TÜRK sineması
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 12 Aralık 2019, 22:42:00


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: TÜRK sineması  (Okunma Sayısı 3090 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Açina Tayeçe
Ziyaretçi
« : 06 Ocak 2014, 17:29:36 »

Toplum mühendisliği çok önemlidir. Bir ülkenin algısını bu yolla çok rahat değiştirebilirsiniz. Bir zamanlar Türk sineması ne kadar elitti. Türk Milliyetçiliğine dayanan filmler baştacıydı. Kahramanlık filmleri olmasa bile her filmin bir sahnesinde buna vurgu yapılırdı. Aşk filmleri, günümüz tüketiciliğinden uzak, saf aşka dayalıydı. Birbirine siz diye hitap eden, temiz bir Türkçe ile konuşan karakterler Türk sinemasını yüceltiyordu. Şehirler belki şimdiki gibi gökdelenlerle dolu değildi ama tertemizdi. Kıroların doldurmadığı, kirlenmediği günlerdi.
Ama bu değişmeliydi. 80 lerde Türk sinemasının bu halinin hiçte yaratıcı olmadığı giderek gerilediği bahanesi ile medyada kara propaganda yapılmaya başlandı. Ve yerini g. doğudan İstabul'a göçen bir takım kıroların bol acılı, bol çiğ köfteli, Türkçeyi garip bir aksanla konuşan karakterler aldı. Tertemiz aşk filmlerini yerini, Müjde Arlı, Hülya Avşarlı, Banu Alkanlı adına güya sanat denen iğrenç filmler gişe yapmaya başlandı. Bu da yetmedi, sosyal mesaj(!) veren ve sadece ezilen (!) kürtleri ve diğer etnikleri konu alan filmler halkımızın algısına bir güzel yerleştirildi. İşte şimdi Türk sineması yükselmeye başlamıştı. Medya bunu söylemeye başladı. Ve bu algı ile en sonunda g. doğuda şehit olan askerimizle, dağda geberen kürtleri bir tutan diziler peşpeşe sıralanmaya başlandı ve milletimiz bunu gözyaşlarıyla izler oldu.
İşte bir toplum mühendisliğinin sonuçları....

Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Amir Temur
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 38



« Yanıtla #1 : 07 Ocak 2014, 19:26:30 »

Bunun bir de müzik tarafı var ki, hakkında 500'er sayfalık 3-5 kitap yazılır. Buraya parça parça yazmanın kimseye faydası yok çünkü çok kopuk ve bir türlü sonuca bağlanamayan bağımsız denemeler gibi algılanır.

Birkaç yüzyıl önce Kuzey Afrika yahudileri olan sefaradların Osmanlı sarayına soktuğu elitist sami müziğinin fars müziğiyle harmanlanıp bugün Türk! Sanat Müziği olarak kabul edilmesi, Osmanlı'dan devraldığımız ülkenin sanat, müzik, yazılı ve görsel esetetik dokusuna yahudilerin yön vermesi ve Atatürk'ün ölümünün ardından tekrar ortaya çıkmaları, sabetaycı medya erklerinin ülkedeki tüm sanatsal algıları ve devinimleri kontrol etmesi, Sezen Aksu gibi bütün gücünü sabetaycı sermayeden alan alt sınıf müzisyenlerin kendi çapında mafya blokları oluşturup her köşe başını kapmaları, piyasaya müdahale etmeleri, 3000 yıllık Türk müziğinin yani Türk Halk müziğinin "çoban müziği" etiketine hapsedilmesi, Türk'ün kromozom şifresi olan sazın bir kürt çalgısı gibi gösterilmeye çalışılması gibi dezenformasyonlar (bilgi bozarak algı değiştirme), bir biriyle bağlantılı, zincir halkaları gibi biribirine geçmiş ama ayrı ayrı değerlendirirsek bizi hiç bir yere götürmeyecek gerçekler vardır ne yazık ki.

Yukarıda bahsedilen konu bu yönetilen algı düzeyinin ve kandırılmış toplumların yalnızca küçük bir konusudur ve buna rağmen son derece gerçekçi tespitler vardır.

Emperyalizm sandığımızdan daha sinsi, daha çalışkan ve çaba olarak bizim çok üstümüzde.
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.104 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.013s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.