaşıyor ve emin olun
yaşlı dünya döndükçe, Türk vatanı ve Türk
Bayrağı için birileri
daha tüm bunları yaşayacak.

Gördüğünüz gibi size bir hayli uzak bir yaşam
biçimi bu.
Masalarda
oturup "aydınca" sohbetler etmeye hiç benzemiyor
değil mi?

Bir an için bile olsa kendinizi onların yerine
koyasınız diye
"siz"
diyerek yazdım, sizin onlardan biri
olamayacağınızı biliyorum.

"Siz" kim misiniz?
Siz kendinizi çok iyi biliyorsunuz!
Biz de, biz de sizi çok iyi biliyoruz.
"Siz" de bilin ki biz asla unutmayacağız.

"VARLIĞIM TÜRK VARLIĞINA ARMAĞAN OLSUN"

BU VATAN SİZE MİNETTARDIR..

Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Milli Türk Devleti, Laik Cumhuriyet ve kutlu Türk Silahlı Kuvvetleri Atamın mirasıdır. Korumak ve yüceltmek her Türk bireyin görevidir.
yalniz_kurt0634
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 262



« Yanıtla #1 : 12 Eylül 2009, 01:25:25 »

SÖYLEDİKLERİNİ BİZZAT YAŞAMIŞ BİRİ OLARAK GEÇMİŞ YILLAR AKLIMA GELDİ...GERÇİ YAZDIKLARIN YAŞADIKLARIMIZIN ÇOK AZI AMA..DEĞERLİ KANDAŞIM BİZ HERYERDEYİZ NASILSA, SİZLER BURDA BİZLER DAĞLARDA KANIMIZIN SON DAMLASINA KADAR TÜRKLÜĞÜ YAŞAMAK YAŞATMAK İÇİN MÜCADELEMİZİ VERECEĞİZ..
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
ATTİLABİLGEHAN
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 973



« Yanıtla #2 : 12 Eylül 2009, 16:07:25 »

 Türkiye O ASİL KANLA DAĞLARDA OVALARDA BİZİMDİR TANRININ İZNİYLE... Göz Kırp
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
ATTİLABİLGEHAN
Türkçü - Turancı BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 973



« Yanıtla #3 : 12 Eylül 2009, 17:50:58 »





 :Turkiye:           VARLIĞINIZ VARLIĞIMIZIN GÜVENCESİDİR. NE MUTLU METEHAN'IN ÇERİSİ OLANA !       Türkiye
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın
Dr.azerkan
Normal Üye
*
Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 608



« Yanıtla #4 : 12 Eylül 2009, 20:03:48 »

Bizler ordu milletiz şimdilik TSK nın mensupları can siperane dağlarda ovalarda bölücülere karşı gözlerini kırpmadan mücadelesini veriyor ancak gün gelir bizlere de iş düşerse ben tüm kandaşlarımın bir an bile düşünmeden vazifeye atılacağına şüphem yok...bu vatan bizim...Tanrı dağlardaki tüm gardaşlarımızı korusun...
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Türük Oguz begleri, budun eşiding. Üze tengri basmasar, asra yir telinmeser, Türük budun, ilingin törüngin kim artatı udaçı erti ?

TÜRKİYE TÜRKLERİNDİR,BOZKURT ÖZGÜRLÜĞÜN SİMGESİDİR!!!
Gok-han
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 15



« Yanıtla #5 : 13 Eylül 2009, 00:40:26 »

Ellerine saglik kandasim nede guzel anlatmissin.
Acun var oldukca bizde var olacagiz.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Karagerey
Türkçü - Turancı BOZKURT

ileti Sayısı: 1.865



« Yanıtla #6 : 04 Haziran 2012, 11:11:32 »

Uyan ey halkım uyan. Bizim askerlerimiz, bizim vatanımızı bekliyor. Bizler sıcak yataklarımızda rahat uyuyalım diye candan oluyor. Bu ihanet niye!
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Karagerey Altemur
Kaan Ulas
OTAĞ BEKÇİSİ
Türkçü BOZKURT

Cinsiyet: Bay
ileti Sayısı: 5.106


Madem ki Türküz; o halde Türk gibi yazarız.


« Yanıtla #7 : 03 Ocak 2017, 18:41:56 »

Asil Türk evlatları..
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

ATSIZCA, ATSIZCILIK
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.162 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.009s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.