Mesut İlkay Yanık Şiirleri
Türkçü Turancı Otağ, Kurt ini
 
*
Esenlikler, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. 09 Nisan 2020, 16:18:07


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Otağ Kuruluş Tarihi: 10 Ekim 2008


Random Image
Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Mesut İlkay Yanık Şiirleri  (Okunma Sayısı 2136 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
aprincur
Normal Üye
*
ileti Sayısı: 1


« : 01 Mart 2015, 00:39:41 »

Akın Vakti

Bir sınırsız infial var içerimizde.
Bir kırmızı yürek yanar içerimizde.
Varsa eğer öyle bir er içerimizde
Gayrı bizi birleştirsin, ona uyalım.

Bir er olsun, adı Kür Şad, bir etsin bizi.
Şu kargışlı acun görsün birleşmemizi.
Ve Kür Şad’a eşlik etsin bir Kırgız kızı
Onlara gök yurdumuzda nikâh kıyalım.

Kara Ozanların sazı şimdi bizdedir.
Bir coşkulu kayabaşı dilimizdedir.
Bilmekteyiz, tehlikeler yolumuzdadır.
Olsun yine demir dağı delip oyalım.

Kitaplarda daha nice yıl yatsın mazi?
Dik başını sayfalardan uzatsın mazi.
Sen ki, bizi yükseltecek kanatsın mazi.
Öğrenelim, seni cümle Türk’e yayalım.

Türk bilirse ecdadının yiğitliğini,
En kuvvetli devletlere ne ettiğini...
Yeni baştan mahdut bağ ve söğütlüğünü
Büyütüp bir orman yapar, âmin diyelim.

Koşsun Turan orduları Kızılelma’ya,
Yâdımızda yanıp duran öcü almaya
Hamle etsin İşbara Alp, Yumru ve Kaya
Kılıçlardan çıkan acı sesi duyalım.

Alparslan Han yine cenge ordu çıkarsın.
Diyojen'i sert bir ölüm korkusu sarsın.
Sultan Murat Haçlıları yerlere sersin.
Ki, küffarın cümlesine nokta koyalım.

Yükselerek bayrağımız, göklere değsin.
Tanrı, Türk'ün düşmanını kanında boğsun.
Ey acunun son demi sen nasıl bir çağsın...?
Böyle çağın derisini yüzüp soyalım! ...
 
Mesut İlkay Yanık



***



Ant

Tarihimiz şanla dolu
Köpük köpük kanla dolu
Kaç bin kahramanla dolu
Bir iftihar ummanıdır.
Kökü varır beş bin yıla
Namı gezer dilden dile
Nice düşman soyu bile
Ordumuzun hayranıdır.
Başlarında çelik tulga…
Çeriler hep yiğit, bilge…
Türk ordusu dalga dalga
Esen bir ün boranıdır.
Harbe girdik defalarca
Baş eğmedik hiçbir güce
Çünkü erlik bize yüce
Tanrı’nın armağanıdır.
Gür sesiyle emredip: “Dur! ”
Ordular durduran batur
Ya bir Kırgız ya bir Hun’dur
Ya da Özbek kağanıdır.
Hanların en hası bizde
Atlar şahlanası bizde
Olmaz can tasası bizde
Ülkü Türk'ün kalkanıdır.
Ant içerek doğan güne
At sürmüşüz tüm acuna…
Yüce Altay, soylu Tuna
Mazimizin nişanıdır.
Tanrıkut'un kavmindeniz.
Kavmimiz bir coşkun deniz.
Özdeş budun, özdeş kanız.
Zaman birlik zamanıdır.
Kırgız, Tatar, Hun, Gagavuz
Uygur, Nogay, Başkurt, Oğuz
Özbek, Kaşkay… Hep bir soyuz.
Kumuk Türk'ün öz kanıdır.
Altay, Yakut, Karakalpak
Birdir Balkar, Tuva, Kazak...
Turan denen ulu toprak
Türk'ün gerçek vatanıdır.
 
Mesut İlkay Yanık



***



Dün... Bugün... Yarın...

I.

Başlıya baş eğdirip dizliye diz çöktürdük.
Şanlı Türk bayrağını diktik üç kıtaya dün.
Kosova’da Varna’da küfrün belini kırdık
Ki, gömdük nicesini koyup bir potaya dün.
Tanrı’nın izni ile cihanda dimdik durduk.
At sürdük ufuktaki en uzak noktaya dün.
Kasırgalar estirdik, yıldırımlar çaktırdık…
İşledik mührümüzü bütün haritaya dün…
Düşmana son yumruğu Dumlupınar'da vurduk
Ve kanlı dişlerini dağıttık ortaya dün...


II.

Eyvah! Şanlı maziyi yerden yere vurmuşuz.
Hafızalar bulanık, kalpler sislidir bugün…
Türk'ü İslam'ı tutup öteye savurmuşuz...
Gazi Osman'ın soyu kimin neslidir bugün?
Meydanlardan çekilip küfre imkân vermişiz.
Cengâverler uykuda, atlar usludur bugün.
Yüzümüzü Kâbe’den Paris’e çevirmişiz.
Ruh evimiz uğultu ve çan seslidir bugün.
Düşman yıkamamış da bizi biz devirmişiz...
Başına aklar düşmüş dağlar yaslıdır bugün.


III.

Şimdi böyle geçse de günlerimiz yas ile
Elbet şölen ederiz yine Turan’da yarın.
Ne dert kalır ne elem... Biter bütün gaile…
Kaybettiğimiz ruhu yakalayanda yarın…
Gayrı söz silinir de tekbirler düşer dile
Yine zikirle çarpar kalpler vatanda yarın.
Ve cenk borusu çalar, ordu ordu menzile
At koşup meydanları koyarız kanda yarın.
Sen ki, ey Türk düşmanı! Ne yapsan da nafile!
Yaşayacak bir yer yok sana cihanda yarın!
 
Mesut İlkay Yanık



***



Gün Açarken


Birliğe, beraberliğe,
Dirliğe ve şan gününe
Ant olsun, dehrin dileğe
Çatıp kavuşan gününe!
Ufukta gün açmaktadır.
Şahin gözler şafaktadır.
At koşturur han Bayındır
Zaferin nişan gününe…
Naralar acunu sarsın.
Hamlemiz hedefe varsın.
Tanrı bu şanla çıkarsın
Ömrümüzün son gününe…


Dar kapanda ey er Arslan
Maziden bir güç ararsan
Börteçin’i düşün bir an,
Dön, Ergenekon gününe.
O gün demir dağı deldik.
Ateş yakıp açtık gedik.
Dağlar çöktü, biz yükseldik
Mühür vurduk ün gününe.
Üflenince cenk borumuz
Başa geçti Gök Börümüz.
Tuğ kaldırdı Türk ordumuz
Kılıç ve kalkan gününe!


Doludizgin, akın akın…
Uzakları ettik yakın.
Baş dönüp maziye bakın;
Cuşe gelen Hun gününe!
Uçsuz bozkırları aştık.
Asya’nın bağrını deştik.
Gök Tuman'la kağanlıştık.
Erdik, Mete Han gününe!
Öncü tümen, on bin baştık.
Attila'yla kararlaştık.
Keskin dişli dağlar aştık
Çıktık burağan gününe!


Kasırgadan sert bir hızla
At sürdük tüm varımızla
Yıkıcı ılgarımızla
Parçalanan kın gününe…
Ant olsun, il saya saya
Kimi atlı, kimi yaya
Şems açarken Avrupa'ya
Girdiğimiz tan gününe!
Ki, Roma’ya kâbus olduk.
Burçlarına korku saldık.
Ordusunu mağlup kıldık,
Gömdük Katalon gününe.


Vezir Tonyukuk'u anın.
Bilge Han çağına dönün;
Set ardında Çin soyunun
Mahv-ı perişan gününe!
Türk ihtilal tarihinin
Şanlı vakasına inin;
Kırk çeriyle Şu Tigin’in,
Saraylar basan gününe…
İlteriş’le şaha kalkın!
Yükselin hey daha kalkın!
Bir kutlu sabaha kalkın!
Uyanın Turan gününe! …


Tekbir alıp Buğra Han’la
İslâm olduk has imanla...
Girdik coşkun heyecanla
Beş vakit ezan gününe...
Arştan bir ses geldi: “Doğrul!
Bozkurt budun, haydi doğrul!
Vakti tamam gayrı Tuğrul
Seğirtsin akın gününe! ”
Anadolu Çağrı Bey’le
Dalgalandı Türk sesiyle...
Üçler, kırklar nefesiyle…
İn, Dandanakan gününe!


Serdarımız Afşin Bey’dir.
Yârenimiz ok ve yaydır.
Savaş bize gerçek toydur.
Koşarız tuğyan gününe!
Alp Arslan'ın çerileri
Kimi akça, kimi sarı...
Gömdü bütün has küffarı
Malazgirt meydan gününe!
Kılıç Arslan, Tanrı eri…
Erlerin en bahadırı…
Şanla koştu atlıları
Miryokefalon gününe!


Tuğ kaldırdı Gazi Osman
Söğüt’ün berk ovasından…
Yemin etti gaza, iman,
Devlet ve Kur’an gününe.
Yazıldı bir soylu yazı…
Başa geçti Osman Gazi.
Çözdü bütün kör açmazı,
Set çekti taşkın gününe.
Ve bir bayrak yükseldi ki,
Cennet sancağıydı sanki…
Ki, at koştu Oğuz Türk’ü
Onunla destan gününe!


Şaştı cihan Kosova’da
Niğbolu’da, Haçova’da
Eflak, Boğdan ve Varna’da
Türk'ün şahlanan gününe!
Ve işledi yazgı tığı
Taşıdık en kutlu tuğu
Peygamberin methettiği
Sultan Mehmet Han gününe!
Yağının haçını kırdık!
Tahtını tacını kırdık!
Surunu, Beç’ini kırdık!
Çıktık Süleyman gününe.


Çanakkale, Kocatepe
Dumlupınar, Tınaztepe,
Sakarya’da girdik harbe;
Şahlanan vatan gününe!
Zevki bulduk şehadette.
Olmaz tasa, gam şehitte…
Şanla çıkar kıyamette
Kalkılacak din gününe…
Selâm olsun devletimin,
Beş bin yıllık milletimin,
Ve soylu memleketimin
Ayağa kalkan gününe!
 
Mesut İlkay Yanık



***


Er Şiiri

Er odur ki, sevdası da
Örtülüdür hem yası da.
Sır sızdırmaz yüreğinden
Ne namerde, ne çaşıda.

Ki, duyulsa namı erir
Dostlar üzerine yürür
Derler: “Nasıl gönül verir
Er-Oğuz bir Arnavut’a…”

Sevdanın bir gözü olsa…
Kılıç çalsan da körelse…
Hatırından onu silse…
Rüsva oldun yeter dosta!

Bir yosmanın aşkı ile
Nedir şu çekiğin çile…
Meftun olup düşmek dile
Yaraşır mı koç yiğide?

Er odur ki, gönlü dardır.
Onun bir tek aşkı vardır;
Er vatanla bahtiyardır.
Gerisi hep boş rabıta…

Kaynayan kanı delidir.
Elvanı bayrak alıdır.
Ki, akıp can vermelidir
Vatan adlı öz söğüde...

Yâdındaki öcü bilir
Vakti gelir, koymaz alır.
Bir onulmaz korku olur
Devrindeki her yezide…

Ak göğsünü gere gere
Şanla basar yağız yere.
Geçit vermez ne Ruslara
Ne Cermen’e, ne Çıfıt’a…

Bir Allah var bilir, tapar.
İman ona gerçek siper.
Ne iş olsa apar topar
Yakarır o Hakk mabuda.

Er, açmazdan bir kurtulsa
Kurtulup da dirlik bulsa…
Koçaklık bir destan olsa
Sığmaz ne söz ne kâğıda…
 
Mesut İlkay Yanık



***



Gitti Ozan

Şiir yazar, saz çalardı. Söyle niye gitti ozan?
Sözü yürek parçalardı. Deruniye gitti ozan.
“Irkımızı dereceğiz, düsturuna ereceğiz.
Her birimiz Börü Beğ’iz.” diye diye gitti ozan.
Kendi gitti sazı kaldı. Akıllarda sözü kaldı.
Gökte yıldız izi kaldı. Kaya kaya gitti ozan.
Alp Çeri’yle aynı anda… Savaşlarda koştu önde.
Ödül vakti geldiğinde en arkaya gitti ozan.
Üzerine kefen sarmış. Ablukalar, setler yarmış.
Anayurtta savaş varmış… Bindi taya gitti ozan.
Yücelerden kurşun yağa, seni alan ***** çağa.
Yükselerek Tanrı Dağ’a, kurultaya gitti ozan.
Büyük Turan düşü ile hakka bağlı, hakka köle…
Bir dem gibi düşüp göle battı suya gitti ozan.
Bir güz vakti Ötüken’de… Yaylar oku bırakanda…
Giray göğsü kaldı kanda, kör pusuya gitti ozan.
 
Mesut İlkay Yanık



***



Hasan

Silahını çekmiş nere gidersin?
Daha var kavgaya zaman be Hasan!
Yoksa sen de sürgünlere gidersin.
Bu çağ çetin, bu çağ yaman be Hasan!

Bu çağ ki, Türkkan’ı zindana attı.
Çelikten göğsünü deldi, kanattı.
Devrilince yere öldü zannetti.
Yine de ölmedi, Türkkan be Hasan!

Bu çağ ki, kimlere oyun etmedi.
Kimleri ardında koyun etmedi.
Bir bizi gütmeğe gücü yetmedi.
Esirgeyen Rabbe kurban be Hasan!

Kılıçsız, pusatsız, yalın ve atsız…
Senden evvel kavga verdiydi Atsız.
Ne çileler çekti hiç kabahatsiz…
Eğmedi başını bir an be Hasan!

İşte mazi, işte fikir, işte iz…
İlteriş Han, sana direnişte iz.
Bir gün birleşince hep o izde biz
Kopacaktır yine Tufan be Hasan!

Kılıçlar kınlardan çıkacak yine
Şimşekler misali çakacak yine
Saplanınca düşman gövdelerine
Kana doyacaktır meydan be Hasan!

Bilirim senin de kanın delidir.
Benzeşin Bayezid, namın velidir.
Al kanın yurt için dökülmelidir
Ne var ki az daha dayan be Hasan!

Ordumuz hücuma kalktığı anda
Şahlanıp bozkurtlar, zincir kıranda
Hep birleşeceğiz elbet Turan’da.
Turandır bize öz vatan be Hasan!
 
Mesut İlkay Yanık



***



Saygı Olsun

Kaç pusat vurdular kim bilir bize.
Kaç bin kez ecelle geldik göz göze.
Her geçen bahardan yaralar aldık.
Akan kanlarımız döndü denize.

Başlının başını ezdi gürzümüz
Getirdi nice sert dizliyi dize.
Hanlarımız dehri ettiler tamu
Acem’e, Cermen'e ve İngiliz’e…

Bir meç ucu gibi parlama yıldız.
Biz güneşi gömdük yüreğimize.
Mahmuzlayıp tavlı atlarımızı
Doludizgin koştuk izbe bir gize.

Bir sonsuzluk ki biz, orda yaşarız.
Tüm yokuşlarımız çıkar o düze.
Yarıp karanlığı vasat yerinden
Uçar ruhlarımız bengi gündüze.

Ki, tüm teşne tinler kanar orada
Burcu burcu utku kokan kımıza.
Ve biz baktıkça hep gururlanırız
Yıldızlardan aydın, öz ırkımıza…

Saygı olsun Çağrı’ya, Kül Tegin’e
Saygı olsun maruf atam Oğuz’a.
Saygı olsun Tanrı Dağ’ın erleri
Saygı olsun kutlu ruhlarınıza.
 
Mesut İlkay Yanık



***



Sayha


Bugün bozkurt sesimiz dünkü kadar gür değil!
Altay’dan duyulduğu anki kadar gür değil!
Ve bir gece yarısı kasırgalar kopartan
Kırk yiğit erle Kür Şad’ınki kadar gür değil!

Kararmış ışığımız, aysızız, güneşsiziz.
Katı bir sis çağında rehbersiziz, başsızız.
Coğrafyamız kan içre, gene de uğraşsızız.
Ondandır ki, nice öz yurtlarımız hür değil!

Türkistan’da, Kerkük’te, Karabağ’da, Kırım’da,
Öz meskenim bildiğim kadim topraklarımda,
Can veren baturlarım canlanır hatırımda…
Ki, akan al kanları, göl değil, nehir değil!

Hani nerde kubbeler diktiğimiz topraklar?
Manastır'lar, Mora'lar, Belgrad'lar, Eflak’lar?
Kuşlar ne dem Turan'da kanat oynatacaklar?
Göğümüz niçin aydın ve gümbür gümbür değil?

Hayli oldu kopuzlar bu gamla figan eder.
Ağlar, Turan’a ağlar ve çaldıkça şöyle der:
“Zannetmeyin bu devran daim böylece gider,
Bir kahraman çıkar ve çarkı bozar, zor değil! ”
 
Mesut İlkay Yanık




***



Uygur Türkü'nün Dramı


Çin burcunda kurt başlı sancak sallanmadıkça
Tutsak Türk’ün öz kanı damlar toprağa sıkça.
Gök girsin! Kızıl çıksın! Kurtulamaz Türk ırkı;
Ötüken’de birleşip Gök Türk’ü anmadıkça…

Uygur Türkü’nün yurdu daraldıkça daralır
Özgürlük dudaklarda bir marş olarak kalır
Gök bayrağın yerini kızıldan bir bez alır
Şu kurgan uykusundan kalkıp uyanmadıkça…

Türkistan’dan yükselen çığlığı duya duya
Nasıl yatarsın ey Türk, yün yatakta uykuya?
Sana uyku ne gerek! Yağı kesmiş her kaya
Turan ateşi ile tutuşup yanmadıkça…

Düşman işgalindeyken Urumçi’nin her yeri
Durulur mu sandınız Türkistan’ın dertleri?
Tan atarken bir gece parçalayıp setleri
Yüz bin mızrağımızla Çin’e dayanmadıkça…

Doğunca Türk güneşi yine tan atacaktır
Kuşlar Turan ilinde kanat oynatacaktır.
Davran behey gökyüzü şimşeklerini çaktır.
Senin kubben durdukça ırkım yaşayacaktır.
 
Mesut İlkay Yanık
Facebook'a Ekle
Kayıtlı
ATSIZALP
OTAĞ BEKÇİSİ
Türkçü BOZKURT

ileti Sayısı: 9.081


Orta Asyadan Anadoluya , Metehandan Mustafa Kemale


« Yanıtla #1 : 01 Mart 2015, 00:41:25 »

Vatan Sana Canım Feda
Facebook'a Ekle
Kayıtlı

Hiçbir, bölücü, yobaz, kansız ve abd emperyalizminin uşağı, TÜRK'ü yıldıramaz!
BUNA İNANIYOR, BUNUN İÇİN SAVAŞIYORUZ!
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Harita | Arşiv | 1 | 2 | 3 | 4 | XML | Rss
PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.20 | SMF © 2006-2009, Simple Machines

Google'a ekle
BOZKURT FM*
XHTML 1.0 Uyumlu! Dilber MC teması HarzeM tarafından
Bu Sayfa 0.05 Saniyede 22 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs adds 0.01s, 2q)


Türkçü Turancı Otağ
Otağımıza üye olarak Türklüğe ve Türkçülüğe katkıda bulunabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.