Yıldızlar Kamlara Ne Fısıldıyor ?
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 20 Kasım 2019, 01:41:28


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Yıldızlar Kamlara Ne Fısıldıyor ?  (Okunma Sayısı 1833 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Uraltu
SOYSUZ BİR PİÇ OLDUĞUNDAN ATILDI
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 589



« : 21 Ekim 2009, 15:59:06 »

Reis :2012'ye  sence çokmu kaldı Harun?Sus ve dinle pay çıkar sır ara perdeyi kaldırmaya bak.
Harun:Buyruk senindir.


Kendine bir kale yaptı;
Toprak kadar gümüş
Ve sokaktaki çamur kadar altın biriktirdi.

Ama saklı kral onun mal varlığını alıp götürecek;
Denizdeki gücünü yok edecek
Ve ateş kenti yiyip bitirecek.

Bunu görünce korkacak;
Acıdan kıvranacak,
Çünkü umudu sönecek.
Kralını yitirecek,
Issız kalacak.

Orada melez bir halk oturacak,
Gururunu kıracağım.

Ağızlarından kanı alınmamış eti,
Dişlerinin arasından yasak yiyecekleri alacağım.
Sağ kalanlar Tangrımız'a bağlanacak
Ve seçilmişler oymağında bir boy sayılacak.
.

Akın eden ordulara karşı
Evimin çevresinde ordugah kuracağım.
Hiçbir kıyıcı
Bir daha halkımın üzerinden geçmeyecek,
Çünkü artık halkımı ben gözetiyorum.


Ey Türük kızı sevinçle coş!
Sevinç çığlıkları at, ey Türk kızı!
İşte kaanın!
O adil kurtarıcı ve alçakgönüllüdür.


Savaş arabalarını uzaklaştıracağım.
Savaş yayları kırılacak.
Kralınız uluslara barışı duyuracak,
Onun egemenliği bir denizden bir denize,
Fırat'tan yeryüzünün uçlarına dek uzanacak.

Size gelince,
Sizinle yaptığım antlaşma uyarınca,
Zindandaki halkınızı
Susuz çukurdan çıkarıp özgür kılacağım.

Kalenize dönün,
Ey siz, umut sürgünleri!
Bugün bildiriyorum ki,
Size yitirdiğinizin iki katını vereceğim.

Uruğu yayımı gerer gibi gereceğim
Ve 300 leri ok gibi ona dolduracağım.
Oğullarını yağısına karşı uyandıracağım,
Ve seni bir savaşçının kılıcı gibi yapacağım.


O zaman saklı Kaan halkının üzerinde görünecek,
Oku şimşek gibi çakacak.
Egemen  olan boru çalacak
Ve güney fırtınalarıyla ilerleyecek.

Onları Her Şeye gücü yeten koruyacak.
Düşmanlarını yok edecek
Ve sapan taşlarıyla yenecekler.
.
 O gün Tanrıları Ülgen
Kurt Sürüsü olan halkını kurtaracak.
O'nun ülkesinde taç mücevherleri gibi parlayacaklar.

Ne yakışıklı ve güzel olacaklar!
Delikanlılar semiz dana eti ve tahılla,
Genç kızlar yeni şırayla güçlenecek.

İlkbaharda Gök Tanrı dan kut dileyin.
O'dur yağmur bulutlarını oluşturan.
İnsanlara yağmur sağanakları
Ve herkese tarlada ot verir.

Oysa başka ilahlardan alınan yanıtlar boştur,
Falcılar yalan görümler görür
Ve gerçek yanı olmayan düşler anlatarak
Boşuna avuturlar.
Bu yüzden halk sürü gibi dağınık,
Sıkıntı çekiyor, çünkü çoban yok.

Ülgen şöyle diyor:
Öfkem çobanlara karşı alevlendi,
Önderleri cezalandıracağım.
Her Şeye Egemen olan  kendi Kurt sürüsünü,
Halkını kayıracak.
Görkemli savaş atı gibi yapacak onları.


Köşe taşı,
Çadır kazığı,
Savaş yayı
Ve bütün önderler şua (Işık)kurtlarından çıkacak.

Savaşta düşmanlarını sokaklardaki çamurda çiğneyen yiğitler
gibi olacaklar.
Tanrı onlarla olduğu için
Savaşacak ve atlıları utandıracaklar.

Şua  halkını güçlendireceğim,
Yasef soyunu kurtarıp
Sürgünden geri getireceğim.
Çünkü onlara acıyorum.
Sanki onları reddetmemişim gibi olacaklar.
Çünkü ben onların Tanrısı Ülgenim ve onları yanıtlayacağım.

.
Çocukları bunu görüp neşelenecek,
Yürekleri Tanrı da sevinç bulacak.

"Islık çalıp onları toplayacağım,
Onları kesinlikle kurtaracağım.
Eskiden olduğu gibi
Yine çoğalacaklar.

Onları halklar arasına dağıttımsa da,
Yıkılan ülkelerinde beni anımsayacaklar;
Çocuklarıyla birlikte sağ kalacak ve Kaan’a dönecekler.

Geri getirecek,
Toplayacağım;
Onlara yeterince yer bulunmayacak.

Ama önce Sıkıntı denizinden geçecekler,
Denizin dalgaları yatışacak,
Bütün derinlikleri kuruyacak.
Düşmanlarının gururu alaşağı edilecek,
Krallık asaları elinden alınacak.

Halkımı kendi gücümle güçlendireceğim,
Adıma layık bir yaşam sürdürecekler."
Böyle diyor Gökçek Tanrı.

Ey soysuz  kapılarını aç ki,
Ateş sedir ağaçlarını yakıp yok etsin!

Ey çam ağacı, haykır!
Sedir ağacı yıkıldı,
Ulu ağaçlar yok oldu!
Haykırın, ey Başan meşeleri,
Gür ormanın ağaçları devrildi!

Çobanların haykırışını duy,
Çünkü güzelim otlakları yok oldu!
Genç Kurtların ulumasını dinle,
Çünkü ırmaklarının kıyısındaki ağaçlık yok oldu!


Tangrı Ülgen "Kesime ayrılmış sürüyü sen güt" diyor,
Sürüyü satın alanlar koyunları kesiyor ama cezalarını
çekmiyorlar.(Yağılar)
 Koyunları satanlar da, 'Tanrı'ya övgüler olsun,
zengin oldum!' diyorlar. Çobanlar kendi sürülerine acımıyor.(Sizleri yönetenler)
 Çünkü ülkede yaşayan halka artık acımayacağım" diyor gizlenen kaan,
"Herkesi kendi komşusunun ve kendi inandığı önder sandığı sahtekarın eline teslim edeceğim.
Ülkeyi ezecekler, ben de halkı ellerinden kurtarmayacağım."

 Bunun üzerine kesime ayrılmış sürünün özellikle ezilenlerini
güttüm. Elime iki değnek aldım; birine "Lütuf", ötekine "Birlik"
adını koydum. Böylece sürüyü gütmeye başladım.
Bir ayda üç çobanı başımdan savdım.
Çünkü ben sürüden bıkmıştım, sürü de benden tiksinmişti.
Sürüye, "Artık sizi gütmeyeceğim. Ölen ölsün, kesilen
kesilsin, geri kalanlar da birbirinin etini yesin" dedim.

Sonra "Lütuf" adındaki değneğimi aldım ve bütün uluslarla
yapmış olduğum antlaşmayı bozmak için kırdım.
Böylece antlaşma o gün bozuldu. Beni gözleyen sürünün
ezilenleri Tanrının sözünün yerine geldiğini anladılar.

Onlara, "Uygun görürseniz ücretimi ödeyin, yoksa boş verin"
dedim. Onlar da ücret olarak bana otuz gümüş verdiler.

Tanrı bana, "hazinene at" dedi. Böylece bana biçtikleri
yüksek değerin karşılığı olan otuz gümüşü alıp GökTanrı Tapınağı'ndaki hazineme attım.



Tanrı bana, "Sen yine akılsız bir çoban gibi göster kendini" dedi,
"Ülkeye öyle bir çoban atayacağım ki, yitiklere bakmayacak, dağılmışları aramayacak, yaralıları iyileştirmeyecek, sağlamları beslemeyecek. Ancak semiz koyunların etini yiyecek, tırnaklarını koparacak.

"Sürüyü terk eden değersiz çobanın vay haline!
Kılıç kolunu ve sağ gözünü vursun!
Kolu tamamen kurusun,
Sağ gözü kör olsun!"

Çoban Vuruluyor

Uyan, ey kılıç!
Çobana, Karşı harekete geç"
Diyor Her Şeye Egemen olan..
"Çobanı vur da
Koyunlar darmadağın olsun.
Kurtların açlığa mahkum edilmiş Kurtların karnı doysun.


 Bütün ülkede" diyor Tanrı,
"Halkın üçte ikisi vurulup ölecek,
Üçte biri sağ kalacak.

Kalan üçte birini ateşten geçireceğim,
Onları gümüş gibi arıtacağım,
Altın gibi sınayacağım.
Bana yakaracaklar,
Ben de onlara karşılık vereceğim,
'Bunlar benim halkım diyeceğim.
Onlar da, 'Tanrımız  diyecekler."
Bilge Bir Kaan'ın Gelişi ve Krallığı
İşte Tanrı’nın günü geliyor! Ey Turak halkı, senden
yağmalanan mal gözlerinin önünde paylaşılacak.

Turak ülkesine  karşı ceza olarak savaşmaları için bütün ulusları bir araya
getireceğim.
Kentleri ele geçirilecek, evler yağmalanacak,
Kadınların ırzına geçilecek. Kentlerde yaşayanların yarısı sürgüne
gönderilecek, geri kalanlar kentlerde kalacak.
Bu ceza layıktır onlara !
Çünki onlar duygusuz birer domuz gibi idiler.
Onları çağıranlara omuz silken kanı pıhtılaşmış beyni mankurtlaşmış kişilerdi.
Her çapulcunun arkasından giden Tanrı değil arap saçına bağlanmış.
Tanrı görevini ardına atıp yalanlamış.
İğrenç ve aşağılık uluslara kardeş diyen.
Tanrının kendine Türk ırkından başka kimseyi kardeş kılmadığı halde
Önüne gelene kardeşlik çeken ve ırkını inkara kadar giden.
Hepimiz Ermeniyiz hepimiz kürdüz diyen.
Orospunun vücudu gibi açılan açılıma çanak tutan
Bir iğrenilesi budun oldun cezanı çekeceksin!
Sana ağlamıyacak ağıdını tutmayacağım.
Seni anmayacak çırpınışını Hun bakışlarıyla seyredeceğim.
Ama benden olana gelince Kurtlarla oturup Kurtlarla olacağım.

Sonra Tanrı savaş zamanlarında yaptığı gibi, gidip bu
uluslara karşı savaşacak.
O gün O'nun ayakları Turak ülkesinin doğusundaki Zeytin
Dağı'nın üzerinde duracak. Zeytin Dağı doğuya ve batıya doğru
ortadan yarılıp çok büyük bir vadi oluşturacak. Dağın yarısı
kuzeye, öbür yarısı güneye çekilecek.
Yarılan dağımın oluşturduğu vadiden kaçacaksınız, çünkü vadi
Usal'a(Şu an ülkemizde bulunan bir yerin Yüksek dildeki eski adı) dek uzanacak. Yakın bir geçmişte depremden nasıl kaçtıysanız, öyle kaçacaksınız.
O zaman Kaan’ım bütün kutsallarla birlikte Kurt başlı sancak ve kandaşlardan topladığı Börü tugayları ile gelecek!

O gün ışık olmayacak, ışık veren cisimler kararacak.
Özel bir gün, yalnız Tanrının bildiği bir gün olacak. Gece
de gündüz de olmayacak. Gece aydınlık olacak.

O bütün dünyanın kralı olacak. O gün yalnız onun, yalnız
O'nun adı kalacak.

Özge halkına karşı savaşan bütün halkları GökTanrı şu belayla
cezalandıracak: Daha sağken bedenleri, gözleri, dilleri çürüyecek.
Sadece Kaa’nın bilgeliğine inananlar göğün kırmızı ışıltısından tenlerini uzak tutacak bundan kurtulacak.
Çünki dikey yörünge kesen kara gezegen marsa yaklaştı.Yörüngeler dikey kesildi ve yiyip tüketen ışıma kızıldır.Sanki ergimiş bakır gibi olunca gök.Işığa bakma ve tenini koru.
Bütün kalkansız bedenleri yaşayan ölüye döndürür.
Kaan ve onun yarenleri hariç kimse kızıl gök altında değişmeksizin gezemez.
O gün Tanrı insanları büyük dehşete düşürecek.
Herkes yanındakinin elini yakalayacak, birbirlerine saldıracaklar.
Seçilmişler İstanbulda savaşacak. İşgalci bütün ulusların  ve çevredeki bütün
ulusların serveti, çok miktarda altın, gümüş, giysi toplanacak.
Düşman ordugahlarındaki bütün harb malzemeleride benzer  bir belaya çarptırılacak.

Turaka saldıran uluslardan sağ kalanların hepsi Her
Şeye Egemen Tanrıya tapınmak ve onun gönderdiği Kral'a eğilmek ve Gölge günü Bayramı'nı
kutlamak için yıldan yıla Turak ülkesine gidecekler.
Yeryüzü halklarından hangisi Her Şeye Egemen olan Türk Tanrısına tapınmak için
ve seçtiği  Kaan’a eğilmek için Turak ülkesine gitmezse, ülkesine yağmur yağmayacak.
Turak ülkesine gitmezlerse, onları da Gölge günü Bayramı'nı kutlamak için Ülkeye gitmeyen
bütün ulusların başına getirdiği aynı belayla cezalandıracak.
Gölge Bayramı'nı kutlamak için ülkeye gelip vergi vermeyen
bütün uluslara verilecek ceza budur.

O gün gök binitlerinin çana benzer tabakımsı ion saçan enerji eteklerinin üzerine, Gök Tanrı’ya adanmıştır diye yazılacak.İlk binite Türk Kaan’ı binecek binitin dehşetli silahına Kaanın soy adı verilecek.O silahın adı avlayan ama avlanmayan hayvandır.Onu bulanın adıdır.Tanrı Tapınağı'ndaki kazanlar da sunağın önündeki çanaklar gibi olacak.
Asyada ve Turak yarım adasında her ışık kazanı Her Şeye Egemen Tanrıya adanacak . O gün Her Şeye Egemen Ulu Tanrı Tapınağı'nda artık tüccar bulunmayacak.Onursuz kişi ,erdemsiz korkak,yalancı iblis.Bunlarda bulunmayacak.İki bacak arası açık oturan fahişede.
Sadece Kurt bakışlı Kurt duruşlu Kurt soylu Gökçek Kurt savaşçıları ve Bozkırların Hoyrat savaşçıları olacak tapınağın iç bahçesinde.İçinde ise tüm dinlerin öğretisini bir etmiş ruhlarını birlemiş Kaan'ın seçkin kamları ve savaşçıları olacak.Kırklar salonu görkemle parlar.Salondan açılan kapı 12 ler salonuna gider.12 lerden olmayan oraya giremez.Bundan sonra 7 ler ve 5 ler salonu ve en görkemli olan 3 ler salonu vardır.Ötesi Kaa'nın sadece Kaanın girdiği teklik salonudur.Kapısında  içinde bir nokta olan bir çember sembolu olacak.Tanrıya burda yakarır En büyük kam ve Bilge Kaan.

İşte görümün bildirgesi kulağı olan ruhuna dinletsin.Dili olan ruhuna okutsun!
GÖK TANRI TÜRKÜ YÜCELTSİN.

Asana’nın yol gösterdiği Uraltu.
 
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.052 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.012s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.