bedelli askerlik
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 07 Aralık 2019, 02:13:06


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1] 2 3
  Yazdır  
Gönderen Konu: bedelli askerlik  (Okunma Sayısı 12284 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
NOYAN HAKAN
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 87


« : 08 Ekim 2010, 22:21:57 »

Yeni genel kurmay başkanı ile başbaşa vermişler ve daha önce gündeme dahi getirilemeyen ve TSK ya önerisi dahi yapılamayan,_parası olanların sefasını sürdüğü,_kaçakların korkakların,_er olmayanların istedikleri bedelli askerlik,_şimdiki genel kurmay başkanı tarafından kabul edilerek çıkarılıyor..._Paslaşmalar eskisinden daha da fazla yapılmaya başladı ama topu çalarlarsa çok kötü gol de yenebilir...

KAMA-TTK

Kandaşım, yazılarımızda nokta ve virgüllerden sonra bir boşluk bırakmayı unutmayalım.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Kassar
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 53



« Yanıtla #1 : 08 Ekim 2010, 22:30:07 »

Umutla beklenen GK Başkanıda kahpe çıktı desenize.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
ERGENOKON
Ziyaretçi
« Yanıtla #2 : 08 Ekim 2010, 22:56:21 »

Kansızlara gün doğdu çaldıkları paralarla askerlikten yırtacaklar. Madem askerlikten kaçıyorsunuz Vatandaşlıktanda çıkın olsun bitsin.

Yaş, maş kararlarıyla gelen Bu genelkurmay başkanının ilk icraatıda bu olduğuna göre, bu Ülkede güvenebilecek bir kanadımız, kolumuz kalmamış demektir.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
hun_turk58
or-ok-on
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 419


Rehber KAN, hedef TURAN


« Yanıtla #3 : 08 Ekim 2010, 23:16:10 »

 Askerlikle ilgili iki hedefleri var bunların. Birisi, bedelli askerlik; diğeri de askerliğin süresini kısaltmak... Neden? Bedelli bilinen birşey de, askerlik süresinin kısaltılmasındaki çıkar nedir? TSK'nın asker sayısı düşürülmek isteniyor olabilir. Ayrıca askerin tam eğitim alması da bu şekilde engellenmiş olur. Tabi bunların fikir babaları ABD olduğu için, orduyu tasfiye etmeyi hedefleri bilindiğine göre, buna göre düşünmek gerekir.
 Bedelli askerlik kadar büyük bir saçmalık ta yoktur ayrıca. Parası olanlara her kapının açıldığı, olmayanlara ise tekmenin basıldığı bir ülkede, toplumsal eşitlik sağlanamaz. Buda, ''Biri yer biri bakar, kıyamet bunda kopar.'' demektir. Şehit ailelerini, gazi ailelerini ezip geçmektir bu.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

--"Biz dogrudan dogruya millet severiz ve Türk milliyetçisiyiz. Cumhuriyetimizin dayanagı Türk toplulugudur. Bu toplulugun fertleri ne kadar Türk kültürüyle dolu olursa, o topluluga dayanan cumhuriyet de o kadar kuvvetli olur." Atatürk
BOĞAÇHAN.
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 524



« Yanıtla #4 : 08 Ekim 2010, 23:22:50 »

Bakan Gönül'den açıklama
08 Ekim 2010 Cuma 16:25

Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, tek tip askerlikle ilgili çalışmaların devam ettiğini açıkladı.

Daha önceki açıklamalarında bedelli askerlikle ilgili bir çalışmalarının olmadığı belirten Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, bu konuda çalışmaya başladıklarını belirterek "Tek tip ve bedelli askerlikle ilgili çalışmalar devam ediyor. Henüz karara ulaşılmadı, üzerinde çalışılıyor." açıklamasında bulundu.

Genelkurmay Başkanlığı, askerliğin herkes için aynı sürede olmasını istiyor.

Hükümetin ise askerlik süresinin kısalmasını istediği belirtiliyor. Hükümet, bedelli askerlik konusuna da sıcak bakıyor.

Gazete5'in haberi.





Haberde kesinlik yok.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
TURK TIMUR ALP
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 133



« Yanıtla #5 : 09 Ekim 2010, 00:11:37 »

Bende sunu düsünüyordum; Akli basinda TÜRK genel kurmay baskani geldiginde, askeriyeden
bütün krolar döküntüler ayiklanip, tamamen tertemiz TÜRK ordusu olacak saniyordum.

Megerse yanilmisim; Asker sayisini bu zamanin sartlarinda azlatmak için en azindan nükleer ve balistik kitalar arasi füze
gücüne kavusmaniz gerekiyor. Abd'yi incelersek askeri azaltiyor, silahlari da azaltiyor lakin 10 nükleer basligin yapacagi
tahribati 1 tane baslik yapiyor, silahlarin gücünü artiriyor, sayisini azaltiyor. Sonuçta dahada güçlü oluyor.

Bu plan TÜRK milletini tamamen pasifize edip, abd nin mevcut hükümete " Sen yeni osmanlisin, arablara da hükmedersin " tembihini
kuran ayetleri gibi uyguladigini görüyoruz. Belirtiler ortada, durup dururken her devlet adamini ANKARA yerine Istanbulda agirliyorlar.
Neo-osmanlici zihniyette TÜRK yasaktir andalar, unutmayalim.
Basa TÜRK geçseydi bunlarin 1000/1'i olmazdi, bu kadar basit.

Esen ola

T.T.K
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Gökalp_55
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 44



« Yanıtla #6 : 09 Ekim 2010, 00:22:12 »

Burada ki amacı ben size söyleyeyim andalar. Az çok bir şeyler biliyoruz çok şükür.

Pkk nın şuan da ateşkes imzalamasının ve çatışmadan kaçmasının amacı askeriyenin sisteminin değişmesini beklemektir. Yani ne olursa olsun bu itlerin yararına olacaktır. Bedelli mi çıkacak bunların işine yarıyor. Askerlik süresi mi azalacak yine bunların işine yarıyor. Onun için bekleme aşamasındalar. Tabi ki çatışmalardan kaçmalarının başka sebepleri de var ama bunlar bir kaçı arasında diye düşünüyorum...
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

En yüksek eserler kılıçla ve düşman kanıyla yazılmış olanlardır. Hüseyin Nihal ATSIZ

Reisin ellerinde bir mübarek tabanca,
Mübareği azrail durdurabildi anca,
Ölmedi o yaşıyor mermi yakıyor bence,
Yerlerden göğe kadar namı diğer başkandı...

ÇATLI REİS'E İTHAFEN
TürkcüKasirga
Ziyaretçi
« Yanıtla #7 : 09 Ekim 2010, 00:53:55 »

Devlet için kurumlar bütünüdür denir.
O kurumları yöneten adamlara da ‘devlet adamı’.
Devlet soyuttur  ama adam somut, değil mi?
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne bakıldığında, bir ‘Mustafa Kemal Devleti’ var bașlangıçta.
Sonra İnönü, daha sonra Bayar-Menderes.
1960’tan sonraki elli yılda da așağıdaki  değișiklikler oldu Türkiye Cumhuriyeti ‘Devlet’inde?
60-70 döneminde Türkiye’yi İnönü-Demirel-Ordu birlikte yönettiler.
Ulusal, bağımsızlıkçı ve ekonomik kalkınmacı bir dönem olarak adlandırılabilir.
İnönü ve Demirel’in adı bilinse de Genel Kurmay Bașkanı’nın adı bilinmese de olabilirdi. Ordu, adı üzerinde bir ‘ordu’ idi ve Genel Kurmay Bașkanın adı önemli olmayabilirdi. Sonuçta İnönü, Demirel ve Ordu’nun komutanları birlikte karar vermek durumunda idiler.
71-80 döneminde Demirel-Ecevit-Türkeș-Erbakan ve Ordu birlikte yönettiler Türkiye’yi. Ulusal, bağımsızlıkçı ve ekonomik kalkınmacı dönem devam etmekte idi. Genel Kurmay Bașkanları’nın adı en az Demirel ve Ecevit kadar bilinir oldu. Ordu, ordu olmaktan çıkıp Genel Kurmay Bașkanı’nın adı ile anılmaya bașlandı da denilebilir. Memduh Tağmaç (69-72); Faruk Gürler (72-73), Semih Sancar (73-78), Kenan Evren(78-83).
81-90 dönemi bir Evren-Özal dönemidir. ‘Ordu-Devlet’ deyiminin ancak olumsuz anlamda kullanılabileceği bir dönem. Ordu ordu olmaktan devlet de devlet olmaktan çıkıș sürecine girdi de denilebilir.Kurumlar kurum olmaktan çıkıyordu. Özal’ın en çok sevdiği sözcük ‘transformasyon’ idi. Evren gibi kukla-diktatörü yanağından öpüyor, ‘șeref kıtası’nı donla selamlıyordu.
Bu dönemin Genel Kurmay Bașkanları, Nurettin Ersin (Temmuz-Aralık 83), Necdet Üruğ (83-87), Necip Torumtay (87-90) Evren’in gölgesinde kaldılar.Ta ki Necip Torumtay’ın Özal’a ‘ne halin varsa gör’ diyene değin.
Ulusal değerlerin erozyona uğradığı, emperyalizme bağımlığın arttığı ve kalkınmanın terkedildiği bir dönem oldu.
Her alanda har vurup harman savrulan bir dönem.
90-2002 dönemi Ordu’nun ‘titreyip kendine geldiği’ dönem oldu denilebilir.; Doğan Güreș (90-94), İ. Hakkı Karadayı (94-98), Hüseyin Kıvrıkoğlu (98-02). Devlet’in diğer kurumlarındaki savrukluğu Ordu bir ölçüde ‘denetleme’ye çaba göstermekte idi. Bașarılı oldu da denilebilir.
Yoksa Özal’ın bașlattığı süreçte devlet çoktan çözülmüș olacaktı.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin, her șeye karșın, bölgesinde bir ağırlığı vardı. Genel Kurmay Bașkanları’nın adı bașbakanlardan sonra ama bakanlardan önce geliyordu.
2002-2010 dönemi ise Ordu’nun ‘çözüldüğü’ bir dönem oldu.  Hilmi Özkök (02-06), Yașar Büyükanıt (06-08) ve İlker Bașbuğ (08-10) bu çözülme döneminde Ordu’dan çok ‘kendilerini kurtarma’ çabası içinde oldular.
Gelecek kazanın ‘kendi dönemlerine rastlamaması’ için dua ederek ayrıldılar.
Devlet’in diğer kurumları içinde ne olacaksa olsundu.
Terör mü var? Onu polis önlesindi. Türk Ordusu Somali, Lübnan, Afganistan mı ne oralardaki terörü engelliyor gibi görünmeliydi.
Evdeki bulgur da ne Dimyat’a pirince gidilmeliydi.
Ne de olsa dünya globalleșmemiș miydi?
Ulusallık adına ne maddi ne de manevi hiçbir değerin kalmadığı, emperyalizmin doğrudan yönetimi aldığı bir bir ülkede ulusal bir ordu olmasa da olmaz mı idi?
2010’ların Türkiye’sinin ‘en önemli sorunu’ budur.
Devlet devlet olarak Ordu da ordu olarak kalabilecek mi acaba?
Ve Genel Kurmay Bașkanı kim olacak?
General meneral olmasa da olur aslında, globaleșmenin ne menem bir șey olduğunu bilen bir er olsun yeter.
Koșsa da olur ağır ağır yürüse de.

Habip Hamza Erdem/ Milli Birlik Hareketi
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
41. Çeri
Ziyaretçi
« Yanıtla #8 : 09 Ekim 2010, 01:49:58 »

Bedelli askerliğin bir başka anlamı da "fakire öl, zengine yaşa" demekten başka bişey değildir.. Bedelli askerlik kesinlikle toplumumuza uymayan bir yapıdır.

Ancak profesyonel askerlik mevzusu biraz farklı. PKK terörünün yoğun olarak yaşandığı kesimlerde özel eğitilmiş daimi askerler görev yapmalıdır.

PKK, karşımızda bir devlet olarak değil, bir terör örgütü olarak durduğu için verdiğimiz kayıplar gereksiz yere verilmektedir. Zira PKK ya karşı verilen mücadeleden galip olarak bile çıkılmış olsa, elde edilebilecek hiç bir şey yoktur. Çünkü karşımızda hak talep edebileceğimiz, dayatmalarla tavizler alabileceğimiz bir devlet yapısı yoktur. Bu sebeple PKK ya karşı özel yetiştirilmiş askerler tarafından mücadele verilmelidir..

Ama yanlış anlaşılmasın. Ordunun tamamı paralı olamaz elbette. Böyle bir şey bu topraklarda imkansızdır. Ama büyük bir birlik oluşturulup sadece o bölge için yetiştirilebilirler. Tıpkı bordobereliler gibi bir teşkilat neden olmasın ? Eminim ki terörün kökünü kazıyabilecek güce ulaşacaklardır..
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
ERGENOKON
Ziyaretçi
« Yanıtla #9 : 09 Ekim 2010, 01:52:09 »

Bedelli askerlik konusundan öte, ileride uzman ordu kurmak isterlerse ne olur onu konuşmak gerek. Şu an abd ordusu paralı askerlerden oluşmakta ve profesyonel (Türkçesiyle uzman) ordu olarak adı geçmektedir.
 Zamanında Osmanlı ordusu da (özellikle yeniçeriler) bu türlü paralı askerlik yapıyorlardı.
Ama ben her Türk erkeğinin askerlik denilen zorlu deneyimi tatmasından yanayım.
 Ayrıca; eğer ordu paralı bir şekle dönüşürse ilk olarak Türk insanının ordudan uzaklaşacağını düşünüyorum ikinci olarak askerliğini yapmamış bir Türk erkeğinin yaşam üzerine bir çok önemli deneyimi kaçıracağını düşünüyorum.
 Ama bir yandan da ülkedeki genç nüfus arttıkça askerlik süresi de kısalıyor. Örnek verirsek 9 ay askerlik görmüş bir kişiyle yıllarını askerlik yaparak geçirmiş uzman birisi arasında da deneyim açısından büyük açıklıklar olacağı kesin.

Paralı askerlik bizim gibi dört tarafı düşmanla çevrili bir coğrafyada olmaz. her hangi bir saldırı durumunda silah tutmayı bile bilmeyen insanlar kendini nasıl savunucak  en az 500.000 askerimiz hazır kıta durumda beklemek zorunda savaş durumunda seferberlik emri çıktığında eli silah tutan herkes mecburen askere gidecek askerlik yapmayan biri seferberlik durumunda eline silah verseler yanlışlıkla ya kendini yada bizden birini vurur. Amerikanın her hangi bir dış tehdidi yok fazla askerede ihtiyacı yok ellerindeki teknolojik silahlar her hangi bir tehdit anında rusyayı, çini bile tarihten silecek seviyede.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1] 2 3
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.113 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.022s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.